En'âm suresi

En'âm suresi, 104. ayet

En'âm suresi, 104. ayet. قَدْ جَآءَكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِۦ وَمَنْ عَمِىَ فَعَلَيْهَا وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ

ḳad câeküm beṣâiru mir rabbiküm. femen ebṣara felinefsih. vemen `amiye fe`aleyhâ. vemâ ene `aleyküm biḥafîż.

Diyanet İşleri

Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 101–107 · surenin 104. ayeti / 165
  1. En'âm 101

    O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O'nun bir eşi olmadığı halde, nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

  2. En'âm 102

    İşte sizin Rabbiniz Allah. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.

  3. En'âm 103

    Gözler O'nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder. O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.

  4. 104

    Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

  5. En'âm 105

    Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.

  6. En'âm 106

    Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir.

  7. En'âm 107

    Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

104. Yüce Allah, istenen ve maksat olarak gözetilen bütün alanlarda hakka delil olan apaçık âyetleri ve delilleri beyan ettikten sonra kullarının dikkatini bunlara çekmekte, hidâyet bulmalarının da bunun aksi durumu seçmelerinin de kendi ellerinde olduğunu haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu size Rabbinizden basiretler” yani hakkı açıkça ortaya koyan, onu kalpler için gözler önündeki güneş gibi apaçık bir hale getiren âyetler gelmiştir. Bu apaçık oluş, âyetlerin ihtiva ettiği lafızların fesahati, açıklığı, netliği, bu lafızların üstün ve yüce manalara ve değerli gerçeklere mutabık düşmesinden dolayıdır. Çünkü bu âyet-i kerimeler, yarattıklarını görünen ve görünmeyen çeşitli nimetleri ile besleyen yüce Rabden gelmiştir. Bu nimetlerin en faziletlisi ve en değerlisi ise bu âyetlerin açıklanması ve içinden çıkılmaz meselelerin vuzuha kavuşturulmasıdır.

“Artık kim” bu âyetler sayesinde ibret alınacak yerleri “görürse” ve bunlar gereğince amel ederse “kendi lehinedir.” Çünkü Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; her halde övgüye layık olandır. “Kim de görmezden gelirse” gösterildiği halde görmeye çalışmaz, sakındırıldığı halde sakınmaz, hak kendisi için besbelli olmakla birlikte hakka uymaz ve hakkın önünde alçakgönüllülük göstermezse “kendi aleyhinedir.” Yani onun bu körlüğünün zararı kendisinedir.

“Ben” yani peygamber “başınızda” amellerinizi tespit eden ve sürekli olarak sizi gözetleyen “bir bekçi değilim.” Bana düşen apaçık tebliğden ibarettir. Ben de bunu yerine getirdim ve Allah’ın bana indirdiklerini tebliğ ettim. Benim görevim işte budur. Bunun dışındaki şeyler ise benim görev alanıma girmez.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey insanlar!- Kesinlikle size Rabbinizden apaçık delil ve hüccetler gelmiştir. Her kim bunları idrak edip hakkı anlarsa, faydası kendi lehine döner, kim de kör olup idrak etmez ve itaat etmezse onun zararı yalnız kendisinedir. Ben sizin amellerinizin hesabını tutan başınızda bir gözetleyici değilim. Ancak ben Rabbim tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Sizin gözeticiniz olan O'dur.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَدْ kad doğrusu
  2. جَآءَكُم ca'ekum size geldi kök: جيا
  3. بَصَآئِرُ besairu basiretler kök: بصر
  4. مِن min -den
  5. رَّبِّكُمْ ۖ rabbikum Rabbiniz- kök: ربب
  6. فَمَنْ femen artık kim
  7. أَبْصَرَ ebsara görürse kök: بصر
  8. فَلِنَفْسِهِۦ ۖ felinefsihi (yararı) kendisinedir kök: نفس
  9. وَمَنْ ve men ve kim de
  10. عَمِىَ amiye kör olursa kök: عمي
  11. فَعَلَيْهَا ۚ fealeyha (zararı) kendisinedir
  12. وَمَآ ve ma ve değilim
  13. أَنَا۠ ena ben
  14. عَلَيْكُم aleykum sizin üzerinize
  15. بِحَفِيظٍۢ bihafizin bekçi kök: حفظ

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عمي (33 geçiş)

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  • Aynı kök: عمي (33 geçiş)

    İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…

  • Aynı kök: عمي (33 geçiş)

    (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra…

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(De ki:) "Elbette size Rabbiniz tarafından öngörüler dipnot 1 gelmiştir. Artık kim (gerçeği) görürse yararı kendisine, kim de kör davranırsa zararı kendisinedir. Ben üzerinize asla bekçi değilim."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen [besâir] kelimesi "basiretler, öngörüler, ferasetler" gibi anlamlar içermektedir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu, Rabbinizden size (vahiy gibi) bir bilinç kaynağı gelmiştir. Artık kim (vahyin gösterdiği hakikati) görmek isterse kendi lehine, kim de körlüğü tercih ederse kendi aleyhinedir. Ben sizi engelleyecek değilim.

