Mâide suresi

Mâide suresi, 117. ayet

Mâide suresi, 117. ayet. مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

mâ ḳultü lehüm illâ mâ emertenî bihî eni-`büdü-llâhe rabbî verabbeküm. veküntü `aleyhim şehîdem mâ dümtü fîhim. felemmâ teveffeytenî künte ente-rraḳîbe `aleyhim. veente `alâ külli şey'in şehîd.

Diyanet İşleri

"Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 114–120 · surenin 117. ayeti / 120

Konu Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra Mâide 109–120 3

  1. Mâide 114

    Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.

  2. Mâide 115

    Allah da, "Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse, artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti.

  3. Mâide 116

    Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

  4. 117

    "Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

  5. Mâide 118

    "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.

  6. Mâide 119

    Allah, şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

  7. Mâide 120

    Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 111–120. ayetler için yazılmıştır.

111. “Hani Havarilere…” Yani üzerindeki şu nimetimi de hatırla ki sana uyacak kimseler ve yardımcılar ihsan etmiştim. Ben havarilere “vahyetmiştim”, yani ilham etmiştim, kalplerine bana ve peygamberime iman etmeleri ilhamını yerleştirmiştim. Veya senin ağzından, senin vasıtanla onlara vahyetmiştim. Yani Allah’tan sana gelen vahiy ile onlara emretmiştim, onlar da bu emri kabul ederek boyun eğmiş ve: “İman ettik, müslümanlar olduğumuza şahit ol, demişlerdi.” Böylelikle zahiren, salih ameller ile emre itaat etmeyi kapsayan İslâm’ı ve kişiyi münafıklıktan ve iman zafiyetinden kurtaran batınî imanı bir arada ifade ettiler.

Havariler, ensar/yardımcılar demektir. Nitekim Meryem oğlu İsa aleyhisselam havarilere: “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kim olacak? demiş, Havariler de: Biziz Allah yardımcıları, demişlerdi.” (es-Saff, 61/14)

112. “Bir vakit Havariler: “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” Yani üzerinde yiyecek şeyler bulunan bir sofra indirebilir mi? “dediler.” Onların bu şekilde soru sormaları, Yüce Allah’ın kudreti ve buna güç yetirebilmesi hususunda herhangi bir şüpheden ileri gelmiyordu. Onların sözlerinde bir teklif ve edebe riâyet eden bir üslup görülmektedir. Bu gibi mucizelerin gösterilmesini istemek, hakka bağlılığa aykırıdır. Havarilerden sadır olan bu sözlerin böyle bir şeyi vehmettirme ihtimali bulunduğundan dolayı İsa aleyhisselam onlara öğüt vererek: “Eğer mümin iseniz, Allah’tan korkup sakının, dedi.” Çünkü mü’min bir kimsenin sahip olduğu iman, Allah’ın emrine itaat etmesini ve sonra ne olacağı belli olmayan türden bir takım mucizelerin gösterilmesi talep etmemesini gerektirir.

113. Havariler bu istekte bulunmaktan maksatlarının böyle olmadığını, aksine iyi bir maksatla ona ihtiyaç duyduklarından dolayı bu talepte bulunduklarını haber verdiler ve “dediler ki: Biz istiyoruz ki o sofradan yiyelim”; bu onların sofraya ihtiyaçlarının bulunduğuna delildir. Gözlerimizle bakacağımız mucizeleri görelim de “kalplerimiz” iman ile “tatmin olsun” daha önce ilme’l-yakîn olan imanımız böylelikle ayne’l-yakîn olsun. Nitekim İbrahim el-Halil aleyhisselam da Yüce Rabbinden, ölüleri nasıl dirilttiğini kendisine göstermesini isteyince: “(Rabbi:) İnanmadın mı yoksa? buyurdu, o da: İnandım, fakat kalbimin tatmin olması için demişti.” (el-Bakara, 2/260)

Kulun her zaman için ilminin, yakînin ve imanının artmasına ihtiyacı vardır. Bundan dolayı Allah azze ve celle: “Senin bize doğru söylediğini (yakinen) bilelim” dediklerini aktarmaktadır. Yani senin getirdiklerinin doğru, hak ve gerçek olduğunu bilelim. “ve ona şahitlik edenlerden olalım.” Böylelikle bu, bizden sonrakiler için de bir maslahat olsun. Biz senin doğruluğuna şahit olalım da bu yolla başkalarına karşı delil ortaya konmuş olsun ve senin doğruluğunun delili daha bir pekişsin.

