Naziât suresi

Naziât suresi, 43. ayet

Naziât suresi, 43. ayet. فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

fîme ente min ẕikrâhâ.

Diyanet İşleri

Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Naziât 40–46 · surenin 43. ayeti / 46

Konu Kıyametin vakti Naziât 42–46 3

  1. Naziât 40–41

    (40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

  2. Naziât 42

    Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.

  3. 43

    Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

  4. Naziât 44

    Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.

  5. Naziât 45

    Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.

  6. Naziât 46

    Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 42–44. ayetler için yazılmıştır.

42. Yani işi yokuşa süren, öldükten sonra dirilişi yalanlayan kimseler “sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını” ne zaman kopacağını “soruyorlar.” Yüce Allah da onlara şu buyruğu ile cevap vermektedir:

43. “Sen onu nereden bilip de söyleyeceksin?” Hem onu bu şekilde söz konusu etmenin ve ne zaman geleceğini bilmenin sana faydası ne, onlara faydası ne? Bunun hiçbir sonucu yoktur. Bundan dolayı kulların Kıyametin kopma vaktini bilmelerinde dinî ve dünyevî herhangi bir maslahatları bulunmadığından, aksine onların maslahatı bunun onlardan saklı tutulmasında bulunduğundan dolayı Yüce Allah, ona dair bilgiyi bütün yaratıklardan gizlemiş ve onun bilgisini yalnızca kendisine mahsus kılmıştır. Bu nedenle de şöyle buyurmaktadır:

44. “Ona dair nihai bilgi ancak Rabbine aittir.” Onun bilgisi nihai olarak Ona aittir. Nitekim bir başka âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Sana Kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. De ki: Onun bilgisi Rabbimin yanındadır, onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz.” (el-A’râf, 7/187)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Senin buna dair bir bilgin yok ki, onlara söyleyesin ve zaten bu senin işin de değildir. Aslında senin görevin sadece insanları ona hazırlamaktır.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فِيمَ fime ne (bilirsin)?
  2. أَنتَ ente sen
  3. مِن min
  4. ذِكْرَىٰهَآ zikraha onun söyleyesin kök: ذكر

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

54 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sen onu nerden hatırlayabilirsin ki! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifade Hz. Muhammed dâhil, Son Saat'in bilgisinin hiç kimsede olmadığını, onu bilmenin imkânsızlığını vurgulamaktır. Ayet "Onu bilmek kim, sen kim" şeklinde de yorumlanabilir.

Mustafa İslamoğlu

Sen nerde onun vaktini bilmek nerde!

Muhammed Esed

Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki?

Ahmed Hulusi

(Oysa) onun bilgisi sende ne arar!

Ali Bulaç

Onunla ilgili bilgi vermekten yana, sende ne var ki...

Ali Özek ve heyeti

Sen onu nereden bilip bildireceksin!

Ali Rıza Safa

Sen, onu nereden bileceksin?

Bayraktar Bayraklı

- Sana,kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki? Onun bilgisi sadece Rabbine aittir. Sen, sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün, dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.

Edip Yüksel

Onu bildirmek, (ey Muhammed) senin görevin değildir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu bildirmek, (ey Muhammed) senin görevin değildir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nerde senden onu anlatması (sen nerede, onu anlatmak nerede)?!

Elmalılı Hamdi Yazır

Nerde senden onu anlatması?

Erhan Aktaş

Sen onun hakkında ne bilebilirsin ki?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sen onun hakkında ne bilebilirsin ki?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen onun hakkında ne bilebilirsin ki?

Gültekin Onan

Onunla ilgili bilgi vermekten yana sende ne var ki...

Hasan Basri Çantay

Sende ona aid şey (bilgi) yokdur ki anlatasın.

İbni Kesir

Senin neyine onun zamanını bildirmek.

Mehmet Alagaş

(34-46) Güç yetirilemez büyük felaket (Tamme; su ile dolup taşmak tusunami gibi) / kıyamet günü geldiğinde o gün, insan neye çalıştığını hatırlar, gören kişiler için cehennem açığa çıkarılır , taşkınlık edenler için, dünya hayatının izinde olanlara / peşinden gidenler için, m uhakkak ki cehennem varılacak yerdir / barınaktır , kim Rabbinin makamından korkar ise , nefsini tutkularından boşaltmışsa , muhakkak ki cennet varılacak yerdir / barınaktır . Sana ne zaman duracak / demir atacak diye saatten soruyorlar? Senin ona d air hatırlayabileceğin ne var ki? Onun / saatin nihayete ereceği zaman / sonlanacağı zaman Rabbine aittir. Muhakkak ki sen tedirgin olan kimseler için bir uyarıcısın (Sadece o kadar) O gün onlar kıyameti gördüklerinde, bir akşam vakti yahut bir duha vakti kadar kalmamış olacaklar (Kıyamet gününe inananların o gün ne kadardı sorusuna verecekleri cevap bir kuşluk kadar bir akşam vakti kadar kaldık)

Rowwad Tercüme Merkezi

Sen onu nereden bileceksin?

Süleyman Ateş

Sen nerede, onun vaktini söylemek nerede?!

Süleymaniye Vakfı

Sen nerede, onu bilmek nerede!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen nerede, onu bilmek nerede!

Şaban Britch

Sen onu nereden bileceksin.

Şaban Piriş

Senin neyine ondan haber vermek.

Yaşar Nuri Öztürk

Nerede sende, onu hatırlatacak şey!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But how could you satisfy their query when you yourself do not know!

Abdul Haleem

saying, ‘When will it arrive?’, but how can you tell [them that]?

Abdullah Yusuf Ali

Wherein art thou (concerned) with the declaration thereof?

Abul A'la Maududi

What concern do you have to speak about that?

Aisha Bewley

What are you doing mentioning it?

Al-Hilali & Khan

You have no knowledge to say anything about it.

Ali Quli Qarai

considering your frequent mention of it?"

Amatul Rahman Omar

Why (do they ask this question)? It is you who are its reminder (you being one of its signs).

Arthur John Arberry

What art thou about, to mention it?

Bijan Moeinian

… day that you are talking about will take place.

E. Henry Palmer

Whereby canst thou mention it?

Edip-Layth

You have no knowledge if it.

George Sale

By what means canst thou give any information of the same?

Hamid S. Aziz

"What, " ask they, "have you to say about it?"

Mahmoud Ghali

Wherein are you (concerned) with the Reminding of it?

Marmaduke Pickthall

Why (ask they)? What hast thou to tell thereof?

Mohamed Ahmed - Samira

What do you have to do with explaining it?

Muhammad Asad

[But] how couldst thou tell anything about it,

Mustafa Khattab

But it is not for you to tell its time.[1]

Progressive Muslims

You have no knowledge if it.

Rashad Khalifa

It is not you (Muhammad) who is destined to announce its time.

Sahih International

In what [position] are you that you should mention it?

Sam Gerrans

What is any reminder thereof to thee?

Shabbir Ahmed

Why? What do you have to tell them about it? (7:187), (33:63), (42:17).

Syed Vickar Ahamed

How are you (even included) in the announcement of its time?

Taqi Usmani

In which capacity are you to tell this?

The Monotheist Group

You have no knowledge of it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 43. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 43. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 43. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