Talâk suresi · 1–7. ayetler

Boşanma, iddet, nafaka ve süt hakkı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Talâk suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Talâk suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ لَا تَدْرِى لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٰلِكَ أَمْرًا

    Diyanet İşleri

    Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik halinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah'a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayasızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.

    Mehmet Okuyan

    Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman onları (bekleme) sürelerini gözeterek boşayın ve o süreyi sayın! dipnot 1 Rabbiniz Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Apaçık bir çirkinlik (fuhuş) yapmaları durumu hariç, onları (bulundukları) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar! Şu (hüküm)ler, Allah'ın (koyduğu) sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa işte onlar, elbette kendine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, belki de Allah bundan sonra bir durum ortaya çıkarır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet boşanmada beklenmesi gereken bir süre olduğunun, bunun bir anda gerçekleşmeyeceğinin delilidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Bakara 2:228-229.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen ey peygaber! Kadınlarınızı boşamak (istediğinizde), onları bekleme sürelerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın. Allah'a karşı sorumlu olduğunuzu bilin. Onları (içinde yaşadıkları) evlerinden çıkarmayınız ve onlar da çıkmasınlar; tabi ki, ayan açık bir ahlaksızlık yapmaları hali müstesna. Bunlar Allah'ın çizdiği sınırlardır: Ve kim Allah'ın çizdiği sınırları aşarsa, artık o kendine zulmetmiş olur; (ve) sen bilemezsin (ey insan), belki de Allah bu (bekleyişin) ardından, birtakım yeni (ve hayırlı) gelişmelere kapı açabilir.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Kadınları boşa(maya niyetlen)diğinizde, onlar için belirlenmiş iddeti gözetecek şekilde boşayın ve süreyi (dikkatlice) hesaplayın ve Allah'a, Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Onları evlerinizden kovmayın ve açıkça hayasız davranışlarda bulunmadıkça onlar ayrılma(k zorunda bırakılma)sın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır; ve kim Allah tarafından konulan sınırları aşarsa, aslında kendisine karşı haksızlık etmiş olur, (çünkü, ey insan!) Sen onu bilmezsin, (ama), o (ilk ihlal)den sonra Allah, yeniden bazı şeylerin meydana gelmesini sağlayabilir.

    Ahmed Hulusi

    Ey Nebi! Kadınları boşamaya niyetlendiğinizde; iddetlerini dikkate alarak (ay hallerinden temizlendikten sonra) onları boşayın ve iddeti (sürecini) sayın. . . Rabbiniz olan Allah'tan korunun. Açık bir fuhuş yapmaları durumu müstesna, onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. . . İşte bu Allah'ın koyduğu sınırdır! Kim hududullahı tecavüz ederse, gerçekten nefsine zulmetmiştir. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra bir iş ihdas eder.

    Ali Bulaç

    Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman, iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar; ancak açık 'çirkin bir hayasızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkasından bir iş (durum) oluşturur.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

    Ali Rıza Safa

    Ey peygamber! Kadınları Boşama sırasında, bekleme sürelerini gözeterek boşayın ve bekleme süresini iyi hesaplayın. Efendiniz Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Sağtöreye uygun olmayan ilişkilerde açıkça bulunmuş olmaları dışında, onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. İşte bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Ve Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, kendisine yazık etmiş olur. Bilemezsin; Allah, bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarabilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Peygamber! Hanımlarınızı boşayacağınız zaman iddetlerini gözeterek boşayınız ve bekleme sürelerini iyice hesap ediniz. Rabbiniz Allah'a saygı duyunuz. Apaçık bir hayasızlık yapmış olmadıkça onları evlerinden çıkarmayınız. Kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa, aslında kendisine yazık etmiş olur. Bilemezsin ki, belki Allah bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarıverir.

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, kadınları boşadığınız zaman boşama sürelerini gözetin ve bu süreyi iyice hesaplayın. Efendiniz olan ALLAH'ı dinleyin. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar (kötü davranarak onları buna zorlamayın). Ancak kanıtlanmış bir zina işlemeleri bunun dışındadır. ALLAH'ın yasası budur. Kim ALLAH'ın yasasını çiğnerse kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin, belki ALLAH bundan sonra (olumlu) bir iş ortaya çıkarır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Boşanan kadın tekrar evlenebilmek için üç aybaşı hali beklemelidir (2:228).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey peygamber, kadınları boşadığınız zaman boşama sürelerini gözetin ve bu süreyi iyice hesaplayın. Rabbiniz olan ALLAH'ı dinleyin. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar (kötü davranarak onları buna zorlamayın). Ancak kanıtlanmış bir zina işlemeleri bunun dışındadır. ALLAH'ın yasası budur. Kim ALLAH'ın yasasını çiğnerse kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin, belki ALLAH bundan sonra (olumlu) bir iş ortaya çıkarır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey peygamber, kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerine doğru boşayın ve iddeti de sayın; Rabbiniz Allah'tan korkun; açık bir terbiyesizlik yapmaları durumu dışında onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar! Bunlar Allah'ın belirlediği sınırlardır. Her kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin, belki Allah, onun arkasından bir iş çıkarır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o Peygamber! Kadınları boşadığınız vakıt ıddetlerine doğru boşayın ve ıddeti sayın ve Rabbınız Allahdan korkun, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar meğer ki açık bir terbiyesizlik etmiş olalar, bunlar Allahın ta'yin ettiği hududdur ve her kim Allahın hududuna tecavüz ederse nefsine zulmetmiş olur, bilmezsin belki Allah onun arkasından bir iş çıkarır

    Erhan Aktaş

    Ey Nebi! Kadınları boşayacağınız zaman, iddet dipnot 1 sürelerini gözeterek boşayın ve iddetlerini sayın. Rabb'iniz Allah'a karşı takva sahibi olun. Açıkça fahşa dipnot 2 yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kesinlikle kendisine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah bundan sonra yeni bir hadis dipnot 3 ortaya çıkarır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken süre. Bu süre üç iddet ve üç temizlik süresidir. Bu da üç ay demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her türlü aşırılık. Edepsizlik, hayasızlık.
    3. metne dön, dipnot 3
      Durum.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Nebi! Kadınları boşayacağınız zaman, iddet dipnot 1 sürelerini gözeterek boşayın ve iddetlerini sayın. Rabb'iniz Allah'a karşı takva sahibi olun. Açıkça fahşa dipnot 2 yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kesinlikle kendisine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah bundan sonra yeni bir hadis dipnot 3 ortaya çıkarır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evliliği sona eren kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken süre. Bu süre üç iddet ve üç temizlik süresidir. Bu da üç ay demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her türlü aşırılık. Edepsizlik, hayasızlık.
    3. metne dön, dipnot 3
      Durum.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Kadınları boşayacağınız zaman, iddet dipnot 1 sürelerini gözeterek boşayın ve iddetlerini sayın. Rabb'iniz Allah'a karşı takva sahibi olun. Açıkça fahşa dipnot 2 yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kesinlikle kendisine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarıverir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evliliği sonra eren kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken süre. Bu süre üç adet ve üç temizlik süresidir. Bu da üç ay demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her türlü aşırılık. Edepsizlik, hayasızlık.

    Gültekin Onan

    Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman, iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Tanrı'dan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar ancak açık 'çirkin bir hayasızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Tanrı'nın sınırlarıdır. Kim Tanrı'nın sınırlarını çiğnerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Tanrı, bunun arkasından bir buyruk oluşturur/çıkarır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey peygamber, kadınları boşayacağınız vakit iddetlerine doğru boşayın. O iddeti de sayın. Rabbiniz olan Allahdan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkarmasınlar. Meğer ki apaçık bir kötülük (meydana) getirmiş olsunlar. Bunlar Allahın hudududur. Kim Allahın hududunu (çiğneyip) aşarsa muhakkak ki kendisine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki Allah bunun arkasından bir iş peyda ediverir.

