Diyanet İşleri
Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 139. ayet. ٱلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ ٱلْعِزَّةَ فَإِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا
elleẕîne yetteḫiẕûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmü'minîn. eyebtegûne `indehümü-l`izzete feinne-l`izzete lillâhi cemî`â.
Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler Nisâ 135–141 3
Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.
İman edip sonra inkar eden, sonra inanıp tekrar inkar eden, sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir.
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
Oysa Allah size Kitap'ta (Kur'an'da) "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.
Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 138–139. ayetler için yazılmıştır.
138. Müjde vermek, iyi şeyleri haber vermek için kullanılır. Kötülüğü haber vermek içinse -bu âyet-i kerimede olduğu gibi- belli bir kayıt ile birlikte kullanılır.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “münafıklara” yani İslâm’a girdiklerini açığa vurmakla birlikte içten içe kâfir olan kimselere en çirkin ve en kötü bir müjde olan “can yakıcı bir azap” müjdesini ver.
139. Münafıklar hakkındaki bu azabın sebebi, kâfirlere sevgi beslemeleri, onları dost edinmeleri, onlara yardımcı olmaları, buna karşılık mü’minleri dost edinmeyi terk etmeleridir. Peki, onları bu şekilde davranmaya iten nedir? Yoksa onlar kâfirlerin yanında izzet mi arıyorlar? İşte münafıkların gerçek durumu budur. Onlar böyle yapmakla Allah hakkında kötü zan beslemiş oluyorlar. Allah’ın mü’min kullarına yardımcı olacağı hakkındaki yakinlerinin zayıflığından dolayı bu kanaate sahip bulunuyorlar.
Onlar kâfirlerin sahip oldukları bazı imkânları görmekle birlikte bunun ötesini göremeyecek kadar kısır görüşlü olduklarından dolayı kâfirleri dost edinmişler, onların yanında güç arayışına ve onlardan yardım isteme noktasına gelmişlerdir. “Hâlbuki izzet bütünü ile Allah’ındır.” Kulların bütün iradeleri O’nun elindedir, onlar hakkında gerçekleşen de O’nun meşietidir. O, dinini ve mü’min kullarını zafere ulaştırmayı garanti etmiştir. Zaman zaman araya mü’min kullarının karşı karşıya kaldıkları bazı imtihanlar girse ve düşmanın onlara karşı geçici olarak muzaffer olmaları söz konusu olsa bile güzel âkıbet ve istikrar mü’minlerindir.
Bu ayet-i kerimede kâfirleri dost edinmekten ve mü’minleri dost edinmeyi terk etmekten ileri derecede sakındırma söz konusudur. Ayrıca bunun, münafıkların niteliklerinden olduğu belirtilmekte ve imanın da mü’minleri sevmeyi, onları dost bilmeyi, kâfirlere de kin duyup onlara düşmanlık etmeyi gerektirdiği anlatılmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu azap, onların müminleri bırakıp, kâfirleri yardımcı ve yaren edinmelerinden ötürüdür. Onları dost edinmeleri şaşılacak bir iştir. Kendisi ile yükselmeleri için onlardan kuvvet ve koruyuculuk mu istiyorlar? Oysa güç ve koruma bütünüyle Allah’ındır.
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…
Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret…
Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların (kâfirlerin) yanında itibar mı arıyorlar? Bilsinler ki itibar bütünüyle ve yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1
Mü'minleri bırakıp da kafirlerin dostluğuyla (onur) duyanlar, şeref ve itibarı onların yanında mı arıyorlar? İyi bilin ki şeref ve itibar bütünüyle Allah'a aittir.
Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri müttefik edinenlere gelince, onlarla şeref kazanacaklarını mı umuyorlar? Unutmayın ki asıl şeref (yalnız) Allaha aittir.
İman edenleri bırakıp, hakikati inkar edenleri dost tutanlar, onların yanında şerefli olacaklarını mı umuyorlar! Ne var ki izzet tümüyle Allah'ındır.
Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır.
Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'a aittir.
İnananlardan başka bir de ayrıca, nankörlük edenleri dost edindiler. Onların yanında onur mu arıyorlar? Kuşkusuz, onur, Allah'a özgüdür.
Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinenler; onların yanında şeref mi arıyorlar? Şüphesiz bütün şeref yalnızca Allah'a aittir.
Onlar ki iman edenlere ek olarak inkarcılarla da iş birliği yapar. Onların yanında onur mu arıyorlar? Oysa, onur tümüyle ALLAH'a aittir.
Onlar ki inananlardan ayrı inkarcılarla işbirliği yapar. Onların yanında onur mu arıyorlar? Oysa, onur tümüyle ALLAH'a aittir
Onlar ki, müminleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar; onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Oysa izzet ve şeref, tamamıyla Allah'a aittir.
Onlar ki mü'minleri bırakarak kafirlerin velayetine tutunuyorlar, ızzeti onların yanında mı arıyorlar? Fakat ızzet tamamile Allahındır
Çünkü onlar Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya dipnot 1 ediniyorlar. İzzeti dipnot 2 onların yanında mı arıyorlar! Kuşkusuz, izzet, tamamıyla Allah'ın yanındadır.
Çünkü onlar Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya dipnot 1 ediniyorlar. İzzeti dipnot 2 onların yanında mı arıyorlar! Kuşkusuz, izzet, tamamıyla Allah'ın yanındadır.
Çünkü onlar mü'minleri bırakıp gerçeği yalanlayan nankörleri evliya dipnot 1 ediniyorlar. İzzeti dipnot 2 onların yanında mı arıyorlar! Kuşkusuz, izzet, tamamıyla Allah'ın yanındadır.
Onlar, inançlıları bırakıp kafirleri veliler edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur' Tanrı'nındır.
Onlar mü'minleri bırakıb kafirleri dost edinenlerdir. İzzet (-ü şevket) i onların yanında mı arıyorlar? Hakıyki bütün ululuk ve kudret Allahındır.
Onlar ki; mü'minleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar. Onların tarafından izzet mi arıyorlar? Doğrusu izzet, bütünüyle Allah'ındır.
(135-140) Ey iman edenler ölçülü olmak konusunda kendiniz yahut ana babanız ve de akrabanız dahi olsa sağlam / mukavim durun, zengin de olsa fakir de olsa sağlam durun. Her ikisine de Allah, daha yakındır. Den kliği sağlama da / adaleti sağlama da keyfinize uymayın, eğer yüz çevirirseniz ve kaçınırsanız, Allah kesinlikle yaptıklarınızdan haberi olandır. Ey iman edenler Allah’a, Resulüne ve Resulüne indirdiği kitaba iman edin. Sizden önce indirilmiş olan kitaba iman edin. Her kim Allah’ı Meleklerini, kitaplarını, Resul lerini ve ahiret gününü tanımazsa kesinlikle pek uzak bir sapıklığa sapmıştır. Muhakkak ki iman edenler ve sonrasında kafir olanlar sonra yine iman edenler sonra yine kafir olanlar sonra da kafirliğinde derinleşenleri, Allah onları bağışlayamayacaktır ve onları yola iletmeyecektir. Münafıkları, acıtıcı bir azap onlar içindir diye müjdele. Onlar müminlerin dışında kafirleri dost ediniyorlardı, saygınlığı onların yanında mı arıyorlar? Saygınlığın tümü Allah’ındır. (Onun yanında arayın) Kitapta size şu kesinli kle in di, eğer ki Allah’ın ayetlerine küfredildiğini ve alay edildiğini işittiğiniz vakit, onlar diğer bir söze geçinceye kadar onlarla beraber oturmayın , o vakit sizler de onlar gibi olursunuz, muhakkak ki Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini birden cehennemde toplayandır.
Onlar, Müminleri bırakıp kâfirleri dost/veli edinirler. Kâfirlerin yanında güç/zafer mi arıyorlar? İzzet bütünüyle Allah’a aittir.
Onlar mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Bütün şeref, tamamen Allaha aittir.
Onlar, kafirleri kendilerine müminlerden yakın konumda tutarlar. Kafirlerin yanında güç ve şeref mi arıyorlar? Oysa bütün güç ve şeref, Allah'ın elindedir dipnot 1 .
