Mâide suresi

Mâide suresi, 114. ayet

Mâide suresi, 114. ayet. قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

ḳâle `îse-bnü meryeme-llâhümme rabbenâ enzil `aleynâ mâidetem mine-ssemâi tekûnü lenâ `îdel lievvelinâ veâḫirinâ veâyetem mink. verzuḳnâ veente ḫayru-rrâziḳîn.

Diyanet İşleri

Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 111–117 · surenin 114. ayeti / 120

Konu Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra Mâide 109–120 3

  1. Mâide 111

    Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

  2. Mâide 112

    Hani havariler de, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının" demişti.

  3. Mâide 113

    Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.

  4. 114

    Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

  5. Mâide 115

    Allah da, "Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse, artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti.

  6. Mâide 116

    Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

  7. Mâide 117

    "Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 111–120. ayetler için yazılmıştır.

111. “Hani Havarilere…” Yani üzerindeki şu nimetimi de hatırla ki sana uyacak kimseler ve yardımcılar ihsan etmiştim. Ben havarilere “vahyetmiştim”, yani ilham etmiştim, kalplerine bana ve peygamberime iman etmeleri ilhamını yerleştirmiştim. Veya senin ağzından, senin vasıtanla onlara vahyetmiştim. Yani Allah’tan sana gelen vahiy ile onlara emretmiştim, onlar da bu emri kabul ederek boyun eğmiş ve: “İman ettik, müslümanlar olduğumuza şahit ol, demişlerdi.” Böylelikle zahiren, salih ameller ile emre itaat etmeyi kapsayan İslâm’ı ve kişiyi münafıklıktan ve iman zafiyetinden kurtaran batınî imanı bir arada ifade ettiler.

Havariler, ensar/yardımcılar demektir. Nitekim Meryem oğlu İsa aleyhisselam havarilere: “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kim olacak? demiş, Havariler de: Biziz Allah yardımcıları, demişlerdi.” (es-Saff, 61/14)

112. “Bir vakit Havariler: “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” Yani üzerinde yiyecek şeyler bulunan bir sofra indirebilir mi? “dediler.” Onların bu şekilde soru sormaları, Yüce Allah’ın kudreti ve buna güç yetirebilmesi hususunda herhangi bir şüpheden ileri gelmiyordu. Onların sözlerinde bir teklif ve edebe riâyet eden bir üslup görülmektedir. Bu gibi mucizelerin gösterilmesini istemek, hakka bağlılığa aykırıdır. Havarilerden sadır olan bu sözlerin böyle bir şeyi vehmettirme ihtimali bulunduğundan dolayı İsa aleyhisselam onlara öğüt vererek: “Eğer mümin iseniz, Allah’tan korkup sakının, dedi.” Çünkü mü’min bir kimsenin sahip olduğu iman, Allah’ın emrine itaat etmesini ve sonra ne olacağı belli olmayan türden bir takım mucizelerin gösterilmesi talep etmemesini gerektirir.

113. Havariler bu istekte bulunmaktan maksatlarının böyle olmadığını, aksine iyi bir maksatla ona ihtiyaç duyduklarından dolayı bu talepte bulunduklarını haber verdiler ve “dediler ki: Biz istiyoruz ki o sofradan yiyelim”; bu onların sofraya ihtiyaçlarının bulunduğuna delildir. Gözlerimizle bakacağımız mucizeleri görelim de “kalplerimiz” iman ile “tatmin olsun” daha önce ilme’l-yakîn olan imanımız böylelikle ayne’l-yakîn olsun. Nitekim İbrahim el-Halil aleyhisselam da Yüce Rabbinden, ölüleri nasıl dirilttiğini kendisine göstermesini isteyince: “(Rabbi:) İnanmadın mı yoksa? buyurdu, o da: İnandım, fakat kalbimin tatmin olması için demişti.” (el-Bakara, 2/260)

Kulun her zaman için ilminin, yakînin ve imanının artmasına ihtiyacı vardır. Bundan dolayı Allah azze ve celle: “Senin bize doğru söylediğini (yakinen) bilelim” dediklerini aktarmaktadır. Yani senin getirdiklerinin doğru, hak ve gerçek olduğunu bilelim. “ve ona şahitlik edenlerden olalım.” Böylelikle bu, bizden sonrakiler için de bir maslahat olsun. Biz senin doğruluğuna şahit olalım da bu yolla başkalarına karşı delil ortaya konmuş olsun ve senin doğruluğunun delili daha bir pekişsin.

