Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 55. ayet

Yûsuf suresi, 55. ayet. قَالَ ٱجْعَلْنِى عَلَىٰ خَزَآئِنِ ٱلْأَرْضِ إِنِّى حَفِيظٌ عَلِيمٌ

ḳâle-c`alnî `alâ ḫazâini-l'arḍ. innî ḥafîżun `alîm.

Diyanet İşleri

Yusuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 52–58 · surenin 55. ayeti / 111

Konu Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş Yûsuf 50–57 3

  1. Yûsuf 52

    (Yusuf), "Benim böyle yapmam, Aziz'in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah'ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi" dedi.

  2. Yûsuf 53

    "Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.

  3. Yûsuf 54

    Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."

  4. 55

    Yusuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi.

  5. Yûsuf 56

    Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını zayi etmeyiz.

  6. Yûsuf 57

    Elbette ki, ahiret mükafatı, inananlar ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir.

  7. Yûsuf 58

    (Derken) Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yusuf onları tanıdı, onlar ise Yusuf'u tanımıyorlardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

55. Yusuf kamu menfaatine ait bir işe talip olarak “dedi ki: beni ülkenin hazine işlerinin başına tayin et.” Arazilerden toplanacak gelirlerin başına görevli bir sorumlu ve idareci olarak ata. “Çünkü ben (bu konuda) oldukça titiz ve bilgiliyim” üzerime aldığım görevi gereği gibi yerine getiririm. Ondan hiçbir şey boşa gitmez ve olması gereken yerden başkasına konmaz. Gireni, çıkanı da iyi tespit ederim. Bu işin idare ediliş şeklini verme, vermeme ve her türlü tasarruf keyfiyetini çok iyi bilenim.

Yusuf’un bu talebi, kamu yönetiminin başına getirilmesi için bir hırstan kaynaklanmıyordu. Aksine kamuya faydalı olmayı arzuladığından dolayı bu talepte bulunmuştu. Ayrıca kendisinin bu konuda onların bilmediği derecede bir yeterliliğe, güvenilirliğe ve titizliğe sahip olduğunu biliyordu. Bundan dolayı hükümdardan kendisini ülkenin hazinelerinin başına getirmesini istedi. Hükümdar da onu yeryüzü hazinelerinin başına getirdi ve bu görevi ona verdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yusuf, hükümdara: "Beni ülkenin hazinelerini ve Mısır arazisinin yiyeceklerini korumakla görevlendir. Şüphesiz ki ben, güvenilir bir koruyucu ve görev yaptığım işte ilim ve basiret sahibiyim." dedi.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. ٱجْعَلْنِى c'alni beni tayin et kök: جعل
  3. عَلَىٰ ala üstüne
  4. خَزَآئِنِ hazaini hazineleri kök: خزن
  5. ٱلْأَرْضِ ۖ l-erdi ülkenin kök: ارض
  6. إِنِّى inni çünkü ben
  7. حَفِيظٌ hafizun iyi korur kök: حفظ
  8. عَلِيمٌۭ alimun iyi bilirim kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    "Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Onlar, babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Yakub onlara, "Onun hakkında size ancak, daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en…

  • Aynı kök: خزن (13 geçiş)

    De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana…

  • Aynı kök: خزن (13 geçiş)

    Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah,…

  • Aynı kök: خزن (13 geçiş)

    Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) "Beni o yerin (Mısır'ın) hazinelerine (bakan) ata! Şüphesiz ki ben (hazineyi) korurum; (bu işi iyi) bilirim." demişti. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Yusuf'un bu isteği, göreve talip olmak gerektiğinin bir delilidir. Demek ki her zaman görev verilmesini beklemek doğru değildir. Yetkin, ehliyetli ve liyakatli olanların göreve talip olması da Hz. Yusuf örnekliğinde bize öğretilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

(Yusuf) şu talepte bulundu: "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir! Benim onu çok iyi koruyacağıma, bu konudaki bilgi ve birikimime güvenebilirsiniz."

