En'âm suresi

En'âm suresi, 107. ayet

En'âm suresi, 107. ayet. وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشْرَكُوا۟ وَمَا جَعَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

velev şâe-llâhü mâ eşrakû. vemâ ce`alnâke `aleyhim ḥafîżâ. vemâ ente `aleyhim bivekîl.

Diyanet İşleri

Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 104–110 · surenin 107. ayeti / 165
  1. En'âm 104

    Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

  2. En'âm 105

    Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.

  3. En'âm 106

    Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir.

  4. 107

    Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.

  5. En'âm 108

    Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.

  6. En'âm 109

    Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"

  7. En'âm 110

    Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.

Tefsir4

1 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

el-Muhtasar 5

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şayet Allah, kendisine başka birisini ortak koşmamalarını dileseydi, O'na hiç bir kimseyi ortak koşamazlardı. -Ey Resul!- Seni onların yapmış oldukları amellerinin hesabını tutan gözetici kılmadık. Seni onlara kayyum da tayin etmedik. Ancak sen bir elçisin ve senin onlara tebliğ etmekten başka bir görevin yoktur.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve eğer
  2. شَآءَ şa'e isteseydi kök: شيا
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. مَآ ma
  5. أَشْرَكُوا۟ ۗ eşraku ortak koşmazlardı kök: شرك
  6. وَمَا ve ma
  7. جَعَلْنَـٰكَ cealnake biz seni yapmadık kök: جعل
  8. عَلَيْهِمْ aleyhim onların üzerine
  9. حَفِيظًۭا ۖ hafizen bekçi kök: حفظ
  10. وَمَآ ve ma ve değilsin
  11. أَنتَ ente sen
  12. عَلَيْهِم aleyhim onlara
  13. بِوَكِيلٍۢ bivekilin vekil kök: وكل

Keşif6

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Şirk

    Nuh'un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş)

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Ortak kavram: Şirk

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

  • Ortak kavram: Şirk

    Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Eğer Allah (aksini) dileseydi, onlar (Allah'a rağmen) şirk koşamazlardı. Ne Biz seni onlara muhafız yaptık, ne de sen onları korumakla yükümlüsün.

Muhammed Esed

Eğer Allah dilemiş olsaydı Ondan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmazlardı; Biz seni onların bekçisi yapmadık ve sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin.

Ahmed Hulusi

Eğer Allah dileseydi, şirk inancında olmazlardı! Seni onlar üzerine muhafız koymadık! Sen onlara Vekiyl değilsin.

Ali Bulaç

Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık; sen onlar üzerinde bir vekil değilsin.

Ali Özek ve heyeti

Allah dileseydi, onlar ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bir bekçi kılmadık. Sen onların vekili de değilsin.

Ali Rıza Safa

Oysa Allah dileseydi, ortaklar koşmazlardı. Seni, onların üzerine gözetmen yapmadık; onların üzerine denetmen de değilsin.

Bayraktar Bayraklı

Allah dileseydi, onlar ortak koşamazlardı. Biz seni onların üzerine bir bekçi kılmadık. Sen onların vekili de değilsin.

Edip Yüksel

ALLAH isteseydi ortak koşamazlardı. Seni onların üzerine bekçi yapmadık. Onların avukatı da değilsin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH isteseydi ortak koşamazlardı. Seni onların üzerine bekçi yapmadık. Onların avukatı da değilsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah dileseydi onlar Allah'a ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine gözcü göndermedik, sen onlara vekil de değilsin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah dilese idi müşrik olmazlardı, biz seni onların üzerine mürakıb göndermedik, sen onlara vekil de değilsin

Erhan Aktaş

Eğer Allah dileseydi dipnot 1 , onlar Müşrik olmazlardı. Seni onların üzerine koruyucu yapmadık. Ve Sen onların vekili de değilsin.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onlara istediklerini seçme hakkı tanımasaydı, irade özgürlüğü vermeseydi. Müşrik olmayı tercih edenlere, tercih hakkı vermeyip, onları Mü'min olmaya mecbur bıraksaydı, onlar Müşrik olamazlardı. Ayetteki "ma", "ma'yı nafiye" (olumsuz ma) anlamında değildir. Bu "ma" Allah'ın takdirini değil, gücünü ifade etmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer Allah dileseydi dipnot 1 , onlar müşrik olmazlardı. Seni onların üzerine koruyucu yapmadık. Ve Sen onların vekili de değilsin.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İstediklerini seçme hakkı vermeseydi. Müşrik olmayı tercih edenlere, tercih hakkı vermeyip, onları mü'min olmaya mecbur bıraksaydı onlar müşrik olamazlardı. Ayetteki "ma", "ma'yı nafiye" (olumsuz ma) anlamında değildir. Bu "ma" Allah'ın takdirini değil, gücünü ifade etmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer Allah dileseydi dipnot 1 , onlar müşrik olmazlardı. Seni onların üzerine koruyucu yapmadık. Ve Sen onların vekili de değilsin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İstediklerini seçme hakkı vermeseydi. Müşrik olmayı tercih edenlere, tercih hakkı vermeyip, onları mü'min olmaya mecbur bıraksaydı onlar müşrik olamazlardı. Ayetteki "ma", "ma'yı nafiye" (olumsuz ma) anlamında değildir. Bu "ma" Allah'ın takdirini değil, gücünü ifade etmektedir.

