Bakara suresi

Bakara suresi, 167. ayet

Bakara suresi, 167. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا۟ مِنَّا كَذَٰلِكَ يُرِيهِمُ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ حَسَرَٰتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنَ ٱلنَّارِ

veḳâle-lleẕîne-ttebe`û lev enne lenâ kerraten feneteberrae minhüm kemâ teberraû minnâ. keẕâlike yürîhimü-llâhü a`mâlehüm ḥaserâtin `aleyhim. vemâ hüm biḫâricîne mine-nnâr.

Diyanet İşleri

Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 164–170 · surenin 167. ayeti / 286

Konu Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar Bakara 164–167 3

  1. Bakara 164

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

  2. Bakara 165

    İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!

  3. Bakara 166

    Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

  4. 167

    Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

  5. Bakara 168

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

  6. Bakara 169

    O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.

  7. Bakara 170

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 165–167. ayetler için yazılmıştır.

165. Bu âyet-i kerimenin bir önceki âyetle bağlantısı ne kadar da güzeldir! Yüce Allah vahdaniyetini, bunun kat’i delillerini ve her türlü şüpheyi ortadan kaldıran ve kesin bilgiye ulaştıran apaçık belgelerini beyan ettikten sonra, burada da şöyle buyurmaktadır: “İnsanlardan bir kısmı” bunca eksiksiz açıklamaya rağmen bazı yaratılmışları “Allah’ın yanı sıra birtakım ortaklar ediniyorlar…” Yani ibadet, muhabbet, tazim ve itaatte Allah’a denk ve benzer tutuyorlar. Artık delilin ortaya konulmasından ve tevhidin açıklanmasından sonra bu durumda olan bir kimsenin, Allah’a karşı inatlaşan, Allah’a karşı çıkan bir kimse olduğu yahut da Allah’ın âyetleri ve Allah’ın yarattıkları üzerinde tefekkür ve düşünmekten yüz çeviren bir kimse olduğu anlaşılır. O nedenle de böylesinin bu yüz çevirmesinde ve inatlaşmasında en küçük bir mazereti dahi olamaz. Aksine böyleleri hakkında azap hak olmuştur. Allah’la birlikte ortaklar edinen bu kimseler, onları yaratma, rızık verme ve varlıkların işlerini idare etme gibi hususlarda Allah’a eşit görüyor değillerdi. Sadece, ortak edindiklerini ibadette Allah’a eşit kabul ediyor ve kendilerini Allah’a yakınlaştırsınlar diye bu varlıklara ibadet ediyorlardı.

Yüce Allah’ın: “ediniyorlar” buyurmasında Allah’ın hiçbir denginin olmadığına, müşriklerin birtakım yaratılmışları O’na denk tutmalarının ise sadece mücerret bir adlandırma ve anlamsız boş sözlerden ibaret olduğuna delil vardır. Nitekim bir başka yerde de şöyle buyrulmaktadır: “Onlar Allah’a ortak koştular. De ki: Bunların adlarını söyleyin bakalım! Siz yeryüzünde ona bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz; yoksa siz üstünkörü söz mü söylüyorsunuz?” (er-Râd, 13/33); “Onlar ancak sizin ve atalarınızın adlandırdığı ve Allah’ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği birtakım isimlerden ibarettir. Onlar ancak zanna uyarlar.” (en-Necm, 53/23)

Hiçbir yaratılmış Allah’a denk olamaz; çünkü Allah yaratıcıdır, onun dışındaki varlıklar ise yaratılmıştır. O Rabdir, rızık verendir. Onun dışındakiler ise rızık verilendir. Allah hiçbir şeye muhtaç olmayan zengindir, yaratılmışlar ise O’na muhtaçtır. O her bakımdan kâmildir, eksiklikten münezzehtir. Kullar ise bütün yönleri ile eksiktirler. Fayda da veren, zarar da veren Allah’tır. Yaratılmış varlıkların ise kendiliklerinden fayda ve zarar verme güçleri, herhangi bir şeye sahip olmaları söz konusu değildir. Böylelikle kesin olarak Allah’tan başka ilâhlar ve ortaklar edinenlerin sözlerinin bâtıl olduğu ortaya çıkmaktadır. Ortak edinilen bu varlık ister bir melek, ister bir peygamber, ister salih bir kul, ister bir put, ister başka bir şey olsun fark etmez.

