57. sure

Hadîd Suresi الحديد

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6 karşılaştır — Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar
  2. İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11 karşılaştır — İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç
  3. Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15 karşılaştır — Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli
  4. Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19 karşılaştır — Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler
  5. Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24 karşılaştır — Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik
  6. Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29 karşılaştır — Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6

  1. Hadîd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 1. ayet. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder /ona boyun eğer dipnot 1 . O, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökler, yer ve onlarda bulunan her şey Allah'ın koyduğu kurallara gönüllü olarak boyun eğer (İsra 17/44, Nur 24/41, Fussilet 41/11, Haşr 59/1, Saf 61/1). İmtihan için yaratılan insanlar ve cinler (Hud 11/7, Kehf 18/7, Zariyat 51/56, Mülk 67/2) ise imtihan konusu olan işlerde serbest bırakılmışlardır. Bunun dışındaki alanlarda; nefes alıp verme, yeme, içme, giyinme, barınma, dinlenme ve benzeri konularda; Allah'ın doğada koyduğu kanunlara boyun eğmeden yaşayamazlar.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 1. ayet

  2. Hadîd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 2. ayet. لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 2. ayet

  3. Hadîd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 3. ayet. هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْـَٔاخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    hüve-l'evvelü vel'âḫiru veżżâhiru velbâṭin. vehüve bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    O, evvel (varlığının başlangıcı olmayan), ahir (varlığının sonu olmayan), zahir (varlığı açık olan dipnot 1 ) ve batın (hiçbir varlığın tam manasıyla kavrayamayacağı yapıya sahip dipnot 2 ) olandır. O, her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkes kendi vücudunda ve yaşadığı çevrede yaptığı gözlemlerle Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kesin bir kanaate ulaşır (A'raf 7/172-174). Bu konu hem Kur'an'da (Bakara 2/164, Al-i İmran 3/190-191, Yusuf 12/105, Casiye 45/4-6, Zariyat 51/20-21) hem de önceki kitaplarda belirtilmiştir (İncil /
      Romalılar 1:19-20 — Yeni Ahit, Romalılar; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Romalılar 1:19

      Çünkü Tanrıya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 3. ayet

  4. Hadîd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 4. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ `ale-l`arş. ya`lemü mâ yelicü fi-l'arḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ ya`rucü fîhâ. vehüve me`aküm eyne mâ küntüm. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    O, gökleri ve yeri altı günde dipnot 1 yaratan sonra da arşa dipnot 2 /yönetimin başına geçmiş olandır. Yere ne girer ve yerden ne çıkarsa, gökten ne iner ve göğe ne yükselirse hepsini bilir dipnot 3 . Nerede olursanız olun o, sizinle beraberdir dipnot 4 . Allah, yapmakta olduğunuz şeyleri görendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yer ve göklerin toplam altı günde yaratıldığını gösteren ayetler şunlardır: A'raf 7/54, Yunus 10/3, Hud 11/7, Furkan 25/59, Secde 32/4-5, Fussilet 41/9-12, Kaf 50/38, A'raf 7/54, Yunus 10/3, Hud 11/7, Furkan 25/59, Secde 32/4-5, Fussilet 41/9-12, Kaf 50/38.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, halkın diliyle inmiştir (İbrahim 14/4). Halk dilinde arş, "saltanat koltuğu"dur (Yusuf 12/100, Neml 27/23). Arşa istiva ise "yönetimin başına geçme" anlamındadır. Türkçede de bu anlamda, "padişah tahta çıktı", "falan kişi cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu" gibi ifadeler kullanılır. Dolayısıyla "Allah arşa istiva etti." sözü de kainatın yönetiminin Allah'ın elinde olduğunu ifade eder (A'raf 7/54, Yunus 10/3, Ra'd 13/2, Taha 20/5, Furkan 25/59, Secde 32/4). Arş, yönetim merkezi anlamında da kullanılır (Mümin 40/7, Hakka 69/17)
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 4. ayet