Gültekin Onan

Eğer Tanrı dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık; sen onlar üzerinde bir vekil değilsin.

Hasan Basri Çantay

Eğer Allah dileseydi onlar (böyle Allaha) ortak katmazlardı. Biz seni onların başına bir gözcü yapmadık. Sen onların üzerine bir vekil de değilsin.

İbni Kesir

Eğer Allah dileseydi; onlar şirk koşmazlardı. Hem Biz, seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen, onların üzerine bir vekil de değilsin.

Mehmet Alagaş

(100-108) Cinleri, onları da yaratan Allaha ortaklar yaptılar, ilim dışı bir şekilde O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar, O vasıf ettikleri / betimledikleri şeylerden münezzehtir ve yücedir , semaları ve arzı model kullanmadan yaratandır / bediu Onun kız arkadaşı olmadığı halde onun nasıl evladı olabilir ki? Her şeyi O yarattı ve O her şeyi de bilendir, işte bu sizin rabbiniz olan Allah'tır, O ’ndan başka ilah yoktur, her şeyi yaratandır, O ’na kulluk edin / ibadet edin. O her şeyin de sorumluluğunu üzerine alanıdır / vekilidir. O gözlerle idrak edilemez, ama O gözleri idrak eder ve O nazik davranandır / latiftir, haberdar olandır. Size Rabbinizden görülecek şeyler geldi , kim ki görür, kendisinedir, kim de körleşirse onun aleyhinedir, ben üzerinizde bir bekçi/ muhafız değilim. (Basiret kalp ile görebilmek, Ru'yet akıl ile görmek, nazar göz ile bakmak, feraset Allah’ın ilhamıyla görebilmektir) İşte böyle ayetlerimizi elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz ki ders almış desinler diye, bilen bir kavme de onu açıklayalım diye. Rabbinden sana vahyedilene uy / tabi ol, ondan başka ilah yoktur, müşriklere sırtını dön , eğer Allah dileseydi ortak koşmazla rdı, biz seni onlara bekçi yapmadık , sen onların sorumluluğunu alan / vekil değilsin, Allah’ın dışında dua ettiklerine sövmeyin ki onlarda bilgisizce Allaha sövmesinler. Böylece her topluluğa faaliyetlerini süsledik , sonra geri varacağınız Rabbinizdir , size yapıyor olduklarınızı haber verecektir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazlardı. Seni onlara gözetici kılmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

Süleyman Ateş

Allah isteseydi, ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!

Süleymaniye Vakfı

Tercihi Allah yapsa onlar şirke düşmezlerdi dipnot 1 . Seni onlara bekçi yapmadık. Sen onların vekili /savunucusu da değilsin.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    (şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu. İmtihanla ilgili konularda ilk kararı insan verir. Çünkü Allah, herkesin yola gelmesini ister (Nisa 4/26) ama sadece "doğruya yöneleni kendine yöneltir" (Ra'd 13/27).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, öyle olmasını tercih etseydi (zorlayıcı bir düzen kursaydı) şirke düşmezlerdi. Biz seni onların koruyucusu yapmadık. Sen onların üzerinde vekil de (onların yaptıklarından sorumlu da) değilsin.

Şaban Britch

Eğer Allah, dileseydi onlar şirk koşmazlardı. Seni onlara gözetici kılmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

Şaban Piriş

Eğer Allah, dileseydi onlar şirk koşmazlardı. Seni onlara bekçi kılmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah dileseydi, şirke batmazlardı. Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had Allah willed, He would have graced them with a religious mind and they would not have incorporated with Him other deities. And you rest assured that We did not send you to watch over their innocence and folly, nor are you entrusted to their care or responsible for their ordinary pursuits of life.

Abdul Haleem

If it had been God’s will, they would not have done so, but We have not made you their guardian, nor are you their keeper.

Abdullah Yusuf Ali

If it had been Allah's plan, they would not have taken false gods: but We made thee not one to watch over their doings, nor art thou set over them to dispose of their affairs.

