En'âm suresi

En'âm suresi, 82. ayet

En'âm suresi, 82. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَمْ يَلْبِسُوٓا۟ إِيمَٰنَهُم بِظُلْمٍ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ

elleẕîne âmenû velem yelbisû îmânehüm biżulmin ülâike lehümü-l'emnü vehüm mühtedûn.

Diyanet İşleri

İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 79–85 · surenin 82. ayeti / 165

Konu İbrâhim'e verilen deliller ve peygamber soyu En'âm 80–90 3

  1. En'âm 79

    "Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah'a ortak koşanlardan değilim."

  2. En'âm 80

    Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O'na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?"

  3. En'âm 81

    "Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin."

  4. 82

    İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.

  5. En'âm 83

    İşte kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimiz.. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

  6. En'âm 84

    Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nuh'u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u da. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

  7. En'âm 85

    Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı, İlyas'ı doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi salih kimselerden idi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

82. “İman edip de imanlarına zulüm karıştırmayanlar var ya işte güven onlar içindir.” korkulardan, azaptan, bedbahtlıktan yana güvenlik içinde olma “Hidâyete ermiş” dosdoğru yolu bulmuş “olanlar da onlardır.”

Eğer kayıtsız ve şartsız olarak şirk olsun, masiyet olsun imanlarına herhangi bir zulmü karıştırmamış kimseler iseler hiç şüphesiz onlar tam bir güvenliğe ve tam bir hidâyete ulaşmış olurlar. Eğer imanlarına şirk karıştırmamış ancak birtakım günahları işlemiş kimselerden iseler hidâyetin ve güvenliğin aslına -kemali ile elde edemeseler dahi- sahip olurlar. Âyet-i kerimenin mefhumu, bu iki hususa sahip olmayan kimselerin hidâyet ve güvenliklerinin olmayacağını; paylarının sapıklık ve bedbahtlık olacağını ifade etmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman edip O'nun şeriatına tabi olanlar ve imanlarına şirk karıştırmayanlar var ya; işte selâmet ve emniyet yalnız onlar içindir. Onlar muvaffak olanlardır. Rableri onları doğru yola muvaffak kılmıştır.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  2. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  3. وَلَمْ velem ve
  4. يَلْبِسُوٓا۟ yelbisu bulamayanlar kök: لبس
  5. إِيمَـٰنَهُم imanehum imanlarını kök: امن
  6. بِظُلْمٍ bizulmin bir haksızlıkla kök: ظلم
  7. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  8. لَهُمُ lehumu onlarındır
  9. ٱلْأَمْنُ l-emnu güven kök: امن
  10. وَهُم ve hum ve onlardır
  11. مُّهْتَدُونَ muhtedune doğru yolu bulanlar da kök: هدي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş)

    Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş)

    Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İman edenler ve imanlarına herhangi bir zulüm (şirk) bulaştırmayanlar var ya dipnot 1 işte güven onlarındır ve onlar doğru yola ulaştırılmışlardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Muhammed'in, Lokmân 31:13'ten delil getirerek buradaki zulm'ün "şirk" olduğunu belirttiği rivayet edilmiştir (Buhârî, Tefsîru Sure-i En‘âm, 3).

Mustafa İslamoğlu

İmana ulaşan ve imanlarına zulüm bulaştırmayanlar var ya: işte onlardır güvene layık olanlar; zira onlar doğru yoldadırlar."

Muhammed Esed

"İmana ermiş olan ve zulüm işleyerek imanlarını karartmayanlar, işte onlardır güven içinde olacak olanlar, çünkü doğru yolu bulanlar onlardır!" dedi.

Ahmed Hulusi

İman edenler ve imanlarını zulüm (gizli şirk) ile karıştırmayanlar. . . İşte güvende olma hakkı onlarındır. . . Doğru yolu bulanlar onlardır!

Ali Bulaç

İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.

Ali Özek ve heyeti

"İman edenler ve imanlarına şirk bulaştırmayanlar, işte emniyet onlar içindir ve doğru yola iletilmiş olanlar da onlardır."

Ali Rıza Safa

"İnananlar ve inançlarına haksızlık karıştırmayanlar; işte onlar, güven içindedirler. Doğru yola erişenler zaten onlardır!"

