En'âm suresi

En'âm suresi, 66. ayet

En'âm suresi, 66. ayet. وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوْمُكَ وَهُوَ ٱلْحَقُّ قُل لَّسْتُ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ

vekeẕẕebe bihî ḳavmüke vehüve-lḥaḳḳ. ḳul lestü `aleyküm bivekîl.

Diyanet İşleri

O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 63–69 · surenin 66. ayeti / 165

Konu Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler En'âm 63–73 3

  1. En'âm 63

    De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?"

  2. En'âm 64

    De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O'na ortak koşuyorsunuz."

  3. En'âm 65

    De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir." Bak, anlasınlar diye, ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.

  4. 66

    O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."

  5. En'âm 67

    Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz.

  6. En'âm 68

    Ayetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.

  7. En'âm 69

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

66.“Senin kavmin onu” yani Kur’an’ı “yalanladı. Halbuki o” hakkında şüphe söz konusu olmayan ve en ufak bir tereddütün yanına yaklaşamadığı “hakkın ta kendisidir. De ki: Ben sizin üzerinizde” amellerinizi tespit edecek ve onların karşılığını verecek “bir vekil değilim.” Ben ancak bir uyarıcı ve tebliğciyim.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavmin bu Kur'an'ı yalanladı. O Allah katından gönderildiğinde hiçbir şüphe bulunmayan hak olandır. -Ey Resul!- Onlara de ki: Ben sizin üzerinizde bir vekil (gözcü) değilim. Ben ancak size gelecek şiddetli bir azaptan önce uyarıcıyım.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكَذَّبَ vekezzebe ve yalanladı kök: كذب
  2. بِهِۦ bihi onu
  3. قَوْمُكَ kavmuke kavmin kök: قوم
  4. وَهُوَ vehuve ve O
  5. ٱلْحَقُّ ۚ l-hakku gerçek iken kök: حقق
  6. قُل kul de ki kök: قول
  7. لَّسْتُ lestu ben değilim kök: ليس
  8. عَلَيْكُم aleykum size
  9. بِوَكِيلٍۢ bivekilin vekil kök: وكل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse, biz onları…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur.

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    "Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!"

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kur'an) gerçek olduğu hâlde kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size asla vekil (güven kaynağı) değilim."

Mustafa İslamoğlu

O hakikatin ta kendisi olduğu halde, senin hitap ettiğin toplum bunu yalanlıyor. De ki: "Ben size korumalık yapmakla yükümlü değilim."

Muhammed Esed

Oysa senin hitap ettiğin toplum, bütün bunların hakikat olduğu ortadayken, yine de bunları yalanlıyor. (O zaman) de ki, "Ben sizin davranışınızdan sorumlu değilim."

Ahmed Hulusi

Toplumun onu yalanladı; (oysa) "HU"; Hak'tır! De ki: "Ben sizin vekiliniz değilim (iman etmezseniz sonucuna katlanırsınız)!"

Ali Bulaç

Senin kavmin, O (Kur'an) hak iken onu yalanladı. De ki: "Ben, üzerinize bir vekil değilim."

Ali Özek ve heyeti

Kur'an hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil (kefil) değilim.

Ali Rıza Safa

Gerçek olmasına karşın, senin toplumun, Onu yalanladı. De ki: "Ben, sizin üzerinize denetmen değilim!"

Bayraktar Bayraklı

Kur'an hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim."

Edip Yüksel

Gerçek olmasına rağmen senin halkın bunu yalanladı. De ki: "Ben üzerinizde gözetici değilim."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gerçek olmasına rağmen senin halkın bunu yalanladı. De ki: 'Ben üzerinizde gözetici değilim.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu böyle gerçek iken, kavmin bu (Kur'an)'a yalan dediler. De ki: "Ben sizin vekiliniz değilim."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu böyle hakk iken kavmin buna yalan dedi, de ki üzerinize vekil değilim

Erhan Aktaş

O hakikat olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O hakikat olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O hakk olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.

Gültekin Onan

Senin kavmin, O (Kuran) hak iken onu yalanladı. De ki: "Ben üzerinize bir vekil değilim."

Hasan Basri Çantay

O (Kur'an) hak iken kavmin onu yalan saydı. De ki: "Ben sizin üzerinize (gönderilmiş) bir vekil değilim".

İbni Kesir

Kavmin onu yalanladı. Halbuki o, haktır. De ki: Ben, sizin üzerinize vekil değilim.

Mehmet Alagaş

(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (kefil) değilim.”

Süleyman Ateş

O, gerçek iken kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim!"

