Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 90. ayet

Mü'minûn suresi, 90. ayet. بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

bel eteynâhüm bilḥaḳḳi veinnehüm lekâẕibûn.

Diyanet İşleri

Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 87–93 · surenin 90. ayeti / 118

Konu Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" Mü'minûn 78–92 3

  1. Mü'minûn 87

    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.

  2. Mü'minûn 88

    De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"

  3. Mü'minûn 89

    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de.

  4. 90

    Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.

  5. Mü'minûn 91–92

    (91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

  6. Mü'minûn 93

    (93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 90–92. ayetler için yazılmıştır.

90. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Hayır, biz o yalancılara verdiği haberlerde doğruluk, emir ve yasaklarında adalet içeren hakkı getirdik. Ne diye bu hakkı ikrar ve kabul etmiyor ve onun uyulmaya en layık olduğunu söylemiyorlar? Hem onların elinde onun yerini tutacak -yalan ve zulümden başka- hiçbir şey yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah: “Ne var ki onlar, yalancıdırlar” buyurmaktadır.

91. “Allah, hiç evlât edinmemiştir ve O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur.” Bunun yalan olduğu, hem Allah’ın ve rasullerinin haberi ile hem de akl-ı selimin delaleti ile bilinen bir husustur. Bundan dolayı Yüce Allah, iki ilâhın varlığının mümkün olmadığına dair aklî delile dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “Eğer olsaydı” yani dedikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar bulunsa idi “her bir ilâh kendi yarattığını yanına alır” ilâhların her birisi sadece kendi yarattıklarını yanına alır, onlarla diğerlerinden bağımsız olarak varlığını korumaya çalışır, diğer ilâhlara karşı koymaya ve onları yenmeye gayret gösterirdi. “kimisi kimisine üstünlük sağlardı.” Böylece üstünlük sağlayan yegane ilâh olurdu. Alemin var olması ve akılları dehşete düşüren bir düzen içinde varlığını sürdürmesi, birden çok ilâhın varlığı ile bir arada düşünülemez. Güneş, ay, gezegenler ve sabit yıldızlar bunu ortaya koymaktadır. Bunlar yaratıldıkları günden beri belli bir düzen ve tek bir sistem çerçevesinde hareket etmektedirler. Hepsi Allah’ın kudretine boyun eğmiştir. Bütün insanların maslahatlarına uygun bir hikmet ile idare edilmektedirler. Bunların faydası, sadece belli kimselere has değildir, herkes içindir. Bunların düzeninde en ufak bir düzensizlik, bir çelişki yoktur. En ufak bir tasarrufta dahi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Acaba bütün bunların iki rab ve ilâhın takdiri ile olması mümkün mü? “Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir.” Bütün bu varlıklar, lisan-ı halleri ile dile gelmiş harikulade şekilleri ile şunu göstermiştir ki onları var eden, idare eden yalnızca bir tek ilâhtır. İsim ve sıfatları kâmildir, bütün yaratıklar rubûbiyetine ve ulûhiyetine muhtaçtır. Yüce Allah’ın rububiyeti olmaksızın var olmaları ve varlıklarını sürdürmeleri mümkün olmadığı gibi yalnızca O’na ibadet ve itaatte bulunmaksızın düzen bulmaları, varlıklarını dosdoğru bir şekilde devam ettirmeleri mümkün değildir.

92. Bundan dolayı Yüce Allah, sıfatlarının azametine dair tek bir örnek ile dikkat çekmektedir. Bu da O’nun her şeyi kuşatan ilmidir. Şöyle buyurmaktadır: “O, gaybı/görülmeyeni de” gözlerimizin ve ilmimizin dışında kalan vacip (varlığı zorunlu), müstahil (varlığı imkânsız) ve mümkün (varlığı ve yokluğu imkân dahilinde olan) her şeyi, “görüleni de” bunlardan bizim görebildiklerimizi de “bilendir. O, ortak koştuklarından çok yücedir.” Üstüntür, pek büyüktür. Onlarınsa Allah’ın bildirdiğinden başka bir bilgileri yoktur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Durum onların iddia ettiği gibi değildir. Aksine biz onlara, içerisinde şüphe olmayan hakkı getirdik. Onlar ise Allah hakkında O'nun bir çocuğu ve ortağı olduğu iddiasında bulunarak (hakkı) yalanlamaktadırlar. Allah, onların söylediklerinden berîdir, yücedir, büyüktür.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. بَلْ bel doğrusu
  2. أَتَيْنَـٰهُم eteynahum biz onlara getirdik kök: اتي
  3. بِٱلْحَقِّ bil-hakki hakkı kök: حقق
  4. وَإِنَّهُمْ veinnehum onlarsa
  5. لَكَـٰذِبُونَ lekazibune yalancıdırlar kök: كذب

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; şüphesiz ki onlar yalancıdır.

Mustafa İslamoğlu

Yoo! Aksine Biz onlara saf gerçeği sunmuştuk, ama onlar ısrarla yalana sarıldılar.

Muhammed Esed

Hayır, Biz onlara hakkı ulaştırdık; buna rağmen onlar yine de yalanı tercih ediyorlar!