  5. Hadîd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 5. ayet. لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerin ve yerin hakimiyeti onundur dipnot 1 . Bütün işler Allah'a /onun onayına arz edilir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah her şeye bir ölçü koyar (Kamer 54/49) ve her oluşum, Allah'ın emriyle başlar (Yasin 36/82). Bir şeyin önce şartları ve ölçüsü, sonra kendisi oluşturulur (Al-i İmran 3/6, Zümer 39/6, İnsan 76/1-2). Yapmak istediğimiz şeyleri de ancak Allah'ın onayı ve şartları oluşturmasıyla uygulamaya koyabiliriz (Teğabun 64/11, İnsan 76/29-30, Tekvir 81/25-29). Kainattaki diğer tüm olaylar da böyledir. Her iş Allah'ın ol demesiyle başlayıp onun onaylamasıyla sonuçlanır. "Her işin Allah'a arz edilmesi", bu gerçeği ifade eder (Al-i İmran 3/109, A'raf 7/54, Hac 22/76).

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 5. ayet

  6. Hadîd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 6. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَهُوَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyl. vehüve `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Süleymaniye Vakfı

    O, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar dipnot 1 . O, içinizde olanları (sırlarınızı) bilendir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gece ile gündüz, Güneş ve Ay gibi, kendilerine ait yörüngelerde dolaşan ayrı varlıklardır (Yasin 36/40). Dünya'nın Güneş ile yaptığı açının daima değişmesi, gece ile gündüzün uzayıp kısalmasına sebep olur. Gece gündüzün içine girince gece kısalır, gündüz uzar. Gündüz gecenin içine girince de gece uzar, gündüz kısalır (Al-i İmran 3/27, Hac 22/61, Lokman 31/29, Fatır 35/13). Ayrıca gece ve gündüz daima yer değiştirir. Akşam gece öne geçer ve gündüz onu bir sarık gibi sarar. Sabah olunca da gündüz öne geçmeye başar. Bu defa da gece gündüzü bir sarık gibi sarar (Zümer 39/5). Karanlık olma gecenin göstergesi olmaktan çıkarıldığı için kutup bölgelerinde güneşli geceler oluşur (İsra 17/12). Dünyanın, uzaydan çekilen fotoğraflarını inceleyenler, gece ile gündüzün ayrı varlıklar olduğunu görebilirler.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 6. ayet

İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11

  1. Hadîd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 7. ayet. ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

    âminû billâhi verasûlihî veenfiḳû mimmâ ce`aleküm müstaḫlefîne fîh. felleẕîne âmenû minküm veenfeḳû lehüm ecrun kebîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, Allah'a ve resulüne /kitabına dipnot 1 inanıp güvenin dipnot 2 ve Allah'ın sizi yetkili kıldığı mallardan hayra harcayın dipnot 3 . Sizden inanıp güvenen ve hayra harcama yapanlar için büyük bir ödül vardır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Resul kelimesi yerine "resul /kitap" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67, Nahl 16/35).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 7. ayet

  2. Hadîd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 8. ayet. وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    vemâ leküm lâ tü'minûne billâh. verrasûlü yed`ûküm litü'minû birabbiküm veḳad eḫaẕe mîŝâḳaküm in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Size ne oluyor ki Allah'a inanıp güvenmiyorsunuz? Oysa bu resul /Kur'an sizi Rabbinize /Sahibinize inanıp güvenmeye çağırıyor. Üstelik Allah, sizden kesin söz almıştır dipnot 1 . Eğer inanan kimselerseniz (sözünüzde durursunuz).