Yine kesin olarak kâmil sevgiye ve huzurunda tam bir zilletle boyun eğmeye müstahak olan yalnız Allah’tır. Bundan dolayı Yüce Allah mü’minleri: “İman edenlerin Allah’a olan sevgisi ise çok daha güçlüdür.” diyerek övmektedir. Yani mü’minler ortak edinenlerin ortaklarına duydukları sevgiden çok daha kuvvetli bir sevgi ile Allah’ı severler. Çünkü onlar sevgilerini Allah’a tahsis etmişler. Onlar ise o sevgiye başkalarını ortak etmişlerdir. Ayrıca mü’minler gerçek anlamda sevgiye layık olan, sevilmesi kulun salahının, mutluluğunun ve kurtuluşunun tâ kendisi olan bir zatı sevmişlerdir. Müşrikler ise hiçbir şekilde sevilmeye layık olmayan ve sevilmesi de kulun bedbahtlığının, fesada ermesinin, işlerinin darmadağınık olmasının ve yüzüstü kalmasının sebebi olan varlıkları sevmişlerdir. Bundan dolayı da Yüce Allah böylelerini şu buyruğu ile tehdit etmektedir:

Allah’a ortaklar koşmak, kulların gerçek Rabbinden başkasına boyun eğmek, Allah’ın yolundan alıkoymak ve insanların zararına çalışmak suretiyle “Zulmedenler” Kıyamet gününde gözleri ile ayan beyan “azabı görecekleri vakit (anlayacakları gibi şimdi de) kuvvetin bütünüyle Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının gerçekten çok şiddetli olduğunu bir bilseler!” Yani azabı göreceklerinde kuvvet ve kudretin bütünü ile Allah’a ait olduğunu, koştukları ortakların ise hiçbir güce sahip olmadıklarını, anlayacaklardır. İşte o gün ortaklarının güçsüz ve aciz olduklarını dünya hayatında iken sandıkları gibi herhangi bir yetkiye sahip olmadıklarını, bu ortakların kendilerini Allah’a yakınlaştıramadığını, Allah’a ulaştıramadıklarını göreceklerdir. Böylelikle zanlarının boş olduğu ortaya çıkacak, çabaları boşa gitmiş olacaktır. Ağır ve çetin azap onlara hak olacak ve ortakları onların azaplarından hiçbir şeyi geri çeviremeyecek, onlara zerre ağırlığı kadar bir faydaları dokunmayacaktır. Tam aksine faydalı olacaklarını sandıkları bu varlıklardan dolayı zarar göreceklerdir.

166-167. “O zaman kendilerine uyulanlar, uyanlardan uzaklaşacaklardır. O azabı görecekler ve aralarındaki bütün bağlar da kopacaktır.” Kendilerine uyulanlar kendilerine uyanlar ile hiçbir ilişkilerinin olmadığını ilan edecek, dünyada iken aralarında bulunan her türlü bağ paramparça olacaktır. Çünkü aradaki bu bağlar Allah’tan başkası içindi ve Allah’ın emrine uygun değildi ve hiçbir aslı olmayan bâtıl ile alakalıydı. Bundan dolayı amelleri darmadağınık ve halleri de perişan olacaktır. Yalan söylemiş olduklarını açıkça anlayacaklar. Fayda vereceğini, sonuç alacaklarını sandıkları amelleri ise aleyhlerine bir hasret ve bir pişmanlığa dönüşmüş olacaktır. Onlar ebediyen, bir daha hiç çıkmamak üzere Cehenneme gireceklerdir. O halde bu hüsrandan öte bir hüsran var mıdır? Buna sebep ise onların bâtıla uymaları, umut bağlanmaması gereken şeye umut bağlamaları, bağlanılmaması gereken yere bağlanmalarıdır. Böylece amellerinin bağlı olduğu şey batıl ve boş olunca amelleri de boşa çıkacaktır. Amelleri boşa çıkınca da umdukları boşa çıktığı için pişmanlık duyacaklar ve umut bağladıkları bu varlıklar kendileri için çok büyük zarara neden olacaktır.

