Sebe' suresi

Sebe' suresi, 35. ayet

Sebe' suresi, 35. ayet. وَقَالُوا۟ نَحْنُ أَكْثَرُ أَمْوَٰلًا وَأَوْلَٰدًا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

veḳâlû naḥnü ekŝeru emvâlev veevlâdev vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.

Diyanet İşleri

Yine, "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir" demişlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 32–38 · surenin 35. ayeti / 54

Konu Büyüklük taslayanlarla zayıf görülenlerin çekişmesi Sebe' 31–38 3

  1. Sebe' 32

    Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz" derler.

  2. Sebe' 33

    Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

  3. Sebe' 34

    Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.

  4. 35

    Yine, "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir" demişlerdi.

  5. Sebe' 36

    Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."

  6. Sebe' 37

    Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.

  7. Sebe' 38

    Ayetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya, işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Onlar: “Bizim malımız da evladımız da” hakka uyanlarınkinden “daha çok. Biz azaba uğrayacak da değiliz” demişlerdir.

Yani bizler, öldürüldükten sonra diriltilecek değiliz. Diriltilecek olsak dahi bize dünya hayatında bunca mal ve evlat veren, âhirette bize bundan daha fazlasını verecek ve bize azap etmeyecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu gösterişci, böbürlenen makam sahipleri şöyle dediler: "Biz, malca ve evlatça daha çoğuz. Sizin, bizim azap olunacağımıza dair iddianız da yalandır. Bizler, dünyada da ahirette de azap olunacak değiliz."

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki kök: قول
  2. نَحْنُ nehnu biz
  3. أَكْثَرُ ekseru daha çoğuz kök: كثر
  4. أَمْوَٰلًۭا emvalen malca kök: مول
  5. وَأَوْلَـٰدًۭا ve evladen ve evladça kök: ولد
  6. وَمَا ve ma ve değiliz
  7. نَحْنُ nehnu biz
  8. بِمُعَذَّبِينَ bimuazzebine azaba uğratılacak kök: عذب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

  • Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  • Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

  • Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

  • Aynı kök: مول (86 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onlar) "Biz mal ve evlat bakımından daha çoğuz; dipnot 1 biz asla azaba uğratılacak da değiliz" dipnot 2 demişti.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Kehf 18:34; Meryem 19:75, 77.
  2. metne dön, dipnot 2
    Önceki nesillerdeki kâfirlerin peygamberlerine yönelik olarak birbirine benzer tepkiler vermeleri nedeniyle Kur'an'da onların bu durumu aynı anda yaşanmış gibi sunulmakta, küfrün tek millet olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu konuda bkz. A‘râf 7:94-102; İbrâhîm 14:9-18; Sebe' 34:34-35; Yâsîn 36:13-32; Fussilet 41:14; Teğâbun 64:5; Fecr 89:11-12.

Mustafa İslamoğlu

Yine, "Biz servet soy açısından sizden daha güçlüyüz: bu durumda bizim cezaya çarptırılmamız söz konusu olamaz" derler.

Muhammed Esed

ve sonra eklerler, "Servet ve soy olarak biz (sizden daha) güçlüyüz ve (bu gücümüz sayesinde) azaba uğratılmayacağız!"

Ahmed Hulusi

Dahi dediler ki: "Biz hem servetimiz hem de evlatlarımız yönünden daha güçlüyüz. . . Biz azaba uğramayız!"

Ali Bulaç

Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Ve: Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak değiliz, dediler.

Ali Rıza Safa

Bir de şöyle dediler: "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çok. Zaten bize ceza verilmeyecek!"

Bayraktar Bayraklı

Yine dediler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız daha fazladır; biz azaba uğratılacak değiliz."

Edip Yüksel

Hatta, "Bizim paramız ve çocuklarımız daha çoktur; biz cezalandırılmayacağız" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hatta, 'Bizim paramız ve çocuklarımız daha çoktur; biz cezalandırılmayacağız,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve dediler ki: "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da ve bize azap edilmez."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dediler ki "biz emvalce de daha çoğuz evladca da ve biz ta'zib olunmayız"

Erhan Aktaş

"Biz, varlık ve evlat olarak çok daha fazlayız. Ve biz, azap görecek de değiliz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Biz, varlık ve evlat olarak çok daha fazlayız. Ve biz, azap görecek de değiliz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Biz, varlık ve evlat olarak çok daha fazlayız. Ve biz, azap görecek de değiliz." dediler.

