İbrâhîm suresi

İbrâhîm suresi, 10. ayet

İbrâhîm suresi, 10. ayet. قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِى ٱللَّهِ شَكٌّ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى قَالُوٓا۟ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

ḳâlet rusülühüm efi-llâhi şekkün fâṭiri-ssemâvâti vel'arḍ. yed`ûküm liyagfira leküm min ẕünûbiküm veyüeḫḫiraküm ilâ ecelim müsemmâ. ḳâlû in entüm illâ beşerum miŝlünâ. türîdûne en teṣuddûnâ `ammâ kâne ya`büdü âbâünâ fe'tûnâ bisülṭânim mübîn.

Diyanet İşleri

Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, "Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İbrâhîm 7–13 · surenin 10. ayeti / 52

Konu Geçmiş kavimler ve peygamberlerin yardım istemesi İbrâhîm 9–17 3

  1. İbrâhîm 7

    Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."

  2. İbrâhîm 8

    Musa, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layık olandır."

  3. İbrâhîm 9

    Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.

  4. 10

    Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, "Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin" dediler.

  5. İbrâhîm 11

    Peygamberleri, onlara dedi ki: "Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah'ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü'minler ancak Allah'a tevekkül etsinler."

  6. İbrâhîm 12

    "Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler."

  7. İbrâhîm 13

    İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

10. Ancak onlar, yalan söylediler ve zalimlik ettiler. Bu nedenle de onlara “Peygamberleri de şöyle dedi: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)?!” Yani var olan şeyler içerisinde en açık ve aşikar olan O olduğu halde O’nda nasıl şüphe olur?! Bütün her şeyin var olmasına sebep, kendisinin varlığı olan zat hakkında şüphe eden kimse, artık maddi hususlar da dahil olmak üzere hiçbir bir şeye kesin gözüyle bakamaz. Bundan dolayı peygamberler, kavimlerine şüphe etmeyen ve hakkında tereddüde düşmesi uygun olmayan kimselerin üslubuyla şöyle hitap etmişlerdir: “O, sizi günahlarınızı bağışlamaya ve belirli bir süreye kadar sizi ertelemeye davet ediyor.” Yani sizin menfaatinize ve faydanıza olan şeylere çağırıyor. Sizleri çağrısını kabul etmeye karşılık dünyevi ve uhrevi mükâfatlarla mükâfatlandırmaya davet ediyor. Sizleri ibadetinizden bir fayda elde etmek için çağırmamaktadır. Aksine ibadetinizin faydası sizedir.

Kavimleri ise peygamberlerine cahil ve akılsız kimseler gibi şöylece karşılık verdiler: “Siz de ancak bizim gibi birer insansınız” Nasıl olur da peygamberlik ve risalet ile bizden daha üstün olabilirsiniz? “Atalarımızın taptıklarından bizi alıkoymak istiyorsunuz.” Biz nasıl olur da sizin görüşlerinize uyup atalarımızın görüşünü ve izledikleri yolu terk edebiliriz? Siz de bizler gibi insanken nasıl olur da size itaat edebiliriz? “O halde bize apaçık bir delil getirin.” Son derece açık bir belge gösterin. Bundan maksatları bizzat kendilerinin teklif ettikleri bir delildir. Yoksa az önce peygamberlerinin onlara apaçık deliller getirdiği ifade edilmişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Resulleri onlara cevap olarak şöyle dediler: Allah'ın birliğinde ve tek başına ibadete layık olmasında şüphe mi var? O, gökleri ve yeri yaratandır, hiçbir benzerleri olmadan o ikisini yoktan var edendir. Geçmiş günahlarınızı silmek ve dünya hayatındaki ecellerinizi tamamlamanız için belirli bir zamana kadar sizleri erteleyerek kendisine iman etmeye çağırıyor. Kavimleri (resullerine) şöyle dediler: Sizler de bizim gibi beşer değil misiniz? Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Atalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmekten bizleri alıkoymak mı istiyorsunuz. Öyle ise Allah'ın bize göndermiş olduğu resuller olarak davet ettiğiniz şeylerde doğru söylediğinize delalet eden apaçık deliller getirin.

