Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 60. ayet

Âl-i İmrân suresi, 60. ayet. ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

elḥaḳḳu mir rabbike felâ teküm mine-lmümterîn.

Diyanet İşleri

Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 57–63 · surenin 60. ayeti / 200
  1. Âl-i İmrân 57

    "İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."

  2. Âl-i İmrân 58

    (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.

  3. Âl-i İmrân 59

    Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.

  4. 60

    Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.

  5. Âl-i İmrân 61

    Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."

  6. Âl-i İmrân 62

    Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Âl-i İmrân 63

    Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 59–62. ayetler için yazılmıştır.

59. Yüce Allah Meryem ile İsa’nın kıssasını ve onların gerçek haberlerini söz konusu edip İsa’nın Allah’ın kendisine nimet ihsan ettiği bir kulu olduğunu belirttikten sonra, İsa’nın ulûhiyetini iddia eden kimselerin, Allah’a karşı yalan ve iftira düzüp bütün peygamberleri ve İsa’yı yalanlamış olacağını zikretmiştir. Çünkü İsa’yı ilâh edinen kimselerin bu konudaki şüpheleri batıl bir şüphedir. Eğer bu şüphenin haklı bir yönü olsaydı Âdem, ilah olmaya ondan daha layık olurdu. Çünkü Adem hem annesiz, hem de babasız yaratılmıştır. Bununla birlikte bütün insanlar Âdem’in Allah’ın kullarından bir kul olduğunu ittifakla kabul etmektedirler. Dolayısı ile babasız ama bir anneden yaratılmış olduğuna dayanarak İsa’nın ilâhlığını iddia etmek, iddiaların en batıl olanlarındandır.

60. İşte hiçbir şüphe taşımayan hakkın ta kendisi, budur. İsa bizzat kendisinin de kendi hakkında söylediği gibi asla bir ilâh değildir: “Ben onlara bana emrettiğin (şu emirden) başkasını söylemedim: Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin...” (el-Maide, 5/17)

61-63. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına Necran hıristiyanlarından bir heyet gelmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara karşı İsa’nın Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna dair apaçık delilleri ortaya koymasına rağmen onlar batıl inançlarından taviz vermediler. Zira onlar İsa’nın ilâh olduğunu iddia etmişlerdi. Nihâyet her iki taraf da öyle bir noktaya geldiler ki, sonunda Yüce Allah, Peygamber’e onlarla mübahale yapmasını emretti. Çünkü onlar için hak açıklık kazanmış bulunmaktaydı. Fakat inat ve taassupları onları hakkı kabul etmekten alıkoymuştu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onları mübahaleye davet etti. Şöyle ki kendisi, aile halkını ve çocuklarını getirecek onlar da kendi aile halkını ve çocuklarını getirecekler ve sonra hep birlikte Yüce Allah’a, yalan söyleyenlerin üzerine cezasını ve lanetini indirmesi için dua edeceklerdi. Bu isteği kabul etsinler mi diye kendi aralarında istişare ettiler. Nihâyet onun bu isteğini kabul etmemekte görüş birliğine vardılar. Çünkü onlar Peygamber’in Allah’ın gerçek peygamberi olduğunu anlamışlardır. Yine anlamışlardı ki eğer onunla mübahalede bulunacak olsalardı helâk olurlardı, hem kendileri hem de aile halkları ve çoluk çocukları. O nedenle onunla sulh yaptılar, ona cizye vermeyi kabul ettiler ve ondan iyi ilişkiler içinde olmayı istediler.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onların isteklerini kabul etti ve onları zora koşmadı. Çünkü maksat olan hakkın açığa çıkması tahakkuk etmişti ve onların inatları da ortaya çıkmıştı. Zira mübahaleyi kabul etmemeyi kararlaştırmışlardı. Bu ise onların zalim olduklarının apaçık delilidir.

İşte bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: “İşte doğru olan kıssa budur” ve bu kıssada hiçbir şüphe yoktur. “Şüphesiz Allah Azîzdir” kudret ve kuvvetiyle bütün mevcudatı emrine boyun eğdirmiştir, yeryüzünün ve göklerin bütün sakinleri O’na itaat etmişlerdir. Bununla birlikte O “Hakîmdir” her şeyi yerli yerince koyandır ve olmaları gereken yerlere yerleştirendir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İsa -aleyhisselam- hakkında Rabbinden sana indirilenler, içerisinde hiç şüphe olmayan gerçeklerdir. Sakın bu hususta şüpheyle, tereddüt edenlerden olma! Aksine sana düşen, bulunduğun hak üzerinde sebat etmendir.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلْحَقُّ el-hakku (Bu,) gerçektir kök: حقق
  2. مِن min -den (gelen)
  3. رَّبِّكَ rabbike Rabbin- kök: ربب
  4. فَلَا fela
  5. تَكُن tekun öyle ise olma kök: كون
  6. مِّنَ mine -dan
  7. ٱلْمُمْتَرِينَ l-mumterine kuşkulananlar- kök: مري

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مري (20 geçiş)

    Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

  • Aynı kök: مري (20 geçiş)

    O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun…

  • Aynı kök: مري (20 geçiş)

    "Size Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indiren O iken ben Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

İşte (bu) gerçek sana Rabbin tarafından bildirildi; öyleyse tereddüt edenlerden olma.

