Bakara suresi

Bakara suresi, 33. ayet

Bakara suresi, 33. ayet. قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

ḳâle yâ âdemü embi'hüm biesmâihim. felemmâ embeehüm biesmâihim ḳâle elem eḳul leküm innî a`lemü gaybe-ssemâvâti vel'arḍi vea`lemü mâ tübdûne vemâ küntüm tektümûn.

Diyanet İşleri

Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 30–36 · surenin 33. ayeti / 286

Konu Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş Bakara 30–39 3

  1. Bakara 30

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

  2. Bakara 31

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi.

  3. Bakara 32

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" dediler.

  4. 33

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

  5. Bakara 34

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.

  6. Bakara 35

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  7. Bakara 36

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

33. “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini haber ver!” Yani Yüce Allah’ın meleklere gösterdiği ve bilmekten acze düştükleri eşyaların isimlerini söyle! “O da onların isimlerini haber verince” melekler Âdem’in kendilerinden üstün olduğunu ve Yüce Allah’ın bu halifeyi yeryüzüne halifelik makamına getirmekteki hikmet ve bilgisini açıkça öğrenmiş oldular. “(Allah) şöyle buyurdu: “Size demedim mi ki göklerin ve yerin gaybını Ben bilirim.” Gayb, bizim için gizli olan, tanık olmadığımız ve görmediğimiz şeylerdir. Yüce Allah gizliyi bilen olduğuna göre görünen şeyleri haydi haydi bilir. “Açığa vurduğunuz şeyleri ve gizlediklerinizi de bilirim.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O zaman Allah Teâlâ Âdem'e: "O eşyaların isimlerini onlara haber ver." dedi. Rabbinin öğrettiği gibi onlara haber verdiğinde, Allah, meleklere: "Şüphesiz yeryüzünde ve göklerde gizli olanı, açığa vurduğunuzu ve kendi nefislerinizde gizli tuttuğunuzu ben bilirim demedim mi?" buyurdu.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Allah) dedi ki kök: قول
  2. يَـٰٓـَٔادَمُ ya ademu Adem
  3. أَنۢبِئْهُم enbi'hum bunlara haber ver kök: نبا
  4. بِأَسْمَآئِهِمْ ۖ biesmaihim onların isimlerini kök: سمو
  5. فَلَمَّآ fe lemma ne zaman ki
  6. أَنۢبَأَهُم enbeehum bunlara haber verince kök: نبا
  7. بِأَسْمَآئِهِمْ biesmaihim onların isimlerini kök: سمو
  8. قَالَ kale (Allah) dedi ki kök: قول
  9. أَلَمْ elem değil miydim?
  10. أَقُل ekul size demiş kök: قول
  11. لَّكُمْ lekum size
  12. إِنِّىٓ inni şüphesiz ben
  13. أَعْلَمُ ea'lemu bilirim kök: علم
  14. غَيْبَ gaybe gayblarını kök: غيب
  15. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin kök: سمو
  16. وَٱلْأَرْضِ vel'erdi ve yerin kök: ارض
  17. وَأَعْلَمُ ve ea'lemu ve bilirim kök: علم
  18. مَا ma şeyleri
  19. تُبْدُونَ tubdune sizin açıkladıklarınız kök: بدو
  20. وَمَا ve ma ve şeyleri
  21. كُنتُمْ kuntum olduğunuz kök: كون
  22. تَكْتُمُونَ tektumune gizlemekte kök: كتم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كتم (21 geçiş) · Aynı kök: بدو (31 geçiş)

    Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Allah, sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir.

  • Aynı kök: كتم (21 geçiş) · Aynı kök: بدو (31 geçiş)

    İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak,…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Ortak kavram: Nübüvvet

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Ortak kavram: Nübüvvet

    (Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Allah:) "Ey Âdem! Onların (eşyanın) isimlerini onlara (meleklere) bildir." demiş, (Âdem) isimlerini kendilerine bildirince "Ben size, şüphesiz ki göklerin ve yerin gaybını (bilinemeyenini) bilirim; açıkladıklarınızı da gizlemiş olduklarınızı da bilirim' dememiş miydim?" demişti.

