Mâide suresi

Mâide suresi, 116. ayet

Mâide suresi, 116. ayet. وَإِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ءَأَنتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِى وَأُمِّىَ إِلَٰهَيْنِ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالَ سُبْحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِى بِحَقٍّ إِن كُنتُ قُلْتُهُۥ فَقَدْ عَلِمْتَهُۥ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى وَلَآ أَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

veiẕ ḳâle-llâhü yâ `îse-bne meryeme eente ḳulte linnâsi-tteḫiẕûnî veümmiye ilâheyni min dûni-llâh. ḳâle sübḥâneke mâ yekûnü lî en eḳûle mâ leyse lî biḥaḳḳ. in küntü ḳultühû feḳad `alimteh. ta`lemü mâ fî nefsî velâ a`lemü mâ fî nefsik. inneke ente `allâmü-lguyûb.

Diyanet İşleri

Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 113–119 · surenin 116. ayeti / 120

Konu Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra Mâide 109–120 3

  1. Mâide 113

    Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.

  2. Mâide 114

    Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

  3. Mâide 115

    Allah da, "Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse, artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti.

  4. 116

    Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

  5. Mâide 117

    "Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

  6. Mâide 118

    "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.

  7. Mâide 119

    Allah, şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 111–120. ayetler için yazılmıştır.

111. “Hani Havarilere…” Yani üzerindeki şu nimetimi de hatırla ki sana uyacak kimseler ve yardımcılar ihsan etmiştim. Ben havarilere “vahyetmiştim”, yani ilham etmiştim, kalplerine bana ve peygamberime iman etmeleri ilhamını yerleştirmiştim. Veya senin ağzından, senin vasıtanla onlara vahyetmiştim. Yani Allah’tan sana gelen vahiy ile onlara emretmiştim, onlar da bu emri kabul ederek boyun eğmiş ve: “İman ettik, müslümanlar olduğumuza şahit ol, demişlerdi.” Böylelikle zahiren, salih ameller ile emre itaat etmeyi kapsayan İslâm’ı ve kişiyi münafıklıktan ve iman zafiyetinden kurtaran batınî imanı bir arada ifade ettiler.

Havariler, ensar/yardımcılar demektir. Nitekim Meryem oğlu İsa aleyhisselam havarilere: “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kim olacak? demiş, Havariler de: Biziz Allah yardımcıları, demişlerdi.” (es-Saff, 61/14)

112. “Bir vakit Havariler: “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” Yani üzerinde yiyecek şeyler bulunan bir sofra indirebilir mi? “dediler.” Onların bu şekilde soru sormaları, Yüce Allah’ın kudreti ve buna güç yetirebilmesi hususunda herhangi bir şüpheden ileri gelmiyordu. Onların sözlerinde bir teklif ve edebe riâyet eden bir üslup görülmektedir. Bu gibi mucizelerin gösterilmesini istemek, hakka bağlılığa aykırıdır. Havarilerden sadır olan bu sözlerin böyle bir şeyi vehmettirme ihtimali bulunduğundan dolayı İsa aleyhisselam onlara öğüt vererek: “Eğer mümin iseniz, Allah’tan korkup sakının, dedi.” Çünkü mü’min bir kimsenin sahip olduğu iman, Allah’ın emrine itaat etmesini ve sonra ne olacağı belli olmayan türden bir takım mucizelerin gösterilmesi talep etmemesini gerektirir.

113. Havariler bu istekte bulunmaktan maksatlarının böyle olmadığını, aksine iyi bir maksatla ona ihtiyaç duyduklarından dolayı bu talepte bulunduklarını haber verdiler ve “dediler ki: Biz istiyoruz ki o sofradan yiyelim”; bu onların sofraya ihtiyaçlarının bulunduğuna delildir. Gözlerimizle bakacağımız mucizeleri görelim de “kalplerimiz” iman ile “tatmin olsun” daha önce ilme’l-yakîn olan imanımız böylelikle ayne’l-yakîn olsun. Nitekim İbrahim el-Halil aleyhisselam da Yüce Rabbinden, ölüleri nasıl dirilttiğini kendisine göstermesini isteyince: “(Rabbi:) İnanmadın mı yoksa? buyurdu, o da: İnandım, fakat kalbimin tatmin olması için demişti.” (el-Bakara, 2/260)

Kulun her zaman için ilminin, yakînin ve imanının artmasına ihtiyacı vardır. Bundan dolayı Allah azze ve celle: “Senin bize doğru söylediğini (yakinen) bilelim” dediklerini aktarmaktadır. Yani senin getirdiklerinin doğru, hak ve gerçek olduğunu bilelim. “ve ona şahitlik edenlerden olalım.” Böylelikle bu, bizden sonrakiler için de bir maslahat olsun. Biz senin doğruluğuna şahit olalım da bu yolla başkalarına karşı delil ortaya konmuş olsun ve senin doğruluğunun delili daha bir pekişsin.

