Bakara suresi · 258–260. ayetler

Üç diriliş sahnesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 258. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 258. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِـۧمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kafir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

    Mehmet Okuyan

    Allah kendisine hükümdarlık verdiği için Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi? Hani İbrahim "Rabbim yaşatan ve öldürendir." demişti. O da "Ben de yaşatır ve öldürürüm." demişti. dipnot 1 İbrahim, "Allah güneşi doğudan getirmektedir; sen de onu batıdan getir." demişti de o kâfir şaşakalmıştı. Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada kastedilen kişinin Nemrut olduğu genel kabul görmektedir. Rivayete göre, bu azgın kişi yanına aldığı iki kişiden birini sağ bırakıp diğerini öldürerek kendince Hz. İbrahim'i mağlup etmeye çalışmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Sırf Allah kendisine hükümranlık verdi diye Rabbi hakkında İbrahim'le tartışan kimseye baksana! O zaman İbrahim demişti ki: "Benim Rabbim hayat veren ve öldürendir". O cevap verdi: "Ben de hayat verir ve öldürürüm." İbrahim: "Allah güneşi doğudan getirir, hadi sen de onu batıdan getir!" demişti de küfre gömülen herif donakalmıştı: Evet, Allah zulme gömülmüş bir topluma asla rehberliğini bahşetmez.

    Muhammed Esed

    Sırf Allah kendisine hükümdarlık bağışladığı için İbrahim ile Rabbi hakkında münakaşa eden o (hükümdar)dan haberin yok mu? Hani İbrahim: "Rabbim hayat veren ve ölüm dağıtandır!" demişti. Hükümdar cevap vermişti: "Ben (de) hayat verir ve ölüm dağıtırım!" İbrahim: "Allah güneşi doğudan doğdurur; öyleyse sen de batıdan doğdur!" demişti. Bunun üzerine, hakikati inkara şartlanmış olan o kişi hayretler içinde kaldı: Allah (bile bile) zulüm işleyen toplumu hidayete erdirmez.

    Ahmed Hulusi

    Allah, kendisine hükümdarlık verdiği için, İbrahim ile Rabbi konusunda tartışanı görmedin mi? İbrahim: "Benim Rabbim O'dur ki diriltir ve öldürür" dediğinde, o da"Ben de diriltir ve öldürürüm" dedi. İbrahim: "Allah Güneş'i doğudan doğduruyor, hadi sen batıdan doğdur bakalım" dediğinde ise, o kafir (hakikati örten) apışıp kaldı! Allah zalimler topluluğuna hidayet etmez.

    Ali Bulaç

    Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah güneşi doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrâhim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrâhim: Allah güneşi doğudan getirmektedir, haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir şaşırıp kaldı. Allah zâlim kimseleri hidâyete (doğru yola) erdirmez.

    Ali Rıza Safa

    Allah, ona yönetim vermiş olmasına karşın, Efendisi hakkında, İbrahim ile tartışanı görmedin mi? İbrahim, "Benim Efendim, yaşam verir ve öldürür!" deyince, "Ben de yaşam verir ve öldürürüm!" demişti. İbrahim, "Kuşkusuz, Allah, güneşi doğudan getirir; öyleyse sen de batıdan getir!" deyince, o nankör, şaşırıp kalmıştı. Zaten Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah kendisine hükümdarlık verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni görmedin mi? İşte o zaman İbrahim, "Rabbim hayat veren ve öldürendir" demişti. O da, "Hayat veren ve öldüren benim" demişti. İbrahim, "Allah güneşi doğudan getirmekte, haydi sen de onu batıdan getir" deyince kafir apışıp kaldı. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

    Edip Yüksel

    ALLAH kendisine hükümdarlık verdiği halde, İbrahim ile Efendisi hakkında tartışan dikkatini çekmedi mi? İbrahim, "Benim Efendim O'dur ki yaşatır ve öldürür" deyince, "Ben de yaşatır ve öldürürüm" demişti. İbrahim, "ALLAH güneşi doğudan getiriyor. Sen de batıdan getirsene" deyince inkarcı adam şaşırıp kalmıştı. ALLAH zalim toplumu doğruya iletmez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu tartışmada İbrahim'in yöntemi ilgi çekicidir. Kralın, "Ben de yaşatır öldürürüm" biçimindeki demagojisini tartışmayarak bir başka soruya geçiyor. * Bak 13:15.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kendisine hükümdarlık verdiği halde, İbrahim ile Rabbi hakkında tartışan dikkatini çekmedi mi? İbrahim, 'Benim Rabbim O'dur ki yaşatır ve öldürür,' deyince, 'Ben de yaşatır ve öldürürüm,' demişti. İbrahim, 'ALLAH güneşi doğudan getiriyor. Sen de batıdan getirsene,' deyince inkarcı adam şaşırıp kalmıştı. ALLAH zalim toplumu doğruya iletmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Baksana, Allah kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya kalkana! İbrahim ona: "Benim Rabbim, hem dirilten hem öldürendir." dediği zaman, O: "Ben, diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah, güneşi doğudan doğduruyor, haydi, sen de batıdan getir!" deyince, o inkarcı herif donakaldı. Öyle ya, Allah zulmedenleri muvaffak etmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Baksana ona: O, kendine Allah meliklik verdi diye İbrahime rabbı hakkında huccet yarışına kalkana, İbrahim ona "benim rabbım o kadirı kayyumdur ki hem diriltir hem öldürür" dediği vakit "ben diriltirim ve öldürürüm" demişti, İbrahim: "Allah güneşi Meşrıktan getiriyor, haydi sen onu Mağribden getir" deyiverince o küfreden herif dona kaldı, öyle ya: Allah zalimler güruhunu muvaffak etmez

    Erhan Aktaş

    Allah, kendisine mülk dipnot 1 verdi diye İbrahim'le Rabb'i hakkında tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabb'im diriltir ve öldürür." demişti. O da: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Öyleyse, Allah Güneş'i doğudan çıkarıyor, sen de batıdan çıkar." deyince, küfreden şaşırıp kaldı. Allah, zalim olan halka doğru yolu göstermez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetki, meliklik, hükümdarlık, sorumluluk, görev.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kendisine mülk dipnot 1 verdi diye İbrahim'le Rabb'i hakkında tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabb'im diriltir ve öldürür." demişti. O da: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Öyleyse, Allah Güneş'i doğudan çıkarıyor, sen de batıdan çıkar." deyince, küfreden dipnot 2 şaşırıp kaldı. Allah, zalim olan halka doğru yolu göstermez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetki, meliklik, hükümdarlık, sorumluluk, görev.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kendisine mülk dipnot 1 verdi diye İbrahim'le Rabb'i hakkında mücadele edeni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabb'im diriltir ve öldürür." demişti. O da: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Öyleyse, Allah Güneş'i doğudan çıkarıyor, sen de batıdan çıkar." deyince, o gerçeği yalanlayan nankör, şaşırıp kaldı. Allah, zalim olan topluma doğru yolu göstermez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetki, sorumluluk, görev.

