Diyanet İşleri
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 138. ayet. بَشِّرِ ٱلْمُنَٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
beşşiri-lmünâfiḳîne bienne lehüm `aẕâben elîmâ.
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler Nisâ 135–141 3
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.
İman edip sonra inkar eden, sonra inanıp tekrar inkar eden, sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir.
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
Oysa Allah size Kitap'ta (Kur'an'da) "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 138–139. ayetler için yazılmıştır.
138. Müjde vermek, iyi şeyleri haber vermek için kullanılır. Kötülüğü haber vermek içinse -bu âyet-i kerimede olduğu gibi- belli bir kayıt ile birlikte kullanılır.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “münafıklara” yani İslâm’a girdiklerini açığa vurmakla birlikte içten içe kâfir olan kimselere en çirkin ve en kötü bir müjde olan “can yakıcı bir azap” müjdesini ver.
139. Münafıklar hakkındaki bu azabın sebebi, kâfirlere sevgi beslemeleri, onları dost edinmeleri, onlara yardımcı olmaları, buna karşılık mü’minleri dost edinmeyi terk etmeleridir. Peki, onları bu şekilde davranmaya iten nedir? Yoksa onlar kâfirlerin yanında izzet mi arıyorlar? İşte münafıkların gerçek durumu budur. Onlar böyle yapmakla Allah hakkında kötü zan beslemiş oluyorlar. Allah’ın mü’min kullarına yardımcı olacağı hakkındaki yakinlerinin zayıflığından dolayı bu kanaate sahip bulunuyorlar.
Onlar kâfirlerin sahip oldukları bazı imkânları görmekle birlikte bunun ötesini göremeyecek kadar kısır görüşlü olduklarından dolayı kâfirleri dost edinmişler, onların yanında güç arayışına ve onlardan yardım isteme noktasına gelmişlerdir. “Hâlbuki izzet bütünü ile Allah’ındır.” Kulların bütün iradeleri O’nun elindedir, onlar hakkında gerçekleşen de O’nun meşietidir. O, dinini ve mü’min kullarını zafere ulaştırmayı garanti etmiştir. Zaman zaman araya mü’min kullarının karşı karşıya kaldıkları bazı imtihanlar girse ve düşmanın onlara karşı geçici olarak muzaffer olmaları söz konusu olsa bile güzel âkıbet ve istikrar mü’minlerindir.
Bu ayet-i kerimede kâfirleri dost edinmekten ve mü’minleri dost edinmeyi terk etmekten ileri derecede sakındırma söz konusudur. Ayrıca bunun, münafıkların niteliklerinden olduğu belirtilmekte ve imanın da mü’minleri sevmeyi, onları dost bilmeyi, kâfirlere de kin duyup onlara düşmanlık etmeyi gerektirdiği anlatılmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- İman etmiş gibi görünüp küfürlerini gizleyen münafıklara, onlar için Allah’ın katında kıyamet günü olan elem verici bir azabı müjdele.
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)
Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Münafıklara, kendileri için elem verici bir azap olduğunu müjdele!
(Bu tür) ikiyüzlülere, kendilerini can yakıcı bir azabın beklediğini müjdele.
Böyle ikiyüzlülere kendilerini şiddetli bir azabın beklediğini duyur.
İkiyüzlüleri (münafıkları) müjdele, yaşayacakları feci bir azap ile!
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır.
Münafıklara, kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele!
İkiyüzlülere bildir; onlar için, acı bir ceza vardır.
Münafıklara kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele!
İkiyüzlülere acıklı bir azabı müjdele.
İkiyüzlülere acıklı bir azabı müjdele.
Münafıklara müjdele ki, onlara acı bir azap var!
Müjdele münafıklara ki onlara elim bir azab var
Münafıklara duyur! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Münafıklara duyur! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Münafıklara duyur; onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır.
Münafıklara müjdele (haber ver) ki onlara pek acıklı bir azab vardır.
Münafıklara; kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.