Bayraktar Bayraklı

İnanıp da imanlarına herhangi bir şirki bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar ve onaylarını bir zulümle bulaştırmayanlar güvenliği hak etmişlerdir ve onlar doğruyu bulmuşlardır. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Şirk, yani çeşitli biçimlerle Tanrı'ya ortak koşmak, Kuran'da zulüm olarak tanımlanmıştır (31:13). Peygamberin kendisine şefaat edeceğine inanmak veya türbelerden yardım dilemek, salatlarında Allah'ın isminden başka isimleri zikretmek, dinin kaynağı olarak Kuran'a başka kitapları ortak koşmak gibi Kuran'da anlatılan putperestlikten sakınmalıyız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar ve imanlarını bir zulümle bulaştırmayanlar güvenliği hakketmişlerdir ve onlar doğruyu bulmuşlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip de imanlarını bir haksızlıkla karıştırmayan kimseler, işte korkudan emin olmak onların hakkıdır ve hidayete erenler de onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edib de iymanlarını bir haksızlıkla telbis etmiyen kimseler işte korkudan emin olmak onların hakkıdır ve hidayete erenler onlardır

Gültekin Onan

inananlar ve inançlarını zulmle karıştırmayanlar, işte güvenlik (emnü) onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.

Hasan Basri Çantay

İman edenler, bununla beraber imanlarını haksızlıkla da bulaşdırmayanlar, işte (ancak) onlardır ki (korkudan) emin olmak hakkı kendilerinindir. Onlar doğru yolu bulmuş kimselerdir.

İbni Kesir

İman edenler, imanlarını zulüm ile bulaştırmayanlar, işte onlaradır emniyet. Ve işte onlar, hidayete ermiş olanlardır.

Mehmet Alagaş

(74-90) Bir vakit İbrahim babası Azer’e dedi ki heykelleri / putları ilah mı ediniyorsunuz? Muhakkak ki ben, seni ve kavmini apaçık bir sapmışlıkta görüyorum, b öylece İbrahim'e semaları ve yeri idaresi altında bulundurmayı / melekutu gösteriyorduk ki yakinen bilen / yaşayarak bilen olsun. Üzerine gece kapatınca / cenn olunca (cin cenin cenne karanlıkta kalan) bir gezegen gördü / kevkeben gördü (yıldız değil gezegen) bu benim Rabbim dedi, battığında batanları sevmem dedi, Ay’ı ortaya çıkarken gördüğünde, bu benim Rabbim dedi, battığında ise eğer ki Rabbim bana yol göstermez ise sapmışlar kavminden olacaktım dedi, güneşi ortaya çıkarken gördüğünde, bu benim Rabbim bu çok büyük dedi , battığında ise ey kavmim sizin ortak koştuklarınızdan ben uzağım / beriyim dedi, kesinlikle ben, yüzümü yönelip arayan / hanif bir şekilde semaların ve arzın yaratıcısına çevirdim, ben ortak koşanlardan değilim dedi , kavmi onla uğraştı (Hacet / uğraşı) A llah konusunda hem de beni yola da iletmişken benimle mi uğraşıyorsunuz dedi , O’na orta k koştuklarınızdan korkmam ancak Rabbim isterse eğer, bir şey yapabilirler, Rabbim de bilgisiyle / ilmen her şeyi kuşatır / kapsar, hâlâ düşünmeyecek misiniz? Allah’a Ortak koştuklarınızdan haklarında herhangi bir delil de inmemişlerden sizler bile korkmuyorsunuz ki ben nasıl korkayım , eğer biliyorsanız hangi bölüm / hangi fırka gerçekten güvendedir / imandadır? İman edenler ve imanlarına zulmü giydirmeyenler, işte bunlar emniyettedirler ve yola iletilmişlerdir / yola girmişlerdir. Bu bizim kanıtımız / deli limizdir, onu İbrahim ’e kavmi için verdik , isteğimiz kişinin derecesini yükseltiriz muhakkak ki Rabbin yargıçtır / hâkimdir, bilgedir / alimdir. Ona İshak ve Yakub ’u hibe ettik, hepsi de yola iletilmişti , önceden Nuh’u da soyunu da / zürriyetini de yola ilettik, Davud’u Süleyman’ı ve Eyyub’u da Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da ve işte böyle, güzel davrananları karşılıklandırırız, Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas (Harun’un kardeşinin oğlu- yeğeni) hepsi Islah edici idi / Salih idi, İsmail, Elyas, Yunus ve Lut hepsini alemlerden üstün kıldık / faziletli kıldık ve Babalarından soylarından ve kardeşlerinden de onları seçtik ve doğru yola ilettik , bu Allah’ın yola iletmesidir, kullarından istediğini yola iletir, eğer onlar şirk koşsalardı, yaptıkları ne olursa olsun boşa giderdi, işte onlar kendilerine kitap , hüküm ve nebilik / bildiricilik verdiklerimiz eğer onları / nebileri inkâr ederlerse, kesin olan şu ki biz onları / nebileri, yok saymayan bir kavmin vekili yaparız. İşte onlar Allah’ın yola ilettikleridir, onlar hidayet olurlarken yanlarında sen de uy ve sizden bir ücret sual etmiyorum bu sadece alemlere bir hatırlatmadır de.