Kelimeler

33 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَتْ kalet dediler ki kök: قول
  2. رُسُلُهُمْ rusuluhum elçileri kök: رسل
  3. أَفِى efi hakkında (edilir) mi?
  4. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  5. شَكٌّۭ şekkun şüphe kök: شكك
  6. فَاطِرِ fatiri yaratan kök: فطر
  7. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri kök: سمو
  8. وَٱلْأَرْضِ ۖ vel'erdi ve yeri kök: ارض
  9. يَدْعُوكُمْ yed'ukum (O) sizi davet ediyor kök: دعو
  10. لِيَغْفِرَ liyegfira bağışlamak için kök: غفر
  11. لَكُم lekum sizin
  12. مِّن min bir kısmını
  13. ذُنُوبِكُمْ zunubikum günahlarınızdan kök: ذنب
  14. وَيُؤَخِّرَكُمْ ve yu'ehhirakum ve sizi ertelemek için kök: اخر
  15. إِلَىٰٓ ila kadar
  16. أَجَلٍۢ ecelin bir süreye kök: اجل
  17. مُّسَمًّۭى ۚ musemmen belirtilmiş kök: سمو
  18. قَالُوٓا۟ kalu onlar dediler kök: قول
  19. إِنْ in
  20. أَنتُمْ entum siz de
  21. إِلَّا illa başka değilsiniz
  22. بَشَرٌۭ beşerun bir insandan kök: بشر
  23. مِّثْلُنَا misluna bizim gibi kök: مثل
  24. تُرِيدُونَ turidune istiyorsunuz kök: رود
  25. أَن en
  26. تَصُدُّونَا tesudduna bizi çevirmek kök: صدد
  27. عَمَّا amma -ndan
  28. كَانَ kane olduğu- kök: كون
  29. يَعْبُدُ yea'budu tapıyor kök: عبد
  30. ءَابَآؤُنَا aba'una atalarımızın kök: ابو
  31. فَأْتُونَا fe'tuna o halde bize getirin kök: اتي
  32. بِسُلْطَـٰنٍۢ bisultanin bir delil kök: سلط
  33. مُّبِينٍۢ mubinin açık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: "Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah…

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile…

  • Aynı kök: سلط (39 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Peygamberleri, onlara dedi ki: "Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah'ın…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    (3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Onlar şöyle dediler: "Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor…

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler.…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elçileri şöyle demişti: "Gökleri ve yeri yoktan yaratan dipnot 1 Allah hakkında şüphe mi var? (Oysa) O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirlenmiş bir vakte kadar ertelemek için sizi (gerçeğe) çağırıyor." Onlar da şöyle demişlerdi: "Siz de ancak bizim gibi bir insansınız. dipnot 2 Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. dipnot 3 (Öyleyse) bize apaçık bir delil getirin!"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:14; Yûsuf 12:101; Fâtır 35:1; Zümer 39:46; Şûrâ 42:11.
  2. metne dön, dipnot 2
    İnkarcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili bkz. Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.
  3. metne dön, dipnot 3
    Taklitçilik her zaman aynı şekilde varlığını devam ettirmekte, yeni şeyler söyleyenler daima aynı tepkiyle karşılaşmaktadır. Peygamberlere hitaben alaycılık içerisinde bulunan taklitçilerin izinden gidenlerin bugün bundan farklı bir durumda oldukları söylenemez.

Mustafa İslamoğlu

Elçileri onlara "Gökleri ve yeri var eden Allah hakkında kuşku ha?" dediler; "O sizi günahlarınızdan arındırıp bağışlamaya ve sizin (hak ettiğiniz cezayı) belirli bir süre erteleyerek, sizleri (tevbe etmeye) çağırıyor. Onlar şöyle cevapladılar: "Siz de bizim gibi ölümlü bir insandan başkası değilsiniz. Siz bizi babalarımızın öteden beri tapa geldiği şeylerden vazgeçirmek istiyorsunuz. Madem öyle, bize apaçık bir belge getirsenize!"