Muhammed Esed

Şimdi Rabbinizden size (bu ilahi kelam yoluyla) anlama ve kavrama araçları verilmiştir. O halde, kim görmek isterse kendi lehine, ve kim de körlüğü tercih ederse kendi aleyhine davranmış olur. Ve (kalbi katılaşmış olanlara de ki): "Ben sizin bekçiniz değilim!"

Ahmed Hulusi

Gerçek şu ki, size Rabbinizden değerlendirilesi deliller gelmiştir. . . Kim basiretiyle gelenleri değerlendirirse kendi lehine, kim de basiretsiz olursa kendi aleyhinedir. . . Ben, üzerinize muhafız değilim!

Ali Bulaç

Gerçek şu ki size Rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde gözetleyici değilim.

Ali Özek ve heyeti

Size Rabbinizden basiretler (apaçık deliller) gelmiştir; her kim bunlarla (hakkı) görürse, kendi lehine, kim de kör olur görmezse, kendi aleyhinedir; yoksa ben üzerinize bekçi değilim.

Ali Rıza Safa

"Gerçek şu ki, Efendinizden, size aydınlanma kaynağı gelmiştir. Artık, kim görmek isterse, kendi yararına; kim körlük ederse, kendi yitimine yönelik olacaktır. Ben, sizin üzerinize gözetmen değilim!"

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu size Rabbiniz tarafından basiretler/idrak kabiliyeti verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.

Edip Yüksel

Efendinizden size aydınlatıcı belgeler gelmiş bulunuyor. Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır. Ben üzerinize bekçi değilim.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbinizden size aydınlatıcı bilgiler gelmiş bulunuyor. Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır. Ben üzerinize bekçi değilim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten Rabbinizden size birçok deliller geldi, artık kim gözünü açarak onları görürse kendi lehine, kim de körlük ederse, kendi aleyhinedir. Ve o durumda ben sizin bekçiniz değilim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkat Rabbınızdan size bir çok basıretler geldi artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de körlük ederse kendi aleyhinedir ve o halde ben size karşı muhafız değilim

Erhan Aktaş

Rabb'inizden size basiret dipnot 1 verilmiştir. Kim gerçeği görürse dipnot 2 kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse dipnot 3 kendi aleyhinedir. "Ben üzerinize bekçi değilim."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.
  2. metne dön, dipnot 2
    İdrak ederse, kavrarsa.
  3. metne dön, dipnot 3
    İdrak etmezse, kavramazsa.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'inizden size basiret dipnot 1 verilmiştir. Kim gerçeği görürse dipnot 2 kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse dipnot 3 kendi aleyhinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru algılama, idrak etme, gerçeği görme, kavrama yeteneği ve aydınlanma. "Basiret sözcüğü, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır."
  2. metne dön, dipnot 2
    İdrak ederse, kavrarsa.
  3. metne dön, dipnot 3
    İdrak etmezse, kavramazsa.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki size rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize gözetleyici değilim.

Hasan Basri Çantay

Size Rabbinizden muhakkak basıyretler gelmişdir. Artık kim (onlarla hakkı) görür (ve iman eder) se kendi lehine, kim (ondan) kör kalırsa o da kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde bir bekci değilim.

İbni Kesir

Doğrusu size, Rabbınızdan basiretler gelmiştir. Kim, onları görürse; kendi lehine, kim de körlük ederse; kendi aleyhinedir. Ve ben, sizin üzerinize bir bekçi değilim.