Mutlak Melik ve apaçık hakkın kendisi olan Allah’a bağlanan, amelini yalnız O’nun için ihlâsla yapan ve O’nun faydasını uman kişin durumu ise çok farklıdır. Böylesi hakkı yerli yerine koymuştur. O nedenle amelleri de hak olmuştur. Çünkü amelleri hakka bağlıdır. Bundan dolayı böyle bir kimse amelinin neticesini elde ederek kurtulur. Amelinin karşılığını Rabbinin nezdinde kesintisiz ve eksiksiz olarak bulur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kâfir olup Allah’ın yolundan alıkoyanların amellerini (Allah) boşa çıkartır. İman edip salih amel işleyenler ve Muhammed’e indirilene -ki o Rabb’lerinden gelen hakkın tâ kendisidir- iman edenlerin ise (Allah) günahlarını bağışlar ve hallerini ıslah eder. Bu böyledir çünkü kâfir olanlar bâtıla uymuşlardır. İman edenler ise Rablerinden gelen hakka uymuşlardır. İşte Allah insanlara misallerini böyle açıklar.” (Muhammed, 47/1-3)

İşte o vakit bâtıl önderlerin peşinden gidenler dünya hayatına geri döndürülerek Allah’a ortak koşmayı terk etmek ve ameli Allah için ihlâsla yapmaya yönelmek suretiyle uydukları önderlerden uzaklaşmayı temenni edeceklerdir. Ancak iş işten geçmiş olacaktır. Çünkü o vakit, mühlet verilecek ve süre tanınacak bir vakit değildir. Buna rağmen onlar bu temennilerinde de yalancıdırlar. Zira eğer dünyaya geri döndürülecek olsalar yine kendilerine yasak kılınmış şeylere tekrar dönerler. Onların bu sözleri, uydukları kimseler kendilerinden uzaklaştıklarında öfke ve kızgınlıkla söyledikleri bir sözden ve kuruntudan ibaret bir temenniden öte bir şey değildir. Zira günah onların günahıdır. Kötülüklerde kendisine uyulanların başı İblistir. Bununla beraber o kendilerine uyanlara şöyle diyecektir: “İş olup bitince şeytan da der ki: Doğrusu Allah’ın size verdiği söz gerçekti, ben de size vaadde bulunmuştum ama size verdiğim sözde durmadım. Zaten benim sizin üzerinizde hiçbir nüfuzum da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de çağrımı kabul ettiniz, o halde beni kınamayın, bilakis kendinizi kınayın.” (İbrahim, 14/22).

