Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 22. ayet

Şûrâ suresi, 22. ayet. تَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا۟ وَهُوَ وَاقِعٌۢ بِهِمْ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِى رَوْضَاتِ ٱلْجَنَّاتِ لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

tera-żżâlimîne müşfiḳîne mimmâ kesebû vehüve vâḳi`um bihim. velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti fî ravḍâti-lcennât. lehüm mâ yeşâûne `inde rabbihim. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

Diyanet İşleri

Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 19–25 · surenin 22. ayeti / 53

Konu Kitap ve mizan; dünya ve ahiret kazancı Şûrâ 17–24 3

  1. Şûrâ 19

    Allah, kullarına çok lütufkardır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

  2. Şûrâ 20

    Kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.

  3. Şûrâ 21

    Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır.

  4. 22

    Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.

  5. Şûrâ 23

    İşte bu, Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

  6. Şûrâ 24

    Yoksa "Yalan uydurup Allah'a iftira etti" mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.

  7. Şûrâ 25

    O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

22. “(O gün)” küfür ve masiyetler ile kendilerine haksızlık etmiş “zalimlerin, kazandıkları (günahların cezasından) yana” onlarla cezalandırılacaklar diye “korkuya kapıldıklarını görürsün.”

Korkan kimsenin başına korkup çekindiği şeyin gelme ihtmali de gelmeme ihtimali de bulunduğundan dolayı Allah: “O (korktukları ceza mutlaka) tepelerine inecektir” buyruğu ile bu korktukları cezaya çarptırılacaklarını ifade etmektedir. Çünkü onlar, cezalandırılmayı gerektiren sebebi eksiksiz olarak yerine getirmişlerdir. Bunu önleyecek tevbe ve benzeri herhangi bir davranışları da yoktur. Onlar, artık kendilerine mühlet verilmesinin mümkün olmayacağı bir noktaya varmış olacaklardır.

Diğer taraftan kalpleri ile Allah’a, kitaplarına, peygamberlerine ve peygamberlerin getirdiklerine “iman eden ve salih ameller işleyenlere gelince” salih amel, gerek kalp amellerinden, gerekse de azaların amellerinden olan müstehap ve farz tüm amelleri kapsar.

İşte bunlar “cennet bahçelerindedirler.” Burada bahçeler, cennetlere izafe edilmiştir. İzafe edilen şey ise kendisine izafe edilene göre olur. O halde oldukça mükemmel olan bu bahçelerin güzelliklerini, orada kaynayıp coşan ırmakları, güzel manzaraları, bol meyveli ağaçları, şakıyan kuşları, zevk ve neşe veren sesleri, sevilen kimselerle birlikte olma, en mükemmel şekildeki eş ve arkadaşlığı sorma gitsin! Bunlar, her geçen gün güzellikleri ve göz alıcılıkları artan bahçelerdir. Orada bulunanların onun lezzetlerine olan şevk ve sevgileri de sürekli artar.

