Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 42. ayet

Şuarâ suresi, 42. ayet. قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

ḳâle ne`am veinneküm iẕel lemine-lmüḳarrabîn.

Diyanet İşleri

Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 39–45 · surenin 42. ayeti / 227
  1. Şuarâ 39

    İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

  2. Şuarâ 40

    "Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.)

  3. Şuarâ 41

    Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.

  4. 42

    Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.

  5. Şuarâ 43

    Musa onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.

  6. Şuarâ 44

    Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler.

  7. Şuarâ 45

    Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 41–42. ayetler için yazılmıştır.

41-42. “Sihirbazlar geldiklerinde” Firavun’un yanına ulaştıklarında “Firavuna: Eğer” Mûsâ’ya “galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfat var, değil mi?” Buna karşılık Firavun da onlara: “Evet” size hem bir ücret, hem de mükâfat verilecektir. “O zaman siz elbette” nezdimde “çok yakınlarımdan da olacaksınız, dedi.” Bu sözleriyle onlara hem mükâfat, hem de kendisine yakın olma vaadinde bulundu ki daha bir gayrete gelsinler ve Mûsâ’nın getirdiklerine karşı çıkmak için bütün güçlerini ortaya koysunlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun onlara şöyle dedi: "Evet! Sizin için mükâfat vardır. Sizin Musa'ya galip gelmeniz durumunda sizlere yüksek makamlar verilerek bana yakın kimselerden olacaksınız."

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. نَعَمْ neam evet
  3. وَإِنَّكُمْ ve innekum şüphesiz siz
  4. إِذًۭا izen o takdirde
  5. لَّمِنَ lemine
  6. ٱلْمُقَرَّبِينَ l-mukarrabine yakınlardan olacaksınız kök: قرب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Firavun) "Tamam! Şüphesiz ki o takdirde siz gözdelerimden (olacaksı)nız!" demişti. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetler A‘râf 7:113-114. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

(Firavun) "Kesinlikle" dedi, "üstelik siz (protokolde) maiyyetimiz arasındaki yerinizi de alacaksınız!"

Muhammed Esed

(Firavun;) "Elbette", diye cevap verdi, "o takdirde, gerçekten de benim gözdelerim arasında yer alacaksınız".

Ahmed Hulusi

(Firavun): "Evet" dedi. . . "Siz o takdirde benim en yakınlarım olacaksınız. "

Ali Bulaç

"Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız."

Ali Özek ve heyeti

Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız.

Ali Rıza Safa

"Evet!" dedi; "Ayrıca, kesinlikle yakın çevreme gireceksiniz!"

Bayraktar Bayraklı

- Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a, "Biz üstün gelirsek, bize bir ödül vereceksin, değil mi?" dediler. Firavun, "Evet, o taktirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.

Edip Yüksel

"Evet" dedi, "Hatta siz benim konseyime gireceksiniz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Evet,' dedi, 'Hatta siz benim konseyime gireceksiniz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Firavun): "Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet, dedi: hem siz o vakıt muhakkak mukarrebindensiniz

Erhan Aktaş

"Evet; o zaman sizi kesinlikle himayeme alırım." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Evet; o zaman sizi kesinlikle himayeme alırım." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Evet; o zaman sizi kesinlikle himayeme alırım." dedi.

Gültekin Onan

"Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakınlarım kılınanlardan olacaksınız."

Hasan Basri Çantay

(Fir'avn): "Evet, dedi, hem o takdirde siz elbet ve elbet (benim) en yakınlar (ım) dan (olacak) sınız".

İbni Kesir

Evet, dedi. O takdirde siz, muhakkak gözdelerdensiniz.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Firavun: “Evet! Hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız.” dedi.

Süleyman Ateş

"Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Evet" dedi. Üstelik bana yakın kimselerden olacaksınız".

Şaban Britch

Evet, dedi. Siz o zaman, bana yakınlaştırılmış kimselerden olacaksınız.

Şaban Piriş

-Evet, dedi. Siz o zaman, gözdelerimden olacaksınız.

Yaşar Nuri Öztürk

"Evet, dedi, siz o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Yes indeed, " Pharaoh said, "and you shall be in a position that entitles you to be among my retinue".

Abdul Haleem

and he said, ‘Yes, and you will join my inner court.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)."

Abul A'la Maududi

He said: "Yes, you will then become those near-stationed to me." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was then the highest honor that the king could confer on those who served the creed best. Thus, at the very outset, Pharaoh and his magicians manifested by their conduct the great moral distinction that exists between a Prophet and a magician. On the one side, there stood that embodiment of courage and confidence, who in spite of belonging to the suppressed community of the Israelites and having remained to hiding for ten long years on account of a charge of murder, had suddenly appeared in Pharaoh’s court to proclaim fearlessly that he had been sent by the Lord of all Creation and demanded release of the Israelites.

Aisha Bewley

He said, ‘Yes, and in that case you will be among those brought near. ’

Al-Hilali & Khan

He said: "Yes, and you shall then verily be of those brought near (to myself)."

Ali Quli Qarai

He said, ‘ Of course; and indeed you shall be among those near [to me]. ’

Amatul Rahman Omar

He said, `Yes, and surely you will in that case be among my close companions. '

Arthur John Arberry

He said, 'Yes indeed; and you shall then be among the near-stationed. '

Bijan Moeinian

Pharaoh replied: "Not only there will be a great reward, but also a high administrative position in my court will be yours. "

E. Henry Palmer

Said he, 'Yes; and, verily, ye shall then be of those who are nigh (my throne). '

Edip-Layth

He said, "Yes, and you shall also be near to me."

George Sale

He answered, yea; and ye shall surely be of those who approach my person.

Hamid S. Aziz

And when the sorcerers came they said unto Pharaoh, "Will we have a sure reward if we win?"

Mahmoud Ghali

He said, "Yes, and lo indeed, surely you will be indeed among the near-stationed. "

Marmaduke Pickthall

He said: Aye, and ye will then surely be of those brought near (to me).

Mohamed Ahmed - Samira

"Yes, " he replied. "You 'will be among the honoured."

Muhammad Asad

Answered he: "Yea - and, verily, in that case you shall be among those who are near unto me.

Mustafa Khattab

He replied, "Yes, and you will then certainly be among those closest to me."

Progressive Muslims

He said: "Yes, and you shall also be near to me. "

Rashad Khalifa

He said, "Yes indeed; you will even be close to me."

Sahih International

He said, "Yes, and indeed, you will then be of those near [to me]. "

Sam Gerrans

He said: “Yea; and you will then be of those brought near.”

Shabbir Ahmed

He said, "Yes, and you will have high ranks in my court. " (7:113).

Syed Vickar Ahamed

Said (Firon): "Yes, (and more)— Because, in that case (if you win), you will be (given positions) near (to me). "

Taqi Usmani

He said, "Yes, and of course, you will then be among the closer ones."

The Monotheist Group

He said: "Yes, and you shall also be near to me."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