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O zaman zayıf ve tabi olanlar şöyle diyecekler: “Bizim, dünyaya tekrar geri dönüş şansımız yok mudur ki, önderlerimizin bizi inkâr edip kendilerini bizden uzak kıldıkları gibi, biz de onları inkâr ederek uzak duralım?” Allah, ahiretteki şiddetli azabı onlara gösterdiği gibi, onlara bir pişmanlık ve üzüntü olması için, önderlerine batıl üzerine tabi olmalarının akıbetini de gösterecektir. Onlar, cehennem ateşinden de ebedî olarak çıkamayacaklardır.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ ve kale ve şöyle dediler kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ٱتَّبَعُوا۟ ttebeu uyan kök: تبع
  4. لَوْ lev keşke
  5. أَنَّ enne
  6. لَنَا lena bizim için (mümkün olsaydı)
  7. كَرَّةًۭ kerraten bir dönüş (dünyaya) kök: كرر
  8. فَنَتَبَرَّأَ feneteberrae uzak dursaydık kök: برا
  9. مِنْهُمْ minhum onlardan
  10. كَمَا kema gibi
  11. تَبَرَّءُوا۟ teberra'u uzak durdukları kök: برا
  12. مِنَّا ۗ minna bizden
  13. كَذَٰلِكَ kezalike böylece
  14. يُرِيهِمُ yurihimu onlara gösterir kök: راي
  15. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  16. أَعْمَـٰلَهُمْ ea'malehum bütün fiillerini kök: عمل
  17. حَسَرَٰتٍ haseratin hasretler (pişmanlık kaynağı olarak) kök: حسر
  18. عَلَيْهِمْ ۖ aleyhim onlara
  19. وَمَا ve ma ve değildir
  20. هُم hum onlar
  21. بِخَـٰرِجِينَ biharicine çıkacak kök: خرج
  22. مِنَ mine -ten
  23. ٱلنَّارِ n-nari ateş- kök: نور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كرر (6 geçiş) · Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.

  • Aynı kök: كرر (6 geçiş)

    Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık.

  • Aynı kök: كرر (6 geçiş)

    "Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

  • Aynı kök: برا (31 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

  • Aynı kök: برا (31 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Şüphesiz, inkar eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Şüphe yok ki, inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kötülere) uyanlar şöyle demiş (olacaklar)dır: "Keşke bir kez daha (dünyaya dönmemiz) mümkün olsaydı dipnot 1 da şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!" Böylece Allah pişmanlık duydukları işleri kendilerine gösterecektir. Onlar asla ateşten çıkamazlar. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:27; A‘râf 7:53; Mü'minûn 23:99-100; Secde 32:12; Fâtır 35:37; Zümer 39:58.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Mâide 5:37; Hacc 22:22; Mü'minûn 23:107; Secde 32:20; Fâtır 35:37; Mü'min 40:11; Câsiye 45:35.

Mustafa İslamoğlu

İlahlık yakıştıranlar da diyecek ki: Keşke elimize ikinci kez dünyaya dönme fırsatı geçse de, onların bize sırt döndüğü gibi biz de onlara sırt dönsek. Böylece Allah onlara, yaptıkları tüm işleri derin bir pişmanlık (kaynağı) olarak gösterecek ve onlar ateşten de çıkamayacaktır.

Muhammed Esed

Ve o tabi olanlar, "(Hayatta) ikinci bir fırsat yakalasaydık da onların bizi tanımazlıktan geldiği gibi biz de onları görmezden gelip reddetseydik!" diyecekler. Böylece, Allah yapıp ettiklerini onlara acı bir pişmanlık (duygusu) tattırarak gösterecektir; ve onlar ateşten çıkarılmayacaklardır.

Ahmed Hulusi

(Endada) tabi olmuşlar: "Keşke bize fırsat verilseydi de yaşadıklarımızı bir kere daha yaşasaydık, bu defa tabi olduklarımızın bizden uzaklaşması gibi biz onlardan uzaklaşsaydık" derler. Böylece Allah onlara yaptıklarının sonuçlarını acı pişmanlıklarla gösterir. Onların içlerinden gelen pişmanlık yanışının sonu gelmez!

Ali Bulaç

(O zaman, yönetilip) Uyanlar derler ki: "Eğer bize bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık." Böylece Allah, onlara bütün yaptıklarını onulmaz hasretlerle gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler.

Ali Özek ve heyeti

(Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, amellerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar.

Ali Rıza Safa

Bağlı olanlar, şöyle diyecekler: "Keşke bir olanak daha verilse; onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan kesinlikle uzaklaşırdık!" Böylece, Allah, onların yaptıklarını, pişmanlık olarak kendilerine gösterecektir. Zaten ateşten çıkamayacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

Uyanların, "Keşke dünyaya bir daha dönsek de, onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsak!" diyecekleri vakit, Allah onlara bütün yaptıklarını kendilerini sarmış pişmanlıklar halinde gösterecek ve onlar ateşten çıkamayacaklar.

