Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 81. ayet

Yûsuf suresi, 81. ayet. ٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيكُمْ فَقُولُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَٰفِظِينَ

irci`û ilâ ebîküm feḳûlû yâ ebânâ inne-bneke seraḳ. vemâ şehidnâ illâ bimâ `alimnâ vemâ künnâ lilgaybi ḥâfiżîn.

Diyanet İşleri

"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 78–84 · surenin 81. ayeti / 111

Konu Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü Yûsuf 80–87 3

  1. Yûsuf 78

    Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz" dediler.

  2. Yûsuf 79

    Yusuf, "Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah'a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz" dedi.

  3. Yûsuf 80

    Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır."

  4. 81

    "Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."

  5. Yûsuf 82

    "Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

  6. Yûsuf 83

    Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

  7. Yûsuf 84

    Onlardan yüz çevirdi ve, "Vah! Yusuf'a vah!" dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

81. Daha sonra onlara babalarına neler söyleyeceklerini tavsiye ederek şunları söyledi: “Siz babanıza dönün ve deyin ki: Ey babamız, gerçek şu ki oğlun hırsızlık yaptı.” Yani hırsızlık yaptı ve bu nedenle alıkonuldu. Biz bu konuda bütün gayretimizi harcamamıza rağmen onu sana getiremedik. Durum da şudur: Biz bilmediğimiz bir şeye tanıklık etmiyoruz. Aksine “Biz ancak kesin bildiğimize göre şahitlik ediyoruz.” Çünkü bizler tasın, onun yükü arasından çıkartıldığını gördük. “Biz gaybın gözcüleri değiliz ki!” Yani eğer bizler gaybı bilen kimseler olsaydık elbette onu beraberimizde alıp götürmek için gayret göstermez ve sana da bu konuda söz vermezdik. Biz işin buralara kadar varacağını sanmıyorduk.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

En büyük kardeşleri şöyle dedi: Babanıza dönün ve deyin ki: Oğlun hırsızlık yaptı ve bu hırsızlığının cezası olarak Mısır'ın Aziz'i onu köle edindi. Biz ancak yükü arasında çıkan kabı gördüğümüze şahitlik edip onu haber verdik. Biz onun hırsızlık yapacağını bilmiyorduk. Eğer bunu bilseydik onu geri getirmek için sana söz vermezdik.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱرْجِعُوٓا۟ irciu dönün kök: رجع
  2. إِلَىٰٓ ila
  3. أَبِيكُمْ ebikum babanıza kök: ابو
  4. فَقُولُوا۟ fe kulu deyin ki kök: قول
  5. يَـٰٓأَبَانَآ ya ebana babamız kök: ابو
  6. إِنَّ inne şüphesiz
  7. ٱبْنَكَ bneke oğlun kök: بني
  8. سَرَقَ seraka hırsızlık etti kök: سرق
  9. وَمَا ve ma değiliz
  10. شَهِدْنَآ şehidna biz şahid kök: شهد
  11. إِلَّا illa dışındakine
  12. بِمَا bima şeyin
  13. عَلِمْنَا alimna bildiğimiz kök: علم
  14. وَمَا ve ma ve
  15. كُنَّا kunna biz değiliz kök: كون
  16. لِلْغَيْبِ lilgaybi gaybın kök: غيب
  17. حَـٰفِظِينَ hafizine muhafızları kök: حفظ

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar, babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz…

  • Aynı kök: سرق (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."

  • Aynı kök: سرق (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

  • Aynı kök: سرق (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    "Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Oğlun hırsızlık yapmış. Biz sadece bildiğimize şahitlik ettik. Biz bilinemeyenlerin bekçileri de değiliz.

Mustafa İslamoğlu

Babanıza dönünüz ve "Ey babamız!" deyiniz, "Oğlun hırsızlık yaptı; ne ki biz sadece bilip gördüğümüzün şahidiyiz: Üstelik biz, bilip gördüğümüz dışında olup bitenlerin sorumlusu da değiliz!

Muhammed Esed

(Size gelince) siz babanıza dönüp gidin ve ona "Ey babamız!" deyin, "Oğlun hırsızlık yaptı; fakat biz bildiğimizden, gördüğümüzden başkasına şahit değiliz; ve (sana söz vermiş olsak da onu) bizim göremeyeceğimiz (gizli) (tehlikelere) karşı da koruyamazdık.