    İbni Kesir

    Ey Peygamber; kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetleri içinde boşayın. İddeti de sayın. Rabbınız olan Allah'tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın hudududur. Kim, Allah'ın hududunu aşarsa; şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin belki Allah, bunun ardından bir durum peyda ediverir.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin; olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

    Süleyman Ateş

    Ey peygamber! Kadınları boşa(mak iste)diğiniz zaman onları iddetleri içinde (adetten temiz oldukları sırada) boşayın ve iddeti sayın (üç defa adet görüp temizlenmelerini hesabedin). Rabbiniz Allah'tan korkun (bekleme süresi içinde) onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yapmaları durumu, bu hükmün dışındadır (o zaman evden çıkarabilirsiniz). Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını geçerse, kendisine yazık etmiş olur. Bilmezsin belki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir iş ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır).

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Nebi! Kadınları boşayacağınız zaman onları, kendileri için belirlenmiş iddet kurallarına göre boşayın dipnot 1 ve iddeti sayın dipnot 2 . Rabbiniz olan Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Siz, onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar dipnot 3 . Sadece, haram kılınan cinsel ilişkiye dipnot 4 girdikleri şüphe götürmez bir şekilde belli ise çıkarabilirsiniz. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır dipnot 5 . Kim Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa yanlışı kesinlikle kendisine yapar. Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkarır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İddet, bir kocanın, karısını boşamasıyla başlayan bekleme süresidir. Kadın düzenli adet görüyorsa eşi onu, temizlik döneminde ve ilişkiye girmeden boşamalıdır. Üçüncü temizlik süresinin tamamlanması ile iddet biter (Bakara 2/228). Üç temizlik ve iki adet süresinin toplamı yaklaşık üç ayı bulur. Adetten kesilmiş olan veya adet düzensizliği yaşayan kadınlar da eşlerinin boşamasından itibaren üç ay iddet beklerler. Hamile olan kadınların iddeti ise hamileliğin sonlanmasına kadar devam eder (Talak 65/4).
    2. metne dön, dipnot 2
      İddeti bekleyecek olan kadın, iddet süresini saymakla görevli olan da onu boşayan kocadır. İddet sayma emri kocanın, iddet süresi içinde eşiyle yakından ilgilenmesini zorunlu kılar. Bu, hem aralarındaki problemleri çözmelerine yardımcı olur hem de kocanın geri dönme hakkının olduğu süreyi kaçırmamasını sağlar. Kadın da iddeti ile ilgili konularda kocasına, doğru bilgi vermek zorundadır (Bakara 2/228). Ama koca, nikahtan sonra cinsel ilişki yaşamadan karısını boşamışsa iddet gerekmez (Ahzab 33/49).
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada sözü edilen ev, kocanın evi olmasına rağmen ayette ona "kadınların evleri" denmiştir. Ev kadına ait olsaydı, onun oradan çıkarılmasından söz edilemezdi. Demek ki birinci ve ikinci boşamada, iddet sona ermediği müddetçe, kadın o evi kendi evi gibi kullanacaktır. Evden çıkma veya çıkarılma, kadının eve dönmek üzere herhangi bir yere gitmesini değil, oturduğu evi terk etmesini veya oradan kovulmasını ifade eder. Kadının evinden çıkarılmaması, onun da çıkmaması ve erkeğin iddeti sayması, talakın vuku bulma şartları değil, ailenin yeniden kurulabilmesi için kolaylaştırıcı tavsiyelerdir. Zira kadının evi terk edip gitmesi veya kocasının onu evden çıkarması eşler arasındaki soğukluğun artmasına sebep olabilir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Haram kılınan cinsel ilişki" diye meal verdiğimiz kelime "fahişe (فَاحِشَةَ)"dir. Türkçede bu kelime anlam daralmasına uğradığı için burada kullanılmamıştır. Allah Teala kadınla erkeğin nikahlı ilişkisi dışında tüm cinsel ilişki çeşitlerini yasaklamış (A'raf 7/33) ve onlardan uzak durmayı emretmiştir (En'am 6/151, Şura 42/37, Necm 53/31-32). Onların ilki zina/kadınla erkeğin nikahsız ilişkisi (İsra 17/32) ikincisi de erkek erkeğe ilişkidir (A'raf 7/80-81). Arap dilinde çoğul, en az üçü gösterdiğinden bu ilişkilerin üçüncü çeşidi lezbiyenlik olur (bkz. Nisa 4/15-16 dipnotları).
    5. metne dön, dipnot 5
      "Allah'ın koyduğu sınırlar" ifadesi Kur'an'da toplam on üç kez geçmektedir. Bu ayet dahil bunların dokuzu, boşanma ve zıhar konuları ile ilgilidir (Bakara 2/229-230, Mücadele 58/4-5). Bu da boşanma konusunun ne kadar önemli olduğunu gösterir. Diğer sınırlar şu ayetlerdedir: Bakara 2/187, Nisa 4/13-14, Tevbe 9/112. İslam aleminin düştüğü sıkıntıların ana sebeplerinden biri de Allah'ın Kur'an'da koyduğu bu sınırları aşmış olmalarıdır (Ahzab 33/36).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Karılarınızı boşadığınızda iddetleri dipnot 1 içinde boşayın ve iddetlerini sayın. Rabbiniz Allah'tan çekinin de açık bir fuhuş yapmamışlarsa onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa kötülüğü kendine yapar. Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkarır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İddet : 3 ay bekleme süresidir.

    Şaban Britch

    Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz olan Allah’tan sakının. Açık bir fuhşiyat/ahlaksızlık yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar. İşte bu, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kendisine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

    Şaban Piriş

    -Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman, onları bekleme süresi içinde boşayın ve bekleme sürelerini sayın. Rabbiniz olan Allah'tan korkun. Açık bir ahlaksızlık yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar. İşte bu, Allah'ın kanunudur. Kim Allah'ın kanunlarını çiğnerse kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin ki Allah, belki bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman iddetlerine doğru boşayın ve iddeti iyi sayın! Rabbiniz olan Allah'tan korkun! Onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Apaçık ve belgeli bir yüzsüzlük yapmaları durumu müstesna. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını çiğneyen kendi benliğine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir iş/oluş ortaya çıkarır.

  2. Talâk suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Talâk suresi, 2. ayet. فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا۟ ذَوَىْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِ ذَٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مَخْرَجًا

    Diyanet İşleri

    Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki adil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah'a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.

    Mehmet Okuyan

    (Bekleme) sürelerini doldurduklarında onları ya uygun bir şekilde (nikâhınızda) tutun veya onlardan uygun bir şekilde ayrılın! İçinizden adil iki kişiyi de şahit tutun! Şahitliği Allah için yapın! dipnot 1 İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Kim Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olursa (Allah) ona çıkış yolu yaratır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle boşanmanın şahitler huzurunda gerçekleştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu dört ayette (Talâk 65:2-5), Yüce Allah'a güvenmenin insana kazandıracağı huzura dikkat çekilmektedir. Talâk 7. ayette de belirtildiği gibi her zorluğun sonunda elbette bir kolaylık yaratılacaktır. İnşirâh 94:5-6'da da verilen bilgi bu istikamettedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, sürelerinin sonuna yaklaştıklarında ya onları meşru bir biçimde tutun, ya da meşru bir biçimde ayırın; ve siz(in toplumunuz)dan iki kişiyi de şahit olarak bulundurun; ve (hepiniz) şahitliği Allah için dürüstçe yapın! Bakın, bütün bunlar, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edenlere verilen bir öğüttür. Ve her kim Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa, O onun için bir kapı aralar

    Muhammed Esed

    Böylece, iddetlerinin sonuna yaklaşmak üzere olduklarında, ya onları uygun bir şekilde tutun, yahut uygun bir şekilde bırakın. Ve kendi toplumunuz içinden dürüst(lüğü bilinen) iki kişi (verdiğiniz karara) şahit olarak bulunsun; kendiniz de Allah huzurunda doğru şahitlik yapın! İşte bunlar Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlara verilen öğütlerdir. Ve Allah, Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyan herkese, (mutsuzluktan) bir çıkış yolu (daima) sağlar

    Ahmed Hulusi

    İddetlerinin sonuna ulaştıklarında, ya onları örfe uygun nikaha devam ettirin veya örfe göre onlardan ayrılın. . . Sizden iki adalet sahibini şahit tutun. . . Allah için şehadeti ikame edin. . . İşte bu, Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden kimsenin kendisi ile öğütlendiğidir. . . Kim Allah'tan korunursa, ona bir çıkış yeri oluşturur.