    Gültekin Onan

    Tanrı kendisine mülk verdi diye rabbi konusunda İbrahim ile tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim rabbim diriltir ve öldürür" demişti. O da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Kuşkusuz Tanrı güneşi doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o kafir böylece afallayıp kalmıştı. Tanrı zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

    Hasan Basri Çantay

    Allah kendisine mülk (-ü saltanat) verdiği için (şımararak) İbrahim ile, Rabbi hakkında, çekişeni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim hem diriltir, hem öldürür" deyince o: "Ben de diriltir, öldürürüm" demişdi. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor. Haydi sen de onu batıdan getir" deyince ise o kafir şaşırıb (ve tutulub) kalmışdı. Allah zaalimler güruhunu muvaffak etmez.

    İbni Kesir

    Allah kendisine mülk verdiği için, Rabbı hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani Rabbım öldüren ve diriltendir, deyince, o; ben de diriltir ve öldürürüm, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirir. Haydi sen de onu batıdan getir, deyince o küfreden herif, apışıp kaldı. Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez.

    Mehmet Alagaş

    (258) İbrahim’in Rabbi hakkında onunla / İbrahim’le Allah’ın egemenlik / mülk verdiğinin, (Nemrut’un) tartışmasını / kritik etmesini görmedin mi? İbrahim Rabbim diriltir ve öldürür dediğinde O, bende diriltir ve öldürürüm dedi. Allah Güneş’i kesin olarak doğudan getiriyor sen onu batıdan getir dediğinde kafir apışıp kalakaldı, Allah zalim kavmi yola iletmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın kendisine hükümranlık vermesinden dolayı, rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? İbrahim (ona): "Rabbim hem diriltir, hemde öldürür" deyince; o, "Ben de diriltir ve öldürürüm" demişti. Fakat İbrahim: "Allah, Güneşi doğudan getirir; sen de onu batıdan getir." deyince, o inkâr eden şaşırıp kalmıştı. Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    Süleyman Ateş

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımararak) Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? İbrahim: "Benim Rabbim O'dur ki yaşatır, öldürür" demişti. "Ben de yaşatır, öldürürüm" dedi. İbrahim: "Allah, güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir!" deyince inkar eden o adam şaşırıp kaldı. Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah kendisine bir hükümdarlık vermiş diye, dipnot 1 Rabbi hakkında İbrahim ile tartışan kişiyi gözünde canlandırmaz mısın? dipnot 2 İbrahim, "Benim Rabbim hem hayat veren hem de öldürendir!" dediğinde o, "Ben de hayat verir, ben de öldürürüm!" demişti. İbrahim, "Allah, Güneşi doğudan getirir, hadi sen de batıdan getir!" dipnot 3 deyince kafirlik eden o kişi şaşkına dönmüştü. Allah, yanlışlar içinde olan bir toplumu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İbrahim Aleyhisselam sadece burada bahsi geçen kişiyle değil kavmi ile de benzer tartışmalar yaşamıştır (En'am 6/80-82).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah bir krallık vermiş diye, İbrahim'e karşı Sahibi (Rabbi) hakkında delil getireni, gözünde canlandırmadın mı? İbrahim, "Yaşatan ve öldüren benim Sahibimdir (Rabbimdir)!" dediğinde o, "Ben de yaşatırım, ben de öldürürüm!" dedi. İbrahim, "Allah, güneşi doğudan getirir, sen de batıdan getir!" deyince, ayetleri görmezlikten gelen o kişi dondu kaldı. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

    Şaban Britch

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim’le tartışmaya gireni görmedin mi? İbrahim: Rabbim dirilten ve öldürendir, dediği zaman, O da: Ben de öldürür ve diriltirim demiş. İbrahim de: Allah, güneşi doğudan getirir, haydi sen de onu batıdan getir! deyince, o küfreden şaşırıp kalmıştı. Allah, zalim topluma doğru yolu göstermez.

    Şaban Piriş

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? İbrahim: -Rabbim dirilten ve öldürendir, dediği zaman, O da: -Ben de öldürür ve diriltirim demiş. İbrahim de: -Allah, güneşi doğudan getirir, haydi sen de onu batıdan getir! deyince, o küfreden şaşırıp kalmıştı. Allah, zalim topluma doğru yolu göstermez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabb'i hakkında İbrahim'le çekişeni görmedin mi? İbrahim şöyle demişti: "Benim Rabb'im odur ki, hayat verir ve öldürür." O da şöyle demişti: "Ben de hayat veririm, hem de öldürürüm." İbrahim, "Allah, güneşi doğudan getiriyor, hadi sen onu batıdan getir" deyince, küfre sapan o adam apışıp kalmıştı. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

  2. Bakara suresi, 259. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 259. ayet. أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۥ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: "Ne kadar (ölü) kaldın?" O, "Bir gün veya bir günden daha az kaldım" diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: "Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: "Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

