Diyanet İşleri
"Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 53. ayet. وَمَآ أُبَرِّئُ نَفْسِىٓ إِنَّ ٱلنَّفْسَ لَأَمَّارَةٌۢ بِٱلسُّوٓءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّىٓ إِنَّ رَبِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ
vemâ überriü nefsî. inne-nnefse leemmâratüm bissûi illâ mâ raḥime rabbî. inne rabbî gafûrur raḥîm.
"Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş Yûsuf 50–57 3
Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."
Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz" dediler. Aziz'in karısı ise, "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yusuf doğru söyleyenlerdendir" dedi.
(Yusuf), "Benim böyle yapmam, Aziz'in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah'ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi" dedi.
"Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.
Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."
Yusuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi.
Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını zayi etmeyiz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
53. Kadının söylediği bu ifadelerde bir bakıma kendisini temize çıkarma anlamı bulunduğundan ve Yusuf ile ilgili kendisinin herhangi bir günahı olmadığı anlaşılır gibi olduğundan, bunu telafi etmek kastı ile şunları söylemiştir: “Bununla beraber ben nefsimi” Yani ben kendimi Yusuf’tan murad almak, bunun için çalışmak, bunu şiddetle arzulamak ve bunun için de gerekli planı kurmaktan yana “temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şüphesiz var gücüyle kötülüğü emreder.” Her nefis sahibine kötülüğü çokça emreder. Yani hayasızlığı ve diğer günahları işlemesini ister. Çünkü nefis şeytanın bineğidir. Onun vasıtası ile şeytan insanı saptırır.
“Ancak Rabbimin merhamet ettikleri” Allah’ın, kötülüğü emreden nefsine karşı koruduğu, böylece nefsi Rabbine doğru huzurla giden, hidâyet davetçisine itaat eden ve helake çağırana karşı koyan kimseler “müstesnâdır.” Bu ise nefsin kendisinden değil, aksine Allah'ın kuluna olan lütuf ve rahmetindendir. “Çünkü Rabbim çok bağışlayıcıdır,” Günah işleme cesaretini gösteren kimselere tevbe edip Allah’a yöneldikleri takdirde günahlarını bağışlar; “pek merhametlidir.” tevbesini kabul etmesi ve salih amelleri işleme muvaffakiyetini vermesi sureti ile de merhamet eder.
Bu ayetin tefsirinde doğru olan, bu sözlerin Yusuf’un sözleri değil de Aziz’in hanımının sözlerinden olduğudur. Çünkü ifadeler, Aziz’in hanımının sözlerinin devamı niteliğindedir. Yusuf da o vakit hapishanede bulunuyordu, henüz çıkmamıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Azizin hanımı sözüne şöyle diyerek devam etti: Ben kötülüğü isteme hususunda nefsimi temize çıkarmam, bununla nefsimi temize çıkarmak istemedim. Çünkü insanın nefsi arzuladığı şeye meylettiği ve onu bundan engellemek zor olduğu için çokça kötülüğü emreder. Ancak yüce Allah'ın rahmet ettiği ve kötülüğü emretmekten koruduğu nefisler bundan müstesnadır. Şüphesiz ki Rabbim, kullarından tövbe edenleri bağışlayan ve onlara merhamet edendir.
Aynı kök: برا (31 geçiş)
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kök: برا (31 geçiş)
Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.
Aynı kök: برا (31 geçiş)
Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Hani Yusuf, babasına "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
"İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Nefsimi temize de çıkarmıyorum. Şüphesiz ki Rabbim merhamet etmemiş olsa, o nefis dipnot 1 aşırı şekilde kötülüğü emreder. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayandır, çok merhametlidir."
Bununla ben kendimi temize çıkarıyor da değilim; o kötülüğü işlemesini (ona) ben kendim ısrarla emrettim; ne var ki Rabbimin rahmeti bunu temizler; Şüphesiz Rabbim rahmeti sınırsız bir bağışlayıcıdır.
"yine de ben kendimi bütünüyle temize çıkarmaya çalışmıyorum; çünkü Rabbimin acıyıp esirgediği kimseler hariç, insanın kendi benliği (de onu) kötülüğe sürükle(yebili)r; gerçekten de benim Rabbim çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!"
"Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. . . Muhakkak ki nefs, var gücüyle kötülüğü emreder. . . Rabbimin rahmet ettiği müstesna. . . Muhakkak ki Rabbim Ğafur'dur, Rahıym'dir. "
"(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir."
