Burûc suresi

Burûc suresi, 7. ayet

Burûc suresi, 7. ayet. وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ

vehüm `alâ mâ yef`alûne bilmü'minîne şühûd.

Diyanet İşleri

(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Burûc 4–10 · surenin 7. ayeti / 22

Konu Ashâb-ı Uhdûd: hendek sahipleri Burûc 1–10 3

  1. Burûc 4–5

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

  2. 6–7

    (6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

  3. Burûc 8–9

    (8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

  4. Burûc 10

    Şüphesiz mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 4–9. ayetler için yazılmıştır.

4-5. Bu, helâk olmaları için onlara yapılmış bir bedduadır. Hendek, yerde kazılarak açılan çukurlar demektir. Bu hendek sahipleri kâfir bir kavim idiler. Yanlarında da iman eden bir toplum vardı. Dinlerine girmeleri için bu mü’minlere çeşitli baskılar uyguladılar. Mü’minler ise bunu kabul etmedi. Bunun üzerine kâfirler yerde hendekler kazdılar, içinde ateş yaktılar ve etrafında oturdular. Mü’minleri dinlerini değiştirmeye zorlayıp ateşe atmakla tehdit ettiler. İsteklerini kabul edenleri serbest bıraktılar, imanı üzere sabredenleri ise ateşe attılar.

Bu ise Allah’a ve O’nun taraftarları olan mü’minlere karşı yapılan savaşın ve düşmanlığın en ileri derecesidir. Bundan dolayı Yüce Allah, kendisine ve mü’minlere karşı savaş açanları lanetlemiş, onları helâk ve tehdit etmiş ve haklarında şöyle buyurmuştur: “Kahrolsun içi yakacak dolu ateş hendeklerinin sahipleri!”

6-7. Bu, zorbalığın ve katı kalpliliğin en ileri derecesidir. Çünkü onlar, hem Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş, onlara karşı inatla direnmiş, hem bu âyetlere bağlı olanlara karşı savaşmış, hem de kalpleri perişan edip parçalayan bu işkencelere uğratmışlardı. Üstelik onları ateşe atarken bir de yanı başlarında durmuşlardı.

8. Bu zorba kâfirlerin mü’minlere bunu yapmalarının tek bir sebebi vardı ki bu sebep de mü’minlerin övülmesini gerektiren ve onun sayesinde mutlu ve bahtiyar oldukları bir sebepti. Bu da Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman etmeleriydi. Yani her bir şeye boyun eğdiren, izzet sahibi (Aziz) ve sözlerinde de fiillerinde de vasıflarında de övülmeye layık olan (Hamîd) Allah’a iman etmeleriydi.

9. “O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığı” yaratılma ve kulluk itibari ile “yalnız O’nundur.” Bunlarda dilediği gibi tasarruf eder.

“Allah her şeye şahittir.” Her şeyi bilir, işitir ve görür.

Allah’a karşı karşı koyan bu kimseler, pek güçlü ve kudret sahibi olanın kendilerini azap ile ansızın yakalamasından korkmadılar mı? Yahut onlar, herkesin Allah’ın mülkü olduğunu ve mutlak egemenin izni olmaksızın hiçbir kimsenin bir başkası üzerinde en ufak bir otoriteye sahip olmadığını bilmiyorlar mıydı? Yoksa bunlar Allah’ın, bilgisiyle amellerini çepeçevre kuşatmış olduğunu ve amelleri dolayısı ile kendilerini cezalandıracağını bilmiyorlar mıydı?

Hayır, gerçek şu ki kâfirler, aldanış içerisindedirler. Cahil kimseler ise doğru yolu bilmeyen, şaşkın ve kör kimselerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Orada hazır bulunarak, Müminlere yapılan işkence ve kötü muameleyi seyretmekte idiler.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَهُمْ ve hum ve onlar
  2. عَلَىٰ ala
  3. مَا ma şeyleri
  4. يَفْعَلُونَ yef'alune yaptıkları kök: فعل
  5. بِٱلْمُؤْمِنِينَ bil-mu'minine mü'minlere kök: امن
  6. شُهُودٌۭ şuhudun seyrediyorlardı kök: شهد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd · Ortak kavram: Şahitlik