Gültekin Onan

Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.

Hasan Basri Çantay

Ve: "Biz, dediler, mallarca da, evladca da daha çoğuz. Biz azab edileceklerden değiliz".

İbni Kesir

Ve dediler ki: Biz, malca ve evladca daha çoğuz. Hem biz, azab edilecekler değiliz.

Mehmet Alagaş

(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yine; “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir.” demişlerdi.

Süleyman Ateş

Ve dediler ki: "Biz malca ve evlatça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak değiliz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de şunu derler: "Malları çok olanlar biziz, evladı çok olan da. Biz azap görecek de değiliz".

Şaban Britch

Bizim malımız ve evladımız daha çok. Biz, azap görecek de değiliz, dediler.

Şaban Piriş

-Bizim malımız ve evladımız daha çok. Biz, azap görecek de değiliz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz. Azaba uğratılacak olanlar, bizler değiliz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And they added: "we are more affluent in wealth and in progeny than those who accepted your message with consenting mind; our affluence confers immunity and therefore we will not be subjected to punishment"

Abdul Haleem

They would say, ‘We have greater wealth and more children than you, and we shall not be punished.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "We have more in wealth and in sons, and we cannot be punished."

Abul A'la Maududi

They always said: "We have more wealth and children than you have, and we shall not be chastised." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Their reasoning was: "We are greater favorites of Allah than you. That is why He has favored us with the blessings of which you are deprived, or have received them in lesser measure. Why should Allah have given us all these provisions and wealth and power, had He not been pleased with us? Now, how can we believe that Allah Who is showering us with all kinds of His blessings here will punish us in the Hereafter? He will punish only those who are deprived of His favors here,"

Aisha Bewley

They also said, ‘We have more wealth and children. We are not going to be punished.’

Al-Hilali & Khan

And they say: "We are more in wealth and in children, and we are not going to be punished."

Ali Quli Qarai

And they say, ‘We have greater wealth and more children, and we will not be punished!’

Amatul Rahman Omar

And they (also) say, `We are better off in respect of wealth and children (as compared with others) and we are not at all going to be made to suffer. '

Arthur John Arberry

They also said, 'We are more abundant in wealth and children, and we shall not be chastised. '

Bijan Moeinian

They arrogantly continued: "We have more wealth and children than you; none can hurt us. "

E. Henry Palmer

And they say, 'We have more wealth and children, and we shall not be tormented. '

Edip-Layth

They said, "We have more wealth and more children, and we will not be punished."

George Sale

And those of Mecca also say, we abound in riches and children more than ye; and we shall not be punished hereafter.

Hamid S. Aziz

And We never sent a Warner to a town but those who led lives in ease in it said, "We are surely disbelievers in what you are sent with.

Mahmoud Ghali

And they said, "We are more (than you) in riches and children, and in no way will we be tormented".

Marmaduke Pickthall

And they say: We are more (than you) in wealth and children. We are not the punished!

Mohamed Ahmed - Samira

And (further): "We have far more wealth and children (than you), and we are not the ones to be punished. "

Muhammad Asad

and they would add, "Richer [than you] are we in wealth and in children, and [so] we are not going to be made to suffer!"

Mustafa Khattab

Adding, "We are far superior ˹to the believers˺ in wealth and children, and we will never be punished."

Progressive Muslims

And they said: "We have more wealth and more children, and we will not be punished. "

Rashad Khalifa

They also said, "We are more powerful, with more money and children, and we will not be punished."

Sahih International

And they said, "We are more [than the believers] in wealth and children, and we are not to be punished. "

Sam Gerrans

And they said: “We are greater in wealth and children,” and: “We are not to be punished.”

Shabbir Ahmed

And they further said, "We are more than you in wealth and children and party and we cannot be made to suffer. "

Syed Vickar Ahamed

And they said: "We have more in wealth and sons, and we are not going to be punished. "

Taqi Usmani

And they said, "We are superior in riches and children, and we are not going to be punished".

The Monotheist Group

And they said: "We have more wealth and more children, and we will not be punished."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