114. İsa aleyhisselam bu sözü işitip de onların maksatlarını öğrenince onların isteklerini kabul ederek şöyle dedi: “Ey Allah’ım, ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki bizim için hem önceden gelenlerimize, hem sonra geleceklerimize bir bayram ve senden bir mucize olsun.” Yani sofranın ineceği vakit bu büyük mucizenin hatırlanacağı bir bayram olsun. Bu, iyice bellensin ve zaman boyunca unutulmasın, yıllar geçtikçe hatırlanmaya devam edilsin. Nitekim Allah azze ve celle müslümanların bayramlarını ve belli vakitlerdeki ibadetlerini de ilâhi belgelerini hatırlatan, peygamberlerin sünnetlerine, onların izledikleri dosdoğru yola, Allah’ın üzerlerindeki lütuf ve ihsanına dikkat çeken birer sebep kılmıştır. “Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” Yani o sofrayı bize bir rızık olarak ihsan et. İsa aleyhisselam bu sofranın indirilmesini birisi kalıcı bir mucize olması şeklindeki dini maslahat, diğeri ise rızık olması şeklindeki dünyevi maslahat olmak üzere iki maslahat için istemişti.

115. “Allah buyurdu ki: “Ben onu size elbette indiririm. Ama ondan sonra içinizden her kim küfre saparsa, ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azap ile azap ederim.” Çünkü o, bu göz kamaştırıcı mucizeyi görmekle birlikte sırf inat ve zulmü dolayısı ile küfre sapmış demektir. Böylece can yakıcı azabı ve çetin cezayı hak etmiş olur.

Yüce Allah hem bu sofrayı indireceği vaadinde bulunmuş hem de eğer küfre sapacak olurlarsa bu azap ile onları tehdit etmiştir. Ancak sofranın indirildiğinden söz etmemiştir. Buna göre onların bunu tercih etmemiş olmaları sebebi ile sofranın inmemiş olma ihtimali vardır. Şu anda hristiyanların elinde bulunan İncillerde bundan hiçbir şekilde söz edilmemesi de buna delalet etmektedir. Ancak Allah’ın vaadettiği gibi bu sofranın indirilmiş olma ihtimali de vardır. Çünkü O, sözünden caymaz. Bu durumda hristiyanların ellerinde bulunan İncillerde bu sofradan söz edilmemesi kendilerine verildiği halde sonradan unuttukları bölümlerden olması sebebiyledir. Yahut da İncil’de bundan söz edilmemiş, bu sadece aralarında sonrakilerin öncekilerden nakledegeldikleri bir bilgi mirası olmuştur. Bu yüzden de Allah azze ve celle bununla yetinerek ayrıca İncil’de bundan söz etmemiş olabilir. Nitekim Yüce Allah’ın: “ve biz de ona şahitlik edenlerden olalım” buyruğu da buna delil teşkil etmektedir. Durumun gerçek mahiyetini en iyi bilen Allah’tır.

116. “Allah: “Ey Meryem oğlu İsa, insanlara Allah’ı bırakıp da beni ve anamı iki ilâh edinin, diye sen mi söyledin?” diyeceği zaman…” Bu buyruk, “Şüphesiz Allah, üçün üçüncüsüdür” diyen hristiyanlara bir azarlamadır. Yüce Allah bu sözü İsa’ya söyleyecek, İsa ise böyle bir sözle ilişkisinin olmadığını belirtip: “Seni” böyle bir çirkin bir sözden ve sana yakışmayan her husustan “tenzih ederim” diyecektir. “Hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yaraşmaz.” Benim niteliklerim arasında yer almayan, haklarım arasında bulunmayan herhangi bir sözü söylemek bana yakışmaz ve bu benim yapabileceğim bir şey değildir. Çünkü ne mukarreb melekler ne mürsel peygamberler ne de onlardan başka herhangi bir yaratılmışın, uluhiyet makamında hakkı yoktur, böyle bir hakka sahip olması, böyle bir hakkı elde etmesi de söz konusu değildir. Aksine bütün kullar Yüce Allah’ın idaresi altındadır. Allah'ın idaresine boyun eğmişlerdir ve hepsi de muhtaç ve acizdirler.