Muhammed Esed

(Bu), Rabbinden bir hakikat(tir); öyleyse, şüphecilerden olma!

Ahmed Hulusi

Bu, Rabbinden hakikattir; bu yüzden, şüphe edenlerden olma!

Ali Bulaç

Gerçek, Rabbinden (gelen)dir. Öyleyse kuşkuya kapılanlardan olma.

Ali Özek ve heyeti

Hak, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma.

Ali Rıza Safa

Gerçek, Efendindendir. Artık, kuşkuya düşenler arasında olma.

Bayraktar Bayraklı

Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma!

Edip Yüksel

Bu, Efendinden gelen gerçektir; kuşkulananlardan olma.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bu, Rabbinden gelen gerçektir; kuşkulananlardan olma.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu gerçek senin Rabbindendir; bunun için şüphe edenlerden olma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu hak senin rabbından, binaenaleyh şüphe edenlerden olma

Erhan Aktaş

Hakk, Rabb'indendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hakk, Rabb'indendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hakk, Rabb'indendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.

Gültekin Onan

Gerçek, rabbinden (gelen) dir. Öyleyse kuşkuya kapılanlardan olma.

Hasan Basri Çantay

(Bu) Hak (ve hakıykat) Rabbinden (gelen bir gerçek) dir. öyle ise şübhecilerden olma.

İbni Kesir

Hak, Rabbındandır. Öyleyse şüphecilerden olma.

Mehmet Alagaş

(45-63) Melekler Ona / Meryem’e dediler ki Ey Meryem, Allah kendinden bir kelimeyi (Ol deyince olacak kelimesini) sana müjdeliyor. Onun ismi Meryem oğlu Mesih İsa’dır. ( Mesh ederek tedavi eden) dünyada ve ahirette seçkindir ve yakın kıldıklarındandır, insanlarla beşikte ve yetişkinken insanlarla konuşur ve O salihlerdendir. Dedi ki Rabbim bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da bir çocuğum olabilir ki , dedi ki böyledir işte, Allah istediğini yaratır , emrini gerçeklemek istediğinde O der ol, o da olur. Ona kitap ve hikmeti, Tevrat ve İncili öğretir, İsrail oğullarına Resul olur. Ben kesinlikle size Rabbinizden ayetler getirdim, sizin için çamurdan kuş şekli yaratırım, Ona üflerim ve o Allah’ın izniyle kuş olur, kör olanı, derilerdeki alaca hastalığı ol anı iyi ederim , ölüyü de Allah’ın izniyle diriltirim , evlerinizde ne yediğinizi ve ne biriktirdiğinizi bilirim. İşte bunlar eğer iman edenlerseniz sizin için ayetlerdir . Elimde Tevrat’tan olanları onaylamak ve size haram edilen bazı şeyleri helal hale getirmek için Rabbinizden ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana uyun , muhakkak ki Allah, benimde Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O’na ibadet edin, işte doğru istikametli yol budur. İsa onlarda ki küfrü sezince, dedi ki bana Allah için kim yardım edecek, havar iler (huri ile aynı kökten) dediler ki biz Allah’ın yardımcılarıyız Allah’a iman ettik ve şahitlik et ki biz , kesinlikle teslim olanlarız / Müslümanlarız, (Havarilerde İslamiyet’in mensupları) Rabbimiz bize indirdiğine iman ettik, Resulüne uyduk, bizi şahitlerle beraber yaz / kaydet. Tuzak kurdular Allah’ta tuzak kurdu , Allah tuzak kuranların iyisidir. Allah dedi ki ey İsa seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim, seni kafirlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar kafirlerin ü stünde tutacağım, sonra dönüşünüz banadır, aranızda karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz şeylerde hükmümü vereceğim, kafirlere gelince, onlara dünyada da ahirette de şiddetli azap edeceğim, onlara herhangi bir yardımcı yoktur , iman edenlere ve salih amel işleyenlere gelince onların ecirleri tamı tamına ödenecek, Allah zalimleri sevmez. Bunları sana ayetlerden ve hâkim hatırlatmadan / zikirden okuyoruz. İsa’nın örneği Allah katında Adem’in örneği gibidir. (Ol deyince olan iki kuludur) Onu topraktan yarattı sonra ona ol dedi o da oldu, hakikat Rabbindendir, tereddüt edenlerden olma, senle bu konuda, sana ilim geldikten sonra kim tartışırsa, de ki hadi gelin babalarımızı ve oğullarımızı, kadınlarımızı, bizleri ve sizleri çağıralım, sonra gönülden, Allah yalancılara lanet etsin diye yalvaralım / ısrarlı dua edelim. İşte bu, gerçek kıssadır / anlatıdır, Allah’tan başka ilah yoktur , Allah işte O, saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah bozguncuları bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bu gerçek senin Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!

