Diyanet İşleri
Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 90. ayet. بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
bel eteynâhüm bilḥaḳḳi veinnehüm lekâẕibûn.
Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" Mü'minûn 78–92 3
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de.
Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
(91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 90–92. ayetler için yazılmıştır.
90. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Hayır, biz o yalancılara verdiği haberlerde doğruluk, emir ve yasaklarında adalet içeren hakkı getirdik. Ne diye bu hakkı ikrar ve kabul etmiyor ve onun uyulmaya en layık olduğunu söylemiyorlar? Hem onların elinde onun yerini tutacak -yalan ve zulümden başka- hiçbir şey yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah: “Ne var ki onlar, yalancıdırlar” buyurmaktadır.
91. “Allah, hiç evlât edinmemiştir ve O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur.” Bunun yalan olduğu, hem Allah’ın ve rasullerinin haberi ile hem de akl-ı selimin delaleti ile bilinen bir husustur. Bundan dolayı Yüce Allah, iki ilâhın varlığının mümkün olmadığına dair aklî delile dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “Eğer olsaydı” yani dedikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar bulunsa idi “her bir ilâh kendi yarattığını yanına alır” ilâhların her birisi sadece kendi yarattıklarını yanına alır, onlarla diğerlerinden bağımsız olarak varlığını korumaya çalışır, diğer ilâhlara karşı koymaya ve onları yenmeye gayret gösterirdi. “kimisi kimisine üstünlük sağlardı.” Böylece üstünlük sağlayan yegane ilâh olurdu. Alemin var olması ve akılları dehşete düşüren bir düzen içinde varlığını sürdürmesi, birden çok ilâhın varlığı ile bir arada düşünülemez. Güneş, ay, gezegenler ve sabit yıldızlar bunu ortaya koymaktadır. Bunlar yaratıldıkları günden beri belli bir düzen ve tek bir sistem çerçevesinde hareket etmektedirler. Hepsi Allah’ın kudretine boyun eğmiştir. Bütün insanların maslahatlarına uygun bir hikmet ile idare edilmektedirler. Bunların faydası, sadece belli kimselere has değildir, herkes içindir. Bunların düzeninde en ufak bir düzensizlik, bir çelişki yoktur. En ufak bir tasarrufta dahi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Acaba bütün bunların iki rab ve ilâhın takdiri ile olması mümkün mü? “Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir.” Bütün bu varlıklar, lisan-ı halleri ile dile gelmiş harikulade şekilleri ile şunu göstermiştir ki onları var eden, idare eden yalnızca bir tek ilâhtır. İsim ve sıfatları kâmildir, bütün yaratıklar rubûbiyetine ve ulûhiyetine muhtaçtır. Yüce Allah’ın rububiyeti olmaksızın var olmaları ve varlıklarını sürdürmeleri mümkün olmadığı gibi yalnızca O’na ibadet ve itaatte bulunmaksızın düzen bulmaları, varlıklarını dosdoğru bir şekilde devam ettirmeleri mümkün değildir.
92. Bundan dolayı Yüce Allah, sıfatlarının azametine dair tek bir örnek ile dikkat çekmektedir. Bu da O’nun her şeyi kuşatan ilmidir. Şöyle buyurmaktadır: “O, gaybı/görülmeyeni de” gözlerimizin ve ilmimizin dışında kalan vacip (varlığı zorunlu), müstahil (varlığı imkânsız) ve mümkün (varlığı ve yokluğu imkân dahilinde olan) her şeyi, “görüleni de” bunlardan bizim görebildiklerimizi de “bilendir. O, ortak koştuklarından çok yücedir.” Üstüntür, pek büyüktür. Onlarınsa Allah’ın bildirdiğinden başka bir bilgileri yoktur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Durum onların iddia ettiği gibi değildir. Aksine biz onlara, içerisinde şüphe olmayan hakkı getirdik. Onlar ise Allah hakkında O'nun bir çocuğu ve ortağı olduğu iddiasında bulunarak (hakkı) yalanlamaktadırlar. Allah, onların söylediklerinden berîdir, yücedir, büyüktür.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; şüphesiz ki onlar yalancıdır.