“Şâyet ben onu söylemiş isem zaten sen onu bilirsin. Sen içimde olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilemem.” Zira Sen benim kalbimde olanı benden de iyi bilirsin. “Şüphesiz Sen gaybı en iyi bilensin.” Bu, Mesih aleyhisselam’ın Rabbine hitabında kemal derecesinde edepli olduğunu göstermektedir. Çünkü O: “Ben böyle bir şey söylemedim” dememiştir. Aksine kendisinin o şerefli ve üstün makamına aykırı hiçbir söz söylemeyeceğini ve böyle bir şeyin esasen imkânsız olduğunu haber vererek, Rabbini böyle bir sözden tam anlamı ile tenzih etmiş; sonra da bu husustaki kesin bilgiyi gizliyi de açığı da bilen Allah’a havale etmiştir.

117. Daha sonra İsa İsrailoğullarına neyi emretmiş olduğunu açıkça söz konusu ederek şöyle demiştir: “Ben onlara bana emrettiğinden başkasını söylemedim.” Çünkü ben senin emrine uyan bir kulum. Senin azametine karşı cüretkârlık gösterebilmem ise söz konusu değildir. “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin” dedim. Yani ben onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini, dini sadece O’na halis kılmalarını emrettim. Benim bu emrim, Allah’tın dışında beni ve anamı iki ilâh edinmelerini yasaklama anlamı ihtiva ettiği gibi, aynı zamanda benim, senin rububiyetini kabul eden bir kul olduğuma dair bir açıklamayı da ihtiva etmekteydi. Zira ben: O, sizin Rabbiniz olduğu gibi benim de Rabbimdir, dedim.

“Aralarında bulunduğum sürece üzerlerinde şahit idim.” Bu emri kimin yerine getirdiği, kimin de getirmediği hususunda tanıklık ediyordum. “Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde (tek) gözetleyici Sen oldun.” ve onların sırlarına da gizlediklerine de sen muttali oldun. “Sen her şeye” ilminle, işitmenle, görmenle “şahitsin.” Senin ilmin, ilme konu olan her şeyi; işitmen, işitmeye konu olan her şeyi; görmen de görülebilecek her şeyi kuşatmıştır. Kullarına onların yaptıklarını bildiğin hayra ve şerre göre karşılık, mükâfat veya ceza veren sensin.

118. “Şayet onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın)” Sen onlara kendilerinden daha çok acırsın. Onların hallerini en iyi sen bilirsin. Eğer onlar bile bile azgınlıkta direnen kullar değillerse zaten onlara azap etmezsin. “Eğer onları mağfiret edersen şüphe yok ki Sen Azîzsin” yani sen acizliğinden ve kudretsizliğinden dolayı mağfiret ve affeden değilsin. Mağfireti, kemal derecesindeki izzet ve kudretinden tecelli edensin “Hakîmsin.” Senin hikmetin, günahlarının bağışlanmasını gerektiren sebepleri yerine getiren kimselere mağfiret etmeni gerektirir.

119. “Allah (bütün bunlardan sonra)” Kıyamet gününde kullarının halini, onlardan kimin kurtulacağını, kimin helâk olacağını, kimin bedbaht, kimin de bahtiyar olacağını açıklayarak “buyurur: Bugün doğru olanların doğruluklarının kendilerine fayda vereceği gündür.” Doğru olanlar (sadıklar); sözleri, amelleri ve niyetleri, Sırat-ı müstakim üzere ve hidâyete uygun şekilde dosdoğru olan kimselerdir. Bunlar bu doğruluğun meyvesini Kıyamet gününde Allah subhanehu’nun onları “her şeye gücü yeten mutlak hükümdar nezdindeki doğruluk makamına” (el-Kamer, 54/55) çıkartacağı vakit alacaklardır. İşte bundan dolayı Allah şöyle buyurulmaktadır: “Onlara altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebediyyen kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte en büyük kurtuluş budur.” Yalancılar ise doğru olanların tam zıddıdırlar. Onlar da söyledikleri yalanların ve iftiraların zararını, bozuk amellerinin neticesini göreceklerdir.