Ahmed Hulusi

Hayır, biz onlara Hak olarak geldik. . . Onlarsa kesinlikle yalancılardır.

Ali Bulaç

Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.

Ali Özek ve heyeti

Doğrusu biz onlara hakkı (gerçeği) getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.

Ali Rıza Safa

Hayır! Onlara, gerçeği getirdik. Aslında, onlar, kesinlikle yalancıdır.

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise yalancılardır.

Edip Yüksel

Kendilerine gerçeği getirmemize rağmen onlar yalanlamaktadırlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine gerçeği getirmemize rağmen onlar yalanlamaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu Biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise şüphesiz yalancılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu biz onlara hakkı getirdik ve şüphesiz onlar yalancılar

Erhan Aktaş

Oysa onlara Hakk'ı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oysa onlara Hakkı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oysa onlara Hakkı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

Gültekin Onan

Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.

Hasan Basri Çantay

Hayır, biz onlara hakıykatı getirdik. Onlarsa muhakkak yalancıdırlar.

İbni Kesir

Hayır, Biz, onlara gerçeği getirdik. Ama onlar muhakkak yalancılardır.

Mehmet Alagaş

(90-92) Biz onlara gerçeği verdik onlar ise yalanladılar , Allah çocuk edinmemiştir, Onunla beraber bir ilah olmamıştır , olsaydı eğer, her ilah kendi yarattığın a giderdi / onunla ilgilenirdi ve birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Allah onların vasıflandırmalarından üstündür, şahit olunanı da gayb olanı da bilendir, ortak koştuklarından yücedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Doğrusu biz onlara hakkı (gerçeği) getirdik. Onlar ise hakikaten yalancılardır.

Süleyman Ateş

Doğrusu biz, onlara hakkı getirdik, (bizim söylediklerimiz gerçektir), onlarsa yalancıdırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yok; biz onlara o gerçeği(ve gerçekleri gösterecek içerikte) getirdik ama onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çeviri bütünlüğü açsından ve inne-hum le kazibune geçen her ayete tek tip çeviri  Diğer Ayetler: Enam 6/28, Saffat 37/152,Müminun 23/90

Şaban Britch

Doğrusu onlara hak olanı getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.

Şaban Piriş

Doğrusu onlara gerçeği getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, hayır! Biz onlara hakkı getirdik ama onlar tam anlamıyla yalancıdırlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But We have constantly presented to them the truth at the hands of all the Messengers but they persistently counterchange the truth with falsehood and lie in their teeth.

Abdul Haleem

The fact is, We brought them the truth and they are lying.

Abdullah Yusuf Ali

We have sent them the Truth: but they indeed practise falsehood!

Abul A'la Maududi

We have brought before them the Truth, and there is no doubt that they are lying. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    They are liars because they say that others besides Allah have a share in His Godhead and that there is no life after death, because their first saying contradicts their own admission that Allah is the Owner and the Sovereign of the universe. Then their second assertion is based on the presumption that the All-Powerful Allah cannot recreate what He has created once. This is clearly a contradiction in terms.

Aisha Bewley

The fact is that We have given them the truth and they are liars.

Al-Hilali & Khan

Nay, but We have brought them the truth (Islâmic Monotheism), and verily, they (disbelievers) are liars.

Ali Quli Qarai

Rather We have brought them the truth, and they are indeed liars.

Amatul Rahman Omar

The thing is that We have brought them the truth (about the unity of God) but they are sticking to lies (by refusing it repeatedly).

Arthur John Arberry

Nay, but We brought them the truth and they are truly liars.

Bijan Moeinian

I have offered you the truth and you reject it!

E. Henry Palmer

Nay, we have brought them the truth, but, verily, they are liars!

Edip-Layth

In fact, We have come to them with the truth, and they are truly liars.

George Sale

Yea, we have brought them the truth; and they are certainly liars in denying the same.

Hamid S. Aziz

They will say, "Allah's". Say, "How then can you be so deluded?"

Mahmoud Ghali

No indeed, (but) We have come up to them with (i. e., because) the Truth, and surely they are indeed liars.

Marmaduke Pickthall

Nay, but We have brought them the Truth, and lo! they are liars.

Mohamed Ahmed - Samira

In fact We have sent the truth to them, but they are liars.

Muhammad Asad

Nay, We have conveyed unto them the truth: and yet, behold, they are intent on lying [to themselves]!

Mustafa Khattab

In fact, We have brought them the truth, and they are certainly liars.

Progressive Muslims

No, We have come to them with the truth, and they are truly liars.

Rashad Khalifa

We have given them the truth, while they are liars.

Sahih International

Rather, We have brought them the truth, and indeed they are liars.

Sam Gerrans

The truth is, We brought them the truth, and they are liars.

Shabbir Ahmed

Nay, We have given them the Truth, yet, behold, they are intent upon lying to themselves. (Acceptance of His Rule in their lives hurts their vested interests (21:20), (23:70)).

Syed Vickar Ahamed

We have sent them the truth: And verily, they practice lies!

Taqi Usmani

The fact is that We have brought to them The Truth, and they are absolute liars.

The Monotheist Group

No,We have come to them with the truth, and they are truly liars.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 90. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 90. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 90. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