Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 31. ayet

Şuarâ suresi, 31. ayet. قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

ḳâle fe'ti bihî in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

Diyanet İşleri

Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 28–34 · surenin 31. ayeti / 227
  1. Şuarâ 28

    Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.

  2. Şuarâ 29

    Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."

  3. Şuarâ 30

    Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

  4. 31

    Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

  5. Şuarâ 32

    Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

  6. Şuarâ 33

    Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

  7. Şuarâ 34

    Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 29–33. ayetler için yazılmıştır.

29. Firavun artık ortaya delil koyamayınca, Mûsâ’ya karşı koymaktan ve herhangi bir açıklama yapmaktan aciz kalınca sahip olduğu gücü kullanarak Mûsâ’ya tehditler savurmaya başladı: “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen seni mutlaka hapse tıkarım.” Kahrolasıca; Mûsâ’yı saptıracağını ve kendisinden başka kimseyi ilâh edinmeyeceğini ümit etmişti. Yoksa Mûsâ’nın ve beraberindekilerin yaptıklarında, söylediklerinde basiret üzere olduklarını anlamıştı.

30. Mûsâ ona dedi ki: “Sana (doğruluğumu ispatlayan) apaçık bir şey” yani sana getirdiklerimin doğruluğuna delil teşkil edecek harikulade ve apaçık bir delil göstersem de mi böyle yapacaksın?

31-32. Bu (ثُعۡبَانٞ ) erkek yılandır. “Aşikar” olma niteliği ise herkes tarafından açıkça görülen, hayalî ve yılana benzer bir görüntü değil, gerçek bir yılan demektir.

33. “Elini” koynundan “çıkardı, bir de ne görsünler; o, bakanların önünde bembeyaz parlıyor.” Yani eli, bakanlar tarafından açıkça görünen ve herhangi bir kusur ve hastalık söz konusu olmaksızın büyük bir nur saçıyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun da şöyle demişti: "İddia ettiğinde doğru söyleyenlerden isen, doğruluğuna işaret eden şeyleri, haydi getir bakalım!"

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Fir'avn) dedi kök: قول
  2. فَأْتِ fe'ti getir kök: اتي
  3. بِهِۦٓ bihi onu
  4. إِن in eğer
  5. كُنتَ kunte isen kök: كون
  6. مِنَ mine -dan
  7. ٱلصَّـٰدِقِينَ s-sadikine doğrular- kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Firavun da) "Doğru söyleyenlerdensen getir onu (delilini)!" demişti.

Mustafa İslamoğlu

(Firavun) dedi ki: "Eğer doğru sözlü biriysen, haydi o zaman çıkar ortaya onu!"

Muhammed Esed

(Firavun:) "Eğer doğru sözlü biriysen, haydi, çıkar ortaya o dediğini!" diye cevap verdi.

Ahmed Hulusi

(Firavun) dedi ki: "Hadi göster bakalım, eğer doğru söyleyenlerden isen?"

Ali Bulaç

(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir."

Ali Özek ve heyeti

Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Göster onu; eğer doğruyu söylüyorsan?"

Bayraktar Bayraklı

Firavun, "Eğer doğru söylüyorsan, haydi getir onu!" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki, "Doğru sözlüysen getir bakalım onu."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki, 'Doğru sözlüysen getir bakalım onu.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Firavun): "Haydi onu getir bakayım, doğrulardan isen" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi, dedi: getir onu bakayım sadıklardan isen

Erhan Aktaş

Firavun: "Öyleyse haydi getir onu. Eğer doğru söyleyenlerdensen." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun: "Öyleyse haydi getir onu. Eğer doğru söyleyenlerdensen." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun: "Öyleyse haydi getir onu. Eğer doğru söyleyenlerdensen." dedi.

Gültekin Onan

(Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir."

Hasan Basri Çantay

(Fir'avn): "Doğru söyleyenlerdensen haydi getir onu" dedi.

İbni Kesir

Firavun: Eğer doğru söylüyorsan, haydi getir onu, dedi.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Firavun: “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu!” dedi.

Süleyman Ateş

(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi.

Süleymaniye Vakfı

(Firavun:) "Getir onu, eğer doğru söyleyenlerdensen!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Doğru söylüyorsan getir bakalım onu" dedi.

Şaban Britch

Haydi doğru söylüyorsan onu getir, bakalım! dedi.

Şaban Piriş

-Haydi doğru söylüyorsan onu getir, bakalım! dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Hadi getir onu ortaya, eğer doğru sözlülerden isen!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Then exhibit it to view", Pharaoh said, "if indeed you are telling the truth".

Abdul Haleem

‘Show it then,’ said Pharaoh, ‘if you are telling the truth.’

Abdullah Yusuf Ali

(Pharaoh) said: "Show it then, if thou tellest the truth!"

Abul A'la Maududi

Pharaoh said: "Then bring it if you are truthful at all." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This reply of Pharaoh shows that he was not in any way different from the common polytheists of the ancient and modern times. Like all other polytheists, he believed in Allah’s being the highest Deity in the supernatural sense. Who wielded greater power and authority than all other gods and goddesses. That is why Prophet Moses (peace be upon him) said to him: If you do not believe that I have been appointed by Allah, I can present such clear signs as will prove that I have really been sent by Him. And that is why Pharaoh said: If you are true in your claim, come out with your sign, otherwise if he had any doubt about the existence of Allah or His being Master of the universe, he would not have asked for the sign.

Aisha Bewley

He said, ‘Produce it then if you are someone telling the truth. ’

Al-Hilali & Khan

[Fir‘aun (Pharaoh)] said: "Bring it forth then, if you are of the truthful!"

Ali Quli Qarai

He said, ‘Then bring it, should you be truthful. ’

Amatul Rahman Omar

(Pharaoh) said, `Bring it then, if you are of the truthful. '

Arthur John Arberry

Said he, 'Bring it then, if thou art of the truthful. '

Bijan Moeinian

Pharaoh said, "Go ahead, if you are truthful. "

E. Henry Palmer

Said he, 'Bring it, if thou art of those who tell the truth!'

Edip-Layth

He said, "Then bring it forth if you are of the truthful ones."

George Sale

Pharaoh replied, produce it therefore, if thou speakest truth.

Hamid S. Aziz

Moses said, "What, if I come to you with something obvious (to the senses)?"

Mahmoud Ghali

He said, "Come up with it then, in case you are of the sincere ones. "

Marmaduke Pickthall

(Pharaoh) said: Produce it then, if thou art of the truthful!

Mohamed Ahmed - Samira

(The Pharaoh) said: "Then bring it, if you speak the truth. "

Muhammad Asad

[Pharaoh] answered: "Produce it, then, if thou art a man of truth!"

Mustafa Khattab

Pharaoh demanded, "Bring it then, if what you say is true."

Progressive Muslims

He said: "Then bring it forth if you are of the truthful ones. "

Rashad Khalifa

He said, "Then produce it, if you are truthful."

Sahih International

[Pharaoh] said, "Then bring it, if you should be of the truthful. "

Sam Gerrans

Said he: “Then bring thou it, if thou be of the truthful.”

Shabbir Ahmed

He said, "Bring your signs if you are truthful. "

Syed Vickar Ahamed

Said (Firon): "Show it then, if you tell the truth!"

Taqi Usmani

He said, "Then bring it, if you are truthful."

The Monotheist Group

He said: "Then bring it forth if you are of the truthful ones."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