    Mehmet Okuyan

    Veya (görmediniz mi) o kişiyi dipnot 1 ki evlerinin duvarları çatıları üzerine yığılmış (alt üst olmuş) bir şehre uğramıştı. (Bu kişi), "(Şehrin) ölümünden sonra Allah burayı nasıl diriltir acaba?" demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl öldürmüş (ölü gibi bırakmış), sonra tekrar diriltmişti. (Allah) "Ne kadar kaldın?" diye sorunca "Bir gün veya günün bir kısmı kadar." demişti. (Allah) ona şöyle demişti: "Hayır! Yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. dipnot 2 Eşeğine de bak! Seni insanlara bir ibret kılalım diye (böyle yaptık). Şimdi kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra nasıl onlara et giydiriyoruz!" (Durum) kendisi için apaçık bir hâl alınca, "Biliyorum ki Allah her şeye gücü yetendir." demişti. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Yüce Allah'ın diriltme ve dönüştürmeye dayalı erişilmez kudretini gösteren sembolik bir anlatım yer almaktadır. Taberî, Semerkandî ve Zemahşerî gibi âlimlerin de belirttiği üzere, ayette adı verilmeyen şahsın Hz. Üzeyir, Hz. Ermiya, Hızır veya başlangıçta kâfir olup sonrasında iman eden biri olma ihtimallerinden söz edilmektedir.imâmMücâhid'e göre önceki ayette Nemrut'tan bahsedilmesi nedeniyle bu kişinin de öldükten sonra diriltilmeyi inkâr eden bir şahıs olduğu, ancak olay sonrasında iman ettiği görüşü [elem tera] ifadesine de konunun işlendiği bağlama da daha uygun görünmektedir. Önceki ayette "inkârda ısrar eden bir nankör", bu ayette ise "gerçeği görünce iman eden bir sembol" üzerinden mesaj veriliyor demektir. Bir sonraki ayette de konu Hz. İbrahim olduğuna göre iki ayet arasındaki örneğin de Hz. İbrahim dönemiyle ilişkili olma ihtimali akla gelmektedir. Ancak kesin bir delil olmaması nedeniyle böyle net ifadelerden kaçınmak gerekir. Ayette isim verilmediği için biz de şahsın ismiyle değil, yaşanan olayla ilgili açıklamalar yapmakla yetineceğiz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [lem yetesenneh] ifadesindeki [cezim]li (harekesiz) [he,] "hâ-i sekte" olarak bilinir. Bu bir zamir değildir. Bu nedenle de harekesiz yazılmakta ve cezimli olarak okunmaktadır. Benzer kullanımlar: En‘âm 6:90; Hâkka 69:19, 20, 25, 26, 28, 29; Kâri‘a 101:10.
    3. metne dön, dipnot 3
      Mevcut bilgilerimiz, bu ayette tam olarak kastedilen şeyin ne olduğunu anlamamız için yetersiz kalmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa (sen ey insan); alt üst olmuş, her tarafı yıkılıp harabe haline gelmiş bir şehre uğrayıp, "Allah bütün bunları öldükten sonra nasıl diriltecek?" diyen biri gibi misin? Allah onu yüz yıl ölü olarak bıraktı, ardından dirilterek sordu: "Ne kadar kaldın?" O da cevap verdi: "Bir gün ya da daha az kaldım." Buyurdu: "Hayır, aksine yüz yıl kaldın, istersen yiyeceğine ve içeceğine bak, daha kokuşmamış bile; ve bir de eşeğine bak. Biz, seni insanlara bir işaret kıldık. Ve bak (canlılara ait) kemiklere, onları nasıl yerli yerince dizip, ardından üzerlerini etle kapladığımızı düşün!" Bütün bunlar kendisine açıklanınca şu itirafta bulundu: "Artık bildim ki Allah her şeye kadirdir."

    Muhammed Esed

    Yoksa (ey insanoğlu, sen,) halkının terk ettiği, çatıları yıkılıp harap olmuş (virane) bir kasabadan geçen (ve): "Allah bütün bunları öldükten sonra nasıl diriltebilirmiş?" diyen o kişi (ile aynı fikirde) misin? Bunun üzerine Allah, onu yüzyıl süre ile ölü bırakmış ve sonra tekrar hayata döndürerek sormuştu: "Bu halde ne kadar kaldın?" O da: "Bu halde bir gün veya bir günden biraz daha az bir süre kaldım" diye cevap vermişti. (Allah): "Hayır" dedi, "bu halde bir yüzyıl kaldın! Yiyeceğine ve içeceğine bak -geçen yıllar onları bozmamış- ve eşeğine bak! (Biz bütün bunları) insanlara bir ibret olman için (yaptık). Birde şu (insanların ve hayvanların) kemiklerine bak -onları nasıl birleştirip et ile örttüğümüzü düşün!" (Bütün bunlar) ona açıklanınca, "(Şimdi) öğrendim ki" dedi, "Allah her şeye kadirdir!"

    Ahmed Hulusi

    Şöyle birinin (haberini almadın mı)? Bir yerleşim alanına uğramıştı ki binaların üstü altına gelmiş, insanları helak olmuş, "Allah şurayı bu ölüm sonrasında nasıl diriltir" diye düşünmüştü. Allah onu orada öldürmüş ve yüz sene sonra diriltmişti. "Ne kadar kaldın" dedi. . . O da: "Bir gün veya birazı kadar" cevabını verdi. Allah buyurdu: "Hayır, yüz sene geçti üzerinden. . . İşte bak yiyecek içeceğine, hiç bozulmamış, ama eşeğine bak (nasıl çürüyüp sırf kemikleri kalmış!) Seni insanlar için bir işaret - ibret kılalım diye (yaptık bunu). . . Kemiklere bak nasıl onları kaldırıp üzerlerine et giydiriyoruz. " Bu suretle iş açıkça belli olunca şöyle dedi: "Biliyorum, kesinlikle Allah her şeye Kaadir'dir!"

    Ali Bulaç

    Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Allah, burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Allah ona:) "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, her şeye güç yetirendir."

