Diyanet İşleri
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.
A'râf suresi
A'râf suresi, 39. ayet. وَقَالَتْ أُولَىٰهُمْ لِأُخْرَىٰهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
veḳâlet ûlâhüm liuḫrâhüm femâ kâne leküm `aleynâ min faḍlin feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm teksibûn.
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cehennemlikler, cennetlikler ve A'râf ehli A'râf 37–53 3
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, "Hani Allah'ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?" derler. Onlar da, "Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular" derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz."
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 38–39. ayetler için yazılmıştır.
38-39. Bunun üzerine melekler onlara: “diyecek ki: “Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş” yani sizin gibi küfre sapmış ve büyüklük taslamış, buna bağlı olarak her türlü rüsvaylığı, yok oluşu ve de cehennemde ebedi kalışı hak etmiş “sizden önce geçmiş topluluklarla siz de ateşe girin.” Bu azgın ümmetlerden her bir ümmet ateşe girdi mi “yoldaşına lanet edecek.” Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi ret ve inkâr edecek ve bazınız bazınıza lanet edecektir.” (el-Ankebut, 29/25)
“Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkları zaman” yani öncekileri, sonrakileri, önderleri, başkanları, taklit edenleri ve tâbi olanları ile birlikte bütün cehennemlikler cehennemde bir araya gelecekleri vakit “sonrakileri” yani sonra gelenler ve önderlerine uyan kimseler “öncekiler için” yani önderleri hakkında Yüce Allah’a kendilerini saptırdıklarını şikâyet ederek: “Rabbimiz bizi işte bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateş azabını iki kat ver” yani bizi saptırdıkları, kötü amelleri bize güzel ve süslü gösterdikleri için sen onlara kat kat artırılmış bir azap ver “diyecekler”; Allah da “buyuracak ki:” Sizden “herkese iki kattır” ve azabtan belli bir pay vardır. “Fakat siz bilmiyorsunuz.” Ancak bilinen şu ki; başkanların, sapıklığın önderlerinin azabı onlara uyanların azabından daha ileri ve daha ağırdır. Nitekim hidâyet önderlerinin ve başkanlarının nimetleri de onlara uyanların mükâfaatından daha büyük olacaktır.
“Öncekileri de sonrakilerine” yani önderler, kendilerine uyan kimselere “sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yoktu ki!” Yani sapıklık ve azgınlıkta da azabı hak ettiren sebebleri işlemekte de hep ortaktık; o halde sizin bize ne üstünlüğünüz var ki? diyeceklerdir. Allah da şöyle buyuracak: Sizden “herkese iki kattır” ve hepnizin azaptan bir payı vardır. “(Hepiniz) kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.” Ancak bilindiği üzere liderlerin ve dalalet önderlerinin azabı, onlara tabi olanların azabından daha feci ve ağır olacaktır. Nitekim hidayet önderlerinin ve liderlerinin mükafatı da onlara tabi olanlardan daha fazla olacaktır. Zira Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: “Kâfir olup da Allah’ın yolundan alıyokanların Biz -çıkarageldikleri fesatlara karşılık- azaplarına azap katarız.” (en-Nahl, 16/88)
Bu âyet-i kerimeler ve benzerleri, Allah’ın âyetlerini yalanlayan bütün yalancıların, azapta ebedi kalacaklarını, amellerine, inatlarına, zulümlerine ve iftiralarına göre azap miktarları farklı olsa dahi aslı itibari ile azapta ortak olacaklarını, dünya hayatında aralarındaki sevginin kıyamet gününde düşmanlığa ve karşılıklı lanetleşmeye dönüşeceğini göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendilerine ittiba edilenlerin ileri gelenleri kendilerine ittiba edenlere şöyle dediler: "Ey takipçiler! Sizlerin bizim üzerimize azabın sizlerden hafifletilmesine dair hak ettiğiniz bir üstünlüğünüz yoktur. Ölçü, işlediğiniz amellerden elde ettiklerinizdir. Sizlerin batıla ittiba etmiş olmanızın herhangi bir mazereti yoktur. Ey takipçiler! Siz de bizim tattığımız gibi, küfür ve günahlardan kazandıklarınız sebebiyle tadın azabı!”
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: "(Belli ki) sizin bizden hiçbir farkınız yokmuş. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!"
