Diyanet İşleri
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
Tûr suresi
Tûr suresi, 11. ayet. فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
feveylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yemin; azabın gerçekleşmesi ve cehennem Tûr 1–16 3
Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.
O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.
Dağlar yürüdükçe yürür.
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Artık vay geldi o gün yalanlayanların haline!” Vay geldi haline (ويل); her türlü ceza, üzüntü, azap ve korkuyu ifade eden kapsamlı bir kelimedir. Daha sonra Yüce Allah, bu feci hali hak eden yalanlayıcıların niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yalanlayanların hüsrana ve helaka uğrayacak olmalarından dolayı vay onların hallerine! Zira Yüce Allah o günde kâfirleri azabı ile tehdit etmiştir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yalanlayanların o gün vay hâllerine!
İşte o gün yalanlayanların vay haline!
Vay haline o Gün hakikati yalanlayanların,
O süreci yalanlayanların vay haline!
İşte o gün, yalanlayanların vay haline,
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların; o gün, artık, vay başlarına gelene!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
vay haline artık o gün o yalan söyleyenlerin
Vay artık o gün o yalan diyenlere
O Gün yalanlayanların vay hallerine.
İzin günü dipnot 1 yalanlayanların vay hallerine.
İzin günü yalanlayanların vay hallerine.
İşte o gün yalanlayanların vay haline.
Vay artık o gün (peygamberleri önce) tekzib edenlere!
İşte o gün; yalanlayanların vay haline.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
O gün yalanlayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün, (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline dipnot 1 !
O gün yalancılar çok çekecekler.
O gün yalanlayanların vay haline!
O gün yalanlayanların vay haline!..
Vay hallerine o gün, yalanlayanların,
There and then, denunciated shall be those who denied Allah and rejected the truth and suspected their Messenger of falsehood,
Woe on that Day to those who deny the Truth,
Then woe that Day to those that treat (Truth) as Falsehood;-
Woe, then, on that Day to those who give the lie (to this Message)
woe that Day to the deniers,
Then woe that Day to the beliers.[1]
woe to the deniers on that day
On that day destruction awaits those who cry lies (to the Messengers of God),
woe that day unto those that cry lies,
Grief and sorrow on that day to disbelievers who wasted their life by entering into….
then woe upon that day to those who call (the apostles) liars,
Woes on that day to the deniers.
And on that day woe be unto those who accused God's apostles of imposture;
Then woe on that Day unto the deniers (of the truth),
Then woe upon that day to the beliers.
Then woe that day unto the deniers
Will be the day of woe for those
Woe, then, on that Day to all who give the lie to the truth –
Then woe on that Day to the deniers—
Woe on that Day to the deniers.
Woe on that day to the disbelievers -
Then woe, that Day, to the deniers,
Woe, that day, to the deniers
Ultimately, then, is destruction on that Day for all who belie the Truth.
Then woe (fear and misery), that Day to those (people) who treat (Truth) as falsehood;
So, woe to those who reject (the true faith),
Woe on that Day to the deniers.