    Ali Özek ve heyeti

    Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; «Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!» dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. «Bir gün yahut daha az» dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Veya altüst olmuş ıssız bir kente uğrayan kimseyi? "Allah, ölümünden sonra, buna nasıl yeniden yaşam verecek?" demişti. Bunun üzerine, Allah, onu yüz yıl ölü bıraktıktan sonra, yeniden yaşam verdi. Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" "Bir gün veya bir günden az kaldım!" dedi. "Hayır, yüz yıl kaldın; yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamış. Ayrıca, eşeğine bak; insanlara bir gösterge olman için böyle olmuştur. Bir de kemiklerine bak; onları nasıl birleştirip, sonra et giydiriyoruz!" Artık, ona açıkça belli olunca, şöyle dedi: "Biliyorum ki, Allah, her şeye Gücü Yetendir!" dipnot 52

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 52
      Ölülere yeniden yaşam verilmesinin örneklerle insana gösterilmesi, Tevrat,
      Hezekiel 37:1-13 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Hezekiel 37:1

      RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, özetle, şöyle yazılıdır: "Rabbin eli üzerimdeydi. Beni dışarı çıkardı; kurumuş kemiklerin her yere yayılmış olduğu bir ovanın ortasına koydu. ‘İnsanoğlu! Bu kemikler canlanabilir mi?' diye sordu. ‘Sen bilirsin, ey Egemen Rab!' diye yanıtladım. ‘Bu kemikler üzerine peygamberlik et!' dedi. ‘Onlara, de ki: ‘Kuru kemikler; Rabbin sözünü dinleyin: Size kaslar vereceğim, üzerinizde et oluşturacağım; sizi deriyle kaplayacağım; içinize ruh koyacağım ve canlanacaksınız. O zaman, Benim Rab olduğumu anlayacaksınız.' Bir takırtı duyuldu; kemikler birleşiyordu. Kaslar, etler oluşuyor, üstlerini deri kaplıyordu; ama onlarda ruh yoktu. Sonra, bana, şöyle dedi: ‘İnsanoğlu! Rüzgara peygamberlik et ve şunu söyle: ‘Egemen Rab, diyor ki: Ey rüzgar! Gel, dört yandan es! Bu öldürülmüş olanların üzerine üfle ki, canlansınlar.'"

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa ey insanoğlu, halkının terkettiği, çatıları yıkılıp harap olmuş bir kasabadan geçen ve "Allah bütün bunları öldükten sonra nasıl diriltebilir?" diyen o kişi ile aynı fikirde misin? Bunun üzerine Allah, onu yüzyıl süre ile ölü bırakmış ve sonra tekrar hayata döndürerek sormuştu:"Bu halde ne kadar kaldın?" O da,"Bir gün veya bir günden biraz daha az bir süre kaldım" diye cevap vermişti. Allah,"Hayır" dedi."Bu halde bir asır kaldın! Yiyeceğine ve içeceğine bak; geçen yıllar onları bozmamış ve eşeğine bak; biz bütün bunları insanlara bir ders olasındiye yaptık. Bir de şu insanların ve hayvanların kemiklerine bak. Onları nasıl birleştirip et ile örttüğümüzü düşün!" Bütün bunlar ona açıklanınca, "Şimdi öğrendim ki Allah her şeye kadirdir" dedi.

    Edip Yüksel

    Yahut şu kimse gibisi de... Altı üstüne gelmiş yıkıntı bir kasabaya uğrar ve "ALLAH bunu ölümünden sonra nasıl diriltebilir" der. Bunun üzerine ALLAH onu yüz sene ölü bıraktıktan sonra diriltti. "Burada ne kadar kaldın" dedi. "Bir gün yahut günün bir parçası kadar kaldım" dedi. "Hayır, sen yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak hala bozulmamış. Eşeğine de bak. Seni halk için bir delil yaptık. Kemiklere dikkat et, onları nasıl üst üste koyuyor, sonra onlara nasıl da et giydiriyoruz." Durum kendisine aydınlanınca, "Artık ALLAH'ın her şeye gücü yettiğini biliyorum" dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak: 18:19-25.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahut şu kimse gibisi de (dikkatini çekmedi mi?)... Altı üstüne gelmiş yıkıntı bir kasabaya uğrar ve 'ALLAH bunu ölümünden sonra nasıl diriltebilir,' der. Bunun üzerine ALLAH onu yüz sene ölü bıraktıktan sonra diriltti. 'Burada ne kadar kaldın,' dedi. 'Bir gün yahut günün bir parçası kadar kaldım,' dedi. 'Hayır, sen yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak hala bozulmamış. Eşeğine de bak. Seni halk için bir delil yaptık. Kemiklere dikkat et, onları nasıl üstüste koyuyor, sonra onlara nasıl daet giydiriyoruz.' Durum kendisine aydınlanınca, 'Artık ALLAH'ın her şeye gücü yettiğini biliyorum,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yahut, altı üstüne gelmiş ıpıssız bir şehre uğrayıp: "Allah, bunu bu ölümünden sonra nereden diriltecek?" diyen kimse gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl öldürdü, sonra diriltti ve: "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O: "Bir gün veya bir günden eksik kaldım." dedi. Allah: "Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! Bunlar, seni insanlara karşı gücümüzün bir canlı delili yapmamız içindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Bu şekilde hak kendisine apaçık belli olduğunda: "Allah'ın herşeye gücü yettiğini şimdi biliyorum." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yahud o kimse gibi ki bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş ıpıssız yatıyor, "Bunu bu ölümünden sonra Allah nerden diriltecek?" dedi, bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü sonra diriltti, ne kadar kaldın? diye sordu "bir gün yahud bir günden eksik kaldım" dedi, Allah buyurdu ki: Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele merkebine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin canlı bir ayeti kılayım diyedir, hele o kemiklere bak onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et geydiriyoruz? Bu suretle vaktaki ona hak tebeyyün etti, şimdi biliyorum, dedi: Hakikaten Allah her şey'e kadir