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 8. ayet

  3. Hadîd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 9. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    hüve-lleẕî yünezzilü `alâ `abdihî âyâtim beyyinâtil liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. veinne-llâhe biküm leraûfür raḥîm.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 9. ayet

  4. Hadîd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 10. ayet. وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَٰتَلَ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَٰتَلُوا۟ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    vemâ leküm ellâ tünfiḳû fî sebîli-llâhi velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti vel'arḍ. lâ yestevî minküm men enfeḳa min ḳabli-lfetḥi veḳâtel. ülâike a`żamü deracetem mine-lleẕîne enfeḳû mim ba`dü veḳâtelû. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Size ne oluyor ki Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz dipnot 1 ! Halbuki göklerin ve yerin bütün mirası (gerçek sahipliği) Allah'a aittir dipnot 2 . Sizden, Fetih dipnot 3 öncesi hayra harcayan ve savaşan kişiler, (diğerleriyle) bir olmaz. Bunların dereceleri, Fetih'ten sonra hayra harcayan ve savaşanlarınkinden yüksektir. Yine de Allah her birine (yaptıklarının) en güzeliyle karşılık vermeyi vaat etmiştir dipnot 4 . Allah, yaptıklarınızın iç yüzünden haberdardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kainatta var olan her şey Allah'a aittir, Allah insanlara belli kurallar çerçevesinde onları bir süre kullanma hakkı vermiştir (Al-i İmran 3/180, Meryem 19/40, Rahman 55/26-27).
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu fetih, Mekke'nin fethidir (Tevbe 9/100, Fetih 48/1, Nasr 110/1).
    4. metne dön, dipnot 4
      Ahirette herkes amellerine göre farklı konumlarda olacaktır (Nisa 4/95-96, İsra 17/21).

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 10. ayet

  5. Hadîd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 11. ayet. مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâ`ifehû lehû velehû ecrun kerîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Allah'a güzel bir ödünç verirse Allah ona kat kat fazlasını verir. Ona, değerli bir ödül daha vardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/245, Hadid 57/18, Teğabün 64/17. Allah'a ödünç verme ifadesi Tevrat'ta da geçer: "Yoksula cömert davranan Rab'be ödünç vermiştir; karşılığını da Rab ona ödeyecektir." (Tevrat-Özdeyişler 19:17)

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 11. ayet

Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15

  1. Hadîd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 12. ayet. يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    yevme tera-lmü'minîne velmü'minâti yes`â nûruhüm beyne eydîhim vebieymânihim büşrâkümü-lyevme cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Gün gelecek, mümin erkeklerle mümin kadınları, ışıkları önlerinden ve sağlarından yayılır halde göreceksin. (Onlara şöyle söylenecek:) "Bugün sizin müjdeniz, içinden ırmaklar akan ve ölümsüz olarak kalacağınız cennetlerdir dipnot 1 . Büyük başarı işte budur dipnot 2 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/107, Abese 80/38-39. Nebimiz şöyle demiştir: "Cennete ilk girecek olanların yüzleri ayın on dördündeki dolunay gibi olur. Onlardan sonra gelenler, gökte inci gibi parlayan en güzel gezegene benzerler. Kalpleri, tek bir kişinin kalbi gibidir. Aralarında ne kin ne de kıskançlık bulunur. Onlardan her birinin yanına, gözlerini onlardan ayırmayan iki huri verilir." (Buhari, Bed'ul-halk 8)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 12. ayet

  2. Hadîd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 13. ayet. يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ

    yevme yeḳûlü-lmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü lilleẕîne âmenü-nżurûnâ naḳtebis min nûriküm ḳîle-rci`û verâeküm feltemisû nûrâ. feḍuribe beynehüm bisûril lehû bâb. bâṭinühû fîhi-rraḥmetü veżâhiruhû min ḳibelihi-l`aẕâb.

    Süleymaniye Vakfı

    O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar, iman etmiş olanlara: "Bize bakın da ışığınızdan yararlanalım!" diyecekler. Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de (orada) ışık arayın!" denecek ve aralarına kapısı olan bir sur çekilecek dipnot 1 . İç tarafında her türlü ikram (cennet), dışında, ön tarafında ise azap (cehennem) vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sur, Cennet ile Cehennem arasındaki yüksek yerlerin yani A'rafın bir başka kelime ile ifadesidir (A'raf 7/44-51). Çünkü Allah Teala bir konuyu bir ayette kısaca anlatıp daha sonra başka ayette /ayetlerde ayrıntılı olarak açıklar (Hud 11/1-2).