Mehmet Alagaş

(100-108) Cinleri, onları da yaratan Allaha ortaklar yaptılar, ilim dışı bir şekilde O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar, O vasıf ettikleri / betimledikleri şeylerden münezzehtir ve yücedir , semaları ve arzı model kullanmadan yaratandır / bediu Onun kız arkadaşı olmadığı halde onun nasıl evladı olabilir ki? Her şeyi O yarattı ve O her şeyi de bilendir, işte bu sizin rabbiniz olan Allah'tır, O ’ndan başka ilah yoktur, her şeyi yaratandır, O ’na kulluk edin / ibadet edin. O her şeyin de sorumluluğunu üzerine alanıdır / vekilidir. O gözlerle idrak edilemez, ama O gözleri idrak eder ve O nazik davranandır / latiftir, haberdar olandır. Size Rabbinizden görülecek şeyler geldi , kim ki görür, kendisinedir, kim de körleşirse onun aleyhinedir, ben üzerinizde bir bekçi/ muhafız değilim. (Basiret kalp ile görebilmek, Ru'yet akıl ile görmek, nazar göz ile bakmak, feraset Allah’ın ilhamıyla görebilmektir) İşte böyle ayetlerimizi elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz ki ders almış desinler diye, bilen bir kavme de onu açıklayalım diye. Rabbinden sana vahyedilene uy / tabi ol, ondan başka ilah yoktur, müşriklere sırtını dön , eğer Allah dileseydi ortak koşmazla rdı, biz seni onlara bekçi yapmadık , sen onların sorumluluğunu alan / vekil değilsin, Allah’ın dışında dua ettiklerine sövmeyin ki onlarda bilgisizce Allaha sövmesinler. Böylece her topluluğa faaliyetlerini süsledik , sonra geri varacağınız Rabbinizdir , size yapıyor olduklarınızı haber verecektir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Artık kim görürse kendi lehine; kim de (hakkı) görmezse kendi aleyhinedir. Ben başınızda bekçi değilim.

Süleyman Ateş

Doğrusu size Rabbinizden basiretler geldi. Artık kim (gerçeği) görürse yararı kendisine, kim de (gerçeğe karşı) kör olursa zararı kendisinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim.

Süleymaniye Vakfı

Rabbinizden size, kendisini tanıtan göstergeler gelmiştir. Kim onları görürse kendi lehine olur. Kim de körlük ederse kendi aleyhine olur. (Onlara de ki:) Ben sizin başınızda bekçi değilim.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbinizden size göstergeler (basiretler) geldi. Kim görürse kendi için görür, kim de körlük ederse kendi aleyhine olur. Ben sizi koruyacak değilim.

Şaban Britch

Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Kim bunları görürse kendisi içindir. Kim de körlük ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin üzerinizde bir gözetici değilim.

Şaban Piriş

Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Her kim bunları görürse kendisi içindir. Kim de körlük ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin üzerinizde bir bekçi değilim.

Yaşar Nuri Öztürk

Gerçek şu ki, size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına... Ben sizin üzerinize bekçi değilim.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "You people have now received divine evidence engaging the intellect, and enough signs sensed by mental and spiritual vision of those who lift to Allah their inward sight. Therefore, he who exercises his mind’s eyes shall advantage himself, and he who blinds hims elf to the truth shall prejudice his own interests, and you must realize that I am not here to watch over your innocence and folly".

Abdul Haleem

Now clear proof has come to you from your Lord: if anyone sees it, that will be to his advantage; if anyone is blind to it, that will be to his loss- [Say], ‘I am not your guardian.’

Abdullah Yusuf Ali

"Now have come to you, from your Lord, proofs (to open your eyes): if any will see, it will be for (the good of) his own soul; if any will be blind, it will be to his own (harm): I am not (here) to watch over your doings."

Abul A'la Maududi

The lights of clear perception have now come to you from your Lord. Then, he who chooses to see clearly, does so for his own good; and he who chooses to remain blind, does so to his own harm. I am not your keeper. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Even though this statement is from God, it is expressed through the mouth of the Prophet (peace be on him). We observe that in the Qur'an the speaker frequently changes - sometimes it is God Who is speaking, sometimes it is the angel who carries the revelation, and sometimes a group of angels; on some occasions it is the Prophet (peace be on him) who is speaking, while on others it is the men of faith. Likewise, those addressed by the Qur'an also change - sometimes it is the Prophet (peace be' on him); sometimes it is the men of faith; sometimes it is the People of the Book; sometimes it is the unbelievers and the polytheists; sometimes it is the Quraysh; sometimes it is the Arabs; and sometimes, mankind as a whole. Regardless of these changes, however, the content of the message always remains the same - it consists of God's guidance to mankind. The statement 'I am not your keeper' signifies that the task of the Prophet is confined to carrying the light of true guidance to others, it is then up to them either to use it to perceive Reality for themselves or to keep their eyes closed. The Prophet (peace he on him) is not asked to compel those who deliberately kept their eyes shut to open them, forcing them to see what they did not wish to see.

Aisha Bewley

‘Clear insights have come to you from your Lord. Whoever sees clearly, does so to his own benefit. Whoever is blind, it is to his own detriment. I am not here as your keeper.’

