7. sure

A'râf Suresi الأعراف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 21 konu
  1. Kitaba uyun; helâk edilen memleketler ve amellerin tartılması 1–10 karşılaştır — Kitaba uyun; helâk edilen memleketler ve amellerin tartılması
  2. Âdem, İblîs ve cennetten iniş 11–25 karşılaştır — Âdem, İblîs ve cennetten iniş
  3. Ey Âdemoğulları: giysi, ziynet ve ölçü; her milletin eceli 26–36 karşılaştır — Ey Âdemoğulları: giysi, ziynet ve ölçü; her milletin eceli
  4. Cehennemlikler, cennetlikler ve A'râf ehli 37–53 karşılaştır — Cehennemlikler, cennetlikler ve A'râf ehli
  5. Altı günde yaratılış; rüzgârlar ve ölü toprak 54–58 karşılaştır — Altı günde yaratılış; rüzgârlar ve ölü toprak
  6. Nûh 59–64 karşılaştır — Nûh
  7. Hûd ve Âd kavmi 65–72 karşılaştır — Hûd ve Âd kavmi
  8. Sâlih ve Semûd kavmi 73–79 karşılaştır — Sâlih ve Semûd kavmi
  9. Lût 80–84 karşılaştır — Lût
  10. Şu'ayb ve Medyen halkı 85–93 karşılaştır — Şu'ayb ve Medyen halkı
  11. Memleketlerin sınanması ve Allah'ın tuzağından emin olmak 94–102 karşılaştır — Memleketlerin sınanması ve Allah'ın tuzağından emin olmak
  12. Mûsâ ve Firavun; sihirbazların iman edişi 103–126 karşılaştır — Mûsâ ve Firavun; sihirbazların iman edişi
  13. Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş 127–137 karşılaştır — Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş
  14. Denizden geçiş ve "bize de bir ilah yap" isteği 138–141 karşılaştır — Denizden geçiş ve "bize de bir ilah yap" isteği
  15. Mûsâ'nın Tûr'a gidişi ve "beni göremezsin" 142–147 karşılaştır — Mûsâ'nın Tûr'a gidişi ve "beni göremezsin"
  16. Buzağı, levhalar, yetmiş kişi ve ümmî peygamber 148–157 karşılaştır — Buzağı, levhalar, yetmiş kişi ve ümmî peygamber
  17. Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent 158–171 karşılaştır — Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent
  18. Elest bezmi ve ayetlerden sıyrılan kişi 172–181 karşılaştır — Elest bezmi ve ayetlerden sıyrılan kişi
  19. Verilen mühlet ve kıyametin vakti 182–188 karşılaştır — Verilen mühlet ve kıyametin vakti
  20. Tek nefisten yaratılış ve âciz ilahlar 189–198 karşılaştır — Tek nefisten yaratılış ve âciz ilahlar
  21. Affı tut; şeytanın kışkırtması; Kur'an dinlenirken susmak 199–206 karşılaştır — Affı tut; şeytanın kışkırtması; Kur'an dinlenirken susmak

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitaba uyun; helâk edilen memleketler ve amellerin tartılması 1–10

  1. A'râf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 1. ayet. الٓمٓصٓ

    elif-lâm-mîm-ṣâd.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 1. ayet

  2. A'râf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 2. ayet. كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُن فِى صَدْرِكَ حَرَجٌ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    kitâbün ünzile ileyke felâ yekün fî ṣadrike ḥaracüm minhü litünẕira bihî veẕikrâ lilmü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Kendisiyle uyarman için ve müminlere (gerçeği) hatırlatma olsun diye sana indirilen bu kitaptan dolayı kalbinde hiçbir sıkıntı olmasın!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 2. ayet

  3. A'râf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 3. ayet. ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

    ittebi`û mâ ünzile ileyküm mir rabbiküm velâ tettebi`û min dûnihî evliyâ'. ḳalîlem mâ teẕekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun! dipnot 1 O'nun peşi sıra (onu bırakıp da) başka dostlara uymayın! dipnot 2 Ne kadar da azınız (gerçeği) hatırlıyor!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki emir Yüce Allah'tan başka ilah anlamında dost edinmemeyle ilgilidir. Çünkü Mâide 5:55-56 ve Tevbe 9:71 gibi ayetlerde müminlerin Hz. Muhammed ve diğer mümin dostlarına dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 3. ayet

  4. A'râf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 4. ayet. وَكَم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأْسُنَا بَيَٰتًا أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ

    vekem min ḳaryetin ehleknâhâ fecâehâ be'sünâ beyâten ev hüm ḳâilûn.

    Mehmet Okuyan

    Nice şehirler vardı ki biz onları helak etmiştik. Azabımız onlara gece veya gündüz uyurlarken gelmişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 4. ayet

  5. A'râf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 5. ayet. فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    femâ kâne da`vâhüm iẕ câehüm be'sünâ illâ en ḳâlû innâ künnâ żâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Azabımız kendilerine geldiğinde "Biz zalimlermişiz!" diye sızlanıp yalvarmaktan başka sözleri kalmamıştı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 5. ayet

  6. A'râf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 6. ayet. فَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلْمُرْسَلِينَ

    felenes'elenne-lleẕîne ürsile ileyhim velenes'elenne-lmürselîn.

    Mehmet Okuyan

    Elbette kendilerine elçi gönderilenleri de elçileri de sorgulayacağız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Elçilerin sorgulanması onlara iftira atan kişilerin yalancılıklarını ortaya çıkarmak içindir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 6. ayet

  7. A'râf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 7. ayet. فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ

    feleneḳuṣṣanne `aleyhim bi`ilmiv vemâ künnâ gâibîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara (bütün olup bitenleri) tam bir bilgi ile elbette anlatacağız. Zaten biz onlardan habersiz değildik.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 7. ayet

  8. A'râf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 8. ayet. وَٱلْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    velveznü yevmeiẕin-lḥaḳḳ. femen ŝeḳulet mevâzînühû feülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Mehmet Okuyan

    O günkü terazi tamamen hakka uygun olacaktır. Kimin terazi(de sevap)ları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 8. ayet

  9. A'râf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 9. ayet. وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَظْلِمُونَ

    vemen ḫaffet mevâzînühû feülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm bimâ kânû biâyâtinâ yażlimûn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 9. ayet

  10. A'râf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    veleḳad mekkennâküm fi-l'arḍi vece`alnâ leküm fîhâ me`âyiş. ḳalîlem mâ teşkürûn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki sizi yeryüzüne biz yerleştirdik ve orada sizin için (gerekli) geçim vasıtaları sağladık. Ne kadar da azınız şükrediyor!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 10. ayet

Âdem, İblîs ve cennetten iniş 11–25

  1. A'râf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 11. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَٰكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَٰكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ لَمْ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ

    veleḳad ḫalaḳnâküm ŝümme ṣavvernâküm ŝümme ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdem. fesecedû illâ iblîs. lem yeküm mine-ssâcidîn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki sizi biz yaratmış, sonra size biçim vermiş, dipnot 1 sonra da meleklere, "Âdem için (Allah'a) secde edin." demiştik; onlar da hemen secde etmişlerdi. İblis hariç. dipnot 2 O, secde edenlerden olmamıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "siz", "sizi" zamirleri gereği ilk insanların en az üç kişi, Fâtır 35:11 ve Nebe' 78:8 gereği en az üç çift şeklinde yaratıldığının delillerindendir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İblis'in secde etmemesiyle ilgili bkz. Bakara 2:34, dipnot 3.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 11. ayet

  2. A'râf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 12. ayet. قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ

    ḳâle mâ mene`ake ellâ tescüde iẕ emertük. ḳâle ene ḫayrum minh. ḫalaḳtenî min nâriv veḫalaḳtehû min ṭîn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) şöyle demişti: "Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan neydi?" dipnot 1 (İblis de) "Ben ondan hayırlıyım (üstünüm). Beni ateşten yarattın; onu çamurdan yarattın." demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet meleklere yönelik dile getirilen "Adem için Yüce Allah'a secde" emrinin İblis'e de ayrıca yönlendirildiğinin delilidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Hicr 15:33; İsrâ 17:61; Sâd 38:76.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 12. ayet

  3. A'râf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 13. ayet. قَالَ فَٱهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

    ḳâle fehbiṭ minhâ femâ yekûnü leke en tetekebbera fîhâ faḫruc inneke mine-ṣṣâgirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) "İn dipnot 1 oradan! Orada kibirlenmek senin haddine değildir. Çık, (git); şüphesiz ki sen aşağılıklardansın!" demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2:36, 38 ve Tâhâ 20:123'te geçen [ihbit/ihbitâ/ihbitû] kelimeleri "dünyada bir yerden bir yere inmek" demektir. Bakara 2:61, 74 ve Hûd 11:48'de aynı kelimenin benzer kullanımları söz konusudur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Hicr 15:34-35; İsrâ 17:63; Sâd 38:77-78.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 13. ayet

  4. A'râf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 14. ayet. قَالَ أَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    ḳâle enżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Mehmet Okuyan

    (14, 15) (İblis) "Bana, (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman tanı." deyince, (Allah da) "(Tamam), sen zaman tanınanlardansın." demişti dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hicr 15:36-38; Sâd 38:79-81.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 14. ayet

  5. A'râf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 15. ayet. قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

    ḳâle inneke mine-lmünżarîn.

    Mehmet Okuyan

    (14, 15) (İblis) "Bana, (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman tanı." deyince, (Allah da) "(Tamam), sen zaman tanınanlardansın." demişti dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hicr 15:36-38; Sâd 38:79-81.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 15. ayet

  6. A'râf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 16. ayet. قَالَ فَبِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَٰطَكَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

    ḳâle febimâ agveytenî leaḳ`udenne lehüm ṣirâṭake-lmüsteḳîm.

    Mehmet Okuyan

    (İblis) "Beni saptırmana karşılık, ben de onları (saptırmak) için dipnot 1 senin doğru yolunun üzerine oturacağım.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2:34 ve Sâd 38:82'de de ifade edildiği üzere, İblis, kibir göstererek ve küfrü tercih ederek yüz çevirdiği ilâhî emrin faturasını Yüce Allah'a havale etmekte, aslında kendi sapmasını gizleyerek onu Allah'ın saptırdığını söylemekteydi. Bu apaçık bir yalan ve iftiraydı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 16. ayet

  7. A'râf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 17. ayet. ثُمَّ لَـَٔاتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَٰنِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَٰكِرِينَ

    ŝümme leâtiyennehüm mim beyni eydîhim vemin ḫalfihim ve`an eymânihim ve`an şemâilihim. velâ tecidü ekŝerahüm şâkirîn.

    Mehmet Okuyan

    Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından gelip (sokul)acağım; sen onların çoğunu şükredenler olarak bulamayacaksın!" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 17. ayet

  8. A'râf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 18. ayet. قَالَ ٱخْرُجْ مِنْهَا مَذْءُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle-ḫruc minhâ meẕ'ûmem medḥûrâ. lemen tebi`ake minhüm leemleenne cehenneme minküm ecme`în.

    Mehmet Okuyan

    (Allah ise) şöyle demişti: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan! İnsanlardan sana kim uyarsa, sizden hepinizi cehenneme dolduracağım." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:12-18; Hicr 15:42; Nahl 16:99; İsrâ 17:61-63; Sebe' 34:21; Sâd 38:75-82. Cehennemin insanlarla doldurulması "sonuç", insanların İblis'e uyması ise "sebep"tir. Ayrıca Hûd 11:119 ve Secde 32:13. ayetler de bu cümle ile birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 18. ayet

  9. A'râf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 19. ayet. وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veyâ âdemü-skün ente vezevcüke-lcennete fekülâ min ḥayŝü şi'tümâ velâ taḳrabâ hâẕihi-şşecerate fetekûnâ mine-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah): "Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçede yerleşip dilediğiniz yerden (ürünlerden) yiyin! Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz!" (demişti).

    Ayet detayı — A'râf suresi, 19. ayet

  10. A'râf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 20. ayet. فَوَسْوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ لِيُبْدِىَ لَهُمَا مَا وُۥرِىَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ ٱلْخَٰلِدِينَ

    fevesvese lehüme-şşeyṭânü liyübdiye lehümâ mâ vûriye `anhümâ min sev'âtihimâ veḳâle mâ nehâkümâ rabbükümâ `an hâẕihi-şşecerati illâ en tekûnâ melekeyni ev tekûnâ mine-lḫâlidîn.

    Mehmet Okuyan

    (O sırada) şeytan, birbirine kapalı edep yerlerini kendilerine göstermek için onlara (Âdem ve eşine) vesvese vermiş, dipnot 1 "Rabbiniz size bu ağacı ancak melek olursunuz veya çok uzun yaşayanlardan olursunuz diye yasakladı!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Hz. Adem'in ve eşinin cennetten çıkartılma nedeninin şeytan olduğunu göstermektedir. Sanıldığı veya iddia edildiği gibi söz konusu bahçeden çıkartılmaya sebep olan kişi Hz. Havva değil, İblis'tir. Benzer mesajlar: Bakara 2:36; Tâhâ 20:120.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 20. ayet

  11. A'râf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 21. ayet. وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّى لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ

    veḳâsemehümâ innî lekümâ lemine-nnâṣiḥîn.

    Mehmet Okuyan

    "Doğrusu ben sizin için öğüt verenlerdenim!" diye yemin etmişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 21. ayet

  12. A'râf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 22. ayet. فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    fedellâhümâ bigurûr. felemmâ ẕâḳe-şşecerate bedet lehümâ sev'âtühümâ veṭafiḳâ yaḫṣifâni `aleyhimâ miv veraḳi-lcenneh. venâdâhümâ rabbühümâ elem enhekümâ `an tilküme-şşecerati veeḳul lekümâ inne-şşeyṭâne lekümâ `adüvvüm mübîn.

    Mehmet Okuyan

    Onları aldatarak (yasağı işlemeye) sarkıtmış (sevk etmiş)ti. (Yasak) ağacı tattıklarında edep yerleri kendilerine görünmüştü. (Ardından) bahçenin yapraklarından üzerlerine örtmeye başlamışlardı. Rableri onlara "Ben sizi o ağaçtan engellememiş miydim ve size ‘Şeytan, sizin apaçık düşmanınızdır' dememiş miydim?" diye seslenmişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 22. ayet

  13. A'râf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 23. ayet. قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    ḳâlâ rabbenâ żalemnâ enfüsenâ veil lem tagfir lenâ veterḥamnâ lenekûnenne mine-lḫâsirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Âdem ve eşi) şöyle dua etmişlerdi: "Rabbimiz! Biz kendimize haksızlık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette kaybedenlerden olacağız." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Bakara 2:37'in açılımıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 23. ayet

  14. A'râf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 24. ayet. قَالَ ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    ḳâle-hbiṭû ba`ḍuküm liba`ḍin `adüvv. veleküm fi-l'arḍi müsteḳarruv vemetâ`un ilâ ḥîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine Allah) "Bir kısmınız diğerine düşman olarak inin! dipnot 1 Sizin için yeryüzünde (bahçe dışında) belirli bir süre kalma ve geçim imkânları vardır." demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Bakara 2:36. ayetle birlikte okunmalıdır. Burada Hz. Adem ve eşinin İblis'e yönelik düşmanlıkları belirtilmektedir. Cennetten inişle ilgili bkz. A'râf 7:13, dipnot 3.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 24. ayet

  15. A'râf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 25. ayet. قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ

    ḳâle fîhâ taḥyevne vefîhâ temûtûne veminhâ tuḫracûn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 25. ayet

Ey Âdemoğulları: giysi, ziynet ve ölçü; her milletin eceli 26–36

  1. A'râf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 26. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَٰرِى سَوْءَٰتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ ٱلتَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

    yâ benî âdeme ḳad enzelnâ `aleyküm libâsey yüvârî sev'âtiküm verîşâ. velibâsü-ttaḳvâ ẕâlike ḫayr. ẕâlike min âyâti-llâhi le`allehüm yeẕẕekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey âdemoğulları! Size edep yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise indirdik (verdik). Hayırlı olan ise takvâ (duyarlılık) elbisesidir. dipnot 1 İşte bu, (gerçeği) hatırlasınlar diye Allah'ın ayetlerindendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle tesettürün gerçek, tastamam ve anlamlı olmasının ön şartını içermektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 26. ayet

  2. A'râf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 27. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ كَمَآ أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَٰتِهِمَآ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ إِنَّا جَعَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ

    yâ benî âdeme lâ yeftinennekümü-şşeyṭânü kemâ aḫrace ebeveyküm mine-lcenneti yenzi`u `anhümâ libâsehümâ liyüriyehümâ sev'âtihimâ. innehû yerâküm hüve veḳabîlühû min ḥayŝü lâ teravnehüm. innâ ce`alne-şşeyâṭîne evliyâe lilleẕîne lâ yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey âdemoğulları! Şeytan, ana babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak o bahçeden çıkardığı gibi sizi de aldatmasın! Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. dipnot 1 Şüphesiz ki biz, şeytanları inanmayanların dostları yaptık. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle cinlerin insanlar tarafından görülemeyeceğinin delilidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet şeytanın kimlere dost kılınacağının delilidir. İman etmemek, Kur'an'dan yüz çevirmek "sebep", şeytanın dost edinilmesi "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Meryem 19:83; Şu‘arâ 26:221-222; Fussilet 41:25; Zuhruf 43:36.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 27. ayet

  3. A'râf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 28. ayet. وَإِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً قَالُوا۟ وَجَدْنَا عَلَيْهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    veiẕâ fe`alû fâḥişeten ḳâlû vecednâ `aleyhâ âbâenâ vellâhü emeranâ bihâ. ḳul inne-llâhe lâ ye'müru bilfaḥşâ'. eteḳûlûne `ale-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar bir çirkinlik yaptıkları zaman "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti." derler. dipnot 1 De ki: "Allah çirkinliği emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle taklidin yalancılık olduğunun delilidir. Benzer mesajlar: Bakara 2:170; Mâide 5:104; Yûnus 10:78; Hûd 11:53-54, 62, 87; Enbiyâ 21:52-53; Şu‘arâ 26:70-74; Lokmân 31:21; Sebe' 34:43; Sâffât 37:69-74; Zuhruf 43:22, 23.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 28. ayet

  4. A'râf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 29. ayet. قُلْ أَمَرَ رَبِّى بِٱلْقِسْطِ وَأَقِيمُوا۟ وُجُوهَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ

    ḳul emera rabbî bilḳisṭ. veeḳîmû vucûheküm `inde külli mescidiv ved`ûhü muḫliṣîne lehü-ddîne. kemâ bedeeküm te`ûdûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim adaleti emretmiştir. Her secdede yüzlerinizi O'na yöneltin ve dini yalnız O'na (Allah'a) özgü kılarak O'na dua edin (yalvarın)! Başlangıçta sizi O yarattığı gibi (sonunda yine O'na) döneceksiniz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:34; Enbiyâ 21:104; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:11, 27; Burûc 85:13.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 29. ayet

  5. A'râf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 30. ayet. فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

    ferîḳan hedâ veferîḳan ḥaḳḳa `aleyhimu-ḍḍalâleh. innehümü-tteḫaẕü-şşeyâṭîne evliyâe min dûni-llâhi veyaḥsebûne ennehüm mühtedûn.

