Diyanet İşleri
(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."
Sâd suresi
Sâd suresi, 81. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ
ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.
(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Âdem'in yaratılışı ve İblîs Sâd 71–85 3
"Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir."
İblis, "Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi.
(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."
(82-83) İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi.
Allah, şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 80–81. ayetler için yazılmıştır.
80-81. Yüce Allah, hikmeti böyle gerektirdiği için onun duasını kabul ederek “buyurdu ki: Sen mühlet verilenlerdensin. Bilinen vaktin (geleceği) güne kadar.” Âdem’in zürriyeti tamamlanıp imtihanın da sona ereceği vakte kadar.
İblis, kendine mühlet verileceğini öğrenince murdarlığından ötürü hem Rabbine, hem Âdem aleyhisselam’a hem de onun soyundan gelecek olanlara karşı duyduğu düşmanlığını açıkça ortaya koydu:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Helak edilmen için belirlenen güne kadar.
Aynı kök: وقت (13 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem
(37-38) Allah da, "O halde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
Aynı kök: وقت (13 geçiş)
Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…
Aynı kök: وقت (13 geçiş)
Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz,…
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(80, 81) (Allah) "Bilinen vaktin gününe kadar zaman verilenlerdensin." demişti.
(tabi ki, sadece tarafımdan) bilinen zaman dolup günü gelinceye kadar."
zamanı (yalnız Benim tarafımdan) bilinen Güne kadar".
"Bilinen sürece kadar!"
"Bilinen vaktin gününe kadar."
Sen bilinen güne kadar.
"Zamanı bilinen güne dek!"
- Allah, "İşte o belli vaktin geleceği güne kadar sen süre verilenlerdensin" dedi.
"Bilinen vaktin gününe kadar."
'Bilinen vaktin gününe kadar.'
(80-81) (Allah): "Haydi belirli bir vakte kadar geri bırakılanlardansın." buyurdu.
Malum vakıt gününe kadar
Zamanı bilinen güne dipnot 1 kadar.
Zamanı bilinen güne dipnot 1 kadar.
Zamanı bilinen güne dipnot 1 kadar.
"Bilinen vaktin gününe kadar."
"(Bence) ma'lum olan zamanın (bir) gününe kadar".
Belli bir vaktin gününe kadar.
(69-88) Mele-i âlâ da / yüce mecliste niçin hasımlaştıklarına dair benim bir ilmim / bilgim yok. Sadece bana , benim kesinlikle apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. Rabbin meleklere ben kurutulmuş çamurdan bir derili / bir beşer yaratacağım, onu düzenlediğimde ve ruhumdan üfürdüğüm vakit onun için hemen secdeye kapanın dedi. İblis hariç meleklerin hepsi toptan secde etti. O, büyüklendi / kibirlendi ve k âfirlerden oldu. Dedi ey İblis! Seni, benim elimle yaptığıma secde etmeye engel olan nedir? Büyüklendin mi? yahut yücelerden mi oldun? Ben ondan hayırlıyım dedi. Beni ateşten yarattın ve onu ise kurutulmuş çamurdan yarattın. De ki oradan çık, sen kesinlikle taşlandın / recm edildin. Din gününe kadar da üzerinde lanetim olacak. Dedi Rabbim, tekrar diriliş gününe kadar beni bekletebilir misin? Allah, muhakkak ki sen bilinen vakte / malum vakte kadar bekletilenlerdensin dedi. Şerefin / izzetin üzere söylüyorum ki onlardan saf / ihlaslı olan kulların hariç hepsini azdıracağım. Allah dedi ki bu gerçektir ve gerçeği de ben söylerim. Cehennemi senle ve onlardan sana uyan / tabii olan hepinizle dolduracağım. (Ey Resulüm) De ki size bir ücret sual etmiyorum (hani bunun ücreti demiyorum) ben böyle bir teklifte bulunan değilim. Muhakkak ki O / Kuran , evrenler için / alemler için bir hatırlatmadır. Onun haberini de az bir vakit sonra öğreneceksiniz.
Vakti bilinen bir güne kadar.
"O belli vaktin gününe kadar."
o malum gün dipnot 1 gelinceye kadar (ölmeyeceksin) dipnot 2 ."
O belli gün gelinceye kadar bekletileceksin."
Hem de belli bir vakte kadar...
Hem de belli bir vakte kadar...
"O bilinen güne kadar."
"until the predetermined point of time ascertained for judgement"
till the Appointed Day.’
"Till the Day of the Time Appointed."
till the Day whose Hour I know."
until the Day whose time is known. ’
"Till the Day of the time appointed."
until the day of the known time. ’
`Till the Day of which the time is known and fixed. '
until the day of the known time. '
until that Day. "
until the day of the stated time. '
"Until the appointed day."
until the day of the determined time.
"Until the Day of the time appointed. "
Until the Day of the known time. "
Until the day of the time appointed.
Till the appointed day. "
till the Day the time whereof is known [only to Me]. "
until the appointed Day."
"Until the appointed Day. "
"Until the appointed day."
Until the Day of the time well-known. "
“Until the day of the known time.”
Until the Day of Appointed Time. "
"Till the Day of the Time (which has been) appointed. "
until the Day of the Appointed Time."
"Until the appointed Day."