114. İsa aleyhisselam bu sözü işitip de onların maksatlarını öğrenince onların isteklerini kabul ederek şöyle dedi: “Ey Allah’ım, ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki bizim için hem önceden gelenlerimize, hem sonra geleceklerimize bir bayram ve senden bir mucize olsun.” Yani sofranın ineceği vakit bu büyük mucizenin hatırlanacağı bir bayram olsun. Bu, iyice bellensin ve zaman boyunca unutulmasın, yıllar geçtikçe hatırlanmaya devam edilsin. Nitekim Allah azze ve celle müslümanların bayramlarını ve belli vakitlerdeki ibadetlerini de ilâhi belgelerini hatırlatan, peygamberlerin sünnetlerine, onların izledikleri dosdoğru yola, Allah’ın üzerlerindeki lütuf ve ihsanına dikkat çeken birer sebep kılmıştır. “Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” Yani o sofrayı bize bir rızık olarak ihsan et. İsa aleyhisselam bu sofranın indirilmesini birisi kalıcı bir mucize olması şeklindeki dini maslahat, diğeri ise rızık olması şeklindeki dünyevi maslahat olmak üzere iki maslahat için istemişti.

115. “Allah buyurdu ki: “Ben onu size elbette indiririm. Ama ondan sonra içinizden her kim küfre saparsa, ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azap ile azap ederim.” Çünkü o, bu göz kamaştırıcı mucizeyi görmekle birlikte sırf inat ve zulmü dolayısı ile küfre sapmış demektir. Böylece can yakıcı azabı ve çetin cezayı hak etmiş olur.

Yüce Allah hem bu sofrayı indireceği vaadinde bulunmuş hem de eğer küfre sapacak olurlarsa bu azap ile onları tehdit etmiştir. Ancak sofranın indirildiğinden söz etmemiştir. Buna göre onların bunu tercih etmemiş olmaları sebebi ile sofranın inmemiş olma ihtimali vardır. Şu anda hristiyanların elinde bulunan İncillerde bundan hiçbir şekilde söz edilmemesi de buna delalet etmektedir. Ancak Allah’ın vaadettiği gibi bu sofranın indirilmiş olma ihtimali de vardır. Çünkü O, sözünden caymaz. Bu durumda hristiyanların ellerinde bulunan İncillerde bu sofradan söz edilmemesi kendilerine verildiği halde sonradan unuttukları bölümlerden olması sebebiyledir. Yahut da İncil’de bundan söz edilmemiş, bu sadece aralarında sonrakilerin öncekilerden nakledegeldikleri bir bilgi mirası olmuştur. Bu yüzden de Allah azze ve celle bununla yetinerek ayrıca İncil’de bundan söz etmemiş olabilir. Nitekim Yüce Allah’ın: “ve biz de ona şahitlik edenlerden olalım” buyruğu da buna delil teşkil etmektedir. Durumun gerçek mahiyetini en iyi bilen Allah’tır.

116. “Allah: “Ey Meryem oğlu İsa, insanlara Allah’ı bırakıp da beni ve anamı iki ilâh edinin, diye sen mi söyledin?” diyeceği zaman…” Bu buyruk, “Şüphesiz Allah, üçün üçüncüsüdür” diyen hristiyanlara bir azarlamadır. Yüce Allah bu sözü İsa’ya söyleyecek, İsa ise böyle bir sözle ilişkisinin olmadığını belirtip: “Seni” böyle bir çirkin bir sözden ve sana yakışmayan her husustan “tenzih ederim” diyecektir. “Hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yaraşmaz.” Benim niteliklerim arasında yer almayan, haklarım arasında bulunmayan herhangi bir sözü söylemek bana yakışmaz ve bu benim yapabileceğim bir şey değildir. Çünkü ne mukarreb melekler ne mürsel peygamberler ne de onlardan başka herhangi bir yaratılmışın, uluhiyet makamında hakkı yoktur, böyle bir hakka sahip olması, böyle bir hakkı elde etmesi de söz konusu değildir. Aksine bütün kullar Yüce Allah’ın idaresi altındadır. Allah'ın idaresine boyun eğmişlerdir ve hepsi de muhtaç ve acizdirler.

“Şâyet ben onu söylemiş isem zaten sen onu bilirsin. Sen içimde olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilemem.” Zira Sen benim kalbimde olanı benden de iyi bilirsin. “Şüphesiz Sen gaybı en iyi bilensin.” Bu, Mesih aleyhisselam’ın Rabbine hitabında kemal derecesinde edepli olduğunu göstermektedir. Çünkü O: “Ben böyle bir şey söylemedim” dememiştir. Aksine kendisinin o şerefli ve üstün makamına aykırı hiçbir söz söylemeyeceğini ve böyle bir şeyin esasen imkânsız olduğunu haber vererek, Rabbini böyle bir sözden tam anlamı ile tenzih etmiş; sonra da bu husustaki kesin bilgiyi gizliyi de açığı da bilen Allah’a havale etmiştir.