    Mehmet Okuyan

    Bir kısmı(nız)ı doğru yola ulaştırmış olarak, bir kısmı(nız) hakkında da sapkınlık gerçekleşmiş olarak (O'na döneceksiniz). Şüphesiz ki onlar, kendilerinin doğru yolda olduğunu sanarak Allah'ın peşi sıra şeytanları kendilerine dostlar edinmişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Kehf 18:104 ve Zuhruf 43:37. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 30. ayet

  6. A'râf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 31. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ خُذُوا۟ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

    yâ benî âdeme ḫuẕû zîneteküm `inde külli mescidiv vekülû veşrabû velâ tüsrifû. innehû lâ yüḥibbü-lmüsrifîn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 31. ayet

  7. A'râf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 32. ayet. قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزْقِ قُلْ هِىَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    ḳul men ḥarrame zînete-llâhi-lletî aḫrace li`ibâdihî veṭṭayyibâti mine-rrizḳ. ḳul hiye lilleẕîne âmenû fi-lḥayâti-ddünyâ ḫâliṣatey yevme-lḳiyâmeh. keẕâlike nüfeṣṣilü-l'âyâti liḳavmiy ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkarttığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmış ki!" dipnot 1 De ki: "Onlar, kıyamet günü sadece kendilerine özel olmanın yanında dipnot 2 dünya hayatında da (sadece inançsızların değil), müminlerindir de. Bilen bir topluluk için ayetleri işte böyle açıklıyoruz." dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet A‘râf 7:33, 157, Enfâl 8:24, Tevbe 9:29, Kehf 18:26 ve Tahrîm 66:1. ayetlerle okunmalıdır. Bu cümle dinde haram kılma yetkisinin yalnızca Yüce Allah'a ait olduğunun delilidir. Diğer insanlar yasak koyabilirler; ancak kesinlikle haram kılamazlar. Çünkü Yüce Allah bu yetkiyi hiç kimse ile paylaşmamıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Zuhruf 43:35.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 32. ayet

  8. A'râf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 33. ayet. قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    ḳul innemâ ḥarrame rabbiye-lfevâḥişe mâ żahera minhâ vemâ beṭane vel'iŝme velbagye bigayri-lḥaḳḳi veen tüşrikû billâhi mâ lem yünezzil bihî sülṭânev veen teḳûlû `ale-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim ancak ve ancak açık ve gizli çirkinlikleri, günahı, azgınlık yapmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sayılanlar, çeşitli sebeplerle insanların yasakladığı şeylerin değil, Yüce Allah'ın haram kıldıklarının haram olduğunu ortaya koymaktadır. Hac esnasında bazı müşriklerin ileri sürdüğü birtakım yasaklara itibar edilmemesi gerektiği, asıl Yüce Allah'ın haram kıldıklarının dikkate alınması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Bu mesaj En‘âm 6:120. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 33. ayet

  9. A'râf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 34. ayet. وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

    velikülli ümmetin ecel. feiẕâ câe ecelühüm lâ yeste'ḫirûne sâ`atev velâ yestaḳdimûn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 34. ayet

  10. A'râf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 35. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    yâ benî âdeme immâ ye'tiyenneküm rusülüm minküm yeḳuṣṣûne `aleyküm âyâtî femeni-tteḳâ veaṣleḥa felâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey âdemoğulları! Kendi içinizden size ayetlerimi anlatacak elçiler gelirse, kim takvâlı (duyarlı) davranır ve (bozulmayı) düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecek de.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 35. ayet

  11. A'râf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 36. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    velleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ vestekberû `anhâ ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı kibirlenenler ise ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalıcıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 36. ayet

Cehennemlikler, cennetlikler ve A'râf ehli 37–53

  1. A'râf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 37. ayet. فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوٓا۟ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ

    femen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕiben ev keẕẕebe biâyâtih. ülâike yenâlühüm neṣîbühüm mine-lkitâb. ḥattâ iẕâ câethüm rusülünâ yeteveffevnehüm ḳâlû eyne mâ küntüm ted`ûne min dûni-llâh. ḳâlû ḍallû `annâ veşehidû `alâ enfüsihim ennehüm kânû kâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki! dipnot 1 Onlara, kitapta (yazılı olan azaptan) payları ulaşacaktır. Sonunda onları vefat ettirecek elçilerimiz (melekler) dipnot 2 kendilerine geldiğinde "Allah'ın peşi sıra yalvardıklarınız nerede?" diyeceklerdir. Onlar da kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederek "Bizden kaybolup gitmişler!" diyeceklerdir. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'a yalan yakıştıranlarla ilgili benzer kullanımlar: Al-i İmrân 3:94; En‘âm 6:21, 93, 144, 157; Yûnus 10:17; Hûd 11:18; Kehf 18:15; ‘Ankebût 29:68; Zümer 39:32; Saff 61:7.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölüm melekleriyle ilgili benzer kullanımlar için bkz. Nisâ 4:97; En‘âm 6:61, 93; Enfâl 8:50; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:94; Hûd 11:21; Nahl 16:87; Kasas 28:75; Mü'min 40:74; Fussilet 41:48.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 37. ayet

  2. A'râf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 38. ayet. قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ ٱلنَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ

    ḳâle-dḫulû fî ümemin ḳad ḫalet min ḳabliküm mine-lcinni vel'insi fi-nnâr. küllemâ deḫalet ümmetül le`anet uḫtehâ. ḥattâ iẕe-ddârakû fîhâ cemî`an ḳâlet uḫrâhüm liûlâhüm rabbenâ hâülâi eḍallûnâ feâtihim `aẕâben ḍi`fem mine-nnâr. ḳâle liküllin ḍi`füv velâkil lâ ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah şöyle) diyecektir: dipnot 1 "Sizden önce geçmiş (cehennemlik olan) cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!" Her topluluk (ateşe) girdikçe yoldaşlarına lanet edecektir. Hepsi birbiri ardına cehennemde toplanınca, sonrakiler önce giren (önderleri) için "Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onlara kat kat ateş azabı ver!" diyeceklerdir. (Allah da) "Zaten herkes için kat kat azap vardır dipnot 2 fakat siz bilmezsiniz!" cevabını verecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Son Saat, kıyamet-ahiret süreciyle ilgili olaylar için bazen geçmiş zaman kalıbı kullanılsa da bunların gelecek zaman anlamında yorumlanması gerekir ki bu tür kullanımlar Kur'an'ın bir üslubudur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:39; Kasas 28:63; Ahzâb 33:67-68; Sebe' 34:31-33; Sâffât 37:33; Mü'min 40:48; Zuhruf 43:37-39.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 38. ayet

  3. A'râf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 39. ayet. وَقَالَتْ أُولَىٰهُمْ لِأُخْرَىٰهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ

    veḳâlet ûlâhüm liuḫrâhüm femâ kâne leküm `aleynâ min faḍlin feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm teksibûn.

    Mehmet Okuyan

    Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: "(Belli ki) sizin bizden hiçbir farkınız yokmuş. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!"

    Ayet detayı — A'râf suresi, 39. ayet

  4. A'râf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 40. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلْجَمَلُ فِى سَمِّ ٱلْخِيَاطِ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُجْرِمِينَ

    inne-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ vestekberû `anhâ lâ tüfetteḥu lehüm ebvâbü-ssemâi velâ yedḫulûne-lcennete ḥattâ yelice-lcemelü fî semmi-lḫiyâṭ. vekeẕâlike neczi-lmücrimîn.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmayacak dipnot 1 ve onlar halat/deve dipnot 2 iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandıracağız!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "göğün kapıları" ifadesi, cehennemlikler için "ruhlarının yükselmemesi, biraz fırsat bulsalar da yükseklere nüfuz edememeleri, meleklerin sırlarına erememeleri, düşmeleri, dualarının reddedilmesi, üzerlerine bereket inmemesi" anlamlarına alınmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [el-cemel] "deve" kelimesinin [el-cümmel] "halat" şeklinde okunma ihtimali nedeniyle iki farklı anlamı vardır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 40. ayet

  5. A'râf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 41. ayet. لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِن فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    lehüm min cehenneme mihâdüv vemin fevḳihim gavâş. vekeẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Onların cehennem ateşinden yatağı, üstlerinden de (ateşten) örtüleri olacaktır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 41. ayet

  6. A'râf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 42. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ. ülâike aṣḥâbü-lcenneh. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara gelince -ki kimseye gücünün üzerinde bir görev yüklemeyiz-, dipnot 1 işte onlar da cennet halkıdır; orada ebedî kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:233, 286; Nisâ 4:84; Mâide 5:48; En‘âm 6:152, 165; Mü'minûn 23:62; Talâk 65:7.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 42. ayet

  7. A'râf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 43. ayet. وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَآ أَنْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ وَنُودُوٓا۟ أَن تِلْكُمُ ٱلْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    veneza`nâ mâ fî ṣudûrihim min gillin tecrî min taḥtihimü-l'enhâr. veḳâlü-lḥamdü lillâhi-lleẕî hedânâ lihâẕâ vemâ künnâ linehtediye levlâ en hedâne-llâh. leḳad câet rusülü rabbinâ bilḥaḳḳ. venûdû en tilkümü-lcennetü ûriŝtümûhâ bimâ küntüm ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    (Cennette) altlarından ırmaklar akarken, göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmış olacağız. dipnot 1 (İşte bu cennetlikler) şöyle diyeceklerdir: "Bizi bu (cennete) ulaştıran Allah'a hamdolsun; dipnot 2 (çünkü) Allah bize yol göstermeseydi, biz yolumuzu bulamayacaktık. Şüphesiz ki Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler." Onlara "İşte yaptıklarınıza karşılık dipnot 3 miras olarak size verilen cennet burasıdır" dipnot 4 diye seslenilecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Hicr 15:47. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer şekilde mahşerde dile getirilecek bir [hamd] cümlesi de Yûnus 10:10, Fâtır 35:34 ve Zümer 39:74'te de yer almaktadır. Ayrıca Kasas 28:70 ve Sebe' 34:1'de ahirette de hamdin sadece Yüce Allah'a ait olacağı ifade edilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Cennet, dünyada yapılan fedakarlıkların sonucudur. Fedakarlıklar "sebep", cennet ise "sonuç"tur.
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:103; Sâd 38:54; Fussilet 41:30; Kâf 50:32.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 43. ayet

  8. A'râf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 44. ayet. وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُوا۟ نَعَمْ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنٌۢ بَيْنَهُمْ أَن لَّعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

    venâdâ aṣḥâbü-lcenneti aṣḥâbe-nnâri en ḳad vecednâ mâ ve`adenâ rabbünâ ḥaḳḳan fehel vecettüm mâ ve`ade rabbüküm ḥaḳḳâ. ḳâlû ne`am. feeẕẕene müeẕẕinüm beynehüm el la`netü-llâhi `ale-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    (44, 45) Cennet halkı ateş halkına "Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçekleşmiş bulduk; siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçekleşmiş buldunuz mu?" diye seslenecekler; onlar da "Evet!" diyecekler. Aralarında bir çağrıcı "Allah'ın laneti, (insanları) Allah'ın yolundan alıkoyan, o (yol)u eğri gösteren ve ahireti de inkâr eden zalimlerin üzerine olsun!" diye seslenecektir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 44. ayet

  9. A'râf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 45. ayet. ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ كَٰفِرُونَ

    elleẕîne yeṣuddûne `an sebîli-llâhi veyebgûnehâ `ivecâ. vehüm bil'âḫirati kâfirûn.

    Mehmet Okuyan

    (44, 45) Cennet halkı ateş halkına "Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçekleşmiş bulduk; siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçekleşmiş buldunuz mu?" diye seslenecekler; onlar da "Evet!" diyecekler. Aralarında bir çağrıcı "Allah'ın laneti, (insanları) Allah'ın yolundan alıkoyan, o (yol)u eğri gösteren ve ahireti de inkâr eden zalimlerin üzerine olsun!" diye seslenecektir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 45. ayet

  10. A'râf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 46. ayet. وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى ٱلْأَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّۢا بِسِيمَىٰهُمْ وَنَادَوْا۟ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

    vebeynehümâ ḥicâb. ve`ale-l'a`râfi ricâlüy ya`rifûne küllem bisîmâhüm. venâdev aṣḥâbe-lcenneti en selâmün `aleyküm lem yedḫulûhâ vehüm yaṭme`ûn.

    Mehmet Okuyan

    İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve a‘rafta dipnot 1 herkesi yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. (Cennete girmeyi) arzulamalarına rağmen henüz oraya (cennete) giremeyen bu kişiler, cennet halkına "Selam üzerinize olsun!" diye seslenmiş (olacaklar)dır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sureye adını veren [el-a‘râf] kelimesi, horozun ibiği veya atın yelesi gibi "yüksek yer", "cennetle cehennem arasındaki yüksek surun en tepesi" veya "bilgililer" anlamına gelmektedir. Burası henüz cennete girememiş, ancak girmeyi çok isteyen kişilerin bir anlamda sıkıntı çektikleri ve özlem içerisinde cennete girmeyi bekledikleri yer olarak yorumlanabilir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 46. ayet

  11. A'râf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 47. ayet. وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَٰرُهُمْ تِلْقَآءَ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُوا۟ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veiẕâ ṣurifet ebṣâruhüm tilḳâe aṣḥâbi-nnâri ḳâlû rabbenâ lâ tec`alnâ me`a-lḳavmi-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Gözleri ateş halkı tarafına döndürülünce dipnot 1 de "Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile birlikte bulundurma!" diyecekler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade a‘raftakilerin cehennemlikler tarafına bakmak istemediklerini, ancak bir sıkıntı sebebi olsun, manevi anlamda belki de bir ceza şeklini oluştursun diye onların bakışları ilahi irade tarafından cehennemliklerin bulunduğu yere çevrileceği bilgisini içermektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 47. ayet

  12. A'râf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 48. ayet. وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْأَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمْ قَالُوا۟ مَآ أَغْنَىٰ عَنكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

    venâdâ aṣḥâbü-l'a`râfi ricâley ya`rifûnehüm bisîmâhüm ḳâlû mâ agnâ `anküm cem`uküm vemâ küntüm testekbirûn.

    Mehmet Okuyan

    A‘raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları (cehennemdeki) kişilere şöyle seslenecekler: "Çokluğunuzun da kibirlenmenizin de size hiçbir yararı olmadı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 48. ayet

  13. A'râf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 49. ayet. أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحْمَةٍ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ

    ehâülâi-lleẕîne aḳsemtüm lâ yenâlühümü-llâhü biraḥmeh. üdḫulü-lcennete lâ ḫavfün `aleyküm velâ entüm taḥzenûn.

    Mehmet Okuyan

    (Haklarında) ‘Allah'ın merhameti onlara ulaşmaz!' diye yemin ettiğiniz kişiler bunlar mı?" dipnot 1 (Oysa onlara:) "Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de." (denecektir).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle dünya hayatında inkârcıların alay ettiği imanlılara Yüce Allah'ın ikramda bulunacağını, beğenmedikleri insanların cennete girdiklerini görerek alay edenlerin alaycılıklarının feci akıbetini bir kez de bu şekilde yaşayacaklarını ifade etmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 49. ayet

  14. A'râf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 50. ayet. وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُوا۟ عَلَيْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    venâdâ aṣḥâbü-nnâri aṣḥâbe-lcenneti en efîḍû `aleynâ mine-lmâi ev mimmâ razeḳakümü-llâh. ḳâlû inne-llâhe ḥarramehümâ `ale-lkâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    (50, 51) Ateş halkı cennet halkına "Su veya Allah'ın size verdiği rızıklardan biraz da bize dökün!" diye seslenince, (cennetlikler) "Allah onları dinlerini bir eğlence ve oyun edinen, dünya hayatı da kendilerini aldatan kâfirlere haram kılmıştır." diyecekler. dipnot 1 Onlar bu günün karşılaşmasını nasıl unutmuş ve ayetlerimizi nasıl inkâr etmişlerse işte biz de bugün onları unutmaktayız. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah mahşer şartlarında azabı hafifletebilecek veya ateştekileri serinletebilecek her ne varsa onu cehennemliklerden uzak tutacağını, onları bu nimetlerden mahrum kılacağını ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dünya hayatının aldatmasına kananlar aynı zamanda Yüce Allah'ın ayetlerini inkâr eden ve mahşerde Allah'ın huzurunda hesap vereceğini de unutanlardır. Yüce Allah bu tiplerin suçunu gündeme getirmekte ve onlar dünya hayatında böyle bir unutma yaşamışlarsa, kendilerinin de azapta unutulacağını kendilerine haber vermektedir. Benzer mesajlar: Tevbe 9:67; Tâhâ 20:126; Secde 32:14; Câsiye 45:34; Haşr 59:19.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 50. ayet

  15. A'râf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 51. ayet. ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا فَٱلْيَوْمَ نَنسَىٰهُمْ كَمَا نَسُوا۟ لِقَآءَ يَوْمِهِمْ هَٰذَا وَمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    elleẕîne-tteḫaẕû dînehüm lehvev vele`ibev vegarrathümü-lḥayâtü-ddünyâ. felyevme nensâhüm kemâ nesû liḳâe yevmihim hâẕâ vemâ kânû biâyâtinâ yecḥadûn.

    Mehmet Okuyan

    (50, 51) Ateş halkı cennet halkına "Su veya Allah'ın size verdiği rızıklardan biraz da bize dökün!" diye seslenince, (cennetlikler) "Allah onları dinlerini bir eğlence ve oyun edinen, dünya hayatı da kendilerini aldatan kâfirlere haram kılmıştır." diyecekler. dipnot 1 Onlar bu günün karşılaşmasını nasıl unutmuş ve ayetlerimizi nasıl inkâr etmişlerse işte biz de bugün onları unutmaktayız. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah mahşer şartlarında azabı hafifletebilecek veya ateştekileri serinletebilecek her ne varsa onu cehennemliklerden uzak tutacağını, onları bu nimetlerden mahrum kılacağını ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dünya hayatının aldatmasına kananlar aynı zamanda Yüce Allah'ın ayetlerini inkâr eden ve mahşerde Allah'ın huzurunda hesap vereceğini de unutanlardır. Yüce Allah bu tiplerin suçunu gündeme getirmekte ve onlar dünya hayatında böyle bir unutma yaşamışlarsa, kendilerinin de azapta unutulacağını kendilerine haber vermektedir. Benzer mesajlar: Tevbe 9:67; Tâhâ 20:126; Secde 32:14; Câsiye 45:34; Haşr 59:19.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 51. ayet

  16. A'râf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 52. ayet. وَلَقَدْ جِئْنَٰهُم بِكِتَٰبٍ فَصَّلْنَٰهُ عَلَىٰ عِلْمٍ هُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    veleḳad ci'nâhüm bikitâbin feṣṣalnâhü `alâ `ilmin hüdev veraḥmetel liḳavmiy yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki onlara, bilgiyle açıkladığımız dipnot 1 ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir kitap getirmiştik (göndermiştik). dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetlerin açıklanmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Nahl 16:89.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 52. ayet

  17. A'râf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 53. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأْوِيلَهُۥ يَوْمَ يَأْتِى تَأْوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبْلُ قَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشْفَعُوا۟ لَنَآ أَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ قَدْ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    hel yenżurûne illâ te'vîleh. yevme ye'tî te'vîlühû yeḳûlü-lleẕîne nesûhü min ḳablü ḳad câet rusülü rabbinâ bilḥaḳḳ. fehel lenâ min şüfe`âe feyeşfe`û lenâ ev nüraddü fena`mele gayra-lleẕî künnâ na`mel. ḳad ḫasirû enfüsehüm veḍalle `anhüm mâ kânû yefterûn.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar), onun (kitabın) tevilinden (yorumundan) başka bir şey beklemiyorlar. Onun tevili (yorumu, Son Saat) geldiği gün, önceden onu unutmuş olanlar şöyle diyecekler: "Elbette Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi şefaat edebilenler var mı ki bize de şefaat etsinler veya (dünyaya) geri gönderilsek de yaptıklarımızın tersini yapabilsek?" dipnot 1 Onlar elbette kendilerine yazık etmişlerdir ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitmiş olacaktır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:167; En‘âm 6:27; Mü'minûn 23:99-100; Secde 32:12; Fâtır 35:37; Zümer 39:58.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 53. ayet