(Bununla beraber) Ben nefsimi temize çıkaramam; zira nefis Rabbinin acıdıkları dışında, dâima kötülüğü emredicidir. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
"Benliğimi temize çıkaramam. Çünkü Efendimin merhamet ettikleri dışında, benlik, kesinlikle kötülüğe zorlar. Kuşkusuz, benim Efendim, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"
Kralın hanımı şöyle dedi:"Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim, affedicidir; merhamet sahibidir."
"Suçsuz olduğumu ileri sürmüyorum. Kuşkusuz, kişi kötülüğe eğilimlidir. Ben ancak Efendimin merhametini umuyorum; Efendim Bağışlayandır, Rahimdir."
'Suçsuz olduğumu ileri sürmüyorum. Kuşkusuz ego, kötülüğü arzular. Ben ancak Rabbimin merhametini umuyorum; Rabbim Bağışlayandır, Rahimdir.'
Nefsimi temize de çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle bağışlaya, çünkü Rabbim çok bağışlayan, çok merhamet edendir."
Nefsimi terbiye de etmiyorum, çünkü nefis cidden emmaredir fenayı emreder meğer ki rabbım rahmetiyle yarlıgaya çünkü rabbım gafur rahimdir
"Ben dipnot 1 kendimi temize çıkarmam. Rabb'imin rahmet ettiği kimse hariç nefis her zaman kötülüğü ister. Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
"Ben dipnot 1 kendimi temize çıkarmam. Rabb'imin rahmet ettiği kimse hariç nefis her zaman kötülüğü ister. Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
Ben dipnot 1 kendimi temize çıkarmam. Rabb'imin rahmet ettiği kimse hariç nefis her zaman kötülüğü ister. Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
"(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefs, rabbimin kendisini esirgediği dışında, var gücüyle kötülüğü buyurandır (şiddetle emreden (mübalağa sigası)). Şüphesiz benim rabbim bağışlayandır, esirgeyendir."
"(Bununla beraber) ben nefsimi tebrie etmem. Çünkü nefs, olanca şiddetiyle kötülüğü emredendir muhakkak. Meğer ki Rabbimin esirgemiş bulunduğu (bir nefs) ola. Zira Rabbim çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir".
Ve ben, nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefs var şiddetiyle kötülüğü emredendir. Meğer ki Rabbımın esirgediği bir nefs ola. Rabbım Gafur'dur, Rahim'dir.
(2, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 50, 53, 54, 55, 56, 57) Onunla beraber iki genç de hapishaneye girdi. Onlardan biri rüyamda kendimi içki / şarap sıkıyorum görüyorum dedi diğeri de benim de rüyamda başımın üzerinde ekmek taşıyorum kuşların da ondan yediğini görüyorum dedi, sen bize bunların nasıl gerçekleşeceğinin / te'vilinin haberini ver dediler, kesinlikle biz seni güzel davranan biri olarak görüyoruz. Yusuf’ta rızıklandığınız yemek / taam size gelmezden evvel onun te'vilini yapayım, bunlar Rabbimin bana öğrettikleridir, muhakkak ki ben , Allah’a inanmayan bir kavimle olan beraberliğimi terk ettim , onlar ahireti n de olmadığına inanıyorlardı. (Yusuf hangi kavmi kastetti) ve ben de babalarım İbrahim İshak ve Yakup birlikteliğine uydum / tabi oldum, Allah’a şirk koşmak benim için olacak şey değildir , bu Allah’ın üzerimizdeki ve insanlar üzerindeki hazinesidir / fazlıdır ve lakin insanların çoğu teşekkür etm ezler. Ey zindan arkadaşlarım, farklı farklı Rabler mi hayırlı ya da tek kahredici Allah mı? Ondan başka taptıklarınız sadece ve sadece babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz tanımlamalardan başka bir şey değildir, O isimler hakkında Allah bir delil indirmedi, yargı / hüküm ancak Allah’a aittir sadece kendisine kul olmanızı / ibadet etmenizi emretti, sağlam yaşam şekli de / din de budur ve lakin insanların çoğu bilmiyorlar. Ey zindan arkadaşlarım, bir taneniz efendisine / Rabbine alkollü içki sunacak diğeriniz ise asılacak ve kuşlar başından yiyecek, kanaatimi / benden fetvasını istediğiniz iş / emir hüküm gerçekleşmiştir. Onlardan kurtulacağını / nâci olacağını