    Ali Bulaç

    Sonra (üç iddet bekleme) sürelerine ulaştıkları zaman, artık onları maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun, ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği Allah için dosdoğru yerine getirin. İşte bununla, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilir. Kim Allah'tan korkup sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir;

    Ali Özek ve heyeti

    İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayırın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. İşte bu, Allah’a ve ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.

    Ali Rıza Safa

    Sürelerinin sonuna vardıklarında, artık uygun bir biçimde tutun veya uygun bir biçimde ayrılın. Aranızdan, adaletli iki kişi tanık olsun. Tanıklığı, Allah için yerine getirin. İşte bunlar, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inananlara verilen öğütlerdir. Çünkü Allah'a yönelik kim sorumluluk bilinci taşırsa, ona bir çıkış yolu sağlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Sürelerinin sonuna ulaştıklarında onları ya uygun biçimde tutunuz yahut onlardan uygun biçimde ayrılınız. İçinizden adil iki kişiyi şahit tutunuz ve şahitliği Allah adına özenle yerine getiriniz. İşte, Allah'a ve ahiret gününe inananlara öğütlenen budur. Kim Allah'a saygı duyarsa, O, kendisine bir çıkış yolu yaratır.

    Edip Yüksel

    Sürelerini doldurdukları zaman, onları güzelce tutun, yahut güzelce ayırın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de bu işleme tanık tutun. Tanıklığı ALLAH için yapınız. İşte bu, ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylayanlar için bir öğüttür. Kim ALLAH'ı sayıp dinlerse ona bir çıkış yolu yaratır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sürelerini doldurdukları zaman, onları güzelce tutun, yahut güzelce ayırın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de bu işleme tanık tutun. Tanıklığı ALLAH için yapınız. İşte bu, ALLAH'a ve ahiret gününe inananlar için bir öğüttür. Kim ALLAH'ı sayıp dinlerse ona bir çıkış yolu yaratır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra sürelerini doldurmaya yaklaştıklarında, onları güzellikle tutun veya güzellikle ayrılın ve içinizden adalet sahibi iki erkeği şahit tutun! Şahitliği de Allah için doğru yapın! Bu size söylenenleri duydunuz, bununla Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimselere öğüt verilir. Her kim de Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu sağlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra müddetlerini doldurmağa yaklaştıklarında onları güzellikle tutun yahud güzellikle ayrılın ve sizlerden adalet sahibi iki erkeği işhad eyleyin, şehadeti de Allah için doğru eda edin, bu size söylenenleri duydunuz a, bununla Allaha ve Ahıret gününe iyman eder kimselere öğüt verilir, her kim de Allahdan korkarsa Allah ona bir mahrec müyesser kılar

    Erhan Aktaş

    Bekleme süreleri tamamlandığında onları ma'rufa dipnot 1 uygun olarak tutun veya ma'rufa uygun olarak onlardan ayrılın. Ve sizden adalet sahibi iki kişi tanık olsun. Tanıklığı, Allah için yerine getirin. İşte Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere verilen öğüt budur. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah, ona bir çıkış yolu nasip eder.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bekleme süreleri tamamlandığında onları ma'rufa dipnot 1 uygun olarak tutun veya ma'rufa uygun olarak onlardan ayrılın. Ve sizden adalet sahibi iki kişi tanık olsun. Tanıklığı, Allah için yerine getirin. İşte Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlara verilen öğüt budur. Kim Allah için takva dipnot 2 sahibi olursa, Allah, ona bir çıkış yolu nasip eder.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bekleme süreleri tamamlandığında onları ma'rufa dipnot 1 uygun olarak tutun veya ma'rufa uygun olarak onlardan ayrılın. Ve sizden adalet sahibi iki kişi tanık olsun. Tanıklığı, Allah için sağlam yapın. İşte Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlara verilen öğüt budur. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah, ona bir çıkış yolu nasip eder.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Örfe uygun olan: Meşru toplumsal değer yargılarına göre uygun olan şekilde.

    Gültekin Onan

    Sonra (üç iddet bekleme) sürelerine (ecel) ulaştıkları zaman, artık onları maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun, ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği Tanrı için dosdoğru yerine getirin. İşte bununla Tanrı'ya ve ahiret gününe inananlara öğüt verilir. Kim Tanrı'dan korkup sakınırsa, (Tanrı) ona bir çıkış yolu gösterir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra (o kadınlar) müddetlerini doldur (mıya yaklaş) dıkları zaman onları ya güzellikle tutun, yahud güzellikle kendilerinden ayrılın ve içinizden adalet saahibi iki kişiyi de şahid yapın. (Ey şahidler siz de) şahidliği Allah için eda edin. İşte bu (yok mu?) Allaha ve ahiret gününe iman etmekde olanlara onunla öğüt verilir. Kim Allahdan korkarsa (Allah) ona bir (kurtulub) çıkış yeri ihsan eder.

    İbni Kesir

    Sürelerini doldurdukları vakit; onları; ya ma'ruf ile tutun veya onlardan ma'ruf ile ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği, Allah için yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe iman etmekte olanlara verilen öğüttür. Kim, Allah'tan korkarsa; ona bir çıkış yolu ihsan eder.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği de Allah için doğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimseler için öğüt veriliyor. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir.

    Süleyman Ateş

    Sürelerinin sonuna vardıklarında ya onları güzelce (yanınızda) tutun, yahut, güzellikle onlardan ayrılın. (Eşinizi yanınızda tutmak veya ondan ayrılmak için) içinizden adaletli iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği Allah için yapın. İşte içinizden Allah'a ve Son Güne inanan kimseye öğütlenen budur. Kim Allah(ın yasakların)dan sakınırsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) yaratır.

