Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 188. ayet

Âl-i İmrân suresi, 188. ayet. لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا۟ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا۟ بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا۟ فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

lâ taḥsebenne-lleẕîne yefraḥûne bimâ etev veyüḥibbûne ey yuḥmedû bimâ lem yef`alû felâ taḥsebennehüm bimefâzetim mine-l`aẕâb. velehüm `aẕâbün elîm.

Diyanet İşleri

Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 185–191 · surenin 188. ayeti / 200

Konu "Allah fakirdir" diyenler; her canlı ölümü tadacak Âl-i İmrân 181–189 3

  1. Âl-i İmrân 185

    Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

  2. Âl-i İmrân 186

    Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.

  3. Âl-i İmrân 187

    Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!

  4. 188

    Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

  5. Âl-i İmrân 189

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  6. Âl-i İmrân 190

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.

  7. Âl-i İmrân 191

    Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

188. “Yaptıkları ile” işledikleri çirkin işlerler, sözlü ve fiili batıllarla “mağrur olan ve yapmadıkları ile” işlemedikleri hayır ve söylemedikleri hak sözlerle de “övülmekten hoşlanan” yâni hem kötü davranıp kötü sözler söyleyen ve bundan dolayı sevinip şımaran, hem de işlemedikleri o hayırlar dolayısı ile de övülmeyi arzulayan “kimselerin azaptan kurtulacaklarını” herhangi bir şekilde azaba uğramayarak esenliğe kavuşacaklarını “sanmayasın.” Aksine onlar azabı hak etmişlerdir ve sonunda azaba uğrayacaklardır. İşte bundan dolayı da: “Onlar için pek acıklı bir azab vardır” buyurmaktadır.

Bu âyet-i kerimenin kapsamına sahip oldukları bilgiden dolayı sevinip şımaran fakat Allah Rasûlüne boyun eğmeyen, bu hal ve sözlerinde de haklı olduklarını iddia eden kitap ehli girdiği gibi, sözlü veya fiili bir bid’at ortaya koyarak bundan dolayı sevinen, başkalarını da bu bid’ati işlemeye çağıran, kendisinin haklı olduğunu, başkalarının da batıl üzere olduğunu iddia eden -ki bid’at ehlinde görülen de budur- herkesi de kapsamına almaktadır.

Âyet-i kerime mefhumu ile şuna delil teşkil etmektedir: İşlediği hayır ve hakka tâbî olmaktan ötürü -eğer bundan maksadı riyakarlık yapmak ve şöhret kazanmak değilse- övülüp kendisinden iyilikle söz edilmesini isteyen kimse, yerilmez. Hatta bu, yapılması beklenen işler arasındadır ki Yüce Allah, söz ve amel itibari ile iyilikte bulunanları bu şekilde mükâfatlandıracağını haber vermiştir. Ayrıca O’nun yarattığı insanların en özellerini bununla mükâfatlandırdığını ve onların Yüce Allah’tan böyle bir talepte bulunduklarını da görüyoruz. Nitekim İbrahim aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Sonrakiler arasında bana bir lisan-ı sıdk (ümmetler arasında güzel övgü ve anılış) bağışla!” (eş-Şuara, 26/84) diye dua etmiştir. Yüce Allah, Nuh’tan da şöyle söz etmektedir: “Âlemler içinde Nuh’a selam olsun. Muhakkak biz iyilik sahiplerini böyle mükâfatlandırırız.” (es-Saffat, 37/79-80) Rahmân olan Yüce Allah’ın iyi kullarının da: “Bizi takvâ sahiplerine önder yap!” (el-Furkan, 25/74) diye dua ettiklerini bize haber vermektedir. İşte bu güzel övgü, şânı Yüce Allah’ın kulları üzerindeki nimetlerinden ve şükrü gerektiren lütuflarından biridir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Yaptıkları kötülüklerle sevinen ve işlemedikleri hayırlarla insanların kendilerini övmesinden hoşlananların azaptan kurtulup selamette olacaklarını sanma. Bilakis onların kalacakları yer cehennemdir. Orada onlar için elem verici bir azap vardır.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. تَحْسَبَنَّ tehsebenne sanma kök: حسب
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  4. يَفْرَحُونَ yefrahune sevinen kök: فرح
  5. بِمَآ bima
  6. أَتَوا۟ etev o ettiklerine kök: اتي
  7. وَّيُحِبُّونَ ve yuhibbune ve sevenlerin kök: حبب
  8. أَن en
  9. يُحْمَدُوا۟ yuhmedu övülmeyi kök: حمد
  10. بِمَا bima şeylerle
  11. لَمْ lem
  12. يَفْعَلُوا۟ yef'alu yapmadıkları kök: فعل
  13. فَلَا fela
  14. تَحْسَبَنَّهُم tehsebennehum ve zannetme kök: حسب
  15. بِمَفَازَةٍۢ bimefazetin kurtulacaklarını kök: فوز
  16. مِّنَ mine -dan
  17. ٱلْعَذَابِ ۖ l-azabi azab- kök: عذب
  18. وَلَهُمْ velehum onlar için vardır
  19. عَذَابٌ azabun bir azab kök: عذب
  20. أَلِيمٌۭ elimun acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da…