117. Daha sonra İsa İsrailoğullarına neyi emretmiş olduğunu açıkça söz konusu ederek şöyle demiştir: “Ben onlara bana emrettiğinden başkasını söylemedim.” Çünkü ben senin emrine uyan bir kulum. Senin azametine karşı cüretkârlık gösterebilmem ise söz konusu değildir. “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin” dedim. Yani ben onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini, dini sadece O’na halis kılmalarını emrettim. Benim bu emrim, Allah’tın dışında beni ve anamı iki ilâh edinmelerini yasaklama anlamı ihtiva ettiği gibi, aynı zamanda benim, senin rububiyetini kabul eden bir kul olduğuma dair bir açıklamayı da ihtiva etmekteydi. Zira ben: O, sizin Rabbiniz olduğu gibi benim de Rabbimdir, dedim.

“Aralarında bulunduğum sürece üzerlerinde şahit idim.” Bu emri kimin yerine getirdiği, kimin de getirmediği hususunda tanıklık ediyordum. “Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde (tek) gözetleyici Sen oldun.” ve onların sırlarına da gizlediklerine de sen muttali oldun. “Sen her şeye” ilminle, işitmenle, görmenle “şahitsin.” Senin ilmin, ilme konu olan her şeyi; işitmen, işitmeye konu olan her şeyi; görmen de görülebilecek her şeyi kuşatmıştır. Kullarına onların yaptıklarını bildiğin hayra ve şerre göre karşılık, mükâfat veya ceza veren sensin.

118. “Şayet onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın)” Sen onlara kendilerinden daha çok acırsın. Onların hallerini en iyi sen bilirsin. Eğer onlar bile bile azgınlıkta direnen kullar değillerse zaten onlara azap etmezsin. “Eğer onları mağfiret edersen şüphe yok ki Sen Azîzsin” yani sen acizliğinden ve kudretsizliğinden dolayı mağfiret ve affeden değilsin. Mağfireti, kemal derecesindeki izzet ve kudretinden tecelli edensin “Hakîmsin.” Senin hikmetin, günahlarının bağışlanmasını gerektiren sebepleri yerine getiren kimselere mağfiret etmeni gerektirir.

119. “Allah (bütün bunlardan sonra)” Kıyamet gününde kullarının halini, onlardan kimin kurtulacağını, kimin helâk olacağını, kimin bedbaht, kimin de bahtiyar olacağını açıklayarak “buyurur: Bugün doğru olanların doğruluklarının kendilerine fayda vereceği gündür.” Doğru olanlar (sadıklar); sözleri, amelleri ve niyetleri, Sırat-ı müstakim üzere ve hidâyete uygun şekilde dosdoğru olan kimselerdir. Bunlar bu doğruluğun meyvesini Kıyamet gününde Allah subhanehu’nun onları “her şeye gücü yeten mutlak hükümdar nezdindeki doğruluk makamına” (el-Kamer, 54/55) çıkartacağı vakit alacaklardır. İşte bundan dolayı Allah şöyle buyurulmaktadır: “Onlara altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebediyyen kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte en büyük kurtuluş budur.” Yalancılar ise doğru olanların tam zıddıdırlar. Onlar da söyledikleri yalanların ve iftiraların zararını, bozuk amellerinin neticesini göreceklerdir.

120. “Göklerin, yerin ve onlarda ne varsa hepsinin hükümranlığı Allah’ındır.” Onları yaratan, hem kaderî hükmü gereğince hem şer’î hükmü gereğince hem de amellere karşılık olmak üzere koyduğu cezai hükmü gereğince onları idare edip yöneten O’dur. Bundan dolayı da: “O, her şeye gücü yetendir” buyurmuştur. Hiçbir şey O’nu aciz bırakmaz. Aksine her şey, O’nun meşîetine ve emrine boyun eğmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyamet günü Yüce Allah'ın Meryemoğlu İsa -aleyhisselam-'a hitap ederek: "Ey Meryemoğlu İsa! Beni ve annemi Allah'tan başka iki mabut olarak edinin! diye insanlara sen mi söyledin?" dediği zamanı hatırla! İsa Rabbini tenzih ederek şöyle cevap verdi: Onlara haktan başka bir şeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer ben böyle söylemiş olsaydım, kesinlikle sen bunu bilirdin. Çünkü hiçbir şey sana gizli kalmaz. Sen benim nefsimde gizlediğim şeyi bilirsin, ama ben ise senin nefsinde olanı bilmem. Şüphesiz sen tek başına her gizli ve açık olanı bilensin.