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 13. ayet

  3. Hadîd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 14. ayet. يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    yünâdûnehüm elem neküm me`aküm. ḳâlû belâ velâkinneküm fetentüm enfüseküm veterabbaṣtüm vertebtüm vegarratkümü-l'emâniyyü ḥattâ câe emru-llâhi vegarraküm billâhi-lgarûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar: "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye haykırırlar dipnot 1 . Müminler: "Evet ama siz (ikiyüzlülük ederek) kendi başınızı yaktınız. (Bize bela gelmesini) beklediniz, kuşku duydunuz; kurgularınız Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar sizi aldattı; çok aldatıcı (insan ve cin şeytanları) da sizi Allah ile aldattı dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar, müminlere dünyada iken de aynı şeyleri söylüyorlardı (Nisa 4/141).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah bu konuda tüm insanları uyarmıştır (Lokman 31/33, Fatır 35/5).

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 14. ayet

  4. Hadîd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 15. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    felyevme lâ yü'ḫaẕü minküm fidyetüv velâ mine-lleẕîne keferû. me'vâkümü-nnâr. hiye mevlâküm. vebi'se-lmeṣîr.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 15. ayet

Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19

  1. Hadîd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 16. ayet. أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    elem ye'ni lilleẕîne âmenû en taḫşe`a ḳulûbühüm liẕikri-llâhi vemâ nezele mine-lḥaḳḳi velâ yekûnû kelleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳablü feṭâle `aleyhimü-l'emedü feḳaset ḳulûbühüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İman etmiş olanlar için, Allah'ın zikrine yani inen o gerçeğe (Kur'an'a) karşı, kalplerinin derin bir saygı duyma zamanı gelmedi mi dipnot 1 ? Sakın daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden (yeni bir elçinin gönderilmediği dipnot 2 ) uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir dipnot 3 .

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 16. ayet

  2. Hadîd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 17. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    i`lemû enne-llâhe yuḥyi-l'arḍa ba`de mevtihâ. ḳad beyyennâ lekümü-l'âyâti le`alleküm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bilin ki Allah, yeryüzünü, ölümünden sonra canlandırır dipnot 1 . Aklınızı kullanasınız /doğru bağlantılar kurasınız diye ayetleri size, o açıklamıştır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Hud 11/1-2. Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 17. ayet

  3. Hadîd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 18. ayet. إِنَّ ٱلْمُصَّدِّقِينَ وَٱلْمُصَّدِّقَٰتِ وَأَقْرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    inne-lmüṣṣaddiḳîne velmüṣṣaddiḳâti veaḳraḍu-llâhe ḳarḍan ḥaseney yüḍâ`afü lehüm velehüm ecrun kerîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Sadaka dipnot 1 veren erkeklere, sadaka veren kadınlara ve Allah'a güzel bir ödünç verenlere karşılıkları kat kat verilir. Onlar için değerli bir ödül daha vardır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sadaka (صدقة)" kelimesi "doğru söylemek, sözünü yerine getirmek" anlamına gelen "sıdk (صدق)" kökünden türemiş bir isimdir (Kitabü'l-Ayn). Sadakanın terim anlamı, Allah rızası için gönüllü olarak veya dini bir vecibeyi yerine getirmek için ihtiyaç sahiplerine yapılan maddi yardımlardır (DİA, Sadaka). Sadaka kelimesi hem farz hem de nafile harcamalar için kullanılır. Farz olan zekata sadaka ismi verilmesinin sebebi, kişinin sözünün doğruluğunu fiiliyle ispatlamasıdır (Müfredat). Kur'an'da zekatın devlet eliyle alınıp dağıtılmasından bahseden ayetlerde devlete olan sadakatı bildiren sadaka kelimesi kullanılmıştır (Tevbe 9/60, 103). Yine zekatın faizle karşılaştırılması (Bakara 2/276) ve borcun zekata sayılabilmesi (Bakara 2/280) ile ilgili ayetlerde de bu kökten gelen kelimeler kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 18. ayet

