38. sure

Sâd Suresi ص

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11 karşılaştır — Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi
  2. Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16 karşılaştır — Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap
  3. Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29 karşılaştır — Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı
  4. Süleymân 30–40 karşılaştır — Süleymân
  5. Eyyûb 41–44 karşılaştır — Eyyûb
  6. İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49 karşılaştır — İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl
  7. Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64 karşılaştır — Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi
  8. De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70 karşılaştır — De ki: ben ancak bir uyarıcıyım
  9. Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85 karşılaştır — Âdem'in yaratılışı ve İblîs
  10. Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88 karşılaştır — Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11

  1. Sâd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 1. ayet. صٓ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

    ṣâd. velḳur'âni ẕi-ẕẕikr.

    Diyanet İşleri

    Sad. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun (ki o, Allah sözüdür).

    Ayet detayı — Sâd suresi, 1. ayet

  2. Sâd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 2. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

    beli-lleẕîne keferû fî `izzetiv veşiḳâḳ.

    Diyanet İşleri

    Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 2. ayet

  3. Sâd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 3. ayet. كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ

    kem ehleknâ min ḳablihim min ḳarnin fenâdev velâte ḥîne menâṣ.

    Diyanet İşleri

    Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 3. ayet

  4. Sâd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 4. ayet. وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌ كَذَّابٌ

    ve`acibû en câehüm münẕirum minhüm. veḳâle-lkâfirûne hâẕâ sâḥirun keẕẕâb.

    Diyanet İşleri

    Kafirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu, yalancı bir sihirbazdır."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 4. ayet

  5. Sâd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 5. ayet. أَجَعَلَ ٱلْـَٔالِهَةَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌ

    ece`ale-l'âlihete ilâhev vâḥidâ. inne hâẕâ leşey'ün `ucâb.

    Diyanet İşleri

    "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 5. ayet

  6. Sâd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 6. ayet. وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ يُرَادُ

    venṭaleḳa-lmeleü minhüm eni-mşû vaṣbirû `alâ âlihetiküm. inne hâẕâ leşey'üy yürâd.

    Diyanet İşleri

    (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 6. ayet

  7. Sâd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 7. ayet. مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ

    mâ semi`nâ bihâẕâ fi-lmilleti-l'âḫirah. in hâẕâ ille-ḫtilâḳ.

    Diyanet İşleri

    (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 7. ayet

  8. Sâd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 8. ayet. أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّن ذِكْرِى بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

    eünzile `aleyhi-ẕẕikru mim beyninâ. bel hüm fî şekkim min ẕikrî. bel lemmâ yeẕûḳû `aẕâb.

    Diyanet İşleri

    (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 8. ayet

  9. Sâd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 9. ayet. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

    em `indehüm ḫazâinü raḥmeti rabbike-l`azîzi-lvehhâb.

    Diyanet İşleri

    Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 9. ayet

  10. Sâd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 10. ayet. أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ

    em lehüm mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. felyerteḳû fi-l'esbâb.

    Diyanet İşleri

    Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!)

    Ayet detayı — Sâd suresi, 10. ayet

  11. Sâd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 11. ayet. جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

    cündüm mâ hünâlike mehzûmüm mine-l'aḥzâb.

    Diyanet İşleri

    Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 11. ayet

Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16

  1. Sâd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 12. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

    keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv ve`âdüv vefir`avnü ẕü-l'evtâd.

    Diyanet İşleri

    (12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 12. ayet

  2. Sâd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 13. ayet. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

    veŝemûdü veḳavmü lûṭiv veaṣḥâbü-l'eykeh. ülâike-l'aḥzâb.

    Diyanet İşleri

    (12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 13. ayet

  3. Sâd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 14. ayet. إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

    in küllün illâ keẕẕebe-rrusüle feḥaḳḳa `iḳâb.

    Diyanet İşleri

    (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 14. ayet

  4. Sâd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 15. ayet. وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ

    vemâ yenżuru hâülâi illâ ṣayḥatev vâḥidetem mâ lehâ min fevâḳ.

    Diyanet İşleri

    Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 15. ayet

  5. Sâd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 16. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    veḳâlû rabbenâ `accil lenâ ḳiṭṭanâ ḳable yevmi-lḥisâb.

    Diyanet İşleri

    Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 16. ayet

Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29

  1. Sâd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 17. ayet. ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    iṣbir `alâ mâ yeḳûlûne veẕkür `abdenâ dâvûde ẕe-l'eyd. innehû evvâb.

