Diyanet İşleri
(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 146. ayet. أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ
etütrakûne fî mâ hâhünâ âminîn.
(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve Semûd kavmi Şuarâ 141–159 3
"Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
"Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"
"Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 145–152. ayetler için yazılmıştır.
145. “Bu (davetim) için sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Bu yüzden: Bizim sana uymamızı engelleyen, senin mallarımızı almak isteyişindir, de diyemezsiniz. “Benim mükafatım ancak âlemlerin Rabbine aittir.” Ben mükâfatımı O’ndan başkasından istemiyorum.
146-148. Yani siz, bu pek büyük nimetler içinde başıboş bırakılacağınızı, davarların faydalandığı gibi o nimetlerden yararlanmak üzere kendi halinize terk edileceğinizi, bu başı boş halinizle sizlere hiçbir emir verilmeyip hiç bir şeyin de yasak kılınmayacağını, bunca nimeti de Allah’a isyan yolunda kullanmaya devam edip gideceğinizi mi zannediyorsunuz?
149. Sizin becerikliliğiniz, ustalığınız (ve azgınlığınız) o sert ve sağlam dağlardan evler yontacak hale gelmiş bulunuyor.
150-151. Yani nitelikleri ve adetleri günah işlemek ve onları yapmaya davet etmek sûretiyle yeryüzünde bozgunculuk yapmak olan, en ufak bir ıslâh söz konusu olmaksızın kötülük yapan kimselerin arkasından gitmeyin. Bu, katıksız bir kötülük olduğundan dolayı olabilecek en zararlı haldir. Sanki aralarında peygamberlerine karşı çıkmaya hazır, azgınlık yoluna davet etmek üzere ortada olan birtakım insanlar varmış da o nedenle Salih de onlara bu kimselere kanmayı yasaklamış gibi bir husus anlaşılmaktadır. Belki de Yüce Allah’ın, haklarında: “Şehirde yeryüzünde bozgunculuk yapan fakat ıslaha çalışmayan dokuz kişi vardı.” (Neml, 27/48) buyurduğu kimseler bunlar olabilir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Size verilen güzellik ve nimetler içinde korkudan uzak ve güvenli bir yaşam süreceğinizi mi ümit ediyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.
Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.
Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(146, 147, 148) Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?
"İçinde bulunduğunuz şu konumda böylece bırakılacağınıza dair güvenceniz mi var?
Bu bulunduğunuz hal üzere hep böyle güvenlik içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
"(Ne yaparsanız yapın) hep böyle güvende olacağınızı mı sanıyorsunuz?"
"Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"
Siz burada, güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)!
"Burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
"Burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"
"Şurada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"
'Şurada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?'
Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız:
Siz burada emn-ü eman ile bırakılacak mısınız?
"Siz burada; bulunduğunuz yerde hep güven içinde bırakılacak mısınız?"
"Siz burada; bulunduğunuz yerde hep güven içinde bırakılacak mısınız?"
"Siz burada; bulunduğunuz yerde hep güven içinde bırakılacak mısınız?"
"Siz burada güvenlik (aminiyne) içinde mi bırakılacaksınız?"
"Siz burada (ki nimetlerin içinde) emin emin bırakılacak mısınız"?
Burada emniyet içinde bırakılır mısınız?
(141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
"Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"
"Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"
Burada güven içinde mi bırakılacaksınız?
Burada güven içinde bırakılacağınızı mı zannediyorsunuz?
Siz, burada (dünyada) güven içinde mi bırakılacaksınız?
Siz, burada güven içinde mi bırakılacaksınız?
"Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
"Do you think", he said, "you will be left to form imaginary visions of unrealities expecting to enjoy the grace of Allah which abounds in you without being tried"!
[Do you think] you will be left secure for ever in what you have here-
"Will ye be left secure, in (the enjoyment of) all that ye have here?-
Do you believe that you will be left here to live securely in the present state dipnot 1
Are you going to be left secure amid what is here,
"Will you be left secure in that which you have here?
Will you be left secure in that which is here
`(Do you think that) you will be left in peace amidst all (enjoyable things) which you have here,
Will you be left secure in this here,
"Do you think this blessing is forever?"
Shall ye be left here in safety
"Will you be left secure in what you have here?"
Shall ye be left for ever secure in the possession of the things which are here;
"I ask not of you any wages; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds.
Will you be left secure in what you have here now,
Will ye be left secure in that which is here before us,
(Do you think) you will be left secure here
"Do you think that you will be left secure [forever] in the midst of what you have here and now?
Do you think you will be ˹forever˺ left secure in what you have here:
"Will you be left secure in that which you have here"
"Do you suppose you will be left forever, secure in this state?
Will you be left in what is here, secure [from death],
“Are you to be left secure in what is here,
Do you suppose that you could continue in security as it is (with your unjust system) forever?
"Will you be left safe (for ever), in (the enjoyment of) all that you have here?
Will you be left secure in whatever is here,
"Will you be left secure in that which you have here?"