120. “Göklerin, yerin ve onlarda ne varsa hepsinin hükümranlığı Allah’ındır.” Onları yaratan, hem kaderî hükmü gereğince hem şer’î hükmü gereğince hem de amellere karşılık olmak üzere koyduğu cezai hükmü gereğince onları idare edip yöneten O’dur. Bundan dolayı da: “O, her şeye gücü yetendir” buyurmuştur. Hiçbir şey O’nu aciz bırakmaz. Aksine her şey, O’nun meşîetine ve emrine boyun eğmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İsa Rabbine şöyle dedi: "Rabbim ben insanlara sadece senin bana söylememi emrettiğin ibadette yalnız seni birlemelerinin dışında bir şey söylemedim. Ve ben onların arasında bulunduğum sürece onların söylediklerini gözeten idim. Benim onların arasındaki, süremi sona erdirip beni göğe diri olarak yükseltiğinde, ey Rabbim! Onların amellerini gözetleyen sadece Sen vardın. Sen her şeye şahitsin, sana hiçbir şey gizli kalmaz. Ne benim onlara söylediklerim ve ne de benden sonra onların söylemiş oldukları sana gizli kalmaz."

Kelimeler

29 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. قُلْتُ kultu ben söylemedim kök: قول
  3. لَهُمْ lehum onlara
  4. إِلَّا illa başka
  5. مَآ ma şeyden
  6. أَمَرْتَنِى emerteni bana emrettiğin kök: امر
  7. بِهِۦٓ bihi onu
  8. أَنِ eni
  9. ٱعْبُدُوا۟ a'budu kulluk edin kök: عبد
  10. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  11. رَبِّى rabbi benim Rabbim kök: ربب
  12. وَرَبَّكُمْ ۚ ve rabbekum ve sizin Rabbiniz olan kök: ربب
  13. وَكُنتُ ve kuntu idim kök: كون
  14. عَلَيْهِمْ aleyhim onlar üzerine
  15. شَهِيدًۭا şehiden şahid kök: شهد
  16. مَّا ma
  17. دُمْتُ dumtu olduğum sürece kök: دوم
  18. فِيهِمْ ۖ fihim onların içinde
  19. فَلَمَّا felemma fakat
  20. تَوَفَّيْتَنِى teveffeyteni sen beni vefat ettirince kök: وفي
  21. كُنتَ kunte sen oldun kök: كون
  22. أَنتَ ente sen
  23. ٱلرَّقِيبَ r-rakibe gözetleyen kök: رقب
  24. عَلَيْهِمْ ۚ aleyhim onları
  25. وَأَنتَ ve ente ve sen
  26. عَلَىٰ ala üzerine
  27. كُلِّ kulli her kök: كلل
  28. شَىْءٍۢ şey'in şey kök: شيا
  29. شَهِيدٌ şehidun şahitsin kök: شهد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رقب (24 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    "İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Şahitlik

    Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Şahitlik

    Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Şahitlik

    Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Ortak kavram: Şahitlik

    İsa, onların inkarlarını sezince, "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler, "Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah'a iman ettik. Şahit…

  • Aynı kök: دوم (9 geçiş)

