Diyanet İşleri
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 119. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
veteraknâ `aleyhimâ fi-l'âḫirîn.
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hârûn Sâffât 114–122 3
Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.
Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Onları doğru yola ilettik.
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
Musa'ya ve Harun'a selam olsun.
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Çünkü onlar mü'min kullarımızdan idiler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 114–122. ayetler için yazılmıştır.
114-116. Yüce Allah, iki kulu ve rasûlü olan İmran’ın oğulları Mûsâ ve Hârûn’a nübüvvet, risalet ve Yüce Allah’ın yoluna davet lütfunu bağışlamış olduğunu, onları da kavimlerini de düşmanları Firavun’dan kurtardığını, Firavun’a karşı kendilerine yardım ettiğini ve sonunda onu, onların gözleri önünde suda boğduğunu zikretmektedir.
117. Yüce Allah onlara ayrıca açık ve yol gösterici olan Kitabı indirmiştir ki bu da içinde pek çok hükümlerin, öğütlerin ve her şeye dair tafsilatın bulunduğu Tevrat’tır.
118. Yüce Allah ikisini de dosdoğru yola iletmişti. Çünkü onlara Yüce Allah’a ulaştıran dosdoğru şeriat ve hükümler ihtiva eden bir din vermişti. Bu dini izlemelerine yardımcı olma lütfunda da bulunmuştu.
119-122. “Sonra gelenler arasında o ikisine” güzel bir övgü “bıraktık. Mûsâ ve Hârûn’a selâm olsun.” Yani sonrakiler arasında onların güzel bir şekilde anılmalarını, selâm ile yad edilmelerini sağladık. Durumun öncekiler arasında böyle olması ise öncelikle söz konusudur. “Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten ikisi de mümin kullarımızdandır.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonradan gelen ümmetlerin arasında o ikisi için güzel bir övgü ve hoş bir hatıra bıraktık.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonrakiler arasında o ikisine (iyi bir ün) bırakmıştık.
Nihayet geriden gelen herkesin zihninde o ikisine ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:
ve sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmalarını sağladık:
Sonrakiler içinde, Onların anılmasını sağladık.
Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonra gelenler içinde, diye (iyi bir nam) bıraktık.
Ve sonrakiler arasında, Ona bıraktık.
Sonra gelenler içinde onlara iyi bir ün bıraktık.
O ikisinin tarihini sonrakiler için koruduk.
O ikisinin tarihini sonrakiler için koruduk.
Sonrakiler içinde namlarına şunu bıraktık:
Sonrakiler içinde de namlarına şunu bıraktık
Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.
Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.
Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.
Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonra gelen (peygamberler ve ümmet) ler arasında da onlara (iyi bir nam) bırakdık.
Sonrakiler arasında; ikisini de bıraktık.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.
İkisinin de namını sonradan gelenler içinde sürdürdük.
Arkadan gelenlerce o ikisi, bu halleriyle anıldılar.
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
(119-120) Daha sonrakiler arasında onlar için: -Musa ve Harun'a selam! mirası bıraktık.
Sonradan gelenler içinde, her ikisini hatırlatan bir şey bıraktık.
And We praised their names to fame that they be honoured by those to come of future and later generations.
We let them be praised by succeeding generations:
And We left (this blessing) for them among generations (to come) in later times:
and preserved for them a good name among posterity.
and left the later people saying of them,
And We left for them (a goodly remembrance) among the later generations.
and left for them a good name in posterity.
And We left behind both of them (a blessed salutation) among the generations to come.
and left for them among the later folk
Praise is for them both for generations to come.
and we left for them amongst posterity,
We kept their history for those who came later.
And We left the following salutation to be bestowed on them by the latest posterity,
And We perpetuated to them among the later generations,
And We have left for them both among the later (generations),
And We left for them among the later folk (the salutation):
And left (their remembrance) for posterity.
and left them thus to be remembered among later generations:
And We blessed them ˹with honourable mention˺ among later generations:
And We kept their history for those who came later.
We preserved their history for subsequent generations.
And We left for them [favorable mention] among later generations:
And We left for them among those who came later:
And We left for them remembrance among the later generations.
And We left for them (this blessing) in the generations to follow in later times:
And We left for them (a word of praise) among the later people,
And We kept their history for those who came later.