Altı günde yaratılış; rüzgârlar ve ölü toprak 54–58

  1. A'râf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 54. ayet. إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ يَطْلُبُهُۥ حَثِيثًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتٍۭ بِأَمْرِهِۦٓ أَلَا لَهُ ٱلْخَلْقُ وَٱلْأَمْرُ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    inne rabbekümü-llâhü-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ `ale-l`arşi yugşi-lleyle-nnehâra yaṭlübühû ḥaŝîŝev veşşemse velḳamera vennücûme müseḫḫarâtim biemrih. elâ lehü-lḫalḳu vel'emr. tebârake-llâhü rabbü-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde dipnot 1 (dönemde) yaratan, sonra da arşa istiva eden, dipnot 2 geceyi durmadan kendisini takip eden gündüze bürüyüp örten, emrine boyun eğdirilmiş olarak güneşi, ayı ve yıldızları da (yaratan) Allah'tır. Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de yalnızca O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:3; Hûd 11:7; Furkân 25:59; Secde 32:4; Kâf 50:38; Hadîd 57:4.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Arş]a [istivâ], Yüce Allah için kullanıldığında "O'nun mutlak otorite makamına kurulması, her şeyi düzenleyiciliğini elinde bulundurması" anlamlarını içermektedir. Ayetteki [el-‘arş/‘arş] kelimesi Yüce Allah'ın mutlak hükümranlık alanı anlamında 21 yerde geçmektedir. Bu kavramın Allah ile ilgili olduğunda hakikat anlamını elbette bilemeyiz. Benzer mesajlar: Yûnus 10:3; Ra‘d 13:2; Tâhâ 20:5; Furkân 25:59; Secde 32:4; Hadîd 57:4.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 54. ayet

  2. A'râf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 55. ayet. ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ

    üd`û rabbeküm teḍarru`av veḫufyeh. innehû lâ yüḥibbü-lmü`tedîn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 55. ayet

  3. A'râf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 56. ayet. وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا وَٱدْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ مِّنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    velâ tüfsidû fi-l'arḍi ba`de iṣlâḥihâ ved`ûhü ḫavfev veṭame`â. inne raḥmete-llâhi ḳarîbüm mine-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    Düzenine kavuşturulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın! O'na (Allah'ın azabından) korkarak ve (merhametini) umarak dipnot 1 dua edin! dipnot 2 Şüphesiz ki Allah'ın merhameti güzel davrananlara çok yakındır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İsrâ 17:57; Enbiyâ 21:90; Secde 32:16; Zümer 39:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu iki ayet En‘âm 6:63, A‘râf 7:55, 206, İsrâ 17:57, 110, Enbiyâ 21:90, Secde 32:16 ve Zümer 39:9. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 56. ayet

  4. A'râf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 57. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا سُقْنَٰهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ ٱلْمَآءَ فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ كَذَٰلِكَ نُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    vehüve-lleẕî yürsilü-rriyâḥa büşram beyne yedey raḥmetih. ḥattâ iẕâ eḳallet seḥâben ŝiḳâlen suḳnâhü libeledim meyyitin feenzelnâ bihi-lmâe feaḫracnâ bihî min külli-ŝŝemerât. keẕâlike nuḫricü-lmevtâ le`alleküm teẕekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    Rahmetinin (yağmurun) önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen O'dur. Sonunda (o rüzgârlar), ağır bulutları yüklenince onu (bulutu) ölü (kurak) bir şehre sevk ederiz. Böylece onun sayesinde (bulut sebebiyle oraya) suyu indirir ve bütün meyvelerden çıkarırız. İşte ölüleri de (topraktan) böyle çıkaracağız. dipnot 1 Umulur ki (gerçeği) hatırlarsınız. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:53; Nûr 24:43; Furkân 25:48-49; Neml 27:63; Rûm 30:48; Fâtır 35:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğadaki bu dönüşüm, diriltilmenin delilidir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 57. ayet

  5. A'râf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 58. ayet. وَٱلْبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذْنِ رَبِّهِۦ وَٱلَّذِى خَبُثَ لَا يَخْرُجُ إِلَّا نَكِدًا كَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ

    velbeledu-ṭṭayyibü yaḫrucü nebâtühû biiẕni rabbih. velleẕî ḫabüŝe lâ yaḫrucü illâ nekidâ. keẕâlike nüṣarrifü-l'âyâti liḳavmiy yeşkürûn.

    Mehmet Okuyan

    Toprağı iyi olan şehrin bitkisi de Rabbinin izniyle (güzel) çıkar; kötü olanın ise yararsız bitkiden başka bir şeyi çıkmaz. Biz şükreden bir topluluk için ayetleri işte böyle açıklıyoruz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Saf su ile dolu ağır bulutlar gibi, Kur'an'ın muhatap olduğu kalplerin sahibi insanlar da iki kısımdır: Topraklar gibi insanların da iyisi ve kötüsü, mümini ve kâfiri vardır. İyiler iyi düşünür, peygamberlerin tebliğ ettiği ilahi mesajlardan istifade eder, ayetleri [tefekkür] ve [tezekkür] ederek onlardan ibret alırlar; iman eder, hayat bulur, ilahi nimetler için şükrederler. Ahiret için sâlih ameller yapar ve güzel ürünler verirler. Çorak yer gibi fena olanlar ise Yüce Allah'ın nimetlerine karşı küfür içerisinde bulunur, nankörlük yaparlar ve bunlardan yararlanmaktan da mahrum kalırlar. Güzel iş üretmediklerinden ilahi irade onlar için olumlu şekilde tecelli etmez. Toprağı yeşerten su misali, vahyin prensiplerine kulak vermeyen bu kişiler için çorak benzetmesi gayet yerindedir. Toprakta verim kapasitesi yoksa su ne yapsın.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 58. ayet

Nûh 59–64

  1. A'râf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 59. ayet. لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    leḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî feḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Nuh'u elçi olarak kavmine biz göndermiştik de "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Şüphesiz ki üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum!" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 59. ayet

  2. A'râf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 60. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    ḳâle-lmeleü min ḳavmihî innâ lenerâke fî ḍalâlim mübîn.

    Mehmet Okuyan

    Kavminden yöneticiler ona "Doğrusu biz seni apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!" demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Nuh'un karşıtları da diğer inkarcılar gibi peygamberi reddetmişlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 60. ayet

  3. A'râf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 61. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى ضَلَٰلَةٌ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâle yâ ḳavmi leyse bî ḍalâletüv velâkinnî rasûlüm mir rabbi-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    (Nuh da onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapkınlık yoktur; aksine ben âlemlerin Rabbinin (seçtiği) bir elçiyim.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 61. ayet

  4. A'râf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 62. ayet. أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنصَحُ لَكُمْ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    übelliguküm risâlâti rabbî veenṣaḥu leküm vea`lemü mine-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Size Rabbimin mesajlarını duyuruyor, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 62. ayet

  5. A'râf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 63. ayet. أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا۟ وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    eve`acibtüm en câeküm ẕikrum mir rabbiküm `alâ racülim minküm liyünẕiraküm velitetteḳû vele`alleküm türḥamûn.

    Mehmet Okuyan

    Sizi uyarsın, takvâlı (duyarlı) olasınız ve size merhamet edilsin diye içinizden bir adama (bir kişiye) Rabbinizden bir hatırlatma gelmesine mi şaştınız? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün peygamberler aynı mesajı iletmişlerdir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:68-69.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 63. ayet

  6. A'râf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 64. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا عَمِينَ

    fekeẕẕebûhü feenceynâhü velleẕîne me`ahû fi-lfülki veagraḳne-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. innehüm kânû ḳavmen `amîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kavmi Nuh'u) yalanlamış, biz de onu ve onunla birlikte olanları gemide kurtarmıştık; ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğmuştuk! Şüphesiz ki onlar kör bir toplumdu. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki ifadeye göre Hz. Nuh'un inkarcı kavminin körlüğünü bedensel ve fiziksel anlamda bir körlük değil de mecaz anlamında hak ve hakikati görmemek, onlara itibar etmemek anlamında manevi körlük olarak kabul etmek gerekir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 64. ayet

Hûd ve Âd kavmi 65–72

  1. A'râf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 65. ayet. وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    veilâ `âdin eḫâhüm hûdâ. ḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Âd (kavmine) de kardeşleri Hud'u (göndermiştik) de "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. (Hâlâ) takvâlı (duyarlı) davranmayacak mısınız?" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 65. ayet

  2. A'râf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 66. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى سَفَاهَةٍ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    ḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî innâ lenerâke fî sefâhetiv veinnâ leneżunnüke mine-lkâẕibîn.

    Mehmet Okuyan

    Kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişti: "Doğrusu biz seni elbette bir beyinsizlik içinde görüyor ve yalancılardan olduğuna inanıyoruz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: A‘râf 7:60.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 66. ayet

  3. A'râf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 67. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى سَفَاهَةٌ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâle yâ ḳavmi leyse bî sefâhetüv velâkinnî rasûlüm mir rabbi-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    (Hud da onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Bende herhangi bir beyinsizlik yoktur; aksine ben âlemlerin Rabbinin (seçtiği) bir elçiyim.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 67. ayet

  4. A'râf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 68. ayet. أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنَا۠ لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ

    übelliguküm risâlâti rabbî veenâ leküm nâṣiḥun emîn.

    Mehmet Okuyan

    Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğüt vericiyim."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 68. ayet

  5. A'râf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 69. ayet. أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِى ٱلْخَلْقِ بَصْۜطَةً فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    eve`acibtüm en câeküm ẕikrum mir rabbiküm `alâ racülim minküm liyünẕiraküm. veẕkürû iẕ ce`aleküm ḫulefâe mim ba`di ḳavmi nûḥiv vezâdeküm fi-lḫalḳi baṣṭah. feẕkürû âlâe-llâhi le`alleküm tüfliḥûn.

    Mehmet Okuyan

    Sizi uyarsın diye içinizden bir adama (bir kişiye) Rabbinizden bir hatırlatma gelmesine mi şaştınız! dipnot 1 Hatırlayın ki O (Allah) sizi Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan güçlü kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtulasınız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: A‘râf 7:62-63.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 69. ayet

  6. A'râf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ ٱللَّهَ وَحْدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâlû eci'tenâ lina`büde-llâhe vaḥdehû veneẕera mâ kâne ya`büdü âbâünâ. fe'tinâ bimâ te`idünâ in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kavmi ise) "Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Doğru söyleyenlerdensen bize vadettiğini bize getir!" demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ad kavminin tevhidi reddetme sebebi "atalar dinini taklit"tir. İnkarcılar bir hatası olduğunda yani herhangi bir çirkinlik işlediğinde bahane olarak A‘râf 7:28'de belirtildiği gibi "atalarını böyle buldukları", dahası "Allah'ın böyle emrettiği" yalanına sarılmışlardır. Mekkeli müşrikler işte bu ateşe çağıran hatalı yolu izleyenler olmuştur ancak mesaj onlarla sınırlı değildir. Şeytanın izini takip eden herkesin bu noktada muhatap olduğu unutulmamalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 70. ayet

  7. A'râf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 71. ayet. قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ رِجْسٌ وَغَضَبٌ أَتُجَٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسْمَآءٍ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ

    ḳâle ḳad veḳa`a `aleyküm mir rabbiküm ricsüv vegaḍab. etücâdilûnenî fî esmâin semmeytümûhâ entüm veâbâüküm mâ nezzele-llâhü bihâ min sülṭân. fenteżirû innî me`aküm mine-lmünteżirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Hud da onlara) şöyle demişti: "Elbette üzerinize Rabbinizden gelecek bir bela ve azap gerçekleşmiştir. Haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimler dipnot 1 hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? (Öyleyse) bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:81; Yûsuf 12:40; Necm 53:23.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 71. ayet

  8. A'râf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 72. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَمَا كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    feenceynâhü velleẕîne me`ahû biraḥmetim minnâ veḳaṭa`nâ dâbira-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ vemâ kânû mü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine) onu (Hud'u) ve onunla birlikte olanları merhametimizle kurtarmış ve ayetlerimizi yalanlayanların ve iman etmeyenlerin kökünü de kesmiştik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ad kavminin inkârcılarının akıbetiyle ilgili olarak da Kur'an'da çeşitli bilgiler yer almaktadır. Bu bağlamda "kendilerine köklerini kesen bir kasırga gönderildiği" (A‘râf 7:72; Zâriyât 51:41), "dünyada olduğu gibi kıyamet gününde de lanete uğratılacakları" (Hûd 11:60), "korkunç bir gürültünün onları yakaladığı, sel süprüntüsü haline getirildikleri" (Mü'minûn 23:41), "helak edildikleri" (Şu‘arâ 26:139), "üzerlerine uğursuz, uğultulu ve her şeyi alt üst eden kasırgaların gönderildiği" (Fussilet 41:16; Ahkâf 46:25) ve "köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi oldukları" (Kamer 54:19-20), "üzerlerine azap kamçılarının salındığı" (Fecr 89:13) bildirilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 72. ayet

Sâlih ve Semûd kavmi 73–79

  1. A'râf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 73. ayet. وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    veilâ ŝemûde eḫâhüm ṣâliḥâ. ḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. ḳad câetküm beyyinetüm mir rabbiküm. hâẕihî nâḳatü-llâhi leküm âyeten feẕerûhâ te'kül fî arḍi-llâhi velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    Semûd'a da kardeşleri Salih'i (göndermiştik de onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Elbette size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte Allah'ın şu devesi dipnot 1 sizin için bir delildir. Onu bırakın da Allah'ın (yarattığı bu) toprakta yesin (otlasın). Ona hiçbir kötülük etmeyin! Yoksa sizi elem verici bir azap yakalar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Nâkatullâh] ifadesi "Allah'ın devesi" demektir. Hayvan haklarını ve kamu hakkını temsil etmektedir. Ayette bir delil olarak bahsedilen bu özel deveye tabiatta beslenirken hiçbir şekilde dokunulmaması, aksi takdirde korkunç bir azabın gelebileceği haber verilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Hûd 11:64.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 73. ayet

  2. A'râf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 74. ayet. وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ ٱلْجِبَالَ بُيُوتًا فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    veẕkürû iẕ ce`aleküm ḫulefâe mim ba`di `âdiv vebevveeküm fi-l'arḍi tetteḫiẕûne min sühûlihâ ḳuṣûrav vetenḥitûne-lcibâle büyûtâ. feẕkürû âlâe-llâhi velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah'ın) Âd (kavmin)den sonra sizi halifeler (sorumlular) kıldığını ve yeryüzüne (bu topraklara) yerleştirdiğini hatırlayın! Ovalarında köşkler ediniyor ve dağlarından evler yontuyorsunuz. dipnot 1 Allah'ın nimetlerini hatırlayın ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ad kavminin yaşadığı bölge Arabistan'ın güneyinde Ahkâf adıyla bilinen Umman ve Hadramevt taraflarıydı. Semûd kavmi ise Arabistan'ın kuzeyinde yaşamıştı. Semûd kavminin yaşadığı bölge bugün Medâin-i Sâlih adıyla bilinen ve Arabistan'ın kuzeyindeki Hicr bölgesidir. Kastedilen yöre Hz. Salih'in kavminin yaşadığı ve kayalardan oyularak şekillendirilen kaya şehirdir. Burada yaşamaları Yüce Allah'ın bir lütfuydu ve Hz. Salih de onlara bu nimeti hatırlamalarını öğütlemekteydi. Demek ki Semûd kavmi Ad kavminin yaşadığı topraklara yerleştirilmemişti; onların helakinden sonra yaşadıkları bölgenin sorumluları oldukları hatırlatılmaktadır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 74. ayet

  3. A'râf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 75. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحًا مُّرْسَلٌ مِّن رَّبِّهِۦ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

    ḳâle-lmeleü-lleẕîne-stekberû min ḳavmihî lilleẕîne-stuḍ`ifû limen âmene minhüm eta`lemûne enne ṣâliḥam mürselüm mir rabbih. ḳâlû innâ bimâ ürsile bihî mü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Kavminden kibirli yöneticiler zayıf düşürülmüşlere yani içlerinden iman edenlere "Siz Salih'in Rabbinden gönderilen bir (elçi) olduğunu (gerçekten) biliyor (buna inanıyor) musunuz?" diye sormuşlardı. Onlar da "Şüphesiz ki biz onunla gönderilen her şeye inanıyoruz." demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve benzer örneklerde sözü edilen "zayıf düşürülenler" her zaman bu baskıya boyun eğmiş de değillerdir. Nitekim Firavun'un karşısına dikilen büyücüler son derece net bir iman duruşu ortaya koymuş ve Firavun'un tehditlerine aldırış etmemişlerdi. İşte bu ayette de durum aynıdır. Semûd kavminin azgın yöneticileri içlerinden iman etmiş ve zayıf düşürülmüş müminlere soru sormuşlar ve belki de hiç tahmin etmedikleri bir cevapla karşılamışlardı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 75. ayet

  4. A'râf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 76. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    ḳâle-lleẕîne-stekberû innâ billeẕî âmentüm bihî kâfirûn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 76. ayet

  5. A'râf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 77. ayet. فَعَقَرُوا۟ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ ٱئْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    fe`aḳarü-nnâḳate ve`atev `an emri rabbihim veḳâlû yâ ṣâliḥu-'tinâ bimâ te`idünâ in künte mine-lmürselîn.

    Mehmet Okuyan

    Rablerinin emrinden çıkarak o dişi deveyi boğazlamış dipnot 1 ve "Ey Salih! Elçilerdensen bize vadettiğini bize getir!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuyla ilgili ayetlerde geçen [‘akarû] fiili, "hayvanın ayaklarının kesilerek veya kırılarak yere düşürülmesi, sonra da boğazlanması" anlamına gelmektedir. Bu tür bir işkenceyle hayvan boğazlama işleminin, İslam öncesi Araplarda da var olduğu ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Hûd 11:65; Şu‘arâ 26:157; Kamer 54:29; Şems 91:14.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 77. ayet

  6. A'râf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 78. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

    feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü dipnot 1 (hareketsiz) kalmışlardı. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şu‘arâ 26:157'de ifade edildiği gibi, Semûd kavmi dişi deveyi hunharca katlettikten sonra pişman olmuşlardı; ancak iş işten geçtiği için bunun kendilerine hiçbir faydası dokunmamış, hak ettikleri azapla buluşturulmuşlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A'râf 7:91; ‘Ankebût 29:37.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 78. ayet

  7. A'râf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 79. ayet. فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ

    fetevellâ `anhüm veḳâle yâ ḳavmi leḳad eblagtüküm risâlete rabbî veneṣaḥtü leküm velâkil lâ tüḥibbûne-nnâṣiḥîn.

    Mehmet Okuyan

    (Salih) onlardan yüz çevirip kendilerine şöyle demişti: "Ey kavmim! Şüphesiz ki ben size Rabbimin mesajını ulaştırdım ve size öğüt verdim fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 79. ayet

Lût 80–84

  1. A'râf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 80. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî ete'tûne-lfâḥişete mâ sebeḳaküm bihâ min eḥadim mine-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    Lut'u da (peygamber göndermiştik de) kavmine şöyle demişti: "Sizden önce âlemlerden (insanlardan) kimsenin yapmadığı bir çirkinliği mi yapıyorsunuz?

    Ayet detayı — A'râf suresi, 80. ayet

  2. A'râf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 81. ayet. إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

    inneküm lete'tûne-rricâle şehvetem min dûni-nnisâ'. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki siz, kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan bir topluluksunuz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler Neml 27:54-55 ve ‘Ankebût 29:28-29. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 81. ayet

  3. A'râf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 82. ayet. وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوهُم مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ

    vemâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlû aḫricûhüm min ḳaryetiküm. innehüm ünâsüy yeteṭahherûn.

    Mehmet Okuyan

    Kavminin cevabı "Onları (Lut'u ve arkadaşlarını) şehrinizden çıkarın; çünkü onlar (güya) temizlik taslayan insanlarmış!" dipnot 1 sözünden başka bir şey olmamıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu söz açıkça alaycılık içermektedir; çünkü ahlaklı olmak onlar tarafından ayıplanacak bir husus olarak görülmekteydi. "Onlar temiz kalmak istiyorlarmış, bizim aramızda kalarak kirlenmesinler" demeye getirerek, kendilerince muhataplarını aşağılamaktan da geri kalmamışlardı. Benzer mesaj: Neml 27:56.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 82. ayet

  4. A'râf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 83. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    feenceynâhü veehlehû ille-mraeteh. kânet mine-lgâbirîn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 83. ayet

  5. A'râf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 84. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

    veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmücrimîn.

