Diyanet İşleri
Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
Naziât suresi
Naziât suresi, 42. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا
yes'elûneke `ani-ssâ`ati eyyâne mürsâhâ.
Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyametin vakti Naziât 42–46 3
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.
Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.
Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 42–44. ayetler için yazılmıştır.
42. Yani işi yokuşa süren, öldükten sonra dirilişi yalanlayan kimseler “sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını” ne zaman kopacağını “soruyorlar.” Yüce Allah da onlara şu buyruğu ile cevap vermektedir:
43. “Sen onu nereden bilip de söyleyeceksin?” Hem onu bu şekilde söz konusu etmenin ve ne zaman geleceğini bilmenin sana faydası ne, onlara faydası ne? Bunun hiçbir sonucu yoktur. Bundan dolayı kulların Kıyametin kopma vaktini bilmelerinde dinî ve dünyevî herhangi bir maslahatları bulunmadığından, aksine onların maslahatı bunun onlardan saklı tutulmasında bulunduğundan dolayı Yüce Allah, ona dair bilgiyi bütün yaratıklardan gizlemiş ve onun bilgisini yalnızca kendisine mahsus kılmıştır. Bu nedenle de şöyle buyurmaktadır:
44. “Ona dair nihai bilgi ancak Rabbine aittir.” Onun bilgisi nihai olarak Ona aittir. Nitekim bir başka âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Sana Kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. De ki: Onun bilgisi Rabbimin yanındadır, onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz.” (el-A’râf, 7/187)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Yeniden dirilişi yalanlayan o kimseler sana soruyorlar: "Kıyamet ne zaman kopacak?"
Aynı kök: رسو (14 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O…
Aynı kök: رسو (14 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir.
Aynı kök: رسو (14 geçiş)
(Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
(Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah'tan…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sana o (Son) Saat'in demir atma zamanından soruyorlar.
(Ey Peygamber!) Sana "Kıyamet ne zaman kopacak?" diye soruyorlar.
(Ey peygamber!) Sana Son Saat'i soruyorlar: "Ne zaman gelip çatacak?"
Sana O Saat'ten soruyorlar: Onun gelip çatması ne zaman, diye.
"O ne zaman demir atacak?" diye, sana kıyamet saatini soruyorlar.
Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)
Sana, evrenlerin sonu hakkında soruyorlar: "Ne zaman gelip çatacak?"
- Sana,kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki? Onun bilgisi sadece Rabbine aittir. Sen, sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün, dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.
Sana o an ne zaman gerçekleşecektir diye soruyorlar.
Sana Saat (dünyanın sonu) ne zaman gerçekleşecektir diye soruyorlar.
Sana o saatten (kıyameti) soruyorlar "Ne zaman demir atması?" diye,
Sana o saattan soruyorlar: ne zaman demir atması?
Sana o Sa'at'ten dipnot 1 soruyorlar; ne zaman gelip çatacakmış diye.
Sana o Sa'at'ten dipnot 1 soruyorlar; ne zaman gelip çatacakmış diye.
Sana o saatten dipnot 1 soruyorlar; ne zaman gelip çatacakmış diye.
"O ne zaman demir atacak?" diye, sana kıyamet saatini soruyorlar.
Sana o saati (kıyameti), onun ne zaman demir atacağını sorarlar.
Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar.
(34-46) Güç yetirilemez büyük felaket (Tamme; su ile dolup taşmak tusunami gibi) / kıyamet günü geldiğinde o gün, insan neye çalıştığını hatırlar, gören kişiler için cehennem açığa çıkarılır , taşkınlık edenler için, dünya hayatının izinde olanlara / peşinden gidenler için, m uhakkak ki cehennem varılacak yerdir / barınaktır , kim Rabbinin makamından korkar ise , nefsini tutkularından boşaltmışsa , muhakkak ki cennet varılacak yerdir / barınaktır . Sana ne zaman duracak / demir atacak diye saatten soruyorlar? Senin ona d air hatırlayabileceğin ne var ki? Onun / saatin nihayete ereceği zaman / sonlanacağı zaman Rabbine aittir. Muhakkak ki sen tedirgin olan kimseler için bir uyarıcısın (Sadece o kadar) O gün onlar kıyameti gördüklerinde, bir akşam vakti yahut bir duha vakti kadar kalmamış olacaklar (Kıyamet gününe inananların o gün ne kadardı sorusuna verecekleri cevap bir kuşluk kadar bir akşam vakti kadar kaldık)
Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip çatması ne zaman?" diye.
Sana sa'atden soruyorlar: Demir atması (gelip çatması) ne zaman diye.
Sana o saati /tekrar diriliş saatini soruyorlar, ne zaman gelip kalıcı olacak diye.
Sana bunun vaktini soruyorlar, ne zaman gelip kalacak diye.
Sana kıyametin ne zaman gelip, çatacağını soruyorlar.
Sana kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini soruyorlar.
O saatten soruyorlar sana, "gelip demir atması ne zaman?" diye.
They ask you O Muhammad as to when is the time of this proclaimed Hour.
They ask you [Prophet] about the Hour,
They ask thee about the Hour,-'When will be its appointed time?
They ask you about the Hour: "When will it be?" dipnot 1
They ask you about the Hour: ‘When will it come?’
They ask you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) about the Hour - when will be its appointed time?
They ask you concerning the Hour, "When will it set in,
The people ask you concerning the Hour (saying), `When shall it come to pass?'
They will question thee concerning the Hour, when it shall berth.
O’ Mohammad, they will ask you about when the dooms…
They shall ask thee about the Hour, for when it is set.
They ask you about the moment: "When is its appointed time?"
They will ask thee concerning the last hour, when will be the fixed time thereof.
They ask you (Muhammad) about the Hour, when it will come.
They ask you about the Hour: when will it have its berthing? (Literally: anchorage; i. e., when will it be).
They ask thee of the Hour: when will it come to port?
They ask you: "When will the Hour be? When is its time fixed?"
THEY WILL ASK thee [O Prophet] about the Last Hour: "When will it come to pass?"
They ask you ˹O Prophet˺ regarding the Hour, "When will it be?"
They ask you about the Hour: "When is its appointed time"
They ask you about the Hour, and when it will take place!
They ask you, [O Muúammad], about the Hour: when is its arrival?
They ask thee about the Hour: “When is its arrival?”
They ask you of the Hour, "When will it come to pass?"
They will ask you (O Prophet) about the Hour— "When will be its appointed time?"
They ask you (O Prophet,) about the Hour (the Day of Judgment) as to when it will take place.
They ask you about the Hour: "When is its appointed time?"