Muhammed Esed

Bu toplumlara gönderilen elçiler: "Hiç, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah(ın varlığından, birliğinden) şüphe edilebilir mi?" dediler, "Sizi (geçmişteki) günahlarınızdan ötürü bağışlamak ve size (belirlediği) bir süre (bitince)ye kadar mühlet vermek üzere (doğru yola) çağıran O'dur! (Ama) onlar: "Sizler bizim gibi ölümlü insanlardan başka kimseler değilsiniz!" diye cevap verdiler, "Bizi, atalarımızın tapınageldiği şeylerden uzaklaştırmak istiyorsunuz; madem öyle, o zaman (Allah'ın elçileri olduğunuza dair) açık bir delil getirin bize!"

Ahmed Hulusi

Rasulleri demişti ki: "Semalar ve arzın Fatır'ı Allah hakkında kuşku mu? (O), sizin beşeriyetinizin getirisi olan kusurlarınızı bağışlıyor ve ömrünüzün sonuna kadar size müsaade ediyor. " Dediler ki (Rasullere): "Siz bizim gibi bir beşersiniz (bir mucizevi farkınız yok). . . Atalarımızın tapındıklarından bizi alıkoymak istiyorsunuz. . . (O halde) bize apaçık bir sultan (mucizevi güç, kanıt) getirin. "

Ali Bulaç

Resulleri dedi ki: "Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."

Ali Özek ve heyeti

Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak için sizi (hak dine) çağırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçık bir delil getirin!

Ali Rıza Safa

Elçiler, onlara, şöyle dediler: "Gökleri ve yeryüzünü Yoktan Yaratan Allah hakkında kuşku mu var? Suçlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve belirlenmiş bir süreye dek sizi erteliyor!" Dediler ki: "Siz de bizler gibi yalnızca bir insanoğlusunuz. Atalarımızın hizmet ettiklerini bırakmamızı istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçık bir kanıt getirin!"

Bayraktar Bayraklı

Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüpheniz mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve belirli bir vakte kadar tehir edip yaşatmak için sizi çağırıyor." Onlar dediler ki: "Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz, bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, bu iddianız konusunda apaçık bir delil getiriniz!"

Edip Yüksel

Elçileri: "Gökleri ve yeri yarıp yaratan ALLAH'tan mı kuşkulanıyorsunuz? Günahlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve size belli bir süre tanıyor" dediler. Onlar da, "Siz, ancak bizim gibi insanlarsınız, atalarımızın hizmet etmekte olduğu şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz. Bize açık bir yetki belgesi getiriniz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elçileri: 'Gökleri ve yeri yarıp yaratan ALLAH'tan mı kuşkulanıyorsunuz? Günahlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve size belli bir süre tanıyor,' dediler. Onlar da, 'Siz, ancak bizim gibi insanlarsınız, atalarımızın tapmakta olduğu şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz. Bize açık bir yetki belgesi getiriniz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Peygamberleri dedi ki: "Hiç gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe edilir mi? O sizi, günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirli bir süreye kadar size müsaade ediyor." Onlar da: "Siz de bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize açık bir delil getiriniz!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Resulleri hiç, dediler: Gökleri ve Yeri yaradan Allahda şekk edilir mi? O, sizi günahlarınızı mağrifet etmek için çağırıyor ve müsemma bir ecele kadar size müsaade ediyor, siz, dediler bizim gibi bir beşersiniz, bizi babalarımızın taptıklarından çevirmek istiyorsunuz, o halde bize sultası açık bir bürhan getiriniz

Erhan Aktaş

Resulleri dedi ki: "Göklere ve yere belli bir fıtrat dipnot 1 veren, sizi, suçlarınızı bağışlamak için çağıran ve belirlenmiş bir ecele dipnot 2 kadar sizi erteleyen Allah hakkında mı kuşkudasınız?" Dediler: "Siz de ancak bizim gibi sadece bir beşersiniz. dipnot 3 Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi çevirmek istiyorsunuz. Öyleyse açık bir sultan dipnot 4 getirin!"