    Mehmet Okuyan

    Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Bak ki suçluların sonu nasıl olmuştu! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Neml 27:58'de de bildirildiği üzere, Yüce Allah Hicr 15:73'te bu azap kasırgasından önce Hz. Lut'un kavminin helakiyle ilgili olarak gün doğarken korkunç bir gürültüyle meydana gelen depremin kendilerini yakaladığını haber vermektedir. Lut kavminin helak başlangıcının sabaha karşı gerçekleşen bu korkunç gürültü olduğu anlaşılmaktadır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 84. ayet

Şu'ayb ve Medyen halkı 85–93

  1. A'râf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 85. ayet. وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    veilâ medyene eḫâhüm şu`aybâ. ḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. ḳad câetküm beyyinetüm mir rabbiküm feevfü-lkeyle velmîzâne velâ tebḫasü-nnâse eşyâehüm velâ tüfsidû fi-l'arḍi ba`de iṣlâḥihâ. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm mü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Medyen'e dipnot 1 de kardeşleri dipnot 2 Şuayb'ı (göndermiştik de onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Elbette size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin! Düzenine kavuşturulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın! dipnot 3 İnanırsanız böylesi sizin için hayırlı olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Medyen Hz. Şuayb'ın peygamber olarak görevlendirildiği şehirdi. [Medyene] kelimesi Kur'an'da 10 kez geçmekte, bir kısmında Hz. Musa ile ilgili kıssalarda yer almakta, diğer geçtiği yerlerde Hz. Şuayb'ın tebliği bağlamında yer almaktadır. Medyen'in aslında Hz. İbrahim'in çocuklarından birisi olduğu, nüfus artınca çocuklarının isminin şehre verildiği rivayet edilmektedir. Bu bağlamda Hz. Şuayb'ın nesebinin de Şuayb b. Nüveyb b. Medyen b. İbrahim Halîlullâh olduğu ifade edilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah tıpkı Hz. Hud ve Hz. Salih'te olduğu gibi Hz. Şuayb'ı da kavmine göndermesiyle ilgili olarak [ehâhum] "kardeşleri" ifadesini kullanmakta, böylece her peygamberin kendi kavminden seçildiği mesajını vermektedir. Bu kardeşlik inançla ilgili değil, o toplumdan olduğunu ortaya koymak bakımındandır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Hûd 11:85; Şu‘arâ 26:183.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 85. ayet

  2. A'râf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 86. ayet. وَلَا تَقْعُدُوا۟ بِكُلِّ صِرَٰطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًا وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ كُنتُمْ قَلِيلًا فَكَثَّرَكُمْ وَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

    velâ taḳ`udû bikülli ṣirâṭin tû`idûne veteṣuddûne `an sebîli-llâhi men âmene bihî vetebgûnehâ `ivecâ. veẕkürû iẕ küntüm ḳalîlen fekeŝŝeraküm. venżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmüfsidîn.

    Mehmet Okuyan

    İnananları tehdit ederek, onları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükerek her yolun başında oturmayın! dipnot 1 Az iken (Allah'ın) sizi çoğalttığını hatırlayın! Bozguncuların sonu nasıl olmuş bir bakın!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Hz. Şuayb'ın tebliğindeki çok önemli noktaları ifade bağlamında insanları engellemek için doğru yolun üzerine oturmamayla ilgili uyarısını haber vermektedir. Bu tutum Yüce Allah'a karşı isyanının sonunda İblis'in söylediği "Beni saptırmanın karşılığında senin doğru yoluna oturacağım" şeklindeki sözünü hatırlatmaktadır. Demek ki Hz. Şuayb'ın kavmi de İblis'in yolundan gitmekte ve insanları saptırmak için doğru yolun üzerine oturup insanların istikamet sahibi olmalarını engellemeye çalışmaktalardı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 86. ayet

  3. A'râf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 87. ayet. وَإِن كَانَ طَآئِفَةٌ مِّنكُمْ ءَامَنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَطَآئِفَةٌ لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ فَٱصْبِرُوا۟ حَتَّىٰ يَحْكُمَ ٱللَّهُ بَيْنَنَا وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ

    vein kâne ṭâifetüm minküm âmenû billeẕî ürsiltü bihî veṭâifetül lem yü'minû faṣbirû ḥattâ yaḥküme-llâhü beynenâ. vehüve ḫayru-lḥâkimîn.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aranızda hükmedinceye kadar sabredip bekleyin! O hüküm verenlerin en hayırlısıdır."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 87. ayet

  4. Buradan itibaren cüz 9

    A'râf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 88. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَنُخْرِجَنَّكَ يَٰشُعَيْبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَكَ مِن قَرْيَتِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا قَالَ أَوَلَوْ كُنَّا كَٰرِهِينَ

    ḳâle-lmeleü-lleẕîne-stekberû min ḳavmihî lenuḫricenneke yâ şu`aybü velleẕîne âmenû me`ake min ḳaryetinâ ev lete`ûdünne fî milletinâ. ḳâle evelev künnâ kârihîn.

    Mehmet Okuyan

    (Şuayb'ın) kavminden kibirli yöneticiler demişti ki: "Ey Şuayb! Ya mutlaka seni ve seninle birlikte inananları şehrimizden çıkaracağız dipnot 1 ya da dinimize döneceksiniz!" dipnot 2 (Şuayb şu) cevabı vermişti: "İstememiş olsak da mı?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Medyenliler Hz. Şuayb'ı ve müminleri iki seçenekle baş başa bırakmışlardı. Seçeneklerden ilki tehdit idi. Buna göre, müminleri şehirden, yani ülkeden çıkarmakla tehdit etmişlerdi. Ülkeden sürülme tehdidi başka peygamberlerin kavimlerinde de görülen bir durumdu. Nitekim A‘râf 7:82, Şu‘arâ 26:167 ve Neml 27:56'da "Hz. Lut'un"; Şu‘arâ 26:116'da "Hz. Nuh'un"; Meryem 19:46'da "Hz. İbrahim'in" ve İbrâhîm 14:13 ve Yâsîn 36:18'de "bütün peygamberlerin" sürgünle tehdit edildikleri ifade edilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: İbrâhîm 14:13.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 88. ayet

  5. A'râf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 89. ayet. قَدِ ٱفْتَرَيْنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِى مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا ٱفْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِٱلْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْفَٰتِحِينَ

    ḳadi-fteraynâ `ale-llâhi keẕiben in `udnâ fî milletiküm ba`de iẕ neccâne-llâhü minhâ. vemâ yekûnü lenâ en ne`ûde fîhâ illâ ey yeşâe-llâhü rabbünâ. vesi`a rabbünâ külle şey'in `ilmâ. `ale-llâhi tevekkelnâ. rabbene-ftaḥ beynenâ vebeyne ḳavminâ bilḥaḳḳi veente ḫayru-lfâtiḥîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah bizi o (yanlış inanış)tan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek Allah'a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi hariç, ona (Medyenlilerin dinine) dönmemiz mümkün değildir. Rabbimiz ilim bakımından her şeyi kapsamıştır. Biz yalnızca Allah'a güvendik! Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmü sen ver! Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 89. ayet

  6. A'râf suresi, 90. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 90. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعْتُمْ شُعَيْبًا إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    veḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî leini-tteba`tüm şu`ayben inneküm iẕel leḫâsirûn.

    Mehmet Okuyan

    Kavminin kâfir olan yöneticileri "Şuayb'a uyarsanız bu durumda siz kaybedersiniz!" demişlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 90. ayet

  7. A'râf suresi, 91. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 91. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

    feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:78; ‘Ankebût 29:37.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 91. ayet

  8. A'râf suresi, 92. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 92. ayet. ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًا كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًا كَانُوا۟ هُمُ ٱلْخَٰسِرِينَ

    elleẕîne keẕẕebû şu`ayben keel lem yagnev fîhâ. elleẕîne keẕẕebû şu`ayben kânû hümü-lḫâsirîn.

    Mehmet Okuyan

    Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç kalmamış gibiydiler; dipnot 1 Şuayb'ı yalanlayanlar kaybedenlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:94-95; ‘Ankebût 29:37.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 92. ayet

  9. A'râf suresi, 93. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 93. ayet. فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ فَكَيْفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوْمٍ كَٰفِرِينَ

    fetevellâ `anhüm veḳâle yâ ḳavmi leḳad eblagtüküm risâlâti rabbî veneṣaḥtü leküm. fekeyfe âsâ `alâ ḳavmin kâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Şuayb) onlardan yüz çevirmiş ve şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin mesajlarını duyurmuş ve size öğüt de vermiştim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım!"

    Ayet detayı — A'râf suresi, 93. ayet

Memleketlerin sınanması ve Allah'ın tuzağından emin olmak 94–102

  1. A'râf suresi, 94. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 94. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّبِىٍّ إِلَّآ أَخَذْنَآ أَهْلَهَا بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ

    vemâ erselnâ fî ḳaryetim min nebiyyin illâ eḫaẕnâ ehlehâ bilbe'sâi veḍḍarrâi le`allehüm yeḍḍarra`ûn.

    Mehmet Okuyan

    Her şehre bir peygamber gönderdiğimizde (gerçeğe) boyun eğsinler diye onları elbette çeşitli sıkıntı ve darlıkla denemiştik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah çeşitli peygamber kıssalarını anlatıp kavimlerinin helak edilme biçimlerini ve nedenlerini ifade ettikten sonra, insanlık tarihinde helak edilenlerin sadece kıssası anlatılanlar olmadığını belirtmekte ve genel kuralını hatırlatmaktadır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 94. ayet

  2. A'râf suresi, 95. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 95. ayet. ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلْحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَوا۟ وَّقَالُوا۟ قَدْ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذْنَٰهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    ŝümme beddelnâ mekâne-sseyyieti-lḥasenete ḥattâ `afev veḳâlû ḳad messe âbâene-ḍḍarrâü vesserrâü feeḫaẕnâhüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Mehmet Okuyan

    Sonra kötülüğü iyilikle değiştirmiştik de refah içinde yaşamışlardı. "Atalarımıza da elbette böyle sıkıntı ve sevinç (vesileleri) gelmişti." demişlerdi. Biz de onları, hiç farkına varmadıkları bir şekilde ansızın yakalamıştık (cezalandırmıştık). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki nesillerdeki kâfirlerin peygamberlerine yönelik olarak birbirine benzer tepkiler vermeleri nedeniyle Kur'an'da onların bu durumu aynı anda yaşanmış gibi sunulmakta, küfrün tek millet olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu konuda bkz. A‘râf 7:94-102; İbrâhîm 14:9-18; Mü'minûn 23:51-53; Sebe' 34:34-35; Yâsîn 36:13-32; Fussilet 41:14; Teğâbun 64:5; Fecr 89:11-12.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 95. ayet

  3. A'râf suresi, 96. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 96. ayet. وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْقُرَىٰٓ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَٰتٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَلَٰكِن كَذَّبُوا۟ فَأَخَذْنَٰهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    velev enne ehle-lḳurâ âmenû vetteḳav lefetaḥnâ `aleyhim berakâtim mine-ssemâi vel'arḍi velâkin keẕẕebû feeḫaẕnâhüm bimâ kânû yeksibûn.

    Mehmet Okuyan

    O şehirlerin halkı iman edip takvâlı (duyarlı) olsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanlamışlardı; biz de kazandıkları şeyler nedeniyle onları yakalamıştık (cezalandırmıştık).

    Ayet detayı — A'râf suresi, 96. ayet

  4. A'râf suresi, 97. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 97. ayet. أَفَأَمِنَ أَهْلُ ٱلْقُرَىٰٓ أَن يَأْتِيَهُم بَأْسُنَا بَيَٰتًا وَهُمْ نَآئِمُونَ

    efeemine ehlü-lḳurâ ey ye'tiyehüm be'sünâ beyâtev vehüm nâimûn.

    Mehmet Okuyan

    O şehirlerin halkı, uyurlarken geceleyin kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 97. ayet

  5. A'râf suresi, 98. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 98. ayet. أَوَأَمِنَ أَهْلُ ٱلْقُرَىٰٓ أَن يَأْتِيَهُم بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ

    eveemine ehlü-lḳurâ ey ye'tiyehüm be'sünâ ḍuḥav vehüm yel`abûn.

    Mehmet Okuyan

    Veya o şehirlerin halkı, eğlenirlerken kuşluk vakti kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 98. ayet

  6. A'râf suresi, 99. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 99. ayet. أَفَأَمِنُوا۟ مَكْرَ ٱللَّهِ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    efeeminû mekra-llâh. felâ ye'menü mekra-llâhi ille-lḳavmü-lḫâsirûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın tuzağından (ince düzeninden) güvende miydiler! Kendilerine yazık eden topluluktan başkası Allah'ın tuzağından (ince düzeninden) kendini güvende göremez. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tuzak kurmak insanlar için bir acizliğin ifadesidir; mertçe yapılamayan bir mücadelenin kaçamak yolunu tercih etmektir. Yüce Allah ise her gücün üstündedir. Tuzak, karşıdakinin bilemeyeceği bir şekilde kurulur. Oysa Yüce Allah'ın bilemeyeceği, O'na gizli olan hiçbir alan ve hile söz konusu olamaz. Ayetlerde Yüce Allah için kullanılan bu tür ifadeler, O'nun cezalandırmasını ve yapılanlardan haberdar olduğunu bildirmesidir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 99. ayet

  7. A'râf suresi, 100. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 100. ayet. أَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ أَهْلِهَآ أَن لَّوْ نَشَآءُ أَصَبْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَنَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

    evelem yehdi lilleẕîne yeriŝûne-l'arḍa mim ba`di ehlihâ el lev neşâü eṣabnâhüm biẕünûbihim. venaṭbe`u `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yesme`ûn.

    Mehmet Okuyan

    Önceki sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şu gerçek yol göstermedi mi: Dileseydik günahlarından dolayı onlara da (sıkıntılar) isabet ettirirdik. Kalplerini mühürleriz dipnot 1 de (gerçekleri) duyamazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah hiç kimsenin kalbini haksız yere mühürlemez. İnançla ilgili bütün mühürlenmelerin nedeni inkâr, küfür ve haddi aşmadır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 100. ayet

  8. A'râf suresi, 101. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 101. ayet. تِلْكَ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآئِهَا وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ مِن قَبْلُ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    tilke-lḳurâ neḳuṣṣu `aleyke min embâihâ. veleḳad câethüm rusülühüm bilbeyyinât. femâ kânû liyü'minû bimâ keẕẕebû min ḳabl. keẕâlike yaṭbe`u-llâhü `alâ ḳulûbi-lkâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    İşte o şehirler, haberlerinden sadece bir bölümünü dipnot 1 sana anlatmakta olduklarımızdır. Yemin olsun ki elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarına yine de iman edecek değillerdi. dipnot 2 İşte Allah kâfirlerin kalplerini böyle mühürler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:34; Hûd 11:120; Tâhâ 20:99; Kasas 28:3.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle Yüce Allah'ın kimlerin iman etmeyeceğini önceden bildiğinin delillerindendir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:101; Tevbe 9:87, 93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 101. ayet

  9. A'râf suresi, 102. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 102. ayet. وَمَا وَجَدْنَا لِأَكْثَرِهِم مِّنْ عَهْدٍ وَإِن وَجَدْنَآ أَكْثَرَهُمْ لَفَٰسِقِينَ

    vemâ vecednâ liekŝerihim min `ahd. veiv vecednâ ekŝerahüm lefâsiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Onların çoğunda sözünde durma bulamamıştık; çoğunu yoldan çıkmış bulmuştuk.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 102. ayet

Mûsâ ve Firavun; sihirbazların iman edişi 103–126

  1. A'râf suresi, 103. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 103. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَظَلَمُوا۟ بِهَا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

    ŝümme be`aŝnâ mim ba`dihim mûsâ biâyâtinâ ilâ fir`avne vemeleihî feżalemû bihâ. fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmüfsidîn.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onların ardından da Musa'yı delillerimizle dipnot 1 Firavun ve yöneticilerine göndermiştik de onlara (delillerimize) haksızlık etmişlerdi. Bozguncuların sonu nasıl olmuş, bir bak!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa'ya verilen ayetler, yani deliller, belgeler, mucizelerle ilgili bkz. Bakara 2:60; Nisâ 4:154; A‘râf 7:133, 160; Kehf 18:101; Tâhâ 20:18, 22, 77; Şu‘arâ 26:32, 33, 63; Neml 27:10; Kasas 28:31.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 103. ayet

  2. A'râf suresi, 104. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 104. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰفِرْعَوْنُ إِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veḳâle mûsâ yâ fir`avnü innî rasûlüm mir rabbi-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    Musa şöyle demişti: "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Hz. Musa risaletle ilgili konumunu açıkça ortaya koymakta, söylemlerinin kendisine ait olmadığını, aksine âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu Firavun'un yüzüne baka baka adeta haykırmıştır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 104. ayet

  3. A'râf suresi, 105. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 105. ayet. حَقِيقٌ عَلَىٰٓ أَن لَّآ أَقُولَ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ قَدْ جِئْتُكُم بِبَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَرْسِلْ مَعِىَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    ḥaḳîḳun `alâ el lâ eḳûle `ale-llâhi ille-lḥaḳḳ. ḳad ci'tüküm bibeyyinetim mir rabbiküm feersil me`iye benî isrâîl.

    Mehmet Okuyan

    Allah hakkında gerçek(ler)den başka bir şey söylememek benim üzerime borçtur. dipnot 1 Elbette Rabbinizden size apaçık bir belge getirdim; dipnot 2 artık İsrailoğulları'nı benimle gönder!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Yüce Allah hakkında konuşurken sadece gerçeği söylemek gerektiğini vurgulu bir şekilde ortaya koymaktadır ki bunu başarmanın tek yolu vahiyden yani Kur'an'dan konuşmaktan geçmektedir. Benzer mesaj: A‘râf 7:169.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette Hz. Musa'nın dile getirdiği [min rabbiküm] ifadesi başta Firavun olmak üzere diğer yönetici ileri gelenlere mesaj vermektedir. Bilindiği gibi Firavun kendisini ilâh diye tanıtmakta, İsrailoğulları'nın kendisinden başka ilahının bulunmadığını onlara dikte etmekteydi. İşte böyle korkunç bir kibrin sahibi olan Firavun'a ve yöneticilerine Yüce Allah'tan başka ilah olmadığını, üstelik Yüce Allah'ın onların da Rabbi olduğunu kendilerine bildirmiştir. Bu haliyle hem bu tebliği yapmış hem de tevbe etmeleri halinde Yüce Allah'ın onları da sahipleneceğini onlara hatırlatmış olmaktaydı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 105. ayet

  4. A'râf suresi, 106. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 106. ayet. قَالَ إِن كُنتَ جِئْتَ بِـَٔايَةٍ فَأْتِ بِهَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâle in künte ci'te biâyetin fe'ti bihâ in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) şöyle demişti: "Bir delil getirdiysen, doğru söyleyenlerdensen onu getir (göster)!"

    Ayet detayı — A'râf suresi, 106. ayet

  5. A'râf suresi, 107. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 107. ayet. فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ

    feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 107. ayet

  6. A'râf suresi, 108. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 108. ayet. وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

    veneza`a yedehû feiẕâ hiye beyḍâü linnâżirîn.

    Mehmet Okuyan

    Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Elin beyaz olması" ifadesi, "maddi anlamda bir beyazlık"tan ziyade, "manevi olarak arınmış olma"yı ifade etse gerektir. Tâhâ 20:22 ve Neml 27:12'de de aynı gerçeğe işaret edilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 108. ayet

  7. A'râf suresi, 109. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 109. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌ

    ḳâle-lmeleü min ḳavmi fir`avne inne hâẕâ lesâḥirun `alîm.

