65. sure

Talâk Suresi الطلاق

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 3 konu
  1. Boşanma, iddet, nafaka ve süt hakkı 1–7 karşılaştır — Boşanma, iddet, nafaka ve süt hakkı
  2. Emirden çıkan kentlerin sonu ve akıl sahiplerine uyarı 8–10 karşılaştır — Emirden çıkan kentlerin sonu ve akıl sahiplerine uyarı
  3. Karanlıktan aydınlığa çıkaran elçi; yedi gök 11–12 karşılaştır — Karanlıktan aydınlığa çıkaran elçi; yedi gök

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Boşanma, iddet, nafaka ve süt hakkı 1–7

  1. Talâk suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ لَا تَدْرِى لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٰلِكَ أَمْرًا

    yâ eyyühe-nnebiyyü iẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe feṭalliḳûhünne li`iddetihinne veaḥṣü-l`iddeh. vetteḳu-llâhe rabbeküm. lâ tuḫricûhünne mim büyûtihinne velâ yaḫrucne illâ ey ye'tîne bifâḥişetim mübeyyineh. vetilke ḥudûdü-llâh. vemey yete`adde ḥudûde-llâhi feḳad żaleme nefseh. lâ tedrî le`alle-llâhe yuḥdiŝü ba`de ẕâlike emrâ.

    Erhan Aktaş

    Ey Nebi! Kadınları boşayacağınız zaman, iddet dipnot 1 sürelerini gözeterek boşayın ve iddetlerini sayın. Rabb'iniz Allah'a karşı takva sahibi olun. Açıkça fahşa dipnot 2 yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kesinlikle kendisine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah bundan sonra yeni bir hadis dipnot 3 ortaya çıkarır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken süre. Bu süre üç iddet ve üç temizlik süresidir. Bu da üç ay demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her türlü aşırılık. Edepsizlik, hayasızlık.
    3. metne dön, dipnot 3
      Durum.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 1. ayet

  2. Talâk suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 2. ayet. فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا۟ ذَوَىْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِ ذَٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مَخْرَجًا

    feiẕâ belagne ecelehünne feemsikûhünne bima`rûfin ev fâriḳûhünne bima`rûfiv veeşhidû ẕevey `adlim minküm veeḳîmü-şşehâdete lillâh. ẕâliküm yû`ażu bihî men kâne yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫir. vemey yetteḳi-llâhe yec`al lehû maḫracâ.

    Erhan Aktaş

    Bekleme süreleri tamamlandığında onları ma'rufa dipnot 1 uygun olarak tutun veya ma'rufa uygun olarak onlardan ayrılın. Ve sizden adalet sahibi iki kişi tanık olsun. Tanıklığı, Allah için yerine getirin. İşte Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere verilen öğüt budur. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah, ona bir çıkış yolu nasip eder.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 2. ayet

  3. Talâk suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 3. ayet. وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمْرِهِۦ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا

    veyerzuḳhü min ḥayŝü lâ yaḥtesib. vemey yetevekkel `ale-llâhi fehüve ḥasbüh. inne-llâhe bâligu emrih. ḳad ce`ale-llâhü likülli şey'in ḳadrâ.

    Erhan Aktaş

    Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül dipnot 1 ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; kendi payına düşen her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 3. ayet

  4. Talâk suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 4. ayet. وَٱلَّٰٓـِٔى يَئِسْنَ مِنَ ٱلْمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمْ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشْهُرٍ وَٱلَّٰٓـِٔى لَمْ يَحِضْنَ وَأُو۟لَٰتُ ٱلْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مِنْ أَمْرِهِۦ يُسْرًا

    vellâî yeisne mine-lmeḥîḍi min nisâiküm ini-rtebtüm fe`iddetühünne ŝelâŝetü eşhüriv vellâî lem yeḥiḍn. veülâtü-l'aḥmâli ecelühünne ey yeḍa`ne ḥamlehünn. vemey yetteḳi-llâhe yec`al lehû min emrihî yüsrâ.

    Erhan Aktaş

    Kadınlarınızdan adet görmekten umudunu kesenler hakkında dipnot 1 kuşku duyarsanız, o zaman onların iddetleri dipnot 2 üç aydır. Ve adet görmeyenlerin de. Hamile kadınların bekleme süresi ise doğum yapıncaya kadardır. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah ona işinde kolaylık sağlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi çevirilerde, "adet görmeyenler" ifadesine, "henüz" kelimesi de ilave edilerek; "henüz adet görmeyenler," yani "Yaşları itibarıyla çocuk oldukları için adet görmeyenler." şeklinde yanlış anlam verilmektedir. Oysaki "adet görmeyenler" ifadesinin çocuk yaşta olmakla bir ilgisi yoktur. Adet görmeyenler ile kast edilen şey biyolojik sorunlar nedeniyle "ay hali" olamamaktır. Zira kimi kadınlar ya hiç ay hali olamamakta ya da düzensiz (uzun aralıklarla) olmakta veya belli bir yaştan sonra ay halinden kesilmektedirler. Zaten ayette kullanılan olumsuzluk edatı "henüz" anlamındaki "lemma" edatı değil, "kesin olumsuzluk" bildiren edat olan "lem" olumsuzluk edatıdır. Buna göre doğru anlam, "ay hali olamayanlar"dır. Bu ayetten hareketle küçük yaşta kız çocuğu ile evlenilmeyi uygun görme ahlaksızlığı Allah'a iftira atmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bekleme süreleri.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 4. ayet

  5. Talâk suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 5. ayet. ذَٰلِكَ أَمْرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا

    ẕâlike emru-llâhi enzelehû ileyküm. vemey yetteḳi-llâhe yükeffir `anhü seyyiâtihî veyü`żim lehû ecrâ.