“Onlar için” o cennetlerde “Rableri katında diledikleri her şey vardır.” Her ne isterlerse hemen meydana gelir. Ne isterlerse hemen ellerine geçer ki o nimetleri ne bir göz görmüş, ne bir kulak işitmiştir, ne de bir insan onları hatırından geçirmiştir. “İşte bu, pek büyük bir lütuftur.” Yüce Allah’ın rızasına nail olmaktan, O’nun lütuf ve ihsan yurdunda O’na yakın olma nimetine mazhar olmaktan daha büyük bir lütuf olabilir mi?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Kendi nefislerini şirk ve günahlarla helak edenleri işlemiş oldukları ve kazanmış oldukları günahların azabından korkan kimseler olarak görürsün. Azap mutlaka başlarına gelecektir ve kesinlikle bunda en ufak şüphe de yoktur. Tövbeden soyutlanmış ve bomboş olan korku onlara kesinlikle fayda vermez. Allah'a ve resullerine iman edenler ve salih amel işleyenler ise, cennet bahçelerinde bolluk içinde yaşıyorlar. Onların Rableri katında kesintiye uğramayan çeşitli nimetler vardır. İşte bu lütuf kendisine yaklaşılamayan büyük lütuftur.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. تَرَى tera görürsün kök: راي
  2. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimlerin kök: ظلم
  3. مُشْفِقِينَ muşfikine korkudan titrediklerini kök: شفق
  4. مِمَّا mimma yüzünden
  5. كَسَبُوا۟ kesebu yaptıkları işler kök: كسب
  6. وَهُوَ ve huve ve o
  7. وَاقِعٌۢ vakiun başlarına inerken kök: وقع
  8. بِهِمْ ۗ bihim onların
  9. وَٱلَّذِينَ vellezine fakat
  10. ءَامَنُوا۟ amenu inananlar kök: امن
  11. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yapanlar kök: عمل
  12. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  13. فِى fi
  14. رَوْضَاتِ ravdati bahçelerindedirler kök: روض
  15. ٱلْجَنَّاتِ ۖ l-cennati cennet kök: جنن
  16. لَهُم lehum onlara vardır
  17. مَّا ma her şey
  18. يَشَآءُونَ yeşa'une diledikleri kök: شيا
  19. عِندَ inde yanında kök: عند
  20. رَبِّهِمْ ۚ rabbihim Rablerinin kök: ربب
  21. ذَٰلِكَ zalike işte
  22. هُوَ huve budur
  23. ٱلْفَضْلُ l-fedlu lutuf kök: فضل
  24. ٱلْكَبِيرُ l-kebiru büyük kök: كبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: روض (2 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler.

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.

  • Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Kibir

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Kibir

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir.…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Kibir

    Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O'na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve…

  • Aynı kök: شفق (11 geçiş)

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennetlerin bahçelerinde (olacaklar)dır. Rablerinin katında onlara diledikleri her şey vardır. dipnot 1 Asıl büyük lütuf işte budur.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Nahl 16:31; Yâsîn 36:57; Zümer 39:34; Fussilet 41:32; Zuhruf 43:71; Duhân 44:55; Muhammed 47:15; Kâf 50:35.

Mustafa İslamoğlu

(O gün) kazandıkları yüzünden zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün; ama korktukları başlarına gelmiştir bir kere. Ne ki iman eden ve Allah'ın razı olduğu eylem üretenler, cennetlerin (kişiyi) mest eden köşelerinde olacaklar; onlar Rablerinin katında dilediklerine nail olacaklar: Bu, işte budur muhteşem lütuf!

Muhammed Esed

Zalimlerin (öteki dünyada) kazandıkları şey(i düşünmek)ten korktuklarını göreceksin. Zaten korktukları başlarına mutlaka gelecektir. İmana erip doğru ve yararlı işler yapanları ise (cennetin) çiçek dolu bahçelerinde (bulacaksın). Onlar Rablerinin katında diledikleri her şeye sahip olacaklardır (ve) bu, büyük bir lütuftur, ki;

Ahmed Hulusi

Onların başına geldiğinde, (yaptıklarının sonucunda) kazandıklarından ötürü zalimleri korku ile titreyenler olarak görürsün! İman edip imanın gereğini uygulayanlar ise cennetlerin en güzel yerlerindedirler. . . Onlar için Rablerinin indinde diledikleri her şey vardır. . . İşte bu! O büyük lütuftur!

Ali Bulaç

(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.

Ali Özek ve heyeti

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip sâlih amel işleyenler de cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Ali Rıza Safa

Kazandıkları şey tepelerine inerken, haksızlık yapanların korktuklarını göreceksin. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar ise cennet bahçelerindedir. Efendilerinin katında, diledikleri her şey onlar içindir. İşte bu, büyük lütuftur.

Bayraktar Bayraklı

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken,zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da, cennet bahçelerinde olacaklardır. Rabblerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte, büyük lütuf budur.