114. İsa aleyhisselam bu sözü işitip de onların maksatlarını öğrenince onların isteklerini kabul ederek şöyle dedi: “Ey Allah’ım, ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki bizim için hem önceden gelenlerimize, hem sonra geleceklerimize bir bayram ve senden bir mucize olsun.” Yani sofranın ineceği vakit bu büyük mucizenin hatırlanacağı bir bayram olsun. Bu, iyice bellensin ve zaman boyunca unutulmasın, yıllar geçtikçe hatırlanmaya devam edilsin. Nitekim Allah azze ve celle müslümanların bayramlarını ve belli vakitlerdeki ibadetlerini de ilâhi belgelerini hatırlatan, peygamberlerin sünnetlerine, onların izledikleri dosdoğru yola, Allah’ın üzerlerindeki lütuf ve ihsanına dikkat çeken birer sebep kılmıştır. “Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” Yani o sofrayı bize bir rızık olarak ihsan et. İsa aleyhisselam bu sofranın indirilmesini birisi kalıcı bir mucize olması şeklindeki dini maslahat, diğeri ise rızık olması şeklindeki dünyevi maslahat olmak üzere iki maslahat için istemişti.

115. “Allah buyurdu ki: “Ben onu size elbette indiririm. Ama ondan sonra içinizden her kim küfre saparsa, ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azap ile azap ederim.” Çünkü o, bu göz kamaştırıcı mucizeyi görmekle birlikte sırf inat ve zulmü dolayısı ile küfre sapmış demektir. Böylece can yakıcı azabı ve çetin cezayı hak etmiş olur.

Yüce Allah hem bu sofrayı indireceği vaadinde bulunmuş hem de eğer küfre sapacak olurlarsa bu azap ile onları tehdit etmiştir. Ancak sofranın indirildiğinden söz etmemiştir. Buna göre onların bunu tercih etmemiş olmaları sebebi ile sofranın inmemiş olma ihtimali vardır. Şu anda hristiyanların elinde bulunan İncillerde bundan hiçbir şekilde söz edilmemesi de buna delalet etmektedir. Ancak Allah’ın vaadettiği gibi bu sofranın indirilmiş olma ihtimali de vardır. Çünkü O, sözünden caymaz. Bu durumda hristiyanların ellerinde bulunan İncillerde bu sofradan söz edilmemesi kendilerine verildiği halde sonradan unuttukları bölümlerden olması sebebiyledir. Yahut da İncil’de bundan söz edilmemiş, bu sadece aralarında sonrakilerin öncekilerden nakledegeldikleri bir bilgi mirası olmuştur. Bu yüzden de Allah azze ve celle bununla yetinerek ayrıca İncil’de bundan söz etmemiş olabilir. Nitekim Yüce Allah’ın: “ve biz de ona şahitlik edenlerden olalım” buyruğu da buna delil teşkil etmektedir. Durumun gerçek mahiyetini en iyi bilen Allah’tır.

116. “Allah: “Ey Meryem oğlu İsa, insanlara Allah’ı bırakıp da beni ve anamı iki ilâh edinin, diye sen mi söyledin?” diyeceği zaman…” Bu buyruk, “Şüphesiz Allah, üçün üçüncüsüdür” diyen hristiyanlara bir azarlamadır. Yüce Allah bu sözü İsa’ya söyleyecek, İsa ise böyle bir sözle ilişkisinin olmadığını belirtip: “Seni” böyle bir çirkin bir sözden ve sana yakışmayan her husustan “tenzih ederim” diyecektir. “Hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yaraşmaz.” Benim niteliklerim arasında yer almayan, haklarım arasında bulunmayan herhangi bir sözü söylemek bana yakışmaz ve bu benim yapabileceğim bir şey değildir. Çünkü ne mukarreb melekler ne mürsel peygamberler ne de onlardan başka herhangi bir yaratılmışın, uluhiyet makamında hakkı yoktur, böyle bir hakka sahip olması, böyle bir hakkı elde etmesi de söz konusu değildir. Aksine bütün kullar Yüce Allah’ın idaresi altındadır. Allah'ın idaresine boyun eğmişlerdir ve hepsi de muhtaç ve acizdirler.

