Diyanet İşleri
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 34. ayet. قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌ
ḳâle lilmelei ḥavlehû inne hâẕâ lesâḥirun `alîm.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.
Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.
"Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."
"Sana bütün usta sihirbazları getirsinler."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 34–37. ayetler için yazılmıştır.
34-35. “Etrafındaki ileri gelenlere” hakka ve hakkı getirene karşı çıkarak “dedi ki: Şüphesiz bu, çok bilgili bir siharbazdır. Sihri ile sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” Firavun, gerçeği onlara başka türlü göstermeye çalışmıştı. Çünkü akıllarının kıt olduğunu biliyordu. Mûsâ’nın gösterdiklerinin, sihirbazların yaptıkları türünden olduğunu söylemeye kalkıştı. Çünkü onlar sihirbazların, insanların güç yetiremeyeceği türden hayret verici işler yaptıklarına inanıyorlardı. Ayrıca Firavun, Mûsâ’nın bu sihirden maksadının onları yurtlarından çıkarmak olduğunu belirterek onları korkutmaya çalışmıştı. Amacı ise onların kendilerini çocuklarından ve yurtlarından uzaklaştırmak isteyen kimseye karşı düşmanlıkta bütün çaba ve gayretlerini ortaya koymalarını sağlamaktı. “O halde ne buyurursunuz?” Buna ne yapalım, dersiniz?
36-37. “Dediler ki: Onu ve kardeşini alıkoy” bir süre beklet “şehirlere de” insanları bir araya getirecek ve sishirbazları toplayacak “toplayıcılar gönder de sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” Yani ilmin merkezi ve sihrin kaynağı olan bütün şehirlerine becerikli, büyüyü gâyet iyi bilen bütün sihirbazları senin için toplayıp bir araya getirsinler, diye adam gönder. Çünkü sihirbaz olana kendi sihri türünden sihir ile karşı koyulur. Cahil, sapık ve saptırıcı Firavun’un gerçekleri örtbas etmeye çalışarak Mûsâ’nın getirdiklerinin sihir olduğu şeklindeki batıl iddiasını Allah’ın kullara göstermesi, Allah’ın bir lütfu idi. Böylelikle büyük bir kalabalığın hazır bulunacağı bir gösterinin yapılması için bütün becerikli sihirbazları topladılar. Bu sûretle Yüce Allah’ın lütfuyla hak batıla galip gelecekti. İlim ehli ve bu işi bilenler, Mûsâ’nın getirdiğinin doğruluğunu ve hiçbir şekilde sihir olmadığını itiraf ve kabul edeceklerdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun etrafındaki ileri gelenlere şöyle demişti: "Muhakkak ki bu adam sihri iyi bilen bir sihirbazdır."
Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: سحر (63 geçiş)
Firavun'un kavminden ileri gelenler, dediler ki: "Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır."
Aynı kök: حول (25 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: حول (25 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: حول (25 geçiş)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: ملا (40 geçiş)
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…
Aynı kök: ملا (40 geçiş)
Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(34, 35) (Firavun) çevresindeki yöneticilere şöyle demişti: "Bu, sizi büyüsüyle yurdunuzdan çıkarmak isteyen çok bilgili bir büyücüdür. dipnot 1 Öneriniz nedir?"
(Firavun) etrafındaki gözde danışmanlara "Anlaşıldı" dedi, "bunun hayli bilgili bir büyücü olduğu kesin.
(Firavun) çevresindeki seçkinlere: "Doğrusu bu gerçekten çok bilgili bir büyücü" dedi,
(Firavun) çevresindeki ileri gelenlerine dedi ki: "Muhakkak ki bu çok bilen bir sihirbaz. . . "
(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!
Çevresindeki ileri gelenlere, şöyle dedi: "Aslında, gerçekten, bilgili bir büyücü bu!"
- Firavun çevresindeki ileri gelenlere, "Bu, doğrusu, çok bilgili bir sihirbazdır!" dedi. "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
Çevresindeki ileri gelenlere dedi ki, "Bu, gerçekten çok usta bir büyücü imiş."
Çevresindeki ileri gelenlere dedi ki, 'Bu, gerçekten çok usta bir büyücü imiş.'
(Firavun) etrafındaki topluluğa: "Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz!
Etrafındaki cem'ıyyete bu, dedi: her halde bilgiç bir sihirbaz
Firavun, yanındaki melelere: dipnot 1 "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.
Firavun, yanındaki melelere dipnot 1 : "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.
(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."
(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Hiç şübhesiz, dedi, bu mutlak çok bilen bir büyücüdür".
Çevresinde bulunan ileri gelenlere dedi ki: Şüphesiz bu, belletilmiş bir büyücüdür.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır.” dedi.
(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür."
(Firavun) Çevresindeki devlet erkanına dedi ki: "Bu, gerçekten bilgin bir sihirbaz dipnot 1 !
Firavun, çevresindeki devletlilere dedi ki: "Bu, gerçekten bilgin bir büyücü.
(Firavun) Etrafındaki ileri gelenlere: “Bu, muhakkak bilgin bir sihirbaz!” dedi.
Etrafındaki ileri gelenlere: "Bu, muhakkak bilgin bir sihirbaz!" dedi.
Firavun, çevresindeki kodamanlar konseyine şöyle dedi: "Bu adam gerçekten bilgin bir büyücü;
There and then Pharaoh said to the nobility around him: "Indeed, this man is a necromancer skilled in magic, and the works of the devil are clearly manifest in him".
Pharaoh said to the counsellors around him, ‘This man is a learned sorcerer!
(Pharaoh) said to the Chiefs around him: "This is indeed a sorcerer well-versed:
Pharaoh said to the nobles around him: "Surely this man is a skilled magician
He said to the High Council round about him, ‘This certainly is a skilled magician
[Fir‘aun (Pharaoh)] said to the chiefs around him: "Verily! This is indeed a well-versed sorcerer.
He said to the elite [who stood] around him, ‘This is indeed an expert magician
(Pharaoh) said to the courtiers around him, `This (man) is surely a skilled sorcerer,
Said he to the Council about him, 'Surely this man is a cunning sorcerer
Pharaoh turned to his companion and said: "What a magic. "
He said to the chiefs around him, 'Verily, this is a knowing sorcerer,
He said to the commanders around him: "This is a knowledgeable magician."
Pharahoh said unto the princes who were about him, verily this man is a skilful magician:
And he plucked out his hand, and, behold, it was white to the spectators!
He (Firaawn) said to the chiefs around him, "Surely this is indeed a knowledgeable sorcerer.
(Pharaoh) said unto the chiefs about him: Lo! this is verily a knowing wizard,
The Pharaoh said to the chiefs around him: "He is certainly a clever magician.
Said [pharaoh] unto the great ones around him: "Verily, this is indeed a sorcerer of great knowledge
Pharaoh said to the chiefs around him, "He is indeed a skilled magician,
He said to the commanders around him: "This is a knowledgeable magician. "
He said to the elders around him, "This is an experienced magician.
[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician.
Said he to the eminent ones round about him: “This is a learned sorcerer.
Pharaoh said to his chiefs, "He is a magical debater.
(Firon) said to the chiefs around him: "This is truly a magician of high skill. "
He (Pharaoh) said to the chiefs around him "This man is certainly an expert sorcerer".
He said to the commanders around him: "This is a knowledgeable magician!"