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler…

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan…

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    (2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sanma ki yaptıklarına sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, (evet) sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır.

Mustafa İslamoğlu

Sanma ki yaptıkları (bu tür) işlerle sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet onlar, sanma ki azaptan kurtulabilecekler: Onları şiddetli bir azap beklemektedir.

Muhammed Esed

Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıkları ile övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onları (ahirette) şiddetli bir azap beklemektedir.

Ahmed Hulusi

O yaptıklarıyla mağrur olup, yapmadıkları ile övülmekten hoşlananları bir şey sanma! Onların azaptan kurtulacağını da sanma! Onlara feci bir azap vardır.

Ali Bulaç

Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.

Ali Özek ve heyeti

Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıklarıyla da övülmeyi arzulayan kimselerin, azâptan kurtulacak bir mevkide olduklarını sakın zannetme. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

Yaptıklarıyla sevinen ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin, cezadan kurtulacak bir yerde olduklarını sanma. Onlar için, acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Edip Yüksel

Sanma ki verdikleriyle gururlanan ve yapmadıkları şeylerden ötürü övülmeyi sevenler, evet sanma ki onlar azaptan kurtulacak. Onlara acıklı bir azap var.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sanma ki verdikleriyle gururlanan ve yapmadıkları şeylerden ötürü övülmeyi sevenler, evet sanma ki onlar azaptan kurtulacak. Onlara acıklı bir azap var

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları işle övülmeyi seven kimseleri de sakın azaptan kurtulur sanma! Onlara elim bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O ettiklerine sevinen ve yaptıkları işle metholunmayı seven kimseleri de sakın azabdan azade sanma, hem onlara elim bir azab var

Erhan Aktaş

Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yaptıkları ile sevinen, yapmadıkları ile övülmek istenen kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Gültekin Onan

Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

Getirdikleriyle (etdikleri kötülüklerle) kıvanan, yapmadıkları ile de öğütmelerini arzu eden o kimseler (yok mu?) onların azabdan kurtulacak (selamet) bir yerde bulunacaklarını zinhar sanma, zinhar sanma. Onlara pek acıklı bir azab vardır.

İbni Kesir

Ettikleri ile sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin azabtan kurtarılacaklarını sanma. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.

Mehmet Alagaş

(187-188) Bir vakit Allah , kitap verilenlerden onu açıklayacaksınız ve saklamayacaksınız şeklinde söz almıştı , O sözü sırtlarının arkalarına attılar , az bir menfaatin müşterisi oldular , ne kötü bir şeyin müşterisi oldular , verdiklerinden dolayı rahatlayıp şımaranların ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin azaptan kurtulacaklarını hesap etme, onlar da hesap etmesinler, onlar için acıtıcı bir azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Süleyman Ateş

O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yaptıklarıyla mutlu olan, yapmadıklarıyla övülmek isteyen bu kimselerin azaptan kurtulacaklarını düşünme dipnot 1 . Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunlar bazı ayetleri gizlemelerine karşılık dünyalıklar elde ederler. Fakat bu yönleriyle anılmak istemez, kendilerinin dine en büyük hizmet yapan kişi olarak anılmalarını arzu ederler.

Şaban Britch

Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.

Şaban Piriş

Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) ferahlayan, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O ettikleriyle zevklenen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi seven kişileri bir şey sanma. Artık, onları azaptan kurtulmuş da sanma. Korkunç bir azap vardır onlar için.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do not think, O Muhammad; that those who rejoice at their successful perversion of their own Scriptures from its original purity to what accords with their own desire, and love to be credited with theological virtues which they do not possess, that they shall escape torment!. They shall in fact be put to the torture.