sandığı kişiye, (rüyasında şarap sıkana) beni efendinin / rabbinin yanında hatırla yıp an dedi, ş eytan efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, Yusuf bu nedenle zindan da birkaç sene daha kaldı (İşi Allah’a bırakmayıp kendi organize etmeye kalkışınca böyle oluyor) Melik (Melik; Eli altında bulundur duklarını özgürce kullanan kişi demek) dedi ki, ben rüyamda yedi şişman / siman ineğin yedi cılız / ıcâf ineği yediğini, yedi yeşil başağın da diğer kuru b aşakları sarıp sarmaladığını görüyorum, ey seçkinler eğer rüyaları yorumlayabiliyorsanız / tabir edebiliyorsanız bana rüyam konusunda kanaat bildirin / fetva verin dedi , birbirine girmiş karışık rüyalar / düşler, bizler de rüyaların ne şekilde gerçekleşeceğini bilenler / rüya alimleri değiliz dediler. O ikisinden kurtulan kişi , seçkinler topluluğunun konuşmalarının ardından hatırladı ve size onun ne şekilde gerçekleşeceğini / tevilini haber verebilirim beni gönderin dedi. Yusuf ey doğru arkadaşım / sadık arkadaşım, bize yedi şişman inek yedi cılız olanı yiyor ve yedi yeşil başak ta diğer kuru başakları sarıp sarmalıyor hakkındaki kanaatini söyle, ben insanlara geri dönerim de böylelikle belki onlar da öğrenirler. Devam eden yedi sene boyunca ekim biçim / ziraat yapın, hasat ederken de azcık yemeniz için olanı hariç başağında bırakın kalsın, a rdından gelen yedi şiddetli sene içerisinde o hazırlayıp sakladıklarınızın azı hariç kalanı yiyip bitirilecektir, bunun ardından da insanların yağmurlu yılları olacak ve onda meyve suları s ıkacaklar dedi. Melik, Onu bana getirin dedi, Ona elçi geldiğinde O da / Yusuf’ta dedi ki efendine geri dön ve ellerini kesen kadınların içinde bulundukları durumu ona sor , Rabbim o kadınların kurdukları tuzaklarını bilmektedir , Melik, Yusuf kendi nefsi adına sizlerden yararlanmak istediğinde, siz ne haldeydiniz? Dedi, kadınlar, haşa Allah için biz onun aleyhinde bir kötülük bilmedik, Azizin karısı şimdi gerçek ortaya çıktı, ben onu, kendim için arzuladım O / Yusuf doğru söyleyenlerdendir dedi. Yusuf’ta işte b u benim kesinlikle hainlik yapmadığımın Muhakkak ki Allah ’ın da hainlerin tuzaklarını yola sokmayacağının bilinmesi içindi , n efsimi / kendimi temize çıkarmıyorum çünkü nef is Rabbimin merhamet ettikleri hariç kötülüğü emreder, muhakkak ki Rabbim bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Melik onu bana getirin kendime özel / mahsus biri yapacağım ve onunla konuştu / kelam etti, bugün itibariyle yanımızda güvenli bir mekandasın dedi, beni arzın hazineleri üzerinde görevli yap dedi ben koruyucuyum ve bilenim, b öylelikle arzda Yusuf’u yerleştirdik , ne tarafında isterse orasında konaklıyordu , kime istersek bizden bir rahmeti ona isabet ettiririz, biz güzel davrananların ücretini / ecrini ziyan etmeyiz , ahiret ücretiyse iman edenler ve sakınanlar için daha hayırlıdır.
"Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir'' dedi.
"Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, daima kötülüğü emredicidir. Meğer Rabbimin esirgediği bir nefis ola. Rabbim bağışlayandır, esirgeyendir."
(Böyle yapmakla) Ben kendi nefsimi de aklamıyorum; çünkü nefis -Rabbimin ikram edip uyardığı zaman hariç dipnot 1 - sürekli kötülüğü emreder durur dipnot 2 . Rabbim çok bağışlayan ve ikramı bol olandır."
Ben nefsimi aklamam. Çünkü nefis insana kötülüğü emreder durur; Rabbimin ikram ettiği biri ise başka. Rabbimin bağışlaması çok, ikramı boldur."
Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim, çokça mağfiret edendir, çokça merhamet edendir.
-Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü nefis, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim, bağışlayandır, merhamet edendir.
"Nefsimi ak pak gösteremem. Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim çok affedici, çok esirgeyicidir.