    Süleymaniye Vakfı

    Bekleme sürelerinin (iddetin) sonuna vardıklarında onları ya marufa dipnot 1 /Kur'an'daki hükümlere göre (nikahınızda) tutun dipnot 2 ya da onlardan maruf ile ayrılın. İçinizden iki adil kişiyi şahit tutun dipnot 3 . (Ey şahitler! Siz de) şahitliği Allah için tam ve düzgün yapın dipnot 4 . İşte bunlarla, içinizden Allah'a ve Ahiret gününe inananlara öğüt veriliyor. Kim Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ma'ruf, güzelliği akıl veya din yoluyla bilinen şeydir. Zıttı 'münker'dir (Müfredat). Ma'rufa uygun bilgi, fıtratı yansıttığı için evrensel nitelikte olur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Erkek, iddet süresi içinde eşine dönme hakkına sahiptir (Bakara 2/228, 231-232). Eğer dönmezse, süre bittiği andan itibaren kadın bir başkasıyla evlenebilir. Birinci veya ikinci boşamada, iddet bittikten sonra da kendini boşayan kocası onunla yeni bir nikah yapabilir. Erkek eşini üçüncü kere boşamışsa bir daha ona dönemez; bu nedenle aynı evde kalamazlar, iddet de beklenmez (Bakara 2/229). Bu olaydan sonra kadın başka biriyle evlenir, yeni kocasıyla da nikahı sonlanırsa, o zaman tekrar eski kocasıyla nikahlanabilir (Bakara 2/230).
    3. metne dön, dipnot 3
      İlgili ayetler dikkatle düşünülürse talakın her safhasının şahitlerle tespitinin şart olduğu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, boşamanın gerçekleştiği andır (Nisa 4/35). Boşamanın şahitlerle tespiti halinde müslümanlar durumdan haberdar olup arayı düzeltmek için harekete geçerler; yoksa bu görevi yerine getirmeleri zorlaşır. Erkek, iddetin bitmesini beklemeden de eşine dönebilir (Bakara 2/228). İddet içinde dönme, arayı düzeltme şartına bağlandığından bu konuda erkeğin niyetinin sorgulanmasına ve durumun tespitine ihtiyaç olur. Kötü niyetli olduğu anlaşılırsa dönmesine imkan verilmez. Onun için bu safhanın da şahitlerle tespiti gerekir. Süre sonunda dönme de iyi niyet şartına bağlanmıştır (Bakara 2/231). Bu da ancak şahitlerle tespit edilebilir. Demek ki talakın her safhasının şahitlerle tespiti şarttır, şahitsiz olursa geçersizdir.
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sürelerinin sonuna geldiklerinde kadınları ya maruf dipnot 1 ile tutun ya da maruf ile ayırın. İçinizden güvenilir iki kişiyi dipnot 2 şahit tutun; şahitliği Allah için tam yapın. İşte bu size, sizden Allah'a ve Ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Kim Allah'tan çekinerek kendini korursa Allah bir çıkış yolu açar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maruf, bilinen şey demektir. Bu bilgi, ya gelenek ve göreneklerden ya da Kitap ve Sünnetten elde edilir. Gelenekten elde edilmişse Kitap ve Sünnete aykırı olmaması gerekir. Böyle bir bilgi fıtratı yansıttığı için evrensel nitelikte olur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şahitler kadın veya erkek olabilirler.

    Şaban Britch

    İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği de Allah için doğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimseler için öğüt veriliyor. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir.

    Şaban Piriş

    Bekleme süresinin sonuna geldiklerinde ya onları iyilikle tutun veya iyilikle ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği de Allah için doğru yapın. İşte bununla Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimseler için öğüt veriliyor. Kim Allah'tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sürelerini doldurma noktasına geldiklerinde o kadınları ya örfün gerektirdiği biçimde tutun yahut da yine örfün gerektirdiği şartlarla onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de tanık tutun. Tanıklığı Allah için tam bir biçimde yapın. Allah'a ve ahiret gününe inanan kişiye işte bu şekilde öğüt verilmektedir. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder.

  3. Talâk suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Talâk suresi, 3. ayet. وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمْرِهِۦ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا

    Diyanet İşleri

    Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

    Mehmet Okuyan

    Onu hesap edemeyeceği bir yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir. Elbette Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    ve hiç beklemediği yerden onu rızıklandırır; ve her kim Allah'a güvenirse, artık O ona yeter: Şüphesiz Allah emrini gayesine erdirendir; doğrusu Allah her bir şey için bir ölçü/kader koymuştur.

    Muhammed Esed

    ve ona bütün beklentilerin ötesinde bir rızık verir. Allah'a güvenen herkese O (tek başına) yeter. Gerçek şu ki, Allah, irade ettiği işi sonucuna ulaştırır (ve) Allah her şey için bir (vade ve) ölçü belirlemiştir.

    Ahmed Hulusi

    Ona ummadığı bir taraftan yaşam gıdası verir! Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter! Muhakkak ki Allah, emrini yerine ulaştırandır! Gerçekten Allah, her şey için bir kader meydana getirmiştir!

    Ali Bulaç

    Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip gerçekleştirendir. Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

    Ali Rıza Safa

    Ve beklemediği yerden ona geçimlik verir. Çünkü Allah'a kim güvenirse, artık ona, O yeterlidir. Kuşkusuz, Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, onu hiç beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanıp güvenirse, O, kendine yeter. Şüphesiz Allah, dilediği şeyi sonuca ulaştırır. Allah her şey için bir ölçü belirlemiştir.

    Edip Yüksel

    Ve beklemediği yerden ona rızık verir. Kim ALLAH'a güvenirse O, ona yeter. ALLAH buyruğunu yerine getirendir. ALLAH her şey için bir ölçü koymuştur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve beklemediği yerden ona rızık verir. Kim ALLAH'a güvenirse O, ona yeter. ALLAH buyruğunu yerine getirendir. ALLAH herşey için bir ölçü koymuştur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu hatır ve hayaline gelmez bir taraftan rızıklandırır. Her kim Allah'a tevekkül ederse O ona yeter. Kesinlikle Allah emrini yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü tayin etmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onu hatır-u hayaline gelmez cihetten merzuk eder ve her kim Allaha tevekkül kılarsa o ona yetişir, her halde Allah emrini yerine getirir, Allah her şey için bir mıkdar ta'yin etmiştir

    Erhan Aktaş

    Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül dipnot 1 ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; kendi payına düşen her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül dipnot 1 ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül dipnot 1 ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

    Gültekin Onan

    Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Tanrı'ya tevekkül ederse, O ona yeter. Elbette Tanrı kendi buyruğunu yerine getirip gerçekleştirendir. Tanrı her şey için bir ölçü kılmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Onu haatır-u hayaline gelmeyecek bir cihetden de rızıklandırır. Kim Allaha güvenib dayanırsa O, kendisine yetişir. Şübhesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü ta'yin etmişdir.

    İbni Kesir

    Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim, Allah'a tevekkül ederse; O, kendisine yeter. Şüphesiz ki Allah; emrini yerine getirendir. Gerçekten Allah; her şey için bir ölçü var etmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve ona hiç beklemediği bir yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir süre/ölçü koymuştur.

    Süleyman Ateş

    Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanırsa O, ona yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah herşey için bir ölçü koymuştur.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ona, hiç beklemediği yerden rızık verir dipnot 1 . Kim Allah'a güvenip dayanırsa O, ona yeter. Şüphesiz Allah, işini sonuca ulaştırır. Kesinlikle Allah, her şey için bir ölçü koymuştur dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah her şey için bir ölçü, bir standart koyduğu için buraya kadar anlatılanlar, ölçüye uygun olarak yapılan birinci talakı gösterir. Yaklaşık üç aylık bir sürece yayılan bu talak en fazla iki defa gerçekleşebilir; üçüncü boşamada bu kurallar geçerli olmaz. Tek seferde iki veya üç talakla boşama, şarta veya belli bir zamanın gelmesine bağlayarak boşama da dahil olmak üzere, Bakara 2/229-230 ve Talak 65/2. ayetlerde belirtilen hususlara riayet edilmeyen tüm boşanmalar geçersizdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beklemediği yerden ona rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. İşini tam yapan Allah'tır. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

    Şaban Britch

    Ve ona hiç beklemediği bir yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse, o kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir süre/ölçü koymuştur.

    Şaban Piriş

    Ve Ona hiç beklemediği bir yerden rızık verir. Kim Allah'a teslim olursa o kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşkusuz, Allah, emrini yerine getirecektir. Allah her şey için bir ölçü/bir kader belirlemiştir.