    Mehmet Okuyan

    (109, 110) Firavun'un kavminden yöneticiler şöyle demişlerdi: "Şüphesiz ki bu, sizi yurdunuzdan çıkarmak isteyen çok bilgili bir büyücüdür." (Firavun) "Öneriniz nedir?" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 109. ayet

  8. A'râf suresi, 110. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 110. ayet. يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُمْ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

    yürîdü ey yuḫriceküm min arḍiküm. femâẕâ te'mürûn.

    Mehmet Okuyan

    (109, 110) Firavun'un kavminden yöneticiler şöyle demişlerdi: "Şüphesiz ki bu, sizi yurdunuzdan çıkarmak isteyen çok bilgili bir büyücüdür." (Firavun) "Öneriniz nedir?" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 110. ayet

  9. A'râf suresi, 111. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 111. ayet. قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَأَرْسِلْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

    ḳâlû ercih veeḫâhü veersil fi-lmedâini ḥâşirîn.

    Mehmet Okuyan

    (111, 112) (Yöneticiler) "Musa'yı ve kardeşini alıkoy! Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler diye şehirlere toplayıcı (görevli)ler gönderip haber sal!" demişlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 111. ayet

  10. A'râf suresi, 112. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 112. ayet. يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ

    ye'tûke bikülli sâḥirin `alîm.

    Mehmet Okuyan

    (111, 112) (Yöneticiler) "Musa'yı ve kardeşini alıkoy! Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler diye şehirlere toplayıcı (görevli)ler gönderip haber sal!" demişlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 112. ayet

  11. A'râf suresi, 113. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 113. ayet. وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرْعَوْنَ قَالُوٓا۟ إِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ

    vecâe-sseḥaratü fir`avne ḳâlû inne lenâ leecran in künnâ naḥnü-lgâlibîn.

    Mehmet Okuyan

    Büyücüler Firavun'a gelmiş ve "Galip gelirsek bize ödül var, değil mi?" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 113. ayet

  12. A'râf suresi, 114. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 114. ayet. قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ لَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    ḳâle ne`am veinneküm lemine-lmüḳarrabîn.

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) "Tamam; siz gözdeler(im)den olacaksınız!" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 114. ayet

  13. A'râf suresi, 115. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 115. ayet. قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحْنُ ٱلْمُلْقِينَ

    ḳâlû yâ mûsâ immâ en tülḳiye veimmâ en nekûne naḥnü-lmülḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (Büyücüler) "Ey Musa, ya (asayı önce) sen atacaksın ya da atanlar biz (mi) olalım?" demişlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 115. ayet

  14. A'râf suresi, 116. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 116. ayet. قَالَ أَلْقُوا۟ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍ

    ḳâle elḳû. felemmâ elḳav seḥarû a`yüne-nnâsi vesterhebûhüm vecâû bisiḥrin `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    (Musa) "Siz atın!" demişti. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülemiş, dipnot 1 onları korkutmuş dipnot 2 ve (zanlarınca) büyük bir büyü getirmişlerdi (göstermişlerdi).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet büyücülüğün insanların gözlerini boyamaktan başka bir şey olmadığının apaçık bir delilidir. Büyü ile ilgili bütün ayetleri bu bilgi ışığında değerlendirmek gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle büyücülükte göz boyama ve insan korkutmanın esas olduğunu göstermektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 116. ayet

  15. A'râf suresi, 117. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 117. ayet. وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

    veevḥaynâ ilâ mûsâ en elḳi `aṣâk. feiẕâ hiye telḳafü mâ ye'fikûn.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine) Musa'ya "Şimdi de sen asanı (yere) at!" diye vahyetmiştik. Bir de ne görsünler, (Musa'nın asası) onların uydurduklarını yutuyordu.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 117. ayet

  16. A'râf suresi, 118. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 118. ayet. فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    feveḳa`a-lḥaḳḳu vebeṭale mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Böylece gerçek ortaya çıkmış ve onların yapmakta olduğu şeyler de yok olup gitmişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet gerçeğin geldiği yerde batılın durmayacağını ortaya koymaktadır. Benzer mesajlar: İsrâ 17:81; Enbiyâ 21:18; Sebe' 34:49.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 118. ayet

  17. A'râf suresi, 119. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 119. ayet. فَغُلِبُوا۟ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُوا۟ صَٰغِرِينَ

    fegulibû hünâlike venḳalebû ṣâgirîn.

    Mehmet Okuyan

    Orada kendilerini küçük düşüren bir yenilgiye uğramışlardı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 119. ayet

  18. A'râf suresi, 120. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 120. ayet. وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

    veülḳiye-sseḥaratü sâcidîn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 120. ayet

  19. A'râf suresi, 121. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 121. ayet. قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâlû âmennâ birabbi-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    (121, 122) (Büyücüler) "Âlemlerin Rabbine, yani Musa ve Harun'un Rabbine inanıp güvendik." demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifadenin benzerleri Tâhâ 20:70 ve Şu‘arâ 26:47-48'de geçmektedir. Büyücülerin imanı, ilk etapta normal, sıradan gibi görülse de aslında karşılarında Firavun gibi bir zalim varken bunu yapabilmek herkesin harcı değildir. Firavun onların rabbi olduğunu (Nâzi‘ât 79:24) ve kendisinden başka onlar için hiçbir ilah tanımadığını (Kasas 28:38) söylemişti. Bu bildirime karşı gelmek aslında Firavun'a savaş açmaktı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 121. ayet

  20. A'râf suresi, 122. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 122. ayet. رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

    rabbi mûsâ vehârûn.

    Mehmet Okuyan

    (121, 122) (Büyücüler) "Âlemlerin Rabbine, yani Musa ve Harun'un Rabbine inanıp güvendik." demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifadenin benzerleri Tâhâ 20:70 ve Şu‘arâ 26:47-48'de geçmektedir. Büyücülerin imanı, ilk etapta normal, sıradan gibi görülse de aslında karşılarında Firavun gibi bir zalim varken bunu yapabilmek herkesin harcı değildir. Firavun onların rabbi olduğunu (Nâzi‘ât 79:24) ve kendisinden başka onlar için hiçbir ilah tanımadığını (Kasas 28:38) söylemişti. Bu bildirime karşı gelmek aslında Firavun'a savaş açmaktı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 122. ayet

  21. A'râf suresi, 123. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 123. ayet. قَالَ فِرْعَوْنُ ءَامَنتُم بِهِۦ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّ هَٰذَا لَمَكْرٌ مَّكَرْتُمُوهُ فِى ٱلْمَدِينَةِ لِتُخْرِجُوا۟ مِنْهَآ أَهْلَهَا فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

    ḳâle fir`avnü âmentüm bihî ḳable en âẕene leküm. inne hâẕâ lemekrum mekertümûhü fi-lmedîneti lituḫricû minhâ ehlehâ. fesevfe ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Firavun onlara şöyle demişti: "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz (öyle mi)? Şüphesiz ki bu, halkını oradan çıkarasınız diye şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. İleride (gerçeği) bileceksiniz.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 123. ayet

  22. A'râf suresi, 124. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 124. ayet. لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍ ثُمَّ لَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

    leüḳaṭṭi`anne eydiyeküm veercüleküm min ḫilâfin ŝümme leüṣallibenneküm ecme`în.

    Mehmet Okuyan

    Dönekliğinizden dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada mesaj, [min hılâfin] ifadesi gereği el ve ayakların çaprazlama kesilmesinden ziyade, döneklik nedeniyle bu cezanın verilmesidir. El ve ayakların kesilmesiyle ilgili olarak benzer mesajlar: Mâide 5:33; Tâhâ 20:71; Şu‘arâ 26:49.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 124. ayet

  23. A'râf suresi, 125. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 125. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

    ḳâlû innâ ilâ rabbinâ münḳalibûn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 125. ayet

  24. A'râf suresi, 126. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 126. ayet. وَمَا تَنقِمُ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتْنَا رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ

    vemâ tenḳimü minnâ illâ en âmennâ biâyâti rabbinâ lemmâ câetnâ. rabbenâ efrig `aleynâ ṣabrav veteveffenâ müslimîn.

    Mehmet Okuyan

    Sen sırf Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara inandığımız için bizden intikam alıyorsun." (Sonra) "Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver ve müslümanlar olarak bizi vefat ettir." diye dua etmişlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 126. ayet

Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş 127–137

  1. A'râf suresi, 127. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 127. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوْمَهُۥ لِيُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَ قَالَ سَنُقَتِّلُ أَبْنَآءَهُمْ وَنَسْتَحْىِۦ نِسَآءَهُمْ وَإِنَّا فَوْقَهُمْ قَٰهِرُونَ

    veḳâle-lmeleü min ḳavmi fir`avne eteẕeru mûsâ veḳavmehû liyüfsidû fi-l'arḍi veyeẕerake veâlihetek. ḳâle senüḳattilü ebnâehüm venestaḥyî nisâehüm. veinnâ fevḳahüm ḳâhirûn.

    Mehmet Okuyan

    Firavun'un kavminden yöneticiler: "(Büyücüleri kesip) Musa'yı ve kavmini hem seni hem de ilahlarını dipnot 1 terk edip yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar diye serbest mi bırakacaksın?" demişlerdi. (Firavun) "(Hayır hayır), oğullarını öldürtüp kadınlarını sağ bırakacağız. dipnot 2 Elbette biz onlara üstünüz (onları ezecek güçteyiz)!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kasas 28:38 ve Nâzi‘ât 79:29 gereği kendini tek ilah gören Firavun'un "ilahları" ifadesi onun peşi sıra belirlediği tanrıcıklar olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:49; A‘râf 7:141; İbrâhîm 14:6; Kasas 28:4; Mü'min 40:25.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 127. ayet

  2. A'râf suresi, 128. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 128. ayet. قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱصْبِرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْأَرْضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

    ḳâle mûsâ liḳavmihi-ste`înû billâhi vaṣbirû. inne-l'arḍa lillâh. yûriŝühâ mey yeşâü min `ibâdih. vel`âḳibetü lilmütteḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (O sırada) Musa kavmine şöyle demişti: "Allah'tan yardım isteyin ve sabırlı olun! Şüphesiz ki yer, Allah'a aittir. Kullarından dilediğine (layık olana) onu mirasçı yapar. (Mutlu) son, muttakîler (duyarlı olanlar) içindir."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 128. ayet

  3. A'râf suresi, 129. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 129. ayet. قَالُوٓا۟ أُوذِينَا مِن قَبْلِ أَن تَأْتِيَنَا وَمِنۢ بَعْدِ مَا جِئْتَنَا قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ

    ḳâlû ûẕîne min ḳabli en te'tiyenâ vemim ba`di mâ ci'tenâ. ḳâle `asâ rabbüküm ey yühlike `adüvveküm veyestaḫlifeküm fi-l'arḍi feyenżura keyfe ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar "Sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de eziyete uğratılmıştık; geldikten sonra da!" demişlerdi. (Musa ise): "Elbette Rabbiniz, düşmanınızı helak edecek ve onların yerine sizi yeryüzüne hâkim kılacak dipnot 1 ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır." demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:137; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada, Yüce Allah'ın bakması ile kastedilen, durumun ne olacağını muhataplara göstermek, tutumlarını ortaya koymalarını sağlamaktır. Yoksa Allah'ın bilgilenmesi değildir. Çünkü Yüce Allah sonradan bilgilenmeye muhtaç değildir; ezelî ilmiyle her şeyi bilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 129. ayet

  4. A'râf suresi, 130. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 130. ayet. وَلَقَدْ أَخَذْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ بِٱلسِّنِينَ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

    veleḳad eḫaẕnâ âle fir`avne bissinîne venaḳṣim mine-ŝŝemerâti le`allehüm yeẕẕekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz de Firavun'un ailesini (destekçilerini gerçeği) hatırlasınlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırmıştık.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 130. ayet

  5. A'râf suresi, 131. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 131. ayet. فَإِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلْحَسَنَةُ قَالُوا۟ لَنَا هَٰذِهِۦ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا۟ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمْ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    feiẕâ câethümü-lḥasenetü ḳâlû lenâ hâẕih. vein tüṣibhüm seyyietüy yeṭṭayyerû bimûsâ vemem me`ah. elâ innemâ ṭâiruhüm `inde-llâhi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara bir iyilik geldiğinde "Bu, sadece bizim hakkımızdır." demişlerdi. Kendilerine bir kötülük geldiğinde onu da Musa ve beraberindekiler nedeniyle (gelen) uğursuzluğa bağlarlar(dı). dipnot 1 Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katında(n)dır fakat çoğu bilmez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Neml 27:47; Yâsîn 36:18-19.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 131. ayet

  6. A'râf suresi, 132. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 132. ayet. وَقَالُوا۟ مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِۦ مِنْ ءَايَةٍ لِّتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

    veḳâlû mehmâ te'tinâ bihî min âyetil litesḥaranâ bihâ femâ naḥnü leke bimü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    (Mısırlılar) şöyle demişlerdi: "Bizi büyülemen için her ne ayet (mucize) getirirsen (getir), biz sana asla inanacak değiliz."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 132. ayet

  7. A'râf suresi, 133. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 133. ayet. فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلْجَرَادَ وَٱلْقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتٍ مُّفَصَّلَٰتٍ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ

    feerselnâ `aleyhimu-ṭṭûfâne velcerâde velḳummele veḍḍafâdi`a veddeme âyâtim müfeṣṣalâtin festekberû vekânû ḳavmem mücrimîn.

    Mehmet Okuyan

    Bunun üzerine biz de ayrı ayrı ayetler (mucizeler) olarak üzerlerine tufan, çekirgeler, haşereler, kurbağalar ve kan göndermiştik. Yine de kibirlenmeye devam etmişlerdi; zaten onlar suçlu bir toplumdu.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 133. ayet

  8. A'râf suresi, 134. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 134. ayet. وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ ٱلرِّجْزُ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ لَئِن كَشَفْتَ عَنَّا ٱلرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    velemmâ veḳa`a `aleyhimü-rriczü ḳâlû yâ mûse-d`u lenâ rabbeke bimâ `ahide `indek. lein keşefte `anne-rricze lenü'minenne leke velenürsilenne me`ake benî isrâîl.

    Mehmet Okuyan

    Tepelerine her bela dipnot 1 indiğinde, "Ey Musa! Sana verdiği söz gereği bizim için Rabbine dua et! Bizden o azabı kaldırırsan, elbette sana inanacak ve elbette İsrailoğulları'nı seninle göndereceğiz." demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen bela ve azap ifadeleri A‘râf 7:133. ayette sayılan şeylerdir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 134. ayet

  9. A'râf suresi, 135. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 135. ayet. فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلرِّجْزَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ هُم بَٰلِغُوهُ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ

    felemmâ keşefnâ `anhümü-rricze ilâ ecelin hüm bâligûhü iẕâ hüm yenküŝûn.

    Mehmet Okuyan

    Biz ulaşacakları bir süreye kadar onlardan o azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönmüşlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 135. ayet

  10. A'râf suresi, 136. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 136. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ

    fenteḳamnâ minhüm feagraḳnâhüm fi-lyemmi biennehüm keẕẕebû biâyâtinâ vekânû `anhâ gâfilîn.

    Mehmet Okuyan

    (Buna karşılık) biz de onlardan intikam almış, dipnot 1 ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmaları sebebiyle kendilerini denizde boğmuştuk. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah için kullanılan ve [intikam] kökünden gelen kelimelerin geçtiği bütün ayetlerde, zalimlerden, haddini aşanlardan, suçlulardan, suçtan beslenenlerden, yoldan çıkanlardan, kısaca azabı hak edenlerden söz edilmekte, işledikleri haksızlığın karşılığında Yüce Allah'ın onlardan intikam alacağı, hesap soracağı, bunların işlediği fiillerin karşılıksız bırakılmayacağı, kötülüklerinin yanlarına kâr kalmayacağı ifade edilmektedir. Çünkü hiç kimsenin Allah'a zarar vermeye gücü yetmez. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:4; Mâide 5:95; İbrâhim 14:47; Hicr 15:79; Rûm 30:47; Zümer 39:37; Zuhruf 43:25, 41, 55; Duhân 44:16.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette onların denizde boğulmalarının iki sebebi yer almaktadır: İlki Allah'ın ayetlerini yalanlamaları, diğeri ise o ayetlere karşı ilgisiz davranıp gafleti tercih etmeleriydi. Onlar haksız bir cezalandırmayı değil, hak edilmiş bir sonu yaşamışlardı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 136. ayet

  11. A'râf suresi, 137. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 137. ayet. وَأَوْرَثْنَا ٱلْقَوْمَ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ يُسْتَضْعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلْأَرْضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلْحُسْنَىٰ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُۥ وَمَا كَانُوا۟ يَعْرِشُونَ

    veevraŝne-lḳavme-lleẕîne kânû yüstaḍ`afûne meşâriḳa-l'arḍi vemegâribehe-lletî bâraknâ fîhâ. vetemmet kelimetü rabbike-lḥusnâ `alâ benî isrâîle bimâ ṣaberû. vedemmernâ mâ kâne yaṣne`u fir`avnü veḳavmühû vemâ kânû ya`rişûn.

    Mehmet Okuyan

    Zayıf düşürülmüş olan o toplumu (İsrailoğullarını), bereketli kıldığımız yerin doğu ve batı taraflarına dipnot 1 mirasçı kılmıştık. dipnot 2 Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine gelmişti. Firavun ve kavminin yaptıkları (eserlerini) ve yükselttiklerini (çardaklarını, binalarını) yerle bir etmiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı âlimler burasının, "Şam ve Mısır topraklarının doğuları ve batıları" olduğunu, çünkü bu bölgenin Firavun'un yetkisi altında olan bölgeler olduğunu söylemişlerdir. Bir başka görüşe göre, kastedilen bütün yeryüzüdür. Çünkü Hz. Davud ve Hz. Süleyman da İsrailoğullarından olup, çok geniş bir coğrafyaya hâkim olmuşlardır. Bu da ayetteki [el-ard] "yer" kelimesi ile bütün "yeryüzünün" kastedildiğine delalet eder. Bu bölgenin daha önce Hz. İbrahim ve peygamber çocuklarının yaşadığı, şimdi israil'in işgal ettiği Filistin toprakları olma ihtimali de vardır. Yani İsrailoğulları'nın geçmişte mirasçı kılındığı topraklar Ürdün-Filistin-Suriye topraklarının doğusundan batısına kadar tamamı olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:129; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 137. ayet

Denizden geçiş ve "bize de bir ilah yap" isteği 138–141

  1. A'râf suresi, 138. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 138. ayet. وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتَوْا۟ عَلَىٰ قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصْنَامٍ لَّهُمْ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱجْعَل لَّنَآ إِلَٰهًا كَمَا لَهُمْ ءَالِهَةٌ قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

    vecâveznâ bibenî isrâîle-lbaḥra feetev `alâ ḳavmiy ya`küfûne `alâ aṣnâmil lehüm. ḳâlû yâ mûse-c`al lenâ ilâhen kemâ lehüm âliheh. ḳâle inneküm ḳavmün techelûn.