Rowwad Tercüme Merkezi

İman edenler ve imanlarına zulüm (şirk) karıştırmayanlara gelince; işte güven onlar içindir, hidayete erenler de onlardır.

Süleyman Ateş

İnananlar ve imanlarını bir haksızlıkla bulamayanlar... İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen ve imanlarına zulüm /şirk dipnot 1 bulaştırmayanlar var ya, güven içinde olmak işte onların hakkıdır dipnot 2 . Onlar doğru yolda olanlardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Buraya kadar anlatılanlar, putperest bir aileden doğmuş İbrahim aleyhisselamın henüz nebi olmadığı delikanlılık çağında (Enbiya 21/60) ailesine ve putperest olan toplumuna karşı yaptığı mücadeledir. Tabiat ayetlerini okuyarak elde ettiği doğru bilgileri iyi kavrayan ve Allah'a tam güvenen bir genç olarak güçlü bir mücadeleye girmiş, kralın karşısında dahi duruşunu bozmamıştır (Bakara 2/258). İbrahim ile baş edemeyeceklerini anlayınca onu yakarak öldürmeye karar vermişlerdi. Tabiattan öğrendiği doğru bilgileri insanlara tebliğ eden İbrahim'i Allah korumuş ve ateşe, onu yakmaması emrini vermiş (Enbiya 21/68-69). daha sonra da onu ve onunla aynı inançta olan Lut'u oradan kurtarmıştı (Enbiya 21/70-71). İbrahim aleyhisselam ve beraberindekilerin davranışları bizim için güzel bir örnek olmuştur (Mümtahine 60/4-7).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kimler inanıp güvenir ve bu imanlarına bir yanlışı dipnot 1 karıştırmazsa, güven onların hakkıdır. Onlar doğru yoldadırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zulüm Arap dilinde yanlış yapma anlamındadır. (Müfredat)  Burada imanda yapılan yanlışa dikkat çekilmektedir. O yanlış şirktir.

Şaban Britch

İman edenler ve imanlarına zulüm karıştırmayanlar, işte emniyet onlar içindir, hidayette olanlar da onlardır.

Şaban Piriş

İman edenler ve imanlarına zulüm karıştırmayanlar, işte emniyet onlar içindir, hidayette olanlar da onlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip de imanlarını herhangi bir zulümle kirletmeyenler var ya, güvende olma/güvenilir olma işte onların hakkıdır; doğruyu ve güzeli yakalayanlar da onlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Indeed those who believed in Allah with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues and did not confuse their spiritual apprehension of divine truths with wrongful actions and injustice are they who shall escape censure; they shall be graced with safety and security and the world is all before them and Providence their guide.

Abdul Haleem

It is those who have faith, and do not mix their faith with idolatry, who will be secure, and it is they who are rightly guided.’

Abdullah Yusuf Ali

"It is those who believe and confuse not their beliefs with wrong - that are (truly) in security, for they are on (right) guidance."