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İşleyiş yasalarını koyan. Ayette geçen "fatira" kelimesine "yarattı" anlamı verilmesi doğru değildir. Fatıra yaratmak değil yaratılmış şeylere verilen özellik demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Belirlenmiş süre.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan.
  4. metne dön, dipnot 4
    Bkz. 10:68. ayetin 2. dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Resulleri dedi ki: "Göklere ve yere belli bir fıtrat dipnot 1 veren, sizi, suçlarınızı bağışlamak için çağıran ve belirlenmiş bir ecele dipnot 2 kadar sizi erteleyen Allah hakkında mı kuşkudasınız?" Dediler: "Siz de ancak bizim gibi sadece bir beşersiniz. dipnot 3 Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi çevirmek istiyorsunuz. Öyleyse açık bir sultan dipnot 4 getirin!"

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İşleyiş yasalarını koyan. Ayette geçen "fatira" sözcüğüne "yarattı" anlamını vermek sözcüğün doğru anlamını ifade etmemektedir. Sözcüğün doğru anlamı; yaratılan şeylere, yaradılış ve işleyiş yasalarını koymaktır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Belirlenmiş süre.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.
  4. metne dön, dipnot 4
    Çeviriler, "sultan" sözcüğüne "delil" anlamı vermektedirler. Bu doğru değildir. Zira sultan yetki belgesi, görev pusulası demektir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "Sultan" sözcüğü de bu sözcükten türemiştir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rasulleri dedi ki: "Göklere ve yere belli bir fıtrat veren dipnot 1 , sizi, suçlarınızı bağışlamak için çağıran ve belirlenmiş bir ecele dipnot 2 kadar sizi erteleyen Allah hakkında mı kuşkudasınız?" Dediler: "Siz de ancak bizim gibi sadece bir insansınız. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse açık bir sultan dipnot 3 getirin!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İşleyiş yasalarını koyan. Ayette geçen "fatira" sözcüğüne "yarattı" anlamını vermek sözcüğün doğru anlamını ifade etmemektedir. Sözcüğün doğru anlamı; yaratılan şeylere, yaradılış ve işleyiş yasalarını koymaktır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Belirlenmiş süre.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yetki belgesi, görev pusulası.

Gültekin Onan

Resulleri dedi ki: "Tanrı hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır (fatır); O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."

Hasan Basri Çantay

Peygamberleri de şöyle demişdi: "Gökleri ve yeri yaratan, sizi günahlarınızdan yarlığamak, size muayyen bir vakta kadar meydan vermek için (hak dine) da'vet etmekde olan Allah hakkında mı bir şek"? Onlar da: "Siz de bizim gibi beşerden başka (bir şey) değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir hüccet getirin" demişlerdi.

İbni Kesir

Peygamberleri onlara: Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamak için çağıran ve sizi belirli bir süreye kadar tehir eden Allah'tan mı şüphe ediyorsunuz? demişlerdi. Onlar da: Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Siz; bizi, atalarımızın tapındığı şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse, bize açık bir delil getirin, demişlerdi.

Mehmet Alagaş

(5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı şüphe ediyorsunuz? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi, babalarımızın ibadet ettiği (ilahlardan) alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler.

Süleyman Ateş

Elçileri: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe (edilir) mi? (O), sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirtilmiş bir süreye kadar ertelemek için sizi davet ediyor" dediler. Onlar: "Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Bizi, atalarımızın taptığından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize açık bir delil getirin!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Elçileri şöyle dediler: "Gökleri ve yeri bölünme kanunuyla yaratan dipnot 1 Allah hakkında şüphe mi olur dipnot 2 ! O, günahlarınızı bağışlamak ve belli bir süreye dipnot 3 kadar yaşatmak için size davette bulunuyor." Onlar ise "Siz de tıpkı bizim gibi bir beşersiniz dipnot 4 . Atalarımızın kulluk ettiği şeylerden bizi uzaklaştırmak istiyorsunuz dipnot 5 , o halde bize boyun eğdirecek açık bir delil /mucize getirin!" demişlerdi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki "fatır (فاطر)", bir şeyi bölen anlamındadır (Lisan'ul-Arab). Allah, bütün varlıkları bölünme kanununa göre yaratmıştır (İsra 17/51, Rum 30/30, Şura 42/11).
  2. metne dön, dipnot 2
    Kur'an'a göre Allah'ın varlığına ve birliğine inanmayan tek bir insan dahi yoktur (A'raf 7/172-173).
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4
  5. metne dön, dipnot 5