  4. Talâk suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Talâk suresi, 4. ayet. وَٱلَّٰٓـِٔى يَئِسْنَ مِنَ ٱلْمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمْ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشْهُرٍ وَٱلَّٰٓـِٔى لَمْ يَحِضْنَ وَأُو۟لَٰتُ ٱلْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مِنْ أَمْرِهِۦ يُسْرًا

    Diyanet İşleri

    Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

    Mehmet Okuyan

    Kadınlarınızdan âdet halinden ümit kesenlerin (durumundan) şüphe ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. (Bir sebeple) âdet göremeyenler (için de durum böyledir). dipnot 1 Hamile olanların (bekleme) süresi ise yüklerini bırakmaları (doğuma kadar)dır. Kim Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olursa, (Allah) ona işinde kolaylık verir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle regl olup olmadığı net bir şekilde belli olmayan, durumu net olarak düzenli gitmeyen, regl zamanı bilinemeyen, muhtemelen bunu gizleyen kadınların durumundan şüphe edilince bekleme süresinin üç ay olduğu hükme bağlanmaktadır. Ayette ikinci cümlede ise henüz hiç regl (ay hâli) olmamış çocukların değil, bir sebeple ve mazeretle regl olamayan kadınlarla ilgili bekleme süresinin de üç ay olduğundan söz edilmektedir. [Lem yehıdne] fiilindeki [lem] edatı bu yaklaşımımızın gerekçesidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ay halinden tamamen kesilen kadınlarınız konusunda kuşkuya düşerseniz; bilin ki onların bekleme süresi üç aydır; hiç ay hali görmeyenlerin ki de öyledir; hamile olanların iddeti ise doğum yapıncaya kadardır. Ve her kim Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa, O ona buyruğunu kolay kılar:

    Muhammed Esed

    Ay hali görmekten kesilen ve hiç ay hali görmeyen kadınlarınıza gelince, onların iddeti, -eğer (onun süresiyle ilgili) bir şüpheniz varsa- üç (takvim) ay(ı) olacaktır; hamile olanların iddetleri ise, doğum yaptıklarında sona erecektir. Allah, kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyan herkese, buyruklarına uymayı kolaylaştırır.

    Ahmed Hulusi

    Kadınlarınızdan aybaşı halinden ümit kesenlere (menopoza girenlere) gelince, eğer (iddetlerinden) kuşkuluysanız, onların iddeti üç aydır. Aybaşı olmamış kadınların da (böyledir). . . Hamilelerin (iddeti) ise, onların iddetleri yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan korunursa, onun için işinde bir kolaylık oluşturur.

    Ali Bulaç

    Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Allah'tan korkup sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir.

    Ali Özek ve heyeti

    Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları) dır. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

    Ali Rıza Safa

    Aybaşı durumundan kesilmiş ve daha aybaşı durumu görmemiş kadınlarınızın bekleme sürelerinde kuşkunuz varsa, onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise doğum yaptıklarında sona erer. Ve Allah'a yönelik kim sorumluluk bilinci taşırsa, ona işinde kolaylık sağlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlar ile adet görmeyenler hakkında tereddüt ederseniz onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süreleri ise doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a saygı duyarsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.

    Edip Yüksel

    Menopoz dönemine girerek aybaşından kesilen kadınlarınıza gelince, kuşkunuz varsa, bekleme süreleri üç aydır. Aybaşı hali görmeyip gebe olanların süresi, yüklerini bırakmalarıyla sona erer. Kim ALLAH'ı dinlerse, onun işini kolaylaştırır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayet, yeniden evlenmeden önce boşanan kadınların gebe olma ihtimallerinin iyice belli olması gerektiğini hatırlatır. Çocuğun biyolojik babasının kimliği ve çocuğun ondan alacağı miras ve destek kaybolmasın diye... Ayetteki "aybaşı görmeyenler" ifadesini bağlamla alakası olmayan bir anlam yükleyerek "pedofili" suçlaması için bahane oluşturmak isteyenler var. Halbuki ayet, gebe kaldıkları için hayız/aybaşı görmeyenlerden söz ediyor. Hayız görmeyenlerin gebe oldukları anlaşılınca doğuruncaya kadar yeni evliliği ertelemeleri tavsiye ediliyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Menopoz dönemine girerek aybaşından kesilen kadınlarınıza gelince, kuşkunuz varsa, bekleme süreleri üç aydır. Aybaşı hali görmeyen ve gebe olanların süresi, yüklerini bırakmalarıyla sona erer. Kim ALLAH'ı dinlerse, onun işini kolaylaştırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Adetten kesilmiş kadınlarınız hakkında şüpheye düşerseniz, onların iddeti de üç aydır; adet görmeyenler de öyledir. Yüklülerin süresi ise doğum yapmalarıdır. Her kim Allah'tan korkarsa, Allah onun işine bir kolaylık verir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayızdan kesilmiş olan kadınlarınız -şübhelendinizse- onların ıddeti de üç aydır, hayız görmiyenler de öyle, yüklülerin ise ecelleri hamillerini vaz' etmeleridir ve her kim Allaha korunursa Allah onun işine bir kolaylık verir

    Erhan Aktaş

    Kadınlarınızdan adet görmekten umudunu kesenler hakkında dipnot 1 kuşku duyarsanız, o zaman onların iddetleri dipnot 2 üç aydır. Ve adet görmeyenlerin de. Hamile kadınların bekleme süresi ise doğum yapıncaya kadardır. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah ona işinde kolaylık sağlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi çevirilerde, "adet görmeyenler" ifadesine, "henüz" kelimesi de ilave edilerek; "henüz adet görmeyenler," yani "Yaşları itibarıyla çocuk oldukları için adet görmeyenler." şeklinde yanlış anlam verilmektedir. Oysaki "adet görmeyenler" ifadesinin çocuk yaşta olmakla bir ilgisi yoktur. Adet görmeyenler ile kast edilen şey biyolojik sorunlar nedeniyle "ay hali" olamamaktır. Zira kimi kadınlar ya hiç ay hali olamamakta ya da düzensiz (uzun aralıklarla) olmakta veya belli bir yaştan sonra ay halinden kesilmektedirler. Zaten ayette kullanılan olumsuzluk edatı "henüz" anlamındaki "lemma" edatı değil, "kesin olumsuzluk" bildiren edat olan "lem" olumsuzluk edatıdır. Buna göre doğru anlam, "ay hali olamayanlar"dır. Bu ayetten hareketle küçük yaşta kız çocuğu ile evlenilmeyi uygun görme ahlaksızlığı Allah'a iftira atmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bekleme süreleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kadınlarınızdan adet görmekten kesilenler ve adet görmeyenler hakkında dipnot 1 kuşku duyarsanız, o zaman onların iddetleri dipnot 2 üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi ise doğum yapıncaya kadardır. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah ona işinde kolaylık sağlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimi çevirilerde, "adet görmeyenler" ifadesine, "henüz" sözcüğü de ilave edilerek; "henüz adet görmeyenler", yani "çocuk yaşta oldukları için ay hali olmayanlar" şeklinde yanlış anlam verilmektedir. Oysaki bu ifadenin çocuk yaşta olmakla bir ilgisi yoktur. Adet görmeyenler ifadesinden kasıt biyolojik bir sorun nedeniyle "ay hali" olamamaktır. Zira kimi bayanlar ya hiç ay hali olmamakta ya düzensiz (uzun aralıklarla) olmakta veya belli bir yaştan sonra ay halinden kesilmektedirler. Zaten ayette kullanılan olumsuzluk edatı "henüz" anlamındaki "lemma" edatı değil, "kesin olarak olmayan" anlamındaki "lem" olumsuzluk edatıdır. Bu ayetten hareketle küçük yaşta kız çocuğu ile evlenilmeyi uygun görme ahlaksızlığı Allah'a iftira atmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bekleme süreleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kadınlarınızdan adet görmekten kesilenler ve adet görmeyenlerden dipnot 1 ; kuşku duyarsanız, o zaman onların bekleme süreleri üç aydır. Hamile kadınların iddet süresi ise doğum yapıncaya kadardır. Kim Allah için takva dipnot 2 sahibi olursa, Allah ona işinde kolaylık sağlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çoğu çeviride, "adet görmeyenler" ifadesine, "henüz" sözcüğü de ilave edilerek; "henüz adet görmeyenler/ olmayanlar", diğer bir ifade ile "çocuk oldukları için ay hali olmayanlar" şeklinde anlam verilmektedir. Oysaki bu ifadenin çocuk yaşta evlilikle bir ilgisi yoktur. Adet görmeyenler ifadesiyle; biyolojik olarak, "ay hali" olamayanlar; ay hali olamama durumu kast edilmektedir. Zira kimi bayanlar ya hiç ay hali olmamakta, ya düzensiz(uzun aralıklarla) veya yaşlarının ilerlemiş dönemlerde olabilmektedirler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi (ecel) ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Tanrı'dan korkup sakınırsa (Tanrı) ona buyruğunda bir kolaylık gösterir.