  4. Hadîd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 19. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    velleẕîne âmenû billâhi verusülihî ülâike hümu-ṣṣiddîḳûn. veşşühedâü `inde rabbihim. lehüm ecruhüm venûruhüm. velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a ve elçilerine /kitaplarına inanıp güvenenler var ya! İşte onlar özü sözü doğru olan ve Rableri katında şahitlik edecek olanlardır dipnot 1 . Onların alacakları ödülleri ve ışıkları dipnot 2 vardır. Kafirlik eden ve ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlara gelince, onlar da yakıcı ateşin ahalisidir dipnot 3 .

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 19. ayet

Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24

  1. Hadîd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 20. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمًا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

    i`lemû enneme-lḥayâtü-ddünyâ le`ibüv velehvüv vezînetüv vetefâḫurum beyneküm vetekâŝürun fi-l'emvâli vel'evlâd. kemeŝeli gayŝin a`cebe-lküffâra nebâtühû ŝümme yehîcü feterâhü muṣferran ŝümme yekûnü ḥuṭâmâ. vefi-l'âḫirati `aẕâbün şedîdüv vemagfiratüm mine-llâhi veriḍvân. veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ metâ`u-lgurûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Bilin ki dünya hayatı; oyun oynama, oyalanma, süslenme, birbirinize karşı övünme, daha çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Bu, bir yağmur gibidir ki bitirdiği bitkiler çiftçilerin hoşuna gider; sonra kurumaya başlar da onları sararmış halde görürsün. Sonunda o bitkiler çer-çöpe dönüşür. Ahirette ise hem çetin bir azap hem de Allah'ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanma dışında bir şey değildir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 20. ayet

  2. Hadîd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 21. ayet. سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    sâbiḳû ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin `arḍuhâ ke`arḍi-ssemâi vel'arḍi ü`iddet lilleẕîne âmenû billâhi verusülih. ẕâlike faḍlü-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, Rabbiniz tarafından bağışlanmak ve genişliği göklerle yerin genişliği kadar olan Cennet'i elde etmek için yarışın. Orası, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler için hazırlanmıştır dipnot 1 . İşte bu, Allah'ın lütfudur; onu, gereğini yapanlara dipnot 2 verecektir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 21. ayet

  3. Hadîd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 22. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    mâ eṣâbe mim müṣîbetin fi-l'arḍi velâ fî enfüsiküm illâ fî kitâbim min ḳabli en nebraehâ. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzünde veya kendinizde meydana gelen her şeyin dipnot 1 , biz onu ayrı bir varlık olarak yaratmadan dipnot 2 önce mutlaka yazılı bir kaydı tutulur dipnot 3 . Bu, Allah için kolaydır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "musibet (مُّصِيبَةٍ)" kelimesi, "savb (صوب)" kökündendir. Savb, bir şeyin gelmesi ve yerine yerleşmesi anlamındadır (Mekayis). Bu sebeple kelimeye, ister iyi ister kötü olsun "meydana gelen her şey" anlamını verdik. Sonraki ayet de bu anlamı doğrulamaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ber' (برأ) kökünden türeyen bir kelime Allah için kullanılınca "bir şeyin özünü ve şeklini diğer varlıklardan farklı yaratma" anlamında olur (Lisanu'l Arab). Allah'ın isimlerinden olan el-Bari' bu yönüyle el-Halık'tan farklıdır. İnsan insana, bitki bitkiye, hayvan hayvana benzer ama hepsi de birbirinden farklı yaratılmıştır (Bakara 2/54, Haşr 59/24). "Ayrı bir varlık olarak yaratma" meali bu nedenle verilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Yazılı kayıt" meali verdiğimiz kelime "kitap (كتاب)"tır. Kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir (Mekayis). Arapçada kelimeleri ekleyerek yazılan her türlü yazıya kitap denir (Müfredat).
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 22. ayet