“Şâyet ben onu söylemiş isem zaten sen onu bilirsin. Sen içimde olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilemem.” Zira Sen benim kalbimde olanı benden de iyi bilirsin. “Şüphesiz Sen gaybı en iyi bilensin.” Bu, Mesih aleyhisselam’ın Rabbine hitabında kemal derecesinde edepli olduğunu göstermektedir. Çünkü O: “Ben böyle bir şey söylemedim” dememiştir. Aksine kendisinin o şerefli ve üstün makamına aykırı hiçbir söz söylemeyeceğini ve böyle bir şeyin esasen imkânsız olduğunu haber vererek, Rabbini böyle bir sözden tam anlamı ile tenzih etmiş; sonra da bu husustaki kesin bilgiyi gizliyi de açığı da bilen Allah’a havale etmiştir.

117. Daha sonra İsa İsrailoğullarına neyi emretmiş olduğunu açıkça söz konusu ederek şöyle demiştir: “Ben onlara bana emrettiğinden başkasını söylemedim.” Çünkü ben senin emrine uyan bir kulum. Senin azametine karşı cüretkârlık gösterebilmem ise söz konusu değildir. “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin” dedim. Yani ben onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini, dini sadece O’na halis kılmalarını emrettim. Benim bu emrim, Allah’tın dışında beni ve anamı iki ilâh edinmelerini yasaklama anlamı ihtiva ettiği gibi, aynı zamanda benim, senin rububiyetini kabul eden bir kul olduğuma dair bir açıklamayı da ihtiva etmekteydi. Zira ben: O, sizin Rabbiniz olduğu gibi benim de Rabbimdir, dedim.

“Aralarında bulunduğum sürece üzerlerinde şahit idim.” Bu emri kimin yerine getirdiği, kimin de getirmediği hususunda tanıklık ediyordum. “Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde (tek) gözetleyici Sen oldun.” ve onların sırlarına da gizlediklerine de sen muttali oldun. “Sen her şeye” ilminle, işitmenle, görmenle “şahitsin.” Senin ilmin, ilme konu olan her şeyi; işitmen, işitmeye konu olan her şeyi; görmen de görülebilecek her şeyi kuşatmıştır. Kullarına onların yaptıklarını bildiğin hayra ve şerre göre karşılık, mükâfat veya ceza veren sensin.

118. “Şayet onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın)” Sen onlara kendilerinden daha çok acırsın. Onların hallerini en iyi sen bilirsin. Eğer onlar bile bile azgınlıkta direnen kullar değillerse zaten onlara azap etmezsin. “Eğer onları mağfiret edersen şüphe yok ki Sen Azîzsin” yani sen acizliğinden ve kudretsizliğinden dolayı mağfiret ve affeden değilsin. Mağfireti, kemal derecesindeki izzet ve kudretinden tecelli edensin “Hakîmsin.” Senin hikmetin, günahlarının bağışlanmasını gerektiren sebepleri yerine getiren kimselere mağfiret etmeni gerektirir.

119. “Allah (bütün bunlardan sonra)” Kıyamet gününde kullarının halini, onlardan kimin kurtulacağını, kimin helâk olacağını, kimin bedbaht, kimin de bahtiyar olacağını açıklayarak “buyurur: Bugün doğru olanların doğruluklarının kendilerine fayda vereceği gündür.” Doğru olanlar (sadıklar); sözleri, amelleri ve niyetleri, Sırat-ı müstakim üzere ve hidâyete uygun şekilde dosdoğru olan kimselerdir. Bunlar bu doğruluğun meyvesini Kıyamet gününde Allah subhanehu’nun onları “her şeye gücü yeten mutlak hükümdar nezdindeki doğruluk makamına” (el-Kamer, 54/55) çıkartacağı vakit alacaklardır. İşte bundan dolayı Allah şöyle buyurulmaktadır: “Onlara altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebediyyen kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte en büyük kurtuluş budur.” Yalancılar ise doğru olanların tam zıddıdırlar. Onlar da söyledikleri yalanların ve iftiraların zararını, bozuk amellerinin neticesini göreceklerdir.