    Hasan Basri Çantay

    Kadınlarınız içinden artık adetden kesilmiş olanlarla henüz adetini görmemiş bulunanlar (ın iddetlerin) de, eğer şübhe ederseniz, onların iddeti üç aydır. Yüklü kadınların iddetleri ise yüklerini vaz etmeleri (le biter). Kim Allahdan korkarsa O, kendisine (her) işinde, bir kolaylık verir.

    İbni Kesir

    Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanların iddetieğer şüphe edersenizüç aydır. Henüz adet görmemiş olanlar da böyle. Gebe kadınların süresi ise; yüklerini vaz'etmeleridir. Kim, Allah'tan korkarsa; O, işinde bir kolaylık halkeder.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar hakkında (hüküm nedir diye) tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir. Hamile kadınların bekleme süresi, yüklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’tan sakınırsa, ona işinde bir kolaylık sağlar.

    Süleyman Ateş

    (Yaşlılıklarından ötürü) Adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresinden) şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. Gebe olanların bekleme süresi, yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) ona işinde bir kolaylık yaratır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlarınızdan adetten ümidini kesmiş (menopoza girmiş) olanlar(ın iddeti) hakkında şüpheye düşerseniz (bilin ki) onların iddeti üç aydır; adet görmeyen kadınlarınki dipnot 1 de öyledir. Hamile olanların bekleme süreleri ise hamileliklerinin sonlanması ile biter dipnot 2 . Kim Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınırsa Allah onun işinde bir kolaylık oluşturur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birçok meal ve tefsirde ayetteki bu ifadeye "henüz adet görmeyenler" anlamı verilerek bu ayet, çocukların evlendirilmesinin delili sayılmıştır. Ahzab 33/49. ayete göre gerdeğe girmeden boşanan kadının iddet beklemesi gerekmediği için bu ayet, çocuklarla gerdeğe girilebileceğinin de delili sayılmıştır. Halbuki ayette, yaşadığı sıkıntıdan/stresten dolayı boşanma esnasında adet göremez olan yani adet düzeni bozulan kadınlarla normalde (boşanma öncesinde de) adet düzensizliği yaşayan, birkaç ayda bir adet gören kadınların kast edildiği anlaşılmaktadır. Zira düzenli olarak adet görmeyen kadınlarda iki adet arası aylarca ve hatta duruma göre yıllarca sürebilir. Zaten evlilik konusunda nikah çağından bahseden Kur'an'ın (Nisa 4/6) henüz reşit olmamış çocukların evlendirilmesini kabul etmesi de mümkün değildir. Eğer ayette "henüz adet görmeyen ancak normalde görmesi beklenen" çocuklardan bahsediliyor olsaydı, olumsuzluk edatı olarak "lem" değil, "lemma"nın kullanılması gerekirdi. Bu yanlış tercüme, düzenli adet görmeyen kadınların durumu hakkındaki sorunun da çözümsüz kalmasına neden olmuş, mezhepler bu durumdaki kadın için kendilerine göre şöyle bir fetva vermişlerdir: "Düzenli adet görmeyen kadın, kendi yaşıtları adetten kesilinyece kadar bekleyecek, ondan sonra üç ay iddet sayacak, sonra boşanmış kabul edilecektir." Bu fetvanın hem ayete aykırı olduğu hem de bu durumdaki kadına ve onun nafakasını sağlamak zorunda olan erkeğe büyük zulüm olduğu açıktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Adetten kesilen, düzenli adet görmeyen ve hamile olduğu için adet göremeyen kadınların dışında bir de normal şekilde yani düzenli adet gören kadınlar vardır ki onların iddetleri de üç kez adet görüp temizlenmeleridir (Bakara 2/228).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Karılarınızdan adetten kesilmiş olanlar hakkında şüpheye düşerseniz iddetleri üç aydır; adet görmeyenler dipnot 1 de öyledir. Hamile olanların bekleme süreleri yapacakları doğumla biter. Kim Allah'tan çekinerek kendini korursa Allah onun işini kolaylaştırır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her hangi bir sebepten dolayı adeti geciken ve boşama gününden itibaren üç ay süreyle adet görmeyenler.

    Şaban Britch

    Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar hakkında (hüküm nedir diye) tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir. Hamile kadınların bekleme süresi, yüklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’tan sakınırsa, ona işinde bir kolaylık sağlar.

    Şaban Piriş

    Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlar eğer tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmemiş olanlar da böyledir. Hamile kadınların bekleme süresi, yüklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah'tan korkarsa, ona işinde bir kolaylık sağlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Adetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme sürelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri üç aydır. Hiç adet görmemiş kadınların süreleri de böyledir. Gebe olan kadınların süreleri ise yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan korkarsa, O ona işinde bir kolaylık nasip eder.

  5. Talâk suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Talâk suresi, 5. ayet. ذَٰلِكَ أَمْرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا

    Diyanet İşleri

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.

    Mehmet Okuyan

    İşte bu(nlar), Allah'ın size indirdiği emirleridir. Kim Allah'a karşı takvâlı olursa, (Allah) onun kötülüklerini örter ve onun ödülünü artırır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu Allah'ın size indirmiş olduğu buyruğudur; kim Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa, (Allah) onun günahlarını örter ve ona muazzam bir ödül verir.

    Muhammed Esed

    bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Ve O, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olan herkesin (bazı) kötü fiillerini örter ve onlara büyük bir ödül bağışlar.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu (uygulamalar) Allah'ın işidir ki, onu size inzal etti. . . Kim Allah'tan korunursa, kötülüklerini ondan siler ve onun için ecri büyütür.

    Ali Bulaç

    Bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'tan korkup sakınırsa, Allah, kötülüklerini örter ve onun ecrini büyütür.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah'tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını arttırır.

    Ali Rıza Safa

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruktur. Çünkü Allah'a yönelik kim sorumluluk bilinci taşırsa, onun kötülüklerini örter ve ödülünü çoğaltır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Evet, kim Allah'a saygı duyarsa Allah onun kötülüklerini örter ve ödülünü büyütür.

    Edip Yüksel

    Bu, ALLAH'ın size indirdiği emridir. Kim ALLAH'ı dinlerse onun kötülüklerini örter ve ödülünü büyütür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, ALLAH'ın size indirdiği emridir. Kim ALLAH'ı dinlerse onun kötülüklerini örter ve ödülünü büyütür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu (anlatılan hükümler), Allah'ın size indirdiği emridir. Her kim Allah'tan korkarsa, Allah onun kabahatlarını örter ve mükafatını büyütür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bu (anlatılan ahkam) Allahın emridir, onu size indirdi ve her kim Allahdan korkarsa Allah onun kabahatlerini örter ve ecrini büyültür

    Erhan Aktaş

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah için takva sahibi olursa, onun kötülüklerine kafir dipnot 1 olur ve ona yüce, üstün bir ödül verir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüklerini örter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah için takva sahibi olursa, onun kötülüklerine kafir dipnot 1 olur ve ona yüce, üstün bir ödül verir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüklerini örter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah için takva sahibi olursa, onun kötülüklerini örter ve ona yüce, üstün bir ödül verir.