    Erhan Aktaş

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah için takva sahibi olursa, onun kötülüklerine kafir dipnot 1 olur ve ona yüce, üstün bir ödül verir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüklerini örter.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 5. ayet

  6. Talâk suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 6. ayet. أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا۟ عَلَيْهِنَّ وَإِن كُنَّ أُو۟لَٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا۟ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا۟ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ

    eskinûhünne min ḥayŝü sekentüm miv vucdiküm velâ tüḍârrûhünne litüḍayyiḳû `aleyhinn. vein künne ülâti ḥamlin feenfiḳû `aleyhinne ḥattâ yeḍa`ne ḥamlehünn. fein erḍa`ne leküm feâtûhünne ücûrahünn. ve'temirû beyneküm bima`rûf. vein te`âsertüm fesetürḍi`u lehû uḫrâ.

    Erhan Aktaş

    Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak en iyi ve uygun olacak bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 6. ayet

  7. Talâk suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 7. ayet. لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِّن سَعَتِهِۦ وَمَن قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُۥ فَلْيُنفِقْ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَا سَيَجْعَلُ ٱللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا

    liyünfiḳ ẕû se`atim min se`atih. vemen ḳudira `aleyhi rizḳuhû felyünfiḳ mimmâ âtâhü-llâh. lâ yükellifü-llâhü nefsen illâ mâ âtâhâ. seyec`alü-llâhü ba`de `usriy yüsrâ.

    Erhan Aktaş

    Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 7. ayet

Emirden çıkan kentlerin sonu ve akıl sahiplerine uyarı 8–10

  1. Talâk suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 8. ayet. وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبْنَٰهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَٰهَا عَذَابًا نُّكْرًا

    vekeeyyim min ḳaryetin `atet `an emri rabbihâ verusülihî feḥâsebnâhâ ḥisâben şedîdev ve`aẕẕebnâhâ `aẕâben nükrâ.

    Erhan Aktaş

    Nice kasaba halkı, Rabb'lerinin buyruğuna ve O'nun Resullerine başkaldırdılar da Biz de onları şiddetli bir hesaba çektik ve onları korkunç bir azapla cezalandırdık.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 8. ayet

  2. Talâk suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 9. ayet. فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا

    feẕâḳat vebâle emrihâ vekâne `âḳibetü emrihâ ḫusrâ.

    Erhan Aktaş

    Böylece işinin vebalini tattı. İşinin sonu da hüsran oldu.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 9. ayet

  3. Talâk suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 10. ayet. أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَدْ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكُمْ ذِكْرًا

    e`adde-llâhü lehüm `aẕâben şedîden fetteḳu-llâhe yâ ûli-l'elbâb. elleẕîne âmenû. ḳad enzele-llâhü ileyküm ẕikrâ.

    Erhan Aktaş

    Allah, onlara şiddetli bir azap hazırladı. Ey İman Eden sağlıklı düşünen akıl sahipleri, Allah için takva sahibi olun. Allah, size zikri dipnot 1 indirmiştir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüdü, Hatırlatıcıyı, Kur'an'ı.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 10. ayet

Karanlıktan aydınlığa çıkaran elçi; yedi gök 11–12

  1. Talâk suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 11. ayet. رَّسُولًا يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَٰلِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا قَدْ أَحْسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزْقًا

    rasûley yetlû `aleyküm âyâti-llâhi mübeyyinâtil liyuḫrice-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti mine-żżulümâti ile-nnûr. vemey yü'mim billâhi veya`mel ṣâliḥay yüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. ḳad aḥsene-llâhü lehû rizḳâ.

    Erhan Aktaş

    İman eden ve salihatı1 yapan kimseleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, Allah'ın apaçık olan ayetlerini size okuyan bir Resul gönderdi. Kim, Allah'a iman eder ve salih dipnot 1 olanı yaparsa, Allah onu, içinden ırmaklar akan ve içinde kesintisiz olarak sürekli kalacakları Cennetlere koyar. Allah, onu en iyi şekilde rızıklandıracaktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 64:9. ayetin 2. dipnotu.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 11. ayet

  2. Talâk suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Talâk suresi, 12. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَمِنَ ٱلْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ ٱلْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًۢا

    allâhü-lleẕî ḫaleḳa seb`a semâvâtiv vemine-l'arḍi miŝlehünn. yetenezzelü-l'emru beynehünne lita`lemû enne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîruv veenne-llâhe ḳad eḥâṭa bikülli şey'in `ilmâ.

    Erhan Aktaş

    Allah, yedi göğü ve benzer şekilde yeryüzünü yaratandır. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini, Allah'ın bilgisinin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye, buyruğu onlar arasında iner durur. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruğu yer ile gök üzerinde ortaya çıkmaktadır. (Tecelli etmektedir.) Onun yasaları, bütün varlıklar üzerinde egemenliğini sürdürmektedir.

    Ayet detayı — Talâk suresi, 12. ayet