Ahmed Hulusi

"Babanıza dönün de deyin ki: Ey babamız. . . Muhakkak ki senin oğlun hırsızlık yaptı. . . Biz ancak gördüğümüze şehadet ettik. . . Göremediğimize (olaylara da) muhafızlık edemezdik. "

Ali Bulaç

"Dönün babanıza ve deyin ki: '-Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz."

Ali Özek ve heyeti

Babanıza dönün ve deyin ki:«Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın bekçileri değiliz.

Ali Rıza Safa

"Babanıza dönün ve şunu söyleyin: ‘Ey babamız! Aslında, oğlun hırsızlık yaptı. Oysa biz, yalnızca bildiğimiz kadarına tanıklık ettik. Gizli yapılan bir şeyi önleyemezdik!' "

Bayraktar Bayraklı

"Siz babanıza dönüp deyiniz ki: Ey babamız! Doğrusu, oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şey görmedik. Gaybı da bilmeyiz."

Edip Yüksel

"Babanıza dönün ve şunları söyleyin: «Ey babamız, oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimiz şeye tanıklık ediyoruz. Gizli işlenen bir şeyi önleyemezdik.»

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Babanıza dönün ve şunları söyleyin: 'Ey babamız, oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimiz şeye tanıklık ediyoruz. Gizli işlenen bir şeyi önleyemezdik.''

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Siz dönün de babanıza deyin ki: "Ey babamız, inan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz, yoksa gaybın bekçileri değiliz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz dönün babanıza da deyin ki ey bizim babamız, inan oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şehadet ediyoruz yoksa gaybin hafızları değiliz

Erhan Aktaş

"Siz dönün! Babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şeye tanıklık etmedik; işin iç yüzünü de bilmiyoruz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Siz dönün! Babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şeye tanıklık etmedik; işin iç yüzünü de bilmiyoruz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Siz dönün! Babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şeye tanıklık etmedik; işin iç yüzünü de bilmiyoruz."

Gültekin Onan

"Dönün babanıza ve deyin ki: "Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz."

Hasan Basri Çantay

"Siz dönün, babanıza da deyin ki: — Ey pederimiz, oğlun, inan ki, (zaahiri emre nazaran) hırsızlık etdi. Biz bildiğimizden başkasına şahidlik yapmadık. Gaybın bekçileri de değildik".

İbni Kesir

Siz, babanıza dönün de deyin ki: Ey babamız; doğrusu oğlun hırsızlık etti. Ve biz bildiğimizden başka bir şey görmedik. Hem biz gaybın bekçileri de değildik.