    Gültekin Onan

    Bu, Tanrı'nın size indirdiği buyruktur. Kim Tanrı'dan korkup sakınırsa, Tanrı kötülüklerini örter (yükeffir) ve onun ecrini büyütür.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bu (nlar) Allahın size indirdiği emridir. Kim Allahdan korkarsa (Allah) onun kusurlarını örter, onun mükafatını büyütür.

    İbni Kesir

    Bu, Allah'ın emridir. Onu size indirmiştir. Kim, Allah'tan korkarsa; onun kusurlarını örter ve ecrini büyütür.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'tan sakınırsa (Allah) onun kötülüklerini örter ve onun ecrini büyütür.

    Süleyman Ateş

    Bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınırsa Allah da onun kötülüklerini örter ve alacağı ödülü çoğaltır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Allah'ın emridir, onu size indirmiştir. Kim Allah'tan çekinerek kendini korursa Allah da onun kabahatlerini örter ve alacağı ödülü arttırır.

    Şaban Britch

    Bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’tan sakınırsa, O, onun günahlarını bağışlar ve mükâfatını da büyük verir.

    Şaban Piriş

    Bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'tan sakınırsa, O, onun günahlarını bağışlar ve mükafatını da büyük verir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu, Allah'ın size indirmiş olduğu emridir. Kim Allah'tan korkarsa O, onun çirkinliklerini örter ve onun ödülünü büyütür.

  6. Talâk suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Talâk suresi, 6. ayet. أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا۟ عَلَيْهِنَّ وَإِن كُنَّ أُو۟لَٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا۟ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا۟ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ

    Diyanet İşleri

    Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

    Mehmet Okuyan

    Gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin (evinizin) bir bölümünde onları (da) oturtun! Onları (gitmeleri için) sıkıştırıp kendilerine zarar vermeyin! (Boşandığınız kadınlar) hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin; aranızda uygun bir şekilde istişare edin! (Emzirtme konusunda) zorluk çekerseniz, onu başka bir (kadın) emzirecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    (İddet bekleyen kadınlarınızı), imkanlarınız nisbetinde barındığınız şartlara uygun olarak barındırın; onlar üzerinde baskı kurup hayatlarını çekilmez hale getirmeyin; eğer hamileyseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını üstlenin; eğer (çocuğunuzu) sizin hesabınıza emzirirlerse, onlara hak ettikleri karşılığı verin ve (çocuğun geleceğini) kendi aranızda ortak değerler çerçevesinde istişare edin; eğer (emzirme konusunda) karşılıklı zorlanırsanız, bu takdirde (baba) hesabına bir başkasının emzirmesi gerekecektir.

    Muhammed Esed

    (O halde, iddetlerinin içinde bulunan) kadınların, sizinle aynı yerde, aynı imkanları kullanarak geçinmelerini sağlayın ve onları rahatsız edip hayatlarını çekilmez hale getirmeyin. Eğer hamile kalırlarsa, doğumlarını yapıncaya kadar onlar için her türlü harcamayı yapın; (boşanma kesinleştikten sonra) çocuğunuzu emzirirlerse onlara (hak ettikleri) karşılığı verin ve kendi aranızda (çocuğun geleceğini) uygun bir şekilde konuşun. Eğer ikiniz de (annenin çocuğu emzirmesi ihtimalini) zor görürseniz onu (babasının) adına başka bir kadın emzirsin.

    Ahmed Hulusi

    Onları (boşadığınız kadınları) şartlarınız elverdiğince yaşadığınız mekanın bir kısmında iskan edin. Onları sıkıntıya sokmak için onlara zarar vermeye kalkışmayın. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğum yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin (çocuklarınızı) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda (bu meseleleri) güzel örf ile istişare edin. Eğer anlaşamazsanız, onun (çocuğun babası) için başka bir kadın (çocuğu) emzirir.

    Ali Bulaç

    (Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hâmile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

    Ali Rıza Safa

    Gücünüz ölçüsünde kendinizin oturduğu yerde onları da oturtun ve sıkıntıya düşürmek için onlara dokunca vermeyin. Eğer onlar gebe ise doğum yapıncaya dek geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse, onlara karşılığını verin ve kendi aranızda uygun bir biçimde uzlaşın. Zorluk çekerseniz, bir başkası emzirsin.

    Bayraktar Bayraklı

    O kadınları imkanınıza göre kendi oturduğunuz yerde oturtunuz ve onları baskı altına almak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayınız. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını karşılayınız. Sizin hesabınıza çocuğunuzu emzirirlerse onlara karşılığını ödeyiniz ve aranızda güzelce konuşup anlaşınız. Anlaşmakta zorlanırsanız bu durumda çocuğu, o erkeğin hesabına başka bir kadın emzirecektir.

    Edip Yüksel

    O kadınları, gücünüz oranında, oturduğunuz yerde oturtun. Ayrılmaya zorlamak için onları rahatsız etmeyin. Gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse ücretlerini ödeyin. Aranızda güzel bir ilişki kurun. Güçlükle karşılaşırsanız, onu başka bir kadın emzirecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O kadınları, gücünüz oranında, oturduğunuz yerde oturtun. Ayrılmaya zorlamak için onları rahatsız etmeyin. Gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse ücretlerini ödeyin. Aranızda güzel bir ilişki kurun. Güçlükle karşılaşırsanız, onu başka bir kadın emzirecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kadınların, gücünüze göre oturduğunuz meskenin bir bölümünde oturmalarını sağlayın ve onlara baskı yapmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın! Eğer yüklü iseler, doğumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzelce anlaşın. Eğer zorlaşıyorsanız, bu durumda çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O kadınları gücünüzün yettiğinden sakin olduğunuz yerin bir kısmında iskan ediniz ve üzerlerine tazyık yapmak için onları ızrara kalkışmayınız ve eğer yüklü iseler hamillerini vaz' edinciye kadar nefakalarını verin, sonra sizin hisabınıza emzirirlerse o vakit de ecirlerini verin ve aranızda iyilikle emr edin ve eğer zorlaşıyorsanız o halde baba hisabına diğer bir emzikli emzirecektir.

    Erhan Aktaş

    Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak en iyi ve uygun olacak bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma'ruf bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, onlara zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma'ruf dipnot 1 bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Örfe uygun; meşru toplumsal değer yargılarına göre; uygun olan şekilde, iyilikle, güzellikle.

    Gültekin Onan

    (Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve islama uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

    Hasan Basri Çantay

    (Boşanan) o kadınları, gücünüzün yetdiği kadar, ikaamet etdiğiniz yerin bir kısmında oturtun. (Evleri) başlarına dar etmek (onları çıkmıya mecbur kılmak) için kendilerine zarar yapmayın. Eğer onlar yüklü iseler yüklerini koyuncuya kadar nafakalarını verin. Eğer (kendilerinden olan evladlarınızı) sizin faidenize emzirirlerse onlara ücretlerini verin. Aranızda (bu hususda) güzelce müşavere edin. Eğer güçlüğe uğrarsanız o halde (çocuğu) onun (nisabına) bir başka (kadın) emzirecekdir.

