Diyanet İşleri
Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 95. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ
inne hâẕâ lehüve ḥaḳḳu-lyeḳîn.
Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu Vâkıa 83–96 3
(92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
Bir de cehenneme atılma vardır.
Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
95. “Şüphesiz ki bu” Yüce Allah’ın sözünü ettiği hayrı ile şerri ile kulların amellerinin karşılığı ve buna dair etraflı bilgiler; “kesin hakikatin ta kendisidir.” Bunda şüphe ve tereddüdü gerektirecek bir taraf yoktur. Aksine bunlar gerçekleşmesi muhakkak ve kaçınılmaz olan değişmez haktır. Yüce Allah kullarına, buna dair kat’î delilleri göstermiştir. O kadar ki olgun akıl sahiplerine göre onlar, bunu adeta tatmış, hakikatine şahitlik etmiş gibidirler. Bundan dolayı da Yüce Allah’a özellikle kendilerine ihsan etmiş olduğu bu pek büyük nimet ve muazzam bağışından dolayı hamd-u senâ ederler. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Şüphesiz ki sana bu anlattıklarımız, üzerinde şüphe olmayan hakikatlerdir.
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte bu, gerçeğin ta kendisidir.
Hiç şüphe yok ki bu, işte budur kesin gerçek:
Kuşkusuz bu, hakikatlerin hakikatidir!
Muhakkak ki bu Hakk-el Yakin'dir (bilfiil yaşanacak gerçek)!
Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin).
Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir.
Kuşkusuz, kesin gerçek, işte budur.
- Şüphesiz bu anlatılanlar kesin gerçeklerdir. Artık Yüce Rabbinin adını övgüyle an!
Mutlak gerçek budur.
Mutlak gerçek budur.
Kesin gerçek budur işte!
İşte budur hakikat hakkulyakin
Kuşkusuz bu bildirdiklerimiz kesin olarak gerçektir.
Kuşkusuz bu bildirdiklerimiz kesin olarak gerçektir.
Kuşkusuz bu bildirdiklerimiz kesin olarak gerçektir.
Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l Yakin).
Şübhesiz ki bu elbette kat'i bilgi (veren) hakıykatın ta kendisidir.
Şüphesiz ki bu; kesin gerçeğin kendisidir.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Şüphe yok ki, kesin gerçek işte budur.
Kesin gerçek budur işte.
Şüphesiz bu Kur'an, doğruluğu kesin olarak bilinebilir bir gerçektir dipnot 1 .
Bütün bunlar, doğruluğu kesin olan bilgilerdir.
Bu, kesin olan hakkın ta kendisidir.
Bu, kesin gerçeğin ta kendisidir.
İşte budur, o tartışmasız, o kesin gerçek!
This is but the true picture of the destiny awaiting such persons and the truth which admits of no relaxation.
This is the certain truth:
Verily, this is the Very Truth and Certainly.
That indeed is the absolute truth.
This is indeed the Truth of Certainty.
Verily, this! This is an absolute Truth with certainty.
Indeed this is certain truth.
Verily, this (fact) is a perfect certainty (not merely a certainty by inference or sight),
Surely this is the truth of certainty.
All this is absolute truth.
Verily, this is surely certain truth!
This is the absolute truth.
Verily this is a certain truth.
Most surely this is a certain truth (or the Truth of Certainty).
Surely this is indeed the very Truth of Certitude.
Lo! this is certain truth.
This is indeed the ultimate truth.
Verily, this is indeed the truth of truths!
Indeed, this is the absolute truth.
This is the absolute truth.
This is the absolute truth.
Indeed, this is the true certainty,
This is the truth of certainty.
Verily, this is the most Certain Truth.
Surely this! This is the very Truth (Haqq) and Certainty.
Indeed this is certainty in its true sense.
This is the absolute truth.