Muhammed Esed

(Yusuf:) "Beni ülkenin hazineleri üzerinde görevlendir(in)" dedi, "güvenilir, bilgili bir gözcü, bir koruyucu olacağımdan emin olabilirsin(iz)".

Ahmed Hulusi

(Yusuf) dedi ki: "Beni ülkenin hazinedarı yap. Kesinlikle ben güvenilir ve bilgili bir kişiyim. "

Ali Bulaç

(Yusuf) Dedi ki: "Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl. Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de) bilenim."

Ali Özek ve heyeti

«Beni ülkenin hâzinelerine tayin et! Çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim» dedi.

Ali Rıza Safa

"Beni, bu toprakların kaynaklarında görevlendir!" dedi; "Çünkü gözetmeyi bilirim!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf, "Beni ülkenin hazineleri üstüne bakan tayin et! Çünkü ben onları çok iyi korurum; bu işi bilirim" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki: "Beni ülkenin maliye işlerinin başına getir. Kuşkusuz ben iyi korur, iyi bilirim" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki: 'Beni ülkenin maliye işlerinin başına getir. Kuşkusuz ben iyi korur, iyi bilirim,' dedi

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dedi ki: "Beni ülke hazineleri üzerine memur et, çünkü ben iyi korur, iyi bilirim!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: beni Arz hazineleri üzerine me'mur et, çünkü ben iyi korur, iyi bilirim

Erhan Aktaş

Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korurum ve iyi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korurum ve iyi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yusuf: "Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et. Zira ben onları korumasını iyi bilirim." dedi.

Gültekin Onan

(Yusuf) Dedi ki: "Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl. Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de) bilenim."

Hasan Basri Çantay

(Yuusuf): "Beni memleketin hazineleri üzerine (me'mur) et. Çünkü ben onları iyice korumıya muktedirim, (bütün tasarruf şekillerini de) bilenim" dedi.

İbni Kesir

Dedi ki: Beni memleketin hazineleri üzerine tayin et. Çünkü ben, onları iyi korurum, bilirim.