    İbni Kesir

    Onları, gücünüzün yettiği kadar ikamet ettiğiniz yerin bir kısmında oturtun. Onları, sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, yüklerini koyuncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için emzirirlerse; onlara, ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer güçlüğe uğrarsanız; çocuğu bir başka kadın emzirir.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde (iddet süresince) oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için (ücretle) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda maruf/bilinen bir şekilde emredin. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

    Süleyman Ateş

    (Boşadığınız) O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştır(ıp evden çıkmağa zorla)mak için kendilerine zarar vermeğe kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimini sağlayın. Sonra sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup anlaşın. Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz (o zaman) çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Boşadığınız kadınları (iddetleri süresince) imkanlarınız ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun dipnot 1 . (Evi) dar etmek için onlara zarar vermeye kalkmayın. Hamile iseler hamilelikleri sonlanıncaya kadar nafakalarını karşılayın. Çocuğu sizin için emzirirlerse ücretlerini verin dipnot 2 . İşleri aranızda marufa göre karşılıklı görüşme ile yürütün. Eğer karşılıklı olarak zorlanırsanız babası için çocuğu, bir başkası emzirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kadın boşandığı için çocuğunu emzirmek istemeyebilir. Eğer emzirirse baba emzirme ücretini verir (Bakara 2/233).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Boşadığınız kadınları (iddetleri esnasında) gücünüze göre oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun. Onlara baskı yapmak için zarar vermeye kalkmayın. Hamile iseler, doğum yapıncaya kadar ihtiyaçlarını karşılayın. Çocuğu sizin için emzirirlerse ücretlerini verin. İşleri aranızda güzelce yürütün. Karşılıklı olarak zorlanırsanız çocuğu bir başkası emzirir.

    Şaban Britch

    Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde (iddet süresince) oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için (ücretle) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda maruf/bilinen bir şekilde emredin. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu), onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

    Şaban Piriş

    Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız, çocuğu bir başkası emzirir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O kadınları, imkanlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

  7. Talâk suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Talâk suresi, 7. ayet. لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِّن سَعَتِهِۦ وَمَن قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُۥ فَلْيُنفِقْ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَا سَيَجْعَلُ ٱللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا

    Diyanet İşleri

    Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

    Mehmet Okuyan

    İmkânı geniş olan, imkânına göre nafaka versin; rızkı daraltılmış olan da Allah'ın kendisine verdiğinden nafaka ödesin! Allah kimseyi ona verdiği (imkân)dan başkasıyla sorumlu tutmaz. dipnot 1 Allah her zorluktan sonra kolaylık yaratacaktır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:233, 286; Nisâ 4:84; Mâide 5:48; En‘âm 6:152, 165; A‘râf 7:42; Mü'minûn 23:62.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ifade bir müslümanın hayatındaki en büyük güven kaynaklarından birisidir. Benzer mesajlar: Talâk 65:2-5; İnşirâh 94:5-6.

    Mustafa İslamoğlu

    (Neticede) imkanı olanlar, imkanları nisbetinde harcama yapsın; maddi imkanı dar olanlar da Allah'ın kendisine verdiği kadar harcama yapsın: Allah hiç kimseye verdiği imkandan fazlasını yüklemez; (belki de) Allah, bir zorluktan sonra bir kolaylık ihsan edecektir.

    Muhammed Esed

    (Bütün bu durumlarda,) geniş imkanlara sahip olan kişi, genişliği ile uyumlu olarak harcasın; rızık imkanları dar olan kimse ise Allah'ın kendisine verdiğine uygun şekilde harcasın! Allah hiç kimseye kendi verdiğinden daha fazlasını yüklemez; (ve mümkündür ki) Allah sıkıntıdan sonra rahatlık verecektir.

    Ahmed Hulusi

    Varlık sahibi olan, kendi zenginliğine göre nafaka versin. İmkanları daraltılmış kimse de Allah'ın kendisine verdiğine göre nafakasını versin. . . Allah hiç kimseyi, ona verdiğinden ötesiyle sorumlu tutmaz! Allah zorluktan sonra bir kolaylık oluşturur!

    Ali Bulaç

    Geniş imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Olanakları geniş olan, geniş olanaklarına göre harcasın. Geçim darlığı çeken de Allah'ın kendisine verdiğine göre harcasın. Allah, hiç kimseyi, kendisine verdiğinden daha çoğuyla yükümlü tutmaz. Allah, zorluktan sonra bir kolaylık verecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Varlıklı olan, sahip olduğu imkanlara göre harcasın; rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından harcasın. Allah kimseyi kendi verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylık sağlayacaktır.

    Edip Yüksel

    Varlıklı kimse varlığı oranında nafaka yardımında bulunsun. Dar gelirli ise, ALLAH'ın kendisine verdiğinden versin. ALLAH bir kimseye vermiş olduğundan fazla bir sorumluluk yüklemez. ALLAH zorluktan sonra kolaylık getirecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Varlıklı kimse varlığı oranında nafaka yardımında bulunsun. Dar gelirli ise, ALLAH'ın kendisine verdiğinden versin. ALLAH bir kimseye vermiş olduğundan fazla bir sorumluluk yüklemez. ALLAH zorluktan sonra kolaylık getirecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Varlıklı olan varlığı nisbetinde nafaka versin, rızkı dar olan da Allah'ın kendisine verdiğinden nafaka verin! Allah hiç kimseyi kendisine verdiğinden başkasıyla mükellef (sorumlu) tutmaz. Allah bir zorluğun arkasından bir kolaylık yapar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Genişliği olan genişliğinden infak etsin, rızkı dar olan da Allahın ona verdiğinden infak eylesin, Allah bir nefse verdiğinden başka teklif etmez, Allah bir usrun arkasından bir yüsür yapar

    Erhan Aktaş

    Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.

    Gültekin Onan

    Geniş imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Tanrı'nın kendisine verdiği kadarıyla versin. Tanrı, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Tanrı, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    (Haali, vakti) geniş olan, nafakayı genişliğine göre versin. Rızkı kendisine daraltılmış bulunan (fakir) de nafakayı Allahın ona verdiğinden versin. Allah hiçbir nefse, ona verdiğinden başkasını yüklemez. Allah, güçlüğün arkasından kolaylık ihsan eder.

    İbni Kesir

    Eli geniş olan; genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kendisine daraltılmış bulunan da, nafakayı Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah; güçlüğün ardından bir kolaylık ihsan eder.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İmkânı geniş olan, imkânının genişliğine göre nafaka versin. Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah, hiç kimseyi verdiği (imkândan) fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verir.

    Süleyman Ateş

    Eli geniş olan, genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah, bir kişiye ne vermişse ancak onu yükler, (kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez). Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

    Süleymaniye Vakfı

    Varlıklı olan, harcamayı varlığına göre yapsın. Rızkı dar olan da Allah'ın kendisine verdiğinden harcasın dipnot 1 . Allah hiç kimseye, verdiği imkandan fazla sorumluluk yüklemez dipnot 2 . Allah, zorluğun ardından bir kolaylık oluşturacaktır dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İddet süresi içinde kadının geçimi için yapılan harcamalar ve iddet bittikten sonra çocuğu emzirme ücreti, kocanın imkanlarına göre belirlenir (Bakara 2/241).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Varlıklı olan, harcamayı varlığına göre yapsın. Darlıkta olan da Allah ne vermişse ondan yapsın. Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık yaratacaktır.

    Şaban Britch

    İmkanı geniş olan, imkanının genişliğine göre nafaka versin. Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah, hiç kimseyi verdiği (imkandan) fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verir.

    Şaban Piriş

    Zengin olan, gücüne göre nafaka versin. Rızkı kendisine yetecek kadar olan da, Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah, hiç kimseyi, verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, güçlüğün ardından bir kolaylık verir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Geniş imkana sahip olan bu geniş imkanından harcasın. Rızkı kendisine ölçü ile verilmiş olan da Allah'ın kendisine verdiğinden infak etsin. Allah hiçbir benliği, kendisine verdiği şey dışında yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.