  4. Hadîd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 23. ayet. لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    likeylâ te'sev `alâ mâ fâteküm velâ tefraḥû bimâ âtâküm. vellâhü lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, elinizden kaçan şey için dertlenmemeniz ve Allah'ın verdiği şeyle de şımarmamanız içindir dipnot 1 . Allah, kendini beğenen ve övünüp duran hiç kimseyi sevmez dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meydana gelen her şeyin Allah'ın onayıyla olduğunu bilen biri, kötü duruma düşünce üzülüp ümitsizliğe kapılmaz, iyi duruma gelince de şımarmaz. Onun yapacağı tek şey, yanlışları varsa onları düzeltmeye çalışmak ve geleceğe odaklanarak imtihanı kazanmaya bakmaktır (Hud 11/9-11, Fecr 89/15-20).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 23. ayet

  5. Hadîd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 24. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    elleẕîne yebḫalûne veye'mürûne-nnâse bilbuḫl. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, cimrilik eden ve insanlardan da cimrilik etmelerini isteyen kimselerdir dipnot 1 . Kim (Allah'a itaat etmekten) yüz çevirirse bilsin ki Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve yaptığını mükemmel yapandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 24. ayet

Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29

  1. Hadîd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 25. ayet. لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    leḳad erselnâ rusülenâ bilbeyyinâti veenzelnâ me`ahümü-lkitâbe velmîzâne liyeḳûme-nnâsü bilḳisṭ. veenzelne-lḥadîde fîhi be'sün şedîdüv vemenâfi`u linnâsi veliya`leme-llâhü mey yenṣuruhû verusülehû bilgayb. inne-llâhe ḳaviyyün `azîz.

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki elçilerimizi açık belgelerle gönderdik; beraberlerinde Kitab'ı ve mizanı dipnot 1 indirdik ki insanlar hak ve adalete uygun davransınlar dipnot 2 . Yapısında büyük bir kuvvet olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de biz indirdik dipnot 3 . Bunlar, bir de Allah'ın kendine /dinine ve elçilerine kimin içten dipnot 4 yardım edeceğini dipnot 5 bilmesi içindir. Allah güçlüdür, daima üstündür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mizan, Allah'ın tüm varlıklara koyduğu ve insanların uymasını istediği dengedir. Bu ayetteki mizan, ayetlerin ayetleri açıkladığı Kur'an'ı açıklama yöntemi olarak da anlaşılabilir. Geniş bilgi için bkz: Al-i İmran 3/7, Hud 11/1-2, Fussilet 41/3, Şura 42/17.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette demirin indirilmiş olduğu bildirilmektedir. Öyleyse demir dünyanın var olması aşamasında kendi bünyesinde meydana gelen bir madde değildir. Günümüz çalışmaları dünya çekirdeğinde yüksek miktarda demir bulunduğunu tespit etmiştir. Bilim dünyası, demirin ve çoğu mineralin bir dış kaynaktan dünyaya gelmiş olması gerektiğini (https://www.sciencedaily.com/releases/2009/10/091018141608.htm) ve demirle birlikte diğer değerli metallerin, büyük yıldızların çekirdeklerinde, süpernova patlamaları sonucunda oluştuğunu (https://www.sciencedaily.com/releases/2011/09/110907132044.htm) kabul etmektedir (Hicr 15/21). Bu çalışmaların tümünde ortak olarak üzerinde durulan metal, demirdir. Kur'an'da bir sureye "Hadid" yani "Demir" adının verilmiş olması onun önemini belirtirken, bu ayette onun "indirildiğinin" vurgulanması da Allah'ın yazılı ayetleri ile yaratılmış ayetleri arasındaki sağlam ilişkiyi tekrar ortaya koymaktadır. Bu iki tür ayeti birlikte okuyacak bilim insanları sayesinde bu ilim dallarında daha da ileri keşifler yapılabilir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "İçten" diye anlam verdiğimiz kelime "ğayb (غيب)"dır. Ğayb; gizli olan, akılla ve duyularla bilgi edinilemeyen varlıktır. Kelimenin başındaki el (ال) takısı, muzafun ileyhten ıvazdır yani isim tamlamasındaki tamlayanın yerine geçmiştir. (بغيبهم) /biğaybihim = kendi gayblarıyla demektir. Herkesin içi, başkası için gayb olduğundan Medine'deki bazı münafıkları, Nebimiz, iyi bir Müslüman sanıyordu (Münafikun 63/1-4). İçten inanmak gerektiği için buradaki gayb'a "içten" anlamı verilmiştir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Allah'ın dinine yardım onun dinini öğrenmek, öğretmek ve yüklediği görevleri yerine getirmekle olur (Hac 22/40-41, Muhammed 47/7, Saf 61/14).