    "Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

"Ben onlara, yalnızca senin bana emrettiğin (şu esası) söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!' dipnot 1 İçlerinde bulunduğum sürece durumlarına şahittim. Beni vefat ettirince dipnot 2 artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye şahitsin.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. İsa mahşerdeki sorgulanmasında Yüce Allah'ın kendisine soracağını bildirdiği "Beni ve annemi Allah'ın peşi sıra iki ilah edinin" şeklindeki sözü söylemediğini ifade etmektedir. Hz. İsa kavmine tebliğde bulunurken Yüce Allah'ın kendisine emrettiği şeyi yani tevhidi benimsemeleri gerektiğini onlara tebliğ ettiğini ve bunu da "Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin" cümlesiyle dile getirdiğini bildirmiş olacaktır. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:51; Meryem 19:36; Zuhruf 43:64.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette geçen [teveffeyte] fiili "vefat ettirmek" anlamına geldiği için, bu ayet Hz. İsa'nın da tıpkı diğer bütün önceki insanlar gibi vefat ettirildiğinin apaçık bir delilidir. Burada olduğu gibi [teveffeyte] fiili tek başına veya "ölüm"le ilgili bir kelimeyle kullanıldığında "öldürmek" demektir. Fakat En‘âm 6:60 ve Zümer 39:42'de olduğu gibi [el-leyl] "gece" veya [menâm] "uyku" gibi kelimelerle kullanılırsa, ancak o zaman "uyutmak" anlamına gelmektedir. Buradaki vefat ettirmek fiili çok açık bir şekilde "öldürmek" demektir. Bunu başka şekilde yorumlamak doğru değildir. Hz. İsa'nın vefatı konusunda Al-i İmrân 3:55 ve Nisâ 4:157-158'de de çeşitli bilgiler verilmektedir. Hz. Muhammed'in öldüğü bu dünyada başkasının sağ kaldığını düşünmek konuyu anlamamaktan veya başka kabulleri vahyin önüne geçirmekten başka bir şey değildir.

Mustafa İslamoğlu

Ben onlara bana emrettiğin, "Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" demekten başka bir şey söylemedim. Ve onların arasında yaşadığım sürece yaptıklarına şahitlik ettim. Fakat ne zaman ki Sen benim canımı aldın, artık onların gözetleyicisi yalnızca Sen oldun. Zaten Sen, her bir şeye ta özünden şahitsin.

Muhammed Esed

Ben onlara (söylememi) emrettiğin şeyden başkasını söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz (olan) Allaha kulluk edin (dedim). Ve onların arasında yaşadığım sürece yaptıklarına şahitlik ettim: Ama Sen bana ölümü verdikten sonra onların koruyucusu yalnız Sen oldun: Zaten Sen her şeye şahitsin.

Ahmed Hulusi

"Onlara: 'Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk bilincine erin' diye senin bana emrettiğinden başka bir şey söylemedim. . . Ben aralarında bulunduğum sürece üzerlerine şahit idim. . . Beni vefat ettirdin! Onlar üzerine Rakıyb sen oldun!. . Sensin her şey üzerine şahit!"

Ali Bulaç

"Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın."

Ali Özek ve heyeti

Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: «Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.

Ali Rıza Safa

"Bana verdiğin buyruklardan başka bir şey söylemedim: ‘Hem benim Efendim hem de sizin Efendiniz olan Allah'a hizmet edin!' Aralarında bulunduğum süre içinde onlara tanık oldum. Yaşamıma son verdikten sonra, artık, onların üzerinde, Gözetleyen, Sen oldun. Çünkü Sen, her şeye Tanıksın!"

Bayraktar Bayraklı

"Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim. 'Benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz' dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerinde kontrolcü idim. Beni vefat ettirince, artık onlar üzerinde gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkı ile görensin."

Edip Yüksel

"Ben onlara ‘Efendim ve Efendiniz olan ALLAH'a hizmet edin' diye bana emrettiğinden başkasını demedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara tanıktım. Canımı aldıktan sonra ise sen onların üzerine gözetleyici oldun. Sen her şeye Tanıksın."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ben onlara 'Rabbim ve Rabbiniz olan ALLAH'a kulluk edin' diye bana emrettiğinden başkasını demedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara tanıktım. Canımı aldıktan sonra ise sen onların üzerine gözetleyici oldun. Sen her şeye Tanıksın.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen bana ne emrettinse, ben onlara sadece onu söyledim. Hep "Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dedim. Aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde kontrolcü idim. Ne zaman ki beni içlerinden aldın, onları gözetleyen yalnız Sen kaldın. Zaten Sen herşeye şahitsin."

