Diyanet İşleri
Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.
Naziât suresi
Naziât suresi, 45. ayet. إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا
innemâ ente münẕiru mey yaḫşâhâ.
Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyametin vakti Naziât 42–46 3
Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.
Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.
Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 45–46. ayetler için yazılmıştır.
45-46. “Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.” Senin korkutup uyarmaların, ancak Kıyamet’in geleceğinden korkan ve Allah’ın huzuruna çıkmaktan endişe duyan kimselere fayda sağlar. İşte bunlar için önemli olan, Kıyamet için hazırlanmak ve o gün için gereken amelleri yapmaktır.
Ona iman etmeyenlere gelince onlara aldırış edilmez ve onların işi yokuşa sürmelerine önem verilmez. Çünkü onların bu şekilde işi yokuşa sürmelerinin amacı, onu yalanlamaktır ve inattır. Böyle bir duruma varan bir kimsenin de bu gibi sorularına cevap vermek abestir. Bu durumda ancak “ahkemu’l-hakimîn (Hüküm verenlerin en güzeli, en sağlam, en hikmetli hüküm veren Yüce Allah)” bundan tenzih edilir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz sen, ancak kıyametten korkan kimseler için bir uyarıcısın. Çünkü senin uyarından istifade edecek yalnızca onlardır.
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey…
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: خشي (48 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen sadece ondan (Son Saat'ten) saygı ile korkanları uyarıcısın.
Sen sadece onun azametinden korkanlara hatırlatıcısın.
Sen ancak ondan korkanları uyar(mak için gönderil)mişsin.
Sen ancak O'ndan haşyet duyan kimsenin uyarıcısısın!
Sen, yalnızca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyarıcısın.
Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.
Sen, ancak, ondan korkan kimse için uyarıcısın.
- Sana,kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki? Onun bilgisi sadece Rabbine aittir. Sen, sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün, dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.
Senin görevin, sadece ondan korkanları uyarmaktır.
Senin görevin, sadece ondan korkanları uyarmaktır.
Sen, ancak O'ndan korkacakların bir uyarıcısısın!
Sen ancak bir münzirisin ondan haşyet duyacakların
Sen ancak ona huşu duyanlar için bir uyarıcısın.
Sen ancak ona huşu duyanlar için bir uyarıcısın.
Sen ancak ona huşu duyanlar için bir uyarıcısın.
Sen, yalnızca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyarıcısın.
Sen ondan korkacak kimselere ancak o tehlikeyi haber verensin.
Sen, ancak O'ndan korkanı uyaransın.
(34-46) Güç yetirilemez büyük felaket (Tamme; su ile dolup taşmak tusunami gibi) / kıyamet günü geldiğinde o gün, insan neye çalıştığını hatırlar, gören kişiler için cehennem açığa çıkarılır , taşkınlık edenler için, dünya hayatının izinde olanlara / peşinden gidenler için, m uhakkak ki cehennem varılacak yerdir / barınaktır , kim Rabbinin makamından korkar ise , nefsini tutkularından boşaltmışsa , muhakkak ki cennet varılacak yerdir / barınaktır . Sana ne zaman duracak / demir atacak diye saatten soruyorlar? Senin ona d air hatırlayabileceğin ne var ki? Onun / saatin nihayete ereceği zaman / sonlanacağı zaman Rabbine aittir. Muhakkak ki sen tedirgin olan kimseler için bir uyarıcısın (Sadece o kadar) O gün onlar kıyameti gördüklerinde, bir akşam vakti yahut bir duha vakti kadar kalmamış olacaklar (Kıyamet gününe inananların o gün ne kadardı sorusuna verecekleri cevap bir kuşluk kadar bir akşam vakti kadar kaldık)
Sen ancak, ondan korkan kimseler için bir uyarıcısın.
Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarıcısın.
Sen sadece o günden çekineni uyaran birisin dipnot 1 .
Sen sadece böyle bir günden korkanı uyarırsın.
Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın.
Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın.
Sen sadece, ondan korkanları uyaransın.
You are only there as a spectacle and a warning to him who fears it and on the wings of righteousness he rode sublime.
you are only sent to warn those who fear it.
Thou art but a Warner for such as fear it.
You are only a warner to him who has a fear of it. dipnot 1
You are only the warner of those who fear it.
You (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) are only a warner for those who fear it,
You are only a warner for those who fear it.
You are only a Warner to one who fears it.
Thou art only the warner of him who fears it.
You Mohammad, your task is only to warn the one who minds.
Thou art only a warner to him who fears it.
You are simply to warn those who fear it.
And thou art only a warner, who fearest the same.
you are only a Warner to him who would fear it.
Surely you are only the warner of him who is apprehensive of it.
Thou art but a warner unto him who feareth it.
Your duty is only to warn him who fears it.
Thou art but [sent] to warn those who stand in awe of it.
Your duty is only to warn whoever is in awe of it.
You are simply to warn those who fear it.
Your mission is to warn those who expect it.
You are only a warner for those who fear it.
Thou art but the warner of him who fears it.
You are but a Warner unto him who stands in awe of it.
You are only a warner for those who fear it.
You are only a warner for anyone who fears it.
You are simply to warn those who are concerned by it.