Edip Yüksel

Yaptıkları işler başlarına gelirken zalimleri kaygı içinde görürsün. Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar bahçelerin bahçelerindedir. Efendi'leri katında diledikleri her şeyi alırlar. İşte bu, büyük lütuftur.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yaptıkları işler başlarına gelirken zalimleri kaygı içinde görürsün. İnanıp erdemli davrananlar cennetlerin bahçelerindedir. Rableri katında diledikleri her şeyi alırlar. İşte bu, büyük lütuftur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zalimleri kazandıkları şeyin cezası tepelerine inerken korkudan titrerlerken göreceksin, iman edip güzel güzel işler yapanlar ise cennetlerin hoş hoş bahçelerinde olacaklardır. Rablerinin yanında onlar için her istedikleri vardır, işte bu büyük lütuf.

Elmalılı Hamdi Yazır

Göreceksin o zalimleri kazandıklarından titrerlerken, o ise tepelerine inmekte, iyman edip güzel güzel işler yapanlar ise Cennetlerin hoş hoş ravzalarında, onlara rablarının ındinde ne dilerlerse var, işte bu o büyük fadıl

Erhan Aktaş

Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetler'in bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı dipnot 1 yapanlar da Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı dipnot 1 yapanlar da Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.

Gültekin Onan

(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İnanıp salih amellerde bulunanlar ise cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl budur.

Hasan Basri Çantay

Sen o zaalimlerin (dünyada) işleyib kazandıkları (kötülükler) yüzünden (kıyamet gününde nasıl) korkulara duçar olacaklarını — ki bu (kötülüklerin cezası o gün mutlakaa) onların başına gelecekdir — göreceksin. İman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar ise cennetlerin (haas) bağçelerindedir. Rableri huzurunda ne dilerlerse (hepsi) onlarındır. İşte bu, büyük fazl (-u kerem) in ta kendisidir.

İbni Kesir

Göreceksin ki; zalimler yaptıkları şeyler başlarına gelirken korkudan titrerler. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rabblarının katında onlara diledikleri vardır. İşte bu; büyük lutfun kendisidir.

Mehmet Alagaş

(22-24) Muhakkak ki zalimler onlara acıtıcı elim bir azap vardır. Zalimlerin kazandıklarına karşı müşfik olduklarını / aman başına kötü bir şey gelmesin diye yüreklerinin titrediğini , endişelendiklerini görürüsün. İşte o (endişe) başlarına gelecektir. İman edenler ve ıslah faaliyetleri icra edenler ise bahçelerin / cennetlerin yeşillikleri / çayırlarındadırlar , o nlara Rablerinin yanında / indinde istedikleri her ne ise o vardır , işte bu, büyük bir haznedir / fazıldır. İşte bu Allah’ın iman eden ve salih amel işleyen kullarına müjdesidir de ki sizlerden yakınlarınıza duyduğunuz sevgi dışında herhangi bir ücret istemiyorum, her kim zorlanmadan ( ağaç kabuğunu soyar gibi) güzel davranırsa, o işindeki güzelliği daha da artırırız , muhakkak ki Allah bağışlayandır, teşekkür edendir. Yoksa Onu Allah’a yalan isnat ederek uyduruyor mu / iftira ediyor mu dediler? Eğer ki Allah isterse senin kalbini mühürler ve Allah geçersiz olan / iptal olanı da siler götürür , kelimeleri ile de hakkı / hakikati gerçekleştirir, O göğüslerde olanı bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin korku içinde olduklarını görürsün. İman edip salih amel yapanlar ise Cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük lütuf budur.

Süleyman Ateş

Yaptıkları işler başlarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini görürsün. Fakat inanıp iyi işler yapanlar cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lutuf budur.