Elmalılı Hamdi Yazır

sen bana ne emrettinse ben onlara ancak onu söyledim: hep rabbim ve rabbiniz Allaha kulluk edin dedim ve içlerinde bulunduğum müddetce üzerlerinde şahid idim, vaktaki beni içlerinden aldın üzerlerinde murakıb ancak sen kaldın ve zaten sen her şey'e şahidsin

Erhan Aktaş

"Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece onlara gözetleyiciydim. Fakat beni vefat ettirince dipnot 1 onların üzerinde gözetleyici yalnızca Sen oldun. Ve Sen, Her Şeye Tanıksın."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetten de anlaşılacağı gibi İsa Nebi'nin de her insan gibi vefat ettiği açıkça görülmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece onlara gözetleyiciydim. Fakat beni vefat ettirince dipnot 1 onların üzerinde gözetleyici yalnızca Sen oldun. Ve Sen, Her Şeye Tanıksın."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetten de anlaşılacağı gibi İsa Nebi'nin de her insan gibi vefat ettiği açıkça görülmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allaha kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece onlara gözetleyiciydim. Fakat beni vefat ettirince dipnot 1 onların üzerinde gözetleyici yalnızca Sen oldun. Ve Sen, Her Şeye Tanıksın.".

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetten de anlaşılacağı gibi İsa Nebi'nin de her insan gibi vefat ettiği açıkça görülmektedir.

Gültekin Onan

"Ben onlara bana buyurduklarının dışında hiç bir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de rabbim, sizin de rabbiniz (olan) Tanrı'ya kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici sendin. Sen herşeyin üzerine şahid olansın."

Hasan Basri Çantay

Ben onlara senin bana emretdiğinden başkasını söylemedim, (dediğim hep şu idi:) "Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allaha kulluk edin. Ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcu idim. Fakat vakta ki Sen beni (içlerinden) aldın, üstlerinde nigehban yalınız Sen oldun. (Zaten) Sen (her zaman) her şey'e hakkıyle şahidsin".

İbni Kesir

Ben; onlara Senin bana buyuduğundan başkasını söylemedim. Rabbım ve Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Ben, aralarında bulunduğum sürece üzerlerine şahid idim. Beni öldürdüğünde onların murakıbı Sensin. Sen herşeye şahidsin.

Mehmet Alagaş

(116-117) Bir vakit Allah dedi ki, Ey Meryem oğlu İsa insanlara Allah’ın dışında, beni ve annemi ilah olarak edinin diye sen mi dedin? Dedi ki seni üstün tutarım ki benim gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz, eğer onu / o sözü söyleseydim, sen kesinlikle o nu bilirdin, sen nefsimde olanı da bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilemem, muhakkak ki sen gayb olanları / bize gizlenmiş olanları en iyi bilensin , bana emrettiklerin dışında herhangi bir şey söylemedim, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin dedim, aralarında olduğum süre zarfında onlar üzerinde şahit idim, ne zaman ki beni vefat ettirdin onlar üzerinde gözetleyici sadece sen oldun, sen her şeye şahitsin. Eğer onlara azap edeceksen muhakkak ki onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan muhakkak ki sen saygınsın, son kararı verensin. (Mesih’in / İsa’nın ilk vefatından sonra dünyaya tekrar gelmediğini ifade ettiği ayet)

Rowwad Tercüme Merkezi

“Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim. Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit oldum. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerilerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin.”

Süleyman Ateş

"Ben onlara: Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen herşeyi görensin.

Süleymaniye Vakfı

Bana ne emrettiysen onlara sadece onu söyledim: "Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim (ne yaptıklarını görüyordum). Ne zaman ki beni vefat ettirdin dipnot 1 , onları görüp gözeten sadece sen kaldın. Her şeye şahit olan sensin.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zümer 39/42'ye göre vefat, işi biten ruhun bedenden ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir, biri uykuya daldığında, diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında, ölen kişinin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner. (Bkz. Müminun 23/100 ve Tekvir 81/7) Bu ayete göre İsa aleyhisselam, vefatından sonraki ilk konuşmasını ahirette yapacağı için o, ölmüştür. Dünyaya tekrar gelmesi diye bir şey yoktur. (Al-i İmran 3/55)

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bana ne emrettiysen onlara onu söyledim. "Benim Rabbim dipnot 1 ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kul olun" dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Beni vefat ettirdikten dipnot 2 sonra onlar, sadece senin gözlemin altındaydılar. Her şeye şahit olan sensin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sahibi
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın İsa(as) vefat ettirdiğini "Ey İsa, ben seni vefat ettireceğim, ...." (Ali İmran 3/55) bildiriyor.