(135-140) Ey iman edenler ölçülü olmak konusunda kendiniz yahut ana babanız ve de akrabanız dahi olsa sağlam / mukavim durun, zengin de olsa fakir de olsa sağlam durun. Her ikisine de Allah, daha yakındır. Den kliği sağlama da / adaleti sağlama da keyfinize uymayın, eğer yüz çevirirseniz ve kaçınırsanız, Allah kesinlikle yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler Allah’a, Resulüne ve Resulüne indirdiği kitaba iman edin. Sizden önce indirilmiş olan kitaba iman edin. Her kim Allah’ı Meleklerini, kitaplarını, Resul lerini ve ahiret gününü tanımazsa kesinlikle pek uzak bir sapıklığa sapmıştır. Muhakkak ki iman edenler ve sonrasında kafir olanlar sonra yine iman edenler sonra yine kafir olanlar sonra da kafirliğinde derinleşenleri, Allah onları bağışlayamayacaktır ve onları yola iletmeyecektir. Münafıkları, acıtıcı bir azap onlar içindir diye müjdele. Onlar müminlerin dışında kafirleri dost ediniyorlardı, saygınlığı onların yanında mı arıyorlar? Saygınlığın tümü Allah’ındır. (Onun yanında arayın) Kitapta size şu kesinli kle in di, eğer ki Allah’ın ayetlerine küfredildiğini ve alay edildiğini işittiğiniz vakit, onlar diğer bir söze geçinceye kadar onlarla beraber oturmayın , o vakit sizler de onlar gibi olursunuz, muhakkak ki Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini birden cehennemde toplayandır.
Münafıklara, kendileri için çok elem verici bir azabın olduğunu müjdele!
Münafıklara, acı bir azabın kendilerinin olacağını müjdele!
Münafıklara şu müjdeyi (!) ver: Onların payına düşecek olan acıklı bir azaptır.
Münafıklara (iki yüzlülere) şu müjdeyi ver: Onların payına düşecek olan acıklı bir azaptır.
Münafıklara, kendileri için acıklı bir azap olduğunu müjdele!
Münafıklara, kendileri için acıklı bir azap olduğunu müjdele.
İkiyüzlülere şunu muştula: Kendileri için korkunç bir azap öngörülmüştür.
Announce O Muhammad to the hypocrites that they must expect a condign punishment.
[Prophet], tell such hypocrites that an agonizing torment awaits them.
To the Hypocrites give the glad tidings that there is for them (but) a grievous penalty;-
Give tidings of painful chastisement to the hypocrites.
Give news to the hypocrites that they will have a painful punishment.
Give to the hypocrites the tidings that there is for them a painful torment.[1]
Inform the hypocrites that there is a painful punishment for them
Tell the hypocrites clearly that a woeful punishment awaits them.
Give thou good tidings to the hypocrites that for them awaits a painful chastisement.
Let the hypocrites know that a painful punishment is awaiting them.
Give to the hypocrites the glad tidings that for them is grievous woe!
Give news to the hypocrites that they will have a painful retribution.
Declare unto the ungodly that they shall suffer a painful punishment.
Give to the hypocrites the glad tidings that for them is grievous penalty.
Give (good) tidings to the hypocrites that they will have a painful torment.
Bear unto the hypocrites the tidings that for them there is a painful doom;
Give tidings to the hypocrites that painful is their doom.
Announce thou to such hypocrites that grievous suffering awaits them.
Give good news of a painful punishment to hypocrites,
Give news to the hypocrites that they will have a painful retribution.
Inform the hypocrites that they have incurred painful retribution.
Give tidings to the hypocrites that there is for them a painful punishment -
Bear thou tidings to the waverers that they have a painful punishment;
Give the tiding to such hypocrites that grievous suffering awaits them.
To the hypocrites give the news that there is for them a painful Penalty—
Give the hypocrites the ‘good news’ that for them there is a painful punishment
Give news to the hypocrites that they will have a painful retribution.