Peygamber kıssası
Hz. Sâlih
Semûd kavmine gönderilen peygamber. Mucize olarak verilen deve, kavmin bu deveye zarar vermemesi istenir; deveyi keserler ve korkunç bir sesle helâk olurlar. Yurtları Hicr'dir (Medâin-i Sâlih).
- 7 parça
- 62 ayet
- 1 konum
Kıssanın geçtiği yerler
Sırayla; her konumun güven derecesi yazılı- 1 Hicr kesin Medâin-i Sâlih (el-Ulâ) Semûd'un dağları yontarak yaptığı evler; Hicr (15:80-82).
Konum güven dereceleri ve kaynak notları harita sayfasında.
Anlatı
Ayetler kıssanın akışına göre sıralandı · meal: Diyanet İşleri-
- A'râf suresi, 73. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 73. ayet. وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."
- A'râf suresi, 74. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 74. ayet. وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ ٱلْجِبَالَ بُيُوتًا فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
- A'râf suresi, 75. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 75. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحًا مُّرْسَلٌ مِّن رَّبِّهِۦ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.
- A'râf suresi, 76. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 76. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ
Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.
- A'râf suresi, 77. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 77. ayet. فَعَقَرُوا۟ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ ٱئْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.
- A'râf suresi, 78. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 78. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ
Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
- A'râf suresi, 79. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 79. ayet. فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.
- A'râf suresi, 73. ayet — tek başına aç
-
- Hûd suresi, 61. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 61. ayet. وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَٱسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَٱسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّى قَرِيبٌ مُّجِيبٌ
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Öyle ise O'ndan bağışlanma dileyin; sonra da O'na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.
- Hûd suresi, 62. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 62. ayet. قَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ قَدْ كُنتَ فِينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هَٰذَآ أَتَنْهَىٰنَآ أَن نَّعْبُدَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ
Onlar şöyle dediler: "Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz."
- Hûd suresi, 63. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 63. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى مِنْهُ رَحْمَةً فَمَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِنْ عَصَيْتُهُۥ فَمَا تَزِيدُونَنِى غَيْرَ تَخْسِيرٍ
Salih, dedi ki: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O'na karşı geldiğim takdirde beni Allah'tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz."
- Hûd suresi, 64. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 64. ayet. وَيَٰقَوْمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَرِيبٌ
"Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah'ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar."
- Hûd suresi, 65. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 65. ayet. فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا۟ فِى دَارِكُمْ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ
Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."
- Hûd suresi, 66. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 66. ayet. فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَٰلِحًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ
(Helak) emrimiz geldiğinde Salih'i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
- Hûd suresi, 67. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 67. ayet. وَأَخَذَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ
Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
- Hûd suresi, 68. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 68. ayet. كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ أَلَآ إِنَّ ثَمُودَا۟ كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ أَلَا بُعْدًا لِّثَمُودَ
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.
- Hûd suresi, 61. ayet — tek başına aç
-
- Şuarâ suresi, 141. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 141. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ
Semud kavmi de Peygamberleri yalanladı.
- Şuarâ suresi, 142. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 142. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
- Şuarâ suresi, 143. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 143. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
"Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
- Şuarâ suresi, 144. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 144. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
"Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"
- Şuarâ suresi, 145. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 145. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
- Şuarâ suresi, 146. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 146. ayet. أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ
(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"
- Şuarâ suresi, 147. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 147. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"
- Şuarâ suresi, 148. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 148. ayet. وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ
(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"
- Şuarâ suresi, 149. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 149. ayet. وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَٰرِهِينَ
"Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."
- Şuarâ suresi, 150. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 150. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
"Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
- Şuarâ suresi, 151. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 151. ayet. وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ
(151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."
- Şuarâ suresi, 152. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 152. ayet. ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
(151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."
- Şuarâ suresi, 153. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 153. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ
Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."
- Şuarâ suresi, 154. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 154. ayet. مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."
- Şuarâ suresi, 155. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 155. ayet. قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ
Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."
- Şuarâ suresi, 156. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 156. ayet. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ
"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."
- Şuarâ suresi, 157. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 157. ayet. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَٰدِمِينَ
Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
- Şuarâ suresi, 158. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 158. ayet. فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
- Şuarâ suresi, 159. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 159. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
- Şuarâ suresi, 141. ayet — tek başına aç
-
- Neml suresi, 45. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 45. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ
Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.
- Neml suresi, 46. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 46. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"
- Neml suresi, 47. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 47. ayet. قَالُوا۟ ٱطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَ قَالَ طَٰٓئِرُكُمْ عِندَ ٱللَّهِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ
Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
- Neml suresi, 48. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 48. ayet. وَكَانَ فِى ٱلْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.
- Neml suresi, 49. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 49. ayet. قَالُوا۟ تَقَاسَمُوا۟ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ أَهْلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz', diyeceğiz."
