Diyanet İşleri
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Tegâbün suresi
Tegâbün suresi, 11. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
mâ eṣâbe mim müṣîbetin illâ biiẕni-llâh. vemey yü'mim billâhi yehdi ḳalbeh. vellâhü bikülli şey'in `alîm.
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Musibet Allah'ın izniyledir; itaat Tegâbün 11–13 3
Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.
İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Allah’ın izni olmadıkça (kimsenin başına) hiçbir musibet gelmez.” Bu; can, mal, evlât, sevilen şeyler vb. gibi her bir konuda gelip çatan bütün musibetler hakkında umumidir. Kullara ne isabet ederse Allah’ın kaza ve kaderi iledir. Yüce Allah, bunların olacaklarını önceden bilmiştir, Kalemi bunları yazmıştır, bu konuda meşîeti gerçekleşmiştir ve hikmeti de bunu gerektirmiştir.
Fakat esas mesele şudur: Kul, böyle bir konumda üzerindeki görevi yerine getirecek midir getirmeyecek midir? Eğer görevini yerine getirecek olursa onun için dünyada da âhirette de pek büyük ecir ve oldukça güzel bir mükâfat vardır. Eğer bu musibetin Allah’tan geldiğine inanıp buna razı olur ve işini Allah’a havale ederse, Allah kalbine hidâyet verir ve bunun sonucunda kalbi huzur ve sükun bulur. Allah’ın kalbine hidâyet vermediği kimselerde görüldüğü şekli ile musibetler dolayısı ile dehşete düşüp feveran etmez. Aksine ona Yüce Allah, bu musibetlerin gelmesi esnasında sebat ihsan eder ve sabrın gereklerini yerine getirmesini sağlar. Böylelikle o, onun için Kıyamet gününe saklanacak pek büyük mükâfatların yanında dünyevî mükâfatları da elde eder. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sabredenlere mükafatları hiç şüphesiz hesapsız verilir.” (ez-Zümer, 39/10)
Buradan şu da anlaşılmaktadır: Musibetlerin geldiği esnada Allah’ın kaza ve kaderini göz önünde bulundurmayarak Allah’a iman etmeyen, aksine sadece sebeplere bağlı kalan kimselere Allah’ın yardımı erişmez ve Allah, o kimseleri kendi hallerine bırakır. Kul, kendi haline bırakılacak olursa onda tahammülsüzlükten ve sabırsızlıktan başka bir şey görülmez. Bu ise kulun âhiretteki cezasından önce daha dünyada iken cezalandırılması demektir. Bu cezaya sebep ise yerine getirmesi gereken sabırdaki kusurudur. Yüce Allah’ın: “Kim Allah’a iman ederse O, onun kalbine hidâyet verir” buyruğunun, musibetlerle ilgili özel konumuna dair hususi açıklaması böyledir.
Buyruğun umumi anlamı açısından söyleneceklere gelince Yüce Allah şunu haber vermektedir: Allah’a, meleklerine, Kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere inanıp emrolunduğu şekilde iman etmek ve imanın gerektirdiği vazifeleri yerine getirerek imanı doğrulamak… işte kulun yerine getireceği bu sebep, Allah’ın, kendisine sözlerinde, fiillerinde, bütün hallerinde, ilim ve amellerinde hidâyet nasip etmesini sağlayan en büyük sebeptir. Bu, Yüce Allah’ın iman ehline vermiş olduğu en üstün ve en değerli mükâfattır. Nitekim Yüce Allah, mü’minlere dünya hayatında da âhiret hayatında da sebat vereceğini bildirmiştir. Asıl sebat ise her türlü imtihan ve sıkıntı ile karşı karşıya kalınması esnasında kalbin sabır ve sebat göstermesi ve sağlam inancının hiçbir şekilde sarsıntıya uğramamasıdır. Yüce Allah, bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Allah iman edenlere dünya hayatında da âhirette de sarsılmaz sözle sebat verir.” (İbrahim, 14/27)
İnsanlar arasında kalpleri en doğru olan, insanı tedirgin ve huzursuz eden olaylar karşısında en sarsılmaz olanlar iman ehli kimselerdir. Bunun sebebi de sahip oldukları imandır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bir kimsenin canına yahut malına yahut çocuğuna Allah'ın bir hükmü ve kaderi olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim, Allah’a ve O'nun kaza ve kaderine iman ederse; Allah onun kalbini hükmüne karşı rıza ve hoşnutluk ile selamette kılar. Allah, her şeyi hakkıyla bilir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…
Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…
Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…
Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. dipnot 1 Kim Allah'a inanırsa (Allah) onun kalbini doğru yola ulaştırır. dipnot 2 Allah her şeyi bilendir.