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 17. ayet

  2. Sâd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 18. ayet. إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

    innâ seḫḫarne-lcibâle me`ahû yüsebbiḥne bil`aşiyyi vel'işrâḳ.

    Diyanet İşleri

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 18. ayet

  3. Sâd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 19. ayet. وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةً كُلٌّ لَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veṭṭayra maḥşûrah. küllül lehû evvâb.

    Diyanet İşleri

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 19. ayet

  4. Sâd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 20. ayet. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

    veşedednâ mülkehû veâteynâhü-lḥikmete vefaṣle-lḫiṭâb.

    Diyanet İşleri

    Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 20. ayet

  5. Sâd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 21. ayet. وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

    vehel etâke nebeü-lḫaṣm. iẕ tesevveru-lmiḥrâb.

    Diyanet İşleri

    Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 21. ayet

  6. Sâd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 22. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

    iẕ deḫalû `alâ dâvûde fefezi`a minhüm ḳâlû lâ teḫaf. ḫaṣmâni begâ ba`ḍunâ `alâ ba`ḍin faḥküm beynenâ bilḥaḳḳi velâ tüşṭiṭ vehdinâ ilâ sevâi-ṣṣirâṭ.

    Diyanet İşleri

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 22. ayet

  7. Sâd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 23. ayet. إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِىَ نَعْجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ

    inne hâẕâ eḫî lehû tis`uv vetis`ûne na`cetev veliye na`cetüv vâḥidetün feḳâle ekfilnîhâ ve`azzenî fi-lḫiṭâb.

    Diyanet İşleri

    İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 23. ayet

  8. Sâd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 24. ayet. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ secde ayeti

    ḳâle leḳad żalemeke bisüâli na`cetike ilâ ni`âcih. veinne keŝîram mine-lḫuleṭâi leyebgî ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍin ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veḳalîlüm mâ hüm. veżanne dâvûdü ennemâ fetennâhü festagfera rabbehû veḫarra râki`av veenâb.

    Diyanet İşleri

    Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 24. ayet

  9. Sâd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 25. ayet. فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    fegafernâ lehû ẕâlik. veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Diyanet İşleri

    Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 25. ayet

  10. Sâd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 26. ayet. يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةً فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

    yâ dâvûdü innâ ce`alnâke ḫalîfeten fi-l'arḍi faḥküm beyne-nnâsi bilḥaḳḳi velâ tettebi`i-lhevâ feyüḍilleke `an sebîli-llâh. inne-lleẕîne yeḍillûne `an sebîli-llâhi lehüm `aẕâbün şedîdüm bimâ nesû yevme-lḥisâb.

    Diyanet İşleri

    Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 26. ayet

  11. Sâd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 27. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ bâṭilâ. ẕâlike żannü-lleẕîne keferû. feveylül lilleẕîne keferû mine-nnâr.

    Diyanet İşleri

    Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 27. ayet

  12. Sâd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 28. ayet. أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ

    em nec`alü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kelmüfsidîne fi-l'arḍ. em nec`alü-lmütteḳîne kelfüccâr.

    Diyanet İşleri

    Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 28. ayet

  13. Sâd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 29. ayet. كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ مُبَٰرَكٌ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    kitâbün enzelnâhü ileyke mübârakül liyeddebberû âyâtihî veliyeteẕekkera ülü-l'elbâb.

    Diyanet İşleri

    Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 29. ayet

Süleymân 30–40

  1. Sâd suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 30. ayet. وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    vevehebnâ lidâvûde süleymân. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Diyanet İşleri

    Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 30. ayet

  2. Sâd suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 31. ayet. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ

    iẕ `uriḍa `aleyhi bil`aşiyyi-ṣṣâfinâtü-lciyâd.

    Diyanet İşleri

    Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 31. ayet

  3. Sâd suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 32. ayet. فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ

    feḳâle innî aḥbebtü ḥubbe-lḫayri `an ẕikri rabbî. ḥattâ tevârat bilḥicâb.

    Diyanet İşleri

    (32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 32. ayet

  4. Sâd suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 33. ayet. رُدُّوهَا عَلَىَّ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ

    ruddûhâ `aleyy. feṭafiḳa mesḥam bissûḳi vel'a`nâḳ.

    Diyanet İşleri

    (32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 33. ayet

  5. Sâd suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ

    veleḳad fetennâ süleymâne veelḳaynâ `alâ kürsiyyihî ceseden ŝümme enâb.

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 34. ayet

  6. Sâd suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 35. ayet. قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

    ḳâle rabbi-gfir lî veheb lî mülkel lâ yembegî lieḥadim mim ba`dî. inneke ente-lvehhâb.