Mehmet Alagaş

(58-87) Yusuf’un kardeşleri geldiler ve içeri girdiler , (Yusuf) onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar, hazırlayacaklarını hazırladıklarında, bana babanız bir olan diğer kardeşinizi de getirin dedi. Dikkat edin görüyorsunuz ki ben ölçüyü tam yerine getiriyorum ve ben iyi bir konukseverim, Onu bana getirmezseniz benim yanımda size ölçü falan yok, yanıma yaklaşmayın. O konuda babasını ikna etmeye çalışırız bunu kesinlikle yapacağız dediler. (Yusuf) genç çalışanların a, sermayelerini yüklerinin içine koy un, belki yakın çevrelerine döndüklerinde fark ederler de böyle ce de geri dönerler dedi. Babalarına geri döndüklerinde dediler ki ey babamız bizden ölçü yasaklandı bizimle beraber kardeşimizi gönder zahire alalım biz kesinlikle onu koruruz. Dedi ki Önceden kardeşi için güvendiğim gibi Onun için de size güvenebilir miyim? Her neyse Allah en hayırlı koruyucudur ve esirgeyenlerin en esirgeyicisidir. Getirdikleri eşyalarını açtıklarında sermayelerini kendilerine geri iade edilmiş olarak buldular, ey babamız ne ortaya çıktı! bu bizim geri iade edilmiş sermayemiz, yakın çevremize erzak getiririz , kardeşimizi de koruruz dediler , bir d eve ölçüsünde fazla alabiliriz bu aldığımız az bir ölçüydü. Allahtan, geri onu bana getireceğinize dair sağlam ve de sizleri bağlayıcı bir söz bana verdiğiniz sürece O’nu asla sizle göndermem dedi. Ona sağlam bir söz verdiklerinde O da Allah ne söylediğinize vekildir dedi . Ey oğullarım tek bir kapıdan girmeyin farklı farklı kapılardan içeri girin, Allah’tan bir şey olursa ben size bir fayda veremem, Yargı / hüküm sadece Allah’a aittir, Onu vekil tayin ettim, vekalet verecekler de ona vekalet versinler dedi. Babalarının emir ettiği taraftan gi rmeleri Allah’tan gelecek şeyler hakkında onlara fayda vermedi, sadece Yakub’un nefsinde ki acil ihtiyacın yerine getirilmesi ni sağladı (Ona faydası oldu), muhakkak ki O, ona öğrettiklerimizin bilgisine sahipti ve lakin insanların çoğu bilmiyorlardı, Yusuf’un yanına girdiklerinde, (Yusuf) kardeşini yanına aldı. Muhakkak ki ben senin kardeşinim y aptıklarından dolayı kaygıya kapılma dedi. Hazırlayacaklarını hazırladıklarında kardeşinin yüküne su kabı koydu, ardından da çığırtkan / müezzin ilan etti ki, ey kervan kesinlikle siz hırsızsınız! Onlarda dönerek ne kaybınız var ki dediler. Melik’in su kabını kaybettik, o nu kim getirirse kervan yükü ödül var, ben de buna kefilim / zaimim dedi, Allah’a yemin olsun, sizde biliyorsunuz, bizler arzda bozgunculuk etmek için gelmedik, biz hırsız da değiliz, eğer ki yalan söylüyor iseniz sizde bunun cezası nedir diye sordular, (Kervandakiler) dediler ki bizde onun cezası kimin yükünde bulunduysa, o kişi, onun karşılığıdır, zalimleri böyle cezalandırırız. Kardeşinin eşyalarından önce diğerlerinin eşyalarına baktılar, ardından kardeşinin eşyaları arasından onu / su kabını çıkardılar, Yusuf için böyle yaptık, Melik’in kurallarında kardeşini tutup almak yoktu, (Ama Yusuf’un kardeşlerinin kabilesinde vardı) Allah’ın istemesi hariç , biz istediğimizin derecesini yükseltiriz, her alimin ilminin üzerinde olan biri vardır. Eğer o çalmış ise kesin olan şu ki onun kardeşi de önceden çalmıştı dediler, Yusuf bunu kendinde tuttu (Bu lafa içerledi ama bir şey demedi) bunu onlara açıklamadı, dedi ki sizler ne fena bir mevkidesiniz Allah vasıflandırdıklarınızı / betimleyerek anlattıklarınızı en iyi bilendir dedi. Ey aziz! çok yaşlı bir babası var yerine bizden birini al, seni güzel davranan biri olarak görüyoruz dediler. Allah’a sığınırım, kimin eşyalarının yanında bulundu ise sadece onu alabiliriz , kesinlikle o zaman zalimlerden oluruz dedi. Ondan üm itleri kesilince bir kenarda fısıldaştılar , onların büyük olanı, babanızın sizden Allah adına söz aldığını ve önceden de Yusuf’a yaptığınız aşırılığı / ifratı bilmiyor musunuz? Ben babamdan bir izin yahut Allahtan bir yargı / bir hüküm gelinceye kadar bu yeri bırakıp ta gitmem, O en hayırlı hüküm vericidir dedi, siz babanıza geri dönün ve deyin ki ey babacığımız oğlun hırsızlık etti, sadece bildiğimize şahitlik ediyoruz, bilemediğimize / gaybe bekçi / muhafız değiliz, içinde olduğumuz memlekete de beraber geri döndüğümüz kervana da sorabilirsin, kesinlikle biz doğru söyleyenleriz. Dedi ki sizi bu işe nefisleriniz sürüklemiş / nefisleriniz ayartmış, şimdi güzel bir sabır, belki de Allah onların hepsini bana birlikte getirir (Sadece ikisini demedi tüm kardeşleri kastetti ) Kesinlikle O, alim dir, hâkimdir. (Hâkim; h üküm veren , Hikmet, hükmün gerekçesi) Onlardan yüz çevirdi ve ey benim tasam / kederim Y usuf dedi, gözlerine üzüntüden ak düştü, O öfkeliydi. Allah’a yemin olsun ki Yusuf ’u hatırlayıp duruyorsun, böyle giderse çok ağır hasta olacaksın yahut yok olacaksın / helak olacaksın dediler. Muhakkak ki kaygımı ve hüznümü Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey oğullarım gidiniz Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi arayın / malumat toplayın , Allah’ın esintisinden / rahmetinden ümit kesmeyin muhakkak ki Onun esintisinden / rahmetinden ancak kafirler ümidi keserler. Onun yanına girdiklerinde ey aziz dediler bize ve yakın çevremize zarar dokundu, biz önemsiz bir sermaye ile geldik bize tam ölçüsünde ver, artı bize sadaka da ver / tasadduk eyle, Allah sadaka verenlerin karşılığını verir. Dedi ki siz cahil iken Yusuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz? Dediler ki Sen Yusuf musun ki? Ben Yusuf’um bu da kardeşim dedi, Allah bize minnet te bulundu , m uhakkak ki ondan kim sakınır ve sabred erse kesinlikle Allah, güzel davrananların ücretini zayi etmez. Dediler ki Allah ’a yemin olsun ki seni bizden üstün tutmuş ve bizler yanlış yapanlardan olmuşuz. Yusuf dedi ki, b ugün size bir kınama / ayıplama yoktur, Allah sizi bağışlar, esirgeyenlerin en merhametlisidir. Bu gömleğimle gidiniz onu babamın yüzü ile buluşturunuz görmesi gelecektir yakın çevrenizin hepsini bana getirin. Kervan ayrıldığın da babaları dedi ki bana eğer bunadı demez iseniz Yusuf’un kokusunu duyuyorum, Allah’a yemin olsun ki sen kesin hâlâ eski şaşkınl ığının içindesin dediler. Müjdeci gelince onu / gömleği yüzüyle buluşturdu görmesi geri döndü / mürted oldu. Size demedim mi? A llah’ın sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey babamız günahlarımızın bağışlamasını dile , biz kesinlikle yanlış yapanlardan idik dediler. İleride sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim kesinlikle O, bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Yusuf'un yanına girdiklerinde ana ve babasını / ebeveynini kucakladı / ağırladı , Allah’ın istemesi sayesinde güven içinde / emin olarak Mısır’a girin dedi , ebeveynini tahtına çıkardı ve onun için O’na / Allah’a secdeye kapandılar ve ey babacığım dedi bu önceden gördüğüm rüyamın ne şekilde sonuçlandığını gösteriyor kesinlikle Rabbim onu gerçekledi / gerçekleştirdi ve kesinlikle hapishaneden çıkardığı zaman da bana güzellikte bulundu (Kardeşlerinin yanında kuyu olayını hatırlatmadı) Şeytanın benimle kardeşlerimin aramızı bozmasının ardından da sizi çölden alıp getirdi, Rabbim kesinlikle dilediğine nazik davranır / latiftir, muhakkak ki O bilendir / alimdir ve yargıçtır / h âkimdir. Rabbim gerçekten bana mülkünden verdin ve bana olayların / hadiselerin ne şekilde sonuçlanacağını öğrettin , gökleri ve yeri yaratan sen benim dünyada ve ahirette dostumsun / velimsin, beni teslim olmuş olarak / Müslüman olarak vefat ettir ve beni salihlere kat / ilhak et.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.