Şaban Britch

Ben onlara: “Rabbim ve Rabbimiz olan Allah’a ibadet edin” diye; senin bana emrettiğin dışında bir şey söylemedim. Aralarında bulunduğum sürece onlar üzerine şahit oldum. Beni vefat ettirdiğinde (aralarından alıp katına yükselttiğinde) üzerlerinde gözetleyici sadece sendin. Sen, her şeye şahitsin.

Şaban Piriş

Ben onlara "Rabbim ve Rabbimiz olan Allah'a kulluk edin" diye; senin bana emrettiğin dışında bir şey söylemedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit oldum. Beni öldürdüğün zaman da onları sen gözetiyordun. Sen, her şeye şahitsin.

Yaşar Nuri Öztürk

"Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun. Ve sen zaten her şey üzerinde bir Şehidsin, bir tanıksın."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

I never said to them, says ‘Isa, but what You had commanded me to say, thus: "Worship Allah, my Creator and your Creator". "And I observed their deeds and bore witness to their behaviour as long as I lived among them, and when you ordained that I depart life, You were the only one Who constantly kept a vigilant eye upon them and their deeds and toward themselves and toward others and witnessed their course of action You are Shahidun (witness) of all things in all respects".

Abdul Haleem

I told them only what You commanded me to: "Worship God, my Lord and your Lord." I was a witness over them during my time among them. Ever since You took my soul, You alone have been the watcher over them: You are witness to all things

Abdullah Yusuf Ali

"Never said I to them aught except what Thou didst command me to say, to wit, 'worship Allah, my Lord and your Lord'; and I was a witness over them whilst I dwelt amongst them; when Thou didst take me up Thou wast the Watcher over them, and Thou art a witness to all things.

Abul A'la Maududi

I said to them nothing except what You commanded me, that is: 'Serve Allah, my Lord and your Lord.' I watched over them as long as I remained among them; and when You did recall me, then You Yourself became the Watcher over them. Indeed, You are Witness over everything.

Aisha Bewley

I said to them nothing but what You ordered me to say: "Worship Allah, my Lord and your Lord. " I was a witness against them as long as I remained among them, but when You took me back to You, You were the One watching over them. You are Witness of all things.

Al-Hilali & Khan

"Never did I say to them aught except what You (Allâh) did command me to say: ‘Worship Allâh, my Lord and your Lord.’ And I was a witness over them while I dwelt amongst them, but when You took me up, You were the Watcher over them; and You are a Witness to all things. (This is a great admonition and warning to the Christians of the whole world).

Ali Quli Qarai

I did not say to them [anything] except what You had commanded me [to say]: ‘‘Worship Allah, my Lord and your Lord. ’’ And I was a witness to them so long as I was among them. But when You had taken me away, You Yourself were watchful over them, and You are witness to all things.

Amatul Rahman Omar

`I said nothing to them except that what You had commanded me, "Worship Allâh, my Lord as well as your Lord". I was a witness over them (only) so long as I remained among them but ever since You caused me to die, You Yourself have been the Watcher over them and You are the Witness to everything.

Arthur John Arberry

I only said to them what Thou didst command me: "Serve God, my Lord and your Lord. " And I was a witness over them, while I remained among them; but when Thou didst take me to Thyself, Thou wast Thyself the watcher over them; Thou Thyself art witness of everything.

Bijan Moeinian

"I only told them what you had ordered me to say: “Worship God, Who is my Lord as well as your Lord [see Luke 4-8 & John 20-17]. " I was a witness to their conduct as long as I was living with them. As to how they behaved after my death, you are the One Who knows it.”