    Diyanet İşleri

    Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 35. ayet

  7. Sâd suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 36. ayet. فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

    feseḫḫarnâ lehü-rrîḥa tecrî biemrih ruḫâen ḥayŝü eṣâb.

    Diyanet İşleri

    Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 36. ayet

  8. Sâd suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 37. ayet. وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍ وَغَوَّاصٍ

    veşşeyâṭîne külle bennâiv vegavvâṣ.

    Diyanet İşleri

    (37-38) Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 37. ayet

  9. Sâd suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 38. ayet. وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

    veâḫarîne müḳarranîne fi-l'aṣfâd.

    Diyanet İşleri

    (37-38) Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 38. ayet

  10. Sâd suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 39. ayet. هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    hâẕâ `aṭâünâ femnün ev emsik bigayri ḥisâb.

    Diyanet İşleri

    "İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 39. ayet

  11. Sâd suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 40. ayet. وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 40. ayet

Eyyûb 41–44

  1. Sâd suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

    veẕkür `abdenâ eyyûb. iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-şşeyṭânü binuṣbiv ve`aẕâb.

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 41. ayet

  2. Sâd suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 42. ayet. ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

    ürkuḍ biriclik. hâẕâ mugteselüm bâridüv veşerâb.

    Diyanet İşleri

    Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 42. ayet

  3. Sâd suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 43. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    vevehebnâ lehû ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem minnâ veẕikrâ liüli-l'elbâb.

    Diyanet İşleri

    Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 43. ayet

  4. Sâd suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Diyanet İşleri

    Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 44. ayet

İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49

  1. Sâd suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 45. ayet. وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ

    veẕkür `ibâdenâ ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûbe üli-l'eydî vel'ebṣâr.

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 45. ayet

  2. Sâd suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 46. ayet. إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

    innâ aḫlaṣnâhüm biḫâliṣatin ẕikra-ddâr.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 46. ayet

  3. Sâd suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 47. ayet. وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veinnehüm `indenâ lemine-lmuṣṭafeyne-l'aḫyâr.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 47. ayet

  4. Sâd suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 48. ayet. وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veẕkür ismâ`île velyese`a veẕe-lkifl. veküllüm mine-l'aḫyâr.

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 48. ayet

  5. Sâd suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 49. ayet. هَٰذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    hâẕâ ẕikr. veinne lilmütteḳîne leḥusne meâb.

    Diyanet İşleri

    (49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 49. ayet

Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64

  1. Sâd suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 50. ayet. جَنَّٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

    cennâti `adnim müfetteḥatel lehümü-l'ebvâb.

    Diyanet İşleri

    (49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 50. ayet

  2. Sâd suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 51. ayet. مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

    müttekiîne fîhâ yed`ûne fîhâ bifâkihetin keŝîrativ veşerâb.

    Diyanet İşleri

    Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 51. ayet

  3. Sâd suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 52. ayet. وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

    ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi etrâb.

    Diyanet İşleri

    Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 52. ayet

  4. Sâd suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 53. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    hâẕâ mâ tû`adûne liyevmi-lḥisâb.

    Diyanet İşleri

    İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 53. ayet

  5. Sâd suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 54. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

    inne hâẕâ lerizḳunâ mâ lehû min nefâd.

    Diyanet İşleri

    İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 54. ayet

  6. Sâd suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 55. ayet. هَٰذَا وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ

    hâẕâ. veinne liṭṭâgîne leşerra meâb.

    Diyanet İşleri

    (55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 55. ayet

  7. Sâd suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 56. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmihâd.

    Diyanet İşleri

    (55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 56. ayet

  8. Sâd suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 57. ayet. هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

    hâẕâ felyeẕûḳûhü ḥamîmüv vegassâḳ.

    Diyanet İşleri

    İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 57. ayet

  9. Sâd suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 58. ayet. وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

    veâḫaru min şeklihî ezvâc.

    Diyanet İşleri

    O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 58. ayet

  10. Sâd suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 59. ayet. هَٰذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

    hâẕâ fevcüm muḳteḥimüm me`aküm. lâ merḥabem bihim. innehüm ṣâlü-nnâr.

    Diyanet İşleri

    (Kendi aralarında şöyle derler:) "İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 59. ayet

  11. Sâd suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

    ḳâlû bel entüm. lâ merḥabem biküm. entüm ḳaddemtümûhü lenâ. febi'se-lḳarâr.