Kelimeler

44 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz ve yine
  2. قَالَ kale demişti ki kök: قول
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. يَـٰعِيسَى ya iysa Îsa
  5. ٱبْنَ bne oğlu kök: بني
  6. مَرْيَمَ meryeme Meryem
  7. ءَأَنتَ eente sen mi?
  8. قُلْتَ kulte dedin kök: قول
  9. لِلنَّاسِ linnasi insanlara kök: نوس
  10. ٱتَّخِذُونِى ttehizuni beni edinin kök: اخذ
  11. وَأُمِّىَ ve ummiye ve annemi kök: امم
  12. إِلَـٰهَيْنِ ilaheyni iki tanrı kök: اله
  13. مِن min
  14. دُونِ duni başka kök: دون
  15. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'tan kök: اله
  16. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  17. سُبْحَـٰنَكَ subhaneke sen yücesin kök: سبح
  18. مَا ma
  19. يَكُونُ yekunu değildir kök: كون
  20. لِىٓ li benim (haddime)
  21. أَنْ en
  22. أَقُولَ ekule söylemek kök: قول
  23. مَا ma bir şeyi
  24. لَيْسَ leyse olmayan kök: ليس
  25. لِى li benim için
  26. بِحَقٍّ ۚ bihakkin gerçek kök: حقق
  27. إِن in eğer
  28. كُنتُ kuntu olsaydım kök: كون
  29. قُلْتُهُۥ kultuhu demiş kök: قول
  30. فَقَدْ fekad muhakkak
  31. عَلِمْتَهُۥ ۚ alimtehu sen bunu bilirdin kök: علم
  32. تَعْلَمُ tea'lemu sen bilirsin kök: علم
  33. مَا ma olanı
  34. فِى fi
  35. نَفْسِى nefsi benim nefsimde kök: نفس
  36. وَلَآ ve la ve
  37. أَعْلَمُ ea'lemu ben bilmem kök: علم
  38. مَا ma olanı
  39. فِى fi
  40. نَفْسِكَ ۚ nefsike senin nefsinde kök: نفس
  41. إِنَّكَ inneke şüphesiz sen
  42. أَنتَ ente sensin
  43. عَلَّـٰمُ allamu bilen kök: علم
  44. ٱلْغُيُوبِ l-guyubi gizlileri kök: غيب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    "Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani Allah "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara ‘Beni ve annemi, Allah'ın peşi sıra iki ilah edinin!' diye sen mi dedin?" dediği zaman, (İsa) "(Haşa)! Sen yücesin. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Ben onu söyleseydim sen onu elbette bilirdin. Sen bendekini bilirsin, (oysa) ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki gizlilikleri bilen ancak sensin sen." demiş (olacak)tır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Mâide 5:109; Tevbe 9:78; Sebe' 34:48.

Mustafa İslamoğlu

Ve işte o zaman Allah "Ey Meryem oğlu İsa!" dedi, "Sen insanlara 'Allah'ın dışında, O'nun astı olarak beni ve annemi ilah edinin' mi dedin? Cevap verdi: "Zatını tenzih ederim! Kendim için hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım elbette Sen bilirdin. Sen benim sırrıma erersin, fakat ben Senin sırrına eremem. Şüphesiz yaratılmışların idrakini aşan her şeyi bilen yalnızca Sensin.

Muhammed Esed

Ve işte o zaman Allah, "Ey İsa, ey Meryem oğlu!" dedi, "Sen insanlara, 'Allahtan başka tanrılar olarak bana ve anneme kulluk edin dedin mi?" (İsa) cevap verdi: "Sen yücelikte sonsuzsun! (Söylemeye) hakkım olmayan bir şeyi hiç söyleyebilir miyim? Bunu söylemiş olsaydım sen muhakkak bilirdin! Sen benim içimdeki her şeyi bilirsin, halbuki ben Senin Zatında olanı bilmem. Şüphe yok ki, yaratılmış varlıkların idrakini aşan her şeyi tam bilen yalnız Sensin."

Ahmed Hulusi

Ve hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryemoğlu İsa!. . İnsanlara, 'Allah dununda beni ve annemi iki ilah edinin' diye sen mi söyledin?". . . (İsa) dedi ki: "Subhaneke (tenzih ederim seni)! Benim, Hak olmayanı söylemem nasıl mümkün olur? Eğer onu söylemişsem, (zaten) kesin sen onu bilmişsindir! Sen nefsimde olanı bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilmem! Kesin ki gaybların tamamını bilen sensin, sen!"

Ali Bulaç

Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse mutlaka sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin, ama ben Sen'de olanı bilmem. Gerçekten, görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen."

Ali Özek ve heyeti

Allah (Meryem'in oğlu İsa'ya) demişti ki: "Ey Meryem oğlu İsâ! Beni ve anamı Allah'tan başka iki ilâh edinin diye insanlara sen mi söyledin?" Îsâ ise, şöyle demişti: "Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Zaten bunu söylemiş olsam, sen onu muhakkak bilirdin. Sen benim nefsimdekini bilirsin, halbuki ben senin nefsinde olanı bilmem. Şüphe yoktur ki gaybları (gizlilikleri) hakkıyla bilen sensin."

Ali Rıza Safa

Ve Allah, şöyle dedi: "Ey Meryem Oğlu İsa! ‘Allah'tan başka ayrıca, beni ve annemi de iki tanrı edinin!' diye insanlara söyledin mi?" "Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Gerçeğe aykırı bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım, kesinlikle bilirdin. Sen, bende olanları bilirsin; oysa ben, Sende olanı bilemem. Kuşkusuz, gizli gerçekleri bilen, yalnızca Sensin, Sen!"