Yoo! Aksine Biz onlara saf gerçeği sunmuştuk, ama onlar ısrarla yalana sarıldılar.
Hayır, Biz onlara hakkı ulaştırdık; buna rağmen onlar yine de yalanı tercih ediyorlar!
Hayır, biz onlara Hak olarak geldik. . . Onlarsa kesinlikle yalancılardır.
Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.
Doğrusu biz onlara hakkı (gerçeği) getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.
Hayır! Onlara, gerçeği getirdik. Aslında, onlar, kesinlikle yalancıdır.
Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise yalancılardır.
Kendilerine gerçeği getirmemize rağmen onlar yalanlamaktadırlar.
Kendilerine gerçeği getirmemize rağmen onlar yalanlamaktadırlar.
Doğrusu Biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise şüphesiz yalancılar.
Doğrusu biz onlara hakkı getirdik ve şüphesiz onlar yalancılar
Oysa onlara Hakk'ı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.
Oysa onlara Hakkı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.
Oysa onlara Hakkı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.
Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.
Hayır, biz onlara hakıykatı getirdik. Onlarsa muhakkak yalancıdırlar.
Hayır, Biz, onlara gerçeği getirdik. Ama onlar muhakkak yalancılardır.
(90-92) Biz onlara gerçeği verdik onlar ise yalanladılar , Allah çocuk edinmemiştir, Onunla beraber bir ilah olmamıştır , olsaydı eğer, her ilah kendi yarattığın a giderdi / onunla ilgilenirdi ve birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Allah onların vasıflandırmalarından üstündür, şahit olunanı da gayb olanı da bilendir, ortak koştuklarından yücedir.
Doğrusu biz onlara hakkı (gerçeği) getirdik. Onlar ise hakikaten yalancılardır.
Doğrusu biz, onlara hakkı getirdik, (bizim söylediklerimiz gerçektir), onlarsa yalancıdırlar.
Yok; biz onlara gerçeği getirdik ama onlar kesinlikle yalan söyleyen kimselerdir dipnot 1 .
Yok; biz onlara o gerçeği(ve gerçekleri gösterecek içerikte) getirdik ama onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Doğrusu onlara hak olanı getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.
Doğrusu onlara gerçeği getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.
Hayır, hayır! Biz onlara hakkı getirdik ama onlar tam anlamıyla yalancıdırlar.
But We have constantly presented to them the truth at the hands of all the Messengers but they persistently counterchange the truth with falsehood and lie in their teeth.
The fact is, We brought them the truth and they are lying.
We have sent them the Truth: but they indeed practise falsehood!
We have brought before them the Truth, and there is no doubt that they are lying. dipnot 1
The fact is that We have given them the truth and they are liars.
Nay, but We have brought them the truth (Islâmic Monotheism), and verily, they (disbelievers) are liars.
Rather We have brought them the truth, and they are indeed liars.
The thing is that We have brought them the truth (about the unity of God) but they are sticking to lies (by refusing it repeatedly).
Nay, but We brought them the truth and they are truly liars.
I have offered you the truth and you reject it!
Nay, we have brought them the truth, but, verily, they are liars!
In fact, We have come to them with the truth, and they are truly liars.
Yea, we have brought them the truth; and they are certainly liars in denying the same.
They will say, "Allah's". Say, "How then can you be so deluded?"
No indeed, (but) We have come up to them with (i. e., because) the Truth, and surely they are indeed liars.
Nay, but We have brought them the Truth, and lo! they are liars.
In fact We have sent the truth to them, but they are liars.
Nay, We have conveyed unto them the truth: and yet, behold, they are intent on lying [to themselves]!
In fact, We have brought them the truth, and they are certainly liars.
No, We have come to them with the truth, and they are truly liars.
We have given them the truth, while they are liars.
Rather, We have brought them the truth, and indeed they are liars.
The truth is, We brought them the truth, and they are liars.
Nay, We have given them the Truth, yet, behold, they are intent upon lying to themselves. (Acceptance of His Rule in their lives hurts their vested interests (21:20), (23:70)).
We have sent them the truth: And verily, they practice lies!
The fact is that We have brought to them The Truth, and they are absolute liars.
No,We have come to them with the truth, and they are truly liars.