Diyanet İşleri
(13-14) Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 13. ayet. ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
ŝülletüm mine-l'evvelîn.
(13-14) Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Öne geçenlerin ve sağdakilerin nimetleri Vâkıa 13–40 3
(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
Onlar, Naim cennetlerindedirler.
(13-14) Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 10–14. ayetler için yazılmıştır.
10-12. “(Hayırlarda) öne geçenler var ya o öne geçenler!” Dünyada hayırlar işleyerek öne geçenler, âhirette de cennete en önce gireceklerdir. İşte Yüce Allah’ın bu şekilde nitelendirdiği o kimseler, Naîm cennetlerindeki A’lay-i İlliyyîn’de, üzerlerinde başka bir mevki bulunmayan pek yüksek konaklarda bulunacaklar ve Allah nezdinde de yakınlaştırılmış olacaklardır.
13. Sözü edilen öne geçenlerin “çoğu” yani oldukça kalabalık bir grubu “öncekilerdendir” Bu ümmetin ve diğer ümmetlerin ilk önce gelenlerindendir.
14. “Birazı da sonrakilerdendir.” Bu, genel olarak bu ümmetin ilk gelenlerinin, daha sonra gelenlerden daha faziletli olduğunu göstermektedir. Çünkü Allah'a yakın olacakları/mukarrebleri oluşturanlar arasında önce gelenlerin sayısı, sonrakilerin sayısından daha çok olacaktır. Mukarrebler ise seçkin kullardırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar bu ümmetten ve geçmiş ümmetlerden oluşan bir topluluktur.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Çoğu önceki (ümmet)lerdendir.
bir kısmı öncekilerden,
çoğu eski zamanların,
Çoğunluğu önceki (devir)lerdendir.
Bir çoğu geçmiş (ümmet)lerden,
(Onların) çoğu önceki ümmetlerden,
Bir bölümü öncekilerden.
- Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
Onların büyük bir kısmı önceki nesillerden, dipnot 1
Onların büyük bir kısmı önceki nesillerden,
Çoğu öncekilerden,
Bir çok evvelinden
Birçoğu öncekilerden.
Birçoğu öncekilerden.
Birçoğu öncekilerden.
Bir çoğu geçmiş (ümmet)lerden,
Bir çok (u) evvelki (ümmet) lerden,
Bir çoğu öncekilerden,
(7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.
Bir çoğu öncekilerdendir.
Çoğu öncekilerden,
Onlar, çoğunluğu öncekilerden dipnot 1 olan bir topluluktur;
Onların çoğu eskilerden,
Bir çoğu öncekilerden,
Bir çoğu öncekilerden.
Büyük kısmı öncekilerden,
These favorites include a greater number of those who preceded.
many from the past
A number of people from those of old,
A throng of the ancients,
A large group of the earlier people
A multitude of those (foremost) will be from the first generations (who embraced Islâm).
A multitude from the former [generations]
A large party of them (will hail) from the early (believers);
(a throng of the ancients
Most of them will be from those who responded to the God’s call earlier.
A crowd of those of yore,
Many from the first generations.
-->
A multitude of those of old,
A throng of the earliest (people),
A multitude of those of old
A number of the earlier peoples,
a good many of those of olden times,
˹They will be˺ a multitude from earlier generations
Many from the first generations.
Many from the first generations.,
A [large] company of the former peoples
(A multitude of the former peoples,
A good many of those who led in goodness.
A number of people from those of the old,
many from the first generations,
Many from the first generations.