Bu kez öncekiler sonrakilere: "İşte gördünüz, sizin bizden bir farkınız yok. Öyleyse, kendi işledikleriniz yüzünden tadın azabı!" diyecekler.
Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: "Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!"
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. . . Uygulamalarınızın getirisi olarak yaşayın azabı!" derler.
(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
Öncekiler de sonrakiler için, şöyle derler: "Bize karşı bir üstünlüğünüz yok; yaptıklarınıza karşılık, artık tadın cezayı!"
Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın."
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandıklarınızdan ötürü azabı tadın" dediler.
Öncekiler sonrakilere, 'Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandıklarınızdan ötürü azabı tadın,' dediler.
Öndekiler de sonrakilere: "Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi kazancınızın cezası olarak tadın azabı." derler.
Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.
(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
Onların evvelkileri de sonrakilerine: "Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın" dedi (diyecek).
Öncekiler de sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse ne kazandıysanız karşılığı olan azabı tadın, derler.
(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.
Öncekiler de, kendilerinden sonra gelenlere: “Sizin, bizden herhangi bir üstünlüğünüz yoktur. Siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!” derler.
Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!"
Önce girenler sonrakilere şöyle diyeceklerdir: "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yok ki! Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın."
Öncekiler de sonrakilere şöyle cevap vereceklerdir: "Sizin bizden ne farkınız var ki? Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın."
Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!” derler.
Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: -Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!" derler.
Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın."
Then says the former to the latter: "You lacked intellectual, moral and spiritual perception and therefore you were not of advantage to us but we were both entangled in one party defiled with sin. There, Allah says: you have well deserved the torment in requital of what your minds and souls had impelled you to do".
and the first of them will say to the last, ‘You were no better than us: taste the punishment you have earned.’
Then the first will say to the last: "See then! No advantage have ye over us; so taste ye of the penalty for all that ye did!"
Then the preceding ones will say to the succeeding ones: 'You were in no way superior to us; taste, then, this torment for your deeds.' dipnot 1
The first of them will say to the last, ‘You are in no way superior to us so taste the punishment for what you earned. ’
The first of them will say to the last of them: "You were not better than us, so taste the torment for what you used to earn."
And the first of them will say to the last of them, ‘You have no advantage over us! So taste the punishment because of what you used to earn. ’
And the first of them, (- their leaders) will say to the last of them (- the followers), `(If we are to blame), you (too) are no better than we. Suffer therefore, the punishment of your (evil) deeds.'
The first of them shall say to the last of them, 'You have no superiority over us, then; so taste the chastisement for what you have been earning. '
The ancestral generations will say to the later generations: "You were not such victims as you pretend either; therefore, taste the punishment that you have earned for your sins.
And the first of them will say unto the last, 'Ye have no preference over us, so taste ye the torment for that which ye have earned!'
The first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you earned!"
And the former of them shall say unto the latter of them, ye have not therefore any favour above us; taste the punishment for that which ye have gained.
Then the first will say to the last, "You have no preference (advantage) over us (or were no better than us), so taste you the penalty for that which you have earned!"
And the first of them will say to the last of them, "So, in no way are you of any grace (i. e. are in no way superior; are no better) over us; then taste the torment for what you were earning."
And the first of them saith unto the last of them: Ye were no whit better than us, so taste the doom for what ye used to earn.
Then the former will say to the latter: "You have no privilege over us. So taste the punishment for what you had done."
And the first of them will say unto the last of them: "So you were in no wise superior to us! Taste, then, this suffering for all [the evil] that you were wont to do!"
Then the leaders will say to their followers, "You were no better than us! So taste the torment for what you used to commit."
And the first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you earned!"
The ancestral group will say to the later group, "Since you had an advantage over us, taste the retribution for your own sins."
And the first of them will say to the last of them, "Then you had not any favor over us, so taste the punishment for what you used to earn. "
And the first of them will say to the last of them: “You were no better than were we, so taste the punishment for what you earned!”
The first nation will say to the last, "You are not the least bit better than us. So taste the doom for what you earned."
Then the first (group) will say to the last (one): "Now you see! You have no advantage over us; So you taste the penalty for all that you did!"
The former ones will say to the latter ones, "So, you have no privilege against us. Now, taste the punishment for what you have been earning."
And the first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you have earned!"