Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 61. ayet

Âl-i İmrân suresi, 61. ayet. فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا۟ نَدْعُ أَبْنَآءَنَا وَأَبْنَآءَكُمْ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمْ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰذِبِينَ

femen ḥâccâke fîhi mim ba`di mâ câeke mine-l`ilmi feḳul te`âlev ned`u ebnâenâ veebnâeküm venisâenâ venisâeküm veenfüsenâ veenfüseküm ŝümme nebtehil fenec`al la`nete-llâhi `ale-lkâẕibîn.

Diyanet İşleri

Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 58–64 · surenin 61. ayeti / 200
  1. Âl-i İmrân 58

    (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.

  2. Âl-i İmrân 59

    Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.

  3. Âl-i İmrân 60

    Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.

  4. 61

    Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."

  5. Âl-i İmrân 62

    Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  6. Âl-i İmrân 63

    Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.

  7. Âl-i İmrân 64

    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 59–62. ayetler için yazılmıştır.

59. Yüce Allah Meryem ile İsa’nın kıssasını ve onların gerçek haberlerini söz konusu edip İsa’nın Allah’ın kendisine nimet ihsan ettiği bir kulu olduğunu belirttikten sonra, İsa’nın ulûhiyetini iddia eden kimselerin, Allah’a karşı yalan ve iftira düzüp bütün peygamberleri ve İsa’yı yalanlamış olacağını zikretmiştir. Çünkü İsa’yı ilâh edinen kimselerin bu konudaki şüpheleri batıl bir şüphedir. Eğer bu şüphenin haklı bir yönü olsaydı Âdem, ilah olmaya ondan daha layık olurdu. Çünkü Adem hem annesiz, hem de babasız yaratılmıştır. Bununla birlikte bütün insanlar Âdem’in Allah’ın kullarından bir kul olduğunu ittifakla kabul etmektedirler. Dolayısı ile babasız ama bir anneden yaratılmış olduğuna dayanarak İsa’nın ilâhlığını iddia etmek, iddiaların en batıl olanlarındandır.

60. İşte hiçbir şüphe taşımayan hakkın ta kendisi, budur. İsa bizzat kendisinin de kendi hakkında söylediği gibi asla bir ilâh değildir: “Ben onlara bana emrettiğin (şu emirden) başkasını söylemedim: Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin...” (el-Maide, 5/17)

61-63. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına Necran hıristiyanlarından bir heyet gelmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara karşı İsa’nın Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna dair apaçık delilleri ortaya koymasına rağmen onlar batıl inançlarından taviz vermediler. Zira onlar İsa’nın ilâh olduğunu iddia etmişlerdi. Nihâyet her iki taraf da öyle bir noktaya geldiler ki, sonunda Yüce Allah, Peygamber’e onlarla mübahale yapmasını emretti. Çünkü onlar için hak açıklık kazanmış bulunmaktaydı. Fakat inat ve taassupları onları hakkı kabul etmekten alıkoymuştu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onları mübahaleye davet etti. Şöyle ki kendisi, aile halkını ve çocuklarını getirecek onlar da kendi aile halkını ve çocuklarını getirecekler ve sonra hep birlikte Yüce Allah’a, yalan söyleyenlerin üzerine cezasını ve lanetini indirmesi için dua edeceklerdi. Bu isteği kabul etsinler mi diye kendi aralarında istişare ettiler. Nihâyet onun bu isteğini kabul etmemekte görüş birliğine vardılar. Çünkü onlar Peygamber’in Allah’ın gerçek peygamberi olduğunu anlamışlardır. Yine anlamışlardı ki eğer onunla mübahalede bulunacak olsalardı helâk olurlardı, hem kendileri hem de aile halkları ve çoluk çocukları. O nedenle onunla sulh yaptılar, ona cizye vermeyi kabul ettiler ve ondan iyi ilişkiler içinde olmayı istediler.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onların isteklerini kabul etti ve onları zora koşmadı. Çünkü maksat olan hakkın açığa çıkması tahakkuk etmişti ve onların inatları da ortaya çıkmıştı. Zira mübahaleyi kabul etmemeyi kararlaştırmışlardı. Bu ise onların zalim olduklarının apaçık delilidir.