Süleyman Ateş

"Babanıza dönün, deyin ki: "Ey babamız, oğlun hırsızlık etti! Biz ancak bildiğimize şahidlik ettik (tasın, onun yükünden çıktığını gördük, ötesini bilmiyoruz), Biz gizliyi bilenler değiliz.

Süleymaniye Vakfı

(Siz ise şimdi) Babanızın yanına dönün de şöyle deyin: Baba, oğlun hırsızlık yaptı! Biz sadece bildiğimize şahitlik ederiz. Biz (sana söz verirken) gaybı (bunun böyle olacağını) bilemezdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Babanızın yanına dönün de deyin ki "Babamız! Oğlun hırsızlık yaptı. Biz sadece bildiğimize şahitlik ederiz. İşin aslını kavrayacak durumda da değiliz.

Şaban Britch

Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bildiğimizden başka bir şey görmedik. Biz gaybın bekçileri değiliz.

Şaban Piriş

Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: -Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz.

Yaşar Nuri Öztürk

Babanıza dönüp şöyle deyin: "Ey babamız, oğlun hırsızlık etti. Biz sadece bildiğimize tanıklık ettik. Biz gaybı bilenler değiliz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Go back to your father", he added, and say to him: your son -Benjamin- has committed a theft and we were associated with the event and we only relate what we saw with our own eyes; and when we bound ourselves by the vow, we did not indulge in prophecy to foretell future events or realize the unseen.