Abul A'la Maududi

Those who believe and did not tarnish their faith with wrong-doing for them there is security, and it is they who have been guided to the right way.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This entire section shows that those people did not deny the existence of God as the creator of the heavens and earth. Their real guilt was that they associated others in His attributes and His rights over man. In the first place, Abraham himself clearly states that they associated others with God as His partners. In the second place, the way in which Abraham mentions God in addressing these people is suitable only for a people who did not deny the existence of God. We must, therefore, regard as incorrect the opinion of those Qur'anic commentators who try to explain this verse on the assumption that the people of Abraham either denied or were unaware of the existence of God, and considered their own deities to be the exclusive possessors of godhead. The expression 'and did not tarnish their faith with wrong-doing' led some Companions to the misapprehension that perhaps this 'wrong-doing' signified 'disobedience'. But the Prophet (peace be on him) has made it clear that this wrong-doing signifies shirk (associating others with God in His divinity). The verse means, therefore, that they alone are fully secure and rightly-guided who believe in God and do not mix their faith with any polytheistic belief and practice. It is interesting to learn that this incident, which is the starting-point of Abraham's prophetic career, has found no place in the Bible. It is mentioned only in the Talmud. The Talmudic version, however, is different from the Qur'anic version in two ways. First, in the Talmudic version Abraham's quest for the Truth begins with the sun and then proceeds by way of the stars to his discovery of the One True God. Second. it states that Abraham not only held the sun to be his Lord but even worshipped it, and that the same happened in connection with the moon.

Aisha Bewley

Those who have iman and do not mix up their iman with any wrongdoing, they are the ones who are safe; it is they who are guided. ’

Al-Hilali & Khan

It is those who believe (in the Oneness of Allâh and worship none but Him Alone) and confuse not their belief with Zulm (wrong i.e. by worshipping others besides Allâh), for them (only) there is security and they are the guided.[1]

Ali Quli Qarai

Those who have faith and do not taint their faith with wrongdoing —for such there shall be safety, and they are the [rightly] guided. ’

Amatul Rahman Omar

It is only those who believe and have not polluted their faith with associating partners with Allâh, to whom belongs peace (and salvation). It is these alone who are rightly guided.

Arthur John Arberry

Those who believe, and have not confounded their belief with evildoing -- to them belongs the true security; they are rightly guided.

Bijan Moeinian

"Yes; only those deserve peace who believe in God and worship none but God. Such people are at peace and rightly guided."

E. Henry Palmer

Those who believe and do not obscure their faith with wrong, they are those who shall have security, and they are guided.

Edip-Layth

Those who acknowledge and do not dress their acknowledgement with inequity; they will have security, and they are guided.

George Sale

Those who belief and mix not up their belief with injustice -- it is they who shall have peace, and who are rightly guided.

Hamid S. Aziz

It is those who believe and confuse not their faith with wrong, they are those who shall have security, and they are the rightly guided.

Mahmoud Ghali

The ones who have believed and have not confounded their belief with injustice, to those belong the (true) security, and they are right-guided.

Marmaduke Pickthall

Those who believe and obscure not their belief by wrongdoing, theirs is safety; and they are rightly guided.

Mohamed Ahmed - Samira

They alone have peace who believe and do not intermix belief with denial, and are guided on the right path. "

Muhammad Asad

Those who have attained to faith, and who have not obscured their faith by wrongdoing-it is they who shall be secure, since it is they who have found the right path!"

Mustafa Khattab

It is ˹only˺ those who are faithful and do not tarnish their faith with falsehood[1] who are guaranteed security and are ˹rightly˺ guided.

Progressive Muslims

Those who believe and do not dress their belief with wrongdoing; they will have security, and they are guided.

Rashad Khalifa

Those who believe, and do not pollute their belief with idol worship, have deserved the perfect security, and they are truly guided.

Sahih International

They who believe and do not mix their belief with injustice - those will have security, and they are [rightly] guided.

Sam Gerrans

“Those who heed warning and clothe not their faith in injustice: those have security, and they are guided.”

Shabbir Ahmed

Those who attain belief and cloak not their belief with wrong doctrines, for them is inner peace and security. They are rightly guided.

Syed Vickar Ahamed

"It is those who believe and do not confuse their beliefs with wrong— Who are (truly) in security, for they are on (right) guidance. "

Taqi Usmani

Those who have believed and have not mixed their faith with injustice are the ones who deserve peace, and it is they who are on the right path.

The Monotheist Group

Those who believe and do not confound their belief with wrongdoing; they will have security, and they are guided.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 82. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 82. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 82. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