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçiler de "Göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah hakkında şüphe mi olur?" demişlerdi. O sizi, günahlarınızı örtmek ve o belirlenmiş ecelinize dipnot 1 kadar yaşatmak için çağırıyor." Onlar ise "Siz de tıpkı bizim gibi bir insansınız, aslında atalarımızın kulluk ettiği şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz, o halde bize boyun eğdirecek açık bir delil getirin" demişlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. En'am 6/2 Ayet dip notu

Şaban Britch

Peygamberleri: Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı mağfiret etmeye çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı şüphe ediyorsunuz? dediler. Onlar da: Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın ibadet ettiklerinden alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz, dediler.

Şaban Piriş

Peygamberleri: -Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah'tan mı şüphe ediyorsunuz? dediler. Onlar da: -Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın kulluk ettiklerinden alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Resulleri dediler ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı kuşku? O sizi, günahlarınızı afftetsin, belirli bir süreye kadar size zaman tanısın diye çağırıyor." Şöyle cevap verdiler: "Siz de bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi yüz geri çevirmek istiyorsunuz. Hadi açık bir kanıt getirin bize!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Their Messengers said to them: Do you people involve Allah in doubt when it is He who generated the heavens and the earth and brought them into existence and He invites you to His system of faith and worship so that you qualify to receive His blessings and the forgiveness of your sins! He grants you respite to confess yourselves mistaken and your punishment He puts in respite up to a predetermined point of time. They said: "But you are simply mortals like us and you just want us to turn our backs upon the gods our fathers held in holy reverence and veneration! Give us then solid evidence that convinces our minds and tends to prove the conclusion."

Abdul Haleem

Their messengers answered, ‘Can there be any doubt about God, the Creator of the heavens and earth? He calls you to Him in order to forgive you your sins and let you enjoy your life until the appointed hour.’ But they said, ‘You are only men like us. You want to turn us away from what our forefathers used to worship. Bring us clear proof then, [if you can].’

Abdullah Yusuf Ali

Their messengers said: "Is there a doubt about Allah, The Creator of the heavens and the earth? It is He Who invites you, in order that He may forgive you your sins and give you respite for a term appointed!" They said: "Ah! ye are no more than human, like ourselves! Ye wish to turn us away from the (gods) our fathers used to worship: then bring us some clear authority."

Abul A'la Maududi

Their Messengers said: "Can there be any doubt about Allah, the Creator of the heavens and the earth? dipnot 1 He invites you that He may forgive you your sins and grant you respite till an appointed term." dipnot 2 They replied: "You are only a human being like ourselves. You seek to prevent us from serving those whom our forefathers have been serving all along. If that is so, produce a clear authority for it." dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Messengers posed this question to those who rejected the message in order to bring home to them the absurdity of their stand with regard to God. For though, the mushriks of every age believed in the existence of God and acknowledged that He was the Creator of the heavens and the earth, they did not accept the message, its logical result, that He alone was entitled to their worship. That is why the Messengers asked them: Do you have any doubt about the existence of Allah?
  2. metne dön, dipnot 2
    In the case of individuals, the appointed term may be either the time of one’s death or the doomsday. As regards the appointed term for the rise and fall of communities, it is determined by their collective behavior. For instance, if a capable community degenerates before the expiry of its term, the assigned period is shortened and it is deposed. On the other hand, if a degenerate community changes its ways for the better, its term is extended, so much so that it may extend even to the doomsday. This same thing is implied in (Ayat 11 of Surah Ar-Raad): The fact is that Allah does not change a people’s lot unless they themselves change their own characteristics.
  3. metne dön, dipnot 3
    The disbelievers meant to imply: You are a human being like us in every respect: you eat, drink and sleep like us and have wife and children like us. You feel hungry and thirsty, and suffer from heat and cold, disease and calamities like us. In short, you have every human limitation like us, and we see nothing unusual and extraordinary in you to induct us to accept you as a Prophet and believe that God communicates with you and sends His angels to you.