    Erhan Aktaş

    Veya temelleri üzerine yıkılıp, harap olmuş beldeye uğrayan kimse gibi: "Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltecek? demişti. Bunun üzerine Allah, onu öldürüp yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltti. Ona: "Ne kadar süre ölü kaldın?" dendi. O da: "Bir gün veya bir günden daha az." dedi. Allah, "Hayır, yüz yıl kaldın." dedi. "Buna rağmen yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Ve eşeğine de bak. Bu, insanlara ayet dipnot 1 olman içindir. Şu kemiklere bir bak, onları nasıl düzenleyip sonra et giydiriyoruz." Ona bu detaylı açıklama yapıldıktan sonra: "Artık anladım ki, kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, ibret, gösterge.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Veya temelleri üzerine yıkılıp, harap olmuş beldeye uğrayan kimse gibi: "Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltecek? Demişti. Bunun üzerine Allah, onu öldürüp yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltti. Ona: "Ne kadar süre ölü kaldın?" dendi. O da: "Bir gün veya bir günden daha az." dedi. Allah, "Hayır yüz yıl kaldın." dedi. Buna rağmen yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Ve eşeğine de bak. Bu, insanlara ayet dipnot 1 olman içindir. Şu kemiklere bir bak, onları nasıl düzenleyip sonra et giydiriyoruz." Ona bu detaylı açıklama yapıldıktan sonra: "Artık anladım ki, kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, ibret, gösterge.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya temelleri üzerine yıkılıp, harap olmuş beldeye uğrayan kimse gibi: "Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltecek? demişti. Bunun üzerine Allah, onu öldürüp yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltti. Ona: "Ne kadar süre ölü kaldın?" dendi. O da: "Bir gün veya bir günden daha az." dedi. Allah, "Hayır yüz yıl kaldın." dedi. Buna rağmen yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Ve eşeğine de bak. Bu, insanlara ayet dipnot 1 olman içindir. Şu kemiklere bir bak, onları nasıl düzenleyip sonra et giydiriyoruz.". Ona bu detaylı açıklama yapıldıktan sonra: "Artık anladım ki, kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, ibret, gösterge.

    Gültekin Onan

    Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Tanrı burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Tanrı onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Tanrı ona) "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara bir ayet kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Tanrı her şeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Yahud o kimse gibisini (görmedin mi) ki (binalarının) çatıları çökmüş, dıvarları üstüne yıkılmış (kimsecikleri de kalmamış bir kasabaya uğramış. (Kendi kendine) "Allah burasını ölümden sonra acaba nasıl diriltecek?" demiş. Allah da onu yüz yıl ölü bırakmış, sonra diriltmiş (kendisine) "Ne kadar eğlendin?" demiş o da: "Bir gün, yahud bir günden az" diye söylemişdi. Allah (ona) "Hayır, yüz yıl (ölü) kaldın, işte yiyeceğine, içeceğine bak, henüz bozulmamışdır. Bir de merkebine bak. (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret nişanesi kılmamız içindir. (Merkebin) kemikler (ine) de bak, onları nasıl birleşdirib yerli yerine koyuyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz" dedi. O — (merkeb dirilib eski haaline geldiği ve her şey) kendisine apaçık belli olduğu zaman — (şöyle) söyledi: "(Artık şu müşahedemle de) biliyorum ki Allah şübhesiz her şey'e hakkıyle gücüyetendir".

    İbni Kesir

    Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini görmedin mi? Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah, onu yüz sene ölü bıraktı, sonra diriltti. Na kadar kaldın? dedi. O da: Bir gün veya bir günden daha az kaldım, dedi. Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine içeçeğine bak; henüz bozulmamış, bir de merkebine bak. Hem seni insanlara bir ibret kılacağız. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz? dedi. Bu hal ona apaçık belli olunca: Artık Allah'ın herşeye Kadir olduğunu biliyorum, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (259) Bir keresinde biri, (Üzeyir) tahtları ve kubbeleri / binaları yıkık bir kasabaya uğramıştı. Allah bunu öldükten sonra nasıl diriltecek demişti. Allah onu yüz sene öldürüp sonrasında tekrar diriltmişti ve demişti ki ne kadar kaldın? Dedi ki bir gün veya birkaç gün kadar kaldım. Dedi ki bilakis yüz sene kaldın ve bak yemeğine ve içeceğine, bozulmamış ve eşeğine bak, (Aynı sürelerde üç varlığın durumu) seni insanlara gösterge / ayet yapacağız, şimdi kemiklere bak onu nasıl iskelet haline getiriyoruz. Dedi ki biliyorum ki Allah, her şeyi gücü yetip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini görmedin mi? Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: "Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bir bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara ibret kılacağız. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" dedi. Durum kendisince anlaşılınca: "Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir," dedi.

    Süleyman Ateş

    Yahut şu kimse gibisini (görmedin mi) ki, duvarları, çatıları üstüne yığılmış (alt üst olmuş) ıssız bir kasabaya uğramıştı; "Allah, bunu böyle öldükten sonra nasıl diriltecek?" demişti. Allah da kendisini yüz sene öldürüp sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün, ya da bir günün birazı kadar kaldım" dedi. (Allah) "Hayır, dedi, yüz yıl kaldın. Yiyecek ve içeceğine bak, bozulmamış. Eşeğine bak, seni insanlar için bir ibret kılalım diye (böyle yaptık). Kemiklere bak, nasıl onları birbiri üstüne koyuyor, sonra onlara et giydiriyoruz!" Bu işler ona açıkça belli olunca: "Allah'ın herşeye kadir olduğunu biliyorum." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Şu kişiyi de gözünde canlandırmaz mısın? Tavanlarının üstüne çökmüş bir kente uğramıştı da "Allah burayı ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl süreyle öldürdü, sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" diye sordu. "Bir gün kaldım, belki bir günden de az!" dedi. Allah dedi ki: "Yok, yüz yıl kaldın! Yiyeceğine ve içeceğine bak, hiç bozulmamış! Bir de eşeğine bak! Bu, seni insanlara bir ayet /bir mucize yapmamız içindir. dipnot 1 Şimdi de (eşeğinden kalma) kemiklere bak, yerden nasıl kaldıracağımızı, sonra nasıl ete büründüreceğimizi gör!" Bunlar bütün açıklığı ile ortaya çıkınca şöyle dedi: "Biliyorum ki Allah her şeye bir ölçü koyar."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu kent, Buhtunnasr (Nebukadnezzar) tarafından yıkılan Kudüs'tür. Beyt-i makdis, surlar ve saraylar yıkılmış, halk kılıçtan geçirilmiş (Tevrat,
      Yeremya 18:15-23 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 18:15

      Oysa halkım beni unuttu, 2 Değersiz ilahlara buhur yaktı. 2 Bu ilahlar gidecekleri yollarda, 2 Eski yollarda sendelemelerine neden oldu; 2 Onları sapa, bitmemiş yollarda yürüttü.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ve sağ kalan 10.000 kişi de köle olarak Babil'e götürülmüştü (
      2. Krallar 24:12-16 — Eski Ahit, 2. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 2. Krallar 24:12