Mustafa İslamoğlu

(Allah) buyurdu: "Ey Adem! Şunların isimlerini onlara bildir." Onların isimlerini (meleklere) bildirince de; "Size dememiş miydim "Ben bilirim göklerin ve yerin sırrını, gözlediklerinizin ve açıkladıklarınızın tümünü de ben bilirim" diye?"

Muhammed Esed

O: "Ey Adem, bu (şeylerin) isimlerini onlara bildir!" buyurdu. (Adem) isimleri onlara bildirince (Allah): "Size, 'göklerin ve yerin gizli gerçeğini, açıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tümünü yalnız Ben bilirim' dememiş miydim?" dedi.

Ahmed Hulusi

(Hitap etti): "Ya Adem (yoktan var olmuş, Esma ile hayat bulmuş) varlığındaki isimlerin hakikatinden onlara söz et. " Adem onlara (varlığını oluşturan Allah) isimlerinin işaret ettiği manalardan haber verince (yani bu isimlerin özellikleri kendisinde açığa çıkınca); Allah onlara fark ettirdi: "Demedim mi size ben, muhakkak ki bilirim semalar (şuur boyutu) ve arz (beden) boyutunun gaybını (açığa çıkmamış sırlarını, özelliklerini). . . Ve ben bilirim gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı!"

Ali Bulaç

(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da ben bilirim."

Ali Özek ve heyeti

(Bunun üzerine:) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere bildir, dedi. Âdem onların isimlerini onlara bildirince: (Allah: ) Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.

Ali Rıza Safa

"Ey Âdem! Bunları, isimleriyle onlara bildir!" dedi. İsimleriyle onlara bildirince, şöyle dedi: "Size söylemedim mi? Kuşkusuz, göklerin ve yeryüzünün gizli gerçeklerini bilirim. Açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirim!"

Bayraktar Bayraklı

Allah, "Ey Adem! Onlara eşyanın isimlerini anlat" dedi. Adem, onların isimlerini meleklere anlatınca Allah, "Size demedim mi, göklerin ve yerin sırlarını ben bilirim ve ben sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de bilirim" dedi.

Edip Yüksel

Dedi: "Adem! Onların isimlerini şunlara haber ver." İsimlerini onlara haber verince, "Size, yerin ve göklerin sırlarını biliyorum, açıkladığınızı da gizlediğinizi de biliyorum dememiş miydim" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi: 'Adem! Onların isimlerini şunlara haber ver.' İsimlerini onlara haber verince, 'Size, yerin ve göklerin sırlarını biliyorum, açıkladığınızı da gizlediğinizi de biliyorum dememiş miydim,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver! buyurdu. Bu emir üzerine Adem, onlara isimleriyle bunları haber verince buyurdu ki: "Size demedim mi Ben her halde göklerin ve yerin sırrını bilirim! Ve sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de biliyorum!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey Adem bunlara onları isimleriyle haber ver buyurdu. Bu emir üzerine Adem onlara isimleriyle onları haber veriverince de buyurdu ki demedim mi size Ben her halde Semavüt-ü Arzın gaybini bilirim, ve biliyorum ne izhar ediyorsunuz da ne ketmeyliyordunuz

Erhan Aktaş

Allah: "Ey Adem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 2:3. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah: "Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Âdem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ebedi hayata dair verilen bilgiler. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah: "Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Ey Adem! Onların isimlerini şunlara bildir / bunları onlara isimleriyle bildir." İsimlerini onlara bildirince, "Size, göklerin ve yerin gaybını ben bilirim, açıkladıklarınızı / açığa vurduklarınızı da (tübdune) gizlediklerinizi de (tektümun) biliyorum / bilirim dememiş miydim?" dedi.

Hasan Basri Çantay

(Allah) "Ey Adem, onları adlariyle kendilerine haber ver" deyib de o da onları isimleriyle söyleyiverince (şöyle) dedi: "Size demedim mi ki göklerin ve yerin gaybını şübhesiz ben bilirim. Neyi açıklarsanız, neyi de gizlemişseniz ben biliyorum."

İbni Kesir

Allah: Ey Adem, onları'adları ile kendilerine bildir, dedi. Adem, adlarını söyleyince; Size demedim mi ki ben, göklerin de, yerin de gizliliklerini muhakkak bilirim. Ve sizlerin neyi açıklayıp neyi gizler olduğunuzu da bilirim, buyurdu.

