Burûc suresi

Burûc suresi, 6. ayet

Burûc suresi, 6. ayet. إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ

iẕ hüm `aleyhâ ḳu`ûd.

Diyanet İşleri

(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Burûc 3–9 · surenin 6. ayeti / 22

Konu Ashâb-ı Uhdûd: hendek sahipleri Burûc 1–10 3

  1. Burûc 3–5

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

  2. 6–7

    (6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

  3. Burûc 8–9

    (8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 4–9. ayetler için yazılmıştır.

4-5. Bu, helâk olmaları için onlara yapılmış bir bedduadır. Hendek, yerde kazılarak açılan çukurlar demektir. Bu hendek sahipleri kâfir bir kavim idiler. Yanlarında da iman eden bir toplum vardı. Dinlerine girmeleri için bu mü’minlere çeşitli baskılar uyguladılar. Mü’minler ise bunu kabul etmedi. Bunun üzerine kâfirler yerde hendekler kazdılar, içinde ateş yaktılar ve etrafında oturdular. Mü’minleri dinlerini değiştirmeye zorlayıp ateşe atmakla tehdit ettiler. İsteklerini kabul edenleri serbest bıraktılar, imanı üzere sabredenleri ise ateşe attılar.

Bu ise Allah’a ve O’nun taraftarları olan mü’minlere karşı yapılan savaşın ve düşmanlığın en ileri derecesidir. Bundan dolayı Yüce Allah, kendisine ve mü’minlere karşı savaş açanları lanetlemiş, onları helâk ve tehdit etmiş ve haklarında şöyle buyurmuştur: “Kahrolsun içi yakacak dolu ateş hendeklerinin sahipleri!”

6-7. Bu, zorbalığın ve katı kalpliliğin en ileri derecesidir. Çünkü onlar, hem Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş, onlara karşı inatla direnmiş, hem bu âyetlere bağlı olanlara karşı savaşmış, hem de kalpleri perişan edip parçalayan bu işkencelere uğratmışlardı. Üstelik onları ateşe atarken bir de yanı başlarında durmuşlardı.

8. Bu zorba kâfirlerin mü’minlere bunu yapmalarının tek bir sebebi vardı ki bu sebep de mü’minlerin övülmesini gerektiren ve onun sayesinde mutlu ve bahtiyar oldukları bir sebepti. Bu da Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman etmeleriydi. Yani her bir şeye boyun eğdiren, izzet sahibi (Aziz) ve sözlerinde de fiillerinde de vasıflarında de övülmeye layık olan (Hamîd) Allah’a iman etmeleriydi.

9. “O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığı” yaratılma ve kulluk itibari ile “yalnız O’nundur.” Bunlarda dilediği gibi tasarruf eder.

“Allah her şeye şahittir.” Her şeyi bilir, işitir ve görür.

Allah’a karşı karşı koyan bu kimseler, pek güçlü ve kudret sahibi olanın kendilerini azap ile ansızın yakalamasından korkmadılar mı? Yahut onlar, herkesin Allah’ın mülkü olduğunu ve mutlak egemenin izni olmaksızın hiçbir kimsenin bir başkası üzerinde en ufak bir otoriteye sahip olmadığını bilmiyorlar mıydı? Yoksa bunlar Allah’ın, bilgisiyle amellerini çepeçevre kuşatmış olduğunu ve amelleri dolayısı ile kendilerini cezalandıracağını bilmiyorlar mıydı?

Hayır, gerçek şu ki kâfirler, aldanış içerisindedirler. Cahil kimseler ise doğru yolu bilmeyen, şaşkın ve kör kimselerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar ateşle dolu o çukurun kenarında oturmuşlardı.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz hani
  2. هُمْ hum onlar
  3. عَلَيْهَا aleyha onun başında
  4. قُعُودٌۭ kuudun oturmuşlardı kök: قعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd

    Burçlarla dolu göğe andolsun,

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd

    Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

  • Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin,…

  • Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…

  • Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    (Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu katiller hem inananları bilinçli ve planlı bir şekilde ateşte yakıyorlar, hem de çevrelerinde oturup seyrediyorlardı. Kin ve öfkeleri öylesine derinlere sirayet etmişti ki yaptıkları bu canavarlığı seyredip ondan keyif alabiliyorlardı. Dahası, bu cinayeti işleyenlerin yanında, fiilen buna katılmasalar da çevrede oturup, olup biteni seyredenler de o fiili işleyenler gibi sorumluydular. Ayetteki kınayıcı ifadeler, elbette bu türden insanları da içermektedir.

Mustafa İslamoğlu

O zaman onlar ateşin üstüne oturmuşlardır;

Muhammed Esed

Hani, onlar (keyifle) o (ateşi) seyretmişlerdi,

Ahmed Hulusi

Hani onlar ateş çevresinde oturanlardı.

Ali Bulaç

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

Ali Özek ve heyeti

Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,

Ali Rıza Safa

Onun çevresinde oturmuşlardı.

Bayraktar Bayraklı

-Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

Edip Yüksel

Başında oturmuşlar,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Başında oturmuşlar,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman ki, çevresinde oturmuşlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki üzerine oturmuştular

Erhan Aktaş

Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

Gültekin Onan

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

Hasan Basri Çantay

O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.

İbni Kesir

Hani onlar, onun çevresinde oturmuşlardı.

Mehmet Alagaş

(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

O vakit onlar, onun (ateşin) etrafında oturmuşlardı.

Süleyman Ateş

Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.

Süleymaniye Vakfı

Onlar, o ateşin çevresinde oturmuşlar,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar ateşin çevresinde oturur,

Şaban Britch

Kenarında oturmuşlar.

Şaban Piriş

Kenarında oturmuşlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar onun başında oturmuşlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The accursed sat around the fire and regaled themselves.

Abdul Haleem

They sat down

Abdullah Yusuf Ali

Behold! they sat over against the (fire),

Abul A'la Maududi

while they sat around it,

Aisha Bewley

when they were seated right beside it

Al-Hilali & Khan

When they sat by it (fire),

Ali Quli Qarai

above which they sat

Amatul Rahman Omar

When they sat by them (- the trenches).

Arthur John Arberry

when they were seated over it

Bijan Moeinian

They where the ones who…

E. Henry Palmer

When they sat over it

Edip-Layth

Then they sat around it.

George Sale

when they sat round the same,

Hamid S. Aziz

Behold, they sat over it,

Mahmoud Ghali

As they were seated over it.

Marmaduke Pickthall

When they sat by it,

Mohamed Ahmed - Samira

As they sat around it

Muhammad Asad

Lo! [With glee do] they contemplate that [fire],

Mustafa Khattab

when they sat around it,

Progressive Muslims

They will be placed in it.

Rashad Khalifa

Then sat around it.

Sahih International

When they were sitting near it

Sam Gerrans

When they sit over it

Shabbir Ahmed

Behold, they contemplate and wait in anticipation.

Syed Vickar Ahamed

Look! They sat by the (fire),

Taqi Usmani

when they were sitting by it,

The Monotheist Group

Which they then sat around.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