Süleyman Ateş

(Bu,) Rabbinden gelen gerçektir. Öyle ise kuşkulananlardan olma.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbinden (Sahibinden) gelen, tümüyle gerçektir. Sakın şüpheye kapılanlardan olma!

Şaban Britch

Gerçek Rabbindendir. O halde şüphe edenlerden olma!

Şaban Piriş

Gerçek Rabbin'dendir. O halde şüphe edenlerden olma!

Yaşar Nuri Öztürk

Hak, Rabbindendir. O halde, kuşku duyanlardan olma.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

This is the absolute truth, declared in words by Allah, your Creator, therefore, do not let their intentional assertion of what is false make you doubtful and anxious.

Abdul Haleem

This is the truth from your Lord, so do not be one of those who doubt.

Abdullah Yusuf Ali

The Truth (comes) from Allah alone; so be not of those who doubt.

Abul A'la Maududi

This is the truth from your Lord; be not, then, among those who doubt. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The main points set before the Christians so far are the following: First, it was impressed upon them that none of the various arguments which gave rise to the doctrine of the divinity of Jesus provided valid grounds to support that doctrine. Jesus was merely a human being whom God had created in an extraordinary manner for reasons best known to Him. God had also invested Jesus with the power to perform certain miracles by means of which he could categorically establish his claim to prophethood. It seems perfectly reasonable that God should not have allowed such an extraordinary person to be crucified by unbelievers and should have raised him up to Himself. As the Sovereign, God has the power to treat any of His subjects as He wishes. How can this extraordinary treatment of Jesus justify the conclusion that the subject was himself either the Sovereign, the son of the Sovereign or an associate with Him in His Sovereignty?Second, the message of Muhammad (peace be on him) is the same as that of Jesus. The missions of the two are identical.Third, even after [the ascension of] Jesus the religion of his disciples remained the same, namely, Islam, which is now expounded by the Qur'an. What has happened is that, in the course of time, the Christians have abandoned the teachings of Christ, and have deviated from the religion followed by the early disciples of Jesus.

Aisha Bewley

It is the truth from your Lord so do not be among the doubters.

Al-Hilali & Khan

(This is) the truth from your Lord, so be not of those who doubt.

Ali Quli Qarai

This is the truth from your Lord, so do not be among the skeptics.

Amatul Rahman Omar

(O reader!) this is the real truth from your Lord, hence do not be of the disputers at all (of the facts).

Arthur John Arberry

The truth is of God; be not of the doubters.

Bijan Moeinian

Whatever God reveals is the truth; never doubt the words of your Lord.

E. Henry Palmer

the truth from thy Lord, so be thou not of those who are in doubt.

Edip-Layth

The truth is from your Lord; so do not be of those who are doubtful.

George Sale

This is the truth from thy Lord; be not therefore one of those who doubt:

Hamid S. Aziz

This is the truth from your Lord, so be you not of those who are in doubt.

Mahmoud Ghali

The Truth is from your Lord, so do not be of the constant wranglers.

Marmaduke Pickthall

(This is) the truth from thy Lord (O Muhammad), so be not thou of those who waver.

Mohamed Ahmed - Samira

This is the truth from your Lord, so do not be in doubt.

Muhammad Asad

[This is] the truth from thy Sustainer; be not, then, among the doubters!

Mustafa Khattab

This is the truth from your Lord, so do not be one of those who doubt.

Progressive Muslims

The truth is from your Lord, so do not be of those who doubt.

Rashad Khalifa

This is the truth from your Lord; do not harbor any doubts.

Sahih International

The truth is from your Lord, so do not be among the doubters.

Sam Gerrans

The truth is from thy Lord, so be thou not of those who doubt.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) This is the Truth from your Lord, so there is no room for you in this matter for argumentation.

Syed Vickar Ahamed

This is Truth (that comes) from Allah Alone; So be not of those who doubt.

Taqi Usmani

The truth is from your Lord. So, do not be of those who doubt.

The Monotheist Group

The truth is from your Lord, so do not be of those who doubt.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 60. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 60. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 60. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