"I'm not trying", she said, "to vindicate my wrong nor do I absolve myself of the guilt which resided in my intention. One's ego inclines one to propound evil except those who are graced with Allah's mercy, and Providence their guide; Allah, my Creator, is indeed Ghafurun (Forgiving) and Rahimun (Merciful)."
I do not pretend to be blameless, for man’s very soul incites him to evil unless my Lord shows mercy: He is most forgiving, most merciful.’
"Nor do I absolve my own self (of blame): the (human) soul is certainly prone to evil, unless my Lord do bestow His Mercy: but surely my Lord is Oft-forgiving, Most Merciful."
I do not seek to acquit myself; for surely one's self prompts one to evil except him to whom my Lord may show mercy. Verily my Lord is Ever Forgiving, Most Merciful."
I do not say my self was free from blame. The self indeed commands to evil acts – except for those my Lord has mercy on. My Lord, He is Forgiving, Merciful.’
"And I free not myself (from the blame). Verily, the (human) self is inclined to evil, except when my Lord bestows His Mercy (upon whom He wills). Verily, my Lord is Oft-Forgiving, Most Merciful."
Yet I do not absolve my [own carnal] soul, for the [carnal] soul indeed prompts [men] to evil, except inasmuch as my Lord has mercy. Indeed my Lord is all-forgiving, all-merciful.’
`Yet I do not hold myself to be free from weakness, for human nature is surely prone to enjoin evil, except on whom my Lord has mercy. My Lord is of course Protector (against sins), Ever Merciful.'
Yet I claim not that my soul was innocent -- surely the soul of man incites to evil -- except inasmuch as my Lord had mercy; truly my Lord is All-forgiving, All-compassionate. '
"I do not claim to be a saint. The human being always leans towards indecencies; except those who (deserve the Lord’s Mercy and) God takes them under His umbrella of protection. Indeed my Lord is Forgiving and Merciful."
Yet I do not clear myself, for the soul is very urgent to evil, save what my Lord has had mercy on; verily, my Lord is forgiving and merciful!'
"I do not make myself free of blame, for the person is inclined to sin, except what my Lord has mercy on. My Lord is Forgiving, Compassionate."
Neither do I absolutely justify my self: Since every soul is prone unto evil, except those on whom my Lord shall shew mercy; for my Lord is gracious and merciful.
(The wife said) "This, I asked that he (my lord) might know that I did not betray him in his absence, and that Allah guides not the guile of the betrayers.
And in no way do I acquit my self. Surely the self indeed constantly commands to odious (deeds), except that on which my Lord had mercy. Surely my Lord is Ever-forgiving, Ever-Merciful."
I do not exculpate myself. Lo! the (human) soul enjoineth unto evil, save that whereon my Lord hath mercy. Lo! my Lord is Forgiving, Merciful.
But I do not wish to absolve myself, for the soul is prone to evil, unless my Lord have mercy. Indeed my Lord is forgiving and kind." --
And yet, I am not trying to absolve myself: for, verily, man's inner self does incite [him] to evil, and saved are only they upon whom my Sustainer bestows His grace. Behold, my Sustainer is much forgiving, a dispenser of grace!"
And I do not seek to free myself from blame, for indeed the soul is ever inclined to evil, except those shown mercy by my Lord. Surely my Lord is All-Forgiving, Most Merciful."
"And I do not make myself free of blame, for the soul is inclined to sin, except what my Lord has mercy on. My Lord is Forgiving, Merciful."
"I do not claim innocence for myself. The self is an advocate of vice, except for those who have attained mercy from my Lord. My Lord is Forgiver, Most Merciful."
And I do not acquit myself. Indeed, the soul is a persistent enjoiner of evil, except those upon which my Lord has mercy. Indeed, my Lord is Forgiving and Merciful."
“And I absolve not myself; the soul commands to evil, save that my Lord has mercy; my Lord is forgiving and merciful.”
"I do not claim that I am angelic, with no ego or desire. The human "Self" is not invincible against temptation (unless we make it surrender to the Divine Commands). It is my Lord's Mercy that mankind are in control of their behavior. Verily, my Lord is Absolver of imperfections, Merciful."
"And I will not forgive my own self (of the sin): True, the soul is likely to fall into evil, unless my Lord grants His Mercy: But surely my Lord is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem). "
And I do not absolve my inner self of blame. Surely, man’s inner self often incites to evil, unless my Lord shows mercy. Certainly, my Lord is the Most-Forgiving, Very-Merciful."
"And I do not make myself free of blame, for the soul is inclined to sin, except that which my Lord has mercy upon. My Lord is Forgiving, Merciful."