Bayraktar Bayraklı

İşte o zaman Allah; "Ey Meryem oğlu İsa! Beni ve anamı, Allah'tan başka iki tanrı edinin dedin mi?" diye sorduğu zaman İsa şöyle cevap verecek: "Haşa! Seni tenzih ederim, hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım sen muhakkak bilirdin! Sen benim içimdeki her şeyi bilirsin, halbuki ben senin zatında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin!"

Edip Yüksel

ALLAH şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sen mi halka, ‘ALLAH'tan başka beni ve annemi de tanrı edinin' dedin?" O şöyle cevap verecek: "Sen yücesin, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Zaten böyle bir şey söylemiş olsaydım sen bilirdin. Sen benim düşüncemi bilirsin; ancak ben senin düşünceni bilmem. Sen tüm gizemleri biliyorsun."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH şöyle diyecek: 'Ey Meryem oğlu İsa, sen mi halka, ' ALLAH tan başka beni ve annemi de tanrı edinin' dedin?' (İsa) şöyle cevap verecek: 'Sen yücesin, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Zaten böyle bir şey söylemiş olsaydım sen bilirdin. Sen benim düşüncemi bilirsin; ancak ben senin düşünceni bilmem. Sen tüm gizemleri biliyorsun.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Allah şöyle buyurduğu zaman: "Ey Meryem oğlu İsa, sen misin o insanlara "Beni ve o anamı Allah yanında iki tanrı edinin." diyen?" "Haşa, dedi, sen her türlü eksikliklerden münezzehsin ya Rab! Benim için gerçek olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer söylemiş olsaydım elbette Sen bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ben ise Senin zatında olanı bilmem! Şüphesiz Sen, gizlilikleri çok iyi bilensin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Allah buyurduğu vakit: Ey Meryemin oğlu Isa! Sen mi dedin o insanlara; "beni ve anamı Allahın yanında iki ilah edinin" diye? haşa, der: münezzeh sübhansın yarab! Benim için hakk olmıyan bir sözü söylemekliğim bana yakışmaz, eğer söyledimse elbette ma'lumundur, sen benim nefsimdekini bilirsin: ben ise senin zatindekini bilmem, şüphesiz ki sen "allamülguyub" sun

Erhan Aktaş

Allah: "Ey Meryem Oğlu İsa! İnsanlara, Allah'tan başka beni ve annemi iki ilah edinin diye sen mi söyledin?" buyurduğunda, "Sen yücesin." dedi. "Gerçek olmayan bir şeyi söylemek haddim değil. Ben onu söyleseydim, Sen onu bilirdin. Nefsimde olanı bilirsin, ben ise Sen'in zatında olanı bilmem. Sen, gaipleri eksiksiz bilensin."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah: "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, Allah'tan başka beni ve annemi iki ilah edinin diye sen mi söyledin?" buyurduğunda, "Sen yücesin." dedi. "Gerçek olmayan bir şeyi söylemek haddim değil. Ben onu söyleseydim, Sen onu bilirdin. Nefsimde olanı bilirsin, ben ise Sen'in zatında olanı bilmem. Sen, gaipleri eksiksiz bilensin."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah: "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, Allah'tan başka beni ve annemi iki ilah edinin diye sen mi söyledin?" buyurduğunda, "Sen yücesin." dedi. "Gerçek olmayan bir şeyi söylemek haddim değil. Ben onu söyleseydim, Sen onu bilirdin. Nefsimde olanı bilirsin, ben ise Sen'in zatında olanı bilmem. Sen, gaipleri eksiksiz bilensin."

Gültekin Onan

Tanrı: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve annemi Tanrı'yı bırakarak iki tanrı edinin diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse mutlaka sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin ama ben sende olanı bilmem. Gerçekten, gaybleri bilen sensin, sen."

Hasan Basri Çantay

Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara Allahı bırakıb da beni ve anamı iki tanrı edininiz diyen sen misin?" dediği zaman o, (şöyle) söyledi: "Seni tenzih ederim (ya Rab), hakkım olmadık bir sözü söylemekliğim bana yakışmaz. Eğer onu söyledimse elbette bunu bilmişsindir. Benim içimde olan (her) şey'i Sen bilirsin. Ben ise Senin zatinde olanı bilmem. Şübhesiz ki ğaybları hakkıyle bilen Sensin Sen".

İbni Kesir

Allah buyurmuştu ki: Ey meryem oğlu İsa; sen mi insanlara: Beni ve annemi Allah'tan başka iki ilah edinin, dedin? Demişti ki: Tenzih ederim Seni, hak olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer ben, onu söylemişsem; Sen, onu elbette bilirsin. Sen, benim içimde olanı bilirsin, ama ben Senin zatında olanı bilmem. Doğrusu görülmeyeni en iyi bilen Sensin, Sen.

