Diyanet İşleri
(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."
Bakara suresi
Bakara suresi, 250. ayet. وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
velemmâ berazû licâlûte vecünûdihî ḳâlû rabbenâ efrig `aleynâ ṣabrav veŝebbit aḳdâmenâ venṣurnâ `ale-lḳavmi-lkâfirîn.
(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût Bakara 243–252 3
Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır."
Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka." dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) "Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah'ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir."
(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."
Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah'ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün alemlere karşı lütuf sahibidir.
İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 249–250. ayetler için yazılmıştır.
249-250. “Tâlût ordusuyla ayrıldığında…” Tâlût başlarına geçip onları askeri düzene sokup tertip ettikten sonra, düşmanları ile savaşmak üzere onlarla bulundukları yerden ayrıldı. Ancak onların arasında bazılarının kararsız ve yeterli gayrete sahip olmadıklarını gördü. Bu durumda sabreden kimseler ile sebat göstermeyecek kimselerin ayırt edilmesi gerektiği kanaatine vardığından: “Allah sizi bir nehirle imtihan edecek” dedi. Siz suya ihtiyaç duyacağınız vakit bu nehrin yanından geçeceksiniz. “Ondan içen benden değildir” yani bana tâbî olmasın, arkamdan gelmesin. Çünkü bu o kimsenin sabır ve direncinin azlığının, tahammülsüzlüğün bir delilidir. “Onu tatmayan ise” samimiyeti, sabır ve metaneti dolayısıyla “bendendir. Eli ile bir avuç alanlar müstesna dedi.” Yani bu şekilde içmeye izin vardır. Sözü edilen nehire ulaştıklarında gerçekten suya ihtiyaçları vardı. O nedenle “İçlerinden pek azı dışında” hepsi o sudan içtiler. O azınlık ise içmeyip sabrettiler.
“Nihâyet o ve beraberindeki mü’minler nehri geçince” ya suya karşı sabredemeyenler yahut da nehri geçenlerden bir grup şöyle dedi: “Bugün biz Câlût’a ve ordusuna güç yetiremeyiz.” Eğer bu sözü söyleyenler su içen sabırsızlar ise bu, onların sabırsızlıklarına gerekçe olmak üzere söyledikleri bir sözdür. Şâyet bu sözleri söyleyenler Tâlût ile birlikte nehri geçenler ise o zaman bu söz, onların bir bakıma kendilerini zayıf gördüklerini gösterir. Ancak kâmil iman sahibi kimseler sebat göstermek ve ileri atılmak konusunda onları teşvik ederek şöyle dediler: “Az sayıdaki nice topluluk çok sayıdaki topluluğu Allah’ın izni ile yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” Allah; yardımı, desteği ve zafer ihsanı ile onlarla beraberdir. Bu sözler üzerine sebat ettiler, düşmanları Câlût ve askerlerine karşı savaşta sabır ve metanet gösterdiler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Câlût ve askerlerinin karşısına çıktıkları zaman, dualarıyla Allah'a yönelerek şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Kalbimize oluk oluk sabır akıt ve ayaklarımızı sabit kıl ki, kaçmayalım ve düşmanlarımızın önünde yenilmeyelim. Kâfirlere karşı bize kuvvetin ve desteğinle yardım et!"
Aynı kıssa: Tâlût ve Câlût · Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: جند (29 geçiş)
Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…
Aynı kıssa: Tâlût ve Câlût · Aynı kıssa: Hz. Dâvûd
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…
Aynı kıssa: Tâlût ve Câlût · Aynı kıssa: Hz. Dâvûd
Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan…
Aynı kök: فرغ (6 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
"Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim…
Aynı kök: برز (9 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun,…
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Aynı kök: ثبت (18 geçiş) · Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kafir topluma…
Aynı kök: ثبت (18 geçiş) · Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında, dipnot 1 (Talut'un askerleri) "Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Ayaklarımızı sabit tut! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." diye dua etmişlerdi.
Onlar Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır boca et ve ayaklarımızı (hak üzre) sabit tut; ve kafirler güruhuna karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.
Onlar Calut ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.
Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında dua ettiler: "Rabbimiz dayanma kuvvesi ver, ayaklarımızı sabitle, kaydırma ve inkarcılar topluluğuna karşı bize kazanma gücü ver. "
Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."
Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler.
Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde, şöyle dediler: "Efendimiz! Üzerimize direnç yağdır, ayaklarımızı sağlamlaştır ve nankörlük eden topluma karşı bize yardım et!"
Onlar Calut ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.
Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle dediler: "Efendimiz, bize direnme gücü ver, ayaklarımızı sağlam tut, inkarcılara karşı bize yardım et."
Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle dediler: 'Rabbimiz, bize direnme gücü ver, ayaklarımızı sağlam tut, inkarcılara karşı bize yardım et.'
Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında şöyle dediler: "Ey bizleri yetiştiren Rabbimiz, üzerimize sabır dök, ayaklarımıza sebat ve dayanıklılık ver ve bizi bu kafirler topluluğuna karşı zafere ulaştır."
Ve vaktaki Calut ve ordusuna karşı meydana çıktılar şöyle dediler "Ey bizleri yetişdiren rabbımız üzerlerimize sabır dök ve ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler kavmine karşı muzaffer buyur."
Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, Kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.
Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.
Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.
Onlar Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler kavmine karşı bize yardım et."
