Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 30. ayet

Şuarâ suresi, 30. ayet. قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍ مُّبِينٍ

ḳâle evelev ci'tüke bişey'im mübîn.

Diyanet İşleri

Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 27–33 · surenin 30. ayeti / 227
  1. Şuarâ 27

    Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi.

  2. Şuarâ 28

    Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.

  3. Şuarâ 29

    Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."

  4. 30

    Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

  5. Şuarâ 31

    Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

  6. Şuarâ 32

    Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

  7. Şuarâ 33

    Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.

29. Firavun artık ortaya delil koyamayınca, Mûsâ’ya karşı koymaktan ve herhangi bir açıklama yapmaktan aciz kalınca sahip olduğu gücü kullanarak Mûsâ’ya tehditler savurmaya başladı: “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen seni mutlaka hapse tıkarım.” Kahrolasıca; Mûsâ’yı saptıracağını ve kendisinden başka kimseyi ilâh edinmeyeceğini ümit etmişti. Yoksa Mûsâ’nın ve beraberindekilerin yaptıklarında, söylediklerinde basiret üzere olduklarını anlamıştı.

30. Mûsâ ona dedi ki: “Sana (doğruluğumu ispatlayan) apaçık bir şey” yani sana getirdiklerimin doğruluğuna delil teşkil edecek harikulade ve apaçık bir delil göstersem de mi böyle yapacaksın?

31-32. Bu (ثُعۡبَانٞ ) erkek yılandır. “Aşikar” olma niteliği ise herkes tarafından açıkça görülen, hayalî ve yılana benzer bir görüntü değil, gerçek bir yılan demektir.

33. “Elini” koynundan “çıkardı, bir de ne görsünler; o, bakanların önünde bembeyaz parlıyor.” Yani eli, bakanlar tarafından açıkça görünen ve herhangi bir kusur ve hastalık söz konusu olmaksızın büyük bir nur saçıyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa -aleyhisselam- Firavun'a şöyle dedi: "Benim doğruluğumu ve sana getirdiğimin Yüce Allah katından olduğunu gösteren bir şey getirmiş olsam da mı beni zindana atılanlardan kılacaksın?"

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Musa) dedi kök: قول
  2. أَوَلَوْ evelev
  3. جِئْتُكَ ci'tuke sana getirsem de mi? kök: جيا
  4. بِشَىْءٍۢ bişey'in bir şey kök: شيا
  5. مُّبِينٍۢ mubinin apaçık kök: بين

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Musa ise) "Sana apaçık bir şey (delil) getirsem de mi (hapse atarsın)?" diye sormuştu.

Mustafa İslamoğlu

(Musa) dedi ki: "Sana, (hakikati) bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şeyle gelmiş olsam da mı?"

Muhammed Esed

(Musa:) "Size gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şey getirmiş olsam da, öyle mi?" dedi.

Ahmed Hulusi

(Musa) dedi ki: "Apaçık bir şey ile (apaçık bir delil olarak) sana gelmişsem de mi?"

Ali Bulaç

(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

Ali Özek ve heyeti

Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.

Ali Rıza Safa

"Sana, apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.

Bayraktar Bayraklı

Musa, "Sana apaçık bir mucize getirirsem de mi?" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki, "Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki, 'Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Musa Firavun'a): "Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya, dedi: sana apaçık isbat edecek bir şey getirdimse de mi?

Erhan Aktaş

Musa: "Sana apaçık bir şey getirsem de mi?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa: "Sana apaçık bir şey getirsem de mi?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa: "Sana apaçık bir şey getirsem de mi?" dedi.

Gültekin Onan

(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

Hasan Basri Çantay

(Muusa) dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirdimse de mi (zindana atacaksın)"?

İbni Kesir

Sana apaçık bir şeyle gelmişsem de mi? dedi.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ: “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.

Süleyman Ateş

(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.

Süleymaniye Vakfı

(Musa:) "Ya sana apaçık bir şey getirdiysem!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sana apaçık bir belge ile geldiysem de mi?" dedi.

Şaban Britch

Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.

Şaban Piriş

-Sana, apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa dedi: "Ya sana gerçeği gösteren birşey getirmişsem!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Even if I present you", Mussa said, "with a divine sign convincing the mind and manifests forth the truth".

Abdul Haleem

and Moses asked, ‘Even if I show you something convincing?’

Abdullah Yusuf Ali

(Moses) said: "Even if I showed you something clear (and) convincing?"

Abul A'la Maududi

Moses said: "Even if I were to bring a Clear Sign to you?" dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, will you still deny me and send me to prison, even if I present a convincing sign to prove that I am really the Messenger of God, Who is Lord of all Creation , Lord of the heavens and the earth and Lord of the east and the west?

Aisha Bewley

He said, ‘Even if I were to bring you something undeniable?’

Al-Hilali & Khan

[Mûsâ (Moses)] said: "Even if I bring you something manifest (and convincing)?"

Ali Quli Qarai

He said, ‘What if I bring you something manifest?’

Amatul Rahman Omar

(Moses) said, `(Will you do this,) even though I bring to you something that makes (the truth of my statement) clear to you?'

Arthur John Arberry

He said, 'What, even though I brought thee something so manifest?'

Bijan Moeinian

Moses said, "What if I come up with an undeniable miracle?"

E. Henry Palmer

Said he, 'What, if I come to thee with something obvious?'

Edip-Layth

He said, "What if I brought you proof?"

George Sale

Moses answered, what, although I come unto you with a convincing miracle?

Hamid S. Aziz

Said he (Pharaoh), "If you do take a god besides me I will surely place you among the prisoners. "

Mahmoud Ghali

He said, "Even if I come to you with (some) thing evident?"

Marmaduke Pickthall

He said: Even though I show thee something plain?

Mohamed Ahmed - Samira

(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"

Muhammad Asad

Said he: "Even if I should bring about before thee something that clearly shows the truth?"

Mustafa Khattab

Moses responded, "Even if I bring you a clear proof?"

Progressive Muslims

He said: "What if I brought you proof"

Rashad Khalifa

He said, "What if I show you something profound?"

Sahih International

[Moses] said, "Even if I brought you proof manifest?"

Sam Gerrans

He said: “Even though I brought thee something clear?”

Shabbir Ahmed

Moses responded, "Even if I bring to you all evidence of the Truth?"

Syed Vickar Ahamed

Said (Musa): "Even if I showed you something clear (enough) to make you believe?"

Taqi Usmani

He (Mūsā) said "Will you (do this) even if I bring to you something evident?"

The Monotheist Group

He said: "What if I brought you proof?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