Mehmet Alagaş

(116-117) Bir vakit Allah dedi ki, Ey Meryem oğlu İsa insanlara Allah’ın dışında, beni ve annemi ilah olarak edinin diye sen mi dedin? Dedi ki seni üstün tutarım ki benim gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz, eğer onu / o sözü söyleseydim, sen kesinlikle o nu bilirdin, sen nefsimde olanı da bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilemem, muhakkak ki sen gayb olanları / bize gizlenmiş olanları en iyi bilensin , bana emrettiklerin dışında herhangi bir şey söylemedim, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin dedim, aralarında olduğum süre zarfında onlar üzerinde şahit idim, ne zaman ki beni vefat ettirdin onlar üzerinde gözetleyici sadece sen oldun, sen her şeye şahitsin. Eğer onlara azap edeceksen muhakkak ki onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan muhakkak ki sen saygınsın, son kararı verensin. (Mesih’in / İsa’nın ilk vefatından sonra dünyaya tekrar gelmediğini ifade ettiği ayet)

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?” dediğinde, “Münezzehsin sen, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söylediysem, mutlaka sen onu bilirsin. Sen bende olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilmem. Gerçekten gaipleri bilen sadece sensin” dedi.

Süleyman Ateş

Ve yine Allah demişti ki: "Ey Meryem oğlu İsa sen mi insanlara 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". Haşa, dedi, Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir! Eğer demiş olsaydım, sen bunu bilirdin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gizlileri bilen yalnız sensin, sen!"

Süleymaniye Vakfı

Bir gün /Kıyamet günü Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! "Beni ve anamı Allah ile aranıza iki ilah olarak koyun." diyen sen misin? İsa diyecek ki: "Haşa! Ben sana içten boyun eğerim. Doğru kabul etmediğim bir şeyi söylemem mümkün değil. Eğer demiş olsaydım mutlaka bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin içinde olanı bilmem. Bütün gaybı dipnot 1 bilen sadece sensin! dipnot 2 "

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gayb, duyu organlarıyla algılanamayan veya hakkında bilgi olmayan şeye denir.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün Allah, şöyle diyecektir: "Meryem oğlu İsa! İnsanlara 'Beni ve anamı Allah ile aranıza iki tanrı olarak koyun?' diyen sen misin?" İsa diyecek ki "Ben sana içten boyun eğerim. Benim doğru olmayanı söylemem olacak şey değildir. Eğer söylediysem, zaten bilirsin. Sen, benim içimdekini bilirsin ama ben senin içindekini bilmem. Bütün gaybı (her şeyin içyüzünü) bilen sadece sensin.

Şaban Britch

Allah: Ey Meryemoğlu İsa! "Beni ve annemi Allah’tan başka iki ilah olarak edinin" diye insanlara sen mi söyledin? dediği zaman, İsa şöyle cevap verir: Seni noksanlıktan tenzih ederim, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer deseydim, elbette sen bunu bilirdin. Sen, benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem. Elbette sen, gaybları en iyi bilensin.

Şaban Piriş

Allah: -Ey Meryemoğlu İsa, "Beni ve annemi Allah'tan başka iki ilah olarak benimseyin." diye insanlara sen mi söyledin? dediği zaman, İsa şöyle cevap verir: - Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer deseydim, elbette sen bunu bilirdin. Sen, benim içimde olanı bilirsin, ben ise senin içinde olanı bilmem. Elbette sen, gaybları en iyi bilensin.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah şunu da söyledi: "Ey Meryem oğlu İsa! Allah'ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?" İsa dedi: "Haşa! Tespih ederim seni. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir. Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Çünkü sen, evet sen, gaybları çok iyi bilensin!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then Allah says to ‘Isa: "Did you O ‘Isa, the son of Maryam, ask the people to take you and your mother as two Ilah’s besides Allah and pay you the same tribute that is dutiful only to Allah!" "Glory be to You", says ‘Isa, and extolled are Your glorious attributes how could I have said what was never within my right and infinitely beyond my jurisdiction!" "If I had uttered it or even thought of it, You would have known it, You can read my thoughts whereas I cannot possibly read Yours; You are 'Alimun of the unknown and of the invisible and of all private thoughts and feelings".

Abdul Haleem

When God says, ‘Jesus, son of Mary, did you say to people, "Take me and my mother as two gods alongside God"?’ he will say, ‘May You be exalted! I would never say what I had no right to say- if I had said such a thing You would have known it: You know all that is within me, though I do not know what is within You, You alone have full knowledge of things unseen-

Abdullah Yusuf Ali

And behold! Allah will say: "O Jesus the son of Mary! Didst thou say unto men, worship me and my mother as gods in derogation of Allah'?" He will say: "Glory to Thee! never could I say what I had no right (to say). Had I said such a thing, thou wouldst indeed have known it. Thou knowest what is in my heart, Thou I know not what is in Thine. For Thou knowest in full all that is hidden.