Allah'ın izni olmadıkça, (insanın) başına hiçbir musibet gelmez; ve her kim Allah'a inanıp güvenirse, O onun (akleden) kalbine rehberlik eder: zira Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Allah'ın izni olmadıkça (insanın) başına hiçbir musibet gelmez. O halde, kim Allah'a inanırsa kendi kalbini (bu hakikate) açmış olur ve Allah her şeyi bilendir.
Bi-iznillah (Allah'ın, hakikatin olan Esma'sı elvermedikçe) hiçbir musibet isabet etmez! Kim hakikatinin Allah Esma'sı olduğuna iman ederse, ona şuurunda hakikati yaşatır! Allah Bi-külli şey'in (Esma'sıyla her şeyde olarak) Aliym'dir.
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir.
Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir yıkım başa gelmez. Allah'a, kim inanırsa, onun yüreğini doğru yola eriştirir. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir.
Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
Başa ne gelirse ALLAH'ın izniyledir. Kim ALLAH'ı onaylarsa, gönlüne yön gösterir. ALLAH her şeyi bilendir.
Başa ne gelirse ALLAH'ın izniyledir. Kim ALLAH'a inanırsa, gönlüne yön gösterir. ALLAH her şeyi bilendir.
Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez, her kim de Allah'a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah herşeyi bilir.
Allahın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez, her kim de Allaha iyman ederse o onun kalbine hidayet verir ve Allah her şey'i bilir.
Allah'ın izni dipnot 1 dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Allah'ın izni dipnot 1 dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Allah'ın bilgisi dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Tanrı'nın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Tanrı'ya inanırsa, onun kalbini hidayete yöneltir. Tanrı her şeyi bilendir.
Allahın izni olmayınca hiçbir musiybet (gelib) çatmaz. Kim Allaha iman ederse (Allah) onun kalbini doğruya götürür. Allah herşey'i hakkıyle bilendir.
Allah'ın izni olmadıkça hiç bir musibet isabet etmez. Kim de Allah'a inanırsa; onun kalbini doğruya götürür. Ve Allah; her şeyi bilendir.
(11) İsabet eden her şey / her musibet Allah’ın izni ile isabet eder / hedefini bulur, Kim Allah’a güvenirse / iman ederse O da onun kalbine rehberlik eder / kılavuzluk eder. Allah her şeyi bilendir. (Musibet; yararlı zararlı isabet eden her şeydir, hasenenin karşıtı seyyiedir, musibet değildir) (İzin; özneye yapacağı eylem için serbestlik verilmesidir, emrin aksine izinde tercih vardır, kul izin ister Allah izin verir iş başlar, Allah’tan alınan izinle başımıza gelenler iradi olabilir, iddiamızı ispat etmemiz olabilir, duamız olabilir)
Hiçbir musibet, Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.
Başa gelen her musibet Allah'ın izniyledir. Kim Allah'a inanırsa (Allah) onun kalbini doğru (düşünce)ye iletir. Allah, herşeyi bilendir.
Hiçbir olay, Allah'ın onayı olmadan meydana gelmez dipnot 1 . Kim Allah'a inanıp güvenirse O, onun kalbini doğruya yöneltir dipnot 2 . Allah, her şeyi bilendir.
Allah'ın onayı olmadan hiç bir olay meydana gelmez. Kim Allah'a inanıp güvenirse O, onun kalbini doğruya yöneltir. Her şeyi bilen Allah'tır.
Hiçbir musibet, Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.
Hiçbir musibet, Allah'ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah'a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.
Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet gelip çatmaz. Kim Allah'a inanırsa Allah O'nun kalbini doğruya ve güzele kılavuzlar. Ve Allah her şeyi en iyi biçimde bilmektedir.