Aisha Bewley

Their Messengers said, ‘Is there any doubt about Allah, the Bringer into Being of the heavens and the earth? He summons you to forgive you for your wrong actions and to defer you until a specified time. ’ They said, ‘You are nothing but human beings like ourselves who want to debar us from what our fathers worshipped; so bring us a clear authority.’

Al-Hilali & Khan

Their Messengers said: "What! Can there be a doubt about Allâh, the Creator of the heavens and the earth? He calls you (to Monotheism and to be obedient to Allâh) that He may forgive you of your sins and give you respite for a term appointed." They said: "You are no more than human beings like us! You wish to turn us away from what our fathers used to worship. Then bring us a clear authority (i.e. a clear proof of what you say)."

Ali Quli Qarai

Their apostles said, ‘Is there any doubt about Allah, the originator of the heavens and the earth?! He calls you to forgive you a part of your sins, and grants you respite until a specified time. ’ They said, ‘You are nothing but humans like us who desire to bar us from what our fathers used to worship. So bring us a manifest authority.’

Amatul Rahman Omar

Their Messengers (of God) said, `Is there any doubt about Allâh, the Originator of the heavens and the earth? He calls you (to Himself) that He may protect you against your sins and grant you respite till an appointed time (to the end of your lives). ' They said, `You are nothing but a human being like ourselves. You desire to stop us from (worshipping) that our fathers have been worshipping, well better bring us some manifest authority.'

Arthur John Arberry

Their Messengers said, 'Is there any doubt regarding God, the Originator of the heavens and the earth, who calls you so that He may forgive you your sins, and defer you to a term stated?' They said, 'You are nothing but mortals, like us; you desire to bar us from that our fathers served; then bring us a manifest authority. '

Bijan Moeinian

Their prophets said: "Do you have doubt about the Lord who has initiated the heavens and the earth? What is wrong about His willingness to forgive your sins and giving you a second chance from now till the rest of your life [so that you prove that you deserve His generosity?" The disbelievers replied: “Who are you? You are nothing but human beings like us. You simply want to change our way of life (as it is fashionable today to refer to as American way of life in the U.S.) and deprive us of what our forefathers have worshipped in their wisdom. If you are truthful, come up with a miracle in support of your claims.”

E. Henry Palmer

Their apostles said, 'Is there doubt about God, the originator of the heavens and the earth? He calls you to pardon you for your sins, and to respite you until an appointed time. ' They said, 'Ye are but mortals like ourselves; ye wish to turn us from what our fathers used to serve. Bring us, then, obvious authority!'

Edip-Layth

Their messengers said, "Is there doubt regarding God, the initiator of the heavens and the earth? He invites you so that He may forgive some of your sins, and grant you until a predetermined time." They said, "You are but humans like us, you wish to turn us away from what our fathers used to serve. So come to us with clear authority."

George Sale

Their apostles answered, is there any doubt concerning God, the creator of heaven and earth? He inviteth you to the true faith that He may forgive you part of your sins, and may respite your punishment, by granting you space to repent, until an appointed time. They answered, ye are but men, like unto us: Ye seek to turn us aside from the gods which our fathers worshipped; wherefore bring us an evident demonstration by some miracle, that ye speak truth.

Hamid S. Aziz

Their Messengers said, "Is there doubt about Allah, the originator of the heavens and the earth? He calls you to pardon you for your sins, and to reprieve you unto an appointed term. " They said, "You are but mortals like ourselves; you wish to turn us from what our fathers used to serve. Bring us, then, clear authority!"

Mahmoud Ghali

Their Messengers said, "Is there any doubt regarding Allah, The Originator (Literally: Renderer; i. e., creator) of the heavens and the earth? He calls you that He may forgive you (some) of your guilty deeds and to defer you to a stated term." They said, "Decidedly you are nothing except mortals like us; you would (like) to bar us from what our fathers were worshiping; then come up to us with an evident all-binding authority."