E. Henry Palmer

I never told them save what Thou didst bid me, - "Worship God, my Lord and your Lord," and I was a witness against them so long as I was amongst them; but when Thou didst take me away to thyself Thou wert the watcher over them, for Thou art witness over all.

Edip-Layth

"I only said to them what You commanded me to say, that you shall serve God my Lord and your Lord; and I was witness over them as long as I was with them, but when You took me, You were watcher over them. You are witness over all things."

George Sale

I said nothing to them except that which Thou didst command me -- Worship Allah, my Lord and your Lord. And I was a witness over them as long as I remained among them, but since Thou didst cause me to die, Thou, hast been the Watcher over them, and Thou art Witness over all things;

Hamid S. Aziz

"I never told them save that which Thou didst command me (John7:16), 'Worship Allah, my Lord and your Lord,' and I was a witness of them so long as I was amongst them (see John17:6); but when Thou didst take me away to Thyself Thou wert the Watcher over them, for Thou art Witness over all.

Mahmoud Ghali

In no way did I say to them (anything) except whatever You commanded me (saying), "Worship Allah, my Lord, and your Lord. " And I was a witness over them, as long as I was among them; then as soon as You took me up, You, Ever You, have been The Watcher over them, and You are Ever-Witnessing over everything.

Marmaduke Pickthall

I spake unto them only that which Thou commandedst me, (saying): Worship Allah, my Lord and your Lord. I was a witness of them while I dwelt among them, and when Thou tookest me Thou wast the Watcher over them. Thou art Witness over all things.

Mohamed Ahmed - Samira

I said nought to them but what You commanded me: Worship God, my Lord and your Lord. And so long as I dwelt with them I was witness over their actions. And after my life had been done, You were their keeper; and You are a witness over all things.

Muhammad Asad

Nothing did I tell them beyond what Thou didst bid me [to say]: `Worship God, [who is] my Sustainer as well as your Sustainer. ' And I bore witness to what they did as long as I dwelt in their midst; but since Thou hast caused me to die, Thou alone hast been their keeper: for Thou art witness unto everything.

Mustafa Khattab

I never told them anything except what You ordered me to say: "Worship Allah—my Lord and your Lord!" And I was witness over them as long as I remained among them. But when You took me,[1] You were the Witness over them—and You are a Witness over all things.

Progressive Muslims

"I only said to them what You commanded me to say, that you shall serve God my Lord and your Lord; and I was witness over them as long as I was with them, but when You took me, You were watcher over them. You are witness over all things."

Rashad Khalifa

"I told them only what You commanded me to say, that: 'You shall worship GOD, my Lord and your Lord.' I was a witness among them for as long as I lived with them. When You terminated my life on earth, You became the Watcher over them. You witness all things.

Sahih International

I said not to them except what You commanded me - to worship Allah, my Lord and your Lord. And I was a witness over them as long as I was among them; but when You took me up, You were the Observer over them, and You are, over all things, Witness.

Sam Gerrans

“I said not to them but what Thou commandedst me: ‘Serve God, my Lord and your Lord.’ And I was a witness to them while I was among them; but when Thou tookest me, Thou wast the watcher over them; and Thou art witness to all things.

Shabbir Ahmed

"Never did I say to them except what You Commanded me to say, 'Worship and obey Allah my Lord and your Lord. ' I was a witness to them as long as I lived among them. After You caused me to die, You were the Watcher over them and You are Witness over all things and events."

Syed Vickar Ahamed

"Never did I say to them anything except what You did command me to say, which is, worship Allah, my Lord and your Lord: And I was a witness over them while I lived among them; When You did take me up, You were the Watcher over them, and You are a Witness to all things.

Taqi Usmani

I have not said to them anything but what You have ordered me to say, that is, ‘Worship Allah, my Lord and your Lord’ and I was a witness over them as long as I was with them. But when You recalled me, You were the One watching over them. You are a witness over everything.

The Monotheist Group

"I only said to them what You commanded me to say, that you shall serve God my Lord and your Lord; and I was witness over them as long as I was with them, but when You terminated my life, You were watcher over them. You are witness over all things."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 117. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 117. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 117. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