Süleymaniye Vakfı

O azap başlarına geldiğinde, yanlışlar içinde olan o kimseleri, kazandıkları şeylerden dolayı tir tir titrerken göreceksin dipnot 1 . İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar ise cennet bahçelerindedir. Rablerinin katında istedikleri her şey onlarındır. İşte bu, büyük bir lütuftur dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yolda olanların yaptıklarından dolayı korktuklarını görürsün. Korktukları başlarına gelecektir. İnanıp güvenen ve iyi işler yapmış olanlar ise cennette su başlarında olacaklardır. Beğendikleri her şey Sahiplerinin katında onlar içindir. Bu, büyük bir ikramdır.

Şaban Britch

O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin korku içinde olduklarını görürsün. İman edip, salih amel yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük lütuf budur.

Şaban Piriş

O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin tir tir titrediklerini görürsün. İman edip, doğruları yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rab'leri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük ikram budur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kazandıkları, tepelerine inerken o zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarsa cennetlerin bahçelerindedir. Rableri katında kendileri için, diledikleri herşey vardır. İşte budur o büyük lütuf.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then shall you see the wrongful of actions alarmed at their sinful iniquities in life being exacted with the sudden fear and the apprehension of danger which has beset them on all sides; whereas those who had believed with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues and with deeds of wisdom and piety, rejoicing beyond a common joy in the beatitude of heaven's realm where they shall find any object of desire or anything of any kind that their emotions are directed to its attainment be in readiness to come to them at will. This is indeed the great bounty and munificence of Providence.

Abdul Haleem

you will see them fearful because of what they have done: punishment is bound to fall on them- but those who believe and do good deeds will be in the flowering meadows of the Gardens. They will have whatever they wish from their Lord: this is the great bounty;

Abdullah Yusuf Ali

Thou wilt see the Wrong-doers in fear on account of what they have earned, and (the burden of) that must (necessarily) fall on them. But those who believe and work righteous deeds will be in the luxuriant meads of the Gardens: they shall have, before their Lord, all that they wish for. That will indeed be the magnificent Bounty (of Allah).

Abul A'la Maududi

You will see the wrongdoers fearful of the consequence of their deeds which will certainly overtake them. But those who have faith and do good deeds will be in the meadows of the Gardens, wherein they shall have whatever they desire from their Lord; that is the great Bounty.

Aisha Bewley

You will see the wrongdoers afraid of what they have earned, when it is about to land right on top of them, whereas those who have iman and do right actions will be in the lush Meadows of the Gardens. They will have whatever they wish for with their Lord. That is the great favour.

Al-Hilali & Khan

You will see (on the Day of Resurrection), the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers) fearful of that which they have earned, and it (Allâh’s Torment) will surely befall them. But those who believe (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism) and do righteous deeds (will be) in the flowering meadows of the Gardens (Paradise). They shall have whatsoever they desire with their Lord. That is the supreme Grace, (Paradise).

Ali Quli Qarai

You will see the wrongdoers apprehensive because of what they have earned, while it is about to befall them; but those who have faith and do righteous deeds will be in the gardens of paradise: they will have whatever they wish near their Lord. That is the greatest grace.

Amatul Rahman Omar

(On the Day of Judgment) you shall see these wrongdoers full of dread and awe on account of the evil deeds they have committed. Yet this (punishment as a consequence to their evil deeds) is sure to befall them. But those who believe and (accordingly) do deeds of righteousness will be in (flowering and delightful) meadows of the Gardens. There is (present) with their Lord whatever they desire. That indeed is the bounteous favour (of Allâh).

Arthur John Arberry

Thou seest the evildoers going in fear of that they have earned, that is about to fall on them; but those who believe and do righteous deeds are in Meadows of the Gardens; whatsoever they will they shall have with their Lord; that is the great bounty.

Bijan Moeinian

You will witness a Day when these wicked people will fearfully analyze their deeds and will certainly pay for it. As for those who believed and did good deeds, they will end up in the Gardens of Paradise. they will receive from their Lord whatever they desire. This is the greatest achievement.

E. Henry Palmer

Thou shalt see the unjust shrink with terror from what they have gained as it falls upon them; and those who believe and do right, in meads of Paradise, they shall have what they please with their Lord;- that is great grace!