Onlar (Taaluta itaat eden mü'minler), Calut ile askerlerine karşı çıkdıkları zaman (niyaz edib) dediler ki: "Ey Rabbimiz, üzerimize (yağmur gibi) sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver (er meydanından kaydırma). Bu kafirler güruhuna karşı bize yardım et".
Calut ve askerlerine karşı çıktıkları zaman, dediler ki: Ey Rabbımız, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler güruhuna karşı muzaffer kıl.
Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında: "Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kâfir topluma karşı bize yardım et, zafer ver!" dediler.
(Talut'un askerleri) Calut ve askerlerinin karşısına çıktıklarında şöyle dediler: "Rabbimiz, üzerimize sabır dök! ayaklarımızı sağlam tut ve o kafir millete karşı bize yardım et!"
Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Rabbimiz! Sabrımızı /direnme gücümüzü artırdıkça artır! Ayaklarımızı sabit kıl! Kafirler toplumuna karşı bize yardım et!" dipnot 1
Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Bize direnme gücü ver! Ayaklarımızı kaydırma! Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!"
Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında: Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kâfir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.
Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında: -Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.
Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle yakardılar: "Ey Rabb'imiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır. Ve küfre sapanlara karşı bize yardım et."
When they faced Jalut and his forces they prayed: "inspire us, O Allah, our Creator, to be justly confident and enduring and inspire our courage and help us make our steps firm, and bring victory and fortune to us so that we reduce those who deny You to ruin".
And when they met Goliath and his warriors, they said, ‘Our Lord, pour patience on us, make us stand firm, and help us against the disbelievers,’
When they advanced to meet Goliath and his forces, they prayed: "Our Lord! Pour out constancy on us and make our steps firm: Help us against those that reject faith."
And when they went forth against Goliath (Jalut) and his forces, they prayed: "Our Lord! Shower us with patience, and set our feet firm, and grant us victory over this unbelieving people."
When they came out against Saul and his troops, they said, ‘Our Lord, pour down steadfastness upon us, and make our feet firm, and help us against this kafir people. ’
And when they advanced to meet Jâlût (Goliath) and his forces, they invoked: "Our Lord! Pour forth on us patience, and set firm our feet and make us victorious over the disbelieving people."
So when they marched out for [encounter with] Goliath and his troops, they said, ‘Our Lord, pour patience upon us, make our feet steady, and assist us against the faithless lot. ’
And when they confronted Jâlût (-Goliath) and his forces they said, `Our Lord! grant us perseverance and keep our footholds firm and help us against the disbelieving people. '
So, when they went forth against Goliath and his hosts, they said, 'Our Lord, pour out upon us patience, and make firm our feet, and give us aid against the people of the unbelievers!'
When they faced the army of Goliath, they prayed: "Lord, pour down upon us patience and give us the strength and give us victory over the disbelievers. "
And when they went out against a Galut and his soldiery, they said, 'Lord, pour out patience over us, and make firm our steps, and help us against the misbelieving people!'
When they came forth to Goliath and his soldiers, they said, "Our Lord grant us patience, and make firm our foothold, and grant us victory over the ingrates."
And when they went forth to battle against Jalut and his forces, they said, O Lord, pour on us patience, and confirm our feet, and help us against the unbelieving people.
And when they went out against a Goliath and his forces, they prayed saying, "Lord, pour out on us endurance, make firm our steps, and help us against the faithless!"
And as soon as they went forth against Jalût (Goliath)and his hosts, they said, "Our Lord, pour out upon us patience, and make firm our feet, and give us victory over the disbelieving people!"
And when they went into the field against Goliath and his hosts they said: Our Lord! Bestow on us endurance, make our foothold sure, and give us help against the disbelieving folk.
And when they were facing Goliath and his hordes they prayed: "O Lord, give us endurance and steady our steps, and help us against the deniers of truth. "
And when they came face to face with Goliath and his forces, they prayed: "O our Sustainer! Shower us with patience in adversity, and make firm our steps, and succour us against the people who deny the truth!"
When they advanced to face Goliath and his warriors, they prayed, "Our Lord! Shower us with perseverance, make our steps firm, and give us victory over the disbelieving people."
And when they came forth to Goliath and his soldiers, they said: "Our Lord grant us patience, and make firm our foothold, and grant us victory over the disbelieving people. "
When they faced Goliath and his troops, they prayed, "Our Lord, grant us steadfastness, strengthen our foothold, and support us against the disbelieving people."
And when they went forth to [face] Goliath and his soldiers, they said, "Our Lord, pour upon us patience and plant firmly our feet and give us victory over the disbelieving people. "
And when they emerged against Goliath and his forces, they said: “Our Lord: pour Thou out patience upon us, and make Thou firm our feet; and help Thou us against the people of the false claimers of guidance.”
Thus praying to their Lord in full conviction in the Law of proactive steadfastness, they advanced toward the invading armies of Goliath.
And when they advanced to meet Goliath and his forces, they prayed: "Our Lord! Grant us constancy and make our steps firm: Help us against those who reject faith. "
And when they faced Jālūt and his troops, they said: "Our Lord, pour out endurance on us, make firm our feet and help us against the disbelieving people."
And when they came forth to Goliath and his soldiers, they said: "Our Lord grant us patience, and make firm our foothold, and grant us victory over the disbelieving people."