Diyanet İşleri
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Bakara suresi
Bakara suresi, 18. ayet. صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ
ṣummüm bükmün `umyün fehüm lâ yerci`ûn.
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. “Onlar sağırdırlar,” hayır namına bir şey işitmezler; “dilsizdirler,” hayır konuşmazlar; “kördürler,” hakkı görmezler. “Artık onlar dönmezler.” Çünkü hakkı bilip tanıdıktan sonra onu terk ettiler, dolayısıyla da bir daha ona geri dönmezler. Onların durumu, bilmediği ve şaşkın olduğu için hakkı terk edenin durumundan farklıdır. Böyle bir kimsenin aklı ermez; o bakımdan böylesinin bu münafıklara göre hakka dönme ihtimali daha çoktur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kabul etmek kastıyla hakkı kabul etmeyen sağırlar, hakkı konuşmayan dilsizler ve hakkı görmeyen körlerdir. Sapıklıklarından da geri dönmezler.
Aynı kök: بكم (6 geçiş) · Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş)
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: بكم (6 geçiş) · Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş)
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet…
Aynı kök: بكم (6 geçiş) · Aynı kök: صمم (15 geçiş)
Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu…
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş)
(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra…
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş)
Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hala düşünmez misiniz?
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş)
Onlar, kendilerine Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana…
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bu gibiler) sağırdır, dilsizdir, kördürler; dipnot 1 onlar (gerçeğe) dönmezler.
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler: artık onlar (hakikate) dönemezler.
Onlar, sağır, dilsiz, kördürler; ve (artık) geriye dönüşleri de yoktur.
Sağırdırlar (algılamaları kilitlenmiştir), dilsizdirler (hakikati dillendirmezler), kördürler (apaçık hakikati algılayamazlar); onlar hakikatlerine dönemezler!
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler.
Onlar sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler. Bu sebeple onlar (hakka) geri dönemezler.
Onlar, sağırdır, dilsizdir, kördür; artık dönmezler.
Onlar manen sağır, dilsiz ve kördür; gerçeğe dönmezler.
Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler.
Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler.
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık bunlar, dönmezler.
sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, artık bunlar dönmezler
Sağır, dilsiz ve kördürler. Artık doğru yola dönmezler.
Sağır, dilsiz ve kördürler dipnot 1 . Artık doğru yola dönmezler.
Sağır, dilsiz ve kördürler. Artık, doğru yola dönmezler.
Sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler; artık onlar dönmezler (rücu).
(Onlar) sağırlar, dilsizler, körlerdir. Artık (Hakka) dönmezler.
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar artık dönmezler.
(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.
Onlar sağır, dilsiz ve körlerdir. Bu sebeple onlar asla dönmezler.
(Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar (Hakk'a) dönmezler.
(Çünkü bunlar, ayetler karşısında) Sağır, dilsiz ve kör kesilirler; onlar yollarından dönmezler. dipnot 1
Sağır, dilsiz ve kör kesilirler; artık geri dönmezler dipnot 1 .
Onlar sağır, dilsiz ve körlerdir. Onlar geri dönmezler.
Onlar sağır, dilsiz kör kalarak bir daha dönmezler.
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar artık dönmezler.
Deaf and dumb, insensible to light, they are unable to retrace their steps that lead them into error.
deaf, dumb, and blind: they will never return.
Deaf, dumb, and blind, they will not return (to the path).
They are deaf, they are dumb, they are blind; dipnot 1 they will never return (to the Right Way).
Deaf, dumb, blind. They will not return.
They are deaf, dumb, and blind, so they return not (to the Right Path).
Deaf, dumb, and blind, they will not come back.
(They are) deaf, dumb, (and) blind, so they will not return (to the right path).
deaf, dumb, blind -- so they shall not return;
Now they are deaf, dumb, blind and without guidance; naturally they can not find their way back to the right path.
Deafness, dumbness, blindness, and they shall not return!
Deaf, dumb, and blind, they will not revert.
they are deaf, dumb, and blind, therefore will they not repent.
Deaf, dumb, blind, and they shall not return!
Deaf, dumb, blind, so they will not return.
Deaf, dumb and blind; and they return not.
They are deaf, dumb and blind, and shall never return;
Deaf, dumb, blind - and they cannot turn back.
They are ˹wilfully˺ deaf, dumb, and blind, so they will never return ˹to the Right Path˺.
Deaf, dumb, and blind, they will not revert.
Deaf, dumb, and blind; they fail to return.
Deaf, dumb and blind - so they will not return [to the right path].
Deaf, dumb, blind; so they will not return.
Deaf, dumb and blind of Reason! They will not return to begin their journey in the right direction (until they use their faculties of perception and reasoning ((8:22), (16:76), (17:36)).
They are deaf, dumb, and blind, so they will not return (to the right path).
Deaf, dumb and blind, they shall not return.
Deaf, dumb, and blind, they will not return.