Edip Yüksel

Uyanlar şöyle diyecek: "Keşke bir şansımız daha olsaydı da onların şimdi bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece ALLAH yaptıklarını pişmanlığa dönüştürür; ateşten çıkamazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Uyanlar şöyle diyecek: 'Keşke bir şansımız daha olsaydı da onların şimdi bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık.' Böylece ALLAH yaptıklarını pişmanlığa dönüştürür; ateşten çıkamazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Uyanlar da şöyle demektedir: "Ah bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onlar bizden kaçtıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! İşte böyle Allah, onlara bütün yaptıklarını üzerlerine çökmüş, pişmanlıklar halinde gösterecektir. Onlar, ateşten çıkacak değillerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tabi olanlar da şöyle demektedir: Ah bizim için dünyaya bir dönüş olsa idi de onların bizden teberri ettikleri gibi biz de onlardan teberri etse idik! İşte böyle Allah onlara bütün amellerini üzerlerine yığılmış hasretler halinde gösterecektir ve onlar o ateşten çıkacak değillerdir

Erhan Aktaş

Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Gültekin Onan

(O zaman yönetilip) Uyanlar (tabi olanlar) derler ki: "Eğer bize bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık." Böylece Tanrı, onlara bütün yaptıklarını onulmaz hasretlerle (veya: üzerlerine yığılmış hasretlerle; veya: pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak) gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler.

Hasan Basri Çantay

Ve tabi' olanlar şöyle demişdir: "Bizim için (dünyaye) bir dönüş olsaydı da (bugün) bizden uzaklaşdıkları gibi biz de (o gün) onlardan uzaklaşsaydık". Böylece Allah onlara bütün yapdıklarını hasret (ve nedamet) ler haalinde kendilerine gösterecekdir ve onlar cehennemden akıcılar da değildirler.

İbni Kesir

Uyanlar dediler ki: Bizim için dönüş olsaydı da bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık. Böylece onların bütün yaptıklarını Allah hasretler halinde kendilerine gösterecektir ve onlar ateşten çıkacak değildirler.

Mehmet Alagaş

(164-167) Semaların ve arzın yaratılmasında, gecenin gündüzün karşıt olarak gidip gelmesinde, geminin denizde insanların faydasına akmasında, Allah’ın gökten su ile indirdiklerinde, onunla arzı öldükten sonra tekrar diriltmesinde, Onda / Arzda her yaratığı dağıtıp y aymasında, rüzgârı dolaştırmasında, semalar ve arz arasında bulutları emre amade kılmasında, akleden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Yıldırım yerin elektro kimyasal ihtiyaçlarını karşılar) İnsanlardan birileri Allah dışında denkler / putlar edini r, Allah’ı sever gibi onları sever ler, i man edenlerin Allah’ı sevmeleri ise en şiddetli sevgidir. Keşke zalimler, şiddetli azabı gördüklerindeki hallerini ve kuvvetin tamamının Allah’a ait olduğunu bir görebilselerdi, Muhakkak ki Allah şiddetli azabı olandır. (Adalet denkleştirmek) Tabi olunan kimseler, kendilerine tabi olanlarla alakalarını kestikleri / kurtuldukları zaman, azabı görürler, onlarla / tabi olanlarla tüm bağlantılar kesilmiştir , t abi olanlar diyecekler ki keşke bir kere daha olsa da / tekrarı olsa da onların bizlerden kurtuldukları gibi bizde onlardan kurtulsaydık , işte böyle Allah , onlara amellerini gösterir , tükenmişlik / pişmanlık onların üzerinedir, onlar ateşten çıkarılmazlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Kötülere) Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Süleyman Ateş

Uyanlar, şöyle dediler; "Ah keşke bir daha dünyaya gitmemiz mümkün olsaydı da şimdi onların bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık!" Böylece Allah, onlara işledikleri bütün fiilleri hasretler (pişmanlık kaynağı olarak) gösterir. Ve onlar, ateşten çıkamazlar.