Onlar, ayeti görmezden gelenleri veli (dost) edinmeyi, müminlere tercih eden kimselerdir. Kafirlerin yanında güç ve kuvvet mi arıyorlar? Doğrusu bütün güç ve kuvvet, Allah'ın elindedir.
Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost/veli edinirler. Kâfirlerin yanında güç/zafer mi arıyorlar? İzzet bütünüyle Allah’a aittir.
Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dost/veli edinirler. Onların yanında itibar mı arıyorlar? İtibar/güç bütünüyle Allah'a aittir.
Öyle kişiler ki onlar, müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar ediniyorlar. Onların yanında onur ve yücelik mi arıyorlar? Onur ve yüceliğin tümü Allah'ındır.
Those of you who take the infidels who deny Allah as intimate friends and favour their tutelage to that of their co-religionists who are of the same law, had better pause to think. Do they seek honour and power at their hands and pride themselves in so doing! But all power, omnipotence and honour rest on the helm of Allah's hands.
Do those who ally themselves with the disbelievers rather than the believers seek power through them? In reality all power is God’s to give.
Yea, to those who take for friends unbelievers rather than believers: is it honour they seek among them? Nay,- all honour is with Allah.
who take the unbelievers for their allies in preference to the believers. Do they seek honour from them dipnot 1 whereas honour altogether belongs to Allah alone?
Do those who take the kafirun as protectors, rather than the muminun, hope to find power and strength with them? Power and strength belong entirely to Allah.
Those who take disbelievers for Auliyâ’ (protectors or helpers or friends) instead of believers, do they seek honour, power and glory with them? Verily, then to Allâh belongs all honour, power and glory.
—those who take the faithless for allies instead of the faithful. Do they seek honour with them? [If so, ] indeed all honour belongs to Allah.
Do those who hold the disbelievers for friends to the exclusion of the believers, seek honour at their hands? Let them remember that all honour truly belongs to Allâh alone.
Those who take unbelievers for their friends instead of believers -- do they seek glory in them? But glory altogether belongs to God.
What do they look forward to when they prefer the patronage of the disbelievers over the friendship of the believers? Do they want to secure peace and honor for themselves? Do they not realize that God is the source of honor and security?
Those who take the misbelievers for their patrons rather than believers, - do they crave honour from them? Verily, honour is altogether God's!
They are the ones who ally themselves with the ingrates besides of those who acknowledge. "Do they seek glory with them?" All glory belongs to God.
They who take the unbelievers for their protectors, besides the faithful, do they seek for power with them? Since all power belongeth unto God.
Yea, to those who take the disbelievers for their patron rather than believers. Do they crave honour from them? Verily, all honour is with Allah!
(The ones) who take to themselves the disbelievers for their constant patrons, apart from the believers; do they (inequitably) seek might in their presence? Then surely might altogether belongs to Allah.
Those who chose disbelievers for their friends instead of believers! Do they look for power at their hands? Lo! all power appertaineth to Allah.
Do those who take unbelievers as their friends in preference to the faithful seek power from them? But all power belongs to God.
As for those who take the deniers of the truth for their allies in preference to the believers - do they hope to be honoured by them when, behold, all honour belongs to God [alone]?
who choose disbelievers as allies instead of the believers. Do they seek honour and power through that company? Surely all honour and power belongs to Allah.
Those who take the rejecters as allies instead of the believers: "Do they seek glory with them" All glory belongs to God.
They are the ones who ally themselves with disbelievers instead of believers. Are they seeking dignity with them? All dignity belongs with GOD alone.
Those who take disbelievers as allies instead of the believers. Do they seek with them honor [through power]? But indeed, honor belongs to Allah entirely.
Those who take the false claimers of guidance as allies rather than the believers, do they seek with them power and glory? But power and glory belong to God altogether.
Those who ally themselves with the rejecters of the Truth instead of the believers, do they seek honor among them? All Dignity, Honor and Power belong to, and come from, Allah (3:25), (35:10), (63:8).
To those who take for friends’ disbelievers rather than believers: Is it honor they seek among them? Surely, then all the honor is with Allah.
- those who take the disbelievers for friends rather than the believers. Are they seeking honor in their company? But, indeed, all honor belongs to Allah,
Those who take the rejecters as allies instead of the believers: "Do they seek glory with them?" All glory belongs to God.