Diyanet İşleri
Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
Nahl suresi
Nahl suresi, 82. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
fein tevellev feinnemâ `aleyke-lbelâgu-lmübîn.
Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meseller; işitme, görme ve gönül; evler ve gölgeler Nahl 73–83 3
Gökyüzünde Allah'ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.
Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
82-83. “Eğer” kendilerine Allah’ın nimetleri ve âyetleri hatırlatıldıktan sonra Allah’tan ve O’na itaatten “yüz çevirirlerse sana düşen, ancak açıkça bir tebliğden ibarettir.” Onların hidâyet bulmaları yahut hidâyete muvaffak kılınmaları konusunda senin hiçbir sorumluluğun yoktur. Senden istenen, öğüt vermek, hatırlatmak, uyarmak ve sakındırmaktır. Sen görevini yerine getirdiğin takdirde onların hesabını görmek Allah’a aittir. Çünkü onlar, Allah’ın lütuf ve ihsanlarını görmekte, Allah’ın nimetlerini bilmektedirler. Fakat buna rağmen bunları bile bile inkâr ediyorlar. “Zaten bir çoğu kâfirdir.” Onlarda bir hayır yoktur. Kavrayışlarının bozukluğu, maksatlarının kötülüğü dolayısıyla ardı arkasına gelen âyetlerin ve delillerin onlara bir faydası olmaz. Onlar Allah’ın nimetlerine nankörlük eden, Allah’a ve peygamberlerine karşı başkaldıran, inatçı her bir zorbayı Allah’ın nasıl cezalandırdığını ilerde görecekler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Eğer iman etmekten ve senin getirdiğini doğrulamaktan yüz çevirirlerse, senin sorumluluğun tebliğ etmekle emrolunduğun şeyi apaçık bir şekilde tebliğ etmekten başka bir şey değildir. Onlara hidayeti benimsetmek/inandırmak senin görevin değildir.
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yine de yüz çevirirlerse, artık sana düşen (görev) ancak apaçık tebliğdir.
Buna rağmen yüz çevirirlerse unutma ki sana düşen açık ve net olarak (mesajı) tebliğ etmektir.
Fakat, (ey Peygamber, eğer senden) yüz çevirirlerse, unutma ki, senin görevin sadece, (sana vahyolunan) mesajı açıkça duyurmaktan ibarettir.
(Rasulüm) eğer yüz çevirirlerse senden, sana düşen sadece apaçık tebliğdir!
Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.
(Ey Rasûlüm!) Yine de yüz çevirirlerse, artık sana düşen ancak açık bir tebliğden ibarettir.
Yine de yüz çevirirlerse, artık senin görevin, yalnızca apaçık bildirmektir.
Eğer yüz çevirirlerse, sana, "ancak açıkça bildirmek" düşer.
Yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca açık bir biçimde iletmektir.
Yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca (mesajı) açık bir biçimde iletmektir.
Buna karşı eğer yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen ancak açık tebliğdir.
Buna karşı eğer yüz çevirirlerse artık senin üzerine düşen ancak tebliğ-i beliğdir
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğ dipnot 1 etmektir.
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğ dipnot 1 etmektir.
Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğ dipnot 1 etmektir.
Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.
Eğer yine yüz çevirirlerse artık senin üzerine düşen ancak apaçık bir tebliğden ibaretdir.
Eğer yüz çevirirlerse; sana düşen, ancak açıkça tebliğdir.
(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.
Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
Eğer yine yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
Eğer onlar yine de yüz çevirecek olurlarsa (bilsinler ki) sana düşen, sadece açık bir tebliğdir /ayetleri bildirmektir. dipnot 1
Yüz çevirirlerse sana düşen sadece her şeyi açıklayan bir tebliğdir.
Buna rağmen yine de yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen açıkça tebliğdir.
Buna rağmen yine de yüz çevirirlerse, O zaman sana düşen açıkça tebliğdir.
Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.
Should they yet O Muhammad turn a deaf ear, you incur no blame, for you are responsible only for relating the divine message and the illucidation of its text.
But if they turn away [Prophet], your only duty is to deliver the message clearly.
But if they turn away, thy duty is only to preach the clear Message.
But if they turn away, your only duty is to clearly deliver the message of the truth.
But if they turn their backs, you are only responsible for clear transmission.
Then, if they turn away, your duty (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) is only to convey (the Message) in a clear way.
But if they turn their backs [on you], your duty is only to communicate in clear terms.
But if still these (opponents) turn away, you should know that upon you is (only the responsibility of) delivery (of the divine Message) in plain terms.
So, if they turn their backs, thine it is only to deliver the manifest Message.
Now, if they still disregard the Message, no problem. Your only mission is to deliver this Message clearly.
But if they turn their backs, - thine is only to preach thy plain message.
So if they turn away, then you are only required to deliver clearly.
But if they turn back; verily thy duty is public preaching only.
But if they turn their backs, your duty is only to convey the Clear Message.
So, in case they turn away, then surely you have only (to deliver) the evident proclamation.
Then, if they turn away, thy duty (O Muhammad) is but plain conveyance (of the message).
If they still turn away, your duty is to warn them in clear terms.
BUT IF they turn away [from thee, O Prophet, remember that] thy only duty is a clear delivery of the message [entrusted to thee].
But if they turn away, then your duty ˹O Prophet˺ is only to deliver ˹the message˺ clearly.
So if they turn away, then you are only required to deliver clearly.
If they still turn away, then your sole mission is the clear delivery (of the message).
But if they turn away, [O Muúammad] - then only upon you is [responsibility for] clear notification.
And if they turn away, upon thee is only the clear notification.
If they still turn away, then your only duty to them (O Prophet) is the clear delivery of the Message. (16:84).
Then, if they (still) turn away, your duty is only to give the Message in a clear way.
If they still turn away, then, your responsibility is only to convey the message clearly.
So if they turn away, then you are only required to deliver clearly.