Edip-Layth

You see the transgressors worried because of what they had done; and it will come back at them. As for those who acknowledged and promote reforms, they will be in the paradises of bliss. They will have what they wish from their Lord. This is the great blessing.

George Sale

On that day thou shalt see the unjust in great terror, because of their demerits; and the penalty thereof shall fall upon them: But they who believe and do good works, shall dwell in the delightful meadows of paradise; they shall obtain whatever they shalt desire, with their Lord. This is the greatest acquisition.

Hamid S. Aziz

you see the wrong-doers fearful on account of what they have earned, and it must necessarily befall them; and those who believe and do good shall be in the luxurious meadows of the Gardens; they shall have what they please with their Lord: that is the great Grace (Bounty).

Mahmoud Ghali

You see the unjust feeling timorous about what they have earned, and it is befalling them. And the ones who have believed and done deeds of righteousness are in the Meadows of the Gardens; whatever they decide on they will have in the Providence of their Lord. It is that which is the great Grace.

Marmaduke Pickthall

Thou seest the wrong-doers fearful of that which they have earned, and it will surely befall them, while those who believe and do good works (will be) in flowering meadows of the Gardens, having what they wish from their Lord. This is the great preferment.

Mohamed Ahmed - Samira

You will see the evil-doers full of fear of what they deserve, yet it will come to pass. But those who believe and do the right will be in gardens of Paradise. They will receive what they wish from their Lord; and this will be the greatest favour.

Muhammad Asad

[In that life to come, ] thou wilt see the evildoers full of fear at [the thought of] what they have earned: for [now] it is bound to fall back upon them. And in the flowering meadows of the gardens [of paradise thou wilt see] those who have attained to faith and done righteous deeds: all that they might desire shall they have with their Sustainer: [and] this, this is the great bounty –

Mustafa Khattab

You will see the wrongdoers fearful ˹of the punishment˺ for what they committed but it will be inevitable for them, whereas those who believe and do good will be in the lush Gardens of Paradise. They will have whatever they desire from their Lord. That is ˹truly˺ the greatest bounty.

Progressive Muslims

You see the transgressors worried because of what they had done; and it will come back at them. As for those who believed and do good works, they will be in the paradises of bliss. They will have what they wish from their Lord. This is the great blessing.

Rashad Khalifa

You will see the transgressors worried about everything they had committed; everything will come back and haunt them. As for those who believed and led a righteous life, they will be in the gardens of Paradise. They will receive whatever they wish from their Lord. This is the great blessing.

Sahih International

You will see the wrongdoers fearful of what they have earned, and it will [certainly] befall them. And those who have believed and done righteous deeds will be in lush regions of the gardens [in Paradise] having whatever they will in the presence of their Lord. That is what is the great bounty.

Sam Gerrans

Thou wilt see the wrongdoers fearful of what they have earned; and it will befall them. And those who heed warning and do righteous deeds will be in the lush meadows of the Gardens; they will have what they wish with their Lord. That is the great favour,

Shabbir Ahmed

You will see the transgressors worrying about what they had been doing, and their earning is bound to fall back upon them. And those who accept the Message and enhance the society will be in flowery rows of the Gardens. For them is whatever they desire from their Lord. This, this indeed is the Great Bounty.

Syed Vickar Ahamed

You will see the wrongdoers in fear because of what they have earned, and of whatever (penalty) that must fall on them. But those who believe and work righteous deeds (will be) in the luxurious shadows in the Gardens. They shall have, before their Lord, all that they wished for. That will truly be the greatest reward (from Allah).

Taqi Usmani

You will see the wrongdoers fearful of what they earned, and it is sure to befall them. As for those who believed and did righteous deeds, they will be in meadows of the Gardens. For them there is, with their Lord, whatever they wish. That is the great bounty.

The Monotheist Group

You see the transgressors worried because of what they had done; and it will come back at them. As for those who believed and do good works, they will be in gardens of bliss. They will have what they wish from their Lord. This is the great blessing.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