    Diyanet İşleri

    O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 60. ayet

  12. Sâd suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِى ٱلنَّارِ

    ḳâlû rabbenâ men ḳaddeme lenâ hâẕâ fezidhü `aẕâben ḍi`fen fi-nnâr.

    Diyanet İşleri

    Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 61. ayet

  13. Sâd suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 62. ayet. وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

    veḳâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen künnâ ne`uddühüm mine-l'eşrâr.

    Diyanet İşleri

    Yine şöyle derler: "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 62. ayet

  14. Sâd suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 63. ayet. أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

    etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.

    Diyanet İşleri

    "(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 63. ayet

  15. Sâd suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 64. ayet. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

    inne ẕâlike leḥaḳḳun teḫâṣumü ehli-nnâr.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 64. ayet

De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70

  1. Sâd suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 65. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    ḳul innemâ ene münẕir. vemâ min ilâhin ille-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 65. ayet

  2. Sâd suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 66. ayet. رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

    rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-l`azîzü-lgaffâr.

    Diyanet İşleri

    "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 66. ayet

  3. Sâd suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 67. ayet. قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

    ḳul hüve nebeün `ażîm.

    Diyanet İşleri

    De ki: "Bu Kur'an, büyük bir haberdir."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 67. ayet

  4. Sâd suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 68. ayet. أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

    entüm `anhü mü`riḍûn.

    Diyanet İşleri

    "Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 68. ayet

  5. Sâd suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 69. ayet. مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    mâ kâne liye min `ilmim bilmelei-l'a`lâ iẕ yaḫteṣimûn.

    Diyanet İşleri

    "Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 69. ayet

  6. Sâd suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 70. ayet. إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    iy yûḥâ ileyye illâ ennemâ ene neẕîrum mübîn.

    Diyanet İşleri

    "Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 70. ayet

Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85

  1. Sâd suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 71. ayet. إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن طِينٍ

    iẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṭîn.

    Diyanet İşleri

    Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 71. ayet

  2. Sâd suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 72. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

    feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳa`û lehû sâcidîn.

    Diyanet İşleri

    "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 72. ayet

  3. Sâd suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 73. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

    fesecede-lmelâiketü küllühüm ecme`ûn.

    Diyanet İşleri

    Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 73. ayet

  4. Sâd suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 74. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    illâ iblîs. istekbera vekâne mine-lkâfirîn.

    Diyanet İşleri

    Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 74. ayet

  5. Sâd suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 75. ayet. قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ

    ḳâle yâ iblîsü mâ mene`ake en tescüde limâ ḫalaḳtü biyedeyy. estekberte em künte mine-l`âlîn.

    Diyanet İşleri

    Allah, "Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?" dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 75. ayet

  6. Sâd suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 76. ayet. قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ

    ḳâle ene ḫayrum minh. ḫalaḳtenî min nâriv veḫalaḳtehû min ṭîn.

    Diyanet İşleri

    İblis, "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 76. ayet

  7. Sâd suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 77. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

    ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle dedi: "Öyle ise çık oradan (cennetten), çünkü sen kovuldun."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 77. ayet

  8. Sâd suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 78. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

    veinne `aleyke la`netî ilâ yevmi-ddîn.

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 78. ayet

  9. Sâd suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 79. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Diyanet İşleri

    İblis, "Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 79. ayet

  10. Sâd suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 80. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

    ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

    Diyanet İşleri

    (80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 80. ayet

  11. Sâd suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 81. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

    ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.

    Diyanet İşleri

    (80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 81. ayet

  12. Sâd suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 82. ayet. قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle febi`izzetike leugviyennehüm ecme`în.

    Diyanet İşleri

    (82-83) İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 82. ayet

  13. Sâd suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 83. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

    illâ `ibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

    Diyanet İşleri

    (82-83) İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 83. ayet

  14. Sâd suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 84. ayet. قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ

    ḳâle felḥaḳḳ. velḥaḳḳa eḳûl.

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 84. ayet

  15. Sâd suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 85. ayet. لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ

    leemleenne cehenneme minke vemimmen tebi`ake minhüm ecme`în.

    Diyanet İşleri

    "Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 85. ayet

Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88

  1. Sâd suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 86. ayet. قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

    ḳul mâ es'elüküm `aleyhi min ecriv vemâ ene mine-lmütekellifîn.

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) De ki: "Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 86. ayet

  2. Sâd suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 87. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

    Diyanet İşleri

    "Bu Kur'an, alemler için ancak bir öğüttür."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 87. ayet

  3. Sâd suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 88. ayet. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ

    veleta`lemünne nebeehû ba`de ḥîn.

    Diyanet İşleri

    "Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 88. ayet