120. “Göklerin, yerin ve onlarda ne varsa hepsinin hükümranlığı Allah’ındır.” Onları yaratan, hem kaderî hükmü gereğince hem şer’î hükmü gereğince hem de amellere karşılık olmak üzere koyduğu cezai hükmü gereğince onları idare edip yöneten O’dur. Bundan dolayı da: “O, her şeye gücü yetendir” buyurmuştur. Hiçbir şey O’nu aciz bırakmaz. Aksine her şey, O’nun meşîetine ve emrine boyun eğmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İsa onların bu taleplerini kabul ederek Allah'a şöyle dua etti: Rabbimiz, gökten bize bir yemek sofrası indir. Onu bize indirdiğin günden itibaren, bizden hayatta olanlar ve bizden sonra gelecek olanlar için sana olan şükrümüzü tazim edeceğimiz bayram günü edinelim. Senin vahdaniyetine ve gönderdiklerinin doğruluğuna delalet eden apaçık bir mucize olur. Sana ibadet etmemize yardımcı olacak rızıkla bizi rızıklandır. Ey Rabbimiz! Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. عِيسَى iysa Îsa
  3. ٱبْنُ bnu oğlu kök: بني
  4. مَرْيَمَ meryeme Meryem
  5. ٱللَّهُمَّ llahumme Allah'ım kök: اله
  6. رَبَّنَآ rabbena Rabbimiz kök: ربب
  7. أَنزِلْ enzil indir kök: نزل
  8. عَلَيْنَا aleyna bizim üzerimize
  9. مَآئِدَةًۭ maideten bir sofra kök: ميد
  10. مِّنَ mine -ten
  11. ٱلسَّمَآءِ s-semai gök- kök: سمو
  12. تَكُونُ tekunu olsun kök: كون
  13. لَنَا lena bizim için
  14. عِيدًۭا iyden bir bayram kök: عود
  15. لِّأَوَّلِنَا lievvelina öncemiz için kök: اول
  16. وَءَاخِرِنَا ve ahirina ve sonramız için kök: اخر
  17. وَءَايَةًۭ ve ayeten ve bir mu'cize (olsun) kök: ايي
  18. مِّنكَ ۖ minke Senden
  19. وَٱرْزُقْنَا verzukna bizi rızıklandır kök: رزق
  20. وَأَنتَ ve ente ve sen
  21. خَيْرُ hayru en hayırlısısın kök: خير
  22. ٱلرَّٰزِقِينَ r-razikine rızık verenlerin kök: رزق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ميد (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Îsâ

    Hani havariler de, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı…

  • Aynı kök: عود (63 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De…

  • Aynı kök: ميد (5 geçiş)

    (15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar…

  • Aynı kök: ميد (5 geçiş)

    Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Hayır

    Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Hayır

    Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah,…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Hayır

    Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Ortak kavram: Hayır

    Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Meryem oğlu İsa şöyle dua etmişti: "Allah'ım! Rabbimiz! Bize hem bizim hem de öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bir bayram ve senden bir delil olacak şekilde gökten bir sofra indir! Bizi rızıklandır! Sen rızık verenlerin en hayırlısısın."

Mustafa İslamoğlu

Meryem oğlu İsa dedi ki: "Ey Allah'ım Rabbimiz! Gökten bize bir sofra gönder: o, bizim için ilkimizden sonuncumuza kadar sürekli bir sevinç ve Senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira rızık verenlerin en hayırlısı sensin.

Muhammed Esed

İsa, Meryemin oğlu, "Ey Allahım, ey Rabbimiz!" dedi, "Gökten bize bir sofra gönder: o, bizim için ilkimizden sonuncumuza kadar sürekli tekrarlanan bir ziyafet ve senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira Sen rızık verenlerin en iyisisin!"