Abul A'la Maududi

And imagine when thereafter Allah will say: 'Jesus, son of Mary, did you say to people: "Take me and my mother for gods beside Allah?" dipnot 1 and he will answer: "Glory to You! It was not for me to say what I had no right to. Had I said so, You would surely have known it. You know all what is within my mind whereas I do not know what is within Yours. You, indeed You, know fully all that is beyond the reach of human perception.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Christians were not content merely with deifying Jesus and the Holy Spirit. They even turned Mary, the mother of Jesus, into a full-fledged object of worship. The Bible does not contain even the remotest suggestion that Mary was in any way either divine or superhuman. During the first three centuries after the Messiah, such a concept was totally alien to Christian thinking. Towards the end of the third century of the Christian era, however, some theologians of Alexandria employed, for the first time, the expression 'Mother of God' in connection with Mary. Subsequently, belief in Mary's divinity and the practice of Mariolatry began to spread among Christians. Even then, however, the Church was not prepared to accord official approval to this belief and denounced the Mariolaters as heretics. It was not until the Council of Ephesus in 431 that the Church officially used the expression 'Mother of God' for Mary. The result was that Mariolatry began to spread fast within the Church itself, so much so that, by the time of the revelation of the Qur'an, Mary had become so important a deity that she obscured even the Father, the Son and the Holy Ghost. Statues of Mary adorned the cathedrals. She became the object of rites and worship. People addressed their prayers to her. She was regarded as the one who responded to people's supplications, who heeded people's grievances and complaints, who relieved them in distress, who provided support and succour to the helpless. For a devout Christian there could be no greater source of comfort and inner strength than the belief that he enjoyed the support and patronage of the 'Mother of God'. In the preamble of his code, Justinian had declared Mary to be the defender and supporter of his empire, and his general, Marses, sought Mary's guidance on the battlefield. Heraclius, a contemporary of the Prophet (peace be on him), had a picture of Mary on his standard and he was confident that by her grace the standard would never be lowered. Several centuries later the Protestants argued strongly against Mariolatry during the movement which led to the Reformation. The Roman Catholic Church has, nevertheless, managed so far to cling to Mariolatry in one form or another.

Aisha Bewley

And when Allah says, ‘‘Isa son of Maryam! Did you say to people, "Take me and my mother as gods besides Allah?"’ he will say, ‘Glory be to You! It is not for me to say what I have no right to say! If I had said it, then You would have known it. You know what is in my self but I do not know what is in Your Self. You are the Knower of all unseen things.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when Allâh will say (on the Day of Resurrection): "O ‘Îsâ (Jesus), son of Maryam (Mary)! Did you say unto men: ‘Worship me and my mother as two gods besides Allâh?’ " He will say: "Glory be to You! It was not for me to say what I had no right (to say). Had I said such a thing, You would surely have known it. You know what is in my inner-self though I do not know what is in Yours; truly, You, only You, are the All-Knower of all that is hidden (and unseen).

Ali Quli Qarai

And when Allah will say, ‘O Jesus son of Mary! Was it you who said to the people, ‘‘Take me and my mother for gods besides Allah’’?’ He will say, ‘Immaculate are You! It does not behoove me to say what I have no right to [say]. Had I said it, You would certainly have known it: You know whatever is in my self, and I do not know what is in Your Self. Indeed You are knower of all that is Unseen.

Amatul Rahman Omar

And when Allâh said, `O Jesus, son of Mary! did you say to the people, "Take me and my mother for two gods beside Allâh?"' He (-Jesus) replied, `Glory to You! it was not possible and proper for me to say thing to which I had no right. If I had said, You would indeed have known it, (for) You know all that is in my mind but I do not know what is in Yours. It is You alone Who truly know all things unseen.

Arthur John Arberry

And when God said, 'O Jesus son of Mary, didst thou say unto men, "Take me and my mother as gods, apart from God"?' He said, 'To Thee be glory! It is not mine to say what I have no right to. If I indeed said it, Thou knowest it, knowing what is within my soul, and I know not what is within Thy soul; Thou knowest the things unseen

Bijan Moeinian

God will ask [on the Day of Resurrection]: "O’ Jesus, son of Mary, did you ever ask the people to take you and your mother as deities beside the Lord?" Jesus will say: “O Glorious One, how could I [being your Messenger] have said such a thing? Had I ever said such a thing [see Matthew 7-& Luke 18-19], you would have known it as you know the innermost of my thought and I do not know nothing about your thoughts. ”

E. Henry Palmer

And when God said, 'O Jesus, son of Mary! is it thou who didst say to men, take me and my mother for two gods, beside God?' He said, 'I celebrate Thy praise! what ails me that I should say what I have no right to? If I had said it, Thou wouldst have known it; Thou knowest what is in my soul, but I know not what is in Thy soul; verily, Thou art one who knoweth the unseen.

Edip-Layth

God will say, "O Jesus son of Mary, did you tell the people to take you and your mother as gods besides God?" He said, "Be you glorified, I cannot say what I have no right to. If I had said it then You know it, You know what is in my person while I do not know what is in Your person. You are the Knower of the unseen."

George Sale

And when Allah will say, 'O Jesus, son of Mary, didst thou say to men, 'Take me and my mother for two gods beside Allah?' he will answer, 'Holy art Thou, I could never say that which I had no right. If I had said it, Thou wouldst have surely known it. Thou knowest what is in my mind, and I know not what is in Thy mind. It is Thou alone Who art the Knower of all hidden things;

Hamid S. Aziz

And when Allah said, "O Jesus, son of Mary! Was it you who did say to men, take me and my mother for two gods, beside Allah?" He said, "Glory be to Thee! What could have ailed me that I should have uttered what I had no right to? If I had said it, Thou wouldst have known it; Thou knowest what is in my mind, but I know not what is in Thy mind. Verily, Thou, only Thou art the Knower of the hidden.