İşte bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: “İşte doğru olan kıssa budur” ve bu kıssada hiçbir şüphe yoktur. “Şüphesiz Allah Azîzdir” kudret ve kuvvetiyle bütün mevcudatı emrine boyun eğdirmiştir, yeryüzünün ve göklerin bütün sakinleri O’na itaat etmişlerdir. Bununla birlikte O “Hakîmdir” her şeyi yerli yerince koyandır ve olmaları gereken yerlere yerleştirendir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Necrân Hristiyanlarından her kim sana gelen doğru ilimden sonra İsa -aleyhisselam- hakkında, Allah'ın kulu olmadığı iddiası ile seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve sizleri çağıralım ve hepimiz toplanalım. Sonra da dua ederek sizden ve bizden olan yalancılara lanetini indirmesi için Allah'a yalvaralım."

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَنْ femen kim
  2. حَآجَّكَ hacceke seninle tartışmaya kalkarsa kök: حجج
  3. فِيهِ fihi oun hakkında
  4. مِنۢ min
  5. بَعْدِ bea'di sonra kök: بعد
  6. مَا ma şeylerden
  7. جَآءَكَ ca'eke sana gelen kök: جيا
  8. مِنَ mine -den
  9. ٱلْعِلْمِ l-ilmi ilim- kök: علم
  10. فَقُلْ fekul de ki kök: قول
  11. تَعَالَوْا۟ teaalev gelin kök: علو
  12. نَدْعُ ned'u çağıralım kök: دعو
  13. أَبْنَآءَنَا ebna'ena oğullarımızı kök: بني
  14. وَأَبْنَآءَكُمْ ve ebna'ekum ve oğullarınızı kök: بني
  15. وَنِسَآءَنَا ve nisa'ena ve kadınlarımızı kök: نسو
  16. وَنِسَآءَكُمْ ve nisa'ekum ve kadınlarınızı kök: نسو
  17. وَأَنفُسَنَا ve enfusena ve kendimizi kök: نفس
  18. وَأَنفُسَكُمْ ve enfusekum ve kendinizi kök: نفس
  19. ثُمَّ summe sonra
  20. نَبْتَهِلْ nebtehil gönülden la'netle du'a edelim de kök: بهل
  21. فَنَجْعَل fe nec'al atalım (kılalım) kök: جعل
  22. لَّعْنَتَ lea'nete la'netini kök: لعن
  23. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  24. عَلَى ala üstüne
  25. ٱلْكَـٰذِبِينَ l-kazibine yalancıların kök: كذب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor,…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben, Allah'ın…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    "Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş)

    Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sana bilgi geldikten sonra seninle bu konuda tartışanlara de ki: "Gelin, biz ve siz, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım; sonra da Allah'ın lanetinin yalancılar üzerine olması için gönülden lanetleşelim." dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Meydan okuma içeriği nedeniyle bu ayete [mübâhele] (yalancı olan tarafın cezalandırılması için yapılan beddua) ve [mülâane] (karşılıklı lanetleşme) ayeti denmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Sana gelen (bu) bilgiden sonra, bu konuda seninla tartışanlara de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizimkileri ve sizinkileri çağıralım; sona canı gönülden yalvaralım ve Allah'ın lanetinin yalan söyleyenler üzerine olmasını dileyelim.

Muhammed Esed

Sana gelen asıl bilgiden sonra, kim seninle bu (hakikat) hakkında tartışırsa de ki: "Gelin! Oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizim yandaşlarımızı ve sizin yandaşlarınızı çağıralım; sonra (birlikte) tevazu içinde ve gönülden yalvaralım ve Allah'ın lanetinin (aramızdan) yalan söyleyenlerin üzerine olmasını dileyelim."