Süleymaniye Vakfı

Senin halkın, Kur'an karşısında yalana sarıldı. Oysa o, gerçeğin ta kendisidir. De ki: "Ben sizin vekiliniz /savunucunuz değilim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senin halkın, Kur'an karşısında yalan yanlış şeylere sarıldı. Oysa o, gerçeğin kendisidir. De ki "Ben sizin üzerinize vekil değilim (sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim)."

Şaban Britch

Senin kavmin (Kur'an'ı) hak olmasına rağmen, yalanladı. “Ben, sizin üzerinize vekil değilim” de!

Şaban Piriş

Senin toplumun da hak olmasına rağmen, onu yalanladı. "Ben, sizin üzerinize vekil değilim" de!

Yaşar Nuri Öztürk

O, hak olduğu halde senin toplumun onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet your people, thus still, deny the Quran, the truth guiding into all truth and deny themselves the knowledge, the wisdom and the spiritual light! Say to them: "I am not entrusted to your care nor am I responsible for your ordinary pursuits of life".

Abdul Haleem

yet your people still reject it even though it is the truth. Say, ‘I have not been put in charge of you.

Abdullah Yusuf Ali

But thy people reject this, though it is the truth. Say: "Not mine is the responsibility for arranging your affairs;

Abul A'la Maududi

Your people have denied it even though it is the Truth. Say: "I am not a guardian over You. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A Prophet is neither required to compel People to see what they are not prepared to see nor to force into their hearts what they fail to comprehend. It is not a Prophet's task to chastise people for failing to see and comprehend the Truth. His task is merely to proclaim Truth as distinct from falsehood. If people fail thereafter to accept it, they will be overwhelmed by the very misfortunes against which that Prophet had warned.

Aisha Bewley

Your people deny it and yet it is the Truth. Say: ‘I am not here as your guardian. Every communication has its time, and you will certainly come to know.’

Al-Hilali & Khan

But your people (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) have denied it (the Qur’ân) though it is the truth. Say: "I am not a Wakîl (guardian) over you."

Ali Quli Qarai

Your people have denied it, though it is the truth. Say, ‘It is not my business to watch over you.’

Amatul Rahman Omar

Your people have cried lies to this (Qur'ân), though it is the truth. Say, `I am not responsible for your affairs.'

Arthur John Arberry

Thy people have cried it lies; yet it is the truth. Say: 'I am not a guardian over you.

Bijan Moeinian

Yet, your people reject it (Islam. ) Let them know that you are not their guardian [and that your only mission is to relay the message.]

E. Henry Palmer

Thy people called it a lie, and yet it is the truth. Say, 'I have not charge over you;

Edip-Layth

Your people denied it, while it is the truth. Say, "I am not a guardian over you!

George Sale

And thy people have rejected it though it is the truth. Say, 'I am not a guardian over you.'

Hamid S. Aziz

Your people called it a lie, and yet it is the truth. Say, "I have not been put in charge over you.

Mahmoud Ghali

And your people have cried it lies; and it is the Truth. Say, "I am not a constant trustee over you.

Marmaduke Pickthall

Thy people (O Muhammad) have denied it, though it is the Truth. Say: I am not put in charge of you.

Mohamed Ahmed - Samira

This (Book) has been called by your people a falsehood though it is the truth. Say: "I am not a warden over you."

Muhammad Asad

and yet, to all this thy peoples have given the lie, although it is the truth. Say [then]: "I am not responsible for your conduct.

Mustafa Khattab

Still your people ˹O Prophet˺ have rejected this ˹Quran˺, although it is the truth. Say, "I am not a keeper over you."

Progressive Muslims

And your people denied it, while it is the truth. Say: "I am not a guardian over you!"

Rashad Khalifa

Your people have rejected this, even though it is the truth. Say, "I am not a guardian over you."

Sahih International

But your people have denied it while it is the truth. Say, "I am not over you a manager."

Sam Gerrans

But thy people have denied it when it is the truth. Say thou: “I am not a guardian over you.”

Shabbir Ahmed

Even then, (O Messenger) Your people deny the Truth. Tell them, "I have not been appointed a guardian over you."

Syed Vickar Ahamed

But your people reject this (the Quran, the Message), even though it is the Truth. Say: "The responsibility is not mine for managing your affairs;

Taqi Usmani

Your people have rejected it (the Qur’ān) while it is the whole truth. Say, "I am not appointed as a taskmaster over you.

The Monotheist Group

And your people denied it, while it is the truth. Say: "I am not a guardian over you!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 66. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 66. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 66. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