Ahmed Hulusi

Meryemoğlu İsa: "Allahım! Rabbimiz. . . Üzerimize semadan bir maide inzal et bizim için de, hem evvelimiz ve hem ahirimiz için bir bayram ve senden bir delil olsun. . . Rızıklandır bizi; sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

Ali Bulaç

Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen'den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.

Ali Özek ve heyeti

Meryem Oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi rızıklandır, zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

Ali Rıza Safa

Meryem Oğlu İsa, "Allahım... Efendimiz!" dedi; "Gökten bize bir sofra indir; öncemiz ve sonramız için bir kutlama ve Senden bir mucize olsun. Ve bize geçimlikler ver. Çünkü Sen, geçimlik verenlerin en iyisisin!"

Bayraktar Bayraklı

Meryem oğlu İsa şöyle demişti: "Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir, Havarilerle bana, şu anki nesillerimize ve gelecekteki nesillerimize bir bayram ve senden bir delil olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en cömerdisin."

Edip Yüksel

Meryem oğlu İsa: "Tanrımız, Efendimiz, bize gökten bir ziyafet indir de hepimiz ve her birimiz için bir bayram ve Sen'den bir delil olsun. Bizi rızıklandır. Sen en iyi rızık verensin" dedi. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kuran'ın matematiksel mucizesi, büyük mucizelerden olduğu için (74:35), onu öğrenenlerin sorumluluğu da büyüktür. * Ayrıca, Tanrı'nın İsa'ya sürekli olarak "Meryem oğlu" diye seslenmesi dikkat çekicidir. İncil'de de sık sık "insanoğlu" olarak tanımlanan İsa'nın, buna rağmen "Tanrı'nın biricik oğlu" olarak anılması, insanların kahramanları putlaştırma eğilimlerinin delillerinden biridir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Meryem oğlu İsa: 'Tanrımız, Rabbimiz, bize gökten bir ziyafet indir de hepimiz ve herbirimiz için bir bayram ve Sen'den bir delil olsun. Bizi rızıklandır. Sen en iyi rızık verensin,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı: "Allah, ey bizim yegane Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve kudretinden bir nişane olsun! Bizleri rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Isa ibni Meryem şöyle yalvardı: Ya Allah! ey bizim yegane rabbımız! bize Semadan bir maide indir ki bizim için hem evvelimiz, hem ahırımız için bir bayram ve kudretinden bir nişane ola ve bizleri merzuk eyle ki sen hayrurrazikinsin

Erhan Aktaş

Meyrem Oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet. dipnot 1 Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıt, gösterge.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Meryem oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet. dipnot 1 Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıt, gösterge.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Meryem oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet. dipnot 1 Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıt, gösterge.

Gültekin Onan

Meryem oğlu İsa: "Tanrım, rabbimiz, bize gökten bir sofra indir de öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.

Hasan Basri Çantay

Meryem oğlu İsa (düa ederek) dedi ki: "Hey Allah, hey bizim Rabbimiz, üstümüze gökden bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem ahirimiz için bir bayram ve senden bir ayet (mu'cize) olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızk verenlerin en hayırlısısın".

İbni Kesir

Meryem oğlu İsa'da: Allahım; Rabbımız, üstümüze gökten bir sofra indir ki, bizim hem öncekilerimiz, hem sonrakilerimiz için bir bayram ve Senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık vernlerin en hayırlısısın, diye dua etmişti.

Mehmet Alagaş

(111-115) Bir vakit havarilere, Bana ve Resulüme iman edin diye vahyettik, iman ettik, şahit ol ki biz teslim olanlarız dediler, bir vakit havariler, ey Meryem oğlu İsa, Rabbinin gökten bir sofra indirmeye kapasitesi yeter mi? dediler, İsa, eğer iman ediyorsanız Allah’tan sakının dedi. Ondan yemeyi, kalplerimizin tatmin olmasını, bize olan bağlılığını / sadakatini bilelim, O sofraya şahitler olalım istiyoruz dediler. Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, bize, evvelimize ve ahirimize bir bayram, senden bir gösterge / bir ayet olsun, bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin hayırlısısın. Allah dedi ki size onu kesinlikle indiriyorum, sizden kim, sonrasında inkâr ederse, muhakkak ki ben ona, alemlerde kimseye etmediğim şekilde azap ederim.