Mehmet Alagaş

(30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah: “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” buyurdu.

Süleyman Ateş

(Allah) dedi ki: "Ey Adem, bunlara onların isimlerini haber ver." (Adem), bunlara onların isimlerini haber verince (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı ve içinizde gizlemekte olduğunuz şeyleri bilirim, dememiş miydim? dedi

Süleymaniye Vakfı

Allah: "Adem! Meleklere şunların isimlerini /özelliklerini anlat!" dedi. Adem onlara o isimleri anlatınca, "Size dememiş miydim, ben göklerin ve yerin gaybını /gizlisini saklısını bilirim. Neyi açığa vurduğunuzu, (içinizde) neyi sakladığınızı dipnot 1 da bilirim." dedi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu söz, meleklerin Adem'i kıskandıklarını gösterdiğinden verilen secde emri ile zor bir imtihana sokulmuşlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine Allah, "Âdem! Meleklere şunların isimlerini (neye yaradıklarını) söyle!" dedi. Âdem onlara o isimleri söyleyince, "Size dememiş miydim, ben göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 (gizlisini, saklısını) bilirim. Neyi açığa vurduğunuzu, içinizde neyi sakladığınızı dipnot 2 da bilirim." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    O bilgi, melekler için gayb yani bilinemezdir. Adem'e öğretildiği için onun açısından gayb olmaktan çıkmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu söz, meleklerin Adem'i kıskandıklarını gösterir. Adem'e secde emri, onlar için zor bir imtihan olmuştu.

Şaban Britch

Allah: Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: Size göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi.

Şaban Piriş

Allah: -Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: -Size göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah buyurdu: "Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then Allah said to Adam: "Tell them, Adam, of the designations and the destined purposes of all imparted to you. " and when Adam did, Allah said to the Angels: "Did I not tell you that I am AL-'Alim of all that is unknown in the heavens and on earth and of all you declare and of all you tried to conceal!"

Abdul Haleem

Then He said, ‘Adam, tell them the names of these.’ When he told them their names, God said, ‘Did I not tell you that I know what is hidden in the heavens and the earth, and that I know what you reveal and what you conceal?’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "O Adam! Tell them their names." When he had told them, Allah said: "Did I not tell you that I know the secrets of heaven and earth, and I know what ye reveal and what ye conceal?"

Abul A'la Maududi

Then Allah said to Adam: "Tell them the names of these things." dipnot 1 And when he had told them the names of all things, Allah said: “Did I not say to you that I know everything about the heavens and the earth which are beyond your range of knowledge and I know all that you disclose and also all that you hide?”

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This demonstration of Adam's capacity was an answer to the first of the doubts the angels had expressed. In this manner, they were made to realize that God had not only bestowed some authority upon man, but had also endowed him with knowledge. Fear of mischief and disorder through man's appointment as vicegerent is only one aspect of the matter. The other aspect is constructive and offsets man's potentiality for spreading mischief. For the wise will not sacrifice a major good for fear of a minor harm.

Aisha Bewley

He said, ‘Adam, tell them their names. ’ When he had told them their names, He said, ‘Did I not tell you that I know the Unseen of the heavens and the earth, and I know what you make known and what you hide?’

Al-Hilali & Khan

He said: "O Adam! Inform them of their names," and when he had informed them of their names, He said: "Did I not tell you that I know the Ghaib (Unseen) in the heavens and the earth, and I know what you reveal and what you have been concealing?"

Ali Quli Qarai

He said, ‘O Adam, inform them of their names,’ and when he had informed them of their names, He said, ‘Did I not tell you that I indeed know the Unseen in the heavens and the earth, and that I know whatever you disclose and whatever you were concealing?’

Amatul Rahman Omar

He said, `Adam! tell them (- the angels) their names (- names of the objects). ' So when he had told them their names He said, `Did I not tell you that, indeed I know the unseen things of the heavens and of the earth, and I know what you reveal and what you conceal.'

Arthur John Arberry

He said, 'Adam, tell them their names. ' And when he had told them their names He said, 'Did I not tell you I know the unseen things of the heavens and earth? And I know what things you reveal, and what you were hiding.'