      Yahuda Kralı Yehoyakin, annesi, görevlileri, yöneticileri ve hadımlarıyla birlikte, Nebukadnessara teslim oldu. Babil Kralı krallığının sekizinci yılında Yehoyakini tutsak etti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu ayet ve ilgili diğer ayeler (Tevbe 9/30, İsra 17/4-5) Tevrat'ın Babil sürgününü anlatan bölümleriyle beraber bir anlam bütünlüğü içinde okunup sıralanınca bu ayette sözü edilen kişinin, Perslerin Babil'i fethetmesinden sonra, Kudüs'ün yeniden inşası için gönderilen ilk kafilenin başındaki Ezra yani Üzeyir aleyhisselam olduğu görülür. M.Ö. 538'de Kudüs'e gönderilen ve tamamı erkeklerden oluşan bu kafilede, İsrail'in ileri gelenleri ve daha bir çok kişi vardı (Tevrat,
      Ezra 7/27-28 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 7:27

      Atalarımızın Tanrısı RABbe övgüler olsun! Kralın yüreğine Yeruşalimdeki tapınağını onurlandırma isteğini koydu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu ayete göre Kudüs'ü perişan halde gören Ezra şöyle dedi: "Allah burayı ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" Dört gün sonra ortadan kayboldu (Tevrat,
      Ezra 8/31-33 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 8:31

      Birinci ayın on ikinci günü Yeruşalime gitmek üzere Ahava Kanalından ayrıldık. Tanrımızın eli üzerimizdeydi; yol boyunca düşmandan, pusuya yatanların saldırısından bizi korudu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ve tam 100 sene sonra, Artahşasta'nın krallığının yedinci yılında yani M.Ö. 437'de tekrar Kudüs'e geldi (
      Ezra 7:8 — Eski Ahit, Ezra; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Ezra 7:8

      Ezra, Artahşastanın krallığının yedinci yılının beşinci ayında Yeruşalime vardı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bu ayete göre Allah onunla konuştu ve onu, İsa aleyhisselam gibi insanlar için bir ayet /bir mucize yaptı (Meryem 19/1). O da yıkım sırasında kaybolan Tevrat'ı getirip insanlara okuyunca büyük bir ilgiyle dinlendi (Tevrat,
      Nehemya 8/1-18 — Eski Ahit, Nehemya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Nehemya 8:1

      İsrailliler kentlerine yerleştikten sonra, yedinci ay tek vücut halinde Su Kapısının karşısındaki alanda toplandılar. Bilgin Ezraya RABbin Musa aracılığıyla İsrail halkına verdiği buyrukları içeren…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Mucizevi kişiliğinden dolayı Hristiyanlar nasıl İsa aleyhisselama Allah'ın oğlu dedilerse Yahudiler de Ezra'ya yani Üzeyir aleyhisselama Allah'ın oğlu dediler (Tevbe 9/30).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şu kişiyi de düşündün mü? Binaları tamamen çökmüş bir kente uğramıştı da "Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek?" demişti. Allah onu yüz yıl süreyle öldürdü, sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün kaldım, belki bir günden de az!" dedi. Allah dedi ki: "Yok, tam yüz yıl kaldın! Yiyeceğine ve içeceğine bak, hiç bozulmamış! Bir de eşeğine bak! Bu, seni insanlara bir belge yapmak içindir. Şimdi de (eşekten kalma) kemiklere bak, onları yeden nasıl kaldıracağımızı, sonra nasıl ete büründüreceğimizi gör!" Bunları açık açık görünce dedi ki: "Şimdi biliyorum, Allah her şeye bir ölçü koyar." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kudüs'teki Mescidi'nin (Beyt-i Makdis'in) ilk yıkılışından sonra (İsra 17/5) Buhtunnasr (Nabukadnessar) Yahudileri Babil'e sürgün etti. M.Ö. 539'da Babil'i fetheden Pers kralı Koreş (Ahmet Güç, YAHUDİLİK- DİA) Üzeyir (Ezra), Nehemya ve diğerlerini, Mescid'i yeniden inşa etmeleri için geri gönderdi (Ezra 1/1-3). Üzeyir Kudüs'ü görünce: "Allah bu kenti ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" dedi. "Allah da onu öldürdü ve yüz yıl sonra tekrar diriltti." Bu arada Mescid, Darius'un krallığının ikinci yılında inşa edilmişti. (Ezra 4/11-24) Üzeyir, II. Artahşasta'nın krallığının yedinci yılının beşinci ayında yani M.Ö. 437'de (Salime Leyla Gürkan, YAHUDİLİK-DİA) Kudüs'e vardı (Ezra 7/8). Bu, onun Kudüs'e ikinci varışıydı. İlk varışı ile ikincisi arasındaki 100 yıllık sürede Allah "Onu insanlara bir mucize yapmak için" öldürmüş ve tekrar diriltmişti.

    Şaban Britch

    Veya altı üstüne gelmiş, ıssız bir beldeye uğrayan kimse gibi: Allah, burasını ölümden sonra nasıl diriltir? demişti de, bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Ona: Ne kadar kaldın? demiştik. O da: Bir gün veya bir günün bir kısmı kaldım, demişti. Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış, eşeğine de bak, seni insanlara bir ibret kılmak için, bir de o kemiklere bak, nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz? demişti. O kendisine bunlar apaçık belli olduktan sonra: Artık biliyorum ki Allah’ın her şeye gücü yeter, demişti.

    Şaban Piriş

    Veya altı üstüne gelmiş, ıssız bir beldeye uğrayan kimse gibi: -Allah, burasını ölümden sonra nasıl diriltir? demişti de, bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Ona: -Ne kadar kaldın? demiştik. O da: -Bir gün veya bir günün bir kısmı kaldım, demişti. -Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış, eşeğine de bak, seni insanlara bir ibret kılmak için, bir de o kemiklere bak, nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz? demişti. O kendisine bunlar apaçık belli olduktan sonra: -Artık biliyorum ki Allah'ın her şeye gücü yeter, demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ya şu kişi gibisini görmedin mı? Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti: "Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?" Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti. "Ne kadar bekledin?" demişti, "Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi. "Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara." İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o. "Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."

