Diyanet İşleri
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 60. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
feveylül lilleẕîne keferû miy yevmihimü-lleẕî yû`adûn.
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış Zâriyât 52–60 3
Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.
Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.
Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
60. “Tehdit olundukları o günlerinden” ki bu Kıyamet günüdür “dolayı vay o kâfirlerin haline!” Zira onlar bu günde karşılacakları çeşitli azaplar, ibretlik cezalar, demir tasma ve zincirlerle tehdit olunmuşlardır. O gün kimse Allah’ın azabından onları kurtaramayacak ve koruyamacaktır. Azabından Allah’a sığınırız.
Zariyât Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hüsrana uğramalarından ve helak olmalarından dolayı Allah'a iman etmeyip, kâfir olanların vay hallerine! Onlar, üzerilerine azap indirilmek ile tehdit olundukları kıyamet gününe iman etmeyerek resullerini yalanladılar.
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Vaad
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Ortak kavram: Vaad
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine vadedilen günlerinden dolayı kâfir olanların vay hâllerine!
İmdi, inkarda direnenlerin tehdit edildikleri o gün başlarına geleceklerden dolayı vay haline!
Hakikati inkara şartlanmış olanların vay haline; haber verilen Günde (başlarına gelecekler için vay haline onların!)
Kendilerine vadolunan (uyarıldıkları) o süreçlerinin azabından dolayı yazıklar olsun o Hakikati inkar edenlere!
Kendilerine va'dedilen o (azab) günlerinden dolayı vay o inkar edenlere.
Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!
Onlara sözü verilen o günlerinden dolayı, nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!
Uyarıldıkları günden dolayı vay hallerine o inkarcıların!
Kendilerine söz verilen günden dolayı vay haline şu inkarcıların!
Kendilerine söz verilen günden dolayı vay haline şu inkarcıların!
Artık o tehdit edildikleri günlerin azabından vay o küfredenlere!
artık o va'dolundukları günlerinden vay o küfredenlere!...
Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, Kafirlerin vay haline.
Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, Kafirlerin vay haline.
Kendilerine haber verilen azap günü geldiğinde, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.
Kendilerine vaadedilen o (azab) günlerinden dolayı vay o küfredenlere.
İşte kendilerine va'd (ve tehdid) edilegelen günlerinden (dolayı) vay o küfredenlere!
Kendilerine vaadedilen günlerinden dolayı vay kafirlere.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
Tehdit olundukları o (azap) günlerinden dolayı vay o kâfir olanlara!
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!
Tehdit edildikleri günden dolayı, kafirlik edenlerin vay haline dipnot 1 !
Ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin), tehdit edildikleri gün gelince çekecekleri var.
Kendilerine (azap) vadedilen günlerinden dolayı kâfirlerin vay haline!
Kendilerine vaat edilen günlerden dolayı kafirlerin vay haline!
O vaat edildikleri günlerinden dolayı vay kafirlerin haline!
In consequence, denunciated shall be those who denied Allah and rejected His ordinances, and how woeful shall be the day which they have been promised.
and woe betide those who deny the truth on the Day they have been promised.
Woe, then, to the Unbelievers, on account of that Day of theirs which they have been promised!
Woe, then, betide those who disbelieved in that Day of theirs which they are being asked to hold in dread.
Woe then to those who are kafir on account of the Day they have been promised!
Then woe to those who disbelieve (in Allâh and His Oneness - Islâmic Monotheism) from their Day which they have been promised (for their punishment).[1]
Woe to the faithless for the day they are promised!
(Yet they should not forget that) destruction is in store for those who disbelieve, on account of that day of theirs the punishment of which they have been promised.
So woe to the unbelievers, for that day of theirs that they are promised.
What a miserable Day will be when the disbelievers face their fate.
Then woe to those who misbelieve from their day which they are threatened.
So woe to those who rejected from the day that is waiting for them.
Woe, therefore, to the unbelievers, because of their day with which they are threatened!
Woe to those who disbelieve because of their Day which they are promised.
So woe to the ones who have disbelieved from their Day which they are promised.
And woe unto those who disbelieve, from (that) their day which they are promised.
Alas the woe for those who refuse to believe in the Day which has been promised them.
For, woe unto those who are bent on denying the truth - [woe] on the Day which they have been promised
Woe then to the disbelievers when they face their Day which they are warned of!
So woe to those who rejected from the Day that is waiting for them.
Woe to those who disbelieved from the day that is awaiting them.
And woe to those who have disbelieved from their Day which they are promised.
And woe to those who ignore warning from their day which they are promised!
Then, anguish awaits the deniers of the Truth - anguish from that Day of theirs which they have been promised.
Misery, then, to the unbelievers, on account of that Day of theirs which they have been promised!
Woe, then, to those who disbelieve because of the Day of theirs that they are promised (for punishment).
So woe to those who rejected from the Day that is waiting for them.