Süleymaniye Vakfı

Onları takip edenler şöyle derler: "Keşke elimizde bir fırsat olsa da (hep birlikte dünyaya dönsek) burada bunların bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursak!" Allah yaptıklarını onlara, içlerini yakacak şekilde gösterecektir. dipnot 1 Artık o ateşten çıkacak da değillerdir. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara uyanlar şöyle derler: "Keşke elimize bir fırsat geçse de onların burada bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak durabilseydik!" Allah yaptıklarını, içlerini yakacak şekilde gösterecektir. Artık o ateşten çıkacak değillerdir.

Şaban Britch

Onların peşlerinden gidenler: Keşke bizim için dünyaya bir daha dönüş olsaydı da, onların bizden kaçtıkları gibi biz de onlardan kaçsaydık derler. İşte Allah, onlara yaptıklarını böyle pişmanlıklar halinde gösterecektir ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Şaban Piriş

Onların peşlerinden gidenler: -Keşke bizim için dünyaya bir daha dönüş olsaydı da, onların bizden kaçtıkları gibi biz de onlardan kaçsaydık derler. İşte Allah, onlara yaptıklarını böyle pişmanlıklar halinde gösterecektir ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

İzleyenler şöyle demiştir: "Ne olurdu bir kez daha imkan verilse de şunların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak." Böylece Allah onlara, yapıp ettiklerini, kendilerine yönelmiş özleyişler olarak gösterir. Ama artık ateşten çıkamazlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then those adherent disciples who followed would say: "If only we could have the chance to go back to life below we would withdraw their worldly interests and renounce them and their errors as they have renounced us Hereafter. " Thus does Allah show them that their evil deeds now represent nothing but the trappings of woe and never shall they be released from Hell.

Abdul Haleem

the followers will say, ‘If only we had one last chance, we would disown them as they now disown us.’ In this way, God will make them see their deeds as a source of bitter regret: they shall not leave the Fire.

Abdullah Yusuf Ali

And those who followed would say: "If only We had one more chance, We would clear ourselves of them, as they have cleared themselves of us." Thus will Allah show them (The fruits of) their deeds as (nothing but) regrets. Nor will there be a way for them out of the Fire.

Abul A'la Maududi

And the followers will then say: "Oh if only we might return again, we would disown them as they have disowned us?" dipnot 1 Thus Allah will show them their works in a manner causing them bitter regrets. Never will they come out of the Fire.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here particular reference is made to the dismal end of those so-called religious leaders who mislead people, and of their gullible followers who fall easy prey to their deception. This has been done in order to warn the Muslims to beware of the errors which misled former nations, and to impress upon them the need to develop the capacity to distinguish between true and spurious leaders so as to avoid being led by the latter.

Aisha Bewley

those who followed will say, ‘If only we could have another chance, we would disown them just as they have disowned us. ’ In that way Allah will show them their actions as a cause of anguish and remorse for them. They will never emerge from the Fire.

Al-Hilali & Khan

And those who followed will say: "If only we had one more chance to return (to the worldly life), we would disown (declare ourselves as innocent from) them as they have disowned (declared themselves as innocent from) us." Thus Allâh will show them their deeds as regrets for them. And they will never get out of the Fire.

Ali Quli Qarai

and when the followers will say, ‘Had there been another turn for us, we would disown them as they disown us [now]!’ Thus shall Allah show them their deeds as regrets for themselves, and they shall not leave the Fire.

Amatul Rahman Omar

And (at that time) the followers shall say, `If we could only return (to the life of the world) we would disown them and sever ourselves from them as they disowned and severed themselves from us. ' Thus Allâh will make them regret their deeds and they shall never (of themselves) get out of the Fire.

