Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 144. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmü'minîn. etürîdûne en tec`alû lillâhi `aleyküm sülṭânem mübînâ.
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka Nisâ 142–152 3
Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.
Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.
Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü'minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.
Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
144. Şanı Yüce Allah münafıkların nitelikleri arasında mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinme vasfını söz konusu ettikten sonra mü’min kullarına bu çirkin sıfata sahip olmalarını ve münafıklara benzemelerini yasaklamaktadır. Çünkü böyle bir tutum “aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil vermek” olur, yani sizin cezalandırılmanızı haklı kılacak açık bir kanıt vermiş olacaksınız. Çünkü Yüce Allah böyle bir niteliğe sahip olmaktan bizi sakındırmış ve uyarmıştır. Ayrıca böyle bir niteliğe sahip olmanın doğuracağı fesatları da bize haber vermiştir. Artık bundan sonra böyle bir yolu izlemek cezalandırmayı gerektirir.
Bu ayet-i kerime Yüce Allah’ın adaletinin kemaline, O’nun herhangi bir kimseye gerekli delili ortaya koymadan azap etmeyeceğine delildir. Yine bu buyruk günahlardan da sakındırmaktadır. Çünkü günah işleyen bir kimse kendi aleyhine Allah’a apaçık bir delil vermiş olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Müminleri bırakıp da Allah’ı inkâr eden kâfirleri Müminler dışında yakınlık ettiğiniz seçkin dostlar edinmeyin. Böyle yaparak Allah’a cezalandırılmaya müstahak olduğunuzu gösteren apaçık delil vermek mi istiyorsunuz?
Aynı kök: سلط (39 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona…
Aynı kök: سلط (39 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar…
Aynı kök: سلط (39 geçiş)
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da…
Aynı kök: رود (148 geçiş)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Aynı kök: رود (148 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Aynı kök: رود (148 geçiş)
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! dipnot 1 (Bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz!
Siz ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri müttefik edinmeyin! Siz kendi aleyhinize, Allah'ın önüne açık bir delil mi koymak istiyorsunuz?
Siz ey imana ermiş olanlar! Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! Suçluluğunuz konusunda Allahın önüne açık bir kanıt mı koymak istiyorsunuz?
Ey iman edenler, iman edenleri bir yana bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! (Bu davranışınızla) aleyhinize güçlü bir delil mi oluşturmak istersiniz Allah indinde!
Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ey inanca çağırılanlar! İnananlardan başka bir de ayrıca, nankörlük edenleri dost edinmeyin. Kendinize karşı, Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyiniz; suçluluğunuz konusunda Allah'ın önüne açık bir delil mi koymak istiyorsunuz?
Gerçeği onaylayanlar, iman edenleri bırakıp inkarcıları dost edinmeyin. ALLAH'a, size karşı kullanacağı bir delil mi vermek istiyorsunuz!
İnananlar, inananları bırakıp inkarcıları dost edinmeyin. ALLAH'a, size karşı kullanacağı bir delil mi vermek istiyorsunuz!
Ey iman edenler, müminleri bırakıp da kafirleri başınıza geçirmeyin! Kendi aleyhinizde Allah'a açık bir saltanat vermek ister misiniz.
Ey o bütün iyman edenler! mü'minleri bırakıb da kafirleri başlarınıza geçirmeyin, ister misiniz ki Allah için aleyhinizde açık bir saltanat husule getiresiniz
Ey İman Edenler! Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sultan dipnot 1 mı vermek istiyorsunuz?
Ey iman edenler! Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sultan dipnot 1 mı vermek istiyorsunuz?
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp, gerçeği yalanlayan nankörleri evliya dipnot 1 edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir belge vermek mi istiyorsunuz?
Ey inananlar, inançlıları bırakıp kafirleri veliler edinmeyin. Kendi aleyhinizde Tanrı'ya apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?
Ey iman edenler, mü'minleri bırakıb da kafirleri dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allaha apaçık bir hüccet vermek ister misiniz?