No calamity befalls a soul but by the leave of Allah. He who believes in Allah with a heart impressed with the image of religious and spiritual virtues and receives the blow without antipathy, as an act of Allah, realizing that in patience possesses he his soul, will Allah, the Spirit of truth, guide him into all truth and imprint his breast with reverential awe. Allah is Alimun of all things.
Misfortunes can only happen with God’s permission––He will guide the heart of anyone who believes in Him: God knows all things––
No kind of calamity can occur, except by the leave of Allah: and if any one believes in Allah, (Allah) guides his heart (aright): for Allah knows all things.
No misfortune dipnot 1 ever befalls unless it be by Allah's leave. dipnot 2 And whosoever has faith in Allah, Allah directs his heart along the Right Path. dipnot 3 Allah has knowledge of everything. dipnot 4
No misfortune occurs except by Allah’s permission. Whoever has iman in Allah – He will guide his heart. Allah has knowledge of all things.
No calamity befalls, but by the Leave [i.e. Decision and Qadar (Divine Preordainments)] of Allâh, and whosoever believes in Allâh, He guides his heart [to the true Faith with certainty, i.e. what has befallen him was already written for him by Allâh from the Qadar (Divine Preordainments)]. And Allâh is the All-Knower of everything.[1]
No affliction visits [anyone] except by Allah’s leave. Whoever has faith in Allah, He guides his heart, and Allah has knowledge of all things.
No calamity befalls, but by the leave of Allâh. (When it happens) Allâh guides the mind of the person who believes in Him (into the ways of its purification and enlightenment). And Allâh knows all things very well.
No affliction befalls, except it be by the leave of God. Whosoever believes in God, He will guide his heart. And God has knowledge of everything.
Know that any hardship that you go through, is permitted by God [directed to some ultimate goal not understood at the moment of affliction]. The One who trust in God, will be directed to the right path. Have confidence that your Lord knows everything that you are going through.
No calamity befalls but by the permission of God: and whoso believes in God, He will guide his heart; for God all things doth know!
No misfortune strikes except with God's leave. Whosoever acknowledges God, He will guide his heart. God is fully aware of all things.
No misfortune happeneth but by the permission of God; and whoso believeth in God, he will direct his heart: And God knoweth all things.
No affliction comes about but by Allah's permission; and whoever believes in Allah, He guides aright his heart; and Allah is Aware of all things.
In no way is there any affliction that afflicts, except it be by the permission of Allah. And whoever believes in Allah, He will guide his heart; and Allah is Ever-Knowing of everything.
No calamity befalleth save by Allah's leave. And whosoever believeth in Allah, He guideth his heart. And Allah is Knower of all things.
No calamity befalls unless God dispenses. He guides the heart of whosoever believes in God; and God has knowledge of everything.
NO CALAMITY can ever befall [man] unless it be by God's leave: hence, whoever believes in God guides his [own] heart [towards this truth]; and God has full knowledge of everything.
No calamity befalls ˹anyone˺ except by Allah’s Will. And whoever has faith in Allah, He will ˹rightly˺ guide their hearts ˹through adversity˺. And Allah has ˹perfect˺ knowledge of all things.
No misfortune strikes except with God's leave. And whosoever believes in God, He will guide his heart. And God is fully aware of all things.
Nothing happens to you except in accordance with GOD's will. Anyone who believes in GOD, He will guide his heart. GOD is fully aware of all things.
No disaster strikes except by permission of Allah. And whoever believes in Allah - He will guide his heart. And Allah is Knowing of all things.
No calamity befalls save by the leave of God. And whoso believes in God, He will guide his heart; and God knows all things.
No calamity befalls but by Allah's Laws. And whoever believes in Allah, he guides his own heart. (Such a person understands that the Divine Laws in the entire Universe are changeless. That forms the basis of all science, and such nations keep improving their preventive and restorative capacities). And Allah is the Knower of all things and events.
No type of misfortune can occur, except by the permission of Allah: And if anyone believes in Allah, (Allah) guides his heart (towards right): And Allah is All Knowing (Aleem) of all things.
No calamity befalls (one), but with the leave of Allah. And whoever believes in Allah, He guides his heart. Allah is All-Knowing about every thing.
No misfortune strikes except with the permission of God. And whoever believes in God, He will guide his heart. And God is fully aware of all things.