Arthur John Arberry

and those that followed say, 'O if only we might return again and disown them, as they have disowned us!' Even so God shall show them their works. O bitter regrets for them! Never shall they issue from the Fire.

Bijan Moeinian

The followers will then say: "It will be nice to have a second chance in order to disown our idols the same way that they disowned us today. " God will thus show them that the regret is the fruit of their deeds and they will never be able to come out of the Hellfire.

E. Henry Palmer

those who followed shall say, 'Had we but another turn, then would we clear ourselves of them as they have cleared themselves of us. ' So will God show them their works; for them are sighs, and they shall not come forth from out the fire.

Edip-Layth

Those who followed them said, "If we only could have a chance to disown them as they have disowned us." It is such that God will show them their works, which will be regretted by them; they will not leave the fire.

George Sale

the followers shall say, if we could return to life, we would separate our selves from them, as they have now separated themselves from us. So God will shew them their works; they shall sigh grievously and shall not come forth from the fire of hell.

Hamid S. Aziz

And those who Follow would say, "Had we but another turn, then would we clear ourselves of them as they have cleared themselves of us. " So will Allah show them the fruits of their deeds; for them are regrets, and they shall have no way out of the Fire.

Mahmoud Ghali

And (the ones) who closely followed have said, "If a comeback were given us, so we (could) acquit ourselves of them, as they have acquitted themselves of us. " Thus Allah will show them their deeds (as) regrets for them; and in no way will they be ever going out of the Fire.

Marmaduke Pickthall

And those who were but followers will say: If a return were possible for us, we would disown them even as they have disowned us. Thus will Allah show them their own deeds as anguish for them, and they will not emerge from the Fire.

Mohamed Ahmed - Samira

When those who were followed will disclaim those who followed them, and see the torment all ties between them shall be severed,

Muhammad Asad

And then those followers shall say: "Would that we had a second chance [in life], so that we could disown them as they have disowned us!" Thus will God show them their works [in a manner that will cause them] batter regrets; but they will not come out of the fire.

Mustafa Khattab

The ˹misled˺ followers will cry, "If only we could have a second chance, we would disown them as they disowned us." And so Allah will make them remorseful of their misdeeds. And they will never ˹be able to˺ leave the Fire.

Progressive Muslims

And those who followed them said: "If we only could have a chance to disown them as they have disowned us. " It is such that God will show them their works which will be regretted by them; they will not leave the Fire.

Rashad Khalifa

Those who followed will say, "If we can get another chance, we will disown them, as they have disowned us now." GOD thus shows them the consequences of their works as nothing but remorse; they will never exit Hell.

Sahih International

Those who followed will say, "If only we had another turn [at worldly life] so we could disassociate ourselves from them as they have disassociated themselves from us. " Thus will Allah show them their deeds as regrets upon them. And they are never to emerge from the Fire.

Sam Gerrans

And those who followed will say: “Were we to return, we would disown them just as they have disowned us,”[...]. Thus will God show them their deeds as regrets for them; and they will not come out of the Fire.

Shabbir Ahmed

Those who followed will say, "If a return were possible for us, we would disown them as they have disowned us. " Thus it is: Allah will show their own doings as remorse for them, and they will not emerge from this Fire of Regret.

Syed Vickar Ahamed

And those who followed would say: "If only we had one more chance, to return to the worldly life, we would clear ourselves from them, as they have cleared themselves from us. " Thus would Allah show them (the fruits of) their deeds as (nothing but) regrets. And there will be no way for them out of the Fire.

Taqi Usmani

and those who followed will say, "We wish we had another (chance to) return (to the world), so that we may disown them as they had disowned us." Thus Allah will show them that their deeds were (nothing but) causes of remorse for them, and they are not to come out of the Fire.

The Monotheist Group

And those who followed them said: "If we only could have a chance to disown them as they have disowned us." It is such that God will show them their works which will be regretted by them; they will not leave the Fire.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 167. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 167. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 167. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