Rowwad Tercüme Merkezi

Meryem oğlu İsâ: "Allah’ım! Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." dedi.

Süleyman Ateş

Meryem oğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay) Senden de bir mu'cize olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Meryemoğlu İsa dedi ki: "Ey Allah'ım! Ey Sahibimiz! Bize gökten bir sofra indir. Hem şimdikiler hem de bizden sonrakiler için bir bayram ve senden bir belge olsun. Bize rızık ver. Rızık verenlerin en hayırlısı sensin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Meryem oğlu İsa dedi ki "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir. Bizim için, öncekiler ve sonra gelenlerimiz için bir bayram hem de senden bir mucize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın."

Şaban Britch

Meryemoğlu İsa dedi ki: Allah’ım, Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

Şaban Piriş

Meryemoğlu İsa dedi ki: -Allah'ım, Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

Yaşar Nuri Öztürk

Meryem oğlu İsa şöyle yakardı: "Allahım, ey Rabbimiz! Üzerimize gökten bir sofra indir de bizim hem öncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olsun, senden bir mucize olsun. Rızıklandır bizi! Rızık verenlerin en hayırlısı sensin!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then you made your invocatory prayer, thus "O Allah, our Creator, I pray and beseech you to send down to us from your heaven’s realm a table set with food to serve as an occasion to yield our souls to festive mirth and to regale the first and the last of us who conform their will to Your will and as a graceful sign convincing people of Your Omnipotence and Authority. O Allah, our Creator, and provision us from your bounty with the means of sustaining life; You are the best purveyor to fit every person with what is necessary and with what he needs".

Abdul Haleem

Jesus, son of Mary, said, ‘Lord, send down to us a feast from heaven so that we can have a festival- the first and last of us- and a sign from You. Provide for us: You are the best provider.’

Abdullah Yusuf Ali

Said Jesus the son of Mary: "O Allah our Lord! Send us from heaven a table set (with viands), that there may be for us - for the first and the last of us - a solemn festival and a sign from thee; and provide for our sustenance, for thou art the best Sustainer (of our needs)."

Abul A'la Maududi

Jesus, son of Mary, then prayed: 'O Allah, our Lord, send down to us a repast from the heavens that shall be a festival for the first of us and for the last of us, and a sign from You. And provide us with sustenance, for You are the best Provider of sustenance.'

Aisha Bewley

‘Isa son of Maryam said, ‘Allah, our Lord, send down a table to us out of heaven to be a feast for us, for the first and last of us, and as a Sign from You. Provide for us! You are the Best of Providers!’

Al-Hilali & Khan

‘Îsâ (Jesus), son of Maryam (Mary), said: "O Allâh, our Lord! Send us from the heaven a table spread (with food) that there may be for us - for the first and the last of us - a festival and a sign from You; and provide us sustenance, for You are the Best of sustainers."

Ali Quli Qarai

Said Jesus son of Mary, ‘O Allah! Our Lord! Send down to us a table from the sky, to be a festival for us, for the first ones and the last ones among us and as a sign from You, and provide for us; for You are the best of providers. ’

Amatul Rahman Omar

Jesus, son of Mary, prayed, `O Allâh! our Lord! send down to us a table spread with a sure and lasting food from heaven that it may be to us a (source of) festival ever recurring, to the first of us and to the last of us and (serve as) sign from You and provide sustenance for us, for You are the Best of providers of sustenance. '

Arthur John Arberry

Said Jesus son of Mary, 'O God, our Lord, send down upon us a Table out of heaven, that shall be for us a festival, the first and last of us, and a sign from Thee. And provide for us; Thou art the best of providers.'

Bijan Moeinian

Then Jesus, son of Mary, prayed: "O Lord send us from the heaven a table fit for a feast; may the first and the last of us celebrate it as a sign from you. O Lord grant us our daily needs as you are the best Provider."