Mahmoud Ghali

And as Allah said, "O Isa son of Maryam, (Jesus son of Mary) did you say to mankind, "cTake me and my mother to your selves as two gods, apart from Allah '?" He said, All Extolment be to You! In no way is it for me to say what I have no right to. In case I ever said it. then You already know it. You know whatever is within my self, and I do not know what is within Your Self; surely You, Ever You, are The Superb Knower of the Things Unseen.

Marmaduke Pickthall

And when Allah saith: O Jesus, son of Mary! Didst thou say unto mankind: Take me and my mother for two gods beside Allah? he saith: Be glorified! It was not mine to utter that to which I had no right. If I used to say it, then Thou knewest it. Thou knowest what is in my mind, and I know not what is in Thy Mind. Lo! Thou, only Thou, art the Knower of Things Hidden?

Mohamed Ahmed - Samira

And when God will ask: "O Jesus, son of Mary, did you say to mankind: 'Worship me and my mother as two deities apart from God?' (Jesus) will answer: "Halleluja. Could I say what I knew I had no right (to say)? Had I said it You would surely have known, for You know what is in my heart though I know not what You have. You alone know the secrets unknown.

Muhammad Asad

AND LO! God said: O Jesus, son of Mary! Didst thou say unto men, `Worship me and my mother as deities beside God'?" [Jesus] answered: "Limitless art Thou in Thy glory! It would not have been possible for me to say what I had no right to [say]! Had I said this, Thou wouldst indeed have known it! Thou knowest all that is within myself, whereas I know not what is in Thy Self. Verily, it is Thou alone who fully knowest all the things that are beyond the reach of a created being's perception.

Mustafa Khattab

And ˹on Judgment Day˺ Allah will say, "O Jesus, son of Mary! Did you ever ask the people to worship you and your mother as gods besides Allah?" He will answer, “Glory be to You! How could I ever say what I had no right to say? If I had said such a thing, you would have certainly known it. You know what is ˹hidden˺ within me, but I do not know what is within You. Indeed, You ˹alone˺ are the Knower of all unseen.

Progressive Muslims

And God will Say: "O Jesus son of Mary, did you tell the people to take you and your mother as gods instead of God" He said: "Be you glorified, I cannot say what I have no right of. If I had said it then You know it, You know what is in my soul while I do not know what is in Your soul. You are the Knower of the unseen."

Rashad Khalifa

GOD will say, "O Jesus, son of Mary, did you say to the people, 'Make me and my mother idols beside GOD?' " He will say, "Be You glorified. I could not utter what was not right. Had I said it, You already would have known it. You know my thoughts, and I do not know Your thoughts. You know all the secrets.,

Sahih International

And [beware the Day] when Allah will say, "O Jesus, Son of Mary, did you say to the people, 'Take me and my mother as deities besides Allah ?'" He will say, "Exalted are You! It was not for me to say that to which I have no right. If I had said it, You would have known it. You know what is within myself, and I do not know what is within Yourself. Indeed, it is You who is Knower of the unseen.

Sam Gerrans

And when God will say: “O Jesus, son of Mary: didst thou say to men: ‘Take me and my mother as two gods besides God?’” he will say: “Glory be to Thee! It was not for me to say that to which I had no right! If I had said it, then Thou wouldst have known it. Thou knowest what is in my soul, and I know not what is in Thy soul; Thou art the Knower of the Unseen Realms.

Shabbir Ahmed

On the Resurrection Day, Allah will say, "O Jesus, son of Mary! Did you say to mankind, 'Worship me and my mother as deities besides God?" He will respond, "Be Glorified! Never could I say what was not my right. If I said such a thing, You would indeed know it. You know what is in my mind, and I know not what is in Your mind. You, only You are the Knower of what is beyond human perception."

Syed Vickar Ahamed

And remember! Allah will say (on the Day of Judgment): "O Isa (Jesus) the son of Maryam (Mary)! Did you say to men, ‘Worship me and my mother as gods in derogation of Allah’?" He (Isa) will say: "Glory be to You! It was not for me to say what I had no right to say. If I had said such a thing, You would indeed have known it. You know what is in my heart, even though I do not know what is in Yours. Truly, You fully know all that is hidden and unseen.

Taqi Usmani

And when Allah said, "O ‘Īsā, son of Maryam, did you say to the people: ‘Take me and my mother as gods beside Allah?" He said, “Pure are You, it does not behoove me to say what is not right for me. Had I said it, You would have known it. You know what is in my heart, and I do not know what is in Your’s. You alone have full knowledge of all that is unseen.

The Monotheist Group

And God will say: "O Jesus, son of Mary, did you tell the people to take you and your mother as gods other than God?" He said: "Glory to you, I cannot say what I have no right of. If I had said it then You know it, You know what is in my self while I do not know what is in Your self. You are the Knower of the unseen."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 116. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 116. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 116. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