    Mehmet Okuyan

    İsrailoğulları'nı denizden geçirmiştik. Orada kendilerine ait birtakım putlara tapan bir kavmin yanına gelmişlerdi. Bunun üzerine (Musa'ya) "Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi, sen de bizim için bir ilah yap!" demişlerdi. dipnot 1 (Musa) şöyle demişti: "Şüphesiz ki siz cahillik eden bir toplumsunuz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Denizi geçtikten sonra kendilerine ait putlara tapmakta olan kavmin kimlerden oluştuğuna dair ayette herhangi bir bilgi yoktur. Müfessirlerimiz bu bağlamda çeşitli isimler ileri sürmekte, bir kısmı Lahm, bir kısmı Hz. Musa'nın kendileriyle savaşması emredilen Ken‘âniler olduğunu belirtmişlerdir. Haklarında Kur'an'da bilgi verilmemesinden hareketle, bu kavmin kimlerden oluştuğuna dair net bir şeyler söylemek durumunda değiliz. Bunların tapındığı putların "inek" şeklinde olduğu, daha sonra Sâmirî'nin de bunlardan esinlenerek bir buzağı putu yaptığı ifade edilmektedir. Çeşitli ayetlerde geçen [asnâm] kelimesi ise daha çok madeni bir kaynaktan yapılmış "putlar" anlamına gelmektedir. Burada önemli olan, denizden geçirilen İsrailoğulları'nın onlara bakarak ortaya koydukları çirkin tavırdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 138. ayet

  2. A'râf suresi, 139. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 139. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ مُتَبَّرٌ مَّا هُمْ فِيهِ وَبَٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    inne hâülâi mütebberum mâ hüm fîhi vebâṭilüm mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bunların içinde bulundukları (yol) helak sebebidir; yapmakta oldukları işler de batıldır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 139. ayet

  3. A'râf suresi, 140. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 140. ayet. قَالَ أَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْغِيكُمْ إِلَٰهًا وَهُوَ فَضَّلَكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâle egayra-llâhi ebgîküm ilâhev vehüve feḍḍaleküm `ale-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    "Sizi âlemlere (inançsızlara) üstün kılmışken, size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım?" demişti.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 140. ayet

  4. A'râf suresi, 141. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 141. ayet. وَإِذْ أَنجَيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُقَتِّلُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ

    veiẕ enceynâküm min âli fir`avne yesûmûneküm sûe-l`aẕâb. yüḳattilûne ebnâeküm veyestaḥyûne nisâeküm. vefî ẕâliküm belâüm mir rabbiküm `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Hatırlayın ki (erkek) çocuklarınızı öldürtüp kadınlarınızı sağ bırakacak şekilde size işkencenin en kötüsünü yapan Firavun'un ailesinden (destekçilerinden) sizi kurtarmıştık. İşte bunda (size anlatılanlarda), Rabbinizden büyük bir imtihan vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:49; A‘râf 7:127; İbrâhîm 14:6; Kasas 28:4; Mü'min 40:25.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 141. ayet

Mûsâ'nın Tûr'a gidişi ve "beni göremezsin" 142–147

  1. A'râf suresi, 142. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 142. ayet. وَوَٰعَدْنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيْلَةً وَأَتْمَمْنَٰهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخْلُفْنِى فِى قَوْمِى وَأَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِعْ سَبِيلَ ٱلْمُفْسِدِينَ

    vevâ`adnâ mûsâ ŝelâŝîne leyletev veetmemnâhâ bi`aşrin fetemme mîḳâtü rabbihî erbe`îne leyleh. veḳâle mûsâ lieḫîhi hârûne-ḫlüfnî fî ḳavmî veaṣliḥ velâ tettebi` sebîle-lmüfsidîn.

    Mehmet Okuyan

    (Vahyetmek üzere) Musa'ya otuz gece belirlemiş ve ona on gece daha ilave etmiştik; böylece Rabbinin belirlediği zaman kırk geceyi bulmuştu. dipnot 1 Musa, kardeşi Harun'a şöyle demişti: "Kavmimin arasında benim yerime geç; onları ıslah etmeye devam et; bozguncuların yoluna uyma!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Bakara 2:51. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 142. ayet

  2. A'râf suresi, 143. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 143. ayet. وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًا فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    velemmâ câe mûsâ limîḳâtinâ vekellemehû rabbühû ḳâle rabbi erinî enżur ileyk. ḳâle len terânî velâkini-nżur ile-lcebeli feini-steḳarra mekânehû fesevfe terânî. felemmâ tecellâ rabbühû lilcebeli ce`alehû dekkev veḫarra mûsâ ṣa`iḳâ. felemmâ efâḳa ḳâle sübḥâneke tübtü ileyke veenâ evvelü-lmü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Musa, belirlediğimiz zamanda (Sînâ Dağı'na) gelip Rabbi ona konuşunca "Rabbim! Bana (kendini) göster de seni göreyim!" demişti. (Allah) "Sen beni asla göremeyeceksin. dipnot 1 Fakat şu dağa bak; yerinde durabilirse sen de beni görebileceksin!" demişti. Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça etmiş, Musa da baygın düşmüştü. Ayılınca şöyle demişti: "Sen yücesin; sana yöneldim ve ben inananların öncüsüyüm." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümlede Yüce Allah'ın asla ve asla görülemeyeceği ifade edilmektedir. Yüce Allah'ın görülmesi için O'nun kendini göstereceğini söylemesi gerekirdi. Bu noktada herhangi bir ayet yoktur. Benzer mesaj: En‘âm 6:103.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. Musa'nın dile getirdiği "ben, inananların evveliyim/ilkiyim" ifadesi, onun kendisine gelen mesajlara ilk inanan olduğunu gösterdiği gibi, inananların öncüsü olduğunu da gösterir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 143. ayet

  3. A'râf suresi, 144. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 144. ayet. قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّى ٱصْطَفَيْتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِى وَبِكَلَٰمِى فَخُذْ مَآ ءَاتَيْتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

    ḳâle yâ mûsâ inni-ṣṭafeytüke `ale-nnâsi birisâletî vebikelâmî. feḫuẕ mâ âteytüke veküm mine-şşâkirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) "Ey Musa! Ben mesajlarımla ve hitabım sayesinde seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al (onlara sımsıkı sarıl) dipnot 1 ve şükredenlerden ol!" demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rabbimizin bu ifadesi Hz. Musa'ya risalet öğretileri ve hitabı sayesinde onu peygamber kıldığının bir göstergesidir. Bunu hatırlatmasının sebebi Hz. Musa'nın Yüce Allah'ı göremeyince üzülmemesi gerektiğini, çünkü ona verdiği peygamberlik ve gerçekleştirdiği hitabın çok daha önemli olduğunu teselli cümleleriyle belirtmek istemesidir. Söylenmek istenen şudur: "Sen sana verilen nimetlerle ve büyük görevle meşgul ol; onlara sımsıkı sarıl ve onlar nedeniyle şükret!"

    Ayet detayı — A'râf suresi, 144. ayet

  4. A'râf suresi, 145. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 145. ayet. وَكَتَبْنَا لَهُۥ فِى ٱلْأَلْوَاحِ مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْعِظَةً وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ فَخُذْهَا بِقُوَّةٍ وَأْمُرْ قَوْمَكَ يَأْخُذُوا۟ بِأَحْسَنِهَا سَأُو۟رِيكُمْ دَارَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    veketebnâ lehû fi-l'elvâḥi min külli şey'im mev`iżatev vetefṣîlel likülli şey'. feḫuẕhâ biḳuvvetiv ve'mür ḳavmeke ye'ḫuẕû biaḥsenihâ. seürîküm dâra-lfâsiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Her şeyle ilgili öğüt ve her şeyin açıklamasını dipnot 1 levhalarda onun için (Musa için) yazmış ve "Onlara kuvvetle sarıl; kavmine de en güzel olanlarını almalarını emret! dipnot 2 Yakında size, yoldan çıkmışların yurdunu göstereceğim." (demiştik).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümleye "Bu hükümlere en güzel şekilde uymalarını emret!" veya "Kavmine de emret, en güzelini alsınlar." şeklinde de anlam verilebilir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 145. ayet

  5. A'râf suresi, 146. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 146. ayet. سَأَصْرِفُ عَنْ ءَايَٰتِىَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلْغَىِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ

    seaṣrifü `an âyâtiye-lleẕîne yetekebberûne fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳ. veiy yerav külle âyetil lâ yü'minû bihâ. veiy yerav sebîle-rruşdi lâ yetteḫiẕûhü sebîlâ. veiy yerav sebîle-lgayyi yetteḫiẕûhü sebîlâ. ẕâlike biennehüm keẕẕebû biâyâtinâ vekânû `anhâ gâfilîn.

    Mehmet Okuyan

    Yeryüzünde kibirlenenleri delillerimden uzaklaştıracağım. (Çünkü) onlar, her bir delili görseler de onlara iman etmezler. dipnot 1 Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. (Fakat) azgınlık yolunu görürlerse yol olarak onu benimserler. Bu durum, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmalarından kaynaklanmaktadır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109, 111; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199, 201; Sebe' 34:31.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 146. ayet

  6. A'râf suresi, 147. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 147. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ veliḳâi-l'âḫirati ḥabiṭat a`mâlühüm. hel yüczevne illâ mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    (Oysa) ayetlerimizi ve ahiretle karşılaşmayı yalanlayanların yaptıkları boşa gitmiştir. Onlara, yaptıklarından başka karşılık verilir mi! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Kur'an'ın temel ilkelerinden birisine yer verilmekte, inkarcılığın "sebep", sonrasında yaşanacakların da "sonuç" olduğuna dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 147. ayet

Buzağı, levhalar, yetmiş kişi ve ümmî peygamber 148–157

  1. A'râf suresi, 148. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 148. ayet. وَٱتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌ أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدِيهِمْ سَبِيلًا ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ

    vetteḫaẕe ḳavmü mûsâ mim ba`dihî min ḥuliyyihim `iclen cesedel lehû ḫuvâr. elem yerav ennehû lâ yükellimühüm velâ yehdîhim sebîlâ. itteḫaẕûhü vekânû żâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Musa'nın kavmi, ondan (Sînâ'ya gidişinden) sonra ziynet (eşya)larından boğuk bir sese sahip bir ceset şeklindeki buzağı heykelini dipnot 1 (ilah) edinmişti. O (buzağının) kendilerine konuşamadığı ve onlara yol gösteremediğini görmediler mi? Onu (ilah olarak) benimsemişler ve zalimlerden olmuşlardı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sâmirî'nin İsrailoğulları için yaptığı bu buzağı heykeliyle ilgili bilgi için bkz. Tâhâ 20:88.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 148. ayet

  2. A'râf suresi, 149. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 149. ayet. وَلَمَّا سُقِطَ فِىٓ أَيْدِيهِمْ وَرَأَوْا۟ أَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّوا۟ قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    velemmâ süḳiṭa fî eydîhim veraev ennehüm ḳad ḍallû ḳâlû leil lem yerḥamnâ rabbünâ veyagfir lenâ lenekûnenne mine-lḫâsirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Başları) ellerine düşünce (pişman olup) saptıklarını görüp anladıklarında "Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa elbette kaybedenlerden olacağız!" demişlerdi.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 149. ayet

  3. A'râf suresi, 150. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 150. ayet. وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    velemmâ race`a mûsâ ilâ ḳavmihî gaḍbâne esifen ḳâle bi'semâ ḫaleftümûnî mim ba`dî. e`aciltüm emra rabbiküm. veelḳa-l'elvâḥa veeḫaẕe bira'si eḫîhi yecürruhû ileyh. ḳâle-bne ümme inne-lḳavme-staḍ`afûnî vekâdû yaḳtülûnenî. felâ tüşmit biye-l'a`dâe velâ tec`alnî me`a-lḳavmi-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Musa, öfkeli ve üzgün bir hâlde kavmine dönünce, dipnot 1 "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini (beklemeden) acele ettiniz, öyle mi?" deyip (Tevrat) levhaları(nı yere) bırakmış ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başlamıştı. Harun "Ey annemin oğlu! dipnot 2 Bu toplum beni cidden zayıf gördü (bana baskı yaptılar), neredeyse beni öldüreceklerdi. Sen de (onları sevindirircesine) düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim toplumla bir tutma!" demişti. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tâhâ 20:86.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tâhâ 20:94'te de dile getirildiği gibi, her iki peygamber de kardeş olmasına rağmen Hz. Harun'un Hz. Musa'ya "annemin oğlu" diye hitap etmesinin muhtemel sebebi, onun şefkatini beklemesi olabilir. Elmalılı şöyle demiştir: "Ey benim ana gibi merhametli ve şefkatli olması lazım gelen sevgili (can) kardeşim!" (Yazır, [Hak Dini]., IV, 138). Râzî de onların "ana bir kardeş" olma ihtimalini dile getirmiştir (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XXII, 109).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Tâhâ 20:92-94. ayetlerle okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 150. ayet

  4. A'râf suresi, 151. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 151. ayet. قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِأَخِى وَأَدْخِلْنَا فِى رَحْمَتِكَ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    ḳâle rabbi-gfir lî velieḫî veedḫilnâ fî raḥmetik. veente erḥamü-rrâḥimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine Musa), "Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla; bizi merhametine koy! Sen merhametlilerin en merhametlisisin." diye dua etmişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kardeşine yaptığı davranışın, onu tartaklamasının hata olduğunu anlayan Hz. Musa, bunun için Yüce Allah'tan bağışlanma dileğinde bulunmuştu. Bazı âlimlerimiz bağışlanma dileğinin sebebini "levhaları yere atması" şeklinde yorumlamışlardır. Her iki ihtimal de doğrudur. Bu arada, Hz. Musa Hz. Harun'un bağışlanması için de dua etmiştir. Bunun muhtemel sebebi "kavminin putperestliğine yeterince engel olamaması" şeklinde yorumlanabilir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 151. ayet

  5. A'râf suresi, 152. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 152. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُفْتَرِينَ

    inne-lleẕîne-tteḫaẕü-l`icle seyenâlühüm gaḍabüm mir rabbihim veẕilletün fi-lḥayâti-ddünyâ. vekeẕâlike neczi-lmüfterîn.

    Mehmet Okuyan

    Buzağıyı (ilah) edinenlere, Rablerinden (mutlaka) bir gazap ve dünya hayatında bir aşağılanma gelecektir. Biz, iftiracıların karşılığını işte böyle veririz.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 152. ayet

  6. A'râf suresi, 153. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 153. ayet. وَٱلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِهَا وَءَامَنُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

    velleẕîne `amilü-sseyyiâti ŝümme tâbû mim ba`dihâ veâmenû. inne rabbeke mim ba`dihâ legafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Kötülükler yapıp sonrasında (Allah'a) yönelerek iman edenler(e gelince), bu (tevbelerin)den sonra şüphesiz ki Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 153. ayet

  7. A'râf suresi, 154. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 154. ayet. وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى ٱلْغَضَبُ أَخَذَ ٱلْأَلْوَاحَ وَفِى نُسْخَتِهَا هُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ

    velemmâ sekete `am mûse-lgaḍabü eḫaẕe-l'elvâḥ. vefî nüsḫatihâ hüdev veraḥmetül lilleẕîne hüm lirabbihim yerhebûn.

    Mehmet Okuyan

    Musa'nın öfkesi dinince, içinde Rablerinden korkanlar için yol gösterme ve rahmet bulunan o levhaları (tekrar eline) almıştı.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 154. ayet

  8. A'râf suresi, 155. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 155. ayet. وَٱخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُۥ سَبْعِينَ رَجُلًا لِّمِيقَٰتِنَا فَلَمَّآ أَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّٰىَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآ إِنْ هِىَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهْدِى مَن تَشَآءُ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَٰفِرِينَ

    vaḫtâra mûsâ ḳavmehû seb`îne racülel limîḳâtinâ. felemmâ eḫaẕethümü-rracfetü ḳâle rabbi lev şi'te ehlektehüm min ḳablü veiyyây. etühlikünâ bimâ fe`ale-ssüfehâü minnâ. in hiye illâ fitnetük. tüḍillü bihâ men teşâü vetehdî men teşâ'. ente veliyyünâ fagfir lenâ verḥamnâ veente ḫayru-lgâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    Musa, belirlediğimiz zaman için kavminden yetmiş adam seçmişti. Kendilerini o müthiş deprem yakalamış ve (Musa) şöyle demişti: "Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helak edebilirdin. İçimizden bazı beyinsizlerin işlediği şeyler yüzünden hepimizi mi helak edeceksin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini (layık olanı) sapkınlıkta bırakır; dilediğini (layık olanı) doğru yola ulaştırırsın. dipnot 1 Sen bizim dostumuzsun (sahibimizsin); bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: En‘âm 6:39. Bu ayetteki saptırma ve hidayet fiilleriyle ilgili ifadeler, sonuçta Yüce Allah'ın yarattığı şeyler olarak görülmelidir. Ancak konuyla ilgili diğer pek çok ayette yer alan bilgilere bakıldığında Yüce Allah'ın yarattığı hidayet ve sapkınlık, kulların tercihinin (iradesinin) ve Yüce Allah'ın layık görmesinin sonucudur. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Fâtır 35:8; Fetih 48:14; Müddessir 74:31.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 155. ayet

  9. A'râf suresi, 156. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 156. ayet. وَٱكْتُبْ لَنَا فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنَّا هُدْنَآ إِلَيْكَ قَالَ عَذَابِىٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنْ أَشَآءُ وَرَحْمَتِى وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤْمِنُونَ

    vektüb lenâ fî hâẕihi-ddünyâ ḥasenetev vefi-l'âḫirati innâ hüdnâ ileyk. ḳâle `aẕâbî üṣîbü bihî men eşâ'. veraḥmetî vesi`at külle şey'. feseektübühâ lilleẕîne yetteḳûne veyü'tûne-zzekâte velleẕîne hüm biâyâtinâ yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Bizim için bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de! dipnot 1 Şüphesiz ki biz sana yöneldik." (Allah da) şöyle demişti: "Dilediğime (layık olana) azap ederim. Merhametim ise her şeyi kapsamıştır dipnot 2 ve onu takvâlı (duyarlı) olanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:201. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle En‘âm 6:12, 54 ve 147 ile okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 156. ayet

  10. A'râf suresi, 157. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 157. ayet. ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِىَّ ٱلْأُمِّىَّ ٱلَّذِى يَجِدُونَهُۥ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَىٰهُمْ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَٱلْأَغْلَٰلَ ٱلَّتِى كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلنُّورَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    elleẕîne yettebi`ûne-rrasûle-nnebiyye-l'ümmiyye-lleẕî yecidûnehû mektûben `indehüm fi-ttevrâti vel'incîl. ye'müruhüm bilma`rûfi veyenhâhüm `ani-lmünkeri veyüḥillü lehümu-ṭṭayyibâti veyüḥarrimü `aleyhimü-lḫabâiŝe veyeḍa`u `anhüm iṣrahüm vel'aglâle-lletî kânet `aleyhim. felleẕîne âmenû bihî ve`azzerûhü veneṣarûhü vettebe`ü-nnûra-lleẕî ünzile me`ahû ülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yani) yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları Elçi'ye, o ümmi dipnot 1 Peygamber'e uyanlara (yazacağım) ki (o Peygamber), onlara iyiliği emreder (öğütler), onları kötülükten engeller (sakındırır); onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar; dipnot 2 kendilerinden ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır (atar). Ona (o Peygamber'e) inanıp saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nur'a (Kur'an'a) uyanlar, kurtulanların ta kendileridir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Ümmî] kavramı "okuma-yazma bilmeyen" değil, "[el-Kitab]'ı (Tevrat'ı) bilmeyen", "kitap ehlinden olmayan" veya "Mekkeli" demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn] şeklinde çoğul kalıpta Bakara 2:77'de "Kitabı (Tevrat'ı) bilmeyenler", Al-i İmrân 3:20, 75'te "kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar", Cum‘a 62:2'de "Mekkeliler" anlamına gelmekte, bu ayetlerde ise [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta "Hz. Muhammed" için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed'in ümmiliği, peygamberlikten önce Tevrat'ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle A‘râf 7:32-33, Enfâl 8:24, Tevbe 9:29 ve Kehf 18:26. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Çünkü dinde helal ve haram kılma yetkisi sadece Yüce Allah'a aittir. Allah'ın Elçisi ise neyin helal, neyin haram kılındığını bildirir. Bu arada bir yetkili, devlet başkanı, komutan, aile babası vs. olması itibarıyla bazı yasaklar koyabilir; ancak bunlar haram kapsamında değerlendirilmemelidir. Aksi takdirde A‘râf 7:32-33 ve Tahrîm 66:1'deki mesajlar anlamını yitirir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Buradaki [ısr] yani "ağır yük", Al-i İmrân 3:81'de geçen ve Hz. Muhammed'e kadar gönderilen bütün peygamberlerden alınan "yeni gelecek olan Elçi'ye iman edip ona yardım etmeleri" şeklindeki sözdür.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu konuda örnek ayetler için bkz. Nisâ 4:174; Mâide 5:15; Tevbe 9:32; Hacc 22:8; Nûr 24:35; Lokmân 31:20; Şûrâ 42:52; Saff 61:8; Teğâbun 64:8.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 157. ayet

Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent 158–171

  1. A'râf suresi, 158. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 158. ayet. قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِىِّ ٱلْأُمِّىِّ ٱلَّذِى يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    ḳul yâ eyyühe-nnâsü innî rasûlü-llâhi ileyküm cemî`an-lleẕî lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. lâ ilâhe illâ hüve yuḥyî veyümît. feâminû billâhi verasûlihi-nnebiyyi-l'ümmiyyi-lleẕî yü'minü billâhi vekelimâtihî vettebi`ûhü le`alleküm tehtedûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ey insanlar! Ben göklerin ve yerin otoritesinin sahibi, kendisinden başka ilah bulunmayan, diriltebilen ve öldürebilen Allah'ın, sizin hepinize gönderdiği elçisiyim. dipnot 1 Öyle ise Allah'a; kendisi de Allah'a ve sözlerine (mesajlarına) inanan ümmi Peygamber olan Elçisine inanın ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:79; En‘âm 6:19; Enbiyâ 21:107; Sebe' 34:28; Yâsîn 36:6; Şûrâ 42:7; Cum‘a 62:2-3.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet mahşerde kurtuluşa erebilmek için dünyada Hz. Muhammed'e tabi olmak gerektiğinin delilidir. Bu ayet Al-i İmrân 3:31 ve Zuhruf 43:61. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 158. ayet

  2. A'râf suresi, 159. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 159. ayet. وَمِن قَوْمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ

    vemin ḳavmi mûsâ ümmetüy yehdûne bilḥaḳḳi vebihî ya`dilûn.