- Neml suresi, 50. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 50. ayet. وَمَكَرُوا۟ مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
- Neml suresi, 51. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 51. ayet. فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَّرْنَٰهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ
Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.
- Neml suresi, 52. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 52. ayet. فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةًۢ بِمَا ظَلَمُوٓا۟ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
- Neml suresi, 53. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 53. ayet. وَأَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ
İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık.
- Neml suresi, 45. ayet — tek başına aç
-
- Kamer suresi, 23. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 23. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."
- Kamer suresi, 24. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 24. ayet. فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."
- Kamer suresi, 25. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 25. ayet. أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."
- Kamer suresi, 26. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 26. ayet. سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
- Kamer suresi, 27. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 27. ayet. إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ
(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."
- Kamer suresi, 28. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 28. ayet. وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ
"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."
- Kamer suresi, 29. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 29. ayet. فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
- Kamer suresi, 30. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 30. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
- Kamer suresi, 31. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 31. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
- Kamer suresi, 23. ayet — tek başına aç
-
- Şems suresi, 11. ayet — tek başına aç
Şems suresi, 11. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
- Şems suresi, 12. ayet — tek başına aç
Şems suresi, 12. ayet. إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
- Şems suresi, 13. ayet — tek başına aç
Şems suresi, 13. ayet. فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَٰهَا
Allah'ın Resulü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."
- Şems suresi, 14. ayet — tek başına aç
Şems suresi, 14. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا
Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.
- Şems suresi, 15. ayet — tek başına aç
Şems suresi, 15. ayet. وَلَا يَخَافُ عُقْبَٰهَا
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
- Şems suresi, 11. ayet — tek başına aç
-
- Hicr suresi, 80. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 80. ayet. وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
- Hicr suresi, 81. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 81. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Biz, onlara ayetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.
- Hicr suresi, 82. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 82. ayet. وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ
Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.
- Hicr suresi, 83. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 83. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
- Hicr suresi, 84. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 84. ayet. فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
- Hicr suresi, 80. ayet — tek başına aç
Dersler
Her madde bir kaynağa dayanır; platform yorumu eklenmez-
Semûd kıssasında deveye zarar vermek, Allah'ın koyduğu sınırı çiğnemenin örneği olarak yorumlanır.
TDV İslâm Ansiklopedisi SEMÛD maddesi — islamansiklopedisi.org.tr/semud
Bağlantılar
Kavramlar
İlgili kıssalar
Keşfet — bu kıssanın medyası
Gerçek belgeler4
Arkeoloji3
Arkeoloji
Kasru'l-Ferîd kaya mezarı — Hegra
Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.
Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.
Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159
- Kaynak
- Wikimedia Commons
- Yazar
- Ahmad AlHasanat
- Tarih
- 2017-02-16 17:40:03
- Lisans
- CC BY-SA
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Arkeoloji
Hegra kaya mezarları
Nabatî dönemi yapılarıdır; Semûd ile özdeşliği kanıtlanmamıştır.
Ayet: Hicr 80-84 · Kamer 23-31
- Kaynak
- Wikimedia Commons
- Yazar
- Ahmad AlHasanat
- Tarih
- 2017-02-16 17:38:22
- Lisans
- CC BY-SA
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Arkeoloji
Hegra'daki Osmanlı kalesi
Hicaz demiryolu hattı üzerindeki Osmanlı karakolu.
Kıssayla ilgisi yoktur; alanın katmanlı tarihini göstermek için eklendi.
- Kaynak
- Wikimedia Commons
- Yazar
- Richard Mortel
- Tarih
- 2021-06-01 17:36:45
- Lisans
- CC BY
Richard Mortel · https://www.flickr.com/photos/prof_richard/51280723521/ · CC BY 2.0
Tarihsel belge1
Tarihsel belge
Nabatî–Arap harfli kitabe
AlUla bölgesinden Nabatî-Arap geçiş yazısı örneği.
Kitabe ile kıssa arasında doğrudan bir kanıt ilişkisi yoktur.
- Kaynak
- Wikimedia Commons
- Yazar
- Jean-Pierre Dalbéra
- Tarih
- 2019-10-09 17:35:52
- Lisans
- CC BY
Jean-Pierre Dalbéra · https://www.flickr.com/photos/dalbera/49132077797/ · CC BY 2.0
AI canlandırmalar2
Bu bölümdeki görüntüler yapay zekâ ile üretilmiş canlandırmalardır; tarihsel fotoğraf ya da arkeolojik kanıt değildir.
AI görsel1
AI görsel
Semûd'un kaya yerleşimi
AI ile oluşturulmuştur — tarihsel fotoğraf değildir.
AI video1
AI video
Semûd'un kaya yerleşimi (10 sn)
AI ile oluşturulmuştur — tarihsel fotoğraf değildir.