Ahmed Hulusi

Sana gelen ilimden sonra, her kim bu hakikat hakkında tartışırsa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, yandaşlarımızı ve yandaşlarınızı çağıralım; sonra dua edelim; Allah laneti hakikati yalanlayanların boynuna olsun!"

Ali Bulaç

Artık sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkında seninle 'çekişip tartışmalara girişirlerse' de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım."

Ali Özek ve heyeti

Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.

Ali Rıza Safa

Sana gelen bilgiden sonra, Onun hakkında, artık kim seninle tartışırsa, şunu söyle: "Gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizleri ve sizleri çağıralım. Sonra, Allah'ın lanetinin, yalancıların üzerine olması için lanetleşelim!"

Bayraktar Bayraklı

Sana gelen asıl bilgiden sonra, kim seninle bu konuda tartışırsa, de ki: "Geliniz, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim."

Edip Yüksel

Sana gelen bu bilgiden sonra her kim bu konuda seninle tartışırsa, de ki: "Gelin, çocuklarımızı, çocuklarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı çağırarak bizlerle sizler bir araya gelelim ve sonra ALLAH'ın lanetinin yalancıların üzerine olması için lanetleşelim.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sana gelen bu bilgiden sonra her kim bu konuda seninle tartışırsa, de ki: 'Gelin, çocuklarımızı, çocuklarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı çağırarak bizlerle sizler bir araya gelelim ve sonra ALLAH'ın lanetinin yalancıların üzerine olması için lanetleşelim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana gelen ilimden sonra artık her kim seninle tartışmaya kalkarsa de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı çağıralım, kendimiz ve kendiniz de onlarla bir araya gelelim. Sonra can u gönülden dua edip Allah'ın lanetini yalancıların boynuna geçirelim!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana gelen ilimden sonra artık her kim seninle münakaşaya kalkarsa haydı de: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı kadınlarımız ve kadınlarınızı kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım sonra can-u gönülden ibtihal ile dua edelim de Allahın la'netini yalancıların boynuna geçirelim

Erhan Aktaş

Sana gelen ilimden dipnot 1 sonra, her kim seninle tartışmaya girerse, onlara de ki: "Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi dipnot 2 çağıralım; sonra da içtenlikle Allah'ın lanetinin yalancıların üzerine olmasını dileyelim."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiyle verilen bilgiden.
  2. metne dön, dipnot 2
    Adamlarımızı ve adamlarınızı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sana gelen ilimden dipnot 1 sonra, her kim seninle tartışmaya girerse, onlara de ki: "Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi dipnot 2 çağıralım; sonra da içtenlikle Allah'ın lanetinin yalancıların üzerine olmasını dileyelim.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiyle verilen bilgiden.
  2. metne dön, dipnot 2
    Adamlarımızı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sana gelen ilimden dipnot 1 sonra, her kim seninle tartışmaya girerse, onlara de ki: "Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi dipnot 2 çağıralım; sonra da Allah'ın lanetinin yalancıların üzerine olmasını dileyelim.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiyle verilen bilgiden.
  2. metne dön, dipnot 2
    Adamlarımızı.

Gültekin Onan

Artık sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkında seninle 'çekişip tartışmalara girişirlerse' de ki "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Tanrı'nın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım".

Hasan Basri Çantay

Artık sana (bu) ilim geldikden sonra kim seninle onun hakkında çekişirse de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimiz ve kendinizi çağıralım, sonra (hepimiz bir arada olarak) düa ve niyaz edelim de Allahın lanetini yalancıların üstüne okuyalım".

İbni Kesir

Sana ilim geldikten sonra; kim seninle tartışırsa de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım. Sonra la'netleşelim. Allah'ın lanetinin yalancıların üstüne olmasını dileyelim.