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd · Ortak kavram: Şahitlik

    (8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd

    Burçlarla dolu göğe andolsun,

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu katiller hem inananları bilinçli ve planlı bir şekilde ateşte yakıyorlar, hem de çevrelerinde oturup seyrediyorlardı. Kin ve öfkeleri öylesine derinlere sirayet etmişti ki yaptıkları bu canavarlığı seyredip ondan keyif alabiliyorlardı. Dahası, bu cinayeti işleyenlerin yanında, fiilen buna katılmasalar da çevrede oturup, olup biteni seyredenler de o fiili işleyenler gibi sorumluydular. Ayetteki kınayıcı ifadeler, elbette bu türden insanları da içermektedir.

Mustafa İslamoğlu

zira mü'minlere yaptıkları kendi başlarına gelmiştir.

Muhammed Esed

müminlere ne yaptıklarının bilincinde olarak;

Ahmed Hulusi

Onlar, iman edenlere yaptıkları şeylere şahittiler!

Ali Bulaç

Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

Ali Rıza Safa

Ve inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

-Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

Edip Yüksel

Ve iman edenlere yaptıkları işkenceyi seyrediyorlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve inananlara yaptıkları işkenceyi seyrediyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Müminlere yaptıklarını bizzat seyrediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mü'minlere yaptıklarına karşı şahid de oluyorlardı

Erhan Aktaş

Mü'minlere yaptıklarını izliyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mü'minlere yaptıklarını izliyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnananlara yaptıkları işkenceyi izliyorlardı.

Gültekin Onan

Ve inançlılara yaptıklarını seyrediyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Onlar (Allaha) iman edenlere yapacakları (işkenceler) hususunda (hükümdarları nezdinde) şahidlik edeceklerdi.

İbni Kesir

Mü'minlere yaptıklarını seyretmekteydiler.

Mehmet Alagaş

(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Süleyman Ateş

Ve onlar, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminlere yaptıklarını seyrederlerdi.

Şaban Britch

Müminlere yaptıklarını seyretmekteler.

Şaban Piriş

Müminlere yaptıklarını seyretmekteler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve hepsi, müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They witnessed and enjoyed what they were doing to those who recognized Allah with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

to watch what they were doing to the believers.

Abdullah Yusuf Ali

And they witnessed (all) that they were doing against the Believers.

Abul A'la Maududi

and were witnessing what they did to the believers. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The people of the ditch were those who had burnt the believers at stake and witnessed their burning themselves. Destroyed were: Cursed were they by God and they became worthy of Hell torment. On this an oath has been sworn by three things:

Aisha Bewley

witnessing what they did to the muminun.

Al-Hilali & Khan

And they witnessed what they were doing against the believers (i.e. burning them).

Ali Quli Qarai

as they were themselves witnesses to what they did to the faithful.

Amatul Rahman Omar

And they were the witnesses of those (wrongs) they were doing to the believers.

Arthur John Arberry

and were themselves witnesses of what they did with the believers.

Bijan Moeinian

… threw the believers in the fire and were watching them to be burnt.

E. Henry Palmer

And witnessed the while what they were doing with those who believed.

Edip-Layth

They were witness to what they did to those who acknowledge.

George Sale

and were witnesses of what they did against the true believers:

Hamid S. Aziz

And they witnessed all they were doing against the believers.

Mahmoud Ghali

And were (themselves) witnesses of what they performed against the believers.

Marmaduke Pickthall

And were themselves the witnesses of what they did to the believers.

Mohamed Ahmed - Samira

Witnessing what they had done to the believers!

Muhammad Asad

fully conscious of what they are doing to the believers,

Mustafa Khattab

watching what they had ˹ordered to be˺ done to the believers,

Progressive Muslims

And they were witness to what they did to the believers.

Rashad Khalifa

To watch the burning of the believers.

Sahih International

And they, to what they were doing against the believers, were witnesses.

Sam Gerrans

And are, of what they do with the believers, witnesses.

Shabbir Ahmed

And they are well aware of what they are doing to the believers.

Syed Vickar Ahamed

And they saw (all) that they were doing against the believers.

Taqi Usmani

and were watching what they were doing with the believers.

The Monotheist Group

And they were witness to what they did to the believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