Abul A'la Maududi

Had Allah so willed they would not have associated others with Him in His divinity; and We have not appointed you a watcher over them, and you are not their guardian. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It is emphasized that the Prophet (peace be on him) is only required to preach the Truth and try to call people to embrace it. His responsibility ends at that for he is, after all, not their warden. His task is to present this guidance and spare no effort in elucidating the Truth. Anyone who still rejects it does so on his own responsibility. It is not part of the Prophet's task to compel anybody to follow the Truth, and he will not be held accountable for not having been able to bring an individual out of the fold of falsehood. Hence he should not overstrain his mind by his desire to make the blind see, or compel those bent on keeping their eyes shut, to observe. For, had it been an objective of God's universal plan not to allow anyone to remain devoted to falsehood, He need not have sent Prophets for that purpose. Could He not have turned all human beings, instantly, into devotees of the Truth by His mere will? Quite obviously God did not intend to do so. The entire basis of the Divine plan is that men should have free-will and be allowed to choose between the Truth and falsehood; that the Truth should be explained to them in order that they be tested with regard to their choice between truth and falsehood. The right attitude, therefore, is for them to follow the Straight Way which has been illuminated by the light bequeathed to them and to keep on calling others towards it. They should naturally value very highly all those who respond to the message of the Truth. Such persons should not be forsaken or neglected, however humble their station in the world. As for those who wilfully reject the message of God, one need not pursue them too far. They should rather be left alone to proceed towards their doom since they themselves wish so, and are insistent on doing so.

Aisha Bewley

If Allah had willed, they would not have associated anything with Him. We did not appoint you over them as their keeper and you are not set over them as their guardian.

Al-Hilali & Khan

Had Allâh willed, they would not have taken others besides Him in worship. And We have not made you a watcher over them nor are you a Wakîl (disposer of affairs, guardian, trustee) over them.

Ali Quli Qarai

Had Allah wished they would not have ascribed partners [to Him]. We have not made you a caretaker for them, nor is it your duty to watch over them.

Amatul Rahman Omar

If Allâh had (enforced) His will, they would not have associated partners with Him. And We have not made you a guardian over them, nor are you a disposer of their affairs.

Arthur John Arberry

Had God willed, they were not idolaters; and We have not appointed thee a watcher over them, neither art thou their guardian.

Bijan Moeinian

If God had willed, they would not [have lost the straight path and would not] have worshipped none but God. I have not appointed you (Mohammad) to be their guardian nor are you responsible for their deeds.

E. Henry Palmer

But had God pleased, they would not have associated aught with Him; but we have not made thee a keeper over them, nor art thou for them a warder.

Edip-Layth

If God had willed, they would not have set up partners. We did not place you over them as a guardian, nor are you their lawyer.

George Sale

And if Allah had enforced His will, they would not have set up gods with Him. And We have not made thee a keeper over them, nor art thou over them a guardian.

Hamid S. Aziz

But had Allah pleased, they would not have associated aught with Him. We have not made you a keeper over them, nor are you for them a warder (or responsible for them).

Mahmoud Ghali

And if Allah had so decided, in no way would they have associated (anything with Him); and in no way have We made you a constant preserver over them; and in no way are you as a constant trustee over them.

Marmaduke Pickthall

Had Allah willed, they had not been idolatrous. We have not set thee as a keeper over them, nor art thou responsible for them.

Mohamed Ahmed - Samira

Had He willed they would not have been idolaters. We have not appointed you their guardian, nor are you their pleader.

Muhammad Asad

Yet if God had so willed, they would not have ascribed divinity to aught beside Him; hence, We have not made thee their keeper, and neither art thou responsible for their conduct.

Mustafa Khattab

Had Allah willed, they would not have been polytheists. We have not appointed you as their keeper, nor are you their maintainer.

Progressive Muslims

And if God had willed, they would not have set up partners. And We did not place you over them as a guardian, nor are you over them as a sponsor.

Rashad Khalifa

Had GOD willed, they would not have worshipped idols. We did not appoint you as their guardian, nor are you their advocate.

Sahih International

But if Allah had willed, they would not have associated. And We have not appointed you over them as a guardian, nor are you a manager over them.

Sam Gerrans

And had God willed, they would not have ascribed a partnership; and We have not made thee a custodian over them; and thou art not a guardian over them.

Shabbir Ahmed

We could have created all people without free will and they would then not associate any partners with Him. (But guidance has been distinguished from straying (2:256)). And We have not appointed you (O Messenger) as their guardian, nor are you responsible for them.

Syed Vickar Ahamed

If it was Allah’s Will, they would not have taken false gods: But We did not make you the one to watch over what they do, nor are you set over them to take care of their affairs.

Taqi Usmani

If Allah willed, they would not have associated. We have not appointed you as a guard over them, nor are you a taskmaster for them.

The Monotheist Group

And if God had willed, they would not have set up partners. And We did not place you over them as a guardian, nor are you over them as a sponsor.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 107. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki eser tek görüş olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 107. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  6. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