Mehmet Alagaş

(45-63) Melekler Ona / Meryem’e dediler ki Ey Meryem, Allah kendinden bir kelimeyi (Ol deyince olacak kelimesini) sana müjdeliyor. Onun ismi Meryem oğlu Mesih İsa’dır. ( Mesh ederek tedavi eden) dünyada ve ahirette seçkindir ve yakın kıldıklarındandır, insanlarla beşikte ve yetişkinken insanlarla konuşur ve O salihlerdendir. Dedi ki Rabbim bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da bir çocuğum olabilir ki , dedi ki böyledir işte, Allah istediğini yaratır , emrini gerçeklemek istediğinde O der ol, o da olur. Ona kitap ve hikmeti, Tevrat ve İncili öğretir, İsrail oğullarına Resul olur. Ben kesinlikle size Rabbinizden ayetler getirdim, sizin için çamurdan kuş şekli yaratırım, Ona üflerim ve o Allah’ın izniyle kuş olur, kör olanı, derilerdeki alaca hastalığı ol anı iyi ederim , ölüyü de Allah’ın izniyle diriltirim , evlerinizde ne yediğinizi ve ne biriktirdiğinizi bilirim. İşte bunlar eğer iman edenlerseniz sizin için ayetlerdir . Elimde Tevrat’tan olanları onaylamak ve size haram edilen bazı şeyleri helal hale getirmek için Rabbinizden ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana uyun , muhakkak ki Allah, benimde Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O’na ibadet edin, işte doğru istikametli yol budur. İsa onlarda ki küfrü sezince, dedi ki bana Allah için kim yardım edecek, havar iler (huri ile aynı kökten) dediler ki biz Allah’ın yardımcılarıyız Allah’a iman ettik ve şahitlik et ki biz , kesinlikle teslim olanlarız / Müslümanlarız, (Havarilerde İslamiyet’in mensupları) Rabbimiz bize indirdiğine iman ettik, Resulüne uyduk, bizi şahitlerle beraber yaz / kaydet. Tuzak kurdular Allah’ta tuzak kurdu , Allah tuzak kuranların iyisidir. Allah dedi ki ey İsa seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim, seni kafirlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar kafirlerin ü stünde tutacağım, sonra dönüşünüz banadır, aranızda karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz şeylerde hükmümü vereceğim, kafirlere gelince, onlara dünyada da ahirette de şiddetli azap edeceğim, onlara herhangi bir yardımcı yoktur , iman edenlere ve salih amel işleyenlere gelince onların ecirleri tamı tamına ödenecek, Allah zalimleri sevmez. Bunları sana ayetlerden ve hâkim hatırlatmadan / zikirden okuyoruz. İsa’nın örneği Allah katında Adem’in örneği gibidir. (Ol deyince olan iki kuludur) Onu topraktan yarattı sonra ona ol dedi o da oldu, hakikat Rabbindendir, tereddüt edenlerden olma, senle bu konuda, sana ilim geldikten sonra kim tartışırsa, de ki hadi gelin babalarımızı ve oğullarımızı, kadınlarımızı, bizleri ve sizleri çağıralım, sonra gönülden, Allah yalancılara lanet etsin diye yalvaralım / ısrarlı dua edelim. İşte bu, gerçek kıssadır / anlatıdır, Allah’tan başka ilah yoktur , Allah işte O, saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah bozguncuları bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım. Sonra da dua ederek Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim."

Süleyman Ateş

Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki: "Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra gönülden la'netle du'a edelim de, Allah'ın la'netini yalancıların üstüne atalım!"

Süleymaniye Vakfı

Bu bilgi sana geldikten sonra kim seninle bu gerçek hakkında tartışmaya kalkarsa dipnot 1 de ki: "Gelin; çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım, sizler ve bizler de katılalım, sonra gönülden yalvaralım da yalan söyleyen tarafı Allah'ın lanetlemesini /dışlamasını isteyelim." dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Necran Hristiyanlarından bir heyet, Hicri 9. yılda (m. 631) Medine'ye gelip Nebimizle görüştüler ama kendilerine okunan ayetlere kulaklarını tıkadılar. Bunun üzerine Nebimiz, bu ayet gereği onları lanetleşmeye çağırdı ama onlar kabul etmediler (Mübahale, DİA).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu bilgi geldikten sonra seninle kim tartışırsa de ki "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım, sizler ve bizler de katılalım; arkasından "Allah'ın laneti (dışlaması), yalancıların üstüne olsun." diye yalvaralım."