Marmaduke Pickthall

Their messengers said: Can there be doubt concerning Allah, the Creator of the heavens and the earth? He calleth you that He may forgive you your sins and reprieve you unto an appointed term. They said: Ye are but mortals like us, who would fain turn us away from what our fathers used to worship. Then bring some clear warrant.

Mohamed Ahmed - Samira

Said their apostles: "Can there be doubt about God, the originator of the heavens and the earth? He calls you to forgive some of your sins, and give you respite for a time ordained. " They said: "You are only men like us, and yet you wish to turn us away from what our fathers worshipped. Bring to us then a clear proof."

Muhammad Asad

Said the apostles sent unto them: "Can there be any doubt about [the existence and oneness of] God, the Originator of the heavens and the earth? It is He who calls unto you, so that He may forgive you [whatever is past] of your sins and grant you respite until a term [set by Him is fulfilled]. " [But] they replied: "You are nothing but mortal men like ourselves! You want to turn us away from what our forefathers were wont to worship: well, then, bring us a clear proof [of your being God's message-bearers]!"

Mustafa Khattab

Their messengers asked ˹them˺, "Is there any doubt about Allah, the Originator of the heavens and the earth? He is inviting you in order to forgive your sins, and delay your end until your appointed term."[1] They argued, “You are no more than humans like us! You ˹only˺ wish to turn us away from what our forefathers worshipped. So bring us some compelling proof.”

Progressive Muslims

Their messengers said: "Is there doubt regarding God, the initiator of the heavens and the Earth He invites you so that He may forgive some of your sins, and grant you until a predetermined time. " They said: "You are but humans like us, you wish to turn us away from what our fathers used to serve. So come to us with clear proof."

Rashad Khalifa

Their messengers said, "Do you have doubts about GOD; the Initiator of the heavens and the earth? He invites you only to forgive your sins, and to give you another chance to redeem yourselves." They said, "You are no more than humans like us, who want to repel us from the way our parents used to worship. Show us some profound authority."

Sahih International

Their messengers said, "Can there be doubt about Allah, Creator of the heavens and earth? He invites you that He may forgive you of your sins, and He delays your death for a specified term. " They said, "You are not but men like us who wish to avert us from what our fathers were worshipping. So bring us a clear authority."

Sam Gerrans

Their messengers said: “Can there be about God any doubt: the Creator of the Heavens and the Earth? He calls you, that He will forgive you of your transgressions, and delay you to a stated term.” They said: “You are only mortals like us, who would turn us away from what our fathers served. So bring us a clear authority.”

Shabbir Ahmed

Their Messengers said, "Can there be any doubt about Allah, the Initiator of the Highs and the Lows? He only calls you that He may grant you the protection of His forgiveness, to save you from trailing behind in humanity and to sustain your community for a long time. " They said, "You are but mortals like us! You want us to turn away from the way our ancestors used to worship. Then bring us a convincing miracle?" (Allah is far too Glorious from feeling offended by idol worship in any form. But submitting to false deities and 'authorities' is the root cause of inequities in any society, such as superstition, exploitation, ritualism and division of humanity into castes and sects, and the resulting violation of human rights. That is why all Messengers of God began their mission by calling people to the worship and obedience of the One True God).

Syed Vickar Ahamed

Their messengers (from Allah) said: "Is there a doubt about Allah, the Creator of the heavens and the earth? It is He, Who invites you, so that He may forgive you for your sins and give you relief for a fixed time!" They said: "Oh! You are not any more than a human (being), like ourselves! You want to turn us away from the (gods) our fathers worshipped: Then bring us some clear authority. "

Taqi Usmani

Their prophets said, "Is it in Allah that you have some doubt, who is the Creator of the heavens and the earth? He calls you, so that He may forgive you some of your sins and give you respite up to a specified term." They said, “You are no more than a human being like us. You want to prevent us from what our forefathers used to worship. So, bring us some clear authority.”

The Monotheist Group

Their messengers said: "Is there doubt regarding God, the initiator of the heavens and the earth? He invites you so that He may forgive some of your sins, and delay you to an appointed term." They said: "You are merely human beings like us; you wish to turn us away from what our fathers used to serve. So come to us with a clear proof."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