    Mehmet Okuyan

    Musa'nın kavminden de gerçeğe rehberlik eden ve onunla adil davranan bir topluluk vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed dönemindeki ve sonrasındaki bütün insanlara gönderilmiş peygamberdir. Onun yaşadığı dönemde çevrede bulunan kitap ehli kişilerden Hz. Musa'nın izini takip edenler arasında bir topluluğun hak ve hakikati anladığı ve hayatı düzgün yaşadığı ifade edilmiş olmaktadır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 159. ayet

  3. A'râf suresi, 160. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 160. ayet. وَقَطَّعْنَٰهُمُ ٱثْنَتَىْ عَشْرَةَ أَسْبَاطًا أُمَمًا وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسْتَسْقَىٰهُ قَوْمُهُۥٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنۢبَجَسَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْغَمَٰمَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    veḳaṭṭa`nâhümü-ŝnetey `aşrate esbâṭan ümemâ. veevḥaynâ ilâ mûsâ iẕi-stesḳâhü ḳavmüh eni-ḍrib bi`aṣâke-lḥacer. fembeceset minhü-ŝnetâ `aşrate `aynâ. ḳad `alime küllü ünâsim meşrabehüm. veżallelnâ `aleyhimü-lgamâme veenzelnâ `aleyhimü-lmenne vesselvâ. külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm. vemâ żalemûnâ velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Biz İsrailoğullarını topluluk olarak on iki boya (oymağa) ayırmıştık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya "Asanla taşa vur!" diye vahyetmiştik. Derhal ondan on iki pınar fışkırmıştı. Her kabile de içeceği yeri elbette bilmişti. Kendilerini bulutla gölgelendirip onlara kudret helvası ile bıldırcın eti indirmiş (vermiş), dipnot 1 "Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyin!" (demiştik). (Emirlerimizi dinlememekle) onlar bize zulmetmemişlerdi; ancak kendilerine yazık etmişlerdi. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:57; Tâhâ 20:80.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu üç ayet yani A‘râf 7:160-162. ayetler, aynı konu içeriğine sahip olan Bakara 2:58-60. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 160. ayet

  4. A'râf suresi, 161. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 161. ayet. وَإِذْ قِيلَ لَهُمُ ٱسْكُنُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ وَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطِيٓـَٰٔتِكُمْ سَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

    veiẕ ḳîle lehümü-skünû hâẕihi-lḳaryete vekülû minhâ ḥayŝü şi'tüm veḳûlû ḥiṭṭatüv vedḫulü-lbâbe sücceden nagfir leküm ḫatiâtiküm. senezîdü-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    Hani onlara şöyle denmişti: "Şu şehirde yerleşin; onun (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yararlanın; ‘Hıttah!' (bizi bağışla) deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım." dipnot 1 Güzel davrananların (ödülünü) ileride daha da artıracağız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah İsrailoğulları'na hitabına devam etmekte, [hıttatün] yani "af diliyoruz" demelerini ve kapıdan boyun eğerek girmelerini emretmektedir. Kapıdan secde ederek girmeleri, azgın, vurdumduymaz ve şımarık bir şekilde değil de mütevazı, alçak gönüllülükle, saygılı ve edepli bir edayla girmeleri anlamına gelmektedir. Ayette geçen [sücceden] kelimesi bilinen anlamda "secde" değil, secdenin asıl amacını gösterecek şekilde "boyun bükerek bir şeyi yapmak" anlamını vermektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 161. ayet

  5. A'râf suresi, 162. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 162. ayet. فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ

    febeddele-lleẕîne żalemû minhüm ḳavlen gayra-lleẕî ḳîle lehüm feerselnâ `aleyhim riczem mine-ssemâi bimâ kânû yażlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Fakat içlerinden bazı zalimler, kendilerinden (söylemeleri) istenen sözü başkasıyla değiştirmişlerdi. dipnot 1 Biz de haksızlık etmeleri nedeniyle üzerlerine gökten bir azap göndermiştik. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "Onların arasındaki zalimler bu emirleri kulak ardı edip kendilerine yönelik ilâhî emirlerin aksine işler yapmışlardı." Bu takdirde İsrailoğulları'nın içindeki bu zalimlerin ilahi emirlere itibar etmedikleri, tam tersine işler yaptıkları, bu nedenle yoldan çıktıkları hatırlatılmış olmaktadır. Dahası, [hıttah] ve [hıntah] kelimeleri İbranice veya Aramice değil, Arapça oldukları için, ifadeler arasındaki bir harflik değişiklik üzerinden yorum yapmak da makul değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      A‘râf 7:133-134. ayetlerinde başka bir suç nedeniyle kendilerine uygulanan azap gibi, burada da zulmetmeleri nedeniyle üzerlerine gökten bir belanın ve azabın indirildiği ifade edilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 162. ayet

  6. A'râf suresi, 163. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 163. ayet. وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ لَا تَأْتِيهِمْ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

    ves'elhüm `ani-lḳaryeti-lletî kânet ḥâḍirate-lbaḥr. iẕ ya`dûne fi-ssebti iẕ te'tîhim ḥîtânühüm yevme sebtihim şürra`av veyevme lâ yesbitûne lâ te'tîhim. keẕâlike neblûhüm bimâ kânû yefsüḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir dipnot 1 (halkının) durumunu sor! Hani balıklar o yöre halkının yasağa uymadığı cumartesi gelmeyip yasağa uydukları cumartesi günü akın akın (bolca) kıyıya geldiklerinde, haddi aşıp (avlanma) yasağını delmişlerdi. İşte biz yoldan çıkmalarından dolayı onları böyle imtihan ediyorduk. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu şehrin Medyen ve Tûr arasında bulunan Eyle olduğu, ancak Medyen veya Taberiyye de olabileceği bildirilmektedir (Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], IX, 90-91; Zemahşerî, [el-Keşşâf], II, 164).
    2. metne dön, dipnot 2
      Cumartesi Yasağı ile ilgili bkz. Bakara 2:65, dipnot 4.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 163. ayet

  7. A'râf suresi, 164. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 164. ayet. وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا ٱللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا قَالُوا۟ مَعْذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

    veiẕ ḳâlet ümmetüm minhüm lime te`iżûne ḳavmen-llâhü mühlikühüm ev mü`aẕẕibühüm `aẕâben şedîdâ. ḳâlû ma`ẕiraten ilâ rabbiküm vele`allehüm yetteḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Hani içlerinden bir topluluk dipnot 1 da "Allah'ın kendilerini (dünyada) helak edeceği veya (ahirette) şiddetli bir şekilde azap edeceği bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediklerinde, (öğüt verenler) şöyle demişlerdi: "Rabbinize mazeret(imiz) olsun; bir de umulur ki takvâlı (duyarlı) olurlar diye (öğüt veriyoruz)." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin bu cümlesinde sözü edilen kişiler "Cumartesi Yasağı"nı ihlal etmeyenler arasındaki bir gruptur. Bu kişiler yine aynı grupta yer alan ve yasağı ihlal edenlere öğüt veren gruba seslenerek, "Allah'ın kendilerini helak edeceği veya şiddetli bir azaba çarptıracağı bu topluluğa ne diye öğüt veriyorsunuz?" diyerek çıkışmıştı. Bu yoruma göre o toplumda biri isyankâr, diğeri de isyana karışmayan iki grup vardı. Ancak isyankâr olmayanlar da kendi aralarında ikiye ayrılmıştı. İşte bu ve devam eden cümledeki konuşmalar, isyankâr olmayan iki grup arasında gerçekleşmiş sayılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette uyarı görevinin sürdüğü dile getirilmektedir. Uyarının gerekliliği, amacı, uyarıdan kimlerin yararlanacağı vs. ile ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:6; Mâide 5:63, 79; En‘âm 6:69; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9; Ğâşiye 88:21.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 164. ayet

  8. A'râf suresi, 165. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 165. ayet. فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦٓ أَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذْنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ بِعَذَابٍۭ بَـِٔيسٍۭ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

    felemmâ nesû mâ ẕükkirû bihî enceyne-lleẕîne yenhevne `ani-ssûi veeḫaẕne-lleẕîne żalemû bi`aẕâbim beîsim bimâ kânû yefsüḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine yapılan uyarıları unutunca, kötülükten engelleyenleri kurtarmış, haksızlık edenleri de yapmakta oldukları kötülükler nedeniyle çok kötü bir azaba çarptırmıştık.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 165. ayet

  9. A'râf suresi, 166. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 166. ayet. فَلَمَّا عَتَوْا۟ عَن مَّا نُهُوا۟ عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ

    felemmâ `atev `am mâ nühû `anhü ḳulnâ lehüm kûnû ḳiradeten ḫâsiîn.

    Mehmet Okuyan

    Yasaklanan şeyler nedeniyle haddi aşınca onlara "Aşağılık maymunlar (gibi) olun!" demiştik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesajın şeklen ve bedenen değil de manevi ve mecaz olarak bir dönüşüm olduğu kanaatindeyiz. Benzer mesajlar: Bakara 2:65; Mâide 5:60.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 166. ayet

  10. A'râf suresi, 167. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 167. ayet. وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَن يَسُومُهُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ ٱلْعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

    veiẕ teeẕẕene rabbüke leyeb`aŝenne `aleyhim ilâ yevmi-lḳiyâmeti mey yesûmühüm sûe-l`aẕâb. inne rabbeke leserî`u-l`iḳâb. veinnehû legafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Rabbin, kıyamet gününe kadar onlara (o tip insanlara) en kötü eziyeti yapacak kişiler göndereceğini ilan etmişti. Şüphesiz ki Rabbin, cezası hızlı olandır. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 167. ayet

  11. A'râf suresi, 168. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 168. ayet. وَقَطَّعْنَٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ أُمَمًا مِّنْهُمُ ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَٰلِكَ وَبَلَوْنَٰهُم بِٱلْحَسَنَٰتِ وَٱلسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    veḳaṭṭa`nâhüm fi-l'arḍi ümemâ. minhümu-ṣṣâliḥûne veminhüm dûne ẕâlik. vebelevnâhüm bilḥasenâti vesseyyiâti le`allehüm yerci`ûn.

    Mehmet Okuyan

    Onları (yahudileri), çeşitli ümmetler hâlinde yeryüzüne dağıtmıştık. İyi olanları da bunun dışındakileri de (iyi olmayanları da) vardı. dipnot 1 Gerçeğe dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denemiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Nisâ 4:46; Mâide 5:66.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 168. ayet

  12. A'râf suresi, 169. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 169. ayet. فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلْأَدْنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَا وَإِن يَأْتِهِمْ عَرَضٌ مِّثْلُهُۥ يَأْخُذُوهُ أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِم مِّيثَٰقُ ٱلْكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ وَدَرَسُوا۟ مَا فِيهِ وَٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    feḫalefe mim ba`dihim ḫalfüv veriŝü-lkitâbe ye'ḫuẕûne `araḍa hâẕe-l'ednâ veyeḳûlûne seyugferu lenâ. veiy ye'tihim `araḍum miŝlühû ye'ḫuẕûh. elem yü'ḫaẕ `aleyhim mîŝâḳu-lkitâbi el lâ yeḳûlû `ale-llâhi ille-lḥaḳḳa vederasû mâ fîh. veddâru-l'âḫiratü ḫayrul lilleẕîne yetteḳûn. efelâ ta`ḳilûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan sonra da şu değersiz (dünya) malını alıp, "(Nasıl olsa) bağışlanacağız!" dipnot 1 diyerek Kitab'a (Tevrat'a) mirasçı olan birtakım kötü kişiler gelmişti. Onlara, benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlardı. (Peki), Allah hakkında gerçek(ler)den başka bir şey söylemeyeceklerine dipnot 2 dair kendilerinden Kitap'ta (Tevrat'ta) söz alınmamış mıydı ve onlar (bunu Kitap'ta) okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu takvâlı (duyarlı) olanlar için hayırlı olandır. Akıl etmiyor musunuz?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Yüce Allah'ın azap etme sıfatını görmezlikten gelmenin korkunç bir hata olduğunu göstermektedir. Bu söz, kişileri Yüce Allah ile aldatan şeytanın sözüne benzemektedir. Benzer mesajlar: Lokmân 31:33; Fâtır 35:6; Hadîd 57:14.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: A‘râf 7:105.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 169. ayet

  13. A'râf suresi, 170. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 170. ayet. وَٱلَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِٱلْكِتَٰبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُصْلِحِينَ

    velleẕîne yümessikûne bilkitâbi veeḳâmu-ṣṣalâh. innâ lâ nüḍî`u ecra-lmuṣliḥîn.

    Mehmet Okuyan

    Kitaba sımsıkı sarılıp namazı kılanlar(a gelince), dipnot 1 şüphesiz ki biz kendilerini düzeltenlerin ödülünü ziyan etmeyeceğiz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle namaz ibadetinin en eski ibadetlerden olduğunun delilidir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 170. ayet

  14. A'râf suresi, 171. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 171. ayet. وَإِذْ نَتَقْنَا ٱلْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٌ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُۥ وَاقِعٌۢ بِهِمْ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    veiẕ netaḳne-lcebele fevḳahüm keennehû żulletüv veżannû ennehû vâḳi`um bihim. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv veẕkürû mâ fîhi le`alleküm tetteḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Hani üstlerine düşeceğini sandıkları (Sînâ) dipnot 1 Dağı'nı onların üzerine gölge gibi kaldırmıştık. (Onlara) "Size verdiğimizi (Kitabı) kuvvetle alın (sıkıca tutunun) ve içinde olanı hatırlayın ki takvâlı olabilesiniz." (demiştik).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü'minûn 23:20 ve Tîn 95:2'dir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 171. ayet

Elest bezmi ve ayetlerden sıyrılan kişi 172–181

  1. A'râf suresi, 172. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 172. ayet. وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ شَهِدْنَآ أَن تَقُولُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَٰفِلِينَ

    veiẕ eḫaẕe rabbüke mim benî âdeme min żuhûrihim ẕürriyyetehüm veeşhedehüm `alâ enfüsihim. elestü birabbiküm. ḳâlû belâ. şehidnâ. en teḳûlû yevme-lḳiyâmeti innâ künnâ `an hâẕâ gâfilîn.

    Mehmet Okuyan

    Hani Rabbin âdemoğullarından, onların sırtlarından nesillerini çıkarıp (yaratıp) dipnot 1 onları kendilerine şahit tutmuş ve "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dipnot 2 (demiş), onlar da "Evet, buna şâhidiz" dipnot 3 demişlerdi. Kıyamet gününde "Biz bundan habersizdik." dersiniz diye,

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Târık 86:6-7. ayetlerle okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Elest bezmi], bedenin yaratılmasından sonra ruha yerleştirilmiş fıtratın konuşturulması olabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümle Rûm 30:30, Hucurât 49:7 ve Şems 91:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 172. ayet

  2. A'râf suresi, 173. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 173. ayet. أَوْ تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أَشْرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِّنۢ بَعْدِهِمْ أَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلْمُبْطِلُونَ

    ev teḳûlû innemâ eşrake âbâünâ min ḳablü vekünnâ ẕürriyyetem mim ba`dihim. efetühlikünâ bimâ fe`ale-lmübṭilûn.

    Mehmet Okuyan

    Veya "Daha önce atalarımız Allah'a ortak koşmuştu; biz de onlardan sonra gelen nesiller olduğumuz için; dipnot 1 (yani) yanlış yapanlar nedeniyle bizi de mi helak edeceksin?" dersiniz diye (işte böyle yapmıştık). dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayet En‘âm 6:156-157 ve Zümer 39:56-58. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetler yani A‘râf 7:172-173. ayetler En‘âm 6:156-157 ve Zümer 39:56-58. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 173. ayet

  3. A'râf suresi, 174. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 174. ayet. وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ وَلَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    vekeẕâlike nüfeṣṣilü-l'âyâti vele`allehüm yerci`ûn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 174. ayet

  4. A'râf suresi, 175. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 175. ayet. وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱلَّذِىٓ ءَاتَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ

    vetlü `aleyhim nebee-lleẕî âteynâhü âyâtinâ fenseleḫa minhâ feetbe`ahü-şşeyṭânü fekâne mine-lgâvîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara, kendisine delillerimizi verdiğimiz fakat onlardan sıyrılıp ayrılan, o yüzden şeytanın takip ettiği ve sonunda azgınlardan olan şu kimsenin haberini tilavet et (okuyup aktar)!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 175. ayet

  5. A'râf suresi, 176. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 176. ayet. وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخْلَدَ إِلَى ٱلْأَرْضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱقْصُصِ ٱلْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

    velev şi'nâ lerafa`nâhü bihâ velâkinnehû aḫlede ile-l'arḍi vettebe`a hevâh. femeŝelühû kemeŝeli-lkelb. in taḥmil `aleyhi yelheŝ ev tetrukhü yelheŝ. ẕâlike meŝelü-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. faḳṣuṣi-lḳaṣaṣa le`allehüm yetefekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    Dileseydik elbette onu bu deliller sayesinde yükseltirdik. Fakat o, arzusuna mahkûm olup dünyaya saplandı. Böylesi bir kişinin durumu, kovsan da kendi hâline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğin durumuna benzer. dipnot 1 İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin örneği de böyledir. Bu kıssayı anlat; umulur ki düşünürler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada amaçlanan, ilahî iradenin bu şekilde yarattığı köpekleri kötülemek veya aşağılamak değil, yaratılış amacına uygun davranmayanların uyarılara itibar etmeme durumlarını eleştirmektir. A‘râf 7:179 ve Furkân 25:44'te de durum aynıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kıssaların anlatılma gerekçeleriyle ilgili bilgi için bkz. Hûd 11:120; Yûsuf 12:111; Tâhâ 20:99; Kâf 50:37; Hâkka 69:12; Nâzi‘ât 79:26.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 176. ayet

  6. A'râf suresi, 177. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 177. ayet. سَآءَ مَثَلًا ٱلْقَوْمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمْ كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ

    sâe meŝelen-lḳavmü-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ veenfüsehüm kânû yażlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine haksızlık etmiş olanların hâli ne kadar da kötüdür!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 177. ayet

  7. A'râf suresi, 178. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 178. ayet. مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِى وَمَن يُضْلِلْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    mey yehdi-llâhü fehüve-lmühtedî. vemey yuḍlil feülâike hümü-lḫâsirûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın hidayet ettiği kişi doğru yola ulaş(tırıl)mıştır. Kimi saptırırsa dipnot 1 işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Kimin sapkınlığını onaylarsa" yani "kimin sapmasına fırsat verirse", "kimin sapma kararını onaylarsa" şeklinde anlaşılmalıdır. Konuyla ilgili bütün kullanımlar bu şekilde yorumlanmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet İsrâ 17:15, 97 ve Kehf 18:17. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 178. ayet

  8. A'râf suresi, 179. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 179. ayet. وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ

    veleḳad ẕera'nâ licehenneme keŝîram mine-lcinni vel'ins. lehüm ḳulûbül lâ yefḳahûne bihâ. velehüm a`yünül lâ yübṣirûne bihâ. velehüm âẕânül lâ yesme`ûne bihâ. ülâike kel'en`âmi bel hüm eḍall. ülâike hümü-lgâfilûn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki (akıl eden) kalpleri olmasına rağmen anlamayan, gözleri olmasına rağmen görmeyen, kulakları olmasına rağmen duymayan, sadece hayvanlar gibi, hatta daha da şaşkın bir hâlde bulunan dipnot 1 ve sonunda habersizmiş gibi davranan pek çok cin ve insanı cehennem için hazırlamışızdır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Furkân 25:44. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette gerçeğe itibar etmemek, hakikati görüp dinlememek "sebep", cehenneme gidiyor olmak ise "sonuç"tur.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 179. ayet

  9. A'râf suresi, 180. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 180. ayet. وَلِلَّهِ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ فَٱدْعُوهُ بِهَا وَذَرُوا۟ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ أَسْمَٰٓئِهِۦ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velillâhi-l'esmâü-lḥusnâ fed`ûhü bihâ. veẕerü-lleẕîne yülḥidûne fî esmâih. seyüczevne mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    En güzel isimler yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 O'na o (isim)lerle dua edin! O'nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın! Yaptıklarının karşılığı ileride kendilerine verilecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Esmâ-i Husnâ] "en güzel isimler"le ilgili benzer mesajlar: İsrâ 17:110; Tâhâ 20:8; Haşr 59:24.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 180. ayet

  10. A'râf suresi, 181. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 181. ayet. وَمِمَّنْ خَلَقْنَآ أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ

    vemimmen ḫalaḳnâ ümmetüy yehdûne bilḥaḳḳi vebihî ya`dilûn.