Al-Hilali & Khan

Verily, proofs have come to you from your Lord, so whosoever sees, will do so for (the good of) his ownself, and whosoever blinds himself, will do so to his own harm, and I (Muhammad صلى الله عليه وسلم) am not a watcher over you.

Ali Quli Qarai

[Say, ] ‘Certainly insights have come to you from your Lord. So whoever sees, it is to the benefit of his own soul, and whoever remains blind, it is to its detriment, and I am not a keeper over you.’

Amatul Rahman Omar

(Say, ) `There has already come to you enlightenment and clear proofs from your Lord, then whosoever sees clearly (and is enlightened), it is for his own good, and whosoever chooses to remain blind, it is to his own loss. I am not a guardian over you (as I should ward off all evil by force).'

Arthur John Arberry

Clear proofs have come to you from your Lord. Whoso sees clearly, it is to his own gain, and whoso is blind, it is to his own loss; I am not a watcher over you.

Bijan Moeinian

[Say:] "Undeniable proofs have thus been presented to you. If you choose to see them, good for you. If, on the contrary, you choose to act like the blind, you have simply lost your own soul. I (Mohammad) am not your guardian [and responsible for the consequences of your choice.]"

E. Henry Palmer

Now has an insight from your Lord come unto you, and he who looks therewith it is for himself; but he who is blind thereto, it is against his soul; and I am not your keeper.

Edip-Layth

"Visible proofs have come to you from your Lord; so whoever can see, does so for himself, and whoever is blinded, does the same. I am not a guardian over you."

George Sale

Proofs have indeed come to you from your Lord; so whoever sees, it is for His own good; and whoever becomes blind, it is to his own loss. And I am not a guardian over you.

Hamid S. Aziz

Now has insight (or proof) come unto you from your Lord, and he who sees therewith it is for his own good; but he who is blind thereto, it is against his own soul. And I am not your keeper.

Mahmoud Ghali

Demonstrations have already come to you from your Lord; so whoever beholds, it is for his own good, (Literally: foe his "own" self) and whoever is blind, it is to his own harm, (Literally: upon his "own" self) and in no way am I (i. e. the prophet) a constant preserver over you.

Marmaduke Pickthall

Proofs have come unto you from your Lord, so whoso seeth, it is for his own good, and whoso is blind is blind to his own hurt. And I am not a keeper over you.

Mohamed Ahmed - Samira

To you have come signs from your Lord, (and the light of understanding). So any one who sees (and understands) does so for himself, and any one who turns blind shall suffer the consequences alone. (Say:) "I am not a guardian over you (to make you understand)."

Muhammad Asad

Means of insight have now come unto you from your Sustainer [through this divine writ]. Whoever, therefore, chooses to see, does so for his own good; and whoever chooses to remain blind, does so to his own hurt. And [say unto the blind of heart]: "I am not your keeper."

Mustafa Khattab

Indeed, there have come to you insights from your Lord. So whoever chooses to see, it is for their own good. But whoever chooses to be blind, it is to their own loss. And I am not a keeper over you.

Progressive Muslims

"Visible proofs have come to you from your Lord; so whoever can see, does so for himself, and whoever is blinded, does the same. I am not a watcher over you."

Rashad Khalifa

Enlightenments have come to you from your Lord. As for those who can see, they do so for their own good, and those who turn blind, do so to their own detriment. I am not your guardian.

Sahih International

There has come to you enlightenment from your Lord. So whoever will see does so for [the benefit of] his soul, and whoever is blind [does harm] against it. And [say], "I am not a guardian over you."

Sam Gerrans

Means of insight have come to you from your Lord; and whoso sees, it is for his soul; and whoso is blind, it is against it; and: “I am not a custodian over you.”

Shabbir Ahmed

(You are not expected to know His Person. ) Say (O Prophet), "The manifest Enlightenment has come to you from your Lord. Whoever sees the Truth, does so for his own good. And whoever turns blind, hurts himself. I am not your keeper or guardian."

Syed Vickar Ahamed

"Surely, now the proofs have come to you, from your Lord, (to open your eyes): If any (one of you) will see, it will be for (the good of) his own soul; If any (one) will be blind, it will be to his own (harm): I am not (here) to watch over your doings. "

Taqi Usmani

(Say, O Prophet :) There have come to you insights from your Lord. Now, whoever uses his sight, does so for his own self, and whoever remains blind does so against his own self. I do not stand guard over you.

The Monotheist Group

"Visible proofs have come to you from your Lord; so whoever can see, does so for himself, and whoever is blinded, will be such. I am not a watcher over you."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 104. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 104. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 104. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