  3. Bakara suresi, 260. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 260. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِى كَيْفَ تُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِى قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ ٱلطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ ٱجْعَلْ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ٱدْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَٱعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Mehmet Okuyan

    Hani İbrahim "Rabbim! Ölüyü nasıl diriltmekte olduğunu bana göster." demişti. (Rabbi ona) "İnanmadın mı?" diye sorunca (İbrahim) "Hayır (elbette inandım) fakat kalbimin tatmin olması için (görmek istedim)" demişti. Bunun üzerine (Allah) şöyle demişti: "Dört tane kuş alıp onları kendine alıştır; sonra her dağa onlardan birer parça koy! Ardından onları çağır; koşarak (uçarak) sana gelirler. dipnot 1 Bil ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada diriltilmenin nasıl olduğuyla ilgili Hz. İbrahim'in merakı, dört kuşun evcilleştirilmesiyle yani insana alıştırılmasıyla ilişkilendirilerek cevaplandırılmaktadır. Bir süreliğine sahibine alıştırılan kuşların bir müddet sonra uzak bir yere bırakılmaları halinde bile sahibinin sesini tanıyıp ona koşmaları (uçmaları) ile aslında insan ruhunun da sahibi olan Yüce Allah'ın mahşer için diriltilme çağrısına koşarak geleceği hakkında bir mesaj verilmek istenmektedir. Kuşun kesilip parçalanması, sonrasında da canlandırılmasından söz edilmemektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim, ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster!" O da, "Yoksa inanmadın mı?" diye sordu. Cevap verdi: "Hayır, fakat kalbim mutmain olsun diye." O da, "O halde dört kuş al ve onları kendine (itaate) alıştır; bunun ardından onları ayrı ayrı bir tepeye sal ve onları çağır; uçarak sana gelecekler: İyi bil ki Allah her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet edendir."

    Muhammed Esed

    Hani İbrahim, "Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!" demişti. O da, "Yoksa inancın yok mu?" diye sormuştu. (İbrahim) cevap vermişti: "Hayır, ama (görmeme izin ver) ki kalbim tamamen mutmain olsun." "Öyleyse" demişti Allah, "Dört kuş al ve onlara sana itaat etmeyi öğret; sonra onları (etrafındaki) her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da çağır: uçarak sana gelecekler. Bil ki Allah her şeye kadirdir, hikmet sahibidir."

    Ahmed Hulusi

    Hani İbrahim de: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. Rabbi de: "İman etmedin mi?" demişti. (İbrahim): "Ettim de, kalbimin mutmain olması için (fiilen görmek istedim). . . " "Kuşlardan dört tür al, onları kendine alıştır, sonra onların her birini dört tepeye koy; sonra da onları kendine çağır. Sana koşarak (uçarak) gelsinler. Bil ki Allah Aziyzdir, Hakiym'dir. "

    Ali Bulaç

    Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Ali Özek ve heyeti

    İbrâhim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, (onları kendine alıştır) sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah Azîz'dir, Hakîm'dir, buyurdu.

    Ali Rıza Safa

    Ve İbrahim, şöyle demişti: "Efendim! Ölülere nasıl yeniden yaşam verdiğini bana göster!" Dedi ki: "İnancın yok mu?" "Hayır, öyle değil! Fakat yüreğimin doygunluğa erişmesi için!" Dedi ki: "Öyleyse dört kuş yakala; onları kendine alıştır. Sonra, onların her birini bir dağın üzerine ayrı olarak bırak. Sonra da çağır; koşarak sana gelecekler. Çünkü bilmelisin ki, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir!" dipnot 53

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 53
      Kur'an çevirilerinin büyük çoğunluğunda, bu ayete kişisel yorumlarla eklemeler yapılarak, İbrahim peygamberin kendisine alıştırdığı kuşları öldürerek parçalara ayırdığı ve Allah'ın kuşları tekrar dirilterek, ölülere yeniden nasıl yaşam verdiğini İbrahim peygambere kanıtladığı biçiminde uydurma anlamlar yüklenmiştir. Aslında, ayet "Kuşlar, yaratılışları gereği, kendilerini eğitenlerin çağrısına uyarlar. İnsanlar da öldükten sonra, yaratılışları gereği, kendilerini eğiten Efendilerinin çağrısına, işte böyle uyacaklardır." biçiminde anlaşılmalıdır. Çünkü 30:25 ayetinde, "Sizi bir tek çağrıyla çağırdığında, bir bakarsınız ki yerden çıkıyorsunuz!" diye bildirilmiş; 84:3-5 ayetlerinde de "Yeryüzünün, yaratılışı gereği, Efendisine boyun eğerek içindekileri atacağı" bildirilmiştir. Kişisel yorumlarla ayete yüklenmiş olan anlamlardan bir bölümü şöyledir: "Kuşları kesip paramparça yap, parçalarını birbirine kat; o karışık parçalardan her birini, bir dağın üstüne koy; sonra çağır." veya "Kuşları keserek hamur yap; her parçasını bir dağın üzerine bırak; sonra çağır."

    Bayraktar Bayraklı

    Hani İbrahim, "Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!" demişti. O da, "Yoksa inanmıyor musun?" diye sormuştu. İbrahim,"Evet, inanıyorum ama kalbim tamamen doyuma ulaşsın" deyince Allah,"Dört kuş al ve onlara sana itaat etmeyi öğret, sonra onları her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da onları çağır. Uçarak sana gelecekler. Bil ki Allah, her şeyden üstündür, hikmet sahibidir" dedi.

    Edip Yüksel

    İbrahim, "Efendim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" demişti. "Yoksa onaylamıyor musun" dedi. "Elbette; ancak kalbimi güçlendirmesi için" dedi. "Dört kuş al ve onları iyice incele. Sonra her bir dağın üzerine onlardan bir parça yerleştir. Daha sonra onları çağır. Sana hemen gelecekler. Bilesin ki ALLAH Güçlüdür, Bilgedir" dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Benim mucizeye ihtiyacım yok" diyerek Kuran'ın matematiksel mucizesini görmek istemeyen sözde müslümanlar İbrahim'den daha mı güçlü bir onaya sahipler? * Bak 60:4.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İbrahim, 'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster,' demişti. 'Yoksa inanmıyor musun,' dedi. 'Evet; ancak kalbimi güçlendirmesi için.,' dedi. 'Dört kuş al ve onları iyice incele (farklı özelliklerini tanı). Sonra her bir dağın üzerine onlardan bir parça yerleştir. Daha sonra onları çağır. Sana hemen gelecekler. Bilesin ki ALLAH Güçlüdür, Bilgedir,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir vakit İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah buyurdu: "Yoksa inanmadın mı?" İbrahim: "İnandım, ancak kalbimin iyice yatışması için." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut ve onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra her dağ başına onlardan birer parça dağıt. Sonra onları çağır, koşa koşa sana gelsinler. Bil ki, Allah gerçekten güçlüdür ve hikmet sahibidir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir vakıt da İbrahim: "yarabbi göster bana ölüleri nasıl diriltirsin?" demişti, "inanmadın mı ki? buyurdu, "inandım velakin kalbim iyice yatışmak için" dedi, öyle ise, buyurdu: Kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra her dağ başına onlardan birer parça dağıt sonra da çağır onları sana koşa koşa gelsinler; ve bil ki Allah hakikaten azizdir, hakimdir.

