Diyanet İşleri
Yine, "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir" demişlerdi.
Sebe' suresi
Sebe' suresi, 35. ayet. وَقَالُوا۟ نَحْنُ أَكْثَرُ أَمْوَٰلًا وَأَوْلَٰدًا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
veḳâlû naḥnü ekŝeru emvâlev veevlâdev vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.
Yine, "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir" demişlerdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Büyüklük taslayanlarla zayıf görülenlerin çekişmesi Sebe' 31–38 3
Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz" derler.
Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.
Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.
Yine, "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir" demişlerdi.
Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.
Ayetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya, işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
35. Onlar: “Bizim malımız da evladımız da” hakka uyanlarınkinden “daha çok. Biz azaba uğrayacak da değiliz” demişlerdir.
Yani bizler, öldürüldükten sonra diriltilecek değiliz. Diriltilecek olsak dahi bize dünya hayatında bunca mal ve evlat veren, âhirette bize bundan daha fazlasını verecek ve bize azap etmeyecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu gösterişci, böbürlenen makam sahipleri şöyle dediler: "Biz, malca ve evlatça daha çoğuz. Sizin, bizim azap olunacağımıza dair iddianız da yalandır. Bizler, dünyada da ahirette de azap olunacak değiliz."
Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)
Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.
Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)
İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)
Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.
Aynı kök: مول (86 geçiş)
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Aynı kök: مول (86 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: مول (86 geçiş)
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlar) "Biz mal ve evlat bakımından daha çoğuz; dipnot 1 biz asla azaba uğratılacak da değiliz" dipnot 2 demişti.
Yine, "Biz servet soy açısından sizden daha güçlüyüz: bu durumda bizim cezaya çarptırılmamız söz konusu olamaz" derler.
ve sonra eklerler, "Servet ve soy olarak biz (sizden daha) güçlüyüz ve (bu gücümüz sayesinde) azaba uğratılmayacağız!"
Dahi dediler ki: "Biz hem servetimiz hem de evlatlarımız yönünden daha güçlüyüz. . . Biz azaba uğramayız!"
Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.
Ve: Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak değiliz, dediler.
Bir de şöyle dediler: "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çok. Zaten bize ceza verilmeyecek!"
Yine dediler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız daha fazladır; biz azaba uğratılacak değiliz."
Hatta, "Bizim paramız ve çocuklarımız daha çoktur; biz cezalandırılmayacağız" dediler.
Hatta, 'Bizim paramız ve çocuklarımız daha çoktur; biz cezalandırılmayacağız,' dediler.
Ve dediler ki: "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da ve bize azap edilmez."
Ve dediler ki "biz emvalce de daha çoğuz evladca da ve biz ta'zib olunmayız"
"Biz, varlık ve evlat olarak çok daha fazlayız. Ve biz, azap görecek de değiliz." dediler.
"Biz, varlık ve evlat olarak çok daha fazlayız. Ve biz, azap görecek de değiliz." dediler.
"Biz, varlık ve evlat olarak çok daha fazlayız. Ve biz, azap görecek de değiliz." dediler.
Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.
Ve: "Biz, dediler, mallarca da, evladca da daha çoğuz. Biz azab edileceklerden değiliz".
Ve dediler ki: Biz, malca ve evladca daha çoğuz. Hem biz, azab edilecekler değiliz.
(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.
Yine; “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir.” demişlerdi.
Ve dediler ki: "Biz malca ve evlatça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak değiliz."
Bir de şunu derler: "Malımız da evladımız da daha çok. Biz azaba uğratılacak değiliz dipnot 1 ."
Bir de şunu derler: "Malları çok olanlar biziz, evladı çok olan da. Biz azap görecek de değiliz".
Bizim malımız ve evladımız daha çok. Biz, azap görecek de değiliz, dediler.
-Bizim malımız ve evladımız daha çok. Biz, azap görecek de değiliz, dediler.
Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz. Azaba uğratılacak olanlar, bizler değiliz."
And they added: "we are more affluent in wealth and in progeny than those who accepted your message with consenting mind; our affluence confers immunity and therefore we will not be subjected to punishment"
They would say, ‘We have greater wealth and more children than you, and we shall not be punished.’
They said: "We have more in wealth and in sons, and we cannot be punished."
They always said: "We have more wealth and children than you have, and we shall not be chastised." dipnot 1
They also said, ‘We have more wealth and children. We are not going to be punished.’
And they say: "We are more in wealth and in children, and we are not going to be punished."
And they say, ‘We have greater wealth and more children, and we will not be punished!’
And they (also) say, `We are better off in respect of wealth and children (as compared with others) and we are not at all going to be made to suffer. '
They also said, 'We are more abundant in wealth and children, and we shall not be chastised. '
They arrogantly continued: "We have more wealth and children than you; none can hurt us. "
And they say, 'We have more wealth and children, and we shall not be tormented. '
They said, "We have more wealth and more children, and we will not be punished."
And those of Mecca also say, we abound in riches and children more than ye; and we shall not be punished hereafter.
And We never sent a Warner to a town but those who led lives in ease in it said, "We are surely disbelievers in what you are sent with.
And they said, "We are more (than you) in riches and children, and in no way will we be tormented".
And they say: We are more (than you) in wealth and children. We are not the punished!
And (further): "We have far more wealth and children (than you), and we are not the ones to be punished. "
and they would add, "Richer [than you] are we in wealth and in children, and [so] we are not going to be made to suffer!"
Adding, "We are far superior ˹to the believers˺ in wealth and children, and we will never be punished."
And they said: "We have more wealth and more children, and we will not be punished. "
They also said, "We are more powerful, with more money and children, and we will not be punished."
And they said, "We are more [than the believers] in wealth and children, and we are not to be punished. "
And they said: “We are greater in wealth and children,” and: “We are not to be punished.”
And they further said, "We are more than you in wealth and children and party and we cannot be made to suffer. "
And they said: "We have more in wealth and sons, and we are not going to be punished. "
And they said, "We are superior in riches and children, and we are not going to be punished".
And they said: "We have more wealth and more children, and we will not be punished."