Ey iman edenler; mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?
(141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri veli edinmeyin. (Böyle yaparak) Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz?
Ey inanıp güvenenler! Kafirleri kendinize, müminlerden yakın konumda tutmayın. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık ve güçlü bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ey inanıp güvenenler! Müminleri bırakıp kafirleri (ayeti görmezden gelenleri) veli edinmeyin. Allah'a aleyhinize olacak açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri veli edinmeyin. (Böyle yaparak) Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
-Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. Allah'a aleyhinizde apaçık bir delil vermek ister misiniz?
Ey iman sahipleri! Müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?
O you who have conformed to Islam: Do not, take the infidels who deny, Allah as intimate friends and favour their tutelage to that of your co-religionists who are of the same law. Would you like that Allah takes a fault upon you and then He shall have a justifying reason to punish you?
You who believe, do not take the disbelievers as allies and protectors instead of the believers: do you want to offer God clear proof against you?
O ye who believe! Take not for friends unbelievers rather than believers: Do ye wish to offer Allah an open proof against yourselves?
Believers! Do not take the unbelievers as your allies in preference to the believers. Do you wish to offer Allah a clear proof of guilt against yourselves?
You who have iman! do not take the kafirun as friends rather than the muminun. Do you want to give Allah clear proof against you?
O you who believe! Take not for Auliyâ’ (protectors or helpers or friends) disbelievers instead of believers. Do you wish to offer Allâh a manifest proof against yourselves?
O you who have faith! Do not take the faithless for friends instead of the faithful. Do you wish to give Allah a clear sanction against yourselves?
O you who believe! do not take disbelievers for friends to the exclusion of believers. Do you mean to provide Allâh with clear plea against yourselves.
O believers, take not the unbelievers as friends instead of the believers; or do you desire to give God over you a clear authority?
If you are a believer, you should not prefer the patronage of the disbelievers over the friendship of the believers. Do you wish to provide God with a tangible proof against yourselves?
O ye who believe! take not misbelievers for patrons rather than believers; do ye wish to make for God a power against you?
O you who acknowledge, do not take the ingrates as allies instead of those who acknowledge. Do you want God to have a reason against you?
O true believers, take not the unbelievers for your protectors, besides the faithful. Will ye furnish God with an evident argument of impiety against you?
O you who believe! Take not disbelievers for friends rather than believers; do you wish to give Allah a proof (or warrant) against you?
O you who have believed, do not take to yourselves disbelievers as patrons apart from the believers. Are you willing to make for Allah an evident all-binding authority against you?
O ye who believe! Choose not disbelievers for (your) friends in place of believers. Would ye give Allah a clear warrant against you?
O believers, do not hold unbelievers as friends in preference to the faithful. Do you want to proffer a clear proof of your own guilt before God?
O you who have attained to faith! Do not take the deniers of the truth for your allies in preference to the believers! Do you want to place before God a manifest proof of your guilt?
O believers! Do not take disbelievers as allies instead of the believers. Would you like to give Allah solid proof against yourselves?
O you who believe, do not take the rejecters as allies instead of the believers. Do you want God to have a reason against you
O you who believe, you shall not ally yourselves with the disbelievers, instead of the believers. Do you wish to provide GOD with a clear proof against you?
O you who have believed, do not take the disbelievers as allies instead of the believers. Do you wish to give Allah against yourselves a clear case?
O you who heed warning: take not the false claimers of guidance as allies instead of the believers; would you give God over you a clear authority?
O You who have chosen to be graced with belief! Do not take the rejecters for your allies instead of the believers. Do you wish to provide a clear proof to Allah against yourselves?
O you who believe! Do not take for friends’ disbelievers rather than believers: Do you wish to give Allah a manifest proof against yourselves?
O you who believe, do not take the disbelievers for friends instead of the believers. Do you want to produce before Allah a clear evidence against yourselves?
O you who believe, do not take the rejecters as allies instead of the believers. Do you want God to have a reason against you?