Abdul Haleem

Do not think [Prophet] that those who exult in what they have done and seek praise for things they have not done will escape the torment; agonizing torment awaits them.

Abdullah Yusuf Ali

Think not that those who exult in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done,- think escape the penalty. For them is a penalty Grievous indeed.

Abul A'la Maududi

Do not think that those who exult in their misdeeds and love to be praised for what indeed they have not done, dipnot 1 do not think that they are secure from chastisement. A painful chastisement awaits them.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Such people expected praises to be lavished upon them for being God-fearing, devout and pious, for being sincere servants of the true faith, for being defenders of God's Law and for having reformed and purified the lives of people, even though none of this might be true. They wanted people to go about trumpeting that such and such a person had made great sacrifices in the cause of God and had sincerely guided people to the right way even though the facts might be the reverse of what they claimed.

Aisha Bewley

Those who exult in what they have done and love to be praised for what they have not done should not suppose that they have escaped the punishment. They will have a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

Think not that those who rejoice in what they have done (or brought about), and love to be praised for what they have not done, - think not you that they are rescued from the torment, and for them is a painful torment.

Ali Quli Qarai

Do not suppose those who exult in what they have done, and love to be praised for what they have not done —do not suppose them saved from punishment, and there is a painful punishment for them.

Amatul Rahman Omar

You should not think - indeed you should not think that those who exult in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done, are secure from punishment; rather a woeful punishment awaits them.

Arthur John Arberry

Reckon not that those who rejoice in what they have brought, and love to be praised for what they have not done -- do not reckon them secure from chastisement; for them awaits a painful chastisement.

Bijan Moeinian

Those who pretend that they are engaged in good deeds and like to be praised for what they have not done [refer to the above mentioned covenant] will not escape the punishment. . The fact is that a terrible punishment is waiting for them.

E. Henry Palmer

Count not that those who rejoice in what they have produced, and love to be praised for what they have not done,- think not that they are in safety from woe,- for them is grievous woe!

Edip-Layth

Do not count that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.

George Sale

Think not that they who rejoice at what they have done, and expect to be praised for what they have not done; think not, O prophet, that they shall escape from punishment, for they shall suffer a painful punishment;

Hamid S. Aziz

Think not that those who rejoice in what they have given, and love to be praised for what they have not done, - think not that they are in safety from woe - for them is painful woe!

Mahmoud Ghali

Definitely do not reckon that the ones who exult with what they have come up with and love to be praised for what they have not performed, so definitely do not reckon them exempted (i. e., that they will have a place of safety, or triumph) from torment, and they will have a painful torment.

Marmaduke Pickthall

Think not that those who exult in what they have given, and love to be praised for what they have not done - Think not, they are in safety from the doom. A painful doom is theirs.

Mohamed Ahmed - Samira

Think not that those who exult at what they have done, and who love to be praised for what they have not done, shall escape the punishment, for grievous indeed will be their doom.

Muhammad Asad

Think not that those who exult in what they have thus contrived, and who love to be praised for what they have not done - think not that they will escape suffering: for grievous suffering does await them [in the life to come].

Mustafa Khattab

Do not let those who rejoice in their misdeeds and love to take credit for what they have not done think they will escape torment. They will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

Do not think that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.

Rashad Khalifa

Those who boast about their works, and wish to be praised for something they have not really done, should not think that they can evade the retribution. They have incurred a painful retribution.

Sahih International

And never think that those who rejoice in what they have perpetrated and like to be praised for what they did not do - never think them [to be] in safety from the punishment, and for them is a painful punishment.

Sam Gerrans

Think not those who exult at what they have accomplished, and love to be praised for what they have not done[...]. And think them not in a place of safety from the punishment; and they have a painful punishment.

Shabbir Ahmed

(And yet they exult in that!) Think not that those who boast about their works, and love to be praised for what they have not done -- Think not, they can escape chastisement. For them is an awful suffering.

Syed Vickar Ahamed

Think not that those (people) who take (extreme) joy in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done— Think not that they can escape the Penalty for them (such people) is a Penalty painful indeed.

Taqi Usmani

Do not think of those who are delighted with what they did, and love to be praised for what they never did - do not think they are secure from the punishment. For them there is a painful punishment.

The Monotheist Group

Do not think that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 188. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 188. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 188. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