Abdul Haleem

so go back to your father and say, "Your son stole. We can only tell you what we saw. How could we guard against the unforeseen?

Abdullah Yusuf Ali

"Turn ye back to your father, and say, 'O our father! behold! thy son committed theft! we bear witness only to what we know, and we could not well guard against the unseen!

Abul A'la Maududi

So go back to your father and tell him: "Father! Your son has certainly been guilty of stealing. We did not see him stealing but testify according to what we know, and obviously we had no power to keep watch over that what is altogether hidden from us.

Aisha Bewley

Return now to your father and say to him, "Your son stole, father. We can do no more than testify to what we know and we are not the guardians of the Unseen.

Al-Hilali & Khan

"Return to your father and say, ‘O our father! Verily, your son (Benjamin) has stolen, and we testify not except according to what we know, and we could not know the Unseen!

Ali Quli Qarai

Go back to your father, and say, ‘‘Father! Your son has indeed committed theft, and we testified only to what we knew, and we could not have forestalled the unseen.

Amatul Rahman Omar

`Return all of you to your father and say, "Our father! your son has committed the theft, and we say no more than what we know (and we did not witness him stealing), and we could not be guardians over what was unseen (by us).

Arthur John Arberry

Return you all to your father, and say, "Father, thy son stole; we do not testify except that we know; we were no guardians of the Unseen.

Bijan Moeinian

Go back to your father and explain how his son was caught red hand. Let him know that we guarded him against what we were able to see and that we could not have protected him against [the Satan’s temptation, his hidden theft, etc. which was happening in] the world of unseen.

E. Henry Palmer

'Return ye to your father and say, "O our father! verily, thy son has committed theft, and we bore testimony to naught but what we knew; for of the unforeseen we were not keepers!"

Edip-Layth

"Return to your father, and tell him: "Our father, your son has stolen, and we did not witness except what we learned, and we could not know the unseen!"

George Sale

Return ye to your father, and say, O father, verily thy son hath committed theft; we bear witness of no more than what we know, and we could not guard against what we did not foresee:

Hamid S. Aziz

And when they despaired of (moving) him they retired to consult privately. Said the eldest of them, "Remember you not how your father took an oath from you. In the name of Allah? And how before this you failed in your duty with Joseph? I will surely not quit the land until my father give me leave, or Allah judge for me, for He is the Best of Judges.

Mahmoud Ghali

Return to your father and so say, 'O our father, surely your son stole; and in no way do we testify except to what we know; and in no way were we preservers of the Unseen.

Marmaduke Pickthall

Return unto your father and say: O our father! Lo! thy son hath stolen. We testify only to that which we know; we are not guardians of the Unseen.

Mohamed Ahmed - Samira

So, go to your father and tell him: 'O father, your son has committed a theft. We bear witness to only what we know; we could not prevent the unknown.

Muhammad Asad

[And as for you others, ] return to your father and say: `O our father! Behold, thy son has stolen-but we [can] bear witness to no more than what has become known to us; and [although we gave you our pledge,] we could not guard against something that [lay hidden in the future and, hence,] was beyond the reach of our perception.

Mustafa Khattab

Return to your father and say, ‘O our father! Your son committed theft. We testify only to what we know. We could not guard against the unforeseen.[1]

Progressive Muslims

"Return to your father, and tell him: "Our father, your son has stolen, and we did not witness except what we learned, and we could not know the unseen!"

Rashad Khalifa

"Go back to your father and tell him...

Sahih International

Return to your father and say, "O our father, indeed your son has stolen, and we did not testify except to what we knew. And we were not witnesses of the unseen,

Sam Gerrans

“Return to your father, and say: ‘O our father: thy son stole; and we bear not witness save to what we know; and we are not custodians of the Unseen.

Shabbir Ahmed

He told the rest of the nine brothers, "Return to your father and say, 'O Our father! Verily, your son has stolen. We know for sure, because we witnessed it. That was something beyond our knowledge and control.

Syed Vickar Ahamed

"You return back to your father, and say, ‘O our father! Verily! Your son has stolen, and we only bear witness to (and say) what we know, and we could not protect against the unseen!

Taqi Usmani

Go back to your father and say, ‘Our father, your son has committed theft, and we do not testify except what we know, and we could not guard against the unseen.

The Monotheist Group

"Return to your father, and tell him: "Our father, your son has stolen, and we did not witness except what we learned, and we could not know the unseen!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 81. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 81. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 81. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