Şaban Britch

Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı; kadınlarımızı, kadınlarınızı, bizi ve sizi çağıralım. Sonra da dua ederek Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim.

Şaban Piriş

Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: -Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı; kadınlarımızı, kadınlarınızı; bizi ve sizi çağıralım. Sonra tevazu içinde gönülden yalvaralım da Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim.

Yaşar Nuri Öztürk

Sana ilimden bir nasip geldikten sonra, hak konusunda seninle tartışana de ki: "Gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, öz benliklerimizi ve öz benliklerinizi çağıralım, mübahele edelim de Allah'ın lanetini yalancılar üzerine salalım."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Should any one contend with you about ‘Isa with opposing arguments, the fact shall destroy the fiction. Now that you know the facts, say to them "Come, let us summon our sons and your sons, our women and your women and ourselves and yourselves and pray Allah and beseech Him to accurse those who intentionally assert falsehood".

Abdul Haleem

If anyone disputes this with you now that you have been given this knowledge, say, ‘Come, let us gather our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, and let us pray earnestly and invoke God’s rejection on those of us who are lying.

Abdullah Yusuf Ali

If any one disputes in this matter with thee, now after (full) knowledge Hath come to thee, say: "Come! let us gather together,- our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves: Then let us earnestly pray, and invoke the curse of Allah on those who lie!"

Abul A'la Maududi

Tell whoever disputes with you on this matter after true knowledge has come to you: 'Come! Let us summon our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves, and then let us pray together and invoke the curse of Allah on those who lie.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The real aim in suggesting this procedure for deciding the dispute was to prove that the attitude of those amongst the delegation of Najran was one of deliberate stubbornness and intransigence. They had no sound arguments to contradict any of the points mentioned above, and they could not find any shred of evidence in their own scriptures upon which they could claim, with firm conviction, that their beliefs were true. Moreover, all that the members of the deputation had come to know of the character, teachings and achievements of the Prophet had made them more or less convinced of his prophethood, and at least caused their disbelief to waver. When they were told that if they had full confidence in the truth of their beliefs they should come forward and pray to God that His curse should fall on the deniers of the truth, none of them came forward. It thus became clear all over Arabia that the priests and leaders of Christianity in Najran, whose holiness was celebrated far and wide, followed beliefs, the truth of which, they themselves were not fully confident in.

Aisha Bewley

If anyone argues with you about him after the knowledge that has come to you, say, ‘Come then! Let us summon our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves. Then let us make earnest supplication and call down the curse of Allah upon the liars.’

Al-Hilali & Khan

Then whoever disputes with you concerning him [‘Îsâ (Jesus)] after (all this) knowledge that has come to you [i.e. ‘Îsâ (Jesus) being a slave of Allâh, and having no share in Divinity], say: (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) "Come, let us call our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves - then we pray and invoke (sincerely) the Curse of Allâh upon those who lie."

Ali Quli Qarai

Should anyone argue with you concerning him, after the knowledge that has come to you, say, ‘Come! Let us call our sons and your sons, our women and your women, our souls and your souls, then let us pray earnestly and call down Allah’s curse upon the liars. ’

Amatul Rahman Omar

Now whoso disputes with you in this matter (of Jesus) after there has come to you true knowledge, then say (to him), `Come let us summon our sons and your sons, our women and your women, and our people and your people, then let us pray fervently one against the other and invoke the disapproval of Allâh upon the liars. '

Arthur John Arberry

And whoso disputes with thee concerning him, after the knowledge that has come to thee, say: 'Come now, let us call our sons and your sons, our wives and your wives, our selves and your selves, then let us humbly pray and so lay God's curse upon the ones who lie. '

Bijan Moeinian

Now that the truth has been revealed to you, you may challenge anyone who disputes with you and say: "Let us get together and bring your children and wives with you; then let us ask sincerely our Lord to put a curse on the one who lies. "

E. Henry Palmer

And whoso disputeth with thee after what has come to thee of knowledge, say, 'Come, let us call our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves: then we will imprecate and put God's curse on those who lie. '

Edip-Layth

Whoever debates with you in this after the knowledge has come to you, then say, "Let us call our children and your children, our women and your women, ourselves and yourselves, then, let us call out, and we shall make God's curse upon the liars."