E. Henry Palmer

Said Jesus the son of Mary, 'O God, our Lord! send down to us a table from heaven to be to us as a festival, - to the first of us and to the last, and a sign from Thee, - and grant us provision, for Thou art the best of providers. '

Edip-Layth

Jesus son of Mary said, "Our Lord and god, send down to us a feast from heaven, that it becomes a joy to us from the first to the last, and a sign from You, and provide for us, you are the best provider."

George Sale

Said Jesus, son of Mary, 'O Allah, our Lord, send down to us a table from heaven spread with food that it may be to us a festival, to the first of us and to the last of us and a Sign from Thee; and provide sustenance for us, for Thou art the Best of Sustainers. '

Hamid S. Aziz

Said Jesus the son of Mary, "O Allah, our Lord! Send down to us a table spread with food from heaven, to be a feast for us, for the first of us and for the last of us, and a sign from Thee. Give us sustenance, for Thou art the best of Providers."

Mahmoud Ghali

Isa son of Maryam said, "O Allah, our Lord, send down upon us a Table from the heaven that will be (for) us a festival, for the first of us and the last (of us), and a sign from You. And provide for us; and You are The Most Charitable of providers."

Marmaduke Pickthall

Jesus, son of Mary, said: O Allah, Lord of us! Send down for us a table spread with food from heaven, that it may be a feast for us, for the first of us and for the last of us, and a sign from Thee. Give us sustenance, for Thou art the Best of Sustainers.

Mohamed Ahmed - Samira

Said Jesus, son of Mary. "O God, our Lord, send down a table well laid out with food from the skies so that this day may be a day of feast for the earlier among us and the later, and a token from You. Give us our (daily) bread, for You are the best of all givers of food."

Muhammad Asad

Said Jesus, the son of Mary: "O God, our Sustainer! Send down upon us a repast from heaven: it shall be an ever-recurring feast for us - for the first and the last of us -and a sign from Thee. And provide us our sustenance, for Thou art the best of providers!"

Mustafa Khattab

Jesus, son of Mary, prayed, "O Allah, our Lord! Send us from heaven a table spread with food as a feast for us—the first and last of us—and as a sign from You. Provide for us! You are indeed the Best Provider."

Progressive Muslims

Jesus son of Mary, said: "O God, send down to us a feast from heaven, that it becomes a joy to us from the first to the last, and a sign from You, and provide for us, you are the best provider. "

Rashad Khalifa

Said Jesus, the son of Mary, "Our god, our Lord, send down to us a feast from the sky. Let it bring plenty for each and every one of us, and a sign from You. Provide for us; You are the best Provider."

Sahih International

Said Jesus, the son of Mary, "O Allah, our Lord, send down to us a table [spread with food] from the heaven to be for us a festival for the first of us and the last of us and a sign from You. And provide for us, and You are the best of providers."

Sam Gerrans

Jesus, son of Mary said: “O God, our Lord: send Thou down upon us a table spread from the sky to be a feast for us — for the first of us and the last of us — and a proof from Thee; and give Thou us provision; and Thou art the best of providers.”

Shabbir Ahmed

Jesus, son of Mary, said, "O God our Lord! Help us create the Heavenly System on earth that ensures abundance of provision for all of us. Let there be a happy feast for the founders and the followers of the Divine System. This will be a Sign from You that Your Commands are blissful. Provide for us and You are the Best of providers."

Syed Vickar Ahamed

Isa (Jesus), the son of Maryam (Mary), said: "O Allah, our Lord! Send us from heaven a Table set (with meats and food), that there may be for us— For the first and the last of us— A true and holy feast and a Sign from You; And provide for us the means to live, for You are the Best Provider (Khair-ur-Razikheen, of our needs). "

Taqi Usmani

‘Īsā son of Maryam said, "O Allah, our Lord, send down to us a repast from heaven which may be a happy occasion for us, for all our generations present and future, and a sign from You, and give us provisions. You are the best Giver of Provisions."

The Monotheist Group

Jesus, son of Mary, said: "Our god, our Lord, send downto us a feast from the heaven, that it becomes a joy to us from the first to the last, and a sign from You, and provide for us, you are the best provider."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 114. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 114. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 114. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