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 25. ayet

  2. Hadîd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥav veibrâhime vece`alnâ fî ẕürriyyetihime-nnübüvvete velkitâbe feminhüm mühted. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 26. ayet

  3. Hadîd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 27. ayet. ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    ŝümme ḳaffeynâ `alâ âŝârihim birusülinâ veḳaffeynâ bi`îse-bni meryeme veâteynâhü-l'incîle vece`alnâ fî ḳulûbi-lleẕîne-ttebe`ûhü ra'fetev veraḥmeh. verahbâniyyeten-btede`ûhâ mâ ketebnâhâ `aleyhim ille-btigâe riḍvâni-llâhi femâ ra`avhâ ḥaḳḳa ri`âyetihâ. feâteyne-lleẕîne âmenû minhüm ecrahüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra arkalarından, onların izlerini takip eden elçilerimizi gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da onların arkalarından gönderdik ve ona İncil'i verdik dipnot 1 . Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygularını yerleştirdik. Ama onlar kendilerine farz kılmadığımız bir ruhbanlık icat ettiler. Oysa onlara farz kıldığımız, sadece Allah'ın rızasını aramalarıydı. Ruhbanlığın da gereğini tam yapmadılar dipnot 2 . İçlerinden inanıp güvenmiş olanlara ödüllerini veririz ama çoğu yoldan çıkmış kimselerdir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Ruhbanlığı gereği gibi yapanlar, şu ayetlerde anlatılmaktadır: Maide 5/82-85. Gereği gibi yapmayanlar da dini kullanarak insanları sömürdüler (Tevbe 9/34).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 27. ayet

  4. Hadîd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veâminû birasûlihî yü'tiküm kifleyni mir raḥmetihî veyec`al leküm nûran temşûne bihî veyagfir leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 28. ayet

  5. Hadîd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 29. ayet. لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    liellâ ya`leme ehlü-lkitâbi ellâ yaḳdirûne `alâ şey'im min faḍli-llâhi veenne-lfaḍle biyedi-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Böylece, ehlikitap /Kitaplarında uzman olanlar, Allah'ın lütfundan dipnot 1 herhangi bir şeyi elde edemeyeceklerini, bütün lütfun Allah'ın elinde olduğunu, onu tercih ettiğine vereceğini bilmezden gelmesinler dipnot 2 . Allah büyük lütuf sahibidir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın insanlara en büyük lütfu, kitap göndermesidir (A'raf 7/157).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bilmezden gelmesinler" meali verilen ifadenin kelime tercümesi "bilmesinler" şeklindedir. Bu gerçek kitaplarda bildirilmiştir. Ehlikitap, kitap üzerinde uzmanlaşmış kişiler olduğu için, bu gerçeğin onlara bildirilmemiş olması mümkün değildir (Bakara 2/40-41). Nitekim gelmesini bekledikleri Kur'an kendilerine gelince onu bilmezden gelmişlerdi (Bakara 2/89, 101). Anlam buna göre verilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 29. ayet