    Erhan Aktaş

    Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rabb'im! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah: "İnanmıyor musun?" deyince; İbrahim: "Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum." dedi. Allah: "Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı, dipnot 1 sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları kendine çağır, koşarak sana gelecekler." dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tanı ki sana gelen kuşların parçalayıp dağın başına koyduklarının onlar olduğundan emin ol.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah: "İnanmıyor musun?" deyince; İbrahim: "Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum." dedi. Allah: "Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları kendine çağır, koşarak sana gelecekler." dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah: "İnanmıyor musun?" deyince; İbrahim: "Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum." dedi. Allah: "Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, koşarak sana gelecekler." dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.

    Gültekin Onan

    Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Tanrı ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, kuşkusuz Tanrı, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Hasan Basri Çantay

    Hani İbrahim: "Ey Rabbim, ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster" demiş, (Allah, "Buna) inanmadın mı yoksa" demiş, o da "İnandım. Fakat kalbimin (gözümle de görerek) yatışması için (istedim" diye) söylemişdi. (Allah) dedi ki "Dört kuş tut. Onları kendine alışdır, sonra (kesib, hamur yapıp) her parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir". Bil ki şübhesiz Allah bir kaadir-i mutlakdır, tam bir hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Hani İbrahim: Rabbım, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster, deyince. İnanmıyor musun? demişti. O da: Hayır öyle değil, ama kalbim iyice mutmain olsun, demişti. Öyleyse dört çeşit kuş al; onları kendine alıştır, sonra her dağ başına onlardan birer parça koy. Sonra onları, çağır, koşarak sana gelirler. Ve bil ki şüphesiz Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (260) Bir vakit, İbrahim, Rabbim ölüyü nasıl diriltiyorsun diye sordu? Dedi ki yoksa inanmıyor musun? Dedi ki Bilakis ve fakat kalbimin tatmin olması için , dedi ki dört adet kuş al , onları kendine alıştır / çağırınca sana gelsinler, Onların her bir parçasını bir dağa koy, sonra onları çağır, sana koşarcasına / hızlıca gelirler , bil ki Allah kesinlikle saygı değerdir, hâkimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani İbrahim Rabbine: "Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster." demişti. Rabbi ona: "Yoksa inanmıyor musun?" dedi. İbrahim: "Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için." demişti. "Öyleyse dört kuş tut, onları yanına al. Sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Ardından onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki şüphesiz Allah Azîz'dir, Hakîm'dir."

    Süleyman Ateş

    İbrahim de bir zaman: "Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. (Allah); "İnanmadın mı?" dedi, (İbrahim): "Hayır (inandım), fakat kalbim kuvvet bulsun diye (görmek istiyorum) dedi. "O halde kuşlardan dördünü tut, onları kendine çek (kendine alıştır), sonra her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra onları kendine çağır; koşarak sana gelecekler. Bil ki, Allah daima üstün, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün İbrahim dedi ki: "Rabbim! Ölüleri nasıl canlandıracağını bana göster!" Allah "Yoksa (yeniden dirilişe) inanmadın mı?" dedi. (İbrahim) "Hayır, inandım fakat kalbimin tatmin olması için!" dedi. "Öyleyse dört kuş tut, kendine alıştır, sonra her dağın üstüne onların her birinden bir parça koy. dipnot 1 Daha sonra onları çağır, koşarak sana geleceklerdir. Şunu bil ki Allah daima üstün olan ve bütün kararları doğru olandır." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah burada; "Kuşlardan her birini bir dağın üstüne koy!" demedi. "Her dağın üstüne onların her birinden bir parça koy" dedi. Bu emir, İbrahim aleyhisselamın kuşları öldürüp parçalamasını gerektirir. Kuşları çağırdığında bütün parçaları birleşmiş olarak gelmeleri, ölülerin nasıl diriltildiğinin bir örneği olmuştur. Nitekim Allah, Üzeyir aleyhisselamın eşeğini (Bakara 2/259) ve öldürülen bir kişiyi de (Bakara 2/72-73) aynı şekilde yeniden diriltmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İbrahim dedi ki: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana gösterir misin?" Allah "Yoksa inanmadın mı?" dedi. (İbrahim) "Hayır, inandım da içimin yatışması için!" dedi. "Öyleyse dört kuş tut, kendine alıştır, sonra (kes, parçala ve) her dağın başına onlardan birer parça koy. Daha sonra onları çağır, bütün güçleriyle sana geleceklerdir. Şunu bil ki üstün olan ve doğru karar veren Allah'tır." dedi.

    Şaban Britch

    İbrahim; Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster, demişti. (Allah da:) İnanmıyor musun? buyurunca: Şüphesiz inanıyorum, fakat kalbimin tatmin olması için! (istiyorum) demişti. Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her parçasını bir dağın üzerine koy, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Şaban Piriş

    İbrahim; -Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster, demişti. (Allah da:) -İnanmıyor musun? buyurunca: -Şüphesiz inanıyorum, fakat kalbimin tatmin olması için! (istiyorum) demişti. -Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her parçasını bir dağın üzerine koy, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı: "Rabb'im, göster bana, nasıl diriltiyorsun ölüleri?" "İnanmadın mı?" diye sordu. "İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için..." Allah dedi ki: "Kuşlardan dört tane al, onları kendine ısındır, alıştır. Sonra her dağın üstüne onlardan bir parça koy. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.