Mehmet Alagaş

(2, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 50, 53, 54, 55, 56, 57) Onunla beraber iki genç de hapishaneye girdi. Onlardan biri rüyamda kendimi içki / şarap sıkıyorum görüyorum dedi diğeri de benim de rüyamda başımın üzerinde ekmek taşıyorum kuşların da ondan yediğini görüyorum dedi, sen bize bunların nasıl gerçekleşeceğinin / te'vilinin haberini ver dediler, kesinlikle biz seni güzel davranan biri olarak görüyoruz. Yusuf’ta rızıklandığınız yemek / taam size gelmezden evvel onun te'vilini yapayım, bunlar Rabbimin bana öğrettikleridir, muhakkak ki ben , Allah’a inanmayan bir kavimle olan beraberliğimi terk ettim , onlar ahireti n de olmadığına inanıyorlardı. (Yusuf hangi kavmi kastetti) ve ben de babalarım İbrahim İshak ve Yakup birlikteliğine uydum / tabi oldum, Allah’a şirk koşmak benim için olacak şey değildir , bu Allah’ın üzerimizdeki ve insanlar üzerindeki hazinesidir / fazlıdır ve lakin insanların çoğu teşekkür etm ezler. Ey zindan arkadaşlarım, farklı farklı Rabler mi hayırlı ya da tek kahredici Allah mı? Ondan başka taptıklarınız sadece ve sadece babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz tanımlamalardan başka bir şey değildir, O isimler hakkında Allah bir delil indirmedi, yargı / hüküm ancak Allah’a aittir sadece kendisine kul olmanızı / ibadet etmenizi emretti, sağlam yaşam şekli de / din de budur ve lakin insanların çoğu bilmiyorlar. Ey zindan arkadaşlarım, bir taneniz efendisine / Rabbine alkollü içki sunacak diğeriniz ise asılacak ve kuşlar başından yiyecek, kanaatimi / benden fetvasını istediğiniz iş / emir hüküm gerçekleşmiştir. Onlardan kurtulacağını / nâci olacağını sandığı kişiye, (rüyasında şarap sıkana) beni efendinin / rabbinin yanında hatırla yıp an dedi, ş eytan efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, Yusuf bu nedenle zindan da birkaç sene daha kaldı (İşi Allah’a bırakmayıp kendi organize etmeye kalkışınca böyle oluyor) Melik (Melik; Eli altında bulundur duklarını özgürce kullanan kişi demek) dedi ki, ben rüyamda yedi şişman / siman ineğin yedi cılız / ıcâf ineği yediğini, yedi yeşil başağın da diğer kuru b aşakları sarıp sarmaladığını görüyorum, ey seçkinler eğer rüyaları yorumlayabiliyorsanız / tabir edebiliyorsanız bana rüyam konusunda kanaat bildirin / fetva verin dedi , birbirine girmiş karışık rüyalar / düşler, bizler de rüyaların ne şekilde gerçekleşeceğini bilenler / rüya alimleri değiliz dediler. O ikisinden kurtulan kişi , seçkinler topluluğunun konuşmalarının ardından hatırladı ve size onun ne şekilde gerçekleşeceğini / tevilini haber verebilirim beni gönderin dedi. Yusuf ey doğru arkadaşım / sadık arkadaşım, bize yedi şişman inek yedi cılız olanı yiyor ve yedi yeşil başak ta diğer kuru başakları sarıp sarmalıyor hakkındaki kanaatini söyle, ben insanlara geri dönerim de böylelikle belki onlar da öğrenirler. Devam eden yedi sene boyunca ekim biçim / ziraat yapın, hasat ederken de azcık yemeniz için olanı hariç başağında bırakın kalsın, a rdından gelen yedi şiddetli sene içerisinde o hazırlayıp sakladıklarınızın azı hariç kalanı yiyip bitirilecektir, bunun ardından da insanların yağmurlu yılları olacak ve onda meyve suları s ıkacaklar dedi. Melik, Onu bana getirin dedi, Ona elçi geldiğinde O da / Yusuf’ta dedi ki efendine geri dön ve ellerini kesen kadınların içinde bulundukları durumu ona sor , Rabbim o kadınların kurdukları tuzaklarını bilmektedir , Melik, Yusuf kendi nefsi adına sizlerden yararlanmak istediğinde, siz ne haldeydiniz? Dedi, kadınlar, haşa Allah için biz onun aleyhinde bir kötülük bilmedik, Azizin karısı şimdi gerçek ortaya çıktı, ben onu, kendim için arzuladım O / Yusuf doğru söyleyenlerdendir dedi. Yusuf’ta işte b u benim kesinlikle hainlik yapmadığımın Muhakkak ki Allah ’ın da hainlerin tuzaklarını yola sokmayacağının bilinmesi içindi , n efsimi / kendimi temize çıkarmıyorum çünkü nef is Rabbimin merhamet ettikleri hariç kötülüğü emreder, muhakkak ki Rabbim bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Melik onu bana getirin kendime özel / mahsus biri yapacağım ve onunla konuştu / kelam etti, bugün itibariyle yanımızda güvenli bir mekandasın dedi, beni arzın hazineleri üzerinde görevli yap dedi ben koruyucuyum ve bilenim, b öylelikle arzda Yusuf’u yerleştirdik , ne tarafında isterse orasında konaklıyordu , kime istersek bizden bir rahmeti ona isabet ettiririz, biz güzel davrananların ücretini / ecrini ziyan etmeyiz , ahiret ücretiyse iman edenler ve sakınanlar için daha hayırlıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yûsuf: “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi.

Süleyman Ateş

(Yusuf, krala): "Beni ülkenin hazineleri üstüne bakan yap. Çünkü ben (onları) iyi korur, (yönetmesini) iyi bilirim." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Yusuf da şöyle dedi: "Beni bu toprakların hazinelerinin başına getir. Ben onları iyi korurum, (bu konuda) bilgiliyim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf dedi ki "Beni ülkedeki hazinelerin başına getir. Ben onları korurum ve bu işi bilirim."