    Mehmet Okuyan

    Yarattıklarımızdan gerçeğe rehberlik eden ve onunla adil davranan bir topluluk vardır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 181. ayet

Verilen mühlet ve kıyametin vakti 182–188

  1. A'râf suresi, 182. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 182. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

    velleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ senestedricühüm min ḥayŝü lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri şekilde yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 182. ayet

  2. A'râf suresi, 183. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 183. ayet. وَأُمْلِى لَهُمْ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ

    veümlî lehüm. inne keydî metîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara zaman tanıyorum. Şüphesiz ki benim tuzağım (ince planım) çok sağlamdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Kalem 68:44-45. İnkârcılara zaman tanınmasıyla ilgili olarak bkz. Kalem 68:45; Müzzemmil 73:11; Târık 86:17.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 183. ayet

  3. A'râf suresi, 184. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 184. ayet. أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    evelem yetefekkerû mâ biṣâḥibihim min cinneh. in hüve illâ neẕîrum mübîn.

    Mehmet Okuyan

    Arkadaşlarında hiçbir cinlenmişlik olmadığını hiç mi düşünmediler? O ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 184. ayet

  4. A'râf suresi, 185. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 185. ayet. أَوَلَمْ يَنظُرُوا۟ فِى مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ وَأَنْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقْتَرَبَ أَجَلُهُمْ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

    evelem yenżurû fî melekûti-ssemâvâti vel'arḍi vemâ ḫaleḳa-llâhü min şey'iv veen `asâ ey yekûne ḳadi-ḳterabe ecelühüm. febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin egemenliği, Allah'ın yarattığı her bir şey ve ecellerinin yaklaşmış olabileceği hakkında hiç mi düşünmediler? Ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanıyorlar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:32; Câsiye 45:6; Mürselât 77:50.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 185. ayet

  5. A'râf suresi, 186. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 186. ayet. مَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِىَ لَهُۥ وَيَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    mey yuḍlili-llâhü felâ hâdiye leh. veyeẕeruhüm fî ṭugyânihim ya`mehûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın saptırdığına (sapkınlığını onayladığına) kimse yol gösteremez. dipnot 1 (Allah) onları azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:23, 36; Mü'min 40:33; Câsiye 45:23.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Bakara 2:15, En‘âm 6:110; Yûnus 10:11; Hicr 15:72; Mü'minûn 23:75; Neml 27:4.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 186. ayet

  6. A'râf suresi, 187. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 187. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَآ إِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةً يَسْـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    yes'elûneke `ani-ssâ`ati eyyâne mürsâhâ. ḳul innemâ `ilmühâ `inde rabbî. lâ yücellîhâ livaḳtihâ illâ hû. ŝeḳulet fi-ssemâvâti vel'arḍ. lâ te'tîküm illâ bagteten. yes'elûneke keenneke ḥafiyyün `anhâ. ḳul innemâ `ilmühâ `inde-llâhi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Sana, o (Son) Saat'in demir atma zamanından soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, sadece Rabbimin katındadır. dipnot 1 Onun zamanını O'ndan başkası ortaya koyamaz. dipnot 2 (O olay) bütün ağırlığını göklerde ve yerde hissettirecektir. (Son Saat) size ancak ve ancak ansızın gelecektir." dipnot 3 Sanki sen onu bilebilirmişsin gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah katındadır fakat insanların çoğu bilmez." dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:15; Enbiyâ 21:109; Lokmân 31:34; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Şûrâ 42:17; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Necm 53:58.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:95; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; ‘Ankebût 29:53; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66; Muhammed 47:18.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayet Son Saat'in bilgisinin Yüce Allah'tan başka Hz. Muhammed dahil hiç kimsede olmadığının apaçık delilidir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 187. ayet

  7. A'râf suresi, 188. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 188. ayet. قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى نَفْعًا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ وَلَوْ كُنتُ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ لَٱسْتَكْثَرْتُ مِنَ ٱلْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِىَ ٱلسُّوٓءُ إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    ḳul lâ emlikü linefsî nef`av velâ ḍarran illâ mâ şâe-llâh. velev küntü a`lemü-lgaybe lestekŝertü mine-lḫayr. vemâ messeniye-ssûü in ene illâ neẕîruv vebeşîrul liḳavmiy yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'ın dilemesi hariç, kendime herhangi bir yarar da zarar da verecek güce sahip değilim. Gaybı (bilinemeyeni) bilseydim elbette daha çok hayır yapardım ve bana hiçbir kötülük de dokunmazdı. dipnot 1 İnanan bir toplum için yalnızca bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Hz. Muhammed'in de gaybı bilemediği ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:50; Neml 27:65.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin bu cümlesinde Hz. Muhammed'in gaybı bilemediği, eğer bilseydi bir sıkıntıyla karşılaşmadan önce vaktinde önlemini alabileceği, böylece sıkıntılara maruz kalmayıp muhtemel zararlardan kurtulabileceği kendisine söylettirilmektedir. Eğer gaybı bilseydi artık bir insan ve kul olmanın gereklerini aşıp geçebileceği, bunun da imkânsız olduğu dolaylı olarak vurgulanmaktadır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 188. ayet

Tek nefisten yaratılış ve âciz ilahlar 189–198

  1. A'râf suresi, 189. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 189. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِۦ فَلَمَّآ أَثْقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ ءَاتَيْتَنَا صَٰلِحًا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

    hüve-lleẕî ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetiv vece`ale minhâ zevcehâ liyesküne ileyhâ. felemmâ tegaşşâhâ ḥamelet ḥamlen ḫafîfen femerrat bih. felemmâ eŝḳalet de`ave-llâhe rabbehümâ lein âteytenâ ṣâliḥal lenekûnenne mine-şşâkirîn.

    Mehmet Okuyan

    Sizi tek bir nefisten dipnot 1 (candan/cevherden) yaratan, (yine) ondan kendisiyle huzur bulsun diye eşini yaratan O'dur. Eşini kucaklayınca (eşi ile birleşince) eşi hafif bir yük yüklenir (hamile kalır) ve onu bir süre taşır. (Yük) ağırlaşınca "Bize iyi (sağlıklı) bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden olacağız." diye Rableri Allah'a dua ederler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada verilmek istenen mesaj ilk nesil erkekler nereden yaratıldıysa eşlerinin de aynı şeyden yaratıldığını bildirmektir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:1; En‘âm 6:98; Zümer 39:6.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 189. ayet

  2. A'râf suresi, 190. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 190. ayet. فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحًا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَا فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    felemmâ âtâhümâ ṣâliḥan ce`alâ lehû şürakâe fîmâ âtâhümâ. fete`âle-llâhü `ammâ yüşrikûn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) onlara iyi (sağlıklı) bir çocuk verince, kendilerine verdiği (çocuk) hakkında O'na ortaklar koşarlar. Allah ise onların ortak koştuklarından yücedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen durum, insanın nimete karşı şükürsüzlüğünü ortaya koymayla ilgilidir; Hz. Adem ve eşi üzerinden onların şirke düşmüşlüğü mesajı ayette kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü ayetin sonunda ve devam eden bölümlerdeki ifadeler, [tesniye] "ikili" değil, çoğuldur.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 190. ayet

  3. A'râf suresi, 191. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 191. ayet. أَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ

    eyüşrikûne mâ lâ yaḫlüḳu şey'ev vehüm yuḫleḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Kendileri yaratılmakta olan ve hiçbir şey yaratamayan varlıkları mı (Allah'a) ortak koşuyorlar!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 191. ayet

  4. A'râf suresi, 192. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 192. ayet. وَلَا يَسْتَطِيعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ

    velâ yesteṭî`ûne lehüm naṣrav velâ enfüsehüm yenṣurûn.

    Mehmet Okuyan

    (Oysa putlar), onlara yardıma güç yetiremez, (kendilerine bile) yardım edemezler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet "Hâlbuki (ortak koştukları varlıklar) ne onlara yardım edebilirler ne de kendilerine yardımları olur" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 192. ayet

  5. A'râf suresi, 193. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 193. ayet. وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمْ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ أَدَعَوْتُمُوهُمْ أَمْ أَنتُمْ صَٰمِتُونَ

    vein ted`ûhüm ile-lhüdâ lâ yettebi`ûküm. sevâün `aleyküm ede`avtümûhüm em entüm ṣâmitûn.

    Mehmet Okuyan

    Onları doğru yola çağırırsanız size uyamazlar; onları davet etseniz de sussanız da sizin için birdir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesaj tebliğin gereksizliğini göstermez; aksine muhatap varlıklar cansız, duymaz, görmez putlar oldukları için onlarla iletişimin mümkün olmadığı, dolayısıyla putperestleri de duyamadıkları, onları ödüllendirme veya cezalandırma vs. konularda güçsüzlükleri, imkânsızlıkları dile getirilmek istenmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 193. ayet

  6. A'râf suresi, 194. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 194. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمْثَالُكُمْ فَٱدْعُوهُمْ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    inne-lleẕîne ted`ûne min dûni-llâhi `ibâdün emŝâlüküm fed`ûhüm felyestecîbû leküm in küntüm ṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın peşi sıra yalvardıklarınız da sizin gibi kullardır. Doğruysanız, kendilerini çağırın da çağrınıza cevap versinler!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 194. ayet

  7. A'râf suresi, 195. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 195. ayet. أَلَهُمْ أَرْجُلٌ يَمْشُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ أَيْدٍ يَبْطِشُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ أَعْيُنٌ يُبْصِرُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ ءَاذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا قُلِ ٱدْعُوا۟ شُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ

    elehüm ercülüy yemşûne bihâ. em lehüm eydiy yebṭişûne bihâ. em lehüm a`yünüy yübṣirûne bihâ. em lehüm âẕânüy yesme`ûne bihâ. ḳuli-d`û şürakâeküm ŝümme kîdûni felâ tünżirûn.

    Mehmet Okuyan

    (Putların) yürüyebilecekleri ayakları, tutacakları elleri, görecekleri gözleri veya duyacakları kulakları mı var (neleri var)! De ki: "Ortaklarınızı çağırın, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun; bana göz bile açtırmayın!"

    Ayet detayı — A'râf suresi, 195. ayet

  8. A'râf suresi, 196. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 196. ayet. إِنَّ وَلِـِّۧىَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ

    inne veliyyiye-llâhü-lleẕî nezzele-lkitâb. vehüve yetevelle-ṣṣâliḥîn.

    Mehmet Okuyan

    (De ki:) "Şüphesiz ki benim dostum, iyileri sahiplenen (koruyan) ve Kitabı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 196. ayet

  9. A'râf suresi, 197. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 197. ayet. وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ

    velleẕîne ted`ûne min dûnihî lâ yesteṭî`ûne naṣraküm velâ enfüsehüm yenṣurûn.

    Mehmet Okuyan

    O'nun (Allah'ın) peşi sıra yalvardıklarınızın size yardıma güçleri yetmez; onlar kendilerine de yardım edemezler."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 197. ayet

  10. A'râf suresi, 198. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 198. ayet. وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    vein ted`ûhüm ile-lhüdâ lâ yesme`û. veterâhüm yenżurûne ileyke vehüm lâ yübṣirûn.

    Mehmet Okuyan

    Onları doğru yola çağırırsanız size kulak veremezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet grubunda putların çaresizliği, acizliği, cansızlığı, iradesizliği vs. noktalarda bilgi verilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 198. ayet

Affı tut; şeytanın kışkırtması; Kur'an dinlenirken susmak 199–206

  1. A'râf suresi, 199. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 199. ayet. خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ

    ḫuẕi-l`afve ve'mür bil`urfi vea`riḍ `ani-lcâhilîn.

    Mehmet Okuyan

    Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve sonraki ayetlerdeki hitap, her ne kadar Hz. Muhammed'e yönelik olsa da amaç, bir davranış modeli olarak bütün müminleri bilinçlendirmektir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:104, 110; Mâide 5:79; A‘râf 7:164; Tevbe 9:71; Hûd 11:116.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 199. ayet

  2. A'râf suresi, 200. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 200. ayet. وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    veimmâ yenzeganneke mine-şşeyṭâni nezgun feste`iẕ billâh. innehû semî`un `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah'a sığın! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette şeytanın müdahalesinden kurtulmak için Yüce Allah'ın yardımına sığınmanın gerekliliğine dikkat çekilmektedir. Kişi peygamber bile olsa kendi başına şeytanın müdahalesinden kurtulamaz. Benzer mesajlar: Nahl 16:98; Mü'minûn 23:97-98; Fussilet 41:36.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 200. ayet

  3. A'râf suresi, 201. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 201. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ إِذَا مَسَّهُمْ طَٰٓئِفٌ مِّنَ ٱلشَّيْطَٰنِ تَذَكَّرُوا۟ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ

    inne-lleẕîne-tteḳav iẕâ messehüm ṭâifüm mine-şşeyṭâni teẕekkerû feiẕâ hüm mübṣirûn.

    Mehmet Okuyan

    Takvâlı (duyarlı) olanlara şeytandan bir vesvese ulaştığında hemen (Allah'ı) hatırlayıp (gerçeği) görürler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette takvânın insana kazandırdığı en önemli değerlerden birisi olan "şeytan kaynaklı müdahaleleri tanıyabilme ve onlara karşı dikkatli davranma imkanı" dile getirilmektedir.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 201. ayet

  4. A'râf suresi, 202. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 202. ayet. وَإِخْوَٰنُهُمْ يَمُدُّونَهُمْ فِى ٱلْغَىِّ ثُمَّ لَا يُقْصِرُونَ

    veiḫvânühüm yemüddûnehüm fi-lgayyi ŝümme lâ yuḳṣirûn.

    Mehmet Okuyan

    (Şeytanların) kardeşleri ise onları azgınlığa sürükler; peşlerini bırakmazlar.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 202. ayet

  5. A'râf suresi, 203. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 203. ayet. وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِم بِـَٔايَةٍ قَالُوا۟ لَوْلَا ٱجْتَبَيْتَهَا قُلْ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ مِن رَّبِّى هَٰذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    veiẕâ lem te'tihim biâyetin ḳâlû levle-ctebeytehâ. ḳul innemâ ettebi`u mâ yûḥâ ileyye mir rabbî. hâẕâ beṣâiru mir rabbiküm vehüdev veraḥmetül liḳavmiy yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara herhangi bir delil getirmediğin zaman, "Onu da derleyip getirseydin ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen öngörülerdir; (ayrıca) inanan bir toplum için yol gösterme ve merhamettir."

    Ayet detayı — A'râf suresi, 203. ayet

  6. A'râf suresi, 204. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 204. ayet. وَإِذَا قُرِئَ ٱلْقُرْءَانُ فَٱسْتَمِعُوا۟ لَهُۥ وَأَنصِتُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    veiẕâ ḳurie-lḳur'ânü festemi`û lehû veenṣitû le`alleküm türḥamûn.

    Mehmet Okuyan

    Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size de merhamet edilsin!

    Ayet detayı — A'râf suresi, 204. ayet

  7. A'râf suresi, 205. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 205. ayet. وَٱذْكُر رَّبَّكَ فِى نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ ٱلْجَهْرِ مِنَ ٱلْقَوْلِ بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْـَٔاصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْغَٰفِلِينَ

    veẕkür rabbeke fî nefsike teḍarru`av veḫîfetev vedûne-lcehri mine-lḳavli bilgudüvvi vel'eṣâli velâ teküm mine-lgâfilîn.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 205. ayet

  8. A'râf suresi, 206. ayet — tek başına aç

    A'râf suresi, 206. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيُسَبِّحُونَهُۥ وَلَهُۥ يَسْجُدُونَ secde ayeti

    inne-lleẕîne `inde rabbike lâ yestekbirûne `an `ibâdetihî veyüsebbiḥûnehû velehû yescüdûn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbinin katındakiler (melekler), dipnot 1 O'na (Allah'a) kulluk etmekten kibirlenmez, O'nu tesbih eder dipnot 2 (yüceltir) ve yalnızca O'na secde ederler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Rabbinin yanındakiler"den kastedilen, muhtemelen O'na yakın olan meleklerdir. Bunlar Zümer 39:75'te geçen "Arş'ın çevresini kuşatan melekler" olabilir. Nisâ 4:172'deki ifadeden bu meleklerin [el-mukarrabûne] yani Hakk'a yakınlaştırılmış melekler olduğunu söyleyebiliriz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Meleklerin [tesbih]i ve ibadetiyle ilgili benzer mesajlar: Nisâ 4:172; Ra‘d 13:13; Nahl 16:49; Enbiyâ 21:19, 20; Zümer 39:75; Mü'min 40:7; Fussilet 41:38.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Kur'an'daki 14 [tilavet] secdesinden birisidir. Secde içerikli ayetlerde ilahî buyruklara boyun eğmenin bir göstergesi olarak fiziksel anlamda yapılan boyun eğişlere "secde" denmektedir ki bu eylem, bir tek secdeden oluşmaktadır. Secde ayetleri için bkz. A‘râf 7:206; Ra‘d 13:15; Nahl 16:49; İsrâ 17:107; Meryem 19:58; Hacc 22:18; Furkân 25:60; Neml 27:25; Secde 32:15; Sâd 38:24; Fussilet 41:37; Necm 53:62; İnşikâk 84:21; ‘Alak 96:19.

    Ayet detayı — A'râf suresi, 206. ayet