George Sale

And whoever shall dispute with thee concerning him, after the knowledge which hath been given thee, say unto them, come, let us call together our sons, and your sons, and our wives, and your wives, and our selves, and your selves; then let us make imprecations, and lay the curse of God on those who lie.

Hamid S. Aziz

And whoever disputes with you after what has come to you of knowledge, say, "Come, let us call our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves: then we will earnestly pray and invoke Allah's curse on those who lie. "

Mahmoud Ghali

So, whoever argues with you concerning him, (Or: it, i. e., the truth) even after (such) knowledge as has come to you, then say, "Come! We should call our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves; thereafter we should imprecate, (and) so lay (Literally: make) the curse of Allah on the liars."

Marmaduke Pickthall

And whoso disputeth with thee concerning him, after the knowledge which hath come unto thee, say (unto him): Come! We will summon our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves, then we will pray humbly (to our Lord) and (solemnly) invoke the curse of Allah upon those who lie.

Mohamed Ahmed - Samira

Tell those who dispute this with you even after the knowledge that has reached you: "Come, let us gather our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, and pray and solicit God to condemn those who lie. "

Muhammad Asad

And if anyone should argue with thee about this [truth] after all the knowledge that has come unto thee, say: "Come! Let us summon our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves; and then let us pray [together] humbly and ardently, and let us invoke God's curse upon those [of us] who are telling a lie. "

Mustafa Khattab

Now, whoever disputes with you ˹O Prophet˺ concerning Jesus after full knowledge has come to you, say, "Come! Let us gather our children and your children, our women and your women, ourselves and yourselves—then let us sincerely invoke Allah’s curse upon the liars."

Progressive Muslims

Whoever debates with you in this after the knowledge has come to you, then Say: "Let us call our children and your children, our women and your women, ourselves and yourselves, then, let us call out, and we shall make God's curse upon the liars. "

Rashad Khalifa

If anyone argues with you, despite the knowledge you have received, then say, "Let us summon our children and your children, our women and your women, ourselves and yourselves, then let us invoke GOD's curse upon the liars."

Sahih International

Then whoever argues with you about it after [this] knowledge has come to you - say, "Come, let us call our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, then supplicate earnestly [together] and invoke the curse of Allah upon the liars [among us]. "

Sam Gerrans

And whoso disputes with thee concerning him after the knowledge which has come to thee, say thou: “Come, let us call our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves; then let us pray in earnest and invoke the curse of God upon the liars:

Shabbir Ahmed

If anyone disputes with you regarding Jesus; after the correct knowledge has come to you, say, "Come! We will advise our families and followers and your families and followers, and ourselves and yourselves to maintain our respective beliefs and leave one another alone. Rejection of the Divine Truth deprives people of Allah's Grace." ('Bahl' = Leave alone).

Syed Vickar Ahamed

If anyone disputes in this matter with you now after (full) knowledge has come to you, say: "Come! Let us gather together— Our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves: Then let us earnestly pray, and invoke the curse of Allah on those who lie!"

Taqi Usmani

If someone argues with you (O Prophet) over this after the knowledge that has come to you, say (to him), "Come, let us call our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, then (let us) pray and invoke the curse of Allah upon the liars."

The Monotheist Group

Whoever debates with you in this after the knowledge has come to you, then say: "Let us call our children and your children, our women and your women, ourselves and yourselves, then, let us invoke and make the curse of God upon the liars."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 61. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 61. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 61. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