Şaban Britch

(Yusuf): Beni memleketin hazinelerine memur et, çünkü ben iyi korur ve iyi bilirim, dedi.

Şaban Piriş

(Yusuf): -Beni memleketin hazinelerine memur et, çünkü ben korumasını ve yönetmesini bilirim, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf dedi ki: "Beni ülke hazinelerine bakan yap. Ben iyi bir koruyucuyum; bilgiliyim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There, Yusuf said: "Now, O king, that you have faith in me, then entrust ''me with the granaries and the storehouses of the agricultural and natural products of the land and with the treasuries of the realm, and you shall find me trustworthy and capable of guarding the interests of the kingdom and knowing how to manage and administer affairs cleverly"

Abdul Haleem

Joseph said, ‘Put me in charge of the nation’s storehouses: I shall manage them prudently and carefully.’

Abdullah Yusuf Ali

(Joseph) said: "Set me over the store-houses of the land: I will indeed guard them, as one that knows (their importance)."

Abul A'la Maududi

Joseph said: "Place me in charge of the treasures of the land. I am a good keeper and know my task well."

Aisha Bewley

He said, ‘Entrust the country's stores to me. In truth I am a knowing guardian.’

Al-Hilali & Khan

[Yûsuf (Joseph)] said: "Set me over the store-houses of the land; I will indeed guard them with full knowledge" (as a minister of finance in Egypt).

Ali Quli Qarai

He said, ‘Put me in charge of the country’s granaries. I am indeed fastidious [and]well-informed.’

Amatul Rahman Omar

(Joseph) said, `Appoint me over the treasures (- granaries and stores) of the land, for I am a careful keeper and possessed of knowledge (of the Job). '

Arthur John Arberry

He said, 'Set me over the land's storehouses; I am a knowing guardian. '

Bijan Moeinian

Joseph said: "make me your treasurer as I am knowledgeable in this domain. "

E. Henry Palmer

He said, 'Place me over the treasures of the land; verily, I will be a knowing keeper. '

Edip-Layth

He said, "Make me keeper over the granaries of the land, for I know how to keep records and I am knowledgeable."

George Sale

Joseph answered, set me over the store-houses of the land; for I will be a skilful keeper thereof.

Hamid S. Aziz

And the king said, "Bring him (Joseph) to me. I will give him a special position with myself." And when he had spoken with him he said, "Verily, to-day you are with us in a well established place of trust."

Mahmoud Ghali

He (Yûsuf) said, "Set me over the lands treasuries. Surely I am constantly-persevering, (i.e., guardian) constantly-knowing."

Marmaduke Pickthall

He said: Set me over the storehouses of the land. Lo! I am a skilled custodian.

Mohamed Ahmed - Samira

"Appoint me over the granaries of the land, " (he said); "I shall be a knowledgeable keeper. "

Muhammad Asad

[Joseph] replied: "Place in my charge the store-houses of the land; behold, I shall be a good and knowing keeper.

Mustafa Khattab

Joseph proposed, "Put me in charge of the store-houses of the land, for I am truly reliable and adept."

Progressive Muslims

He said: "Make me keeper over the granaries of the land, for I know how to keep records and I am knowledgeable. "

Rashad Khalifa

He said, "Make me the treasurer, for I am experienced in this area and knowledgeable."

Sahih International

[Joseph] said, "Appoint me over the storehouses of the land. Indeed, I will be a knowing guardian."

Sam Gerrans

Said he: “Appoint thou me over the storehouses of the land; I am a knowledgeable custodian.”

Shabbir Ahmed

Joseph replied, "Place in my charge the treasury of the State. I shall be a competent custodian." (Now that he could personally handle the oncoming drought).

Syed Vickar Ahamed

(Yusuf) said: "Place me to (care for) the store-houses of the land: I will truly guard like one who knows (their importance). "

Taqi Usmani

He said, "Appoint me to (supervise) the treasures of the land. I am indeed a knowledgeable keeper."

The Monotheist Group

He said: "Appoint me over the granaries of the land, for I know how to keep records and I am knowledgeable."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 55. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 55. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 55. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