Bijan Moeinian

Then God said: " O Adam, answer the questions that I asked the angles". When Adam answered those questions, God said: “Did I not tell you That I know the secrets of heaven and earth as well as what you disclose and what you hide.” [Do you now realize why I want to put such a mischief making creature as my representative on earth in spite of all his shortcomings?]

E. Henry Palmer

Said the Lord, 'O Adam declare to them their names;' and when he had declared to them their names He said, Did I not say to you, I know the secrets of the heavens and of the earth, and I know what ye show and what ye were hiding?'

Edip-Layth

He said, "O Adam, inform them of the descriptions of these." When he informed them of their descriptions, He said, "Did I not tell you that I know the unseen of the heavens and the earth, and that I know what you reveal and what you were hiding?"

George Sale

God said, O Adam, tell them their names. And when he had told them their names, God said, did I not tell you that I know the secrets of heaven and earth, and know that which ye discover, and that which ye conceal?

Hamid S. Aziz

Said the Lord, "O Adam declare to them the Names;" and when he had declared to them the Names, He said, "Did I not say to you, I know the secrets of the heavens and of the earth, and I know what you reveal and what you conceal?"

Mahmoud Ghali

He said, "O Adam, inform them of their names. " So, when he (Adam) informed them of their names, He said, "Did I not say to you (that) surely I know the Unseen of the heavens and the earth and I know whatever you display and whatever you used to keep back?"

Marmaduke Pickthall

He said: O Adam! Inform them of their names, and when he had informed them of their names, He said: Did I not tell you that I know the secret of the heavens and the earth? And I know that which ye disclose and which ye hide.

Mohamed Ahmed - Samira

Then He said to Adam: "Convey to them their names. " And when he had told them, God said: "Did I not tell you that I know the unknown of the heavens and the earth, and I know what you disclose and know what you hide?"

Muhammad Asad

Said He: "O Adam, convey unto them the names of these [things]. " And as soon as [Adam] had conveyed unto them their names, [God] said: "Did I not say unto you, `Verily, I alone know the hidden reality of the heavens and the earth, and know all that you bring into the open and all. that you would conceal'?"

Mustafa Khattab

Allah said, "O Adam! Inform them of their names." Then when Adam did, Allah said, “Did I not tell you that I know the secrets of the heavens and the earth, and I know what you reveal and what you conceal?”

Progressive Muslims

He said: "O Adam, inform them of the description of these," so when he informed them of their descriptions, He said: "Did I not tell you that I know the unseen of heavens and Earth, and that I know what you reveal and what you were hiding"

Rashad Khalifa

He said, "O Adam, tell them their names." When he told them their names, He said, "Did I not tell you that I know the secrets of the heavens and the earth? I know what you declare, and what you conceal."

Sahih International

He said, "O Adam, inform them of their names. " And when he had informed them of their names, He said, "Did I not tell you that I know the unseen [aspects] of the heavens and the earth? And I know what you reveal and what you have concealed."

Sam Gerrans

He said: “O Adam: inform thou them of their names.” And when he had informed them of their names, He said: “Said I not to you that I know the unseen of the heavens and the earth? And I know what you reveal, and what you have concealed.”

Shabbir Ahmed

(Then) He said, "O Adam! Tell them some of your knowledge. " And when Adam informed them of his capacity to learn, He (Allah) said to the angels, "Did I not tell you that I know the secrets of the heavens and the earth? And I know that which your endeavors are making manifest and the potentials that are latent within you."

Syed Vickar Ahamed

He said: "O Adam! Tell them their names. " When he had told them their names, Allah said: "Did I not tell you that I know the (unseen) secrets of heavens and earth, and I know what you reveal and what you conceal?"

Taqi Usmani

He said, "O ’Ādam, tell them the names of all these." When he told them their names, Allah said, “Did I not tell you that I know the secrets of the skies and of the earth, and that I know what you disclose and what you conceal.

The Monotheist Group

He said: "O Adam, inform them of their names," so when he informed them of their names, He said: "Did I not tell you that I know the unseen of the heavens and the earth, and that I know what you reveal and what you are hiding?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 33. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 33. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 33. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